• Türkçe
  • English

FMGTEK 2020 - Kongre Kitapçığı





Determination Of 5th Grade Students’ Misconceptions About Frictional Force Using Concept Cartoons


Emine Yurtyapan1, Ayşe Gül Çirkinoğlu Şekercioğlu1
1Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 81 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine misconceptions of 5th grade students about frictional force through concept cartoons. Descriptive survey model, one of the quantitative research methods, was used in the study. The study sample Turkey's Marmara region in a secondary school in the 2019-2020 academic year studying at (N = 54) consists of 5th grade students. The sample consisted of 54 students, of which 27 are female and 27 are male. The sample was determined by convenience sampling method. The data were obtained by using concept cartoons developed by the researcher. Descriptive statistics were used in the analysis of the data. As a result of the research, it has been observed that middle school 5th grade students have many misconceptions about frictional force and that concept cartoons are effective in determining misconceptions. For example, 51.85% of students have the misconception that there is no friction force in the empty glass (filled with air), and there is no friction force on polished wood, ice-smooth surfaces (50%).Concept cartoon supported argumentation teaching method can be used to overcome the misconceptions of the students about the excessive privatization type they have on the friction force.

Ortaokul 5. Sınıf Öğrencilerinin Sürtünme Kuvveti Konusuna Ilişkin Kavram Yanılgılarının Kavram Karikatürleri Ile Belirlenmesi


Emine Yurtyapan1, Ayşe Gül Çirkinoğlu Şekercioğlu1
1Balıkesir Üniversitesi


Bildiri No: 81 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin sürtünme kuvveti konusuna yönelik kavram yanılgılarını kavram karikatürleri kullanarak belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi 2019-2020 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin Marmara Bölgesi'ndeki bir ortaokulda öğrenim gören 27 kız 27 erkek öğrenci olmak üzere toplam 54 beşinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Örneklem ulaşılabilirlik esası göz önünde bulundurularak uygun örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen kavram karikatürleri kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin sürtünme kuvveti konusuyla ilgili pek çok kavram yanılgısına sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin %51,85'i içi boş bardakta (hava ile dolu) sürtünme kuvvetinin olmadığı kavram yanılgısına sahiptir. Öğrencilerin %50'sinde cilalı tahta, buz gibi pürüzsüz yüzeylerde sürtünme kuvvetinin hiç olmadığı kavram yanılgısı belirlenmiştir. Çalışmada kavram karikatürlerinin kavram yanılgılarının belirlenmesinde etkili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin sürtünme kuvveti konusunda sahip oldukları aşırı özelleme türündeki kavram yanılgılarının giderilmesi için kavram karikatürü destekli argümantasyon öğretim yöntemi kullanılabilir.


Examination Of Pre-service Teachers Experimental Designs Based On Poe


Banu KARA1, Merve SAK1, Elif BENZER1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 149 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The study aims to determine the competence of pre-service teachers on experimental designs based on POE. In the study, a single case holistic design was used from qualitative research methods.The research was carried out with 57 pre-service teachers taking Science Teaching Laboratory Practices-2 course at a university in Istanbul. In the study, an application study was carried out by giving a four-hour seminar course about the POE method to prospective teachers. Later, pre-service teachers were divided into groups and designed an experiment suitable for POE method on fermentation. Thus, a total of 17 POE based experimental designs were created. In the study, the POE design measurement tool (POED) developed by researchers as a result of literature review was used as a data collection tool in order to evaluate experimental designs based on POE. POED; It consists of a total of 13 items. In order to ensure the validity of the item, the opinion of a field expert and a language expert was taken. Experimental designs were descriptively analyzed by two independent evaluators by means of closed coding in terms of expressions during the prediction, observation, explanation stages and general writing of the design. The agreement percentage of the data was calculated as .86. The data obtained as a result of the analyzes were evaluated by making frequency, percentage and average calculations and quotations from the answers of pre-service teachers were presented. As a result of the research, it was determined that the pre-service teachers' experimental designs were moderate in the estimation stage, good in the observation stage, weak in the disclosure stage, and good in the general writing. From this point of view, it is recommended to include laboratory practices designed with innovative approaches such as POE and the original designs of pre-sevice teachers’ in teacher training programs.

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Tga’ya Dayalı Deney Tasarımlarının Incelenmesi


Banu KARA1, Merve SAK1, Elif BENZER1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 149 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı fen bilimleri öğretmen adaylarının TGA’ya dayalı deney tasarımı konusundaki yeterliliklerinin belirlenmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden bütüncül tek durum deseninden yararlanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında İstanbul’da bulunan bir üniversitede Fen Öğretimi Laboratuvar Uygulamaları-2 dersini almakta olan 57 fen bilgisi öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Çalışma kapsamında öğretmen adaylarına TGA yöntemiyle ilgili dört saatlik seminer dersi verilmiştir. Seminer dersi boyunca öğretmen adaylarıyla TGA uygulamaları etkileşimli olarak yürütülmüştür. Seminerden üç hafta sonra öğretmen adaylarının üç veya dört kişilik gruplara ayrılarak mayalanma konusunda TGA yöntemine uygun bir deney tasarlamaları ve bu tasarımı rapor haline getirmeleri istenmiştir. Böylece toplam 17 adet TGA’ya dayalı deney tasarımı oluşturulmuştur. Çalışmada TGA’ya dayalı deney tasarımlarını değerlendirmek amacıyla araştırmacılar tarafından alan yazın taraması sonucunda geliştirilen TGA tasarımı ölçme aracı (TGAT) veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. TGAT; tahmin kısmında beş, gözlem kısmında dört, açıklama kısmında iki ve TGA ile yapılan tasarımın bütüncül bir şekilde yazılmasında iki madde olmak üzere toplam 13 maddeden oluşmaktadır. Oluşturulan maddelerin geçerliliğinin sağlanabilmesi amacıyla bir alan uzmanı ve dil uzmanının görüşü alınmıştır.TGA’ya dayalı deney tasarımları tahmin, gözlem, açıklama aşamalarındaki ifadeler ve tasarımın genel yazımı bakımından kapalı kodlama yoluyla betimsel olarak iki bağımsız değerlendirici tarafından analiz edilmiş veverilerin güvenirliği için hesaplanan uyuşum yüzdesinin .86 olduğu belirlenmiştir. Analizler sonucunda elde edilen veriler frekans, yüzde ve ortalama hesaplamaları yapılarak değerlendirilmiş ve öğretmen adaylarının cevaplarından alıntılar sunulmuştur. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının TGA’ya dayalı deney tasarımlarının tahmin aşamasında orta, gözlem aşamasında iyi, açıklama aşamasında zayıf, genel yazımının ise iyi olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle öğretmen yetiştirme programlarında fen öğretimi laboratuvarı uygulamaları dersleri işlenirken TGA gibi yenilikçi yaklaşımlarla tasarlanan laboratuvar uygulamalarına ve öğretmen adaylarının özgün tasarımlarına yer verilmesi önerilmektedir.


From Fantasy-focused Reasoning To Data-focused Reasoning: Do Students Advance In The Desired Direction In Their Beliefs About Science?


Ayşe Nur KESKİN1, Ahmet KILINÇ1
1ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 157 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The problem of demarcation of science and pseudo science, how science/scientific activities progress , and whether scientific knowledge change or not have been responded differently throughout the history. In science classes, the connection of science with fields such as philosophy, history, psychology and sociology is categorised under the title of Nature of Science. With the addition of socio-scientific subjects to the 2013 Science Curriculum, it has been started to investigate which criteria the students take as a basis when deciding on such subjects and how they use their beliefs about the nature of science. In this study, within the scope of the FESKÖK project, which aims to reveal the effects of science education focused on sociological subject, students were presented with scenarios that try to decide around a socio-scientific subject and contain different views. In addition, regarding these scenarios, the question, "Do you think there is not a single answer in science?” was oriented. The data of 5th and 8th grade students trained within the scope of the project were examined as pre-test and post-test, and the responses given to the open-ended question were subjected to a comparative thematic analysis. The participants of the study consisted of 15 students in 5th grades and 25 students in 8th grades. The responses given by the students were divided into developmental groups in terms of the impact of the project. The study results contain significant differences from the literature in which beliefs about the nature of science are studied. Students were divided into as developmentally; those do not change fantasy-oriented reasoning, developers from fantasy-oriented reasoning to data-oriented reasoning, and those that do not change data-oriented reasoning.

Fantazi Odaklı Muhakemeden Veri Odaklı Muhakemeye: Acaba Öğrenciler Bilim Ile Ilgili Inançlarında Istenen Yönde Ilerliyorlar Mı?


Ayşe Nur KESKİN1, Ahmet KILINÇ1
1ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 157 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilim ve sahte bilimin ayrılması, bilimin nasıl ilerlediği ve bilimsel bilginin değişip değişmeyeceği gibi sorulara felsefeciler tarih boyunca farklı yanıtlar vermişlerdir. Fen derslerinde bilimin felsefe, tarih, psikoloji ve sosyoloji gibi alanlarla bağlantısı Bilimin Doğası başlığı altında incelenir. 2013 Fen Öğretim Programı’na sosyo-bilimsel konuların eklenmesiyle birlikte öğrencilerin bu tür konularda karar verirken hangi ölçütleri baz aldıkları ve bilimin doğası ile ilgili inançlarından nasıl faydalandıkları araştırılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada sosyobilimsel konu odaklı Fen öğretiminin etkilerini ortaya çıkarmayı amaçlayan FESKÖK projesi kapsamında, öğrencilere sosyo-bilimsel bir konu etrafında karar verilmeye çalışılan ve farklı görüşler içeren senaryolar sunulmuştur. Ayrıca bu senaryolar ile ilgili olarak‘Sizce bilimde bir sorunun tek bir cevabı olmaz mı ?’ sorusu yöneltilmiştir. Proje kapsamında eğitim gören 5. ve 8. sınıf öğrencilerinin verileri ön test ve son test olarak incelenmiş, belirtilen açık uçlu soruya verilen cevaplar kıyaslamalı bir tematik analize tabii tutulmuştur. Çalışmanın örneklemini 5. sınıflarda 15, 8. sınıflarda ise 25 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin verdikleri yanıtlar projenin etkisi bakımından gelişimsel gruplara ayrılmıştır. Çalışma sonuçları bilimin doğası ile ilgili inançların çalışıldığı literatürden önemli farklılıklar içermektedir. Öğrenciler gelişimsel olarak fantazi odaklı muhakemesini değiştirmeyenler, fantazi odaklı muhakemeden veri odaklı muhakemeye gelişim gösterenler ve veri odaklı muhakemesini değiştirmeyenler olarak ayrılmıştır. 

 


Comparison Of Motivation And Scientific Process Skills Of Public And Private School 6th Grade Students Towards Science Course [1]


Pınar URAL KELEŞ1, Ahmet SALMAN1
1Ağrı İbrahim Çeçen Üni.


Abstract No: 229 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this research is to compare the motivation and scientific process skills of 6th grade students studying in public and private schools towards science course. The research using the correlational survey model was carried out in a province in the Eastern Anatolia Region of Turkey with a total of 315 sixth grade students, 169 of whom are at the public schools, 146 of whom are at private schools in the city center. In the research, Motivation Scale and Scientific Process Skills test, which was taken from the literature and whose pilot studies had been done were used as data collection tools. The data obtained in the study were analyzed in SPSS 21.0 software and evaluated at 0.05 significance level. As a result of the study, the average score of the scientific process skills of students studying in private schools was 86.95, whereas the average score of the scientific process skills of students studying in public schools was 69.47, and this difference was found to be statistically significant (p <0.05). In terms of motivation towards science, no significant difference was found between the mean scores of students studying in public and private schools (p> 0.05). In the study, it was also determined that there was no significant correlation between the levels of motivation-BSB values of students studying in both public and private schools. It is among the recommendations of the study to give more space to the activities that will improve the Scientific Process Skills of the students studying in public schools.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
[1] Bu çalışma, ikinci yazarın yüksek lisans tezinden üretilmiştir
[2] Dr. Öğrt. Üyesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, e-posta: pukeles@yahoo.com.tr
[3] Yüksek lisans öğrencisi

Devlet Ve Özel Okul 6. Sinif Öğrencilerin Fen Bilimleri Dersine Yönelik Motivasyon Ve Bilimsel Süreç Becerilerinin Karşilaştirilmasi


Pınar URAL KELEŞ1, Ahmet SALMAN1
1Ağrı İbrahim Çeçen Üni.


Bildiri No: 229 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı; devlet ve özel okullarda öğrenim gören 6. sınıf öğrencilerin fen bilimleri dersine motivasyon ve bilimsel süreç becerilerinin karşılaştırılmasıdır. Tarama modelinin kullanıldığı araştırma; Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilde Merkez’e bağlı 169’u devlet, 146’sı özel okul olmak üzere, toplam 315 altıncı sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak literatürden alınan ve pilot çalışmaları yapılan Motivasyon Ölçeği ve Bilimsel Süreç Becerileri testi kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programında analiz edilmiş ve 0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda özel okullarda okuyan öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinin puan ortalaması 86,95 iken devlet okullarında okuyan öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinin puan ortalaması 69,47 olarak belirlenmiş ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Fene yönelik motivasyon açısından bakıldığında ise devlet ve özel okullarda öğrenim gören öğrencilerin puan ortalamaları arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır  (p>0,05). Çalışmada ayrıca hem devlet hemde özel okullarda öğrenim gören öğrencilerin motivasyon-BSB değerleri düzeyleri anlamlı bir doğrusal korelasyonun olmadığı belirlenmiştir. Özellikle devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin Bilimsel Süreç Becerilerini geliştirecek etkinliklere daha fazla yer verilmesi çalışmanın önerileri arasındadır.


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
[1] Bu çalışma, ikinci yazarın yüksek lisans tezinden üretilmiştir
[2] Dr. Öğrt. Üyesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, e-posta: pukeles@yahoo.com.tr
[3] Yüksek lisans öğrencisi


 


Reflections Of Science Education Applications From Doctorate Course To Elementary School


Kerime Özgür1, Mızrap Bulunuz1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 4 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Learning and innovation are central to 21st century skills. These include critical thinking and problem solving, communication, collaboration and creativity. In order for these skills to be realized in educational environments, the content of science courses should be renewed in the light of scientific and technological developments. From this point of view, what was learned in the doctoral course “New Approaches in Science Teaching” was applied in the elementary classroom and the observations were evaluated. For this purpose, students made self-discoveries by asking questions. Activities that allow them to learn socially in communication with their friends were implemented in the classroom. This is an action research, as these practices are carried out in the classroom where the researcher is a teacher. The study was carried out with five doctorate students in the doctorate course and 34 second grade students in the public primary school. In the research, more qualitative data collection tools such as observation, stories and memories written by students and pictures drawn were used. In the Ph.D. course, ideas were produced on how science experiments, such as recipes, could be questioned, explored, and adapted to the form of invention and design. After the experiments were conducted, the students were encouraged to write and record their observations about the experiment and to express their experiences in written or oral form and to integrate them with other fields. The data collected about the activities were noted; these data were arranged and tabulated. After the activities, examples from real life were given and connections were made with the new information learned. Based on the findings, students should be given the opportunity to think and act like scientists in science classes in elementary school, ask questions, experiment, discover and make new designs and produce products by using the knowledge they have learned.
 

Doktora Dersinden Ilkokul Sınıfına Fen Eğitimi Uygulamalarının Yansımaları


Kerime Özgür1, Mızrap Bulunuz1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 4 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğrenme ve yenilik 21. yüzyıl becerilerinin merkezini oluşturmaktadır. Bunlar eleştirel düşünme ve problem çözme, iletişim kurma, işbirliği ve yaratıcılıktır. Bu becerilerin eğitim ortamlarında gerçekleşmesi için, fen bilimleri derslerinin içeriğinin bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında yenilenmesi gerekmektedir. Bu görüşten yola çıkarak, “Fen Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar” adlı doktora dersinde öğrenilenler, okulda uygulanmış ve yapılan gözlemler değerlendirilmiştir. Bu amaçla öğrenciler soru sorarak kendi kendilerine keşifler yapmıştır. Arkadaşlarıyla iletişim içinde sosyal öğrenmelerine olanak veren etkinlikler hazırlanıp sınıfta uygulanmıştır. Söz konusu uygulamalar, araştırmacının öğretmeni olduğu sınıfta yapıldığı için, bu bir eylem araştırmasıdır. Çalışma, doktora dersinde beş doktora öğrencisi ile, devlet ilkokulunda ise 34 ikinci sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada gözlem, öğrencilerin yazdıkları hikâye ve anılar, çizdikleri resimler gibi daha çok nitel veri toplama araçları kullanılmıştır. Doktora dersinde, yemek tarifi gibi yazılmış olan bir fen deneyi, araştırarak-sorgulayarak, keşfederek ve icat ve tasarım yapma formuna nasıl uyarlanabileceğine dair fikirler üretilmiştir. Deneyler yapıldıktan sonra, öğrencilerden deneyle ilgili gözlemlerinin yazarak çizerek kayıt etmeleri, deneyimlerini yazılı ya da sözlü  anlatmaları teşvik edilerek diğer alanlarla bütünleştirilmesi sağlanmıştır. Etkinliklerle ilgili toplanan veriler not edilmiş; bu veriler düzenlenerek tablo haline getirilmiştir. Yapılan etkinlikler sonrası, gerçek yaşam içinden örnekler verilerek, öğrenilen yeni bilgilerle bağlantılar kurulması sağlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgulardan hareketle, ilkokulda Fen Bilimleri derslerinde öğrencilerin bilim insanı gibi düşünebilme ve davranabilme becerilerinin kazandıracak, soru sorma, deneme, keşfetme ve yeni tasarımlar yapma ve öğrendikleri bilgileri kullanarak ürün ortaya çıkarmalarına fırsat verilmelidir.
 


The Effects Of Using The Workshops And The Observations Of Sky Over The Teaching Astronomy Upon The Academic Achievements


Ebru Karadağ1
1Karaköprü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü


Abstract No: 8 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

On the one hand, Astronomy provides the student with a wide perspective, on the other hand, it provides them the cross-sections of other fields of basic sciences and the potential and freedom of philosophical thinking. The concepts entering our daily life with every aspect of the space age have made astronomy culture an irreplaceable position (Koçer, 2002). Trundle and Troland (1996) stated that the concepts containing in astronomy are daily observable events, however; the least understood subject. However, all students have not access to extra-curricular learning environments because of the the province that they are in. There isn't any observatory or science center in Karaköprü district of Şanlıurfa which is one of these regions. In addition to this, telescope or equipment is not available in official institutions. The the issue in this research is how a science festival which has planned and in which including the sky observation as a teaching material, workshops and models will held in the district under the above mentioned  conditions  will affect  the students' success in astronomy.
        The research was carried out in two different public high schools which has dormitory in Şanlıurfa province in the 2019-2020 academic year. Totally 106 students of 9th and 10th grades were included in the study group. In the research, single group pre-test and post-test design was used. Astronomy achievement test designed by Gündoğdu (2014) was used to learn the academic achievement level of the students. After that, the final test was conducted with the purpose of revealing the changes in students' academic achievement after learning with model, workshops, and the observation of the sky. A consequence of the analyzes, a significant difference was observed between the pre-test and post-tests. In the province, similar studies could be organized to include larger groups of students arrestingly in the future.
 

Gökyüzü Gözlemlerinin Ve Atölye Çalışmalarının Astronomi Öğretiminde Kullanılmasının Akademik Başarıya Etkisi


Ebru Karadağ1
1Karaköprü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü


Bildiri No: 8 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Astronomi geniş bir bakış açısı ile öğrenciye bir yandan temel bilimlerin diğer alanlarının ara kesitlerini gösterirken, öte yandan da felsefi düşünme potansiyeli ve özgürlüğünü sağlar. Uzay çağının her yönüyle günlük yaşamımıza giren kavramları astronomi kültürünü vazgeçilmez bir konuma getirmiştir (Koçer, 2002). Bu anlamda bu bilim dalına yönelik farkındalık oluşturmak ve öğrencileri bu alana yönlendirmek bir sorumluluktur. Yapılan araştırmalar sonucunda öğrencilerde astronomiyle ilgili pek çok kavram yanılgılarının olduğu gözlenmiştir. Trundle ve Troland (1996) Astronomi içinde yer alan kavramların günlük gözlemlenebilen olaylardan olduğunu fakat en az anlaşılan konu olduğunu belirtmişlerdir. Astronomi kavramlarının öğretiminde okul dışı öğrenme ortamları önemli katkılar sunan ortamlardır. Fakat her öğrenci bulundukları bölge itibari ile okul dışı öğrenme ortamlarına erişim sağlayamamaktadır. Bu bölgelerden biri olan Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde uzay gözlemi yapılabilecek bir gözlemevi veya bilim merkezi bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra resmi kurumlarda teleskop veya donanımda bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilçede geçmiş yıllarda bu alanda farkındalık oluşturabilecek herhangi bir gece gözlemi veya gündüz Güneş gözlemine yönelik bir etkinlik yapılmadığı da görülmektedir. Yukarıda bahsedilen şartlar altında ilçede düzenlenen gökyüzü gözlemi, atölye çalışmaları ve modellerle öğretimin yapıldığı bir bilim şenliğinin öğrencilerin astronomi konularında başarılarına nasıl etki edeceği araştırmanın problemini oluşturmaktadır.
Araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılında, Şanlıurfa ilinde bulunan pansiyonlu iki farklı devlet lisesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda toplamda 106 dokuz ve onuncu sınıf öğrencisi yer almıştır. Araştırmada tek gruplu ön test-son test deseni kullanılmıştır. Öğrencilerin akademik başarı düzeyini öğrenebilmek için Gündoğdu (2014) tarafından geliştirilen Astronomi başarı testi kullanılmıştır. Öncelikle öğrencilerin akademik başarı düzeyini öğrenebilmek için ön test yapılmıştır. Daha sonra gökyüzü gözlemi, atölye çalışmaları ve modellerle öğretimin ardından öğrencilerin akademik başarılarındaki değişimlerini ortaya çıkarabilmek amacıyla son test yapılmıştır. Analizler sonunda ön test ve son testler arasında olumlu yönde anlamlı bir farklılık olduğu gözlenmiştir. İleride benzer çalışmalar bölgede daha büyük öğrenci gruplarını kapsayacak şekilde düzenlenip astronomiye dikkat çekilebilir.


Impact Of Nature Education Activities On The Attitudes And Perceptions Of Specially Talented Students Towards Nature


Esra Zaim Akın1, Yusuf Durmuş2, Hasan Düzgünoğlu1
1Silifke Bilim ve Sanat Merkezi
2Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 301 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

        All nature trainings are based on protecting nature and its resources. In addition to getting information, nature trainings need to positively affect people's behavior, attitudes and personalities. People having positive permanent changes in the behavior become more active in solving environmental problems. The nature education is aimed at especially gifted pupils being influenced by the technological world and having little connection with nature in cities that they live, recognizing nature with an interdisciplinary approach; developing positive attitudes on nature; getting the functional connection between nature and science; developing problem-solving skills; disseminating the gains being achieved in environments before. Long-term goals are the ability to create new ideas using the knowledge, skills and competencies acquired of the nature education; revealing original studies; the ability to make functional projects, comprehensive, original designs and inventions
       The nature education project was held by Silifke BILSEM via TUBITAK in Silifke Mersin, where is one of the largest places with biodiversity and endemism. The activities have made students learn nature, science, technology and art with their age, which will spark curiosity permanently and effectively, were done by experts in their field by modern teaching methods and techniques. The target group of the project was 36 gifted pupils at Science&Art Centers in Mersin and districts (6th,7th,8th, and 9th grades). Activities were conducted as sightseeing-observation, field studies, experimental applications, artistic-sporting activities, workshops and group studies, measurement and evaluation so they learn by providing interdisciplinary interaction, practical way, doing, living, associating with daily life. It can be said that nature education is an effective learning method in developing the attitudes and perceptions on environment and nature. It is believed the education, enriched with different methods and techniques, will serve as an example for supporting work to be done and developing policies for gifted pupils by the necessary measures.
 

Özel Yetenekli Öğrencilerin Doğaya Karşı Tutum Ve Algılarına Doğa Eğitimi Etkinliklerinin Etkisi


Esra Zaim Akın1, Yusuf Durmuş2, Hasan Düzgünoğlu1
1Silifke Bilim ve Sanat Merkezi
2Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 301 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

          Doğa ile ilgili verilecek tüm eğitimlerin temelinde doğayı ve doğal kaynakları korumak vardır. Doğa eğitimleri bilgi vermenin haricinde, insanların davranış, tutum ve kişiliklerini de olumlu yönde etkileyecek düzeyde olmalıdır. Bu konuda davranışlarında olumlu yönde kalıcı değişiklik olan kişiler çevre sorunlarının çözümünde daha aktif olurlar. Bu bağlamda yapılan doğa eğitimi ile teknolojik dünyanın etkisinde kalan, yaşadıkları kentlerde doğayla bağlantısı az olan özel yetenekli öğrencilerin disiplinler arası bir yaklaşımla doğayı tanıması, doğaya karşı olumlu tutumlar geliştirmeleri, doğa ile bilim arasındaki işlevsel bağlantıyı anlamaları, doğayı korumaya yönelik problem çözme becerilerini geliştirmeleri ve elde ettikleri kazanımları gittikleri ortamlarda yaygınlaştırmaları amaçlanmıştır. Uzun vadede ise doğa eğitimindeki etkinlikler sonucunda edindikleri bilgi, beceri ve yeterlilikleri kullanarak yeni fikirler üretebilmeleri ve özgün çalışmalar ortaya koyabilmeleri, işlevsel projeler, kapsamlı, özgün tasarımlar ve buluşlar yapabilmelerini sağlamak hedeflenmiştir.
         Silifke Bilim ve Sanat Merkezi’nin TÜBİTAK desteğiyle gerçekleştirdiği , doğal zenginlikleri bir arada barındıran, ülkemizin biyoçeşitlilik  ve endemizm oranı en yüksek bölgelerinden biri olan Mersin’in Silifke ilçesinde  doğa eğitimi projesi uygulanmıştır. Bu projede, alanında uzman eğitmenler tarafından modern öğretim yöntem ve teknikler kullanılarak, öğrencilerin yaşlarına uygun, ilgi ve merak uyandıracak, kalıcı ve etkili öğrenmelerini sağlayacak içerikte Doğa, Bilim, Fen, Teknoloji ve Sanat ile ilgili konuları kapsayan etkinlikler uygulanmıştır. Projenin hedef kitlesini Mersin merkez ve ilçelerinde bulunan Bilim ve Sanat Merkezileri’nde öğrenim gören 6., 7., 8. ve 9. sınıf özel yetenekli 36 öğrenci oluşturmuştur. Etkinlikler gezi-gözlem, saha çalışmaları, deneysel uygulamalar, sanatsal ve sportif faaliyetler, atölye ve grup çalışmaları, ölçme ve değerlendirme şeklinde yapılmıştır. Böylece disiplinler arası etkileşim sağlanarak, uygulamalı şekilde, yaparak, yaşayarak, günlük yaşamla ilişkilendirerek öğrenmeleri amaçlanmıştır. Doğa eğitiminin, öğrencilerin çevreye ve doğaya yönelik tutum ve algılarının geliştirilmesinde etkili bir öğrenme yöntemi olduğu söylenebilir. Farklı yöntem ve tekniklerle zenginleştirilmiş bu eğitimin, özel yetenekli olan öğrencilere yönelik yapılacak olan çalışmaları desteklemek, gerekli önlemleri almak ve politika geliştirmek açısından bir örnek teşkil edeceğine inanılmaktadır.
 


Evaluation Of Food Consciousness, Ready-to-food Consumption Behavior And Nutrition Learning Self-efficacy Of Pre-service Science Teachers


Filiz GÜLHAN1, Fatma ŞAHİN2
1MEB
2Marmara Üniversitesi


Abstract No: 368 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today, while the variety of food products increases, food-borne health problems are on the rise. For this reason, every individual should have food awareness. In order to raise children as individuals with food consciousness, it is important for teachers to have this awareness and to be able to reflect this with various teaching methods. In this research, it was aimed to evaluate the food consciousness, ready food consumption behaviors and nutrition teaching self-efficacy of pre-service science teacher. The surveys named Food Consciousness Questionnaire, Ready Food Consumption Behavior Questionnaire and Nutrition Teaching Self-Efficacy Questionnaire were used in the study in which survey method was used. The questionnaires consisted of closed and open-ended questions. The research was carried out with 41 teacher candidates studying in the 3rd grade of the Science Education Department of a state university in Istanbul in the 2018-2019 academic year. The data obtained from the surveys were subjected to descriptive analysis. As a result of the analysis made; the pre-service teachers did not have enough information about food additives and E codes, their preferences were mostly affected by health and hygiene, advertisements affected the least, they continue to consume even though they are aware of the damages of ready-made foods, they do not have sufficient knowledge about different diet recipes, it has been determined that they mostly consider them as a conscious consumer and they mostly stated that they would use the expression method in nutrition education. In the light of the obtained results, suggestions were made for undergraduate level nutrition awareness and education courses, and school-based nutrition education for secondary school students. 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarinin Gida Bilinçlerinin, Hazir Gida Tüketim Davranişlarinin Ve Beslenme Öğretimi Öz Yeterliliklerinin Değerlendirilmesi


Filiz GÜLHAN1, Fatma ŞAHİN2
1MEB
2Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 368 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde gıda ürünlerinin çeşitliliği artarken bir yandan da gıda kaynaklı sağlık sorunları artış göstermektedir. Bu nedenle her bireyin gıda bilincine sahip olması gerekmektedir.  Çocukların gıda bilincine sahip olan bireyler olarak yetiştirilmesi için öncelikle öğretmenlerin bu farkındalığa sahip olmaları ve bunu çeşitli öğretim yöntemleriyle yansıtabilmeleri önem arz etmektedir. Bu araştırmada Fen Bilgisi öğretmen adaylarının gıda bilinçleri, hazır gıda tüketim davranışlarının ve beslenme öğretimi öz yeterliliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tarama yönteminin kullanıldığı araştırmada Gıda Bilinci Anketi, Hazır Gıda Tüketim Davranışı Anketi ve Beslenme Öğretimi Öz Yeterlilik Anketi adlı anketler kullanılmıştır. Anketler kapalı ve açık uçlu sorulardan oluşturulmuştur. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılında İstanbul’daki bir devlet üniversitesinin Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünün 3. sınıfında öğrenim görmekte olan 41 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Anketlerden elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda; öğretmen adaylarının gıda katkı maddeleri ve E kodları hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları, hazır gıda tercihlerini en çok sağlık ve hijyenin etkilediği, reklamların ise en az etkilediği, hazır gıdaların zararlarının farkında olmalarına rağmen tüketmeye devam ettikleri, farklı diyet reçeteleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları, kendilerini çoğunlukla bilinçli tüketici olarak gördükleri ve beslenme öğretiminde çoğunlukla anlatım yöntemine başvuracaklarını belirttikleri tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında lisans düzeyindeki beslenme farkındalığı ve öğretimini içeren derslere, ortaokul düzeyindeki öğrenciler için okul temelli beslenme eğitimine yönelik önerilerde bulunulmuştur. 


Web 3.0 In Learning Environments: A Systematic Review


ESRA AÇIKGÜL FIRAT1, SELÇUK FIRAT1
1ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 110 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Web 3.0 technologies have inevitably affected educational research. Many studies have been conducted on the use of Web 3.0 tools in learning environmentes. The synthesis and summarization of the results of these studies with a systematic review is considered important in terms of being the source of future research and helping to spread the use of these technologies in education. Hence the purpose of this systematic review is to obtain a better understanding of how Web 3.0 technologies can be used to enhance quality of educational settings. The systematic analysis was conducted by 81 papers. The PRISMA Statemant was used in the research and report generation process. Papers related to semantic, augmented reality, intelligent tutoring system, 3d visual environments, 3d games and ontologies is included in the study. The results show that in 2008 and 2013 there was an increase in the number of studies. In addition, most experimental studies have been conducted in this literature and the studies in the discipline of science education are more than other disciplines. When the data collection tools used in the studies were examined, it was found that the majority of the studies were quantitative and most benefited from surveys, questionnaires and observational information in the data collection process. In addition, the majority of studies focus on the learning usefulness and learning outcomes of the software used in the research. Furthermore, suggestions for future researches were made in line with the limitations and results of the study.
 

Öğrenme Ortamlarına Web 3.0 Entegrasyonu: Bir Sistematik Derleme Çalışması


ESRA AÇIKGÜL FIRAT1, SELÇUK FIRAT1
1ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 110 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Web 3.0 teknolojilerinin gelişimi eğitim araştırmalarını kaçınılmaz olarak etkilemiştir. Web 3.0 araçlarının öğrenme ortamlarında kullanımına ilişkin birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların sonuçlarının sistematik bir derleme ile sentezi ve özetlenmesi, gelecekteki araştırmalara kaynak olması ve bu teknolojilerin eğitimde kullanımının yaygınlaştırılmasına yardımcı olması açısından önemli görülmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada gerçekleştirilen sistematik derlemenin amacı, Web 3.0 teknolojilerinin öğrenme ortamlarına entegrasyonunu içeren çalışmaların incelenmesi ile eğitim ortamlarının kalitesini artırmak için bu teknolojilerin nasıl kullanılabileceğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmaktır. Sistematik derleme sürecinde 81 makale yer almaktadır. Araştırma ve rapor oluşturma sürecinde PRISMA Statement kullanılmıştır. Anlamsal web, artırılmış gerçeklik, akıllı öğretim sistemi, 3 boyutlu görsel ortamlar ve 3 boyutlu oyunlar ile ilgili çalışmalar araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, 2008 ve 2013 yıllarında çalışma sayısında bir artış olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, derlemede yer alan araştırmaların çoğu deneysel olarak yürütülmüştür ve fen eğitimi alanındaki çalışmalar diğer disiplinlerden daha fazladır. Çalışmalarda kullanılan veri toplama araçları incelendiğinde, çalışmaların çoğunun nicel olduğu ve bu çalışmalarda veri toplama sürecinde en çok anketlerden, ölçeklerden ve gözlemlerden faydalanıldığı belirlenmiştir. Buna ek olarak, çoğu çalışma kullanılan yazılımın öğrenme yararlılığına ve öğrenme çıktılarına odaklanmaktadır. Çalışmanın sınırlılıkları ve sonuçları doğrultusunda gelecekte yapılacak araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.
 


Analysis Of Discourse Patterns Experienced In Pair Programming


Uğurcan Demiröz1, Salih Birişçi2
1Özel Altınşehir Okulları
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 172 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Computer programming activities are carried out while various teaching approaches. As one of these approaches, group programming activities stand out. In this study, it is intended to analyze the functions of case designs lived during the interaction between the group members in the group programming activities conducted with third graders from primary school by revealing them. This study was conducted with a total of 20 third grade students, 19 boys and 1 girl, taking part in robotic club activities at a private school in the fall semester of 2019-2020 academic year. During the research process, programming activities that took place as group work were analyzed under the case study design and during this process, the discourse occurred between the group members were analyzed qualitatively by discourse analyze technique. The discourse that the students produced classified under cognitive and affective dimensions. In the fulfillment of the given task, asking questions to one another, giving explanations, offering suggestions, approving, rejecting, coming up with alternatives as students were classified as cognitive factors. On the other hand, organizing the group, concerning, encouraging, asking for going into action, shared decision making and appreciating are classified under affective factors. The discourse that occur among the group members is explained with the statements of the example students. Within the scope of conducted analysis, it is stated that the revealed discourse is experienced more on behalf of cognitive factors and the struggle in the process of reflecting the idea given is revealed. On the other side, it is identified that the discourse which encourage the group works gain importance under affective factors. As the occurred discourse is evaluated, while the programming activities are carried out in the form of group works, it is specified that the discourse contribute to group works and the awareness of acting in unison.

Grupla Programlama Sürecinde Yaşanan Söylem Örüntülerinin Incelenmesi


Uğurcan Demiröz1, Salih Birişçi2
1Özel Altınşehir Okulları
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 172 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEM kapsamlı müfredat incelendiğinde, bu kapsamda yer verilen robotik kodlama faaliyetlerinin öğrenciler üzerinde problem çözme, sorgulama ve eleştirel düşünme türünden becerileri gelişimini desteklediği çeşitli araştırmalarca ortaya konduğu görülmektedir. Bu kapsamda yer verilen bilgisayar programlama faaliyetleri gerçekleştirilmekte olup süreç içerisinde çeşitli öğretim yaklaşımları benimsenmektedir. Bunlar arasındaki yaklaşımlardan biri olarak grupla programlama faaliyetleri dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, ilköğretim 3. sınıf öğrencileriyle yürütülen grupla programlama etkinlikleri sürecinde grup üyeleri arasındaki etkileşim sürecinde yaşanan söylem örüntüleri ortaya çıkarılarak bunların grupla programlama sürecindeki işlevlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılı güz döneminde, özel bir okulda 3. sınıfta Robotik kulübü faaliyetlerinde yer alan 19’u erkek ve 1’i kız olmak üzere toplam 20 öğrenciyle yürütülmüştür. Araştırma sürecinde grup çalışması şeklinde gerçekleşen programlama etkinlikleri durum çalışması deseni altında incelenmiş olup, bu süreçte grup üyeleri arasında gerçekleşen söylemler nitel olarak söylem analizi tekniğiyle incelenmiştir. Öğrencilerin ortaya koymuş olduğu söylemler bilişsel ve duyuşsal boyutlar altında sınıflandırılmıştır. Verilen görevin yerine getirilmesinde grup üyelerinin birbirine soru sorma, açıklama yapma, öneri sunma, onaylama, karşı gelme, alternatif üretme şeklinde bilişsel faktörler altında sınıflandırılmıştır. Grubu organize etme, kaygılanma, teşvik etme, eyleme geçilmesini isteme, ortak karar verme ve takdir etme şeklindeki söylemler ise duyuşsal faktörler altında belirlenmiştir. Grup üyeleri arasında ortaya çıkan söylemler örnek öğrenci ifadeleriyle birlikte açıklanmıştır. Gerçekleştirilen analiz çerçevesinde, ortaya konan söylemlerin bilişsel faktörler lehine daha yoğun yaşandığı belirlenmiş olup sahip olunan fikir ve düşüncelerin yansıtılması sürecindeki gayret ortaya çıkarılmıştır. Öte yandan grup çalışmalarına teşvik edici söylemlerin duyuşsal faktörler altında ağırlık kazandığı belirlenmiştir. Meydana gelen söylemler genel olarak değerlendirildiğinde, programlama faaliyetlerinin grup çalışmaları şeklinde gerçekleştirilmesiyle birlikte grup çalışmalarına katkı sağlama ve birlikte hareket etme bilincinin gelişimi yönünde olumlu katkı sağladığı belirlenmiştir.


Computer And Instructional Technology Teachers' Views On Informal Learning


KUBRA BAL CETINKAYA1
1TUBITAK


Abstract No: 338 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Informal education is used as a complement to formal education in both science and social fields. Informal education approach can provide a more free and innovative educational environment for students. Today’s life requires much more than knowledge and thinking skills. For this reason, it is argued that individuals with 21st century skills can be successful in today's world. 21st century skills, skills related to learning and innovation, skills related to life and career, and Knowledge, Media and Technology Skills (Battle For Kids, 2019).
In this study, it was tried to reveal the opinions of Computer and Instructional Technologies (BÖTE) teachers on learning out of school. The research was designed as a phenomenology pattern in qualitative research model. The study group was chosen in accordance with criterion sampling, one of the purposeful sampling methods. Participants of the study consist of 4 Computer and Instructional Technologies (ICT) teachers who continue their teaching profession in İzmir province. In this study, semi-structured interview form was used to determine the opinions of ICT teachers on the concept of "learning out of school". The interview form was developed by the researcher. For the content and appearance validity of the form, opinions of 2 different field experts were taken and various changes were made to ensure the conformity of the form.
Considering the findings of the research, it was seen that the teachers defined distance education as an informal learning environment and they had opinions that informal learning activities increased students 'motivation for learning and improved students' communication skills. In addition, various suggestions regarding the issues that need to be considered while developing informal learning activities are presented.
 

Bilgisayar Ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenlerinin Okul Dışı Öğrenmeye Ilişkin Görüşleri


KUBRA BAL CETINKAYA1
1TUBITAK


Bildiri No: 338 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Okul dışı eğitim hem fen alanları hem de sosyal alanlarda örgün eğitimin tamamlayıcısı olarak kullanılmaktadır. Okul dışı eğitim yaklaşımı, çocuklar için daha özgür ve yenilikçi bir eğitim ortamı sağlayabilir. Günümüzde yaşam ve çalışma ortamları, bilgi birikimi ve düşünme becerilerinden çok daha fazlasını gerektirmektedir. Bu nedenle 21. Yy becerilerine sahip bireylerin günümüz dünyasında başarılı olabileceği tartışılmaktadır. 21. Yy becerileri, öğrenme ve yenilikçiliğe ilişkin beceriler, yaşam ve kariyere ilişkin beceriler ve Bilgi, Medya ve Teknoloji Becerileri başlıkları altında ele alınmaktadır (Battle For Kids, 2019). O nedenle okulun yanı sıra okul dışında da öğrencileri 21. Yy’a hazırlaması amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Geleceğin yetişkinlerini, 21. yy becerilerinde belirtilen hususlarda yetiştirmek için gerçekleştirilen proje ve oluşumların sayısı günden güne artış göstermektedir. Ülkemizde okul dışı eğitim kapsamında bilim merkezlerinde, özel veya devlet destekli eğitim atölyelerinde veya çeşitli proje ve etkinlikler aracılığıyla 21. yy bireylerinin ihtiyacı olan temel becerileri kazanmaları ve geleceğe bu şekilde hazırlanmalarına katkı sağlamak üzere Robotik ve Kodlama, Elektronik ve Programlama, Tasarım gibi eğitim atölyeleri düzenlenerek girişimlerin başladığı da görülmektedir.
Bu araştırmada da Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE) öğretmenlerinin okul dışı öğrenmeye ilişkin görüşleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırma nitel araştırma modelinde, olgu bilim (fenomoloji) deseni olarak tasarlanmıştır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemeye uygun olarak tercih edilmiştir. Çalışmanın katılımcıları İzmir ilinde öğretmenlik mesleğine devam eden 4 Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE) öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırmada, BÖTE öğretmenlerinin “okul dışı öğrenme” kavramına ilişkin görüşlerini belirlemek için yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Görüşme formu araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Formunun kapsam ve görünüş geçerliği için 2 farklı alan uzmanından görüşler alınmış ve formun uygunluğunu sağlamak üzere çeşitli değişiklikler yapılmıştır.
Araştırma bulgularına bakıldığında, öğretmenlerin uzaktan eğitimi okul dışı öğrenme ortamı olarak tanımladıkları ve okul dışı öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin öğrenmeye yönelik motivasyonunu artırdığı ve öğrencilerin iletişim becerilerini geliştirdiğine ilişkin görüşleri olduğu görülmüştür. Ayrıca, Okul dışı öğrenme etkinlikleri geliştirilirken dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin çeşitli öneriler de sunulmuştur.


An Investigation Of 5th And 7th Grade Middle School Students’ Conceptualizations Of Stem Integration


Ilgım Özergun1, Sevil Akaygün1
1Boğaziçi Üniversitesi


Abstract No: 37 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today’s world needs qualified people who have skills in multidisciplinary areas. For achieving this aim through the system of education, a new approach, STEM, acronym of science, technology, engineering and mathematics, has emerged. STEM education is an interdisciplinary approach which depends on representing product, design, model or solution for real life problems. Integration of STEM disciplines has become crucial for developing STEM related skills. Therefore, the purpose of this research is to examine how middle school students conceptualize STEM integration in their drawings. Totally, 82 students participated in the study. According to gender, there were 46 females and 38 males and according to grade, there were 45 fifth grade and 37 seventh grade students. In this study descriptive and causal comparative methodology from quantitative research design was used. Students’ STEM posters were analyzed by using the coding scheme developed by Akaygun & Aslan-Tutak (2016).  STEM posters were analyzed with respect to the two aspects; first the level of STEM integration, second representation of the purpose of STEM education. One researcher coded all the posters, then the other researcher coded 24 randomly selected posters (30%). The inter-rater reliability was found to be 87.5% for the conceptualization of STEM integration, and that for the purpose of STEM education was found to be 91.6%. Since groups were not normally distributed according to the grade level; Wilcoxon Signed Rank Test was applied and the results of the analysis showed that seventh grade students’ STEM conceptualization is statistically higher (p<.05) than fifth grade students. However, there was no significant difference according to students’ gender. In general students’ conceptualization of STEM integration was found to be very low as half of the posters (41 posters) were, coded as disconnected, only 3 posters were coded as integrated.


Perceptions Of Teachers Working In Turkey Towards Stem Education: A Systematic Literature Review


Aytaç KARAKAŞ1
1Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 106 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The emphasis on STEM education in terms of becoming widespread tends to increase gradually. Understanding teachers' beliefs and perceptions regarding STEM education is critical in terms of ensuring that they are equipped to use STEM approaches. The aim of this study is to review the literature about the perceptions of teachers working in Turkey on STEM education. In the study, answers to the following questions were sought for this aim.
  1. How do current studies characterize teachers' perceptions of STEM education?
  2. How do teachers define the challenges of STEM education?
  3. How do current studies characterize teachers' competence perceptions of STEM education?
In the study, publications of which sample consists of teachers working in Turkey, published in a scientific journal as Turkish or English between the years 2010-2020, and compatible with research questions were reviewed. Thematic analysis was used to find themes in the data. PRISMA guidelines and flow chart were used in this systematic literature compilation. The PRISMA guidelines include a 27-item checklist and a four-phase flow chart that summarizes the items required for transparency when performing literature reviews. Findings show that teachers consider STEM education important and rewarding for students, as well as reporting challenges in STEM education such as pedagogical challenges, curriculum challenges, structural challenges, concerns about students, concerns about assessments, and concerns about time. In addition, teachers reported that effective professional development that would improve their efforts to perform STEM education increased their self-efficacy.

Türkiye’de Görev Yapan Öğretmenlerin Stem Eğitimine Yönelik Algıları: Sistematik Bir Literatür Incelemesi


Aytaç KARAKAŞ1
1Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 106 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEM eğitiminin yaygınlaşmasına yönelik vurgu giderek artma eğilimindedir. Öğretmenlerin STEM eğitimi ile ilgili inançlarını ve algılarını anlamak STEM yaklaşımlarını kullanmaları için donanımlı olmalarını sağlamak açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de görev yapan öğretmenlerin STEM eğitimi ile ilgili algıları hakkındaki literatürü incelemektir. Çalışmada bu amaca yönelik aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır.
  1. Mevcut araştırmalar öğretmenlerin STEM eğitimi hakkındaki algılarını nasıl karakterize ediyor?
  2. Öğretmenler STEM eğitimin zorluklarını nasıl tanımlıyorlar?
  3. Mevcut araştırmalar öğretmenlerin STEM eğitimi ile ilgili yeterlik algılarını nasıl karakterize ediyor?
Çalışmada, 2010-2020 yılları arasında örneklemini Türkiye’de görev yapan öğretmenlerin oluşturduğu, İngilizce veya Türkçe olarak bilimsel bir dergide yayınlanan ve araştırma soruları ile uyumlu yayınlar incelenmiştir. Verilerdeki temaları bulmak için tematik analiz kullanılmıştır. Bu sistematik literatür derlemesinde PRISMA klavuzları ve akış şeması kullanılmıştır. PRISMA kılavuzları, 27 maddelik bir kontrol listesi ve literatür incelemeleri yaparken şeffaflık için gerekli olan öğeleri özetleyen dört fazlı bir akış diyagramını içermektedir. Bulgular, öğretmenlerin STEM eğitimine önem verdikleri ve öğrenciler için değerli gördükleri bunun yanında, STEM eğitiminde, pedagojik zorluklar, müfredat zorlukları, yapısal zorluklar, öğrencilerle ilgili endişeler, değerlendirmelerle ilgili endişeler zaman ile endişeler gibi zorluklar olduğunu bildirdiklerini göstermektedir. Ayrıca öğretmenler, STEM eğitimi uygulama çabalarını geliştirecek etkili mesleki gelişimin öz yeterliklerini arttırdığını bildirmişlerdir.
 


Investigation Of Middle School Students' Levels Of Interest In Career Stem Fields In Terms Of Various Variables


Gökçe Ok1, Deniz Kaya2
1Dokuz Eylül Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 284 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the interest levels of middle school students towards career in the fields of Science, Technology, Engineering and Mathematics (STEM) in terms of various variables. Singular screening and causal comparison models, which are among the quantitative research methods, were used in the study. The study group of the research consists of a total of 228 students studying at the sixth, seventh and eighth grade level of the public middle school. The Scale of Interest for Science, Technology, Mathematics and Engineering Career (STEM-CIS) was used as a data collection tool. In the analysis of quantitative data, descriptive statistical techniques, independent samples t-test and one-way variance (ANOVA) analysis were used. The findings of the study show that the interests of middle school students towards career in STEM fields are above average. According to grade level, in science, mathematics and technology dimensions; education of parents with year-end achievement score in science and math dimensions; in the number of siblings in mathematics dimension were found significant differences. On the other hand, there was no significant difference between the levels of interest in career in STEM fields according to gender and family income. As a result, some suggestions were made in the light of the findings obtained from the study.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Stem Alanlarındaki Mesleklere Yönelik Ilgi Düzeylerinin Çeşitli Değişkenler Açısından Incelenmesi


Gökçe Ok1, Deniz Kaya2
1Dokuz Eylül Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 284 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (STEM) alanlarındaki mesleklere yönelik ilgi düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tekil tarama ve nedensel karşılaştırma modelleri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu devlet ortaokulunun altıncı, yedinci ve sekizinci sınıf düzeyinde öğrenim gören toplam 228 öğrenci oluşturmaktadır. Fen, Teknoloji, Matematik ve Mühendislik Mesleklerine Yönelik İlgi Ölçeği (STEM-CIS) veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde, betimsel istatistiksel teknikler, bağımsız örneklemler t-testi ile tek yönlü varyans (ANOVA) analizi kullanılmıştır. Çalışma bulguları, ortaokul öğrencilerinin STEM alanlarındaki mesleklere yönelik ilgilerinin ortalamanın üzerinde olduğunu göstermektedir. Sınıf düzeyine göre, fen, matematik ve teknoloji boyutlarında; yılsonu başarı puanı ile anne ve baba eğitim durumunda fen ve matematik boyutlarında; kardeş sayısında ise matematik boyutunda anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Diğer yandan cinsiyet ve aile geliri durumuna göre, STEM alanlarındaki mesleklere yönelik ilgi düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sonuç olarak, çalışmadan elde edilen bulgular ışığında birtakım önerilerde bulunulmuştur.
 


Investigation Of Middle School Students' Science, Technology, Engineering And Mathematics (stem) Attitudes In Terms Of Various Variables


Deniz Kaya1, Gökçe Ok2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 285 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the science, technology, engineering and mathematics (STEM) attitudes of middle school students in terms of various variables. Singular screening and causal comparison models, which are among the quantitative research methods, were used in the study. The study group of the research consists of a total of 228 students studying at the sixth, seventh and eighth grade level of public middle school. STEM attitude scale was used as a data collection tool in the study. In the analysis of quantitative data, descriptive statistical techniques, independent samples t-test and one-way variance (ANOVA) analysis were used. Study findings indicate that STEM attitude levels of middle school students are above average. According to the gender variable, while there was a significant difference between 21st century skills, no significant difference was found in terms of gender in mathematics, science, engineering and technology. On the other hand, it is determined that there are differences in all dimensions of STEM attitudes according to the grade level and year-end achievement score variables of middle school students. It was determined that there were significant differences in mathematics and science dimensions in mother education and mathematics, science and 21st century skills in father education. While there was no significant difference in STEM attitudes according to family income status variable, a significant difference was found in mathematics dimension from number of siblings. As a result, suggestions were made in the light of the findings obtained from the study.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Fen, Teknoloji, Mühendislik Ve Matematik (Fetemm) Tutumlarının Çeşitli Değişkenler Açısından Incelenmesi


Deniz Kaya1, Gökçe Ok2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 285 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (FeTeMM) tutumlarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tekil tarama ve nedensel karşılaştırma modelleri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu devlet ortaokulunun altıncı, yedinci ve sekizinci sınıf düzeyinden öğrenim gören toplam 228 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak FeTeMM tutum ölçeği kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde, betimsel istatistiksel teknikler, bağımsız örneklemler t-testi ile tek yönlü varyans (ANOVA) analizi kullanılmıştır. Çalışma bulguları, ortaokul öğrencilerinin FeTeMM tutum düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğuna işaret etmektedir. Cinsiyet değişkenine göre, 21. yüzyıl becerileri arasında anlamlı bir farklılık varken matematik, fen, mühendislik ve teknoloji boyutlarında cinsiyete göre anlamlı bir farlılık bulunmamıştır. Diğer yandan ortaokul öğrencilerinin sınıf düzeyi ve yılsonu başarı puanı değişkenlerine göre FeTeMM tutumlarına ait tüm boyutlarda farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Anne eğitimi değişkeninde matematik ve fen boyutlarında, baba eğitimi değişkeninde ise matematik, fen ve 21. yüzyıl becerileri boyutlarında anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Aile gelir durumu değişkenine göre FeTeMM tutumlarında anlamlı bir farklılık yokken kardeş sayısından ise matematik boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak, çalışmadan elde edilen bulgular ışığında önerilerde bulunulmuştur.
 


The Effect Of Augmented Reality Applications On Elimination Of Misconceptions


Hacer TURGUD1, Hüseyin ARTUN1
1YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 53 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The Effect of Augmented Reality Applications on Elimination of Misconceptions

Hacer TURGUD Hüseyin ARTUN

Technology has become a frequently used option in order to increase students' desire to
learn. Educational applications on computers, tablets and smartphones enable students to
embody abstract concepts and make learning fun (Timur & Özdemir, 2018). One of these
applications is augmented reality application. Augmented reality application can be expressed
as the technology that enables the interaction of virtual and reality at the same time by
combining real world with virtual symbols (Azuma, 1997).
Students interpret the events they experienced according to their own prior knowledge.
These comments that students create in their minds often contradict science. These views,
which differ from the scientific environment, are called misconceptions. There are several
methods to identify and eliminate these errors. One of these methods is thought to be
augmented reality applications. In this context, the purpose of the research; to investigate the
effect of augmented reality applications on eliminating misconceptions about the systems in
our body. The study was carried out with 40 students studying in the sixth grade of a
secondary school in the province of Erciş, Van. These students are divided into 20
experimental and 20 control groups. Semi-experimental method was used in the research. In
the research, the three-step misconception test developed by Bozdağ (2017) and Çetinkaya
(2016) was used to determine the misconceptions about the systems in our body as a data
collection tool. This three-stage test was applied to the experimental and control groups as
pre-test and post-test. Related analyzes were applied to the obtained data. During the
application process, “Our Body 4D” augmented reality application was downloaded to tablets
and phones and distributed to groups. Since each of the Demo cards they will use the
application represents an organ, they revived the organ they want. With this application,
students had the opportunity to examine the organ they want in multiple dimensions. At the
same time, the students embodied the structures and organs that are actually abstract and
which they cannot visualize in their minds, making them concrete by turning them back, right,
left, into play.
When the pretest and posttest results are examined, it is seen that the pretest scores of
the control and experimental groups are almost equal. However, as a result of the application,
it was determined that the increase in the score in the experimental group was higher than the
control group. In this case, it can be said that the augmented reality application is effective in
removing the misconceptions about the systems in our body.

Artırılmış Gerçeklik Uygulamalarının Kavram Yanılgılarının Giderilmesine Etkisi


Hacer TURGUD1, Hüseyin ARTUN1
1YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 53 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Artırılmış Gerçeklik Uygulamalarının Kavram Yanılgılarının Giderilmesine Etkisi

Hacer TURGUD Hüseyin ARTUN

Teknoloji, çağımızda öğrencilerde öğrenme isteğini arttırmak amacıyla sıklıkla
başvurulan bir seçenek haline gelmiştir. Bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlardaki eğitimle
ilgili uygulamalar öğrencilerde soyut kavramları somutlaştırmayı ve öğrenmeyi eğlenceli hale
getirmeyi sağlamaktadır (Timur ve Özdemir, 2018). Bu uygulamalardan biri de artırılmış
gerçeklik uygulamasıdır. Artırılmış gerçeklik uygulaması gerçek dünya ile sanal sembolleri
bir araya getirerek aynı anda sanal ve gerçekliğin etkileşmesini sağlayan teknoloji olarak ifade
edilebilir (Azuma, 1997).
Öğrenciler yaşadıkları olayları kendi ön bilgilerine göre yorumlarlar. Öğrencilerin
zihinlerinde oluşturdukları bu yorumlar çoğu zaman bilime ters düşmektedir. Bilimsel
çevreden farklı olan bu görüşlere kavram yanılgıları denir. Bu yanılgıların belirlenmesi ve
giderilmesi için çeşitli yöntemler vardır. Bu yöntemlerden biri de artırılmış gerçeklik
uygulamaları olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda, araştırmanın amacı; artırılmış gerçeklik
uygulamalarının vücudumuzdaki sistemler konusunda yer alan kavram yanılgılarının
giderilmesindeki etkisini araştırmaktır. Araştırma, Van ili Erciş ilçesinde yer alan bir
ortaokulun altıncı sınıfında öğrenim gören 40 öğrenci ile yürütülmüştür. Bu öğrenciler, 20
deney ve 20 kontrol grubu olarak gruplara ayrılmıştır. Araştırmada yarı deneysel yöntem
kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak vücudumuzdaki sistemler konusunda
kavram yanılgılarını belirlemek amacıyla Bozdağ (2017) ve Çetinkaya (2016)’nın geliştirmiş
oldukları üç aşamalı kavram yanılgıları testi kullanılmıştır. Üç aşamalı bu test deney ve
kontrol gruplarına ön test-son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilere ilgili analizler
uygulanmıştır. Uygulama sürecinde tablet ve telefonlara “Vücudumuz 4D” artırılmış
gerçeklik uygulaması indirilerek gruplara dağıtılmıştır. Uygulamayı kullanacakları Demo
kartlarının her biri bir organı temsil ettiğinden istedikleri organı canlandırmışlardır.
Öğrenciler bu uygulama ile diledikleri organı çok boyutlu olarak inceleme fırsatı
bulmuşlardır. Aynı zamanda öğrenciler aslında soyut olan ve zihinlerinde canlandıramadıkları
yapı ve organları bire bir görme, arkasını, sağını, solunu, döndürerek oyun haline getirerek
somutlaştırmışlardır.
Ön test ve son test sonuçları incelendiğinde, kontrol ve deney gruplarının ön test
puanlarının hemen hemen eşit olduğu görülmektedir. Ancak uygulama sonucunda deney
grubundaki puan artışının kontrol grubuna göre daha fazla olduğu belirlenmiştir. Bu durumda
artırılmış gerçeklik uygulamasının vücudumuzdaki sistemler konusunda yer alan kavram
yanılgılarının giderilmesinde etkili olduğu söylenebilir.


Opinions Of School Administrators Regarding Design-skill Workshops Planned To Be Established Within The Scope Of 2023 Educational Vision


Hacer TURGUD1, Hasan BAKIRCI1
1YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 54 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Opinions of School Administrators Regarding Design-Skill Workshops planned

to be established within the scope of 2023 Educational Vision
Abstract
World countries, throughout human history, they have been involved in studies leading to
education, efforts to improve education and innovation movements in education. With the
aforementioned studies, the quality of education was tried to be increased, however success was
desired. However, the studies conducted were not sufficient to achieve the desired success. Based
on this situation, the Ministry of National Education (MoNE) has gone to improvement and
innovation in education under the name of “2023 Education Vision”, which is an important step on
the subject.
Ministry of National Education plans to establish design-skill workshops in line with this
vision (MoNE, 2018). Workshops will be established under the main headings of “art”, “science”,
“culture”, “sports” and “life” in primary and secondary schools (URL-1, 2018). The Minister of
National Education, Ziya Selçuk, stated that the school administrators had a great responsibility in
establishing the workshops. Therefore, the purpose of this study is, to reveal the opinions of the
school administrators about the workshops to be established within the scope of 2023 Education
Vision.
In this research was used interview technique one of the qualitative research techniques. In
the semi-structured interview application, the design of the research was planned as the status
method since the interview was conducted in depth (Cresswell, 2012). The research was carried out
in Erciş district of Van province in 2019-2020 academic year. It was conducted with the
administrators of the schools located in six different places in the district center and which can be
described as large.
Content analysis and descriptive analysis were used to analyze the data. Since the data was
collected in the voice recorder during the interview, the voice recordings were listened to many
times and turned into a text. With the text created, the schools were re-visited and the answers were
confirmed. Descriptive analysis and content analysis were applied in the research. Content analysis
was also used to process the data more deeply and to reveal the inconspicuous themes while making
descriptive analysis (Çepni, 2011; Yıldırım & Şimşek, 2005).
When the results are examined; Attention was drawn to serious infrastructural problems
regarding the establishment of workshops. Some of those; workshop areas are limited, there is no
material continuity, teachers are not well equipped and there is not enough budget. However, the
participants made suggestions for the solution of these problems, such as arranging kermis for the
budget and increasing the support of the school-family union, and providing in-service training and
courses for teacher equipment.

2023 Eğitim Vizyonu Kapsamında Kurulması Planlanan Tasarım-Beceri Atölyelerine Ilişkin Okul Yöneticilerinin Görüşleri


Hacer TURGUD1, Hasan BAKIRCI1
1YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 54 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

2023 Eğitim Vizyonu Kapsamında Kurulması Planlanan Tasarım-Beceri

Atölyelerine İlişkin Okul Yöneticilerinin Görüşleri
Hacer TURGUD, Hasan BAKIRCI

Özet
Dünya ülkeleri, insanlık tarihi boyunca eğitime, eğitimi iyileştirme çabalarına ve eğitimde
yenileşme hareketlerine önayak olan çalışmalarda bulunmuşlardır. Söz konusu yapılan çalışmalarla
eğitimin kalitesi arttırılmaya çalışılmış bununla birlikte başarıya ulaşmak istenilmiştir. Ancak
yapılan çalışmalar istenilen başarıya ulaşmak için yeterli olmamıştır. Bu duruma binaen Milli
Eğitim Bakanlığı (MEB) konuyla ilgili önemli bir adım olan “2023 Eğitim Vizyonu “ adı altında
eğitimde iyileşmeye ve yenileşmeye gitmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı, bu vizyon doğrultusunda tasarım-beceri atölyeleri kurmayı
planlamaktadır (MEB, 2018). Atölyeler, ilkokul ve ortaokullarda ‘sanat’, ‘bilim’, ‘kültür’, ‘spor’ ve
‘yaşam’ ana başlıkları altında kurulacaktır (URL-1, 2018). Atölyelerin kurulması konusunda Milli
Eğitim Bakanı, Ziya Selçuk okul yöneticilerine büyük sorumluluk düştüğünü vizyonda belirtmiştir
Dolayısıyla bu çalışmanın amacı; 2023 Eğitim Vizyonu kapsamında kurulacak atölyelerle ilgili okul
yöneticilerinin görüşlerini ortaya çıkarmaktır.
Bu araştırmada nitel araştırma tekniklerinden biri olan mülakat tekniği kullanılmıştır. Yarı
yapılandırılmış mülakat uygulamasında görüşme derinlemesine yapıldığı için araştırmanın deseni
durum yöntemi olarak planlanmıştır (Cresswell, 2012). Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılı Van
ili Erciş ilçesinde yürütülmüştür. İlçe merkezindeki altı farklı yerde bulunan ve büyük olarak
nitelendirilebilen okulların yöneticileriyle yürütülmüştür.
Verilerin analiz edilmesinde içerik analizi ve betimsel analizden faydalanılmıştır. Görüşme
sırasında veriler ses kayıt cihazında toplandığından ses kayıtları defalarca dinlenip bir metin haline
getirilmiştir. Oluşturulan metinle birlikte okullar tekrar gezilerek verilen cevaplar teyit edilmiştir.
Araştırmada betimsel analiz ve içerik analizi uygulanmıştır. Verileri daha derin bir şekilde işlemek
ve betimsel analiz yapılırken fark edilemeyen temaları ortaya koymak için içerik analizine de
başvurulmuştur (Çepni, 2011; Yıldırım ve Şimşek, 2005).
Sonuçlar incelendiğinde; atölyelerin kurulması konusunda ciddi altyapı sorunlarına dikkat
çekilmiştir. Bunlardan bazıları; atölye alanlarının kısıtlı olması, malzeme sürekliliğinin olmaması,
öğretmenlerin yeterli donanıma sahip olmaması ve yeterli bütçenin olmaması şeklindedir. Ancak
katılımcılar bu sorunların çözümüne yönelik, bütçe için kermeslerin düzenlenmesi ve okul aile
birliği desteğinin arttırılması, öğretmen donanımı için ise hizmet içi eğitim ve kurs verilmesi gibi
önerilerde bulunmuşlardır.


The Impacts Of A Professional Development Study On Science Teachers ‘ Beliefs About The Nature Of Socioscientific Issues


Muhammed Muzaffer ÖZHAN 1, Ahmet KILINÇ1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 156 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

     Genetically modified foods and nuclear plants are the socioscientific issues (SSI) occupying the agenda of the countries and the governments have incorporated these issues into science education curricula in order that the public could make fair evaluation of the evidence.   However, such reforms could not be realized in the classrooms because most of the science teachers teach these topics as they teach other science topics. At this point, teachers’ beliefs about the nature of SSI become an important parameter. In the present study, the impacts of a face-to-face teacher education carried out within the Project ‘Teaching science teachers on how to teach SSI: A Professional learning community study (TUBITAK 1001, Project No: 115K492)’on science teachers’ beliefs about nature of SSI have been investigated. Two teachers experienced limited belief change and two teachers experienced high-level of change among nine teachers who are exposed to this face-to-face teacher education in the Project school ‘Vahide Aktug Middle School’ have constituted the sample of the present study. The semi-structured interviews in which the questions about the relationships between science, technology and society as well as the nature of SSI have been asked have been conducted. In the data analysis, the content analysis have been used. Looking at the results of the present study, there are intended changes regarding the relationships between science, technology and society in both the teachers experienced limited change and those experienced high level of change, whereas there are differences between these groups in terms of the beliefs about the nature of SSI. . It has been observed that the beliefs about the teachers’ positions on respective SSI and their epistemological beliefs come into play within the corpus of the beliefs about the nature of SSI. The teachers experienced limited change have apporached SSI by the beliefs such as good-bad or true-false before face-to-face teacher education and such beliefs have not changed after the education. On the other hand, those experienced high-level of change developed their dualistic beliefs (good-bad or true-false) through relativistic epistemologies. In this context, it can be suggested that teachers' position-oriented beliefs should be revealed in face-to-face teacher training activities similar to FESKÖK, and that these beliefs should be compared with epistemic alternatives that contain relativity and teachers should make reflections at this point.

Sosyobilimsel Konularin Öğretimine Yönelik Bir Profesyonel Gelişme Çalişmasinin Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Sosyobilimsel Konularin Doğasi Ile Ilgili Inançlarina Olan Etkileri


Muhammed Muzaffer ÖZHAN 1, Ahmet KILINÇ1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 156 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri



     GDO’lu besinler ve nükleer santraller gibi sosyobilimsel konular (SBK) ülkelerin gündemini meşgul etmekte ve ülkeler bu konularda halkın adil kanıt değerlendirmesi yapılabilmesi için SBK’yı fen eğitimi müfredatlarına dahil etmektedir. Ancak bu tip yenilikler sınıf içinde istenen düzeyde karşılık bulmamakta ve fen öğretmenlerinin büyük bir kısmı sosyobilimsel konuları geleneksel öğretim yaptıkları diğer fen konuları gibi öğretmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda öğretmenlerin sosyobilimsel konular hakkındaki inançları önemli hale gelen bir durumdur..Bu çalışmada 115K492 nolu ‘Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Sosyobilimsel Konuların Öğretimi Konusunda Yetiştirilmesi: Bir Profesyonel Öğrenme Topluluğu Çalışması’ adlı TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında Fen Bilimleri öğretmenlerinin SBK öğretimi konusunda yetiştirilmesi amacıyla geliştirilen yüz-yüze eğitimin öğretmenlerin SBK ile ilgili inançlarına olan etkileri incelenmiştir. Bu amaçla Bursa ilinde proje deney okulu olan Vahide Aktuğ Ortaokulu’nda yüz-yüze eğitimi alan dokuz öğretmenden eğitim sonrasında sınırlı değişim gösteren iki öğretmen ve yüksek oranda değişim gösteren iki öğretmen olmak üzere dört öğretmen ile çalışma yürütülmüştür. Öğretmenlerle yüz-yüze eğitim öncesi ve sonrasında bilim, teknoloji ve toplum ilişkileri ile sosyobilimsel konuların doğasına yönelik soruların sorulduğu yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme verilerinin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Çalışmanın bulgularına bakıldığında hem sınırlı hem de yüksek oranda değişim gösteren öğretmenlerde bilim, teknoloji ve toplum ilişkileri ile ilgili inançlarda istenen yönde bir gelişim gözlenirken SBK’nın doğasına (SBK’nın ortak özellikleri ve diğer fen konularına göre farkları) bakıldığında sınırlı değişim gösteren öğretmenler ile yüksek oranda değişim gösteren öğretmenlerde farklılıklar olduğu gözlenmiştir. SBK’nın doğasına yönelik inançlarda özellikle öğretmenlerin SBK’ya yönelik pozisyonlarını (kararlarını) belli eden inançlar ile epistemolojik inançlarının devreye girdiği tespit edilmiştir. Sınırlı değişim gösteren öğretmenlerin SBK’ya eğitim öncesinde iyi-kötü ya da doğru-yanlış şeklinde pozisyonlarını belli eden inançlarla yaklaştıkları ve bu inançların eğitim sonrasında da devam ettiği gözlenirken, yüksek değişim gösteren öğretmenlerde benzeri inançların eğitimin hedeflediği göreceli epistemolojik inançlara doğru gelişim gösterdiği gözlenmiştir.  Bu kapsamda FESKÖK benzeri yüz-yüze öğretmen eğitimi faaliyetlerinde öğretmenlerin pozisyon odaklı inançlarının ortaya çıkarılması ve bu inançların görecelik barındıran epistemik alternatiflerle kıyaslanması ve bu noktada öğretmenlerin refleksiyonlar yapması önerilebilir.
 


Elementary School Students' Opinions About The Zero Waste Project Summary


Ahmet Volkan Yüzüak1, Nail Şahin1, Ramazan Alkan1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 263 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the opinions of elementary school students on the zero
waste project. The study was carried out in the spring semester of 2019-2020, and the
participants consist of 8 students studying in the 5 th, 6 th , 7 th and 8 th grade. A semi-structured
interview form was developed by the researchers in order to determine the opinions of the
students regarding the zero waste project. The questions in the interview form questioned
what students understood from the environment, environmental problems and zero waste
project and what they did within the scope of the project. Content analysis was applied to the
answers given to the interview form. Based on the findings obtained, it was observed that
students had different perceptions about the environment and could not fully express the
environment, and did not sufficiently address environmental problems. It is seen that the zero
waste project is not implemented sufficiently in the students' environment and that the wastes
are not sufficiently seperated. The students stated that the solution of the problems would be
possible in terms of stimulating and educating people. In addition, it is considered that waste
bins should not be limited to schools and should be expanded. At this point, the results
obtained from the research are thought to be beneficial in increasing the awareness of
elementary science school students towards zero waste project and recycling of waste.

Ortaokul Öğrencilerinin Sıfır Atık Projesine Ilişkin Görüşlerinin Incelenmesi


Ahmet Volkan Yüzüak1, Nail Şahin1, Ramazan Alkan1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 263 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin sıfır atık projesine ilişkin görüşlerini
incelemektir. Çalışma 2019-2020 bahar yarıyılında gerçekleştirilmiş olup, katılımcılar bir
devlet ortaokulunun 5, 6, 7 ve 8. sınıflarında öğrenim görmekte olan 8 ortaokul öğrencisinden
oluşmaktadır. Öğrencilerin sıfır atık projesine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla
araştırmacılar tarafından yarı yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiştir. Görüşme
formunda yer alan sorular, öğrencilerin çevre, çevre sorunları ve sıfır atık projesinden ne
anladıklarını, proje kapsamında neler yaptıklarını sorgulamıştır. Görüşme formuna verilen
cevaplara içerik analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulardan hareketle öğrencilerin çevre ile
ilgili farklı algıları olduğu ve çevreyi tam olarak ifade edemedikleri, çevre sorunlarına
yeterince değinmedikleri görülmüştür. Sıfır atık projesinin, öğrencilerin çevrelerinde
yeterince uygulanmadığı ve atıkların kaynağında ayrıştırılmasına yeterince dikkat edilmediği
görülmektedir. Öğrenciler, sorunların çözümünün insanların uyarılması ve eğitilmesi
noktasında mümkün olacağını ifade etmişlerdir. Ayrıca atık kutularının okullarla
sınırlandırılmaması ve çevrelerinde yaygınlaştırılması gerektiği düşünülmektedir. Bu noktada
araştırmadan elde edilen sonuçların ortaokul öğrencilerinin sıfır atık projesi ve atıkların geri
dönüşümüne yönelik farkındalıklarının arttırılması konusunda faydalı olacağı
düşünülmektedir.


The Communicative Actions Of Preservice Science Teachers In Their Dialogues


Tugay Yağcı1, Eylem Yıldız Feyzioğlu1
1Adnan Menderes Üniversitesi


Abstract No: 293 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the communicative actions of pre-service science teachers (PSTs) in their dialogues in order to find a solution to a problem situation. The data of the study were collected through an interview using the "Water Treatment Model" activity sheet with six PSTs who were continuing their education in the first grade in the 2019-2020 academic year. In the study, which is a descriptive study, the Educational Dialogue Analysis Program (EDAP) developed by Hennessy et al (2016) was used to determine the communicative actions of the PSTs in the dialogues they formed. In determining the interaction actions, the smallest meaningful segments in the dialogues of PSTs were determined and codes were given to these segments with SEDA. When the results were examined, it was determined that the PSTs used more communicative actions such as making predictions and creating explanations. It was determined that the actions of guiding the model, evaluating different interpersonal views and perspectives among themselves, combining them and reflecting on the dialogue or activity were used less. In addition, it can be said that PSTs can make predictions for a purpose by taking their own learning responsibilities, freely share their ideas, express their claims, confirm or deny their claims, and make justification requests. It can be stated that regularly checking whether the process carried out for the solution of the problem is progressing properly and being aware of the performance shown is formed in the form of self-monitoring in dialogues.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Diyaloglarındaki Etkileşim Eylemleri


Tugay Yağcı1, Eylem Yıldız Feyzioğlu1
1Adnan Menderes Üniversitesi


Bildiri No: 293 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının bir problem durumuna çözüm bulmak için katıldıkları tartışmada kurdukları diyaloglarındaki etkileşim eylemlerini incelemektir. Çalışmanın verileri 2019-2020 öğretim yılında öğrenimlerine birinci sınıfta devam eden altı fen bilgisi öğretmen adayı ile gerçekleştirilen “Su Arıtma Modeli” etkinlik yaprağının kullanıldığı görüşme ile toplanmıştır. Betimsel bir çalışma niteliğinde olan araştırmada adayların kurdukları diyaloglardaki “etkileşim eylemleri” nin belirlenebilmesi için Hennessy ve diğ. (2016) tarafından geliştirilen Eğitimsel Diyalog Analizi Programı (EDAP) kullanılmıştır.  Etkileşim eylemlerinin tespitinde öğretmen adaylarının diyaloglarındaki en küçük anlamlı segmentler belirlenmiş ve EDAP ile bu segmentlere kodlar verilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde, adayların tahminde bulunma ve açıklama yapma gibi etkileşim eylemlerini daha fazla kullandıkları belirlenmiştir. Modele yön verme, kişilerarası farklı görüşler ve bakış açılarının kendi aralarında değerlendirilmesi, bunların birleştirilmesi ve diyalog ya da etkinlik hakkında derinlemesine düşünme eylemlerinin ise daha az kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının kendi öğrenme sorumluluklarını alarak bir amaç doğrultusunda tahminlerde bulunabildikleri, fikirlerini özgürce paylaşıp iddialarını açıklayıp, onaylama veya reddetmeyi sık kullandıkları, gerekçe isteklerinde bulunabildikleri söylenebilir. Sunulan problemin çözümüne yönelik yürütülen sürecin sağlıklı ilerleyip ilerlemediğinin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi ve gösterilen performansın farkında olma durumunun da diyaloglarda kendini izleme şeklinde oluştuğu belirtilebilir.
 


Sample Activity Application Prepared With Flexible Investigation-based Science Teaching Model During The Pandemic


Zeynep Öztürk1, Feride Eda Öztürk2, Zeki Bayram2
1Şehit Adil Erdoğan Ortaokulu
2Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 315 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Science Education as a whole includes the models and techniques considering the interests, wishes, development levels and needs of the students and adapting to the conditions of the environment. In general, this education aims to enable students to solve problems they encounter in their daily lives by adopting scientific process skills and scientific research approach, and to become interested in events occurring in nature. In the study carried out in line with these purposes, a sample activity designed based on the "Flexible Inquiry Based Science Teaching (ESTFÖ)" model and applied online due to the pandemic will be included. The activity implementation was carried out with the participation of 5th grade students (n = 45) studying at a secondary school in Ankara. The activity application designed for the acquisition of "The properties of the sun" in the "Structure and Properties of the Sun" of the Science lesson "Sun, Earth and Moon" unit took 4 lesson hours. In the activity where all the stages of the ESTFÖ model were used, it was seen that students structured their knowledge and gained skills such as decision-making, creativity, researching, communication, presentation, and using technology when the notes they took during the application process and the presentations they prepared were examined. Due to the epidemic, lessons continue with distance education in our country. With this study, an example of how an activity can be designed based on the ESTFÖ model and how this activity can be implemented through distance education is presented.

Pandemi Sürecinde Esnek Soruşturma Temelli Fen Öğretimi Modeliyle Hazırlanan Örnek Etkinlik Uygulaması


Zeynep Öztürk1, Feride Eda Öztürk2, Zeki Bayram2
1Şehit Adil Erdoğan Ortaokulu
2Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 315 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilimleri Eğitimi; öğrencilerin ilgileri, istekleri, gelişim düzeyleri ve ihtiyaçları göz önüne alınarak yaşanılan çevrenin şartlarına da ayak uydurularak kullanılan model ve tekniklerin yer aldığı bir bütündür. Bu eğitimle genel olarak, öğrencilerin bilimsel süreç becerileri ve bilimsel araştırma yaklaşımını benimseyerek günlük hayatlarında karşılaştıkları problemleri çözebilmeleri, doğada meydana gelen olaylara ilgi duymaları amaçlanmaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmada, “Esnek Soruşturma Temelli Fen Öğretimi (ESTFÖ)“modeline dayalı olarak tasarlanıp -pandemiden dolayı- çevrimiçi uygulanan örnek bir etkinliğe yer verilecektir. Etkinlik uygulaması, Ankara’da bir ortaokulda öğrenim gören 5.sınıf öğrencilerinin (n=45) katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Fen Bilimleri dersi “Güneş, Dünya ve Ay” ünitesinin “Güneş‘in Yapısı ve Özellikleri” konusunda yer alan ‘Güneş’in özelliklerini açıklar.’ kazanımına yönelik tasarlanan etkinlik uygulaması 4 ders saati sürmüştür. ESTFÖ modelinin bütün aşamalarının kullanıldığı etkinlikte öğrencilerin uygulama sürecinde aldıkları notlar ve hazırladıkları sunular incelendiğinde bilgilerini yapılandırdıkları ve karar verme, yaratıcılık, araştırma yapabilme, iletişim , sunma, teknolojiyi kullanma gibi becerileri kazandıkları görülmüştür. Yaşanan salgın hastalıktan dolayı ülkemizde dersler uzaktan eğitimle devam etmektedir. Bu çalışmayla, hem ESTFÖ modeline dayalı bir etkinliğin nasıl tasarlanabileceği hem de bu etkinliğin uzaktan eğitim yoluyla nasıl uygulanabileceğine ilişkin bir örnek sunulmuştur.


Flexible Inquiry-based Science Teaching Model Used In Lessons During Pandemic Process


Zeynep Öztürk1, Feride Eda Öztürk2, Zeki Bayram2
1Şehit Adil Erdoğan Ortaokulu
2Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 336 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Science course provides students with the type of activity, methods and techniques used, etc. that enable students to feel like a scientist. is flexible in terms of structure. Considering all these features, it is seen that the structure of the lesson is extremely suitable for students to reach the information they need. In this study, a sample activity designed on the basis of the "Flexible Inquiry Based Science Teaching (ESTFÖ)" model and applied online due to the pandemic will be included. The activity implementation was carried out with the participation of 5th grade students (n = 44) studying at a secondary school in Ankara. In the activity application designed for the acquisition of the science lesson "Sun, Earth and Moon" unit in the "Structure and Properties of the Moon", 'explains the properties of the moon.', Students can learn the properties of the moon (size, geometric shape, surface structure, atmosphere). etc.) to know and explain. The activity implementation took 6 lesson hours in total. In the activity where all the stages of the ESTFÖ model were used, when the notes and presentations they made during the application process were examined, it was seen that they structured their knowledge and gained skills such as decision making, presenting, communication, making research, interpreting and making conclusions, creative thinking, stress management, and problem solving. Due to the epidemic, lessons continue with distance education in our country. With this study, an example of how an activity based on the ESTFÖ model can be designed and implemented.

Pandemi Sürecinde Derslerde Kullanılan Esnek Soruşturma Temelli Fen Öğretim Modeli


Zeynep Öztürk1, Feride Eda Öztürk2, Zeki Bayram2
1Şehit Adil Erdoğan Ortaokulu
2Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 336 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilimleri dersi öğrencilerin kendilerini bir bilim insanı gibi hissetmelerine imkan sağlayan, seçilen etkinlik çeşidi, kullanılan yöntem ve teknikler vb. bakımından esnek bir yapıdadır. Bütün bu özelliklerine bakıldığında dersin yapısının öğrencilerin ihtiyaç duydukları bilgiye ulaşmaları noktasında son derece uygun olduğu görülmektedir. Bu çalışmada , “Esnek Soruşturma Temelli Fen Öğretimi (ESTFÖ) “ modeline dayalı olarak tasarlanıp  -pandemiden dolayı- çevrimiçi uygulanan örnek bir etkinliğe yer verilecektir. Etkinlik uygulaması, Ankara’da bir ortaokulda öğrenim gören 5.Sınıf öğrencilerinin (n=44) katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Fen Bilimleri dersi  “Güneş, Dünya ve Ay” ünitesinin “Ay’ın Yapısı ve Özellikleri” konusunda yer alan ‘Ay’ın özelliklerini açıklar.’ kazanımına yönelik tasarlanan etkinlik uygulamasında öğrencilerin Ay’ın özelliklerini (büyüklüğü, geometrik şekli, yüzey yapısı, atmosferi vb.) bilip açıklayabilmeleri amaçlanmıştır. Etkinlik uygulaması toplam 6 ders saati sürmüştür. ESTFÖ modelinin bütün aşamalarının kullanıldığı etkinlikte öğrencilerin uygulama sürecinde aldıkları notlar ve yaptıkları sunular incelendiğinde bilgilerini yapılandırdıkları ve karar verme, sunma, iletişim, araştırma yapabilme, yorumlama ve sonuç çıkarma, yaratıcı düşünme, stres yönetimi , problem çözme gibi becerileri kazandıkları görülmüştür. Yaşanan salgın hastalıktan dolayı ülkemizde dersler uzaktan eğitimle devam etmektedir. Bu çalışmayla, ESTFÖ modeline dayalı bir etkinliğin nasıl tasarlanıp  uygulanabileceğine ilişkin bir örnek gösterilmiştir.


Investıgatıon Of The Methods Produced By 8th Class Students


Büşra Çalışkan1
1Büyükşehir Belediyesi Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu


Abstract No: 31 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Humanity;With regard to the use of scarce resources,it has been in a fierce struggle with nature since the industrial revolution and this fierce struggle has threatened the future of humanity.Continuous increase in population density has also increased the need for consumption in humans.Small workshops,shops,markets cannot meet the needs of human beings and have created new trends.Since the industrial revolution,the global increase in the atmosphere and lower parts of the atmosphere due to the rapid increase in the atmosphere of greenhouse gases(CO2,CH4,H2O,.)emitted to the atmosphere with various human activities such as burning fossil fuels,deforestation and industrial processes,warming”.People's perceptions of global warming that threaten their habitats and therefore their lives will also shape their reactions in this direction.Therefore,aim of this study is to reveal the perceptions of secondary school students about global climate change through metaphors.In this research,case study,one of the qualitative research methods,was used.He research was carried out on a group of 25 students who attended the 8th grade,studying school located in the borders of Amasra district of Bartın province.Opinion form was used to reveal the perceptions of 8th grade students participating in the research on the concept of global warming.Each student was given a questionnaire asking them to answer the questions"What would happen if global warming was a disease?"and"What is the reason?"and they were asked to focus only on one metaphor.The open-ended question and the open-ended semi-structured question were included in order for the students to express their views clearly.The answers given to question in the study form,in which students' perceptions of global climate change are examined on metaphors,were analyzed by content analysis.As a result of this study,a negative perspective has emerged by the students against global warming and it has been observed that the students'level of awareness and perception on the subject is at a good level.

8. Sınıf Öğrencilerinin “küresel Isınma Bir Hastalık Olsaydı Hangisi Ve Neden Olurdu?” Sorusuna Ilişkin Ürettikleri Metaforların Incelenmesi


Büşra Çalışkan1
1Büyükşehir Belediyesi Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu


Bildiri No: 31 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İnsanlık; kıt kaynakların kullanılması konusunda, sanayi devriminden bu yana doğa ile amansız bir mücadele içine girmiş ve bu amansız mücadele, insanlığın geleceğini tehdit eder hâle gelmiştir. Nüfus yoğunluğunun devamlı artması insanlarda tüketim ihtiyacının da artmasına neden olmuştur. Küçük atölyeler, dükkanlar, pazarlar insanoğlunun ihtiyaçlarını karşılayamamakta ve yeni yönelimler doğurmuştur. Sanayi devriminden beri, özellikle fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma ve sanayi süreçleri gibi çeşitli insan etkinlikleri ile atmosfere salınan sera gazlarının (CO2, CH4, H2O, …) atmosferdeki birikimlerindeki hızlı artışa ve çeşitli doğal nedenlere bağlı olarak yeryüzündeki ve atmosferin alt bölümlerindeki sıcaklık artışına “küresel ısınma” adı verilmektedir. Dünyamızın geleceği açısından küresel iklim değişikliğinin önlenebilmesi için  önemli faktörlerden birisi doğru kaynaklar vasıtasıyla bilinçlenmektir. İnsanların yaşam alanlarını ve dolayısıyla yaşamlarını tehdit eden küresel ısınmaya yönelik algıları, bu doğrultuda verecekleri tepkilere de yön verecektir. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı da ortaokul öğrencilerinin küresel iklim değişikliği konusundaki algılarını metaforlar aracılığıyla ortaya çıkartmaktır. Bu araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma, Bartın ili Amasra ilçesi sınırlarında bulunan bir devlet okulunun 2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, 8. sınıfa giden 25 kişilik bir öğrenci grubuna gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin 15’i (%60) erkek iken; 10’u (%40) da kız öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan 8. Sınıf öğrencilerinden küresel ısınma kavramına ilişkin algılarını ortaya çıkartmak için görüş formu kullanılmıştır.  Öğrencilerin her birisine “Küresel ısınma bir hastalık olsaydı ne olurdu?” ve “Sebebi nedir?” sorularını yanıtlamalarını isteyen bir soru kâğıdı verilmiş ve soruya ilişkin sadece bir metafora odaklanmaları istenmiştir. Öğrencilerin görüşlerini açıkça belirtmesi için açık uçlu soruya ve açık uçlu yarı yapılandırılmış (yarı kapalı uçlu soru tipi) soruya yer verilmiştir. Öğrencilerin küresel iklim değişikliği konusundaki algılarının metaforlar üzerinde incelendiği çalışma formundaki soruya vermiş olduğu cevaplar içerik analizi ile analiz edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda öğrenciler tarafından küresel ısınmaya karşı olumsuz bir bakış açısı ortaya çıkmış ve öğrencilerin konuyla ilgili bilinç ve algı düzeylerinin iyi bir seviyede olduğu görülmüştür.
 


Determination Of Pre-service Science Teachers' Opinion As To Tpack From Epistemological Perspective


Merve Lütfiye ŞENTÜRK1, Hacı Mehmet YEŞİLTAŞ1
1Süleyman Demirel Üniversitesi


Abstract No: 58 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Education is one of the sectors in primary contact with technology that gives its name to the age we are in and makes it feel direct or indirect impact on our life.  In order to provide positive and efficient transformations from this effect, it is important to include necessary knowledge and skills for technology integration in our teacher training programs. The type of information that teachers should have in this context is defined as Technological Pedagogical Content Knowledge (TPACK) in literature, and it provides teachers opportunity to present and transfer subject information in the most appropriate way using technology. Many TPACK models are found in literature. However, there are only two perspectives from an epistemological point of view, and each of these models was created with a focus on one of these two perspectives. According to these perspectives, which are called integrative and transformational, TPACK and its components are interpreted differently in individuals. When literature is examined, it is not found that there are no researches in which teachers' perspectives on TPACK are determined epistemologically, and in this sense, it is thought that determination will support the processes of prospective teachers to create this information type positively.  Therefore, the purpose of  research; it was determined as the determination of opinion of  pre-service teachers studying in the fourth grade based on the integrative and transformational approach. For this purpose, answers to the following research question are sought:
"What are the pre-service science teachers' opinion as to TPACK from epistemological perspective?"
In research, phenomenology design, which is one of the qualitative research methods, was preferred. Phenomenon design focuses on cases that we are aware of but do not have in-depth and detailed understanding of. Phenomenological research tries to reach essence of experience by questioning experiences related to phenomenon. For this reason, experience is seen to be very important for phenomenological research. Participants of this research have been directly or indirectly participated in TPACK structuring process. Therefore, experience-based prerequisite of the phenomenon is tried to be provided by considering lessons they have learned. Accordingly, participants was created with the criterion sampling method, which is one of the purposeful sampling methods. As a sampling criterion, it was determined as successful passing from "Science Technology Program and Planning", "Special Teaching Methods I", "Special Teaching Methods II" and "School Experience" courses.  Participants consist of 32  pre-service science teachers studying at the education faculty of a public university.
As a data collection tool in research, opinions of expert researchers were taken and interview form, which was finalized as a result of pilot application, was used. There are 3 open-ended questions in interview form in order to determine students' perspectives on TPACK. Descriptive analysis method was found suitable for analysis of collected data. However, since data collection process of research and analysis process of data continue, information regarding findings, conclusion and discussion sections will be included during presentation.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarinin Epistemolojik Açidan Tpab’e Yönelik Bakiş Açilarinin Belirlenmesi


Merve Lütfiye ŞENTÜRK1, Hacı Mehmet YEŞİLTAŞ1
1Süleyman Demirel Üniversitesi


Bildiri No: 58 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İçerisinde bulunduğumuz çağa ismini verip yaşamımıza doğrudan ya da dolaylı olarak etkisini hissettiren teknoloji ile birincil temasta bulunan sektörlerden biri de eğitimdir. Bu etkiden olumlu ve verimli dönüşümleri sağlayabilmek için öğretmen yetiştirme programlarımızda teknoloji entegrasyonuna yönelik gerekli bilgi ve becerilere yer verilmesi önemli görülmektedir. Öğretmenlerin bu bağlamda sahip olmaları gereken bilgi türü alan yazında Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) olarak tanımlanmakta ve öğretmenlere teknoloji kullanarak konu alan bilgisini en uygun şekilde sunma ve aktarma imkânı sağlamaktadır. Alan yazında birçok TPAB modeline rastlanmaktadır. Ancak epistemolojik açıdan yalnızca iki bakış açısı mevcuttur ve bu modellerin her biri bu iki bakış açısından birine odaklanarak oluşturulmuştur. Bütünleştirici ve dönüşümcü olarak isimlendirilen bu bakış açışlarına göre TPAB ve bileşenleri bireylerde farklı şekilde anlamlandırılmaktadır. Alan yazın incelendiğinde öğretmen adaylarının epistemolojik olarak TPAB’e yönelik bakış açılarının belirlendiği araştırmalara rastlanmamış olup, bu anlamda bir tespitin öğretmen adaylarının bu bilgi türünü oluşturma süreçlerini olumlu yönde destekleyeceği düşünülmektedir. Bu nedenle, araştırmanın amacı; fen bilgisi öğretmenliği programında dördüncü sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının, bütünleştirici ve dönüşümcü yaklaşım temel alınarak TPAB’e yönelik bakış açılarının tespit edilmesi olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda aşağıdaki araştırma sorusuna yanıt aranmaktadır:
“Fen bilgisi öğretmen adaylarının epistemolojik temelde TPAB’e yönelik bakış açıları nasıldır?”
Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomoloji) deseni tercih edilmiştir. Olgubilim deseni farkında olduğumuz ancak derinlemesine ve ayrıntılı bir anlayışa sahip olmadığımız olgulara odaklanmaktadır. Olgubilim araştırma, fenomene ilişkin deneyimleri sorgulayarak deneyimin özüne ulaşmaya çalışır. Bu nedenle, olgubilim araştırma için deneyim oldukça önemli görülmektedir (Ersoy, 2016). Bu araştırmanın çalışma grubunda yer alan bireylerin, araştırmaya temel oluşturan TPAB’i doğrudan ya da dolaylı olarak yapılandırma sürecinden geçmiş olmaları ve  almış oldukları dersler göz önünde bulundurularak olgubilim desenin deneyim temelli ön koşulu sağlanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Örneklemeye ölçüt olarak ise öğretmen adaylarının; “Fen Teknoloji Program ve Planlama”, “Özel Öğretim Yönlemleri I”, “Özel Öğretim Yöntemleri II” ve “Okul Deneyimi” derslerini başarı ile geçmiş olma ile Fen Bilgisi Öğretmenliği lisans programında son sınıfta öğrenim görme olarak belirlenmiştir. Çalışmanın örneklem grubunu bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde öğrenim gören 32 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır.
Araştırmada veri toplama aracı olarak alanında uzman araştırmacılardan görüş alınıp, pilot uygulama sonucunda son hali verilen görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formunda öğrencilerin TPAB’e yönelik bakış açılarını belirlemek amacıyla 3 açık uçlu soru yer almaktadır. Toplanan verilerin analizi için ise betimsel analiz yöntemi uygun görülmüştür. Ancak araştırmanın veri toplama süreci ve verilerin analiz süreci devam etmesi sebebi ile bulgular, sonuç ve tartışma bölümleri ile ilgili bilgilere sunum sırasında yer verilecektir.
 


The Effect Of Stem Teaching On 5th Grade Students’ Conceptual Understanding In Frictional Force Subject


Şeyma Tayfun1, Ayşe Gül Çirkinoğlu Şekercioğlu2
1Balıkesir Üniversites
2Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 59 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the effect of teaching activities based on STEM approach on conceptual understanding of students in teaching the subject of frictional force. The study is pre-test post-test semi-experimental design.  The study group of the research is 24 5th grade students studying in a village school located in Balıkesir province during the 2019-2020 academic year. In the teaching of the subject of frictional force, the STEM activities prepared by the researcher according to the 5 E model were used in the experimental group (N:12), while the teaching activities in the current curriculum were carried out in the control group (N:12). Conceptual understanding test consisting of 6 open-ended questions was used in the study. The data obtained were analyzed qualitatively and scored and converted into quantitative data. Quantitative data were analyzed in SPSS program. As a result of the research, a significant difference was found between the experimental group and the control group in favor of the experimental group.
 


Investigation Of The Relationship Between Self-regulation And Conceptual Comprehension Achievement Of 8th Grade Students In Science And Technology Course


Ülke Balcı1
1MEB


Abstract No: 67 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to investigate the relationship between the eighth grade students' achievement in self-regulation and conceptual understanding in science and technology course. 120 eighth grade students from six different public schools in Balıkesir province participated in the study. In this research, descriptive scanning model was used. In the research, self-regulation scale and magnetism conceptual comprehension test were used to collect data. This test consists of nine main and six sub-questions. Motivated Strategies for Learning Questionnaire was used to measure the level of students' use of self-regulatory strategies. The questionnaire consists of 44 items and has a 7-point Likert scale. This scale consists of three parts. These are “Motivational Beliefs”, “Cognitive and Metacognitive Self-Regulation” and “Resource Management Strategies”.
According to the results, it is seen that there is a moderate, positive and significant relationship between achievement levels of students in science and technology course and repetition, refinement, organization, metacognitive self-regulation from self-regulated learning strategies used in science and technology course. There was a low, positive, significant relationship between success and critical thinking. In this study, it is seen that only the repetition dimension predicts the achievement of science. The reason why students do not use strategies other than repetition suggests that students do not know self-regulation strategies.
 

Ortaokul 8.sınıf Öğrencilerinin Fen Ve Teknoloji Dersindeki Öz Düzenleme Ve Kavramsal Anlama Başarıları Arasındaki Ilişkinin Incelenmesi


Ülke Balcı1
1MEB


Bildiri No: 67 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerin fen ve teknoloji dersindeki öz düzenleme ve kavramsal anlama başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya Balıkesir ili merkezinde bulunan altı farklı devlet okulu 120 sekizinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak öz düzenleme ölçeği ve manyetizma kavramsal anlama testi kullanılmıştır. Bu test dokuz ana ve altı adet alt sorulardan oluşmaktadır. Öğrencilerin öz düzenleyici stratejilerini kullanma düzeyini ölçmek amacıyla ise “Öğrenmede Motive Edici Stratejiler Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçek 44 adet maddeden oluşmakta ve 7’li likert yapısına sahiptir. Bu ölçek üç bölümümden oluşmaktadır. Bunlar “Motivasyonel İnançlar”, “Bilişsel ve Bilişüstü Özdüzenleme” ve “Kaynakları Yönetme Stratejileri”’dir.  
Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin fen ve teknoloji dersindeki başarı düzeyleri ile fen ve teknoloji dersinde kullandıkları öz düzenleyici öğrenme stratejilerinden tekrarlama, ayrıntılandırma, örgütleme, bilişüstü öz düzenleme arasında orta düzeyde, pozitif, anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Başarı ile eleştirel düşünme arasında ise düşük düzeyde, pozitif, anlamlı ilişki olduğu görülmüştür.  Bu araştırmada bilişsel stratejilerden sadece tekrarlama boyutunun fen başarısını yordadığı görülmektedir. Öğrencilerin tekrarlama dışındaki stratejileri kullanmama nedeni öğrencilerin öz düzenleme stratejilerini bilmiyor olduklarını akla getirmektedir. Bu durum öğrencilere öz düzenleme stratejileri öğretildiğinde başarıda artış olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca bu araştırmada öğretim öncesinde öğrencilerin yarısında mıknatıslar metal maddeleri çeker kavram yanılgısına sahip oldukları görülürken, öğretim sonrasında bu durumun dörtte bir oranında hala devam ettiği görülmektedir.
 


An Investigation Of 9th Grade Chemistry Textbooks With Respect To The Periodic Table


Ebrunur Arkun1, Sevil Akaygün1
1Boğaziçi Üniversitesi


Abstract No: 190 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In 2019, it had been 150 years since the formation of periodic table according to atomic mass by Mendeleev. The periodic table used today was formed with respect to atomic numbers. Besides, being a symbolic representation, the periodic table also consists of concepts which are abstract and hard to comprehend for students. Textbooks that are significant tools of education are frequently utilized while learning concepts. Therefore, it is essential to examine the properties of the periodic tables included in the textbooks. The aim of this qualitative study was to investigate the characteristics of the periodic table representations included in the textbooks used in Turkey. Within the scope of this study, 7 books were examined. Three of them were the ones regarded as textbooks by the Head Council of Ministry of Education, others were the ones studied at private schools. The periodic tables in the textbooks were analyzed with respect to 5 categories; typeusage of color, representation, content, trends, determined by researchers for this study. After all the periodic table representations were coded by one of the researchers, the other researcher coded 24% (16) of them and inter-rater reliability were obtained to be 96%. According to the preliminary findings of the study, while all the textbooks included visual representations of periodic table that had different dimensions, only 3 textbooks included periodic tables that had all types of representations. Some of the textbooks, included only one type of representation. In terms ofthe content, while 18% of the visual representations were not comprising any information, most of them included the symbols of elements (62%) and their group names (49%) as the type of information. As a result, among the 9thgrade chemistry textbooksexamined, there were various representations of periodic tables that included more than one type of information.

9. Sınıf Ders Kitaplarında Yer Alan Periyodik Tablo Görsellerinin Incelenmesi


Ebrunur Arkun1, Sevil Akaygün1
1Boğaziçi Üniversitesi


Bildiri No: 190 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Geçtiğimiz 2019 yılıyla, Mendeleyev’in atom ağırlıklarına göre periyodik tablosunu düzenlemesinin üzerinden 150 yıl geçmiştir. Bugün kullandığımız atom numaralarına göre düzenlenen modern periyodik tablo ise elementlerin fiziksel ve kimyasal özelliklerine dair pek çok bilgi içermekte ve elementlerin sınıflandırılmasını sağlamaktadır. Periyodik tablo, sembolik bir gösterim olmasının yanı sıra öğrenciler için kavranması zor ve soyut kavramları da içermektedir. Öğretimin önemli araçları olan ders kitapları öğrencilerin sürekli erişiminde olup kavram öğreniminde sıklıkla başvurulan kaynaklardır. Bu nedenle, ders kitaplarında yer verilen periyodik tabloların özelliklerinin incelenmesi önem taşımaktadır.  Bu nitel çalışmanın amacı, Türkiye’deki özel ve devlet okullarında okutulan 9. sınıf kimya ders kitaplarında yer alan periyodik tabloların görsel özellikleri ve içerikleri bakımından incelenmesidir. Çalışma kapsamında 7 adet ders kitabı incelenmiştir, bu kitaplardan 3 tanesi Talim ve Terbiye Kurulunun kararı ile ders kitabı olarak kabul edilmiş, diğerleri ise özel okullar tarafından okutulan kitaplardır. Ders kitaplarında yer alan periyodik tablolar, araştırmacılar tarafından bu çalışma için geliştirilen 5 kategori; tür, renk kullanımı, gösterim, bilgi içeriği veakımlar ile kodlama yapılarak analiz edilmiştir. İçerik analizlerinde, periyodik tablo görsellerinde bulunan bilgiler ve periyodik eğilimler de dikkate alınmıştır. Araştırmacılardan biri tüm görselleri kodladıktan sonra diğer araştırmacı görsellerin %24’ünü (16 adet) yeniden kodlamış ve kodlayıcılar arası uyum %96 olarak bulunmuştur. Çalışmanın ilk bulgularına göre, her ders kitabı farklı boyutlarda ve çeşitli içeriklere sahip periyodik tablo görselleri içeriyorken, yalnızca 3 kitap tüm gösterim şekillerini içeren periyodik tablo görsellerini kapsamaktadır. Kitapların bir kısmında ise tek bir çeşit gösterim baskın geldiği görülmüştür. Birbirinden farklı boyut ve bilgi içeriğine sahip görselleri kapsaması açısından kitaplar arasında ayrım bulunmaktadır. Bilgi içeriği bakımından ise, görsellerin %18’i (11 adet) hiçbir bilgi içermiyorken, en çok içerilen bilgi türünün elementlerin sembolleri (%62) ve bulundukları grup (%49) olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, incelenen tüm ders kitaplarında çeşitli periyodik tablo görselinin bulunduğu ve görsellerin farklı boyutlardaki bilgi içerikleriyle desteklendiği görülmüştür.


The Effect Of Inquiry Based Chemistry Teaching On Academic Achievement


Selin Günay1, Filiz Kabapınar1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 295 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, on the basis of inquiry-based-learning, a teaching material for the teaching of organic-chemistry on hydrocarbons wasdeveloped and its effectiveness wasinvestigated by applying it to 11th-grade-students. In the research, one of the quantitative-research designs, "pretest-posttest control-group quasi-experimental design" was used. The study wascarried out with 87-students, consisting of a control-group and three-experimental-groups, who were studying at the 11th-grade in a state highschool in Istanbul in the 2018-2019 academic-year. In the research; Teaching activities designed on the basis of research-based-learning wereapplied to the experimental-groups, while teaching wasapplied to the control-group on the basis of the constructivist approach specified in the curriculum. Experiments designed in accordance with the directed-research werecarried out after the activities designed by the invention were applied in the experimental-groups. The aim of the experiments was not given at the beginning and the students wereexpected to reach the goal by discovering them at the end of the experiment. In the designed teaching, it is aimed that students think about the problem they encounter in any-subject, question them and produce a solution. Academic-achievement test wasused as data-collection-tool. In order to determine the effects of teaching on students' academic-achievement, data-collection-tools wereapplied to all four-study-groups as pretest-posttest before and after the instruction. Quantitative data were analyzed with SPSS-22 statistical-data-program. Since the data analyzed quantitatively did'nt show normal-distribution, nonparametric tests were applied. When the academic achievements of the study-groups before and after the instruction werecompared, it was seen that there was a significant difference in favor of the post-test for all-groups. When the effect of the teaching in the experimental and control-groups was compared, it wasdetermined that the academic-achievement in the experimental-groups was higher than the control-group. When the effect of gender on academic-achievement was examined, it was found that there was a significant difference in favor of female-students in all-groups.
 

Araştırma-Sorgulamaya Dayalı Kimya Öğretiminin Akademik Başarıya Etkisi


Selin Günay1, Filiz Kabapınar1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 295 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada araştırma sorgulamaya dayalı öğrenme temelinde organik kimyanın hidrokarbonlar konusunun öğretimi için öğretim materyali geliştirilmiş ve 11. sınıf öğrencilerine uygulanarak etkililiği araştırılmıştır.  
Araştırmada nicel araştırma desenlerinden “ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen” kullanılmıştır.  Çalışma 2018-2019 eğitim öğretim yılında İstanbul’da bir devlet lisesinde 11. Sınıfta okumakta bir kontrol grubu ve üç deney grubundan oluşan 87 öğrenci ile gerçekleşmiştir. Araştırmada deney gruplarına araştırmaya dayalı öğrenme temelinde tasarlanan öğretim etkinlikleri kontrol grubuna ise öğretim programında belirtilen yapılandırmacılık yaklaşım temelinde öğretim uygulanmıştır. Deney gruplarında buluş yolu ile tasarlanan etkinlikler uygulandıktan sonra yönlendirilmiş araştırmaya uygun olarak tasarlanan deneyler yapılmıştır. Deneylerin amacı başlangıçta verilmeyerek öğrencilerin deney sonunda amaca kendisinin keşfederek ulaşması beklenmiştir. Tasarlanan öğretimlerde öğrencilerin herhangi bir konuda karşılaştıkları problemi düşünmeleri, sorgulamaları ve çözüm yolu üretmeleri hedeflenmiştir.
Veri toplama aracı olarak akademik başarı testi kullanılmıştır. Öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına etkilerini belirlemek amacı ile veri toplama araçları öğretim öncesi ve sonrasında öntest-sontest olarak dört çalışma grubuna da uygulanmıştır. Nicel veriler SPSS 22 istatistik veri programı ile analiz edilmiştir. Nicel analizi yapılan veriler normal dağılım göstermediğinden parametrik olmayan testler uygulanmıştır.
Çalışma gruplarının öğretim öncesi ve sonrası akademik başarıları karşılaştırıldığında tüm gruplar için son test lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür. Deney ve kontrol gruplarında gerçekleştirilen öğretimlerin etkisi karşılaştırıldığında deney gruplarındaki akademik başarının kontrol grubuna göre daha fazla olduğu belirlenmiştir. Cinsiyetin akademik başarı üzerindeki etkisi incelendiğinde tüm gruplarda kız öğrenciler lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.
 


Teaching Weak Interaction Unit Between Chemical Species With Flipped Classroom Model


Destan Tekin1, Filiz Kabapınar1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 302 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

ABSTRACT
 
Technological developments not only contribute to the development of digital platforms, but also support the rapid structuring of the compulsory distance education process. The pandemic situation we are in has transformed formal education into distance education. The flipped classroom model is an educational model that can be adapted to such situations. Unlike formal education flipped classroom model starts at home in the digital environment and continues within classroom. Upon necessity the second stage of the model can be maintained at a distance to classroom through the online platforms. In the present study a teaching intervention based on the flipped classroom model about chemical bonding was developed and its effectiveness was investigated by conducting in 9th grade classes.  
The study was designed as a quasi-experimental model among quantitative research methods. The research was carried out with 9th grade students attending in an Anatolian High School affiliated to MEB in the 2018-2019 academic year (N = 60). The research lasted 6 weeks. Academic achievement test, Grasha-Riechmann learning styles scale, Hao's flipped learning readiness scale and logical thinking ability test were benefitted as data collection tools. Face-to-face teaching activities were planned with the control group in the teaching of the targeted subject as conventional teaching intervention demands. In the experimental group, a flipped book based on the flip classroom model prepared by the researcher in the digital environment. It was shared with the students in the digital environment and the instruction was carried out via the flipped book.
Research findings revealed that the flipped classroom model made a difference in terms of students’ academic achievement and logical thinking ability as compared to the teaching performed in the control group. The findings also showed that the flipped classroom model significantly increased academic achievement in groups with independent and participatory learning styles.
 

Kimyasal Türler Arası Zayıf Etkileşim Ünitesinin Ters Yüz Edilmiş Sınıf Modeli Ile Öğretimi


Destan Tekin1, Filiz Kabapınar1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 302 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

ÖZET
Teknolojik gelişmeler dijital platformların gelişmesine katkıda bulunmakla birlikte zorunlu uzaktan eğitim sürecinin de hızla yapılandırılmasına destek olmaktadır. Nitekim içinde bulunduğumuz pandemi süreci örgün eğitimi zorunlu olarak uzaktan eğitime dönüştürmüştür. Ters yüz edilmiş sınıf modeli böylesi zor bir sürece adapte edilebilecek bir eğitim modelidir. Örgün eğitimin tersine evde dijital ortamda başlayan süreç sınıf etkileşimi ile devam etmektedir. İstenildiğinde modelin ikinci aşması da evde çevrimiçi platformlar aracılığıyla sürdürülebilmektedir. Bu çalışmada ters yüz edilmiş sınıf modeli temelinde kimyasal türler arası zayıf etkileşim ünitesinin öğretimi için dijital bir öğretim materyali geliştirilmiş ve 9. Sınıf öğrencilerine uygulanarak etkililiği araştırılmıştır.
Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel model olarak desenlenmiştir. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılında MEB’e bağlı bir Anadolu Lisesinde 9. Sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür (N=60). Altı hafta süren araştırma boyunca belirlenen deney ve kontrol grubuna akademik başarı testi, Grasha-Riechmann öğrenme stilleri ölçeği, Hao’nun ters yüz öğrenme hazır bulunuşluk ölçeği ve mantıksal düşünme yeteneği testi veri toplama araçları olarak uygulanmıştır. Kontrol grubu ile hedeflenen konunun öğretiminde yüz yüze etkinlikler planlanmış ve bu doğrultuda öğretim gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda ise dijital ortamda, uygulayıcı tarafından hazırlanan ters yüz edilmiş sınıf modelini temel alan ters yüz kitabı öğrenciler ile paylaşılmış ve öğretim bu dijital materyal üzerinden  yapılmıştır.Öğretimin etkinlik kısmı ise sınıf ortamında yüz yüze gerçekleştirilmiştir.
Araştırma bulguları ters yüz sınıf modelinin kontrol grubunda gerçekleştirilen öğretime kıyasla öğrencilerin akademik başarıları ve mantıksal düşünme yetenekleri açısından fark yarattığını göstermiştir. Bulgular ayrıca bağımsız ve katılımcı öğrenme stiline sahip gruplarda ters yüz edilmiş sınıf modelinin akademik başarıyı anlamlı düzeyde arttırdığını ortaya koymuştur.  
 

 


Examining The Representations In Science Textbooks On The Topic Of Matter And Its Nature


Gülçin Barış1, Sinem Gençer2, Hüseyin Akkuş2
1Milli Eğitim Bakanlığı, Uşak Fen Lisesi
2Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Kimya Eğitimi Anabilim Dalı


Abstract No: 333 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Although access to the desired information is fast in today’s technology age, since every student cannot have technological resources to access information and textbooks are easily accessible, the textbooks are essential basic resources for both students and teachers. When the basic concepts of any topic in science are not learned completely, when they are not meaningfully related to the previous concepts, it will be very difficult to learn concepts related to the higher-level topics correctly. Especially, understanding chemical phenomena depends on supporting them with representations in textbooks. Therefore; the representations in textbooks gains importance in chemistry education, which includes concepts of three-dimensional nature, symbolic, macroscopic and microscopic. The representations should be qualified and arranged according to certain criteria. Therefore, in this study, representations on matter and its nature in nine science textbooks, which were accepted as textbooks by The Ministry of National Education, The Board of Education, were examined through document analysis by using criteria: (i) type, (ii) interpretation of surface features, (iii) relationship to text; (iv) properties of caption, and (v) degree of correlation between the components comprising a multiple representation.
According to the results, it was found that macroscopic representations were mostly used, followed by microscopic, hybrid and multiple representations, however, there were no mixed representations in the textbooks. It was seen that many of them were completely related to the texts and the representations that were not linked to the text was quite low. It was found that there were generally descriptive captions to reflect the representation, but representations with no captions were sometimes included. In terms of degree of concept reflection, it was determined that some representations did not reflect the concept adequately and contained elements that might cause misconceptions. The findings of the study are thought to be important for both textbooks’ users and authors.

Madde Ve Doğası Konusunda Fen Bilimleri Ders Kitaplarında Yer Alan Temsillerin Incelenmesi


Gülçin Barış1, Sinem Gençer2, Hüseyin Akkuş2
1Milli Eğitim Bakanlığı, Uşak Fen Lisesi
2Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Kimya Eğitimi Anabilim Dalı


Bildiri No: 333 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüz teknoloji çağında istenilen bilgiye erişim hızlı olmasına rağmen, yine de her öğrencinin bilgiye erişebilecek teknolojik kaynaklara sahip olamayacağı ve ders kitaplarının kolay ulaşılabilir olması sebebiyle ders kitapları hem öğrenciler hem de öğretmenler için vazgeçilemez temel kaynaklardır. Fen bilgisindeki herhangi bir konu ile ilgili temel kavramlar, tam olarak öğrenilmediğinde, önceki kavramlarla ilişki kurularak anlamlandırılmadığında, daha üst düzeydeki konularla ilgili kavramların doğru şekilde öğrenilmesi çok zor olacaktır. Özellikle kimyasal olguların kavranması, ders kitaplarındaki temsillerle desteklenmesine bağlıdır. Bu sebeple; sembolik, makroskobik ve mikroskobik olmak üzere üç boyutlu doğaya sahip kavramları içeren kimya öğretiminde, kitaplarda yer alacak temsiller önem kazanmaktadır. Temsiller nitelikli olmalı, belirli kriterlere göre düzenlenmelidir. Bu nedenle bu çalışmada Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından ders kitabı olarak kabul edilmiş dokuz adet Fen Bilimleri ders kitaplarındaki madde ve doğası ile ilgili temsiller; (i) çeşidi, (ii) yüzey özellikleri, (iii) metinle bağlantı, (iv) başlık özellikleri ve (v) kavramı yansıtma kriterleri açısından doküman analizi yoluyla incelenmiştir.
Çalışma sonucunda ders kitaplarında en çok makroskobik görsellere yer verildiği, bunu mikroskobik, çoklu, hibrit türdeki görsellerin takip ettiği belirlenmiştir. Ancak karma temsillere ise ders kitaplarında yer verilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Kitaplardaki temsillerin pek çoğunun metinle bağlantılı olduğu ve metinle bağlantı kurulmayan temsillerin sayısının oldukça az olduğu görülmüştür. Kitaplarda genellikle temsili yansıtacak şekilde açıklayıcı başlıkların olduğu, ancak başlıksız temsillere de bazen yer verildiği tespit edilmiştir. Kavramı yansıtma açısından ise bazı temsillerin kavramı yeterince yansıtmadığı ve yanlış kavramaya sebep olabilecek öğeler içerdikleri belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulguların hem ders kitabı kullanıcıları hem de kitap yazarları açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
 


Activity Example Regarding Preschool Stem Education: “rapunzel”


GÜL YILMAZ1, SALİH ÇEPNİ2
1MEB
2ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 18 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to present an example for usage of story books in preschool STEM activities and to share related teacher experience and deductions. The study is planned to be conducted in the spring semester of 2019-2020 school year in Yalova with 40 6-year-old children attending preschools representing 3 different socio-economic levels and 3 preschool teachers.    Based on qualitative approach, case study method will be applied in the study. Teacher opinions will be gathered through semi-structured interview questions. The activity plan called “Rapunzel” prepared by the researcher based on 21st century skills and achievements pointed out in the preschool curriculum will be used in the study.  Developed according to basic engineering design processes, this activity comprises three steps: “discover”, “create”, “upgrade”. The activity starts by the teacher reading the classic children’s tale called Rapunzel. In the story, Rapunzel is locked up in a quite high doorless, stairless tower. One day, whilst walking in the forest, the prince hears the voice of Rapunzel and wants to save her. During the activity, the story is read until this part and a big group discussion is initiated in order to state the problem, analyze it and to present an effective solution. Afterwards the solution suggestion is constructed, presented, tested and developed working in small groups. The activity will be completed in 2 days performed 1 hour each day. Data gathered by interviews conducted at the end of the activity will be analyzed through content analysis and will be tabulated in terms of percentages and frequencies. The deductions regarding obtained results will be shared.

Okul Öncesi Dönemde Stem Eğitimine Yönelik Uygulama Örneği: “rapunzel”


GÜL YILMAZ1, SALİH ÇEPNİ2
1MEB
2ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 18 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri


Bu çalışmanın amacı okul öncesi dönem STEM uygulamalarında masal kitaplarının kullanımına bir örnek sunulması ve buna ilişkin öğretmen deneyimi ve çıkarımların paylaşılmasıdır. Çalışmanın 2019-2020 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Yalova ilinde bulunan 3 farklı sosyoekonomik düzeydeki okul öncesi kurumlarına devam eden 6 yaş grubu 40 çocuk ve 3 okul öncesi öğretmen ile gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Çalışmada nitel yaklaşıma dayalı olarak durum çalışması yöntemi kullanılacaktır. Öğretmen görüşleri araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış mülakat soruları ile alınacaktır. Çalışmada araştırmacı tarafından 21. yy becerileri ve MEB okul öncesi öğretim programında yer alan kazanım göstergeleri ile ilişkilendirilerek hazırlanmış olan “Rapunzel” isimli etkinlik planı kullanılacaktır. Temel mühendislik tasarım süreçlerine uygun olarak geliştirilen etkinlik “keşfet”, “yarat” ve “iyileştir” aşamalarından oluşmaktadır. Etkinlik Rapunzel isimli klasik çocuk masalının öğretmen tarafından okunması ile başlamaktadır. Masalda Rapunzel kapısı ve merdivenleri olmayan çok yüksek bir kuleye hapsedilmiştir. Bir gün prens ormanda yürürken Rapunzel’in sesini duymakta ve onu kurtarmak istemektedir. Etkinlikte masal bu kısma kadar okunarak problem durumunun belirlenmesi, problemin analiz edilip etkili bir çözüm önerisinin sunulması amacıyla büyük grup tartışması başlatılmaktadır. Ardından küçük gruplar halinde kararlaştırılan çözüm önerisinin yapımı, sunumu ve test edilip geliştirilmesi sağlanmaktadır. Uygulama süreci günde 1 saat olmak üzere 2 günde tamamlanacaktır. Uygulama sonunda yapılacak olan mülakatlardan elde edilecek olan veriler içerik analizi ile analiz edilerek yüzde ve frekanslar halinde tablolaştırılarak sunulacak ve elde edilen sonuçlara ilişkin çıkarımlar paylaşılacaktır.
 


Investigating The Relationship Between Self Efficacy Beliefs Of Primary Schools Teachers And Their Attitudes Towards Technology Use In Their Practic


Nazife Karahasanoğlu1, Mehmet Cihad Ayar1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Abstract No: 155 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

                                                                            ABSTRACT
This study aims to explore whether there is a relationship between the attitudes of classroom teachers towards self-efficacy beliefs and their use of technology. In addition, it seeks to understand the reflection of the attitudes of teachers with high or low self-efficacy towards educational technologies. This study carried out with the descriptive and relational research method includes 200 classroom teachers working in primary schools in Beylikdüzü District of Istanbul Province. The teachers included in this study are selected from schools by random sampling method. Among the data collection tools are the Demographic Information Form, Self-Efficacy Belief Scale, and Technology Use Attitude Scales.    
      In the analysis of the data obtained from the study, it is carried out with the SPSS 24 package program. By applying normal distribution tests of quantitative data, it will be checked whether the working parameters show normal distribution. The t-test in Dependent Groups will be used to compare the quantitative data that conform to the normal distribution, the Mann-Whitney U test will be used for the comparison of the quantitative data that do not fit the normal distribution, and the ANOVA and Mixed Factor ANOVA tests in repeated measurements.
       In this study, it will be revealed that teachers know the basic concepts of computer, word processing programs, Internet usage and e-mail usage, how well they know the physical parts of the computer, operating system, spreadsheet programs and presentation programs. The relationship between the education levels will be revealed by examining the computer proficiency scores according to the education level of the teachers. Also, the self-efficacy beliefs of the classroom teachers according to their gender and the number of students studying at the schools they work at will determine the level of self-efficacy beliefs, and whether there is a difference in the overall scale and sub-dimensions.
 
 
 

Sınıf Öğretmenlerinin Öz Yeterlilik Inançları Ve Uygulamada Teknoloji Kullanımına Yönelik Tutumları Arasındaki Ilişkinin Incelenmesi


Nazife Karahasanoğlu1, Mehmet Cihad Ayar1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Bildiri No: 155 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

                                                                                 ÖZET

       Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin mesleki öz yeterlilik inançları eğitimde teknoloji kullanmalarına yönelik tutumları arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Çalışmada öz yeterliliği yüksek veya düşük olan öğretmenlerin eğitim teknolojilerine olan tutumunun nasıl bir yansıması olacağı anlamak hedeflenmektedir. Betimsel ve ilişkisel araştırma yöntemiyle yapılacak olan bu çalışma, İstanbul İli Beylikdüzü İlçesi’nde bulunan ilkokullarda görev yapan 200 sınıf öğretmenlerini kapsamaktadır. Araştırmaya dahil edilecek sınıf öğretmenleri tesadüfi örnekleme yöntemiyle rasgele okullardan seçilmektedir. Sınıf öğretmenlerine SurveyMoney online anketi uygulanmakta ve yüz yüze görüşme yapılmaktadır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından yapılandırılmış olan “Demografik Bilgi Formu” kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra sınıf öğretmenlerinin öz yeterlilik düzeyleri ile eğitimde teknoloji kullanım düzeylerini belirlemek amacıyla “Öz Yeterlilik İnanç Ölçeği” ile “Eğitimde Teknoloji Kullanma Tutum Ölçeklerini” kullanılmaktadır.
      Öğretmen Öz Yeterlilik Tutum Ölçeği Tschannen Moran ve Woolfolk-Hoy (2001) tarafından geliştirilmiş olup Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından Türkçe’ye uyarlanmıştır.
      Sınıf öğretmenlerinin teknolojiye karşı tutumlarını ortaya koymak amacıyla Yavuz (2005) tarafından geliştirilen  “Teknoloji Tutum Ölçeği” kullanılacaktır.
      Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS 24 paket programı ile yapılmaktadır. Niceliksel verilerin normal dağılım testleri uygulanarak çalışma parametrelerinin normal dağılım gösterip gösterilmediğine bakılacaktır. Normal dağılıma uyan niceliksel verilerin grup içi karşılaştırılmasında Bağımlı Gruplarda t-testi, normal dağılıma uymayan niceliksel verilerin grup içi karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi ve tekrarlı ölçümlerde ANOVA ve Mixed Factor ANOVA testi uygulanacaktır.
       Araştırmaya göre, öğretmenlerin bilgisayar ile ilgili temel kavramları,  kelime işlemci programları,  Internet kullanımı ve e-posta kullanımını iyi bilmeleri, bilgisayarın fiziksel parçaları,  işletim sistemi,  hesaplama tablosu programları ve sunum programlarını ne düzeyde bildikleri ortaya çıkarılacaktır. Öğretmenlerin öğrenim durumuna göre bilgisayar yeterlilik puanları incelenerek eğitim düzeyleri arasındaki ilişki ortaya çıkartılacaktır.
 
       Çalışmada ayrıca; sınıf öğretmenlerinin öz yeterlik inançlarında cinsiyetlerine ve çalıştıkları okullarda öğrenim gören öğrenci sayısı değişkenlerine göre öz yeterlik inançları, ölçeğin bütününde ve alt boyutlarında ne düzeyde farklılık olup olmadığı belirlenecektir.
 
 


The Investigate Of Preschool Teacher Candidates’ Ability To Evaluate The Acquisitions And Indicators Of The Preschool Education Curriculum In Terms Of Scientific Process Skills


sevinç kaçar1
1uluslararası kıbrıs üniversitesi


Abstract No: 237 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to investigate the preschool teachers candidates' ability to evaluate the achievements and indicators in the preschool education curriculum in terms of scientific process skills. The research method of the study is a case study. The sample of the study was determined with the purposeful sampling method. In this context, while forming the sampling group, it was paid attention that the teacher candidates are studying preschool teachers and taking science education in early childhood courses. 78 preschool teacher candidates who study at a private university in the Turkish Republic of Northern Cyprus constitute the sample of this study. The data source of the study is the documents created by preschool teacher candidates. In thıs study, they were first given theoretical knowledge about scientific process skills.Then, it was examined the three interconnected achievements and indicators in the 2013 Turkey Preschool Education Curriculum with them.They were carried out practical training for what should be a scientific process skills in achievements and indicators in the curriculum. Then, each teacher candidate was asked to examine and classify a total of 55 achievements and indicators in different development areas (cognitive, language, etc development) in terms of scientific process skills. The data gathered during the study were analyzed by a document analysis technique.As a result of the analysis of the data, it was found that they can classify the achievements and indicators included in the curriculum in terms of basic and intermediate scientific process skills.However, it was determined that they made incorrect evaluations at some points especially when associating the intermediate scientific process skills with achievements and indicators.In this context, it can be said that preschool teacher candidates' ability to evaluate the achievements and indicators in the preschool education curriculum in terms of scientific process skills was at a good level.

Okul Öncesi Öğretmen Adaylarinin Okul Öncesi Eğitim Programinda Yer Alan Kazanimlari Ve Gösterleri Bilimsel Süreç Becerileri Açisindan Değerlendirebilme Becerilerinin Incelenmesi


sevinç kaçar1
1uluslararası kıbrıs üniversitesi


Bildiri No: 237 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada okul öncesi öğretmen adaylarının, okul öncesi eğitim programında yer alan kazanım ve göstergeleri bilimsel süreç becerileri açısından değerlendirebilme becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada durum çalışması yöntemi benimsenmiştir. Çalışmanın örneklemi amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Bu kapsamda örnekleme grubu oluşturulurken, öğretmen adaylarının okul öncesi öğretmenliği okuyor olması, erken çocuklukta fen eğitimi veya okul öncesinde fen eğitimi dersini alıyor olmasına dikkat edilmiştir. Bu bağlamda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yer alan bir özel üniversitede öğrenim görmekte olan 78 okul öncesi öğretmen adayı bu çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri kaynağı, okul öncesi öğretmen adaylarının oluşturduğu dokümanlardır. Çalışma kapsamında öğretmen adaylarına öncelikle bilimsel süreç becerileri hakkında teorik bilgi verilmiştir. Ardından öğretmen adaylarıyla birlikte 2013 yılı Türkiye Okul Öncesi Eğitim Programı’nda yer alan birbiriyle bağlantılı üç kazanım ve gösterge incelenmiş ve bunlardaki bilimsel süreç becerilerinin neler olduğuna ilişkin uygulamalı eğitim gerçekleştirilmiştir. Bu aşamadan sonra her bir öğretmen adaylarının okul öncesi eğitim programında yer alan farklı gelişim alanlarındaki (bilişsel gelişim, dil gelişimi, sosyal ve duyuşsal gelişim ve motor gelişim) toplam 55 kazanım ve göstergeyi bilimsel süreç becerileri açısından incelemeleri ve sınıflandırmaları istenilmiştir. Araştırma kapsamında toplanan veriler doküman analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda öğretmen adaylarının, eğitim programında yer alan kazanım ve göstergeleri bilimsel süreç becerileri açısından değerlendirebildikleri anlaşılmıştır. Dahası öğretmen adaylarının programda yer alan kazanım ve göstergeleri, temel ve orta düzey bilimsel süreç becerileri açısından sınıflandırabildikleri tespit edilmiştir. Ancak özellikle orta düzeyde bilimsel süreç becerileri ile kazanım ve göstergeleri ilişkilendirirken bazı noktalarda hatalı değerlendirmeler yaptıkları belirlenmiştir. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının okul öncesi fen eğitimi açısından bilimsel süreç becerilerini okuyabilme durumlarının iyi düzeyde oldu söylenebilir.


Investigation Of The Effect Of The Epistemological Beliefs Of Preschool Teachers On Their Pedagogical Conceptualization Towards Science Teaching


Nilay Mercan1, Ali Yiğit Kutluca1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Abstract No: 305 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main purpose of this study is to reveal how epistemological beliefs affect preschool teachers' pedagogical conceptualizations for science teaching. The secondary aim of the study is to determine the level of pre-school teachers' epistemological beliefs. The research was carried out through exploratory mixed method. 61 preschool teachers were included in the study. During the data collection process of the research, firstly, all teachers were asked the Epistemological Beliefs to Learning Scale (EBLS) developed by Sing-Chai et al. (2009) and adapted to Turkish Culture by Kutluca et al. (2018). In this way, the level of pre-school teachers' epistemological beliefs was determined. In addition, two sub-samples were formed as lower and upper epistemological profiles by evaluating the EBLS scores of all participants. The sub-sample was created by adhering to the adverse case sampling method and representing at least 10% of the total number of participants. Therefore, four pre-school teachers were included in the lower and upper groups, and a total of eight preschool teachers. A written form consisting of a total of 14 open-ended questions was directed to determine the pedagogical conceptualizations and competencies of the participants in the sub-sample for preschool science teaching. The quantitative data obtained from the research were analyzed through descriptive statistics. On the other hand, inductive content analysis was performed on qualitative data based on constant comparison method. The results showed that preschool teachers' epistemological beliefs were at average level. In addition, it was determined that preschool teachers who are in the upper epistemological profile refer more to the vision of science literacy and have more confidence in science teaching.
 

Okul Öncesi Öğretmenlerinin Epistemolojik Inançlarının Fen Öğretimine Yönelik Pedagojik Kavramsallaştırmaları Üzerindeki Etkisinin Incelenmesi


Nilay Mercan1, Ali Yiğit Kutluca1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Bildiri No: 305 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın temel amacı, epistemolojik inançların okul öncesi öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik pedagojik kavramsallaştırmalarını nasıl etkilediğini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın ikincil amacı ise okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının düzeyini belirlemektir. Araştırma, keşfedici karma yöntem aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 61 okul öncesi öğretmeni dâhil edilmiştir. Araştırmanın veri toplama sürecinde öncelikle tüm öğretmenlere Sing-Chai, Teo ve Beng-Lee’nin (2009) geliştirip Kutluca, Soysal ve Radmard’ın (2018) Türk Kültürüne uyarladığı Öğrenmeye Yönelik Epistemolojik İnançlar Ölçeği (ÖYEİÖ) yöneltilmiştir. Bu şekilde, okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının düzeyi belirlenmiştir. Ayrıca tüm katılımcıların ÖYEİÖ puanları değerlendirilerek alt ve üst epistemolojik profil şeklinde iki alt örneklem oluşturulmuştur. Alt örneklem, aykırı durum örneklemesi yöntemine bağlı kalınarak ve toplam katılımcı sayısının en az %10’unu temsil edecek şekilde oluşturulmuştur. Dolayısıyla alt ve üst gruba dörder, toplamda sekiz okul öncesi öğretmeni dâhil edilmiştir. Alt örneklemdeki katılımcıların okul öncesi fen öğretimine yönelik pedagojik kavramsallaştırmaları ve yetkinliklerini belirlemek amacıyla toplamda 14 açık uçlu sorudan oluşan yazılı form yöneltilmiştir. Araştırmadan ulaşılan nicel veriler, betimsel istatistik aracılığıyla analiz edilmiştir. Diğer yandan nitel veriler üzerinde ise sürekli karşılaştırma yöntemi temelinde tümevarımsal içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının ortalama düzeyde olduğunu göstermiştir. Ayrıca üst epistemolojik profilde olan okul öncesi öğretmenlerinin bilim okuryazarlığı vizyonuna daha çok atıf yaptıkları fen öğretimi konusunda kendilerine daha çok güvendikleri ortaya çıkmıştır.
 


Simple But Incorrect: Solutions Of The Systems Of First-degree Inequalities In Two Variables


Özkan Ergene1, Büşra Çaylan Ergene1
1Sakarya Üniversitesi


Abstract No: 116 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In this study, it was aimed to investigate the solutions of pre-service and in-service mathematics teachers to the systems of first-degree inequalities in two variables. In this qualitative research, case study was utilized as a research design. Participants consist of 82 pre-service elementary and 34 pre-service secondary mathematics teachers; and 27 in-service elementary and 29 in-service secondary mathematics teachers and all of them were selected by using purposeful sampling technique. In the first stage of the research that was conducted in two stages, a questionnaire including two questions related to the systems of first-degree inequalities in two variables was administered to pre-service and in-service teachers. In the first question, the intervals of the variables x and y are given and the interval of the expression (2x + 3y) is asked and in the second question, the intervals of the variable x and expression (3x-y) are given and the interval of the variable y is asked. At the end of the first analyse of the research data, it was found that only 2 pre-service teachers and 1 in-service teacher responded to the first question incorrectly and the remaining participants responded correctly. On the other hand, for the second question, a remarkable finding emerged because in this question, pre-service and in-service teachers’ solutions were grouped under three solutions. In the first solution, while the elimination method was used to obtain the variable y, in the second solution the interval of the expression (3x-y) was found by assuming that y is between the two real numbers such as a and b. In the third solution, different answers were given due to computational mistakes. In addition, for the second question, findings showed the number of pre-service and in-service teachers who preferred the first and second solutions were close to each other. When the solutions for both questions were examined as a whole, it was seen that all pre-service and in-service teachers used algebraic methods in their solutions. In the second stage of the research, it was aimed to examine the reasons of different solutions that arise in the solution process of the question related to the systems of first-degree inequalities in two variables and to develop possible interventions for these reasons. For this purpose, semi-structured interviews were conducted with 4 pre-service teachers and 4 in-service teachers who made different solutions to the second question. In these interviews, pre-service and in-service teachers were asked to solve the second question again and explain why they solved it in that way in detail, and then their opinions about the solution were taken by showing the solution they did not prefer. The analysis of the data obtained from the interviews continue, and in the next part of the research, it is planned to develop possible solutions in order to eliminate the mistakes in the solutions of the systems of first-degree inequalities in two variables.
 

Basit Ama Hatalı: Birinci Dereceden Iki Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemi Çözümleri


Özkan Ergene1, Büşra Çaylan Ergene1
1Sakarya Üniversitesi


Bildiri No: 116 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu araştırmada matematik öğretmen adayı ve matematik öğretmenlerinin birinci dereceden iki bilinmeyenli eşitsizlik sistemlerine ilişkin çözümlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile yürütülen çalışmanın deseni durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örnekleme tekniği ile belirlenen 82 ilköğretim ve 34 ortaöğretim matematik öğretmeni adayı ve 27 ilköğretim ve 29 ortaöğretim matematik öğretmeni oluşturmaktadır. İki aşamada yürütülen araştırmanın birinci aşamasında birinci dereceden iki bilinmeyenli eşitsizlik sistemlerine ilişkin iki sorudan oluşan bir soru formu öğretmen adayları ve öğretmenlere uygulanmıştır. Birinci soruda x ve y değişkenlerinin aralıkları verilerek (2x+3y) ifadesinin aralığının bulunması istenirken; ikinci soruda ise x değişkeninin ve (3x-y) ifadesinin aralıkları verilmiş ve y değişkeninin aralığının bulunması istenmiştir. Araştırma verilerinin ilk analizi sonunda (2x+3y) ifadesinin aralığına ilişkin soruyu sadece 2 öğretmen adayı ve 1 öğretmenin yanlış cevaplandırdığı, kalan öğretmen adayları ve öğretmenlerin ise doğru cevaplandırdığı bulgusuna rastlanılmıştır. Buna karşın ikinci soruda ise dikkat çekici bir bulgu ortaya çıkmış olup öğretmen adayı ve öğretmen çözümleri üç kısımda toplanmıştır. Birinci çözümde y değişkenini elde edebilmek için yok etme metodu kullanılırken, ikinci çözümde y değişkeninin a ve b gibi iki reel sayı arasında olduğu kabul edilerek (3x-y) ifadesinin aralığı bulunmuş; son çözümde ise işlem hataları nedeniyle farklı sonuçlar bulunmuştur. Ayrıca ikinci soruda, birinci ve ikinci çözümü yapan öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin sayılarının birbirine yakın olduğu gözlemlenmiştir. Hatalı çözüm yapan öğretmen adayları ve öğretmenlerin ise eşitsizliği yön değiştirme, negatif sayı ile genişletirken sadece eşitsizliğin bir tarafının işaretini değiştirme ve toplama-çıkarma hataları yaptığı gözlemlenmiştir. Her iki soru için yapılan çözümler bütüncül olarak incelendiğinde öğretmen adayları ve öğretmenlerin tamamının çözümlerinde cebirsel yöntemler kullandıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında ise temel düzeyde basit olarak nitelendirilebilecek birinci dereceden iki bilinmeyenli eşitsizlik sistemlerine ilişkin bir sorunun çözüm sürecinde ortaya çıkan farklı çözümlerin nedenlerinin araştırılması ve bu nedenlere yönelik olası müdahalelerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ikinci soruya farklı çözümler yapan 4 öğretmen adayı ve 4 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde öğretmen adayı ve öğretmenlerin ikinci soruyu tekrar çözmeleri ve niçin bu şekilde çözdüklerini detaylandırmaları istenmiştir ve ardından kullanmadıkları çözüm gösterilerek çözüme ilişkin düşünceleri alınmıştır. Görüşmelerden elde edilen verilerin analizi devam etmekte olup araştırmanın bundan sonraki bölümünde birinci dereceden iki bilinmeyenli eşitsizlik sistemlerinin çözümlerindeki hataların giderilebilmesi amacıyla olası çözüm önerilerinin geliştirilmesi planlanmaktadır.


Knowledge Levels Of In-service And Pre-service Mathematics Teachers Regarding The Concepts Of Line Charts And Direct Proportion


Türkan Berrin Kağızmanlı Köse1, Esra Korkmaz1
1Giresun Üniversitesi


Abstract No: 291 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Algebra is one of the learning domains within the middle school mathematics curriculum.  Having an important place in mathematics education, it can be considered as a window to the abstract world of mathematics. The concept of variables comes into play in mathematics education with the introduction of algebra. In this domain, letters and symbols are incorporated in mathematics, allowing one to generate a mathematical language and make generalisations. In this respect, algebra denotes the structuring of arithmetic with algebraic thinking at its centre. Within its scope students are expected to find the governing rules behind mathematical patterns, formulate algebraic expressions using variables, and carry out mathematical operations. Thus, algebra seeks to make students capable of formulating and solving equations, draw the graphs of linear equations by explaining linear relationships, and associate these graphs with slopes.  This is an indicator of the wide scope of algebra. At the same time, it also underlines the necessity of developing one's algebraic thinking skills. To equip students with these skills, the primary step is to ensure that teachers have adequate and accurate knowledge regarding this domain. In this regard, the present study aims to reveal the knowledge levels of in-service and pre-service mathematics teachers concerning the algebraic concepts of linear graphs and direct proportion. The research was designed as a case study, a qualitative research method. The participants of the research study consisted of 14 in-service mathematics teachers undertaking graduate studies in mathematics as well as 24 pre-service primary school mathematics teachers pursuing undergraduate-level studies at a state university during the 2019-2020 academic year. The data for the research were collected using an information form comprised of two open-ended questions.  These data were then examined using the qualitative method of content analysis. The analyses concluded that in-service and pre-service teachers define both concepts in a similar way. Unable to make clear distinctions, they confused the two concepts while answering the questions. However, the definitions made by both groups were not explanatory enough and did not satisfy the criteria of proper definitions. Even though both in-service and pre-service teachers encountered some difficulties while defining the concepts, they were able to provide accurate examples for the concepts. This might have arisen from the fact that participants learned about these concepts at the operational level. On the other hand, the concept of linear graphs was the subject in which the participants made the most mistakes while providing definitions. The fact that in-service teachers gave similar answers with pre-service teachers even though they introduce these concepts to their students multiple times begs consideration. For this reason, the study suggests that in addition to subject-specific knowledge of in-service and pre-service teachers, researchers should also take their knowledge concerning pedagogy and assessment and evaluation into consideration.
 

Matematik Öğretmeni Ve Öğretmen Adaylarının Doğrusal Grafik Ve Doğru Orantı Kavramlarına Ilişkin Bilgi Düzeyleri


Türkan Berrin Kağızmanlı Köse1, Esra Korkmaz1
1Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 291 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Ortaokul matematik öğretim programını oluşturan öğrenme alanlarından bir tanesi de cebirdir.  Matematik eğitiminde önemli bir yere sahip olan cebir, matematiğin soyut dünyasına açılan bir penceredir. Cebir alanıyla birlikte değişken kavramı matematik eğitiminde hayat bulur. Bu alanda harfler ve semboller matematiğe dâhil edilerek matematik diline dönüştürülür ve genelleme yapabilme olanağı elde edilir. Bu yönüyle cebir, cebirsel düşünme merkezinde aritmetiğin yapılandırılmasıdır. Matematiğin bu öğrenme alanında öğrencilerden örüntülerin kuralını bulabilmeleri, değişkenleri kullanarak cebirsel ifadeler oluşturabilmeleri ve işlemler yapabilmeleri beklenmektedir. Böylelikle denklem kurabilmeleri ve denklemleri çözebilmeleri, doğrusal ilişkileri açıklayarak doğrusal denklemlerin grafiklerini çizebilmeleri ve grafikleri eğimle ilişkilendirebilmeleri hedeflenmektedir.  Bu durum cebirin oldukça geniş bir alan olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda cebirsel düşünme becerisinin de geliştirilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu becerilerin kazandırılabilmesi için de öncelikli olarak öğretmenlerin bu alanda yeterli ve doğru bilgi birikimine sahip olması gerekmektedir. Buradan hareketle bu araştırmada matematik öğretmeni ve öğretmen adaylarının cebir konularından doğrusal grafik ve doğru orantılı grafik ile ilgili bilgilerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını 2019-2020 eğitim-öğretim yılı güz döneminde bir devlet üniversitesinde matematik eğitiminde yüksek lisans yapan ve halen ortaokullarda görev alan 14 matematik öğretmeni ile lisans eğitimine devam eden 24 ilköğretim matematik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veriler açık uçlu iki sorudan oluşan bilgi formundan elde edilmiştir.  Elde edilen verilerin nitel veri analizi olan içerik analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının iki kavramı da benzer şekilde tanımladıkları görülmüştür. İki kavramı birbirleriyle karıştırarak cevaplar vermişler ve net ayrımlar yapamamışlardır. Ancak yapılan tanımların iki grupta da yeterince açıklayıcı olmadığı ve tanım olma ölçütlerine tam anlamıyla uymadığı ortaya çıkmıştır. Hem öğretmenler hem de öğretmen adayları kavramları tanımlamakta sıkıntı yaşamış olsalar da kavramlara yönelik genellikle doğru örneklere yer vermişlerdir. Bu durumun ortaya çıkmasında kavramların işlemsel düzeyde öğrenilmiş olmasının etkili olduğu düşünülmektedir. Öte yandan öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının daha çok doğrusal grafiği tanımlarken zorlandıkları görülmüştür. Öğretmenler bu kavramları aynı zamanda okulda öğrencilerine defalarca aktardıkları halde öğretmen adayları ile yakın cevaplar vermiş olmaları ise düşündürücüdür. Bu nedenle öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının kavramlar ile ilgili alan bilgilerinin yanı sıra pedagojik alan bilgileri, ölçme değerlendirme bilgisi gibi farklı bileşenlerin de incelenmesi önerilmektedir.
 


Comparison Of In-service And Pre-service Math Teachers’ Obtaining The Perfect Square And Difference Of Two Squares Identities By Using Geometric Shapes


Türkan Berrin Kağızmanlı Köse1, Niğmet Feyza Erol1
1Giresun Üniversitesi


Abstract No: 292 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Identities are expressions that are met whatever value is given to the unknown. Students often consider it abstract and difficult because of the unknowns it contains. To eliminate this perception, identities should be taught to students with various materials and drawings where they are associated with areas of geometric shapes. In teaching the perfect square and difference of two squares identities covered in the middle school mathematics curriculum, it will be beneficial for teachers to obtain these identities by using geometric shapes. This is because students will be able to see their conceptual inferences thanks to the visualizations. This study aims to compare in-service and pre-service teachers’ obtaining the perfect square and difference of two squares identities by using geometric shapes. The study has employed the case study design, which is a qualitative research method. As the research examines in-service and pre-service teachers’ views, the case study method was applied. The participants of the study are 19 pre-service math teachers and 14 in-service math teachers doing a master’s degree in a public university in Turkey. Information form has been used for data collection. The participants have been asked to obtain the perfect square and difference of two squares identities through use of geometric shapes based on their knowledge on the subject. The obtained data have been subjected to descriptive analysis. According to the analysis results, all of the in-service teachers have had problems in the  identity. As to the pre-service teachers, all of them have only tried to obtain the  identity and left the other two identities blank. As a result, the in-service teachers have been determined to be more successful than the pre-service teachers in obtaining the perfect square and difference of two squares identities. However, both groups of participants have had deficiencies in obtaining the prefect square and difference of two squares identities by using geometric shapes. Based on the results of this study, it can be recommended that pre-service teachers have more experience of obtaining identities during their undergraduate education, especially in the special teaching methods course. In addition, pre-service teachers can be taught how to make use of dynamic mathematics software in obtaining identities. Finally, more use of materials can be made when covering subjects like identities that are considered abstract.

Matematik Öğretmeni Ve Matematik Öğretmeni Adaylarının Tam Kare Ve Iki Kare Farkı Özdeşliklerini Geometrik Şekillerden Faydalanarak Elde Etmelerinin Karşılaştırılması


Türkan Berrin Kağızmanlı Köse1, Niğmet Feyza Erol1
1Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 292 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Özdeşlikler bilinmeyene hangi değer verilirse verilsin, sağlanan ifadelerdir.  Ancak  içerisinde bulunan bilinmeyenler nedeniyle öğrenciler tarafından genellikle soyut ve zor olarak nitelendirilmektedir. Bu düşünceyi ortadan kaldırmak adına özdeşliklerin, geometrik şekillerin alanları ile ilişkili olduğu çeşitli materyaller ve çizimlerle öğrencilere anlatılmalıdır. Ortaokul matematik öğretim programında yer alan tam kare ve iki kare farkı özdeşliklerinin öğretiminde öğretmenlerin geometrik şekillerden faydalanarak bu özdeşlikleri elde etmeleri faydalı olacaktır. Çünkü öğrenciler yapılan görselleştirmeler sayesinde kavramsal çıkarımlarını göreceklerdir. Bu çalışmada öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının tam kare ve iki kare farkı özdeşliklerini geometrik şekillerden faydalanarak elde etmelerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının görüşlerinin derinlemesine incelendiğinden dolayı durum çalışması deseni kullanılmıştır.  Araştırma bir devlet üniversitesinde yüksek lisans yapan 14 matematik öğretmeni ve 19 matematik öğretmeni adayının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak bilgi formu kullanılmıştır. Katılımcılardan iki kare farkı ve tam kare  özdeşliklerini geometrik şekillerden faydalanarak bilgileri doğrultusunda elde etmeleri istenmiştir. Elde edilen verilerin betimsel analizi yapılmıştır. Yapılan analizden elde edilen sonuçlara göre; Öğretmenlerin tamamı   sorun yaşadıkları görülmüştür. Öğretmen adaylarının tam kare ve iki kare farkı özdeşliklerini geometrik şekillerden faydalanarak elde etme durumlarına baktığımızda ise öğretmen adaylarının tamamının sadece   özdeşliğini elde etmeye çalıştıkları diğer iki özdeşliği boş bıraktıkları görülmüştür.  Sonuç olarak öğretmenlerin iki kare farkı ve tam kare özdeşlikleri elde ederken öğretmen adaylarına göre daha başarılı oldukları belirlenmiştir. Buna rağmen her iki katılımcı grubunun da tam kare ve iki kare farkı özdeşliklerinin geometrik şekillerden faydalanarak elde edilmesiyle ilgili eksikliklerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada elde edilen sonuçlara göre  öğretmen adaylarının lisans eğitimleri sırasında özellikle özel öğretim yöntemleri dersinde özdeşliklerin elde edilmesiyle ilgili daha fazla deneyim yaşamaları sağlanabilir. Bunun yanı sıra öğretmen adaylarına derslerde özdeşliklerin elde edilişinde dinamik matematik yazılımlarından nasıl yararlanabilecekleri öğretilebilir. Ayrıca derslerde özellikle özdeşlikler gibi soyut olduğu düşünülen konularda materyal kullanımına daha sık yer verilebilir.


Investıgation Of Factors Affecting Mathematics-oriented Academic Risk Behavior Of Middle School Students By Structural Equation Modeling


Kübra ŞAHİN1, Kübra AÇIKGÜL2
1MEB
2İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 118 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the effects of middle school students' gender, grade levels, attitude toward mathematics and mathematical metacognition awareness on each other and on mathematics-oriented academic risk taking behaviors. This research was carried out using correlational research model. The sample of the study comprised 895 middle school (6th, 7th and 8th grade) students who are selected by using convenience sampling method. In this research, Personal Information Form, Mathematical Metacognition Awareness Scale, Attitudes towards Mathematics Scale and Mathematics-Oriented Academic Risk Taking Scale were used as data collection tools. The data collected in the study were analyzed by using Structural Equation Modeling (SEM). According to the results of the research, direct and / or indirect relationships were found between gender, attitude toward mathematics, mathematical metacognition awareness variables with academic risk taking variable. As a result of the research, it was determined that gender, attitude towards mathematics, mathematical metacognition awareness variables explain 68% of the variance related to academic risk variable. In addition, it was found in the study that the variables of gender and attitude towards mathematics explained 49% of the variance related to mathematical metacognition awareness variable.

Ortaokul Öğrencilerinin Matematik Odaklı Akademik Risk Alma Davranışlarını Etkileyen Faktörlerin Yapısal Eşitlik Modellemesiyle Incelenmesi


Kübra ŞAHİN1, Kübra AÇIKGÜL2
1MEB
2İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 118 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri, matematiğe karşı tutum düzeyleri ve matematiksel üstbiliş farkındalıklarının birbirleri üzerindeki ve matematik odaklı akademik risk alma davranışları üzerindeki etkilerini belirlemektir. Araştırma ilişkisel araştırma modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında ulaşılabilir evrende yer alan okullardan uygun örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 895 ortaokul (6, 7 ve 8.sınıf) öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Matematiksel Üstbiliş Farkındalık Ölçeği, Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği ve Matematik Odaklı Akademik Risk Alma Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre cinsiyet, matematiğe karşı tutum, matematiksel üstbiliş farkındalık değişkenleri ile akademik risk alma değişkeni arasında doğrudan ve/veya dolaylı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Sonuçta cinsiyet, matematiğe karşı tutum, matematiksel üstbiliş farkındalık değişkenlerinin akademik risk alma değişkenine ilişkin varyansın %68’ini açıkladığı belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada cinsiyet ve matematiğe karşı tutum değişkenlerinin matematiksel üstbiliş farkındalık değişkenine ilişkin varyansın %49’unu açıkladığı tespit edilmiştir.


The Effects Of Mathematics Activities Enriched With Game Elements On Students’ Success, Attitude And Motivation


Selen GALİÇ1, Bahadır YILDIZ2
1Özel Çakır Ortaokulu
2Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 319 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Differentiated instruction is a way of teaching approaches which is applied to content, process, product or learning environment according to students’ readiness, interests and learner profiles. Enrichment which is one of the differentiation strategies can be defined as the student’s work on any subject or area by deeply.  While the use of game elements positively affects students 'academic achievement, attitude and motivation, the aim of this study is to examine the effect of mathematics activities enrıchment with game elements which are choose according to the students’ learner profiles on mathematics achievement, attitudes and motivation towards mathematics. There were total 24 students from 6th grades, 12 students in experimental and 24 students in control group. Since there was no random assignment, the level determination test was applied to both groups before the implementation to ensure that the academic levels of the groups were equal. Mathematics academic achievement, attitude and motivation tests were applied as pre-test in experimental and control groups. Additionally, in the experimental group, learning profiles scales which is developed by researchers in order to determine students’ player type was used. As a result of these data, game elements were defined. Mathematics activities enrichment with those game elements was designed and the course had been taught. As a result of the application, academic success, attitude and motivation tests were applied as a post-test in the experimental and control groups again. The data obtained were analysed and reported with non-parametric tests. As a result the effectiveness of mathematics activities enriched with game elements was examined on students’ academic achievement, attitude and motivation and the results were in favour of the experimental group according to motivation and attitudes.


An Overview Of The Given Names To Van Hiele Geometric Thinking Levels


Gül Kaleli Yılmaz1, Hülya Sert Çelik2
1Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 344 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Van Hiele's theory, which guides today's geometry education, was put forward in 1957 by Dutch mathematicians Dina Van Hiele and his wife Pierre Marie Van Hiele. Mathematics teacher van Hiele couple argue that geometric thinking passes through certain phases, just like mathematical concepts and operations (Teppo, 1991). According to Van Hiele, geometric thinking levels consist of five levels that are sequential and hierarchical. There are different numbering schemes for these levels. These five levels were numbered 0-4 in the original studies of the van Hiele pair and in some subsequent studies, while in studies that accepted the pre-recognition level as 0, they were numbered as 1-5. In addition to the confusion of numbering, it is seen that the names of these levels are translated in different ways in different sources in the Turkish literature. In this context, it is aimed to reveal the similarities and differences in the van Hiele level numbering and naming given to the levels in the literature with the method of document analysis and to question the reasons. This research was conducted with 49 graduate theses that were completed upon van Hiele geometric thinking levels from 2010 to 2019 between the years held in Turkey according to YÖK National Thesis Central screening results and 40 articles which were scanned from databases such as Web of Science, ERIC, Science Direct, EBSCO, TUBITAK, ULAKBİM DergiPark and Google Academic. The datas in the study were analyzed using content analysis. As a result of the analysis, it is seen that most of the studies are numbered in the 1-5 scheme. The names given to the levels differ a lot and the most preferred level names; Visualization for Level 1; Analysis for Level 2; Informal Deduction for Level 3; Deduction for Level 4 and Rigor for Level 5.

Van Hiele Geometrik Düşünme Düzeylerine Verilen Isimlendirmelere Bir Bakış


Gül Kaleli Yılmaz1, Hülya Sert Çelik2
1Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 344 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzdeki geometri eğitimine yön veren Van Hiele teorisi 1957 yılında Hollandalı matematikçiler Dina Van Hiele ve eşi Pierre Marie Van Hiele tarafından ortaya konulmuştur. Matematik öğretmeni olan van Hiele çifti geometrik düşüncenin de matematiksel kavram ve işlemlerde olduğu gibi belli evrelerden geçtiğini savunmaktadır (Teppo, 1991). Van Hiele’e göre geometrik düşünme düzeyleri sıralı ve hiyerarşik olan beş seviyeden oluşur. Bu seviyeler için farklı numaralandırma şemaları mevcuttur. Bu beş seviye van Hiele çiftinin orijinal çalışmalarında ve bunu takip eden bazı çalışmalarda 0-4 olarak numaralandırılırken, ön tanıma seviyesini 0 kabul eden çalışmalarda 1-5 olarak numaralandırılmıştır. Ayrıca numaralandırma karışıklığına ilave olarak Türkçe alanyazında yer alan farklı kaynaklarda bu seviyelerin adlarının farklı biçimlerde çevrildiği görülmektedir. Bu bağlamda bu araştırmada alanyazında yer alan Van Hiele düzey numaralandırmalarını ve düzeylere verilen isimlendirmelerdeki benzerlik ve farklılıkları doküman analizi yöntemi ile ortaya çıkarmak ve nedenlerini sorgulamak amaçlanmıştır. Bu araştırma Türkiye Yüksek Öğretim Kurumunun (YÖK) Ulusal Tez Merkezinde yapılan tarama sonucu, 2010-2019 yılları arasında Türkiye’de gerçekleştirilen van Hiele geometrik düşünme düzeyleri üzerine tamamlandığı tespit edilen 49 lisansüstü tez ve Web of Science, ERIC, Science Direct, EBSCO, TÜBİTAK ULAKBİM DergiPark, Google Academic gibi veri tabanlarından taranan 40 makale ile yürütülmüştür. Araştırmada veriler, içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda çalışmaların önemli bir bölümünün 1-5 şemasında numaralandırıldığı tespit edilmiştir. Düzeylere verilen isimler ise çok fazla farklılık göstermektedir ve en sık tercih edilen düzey adlarının; 1.düzey için Görsel Dönem; 2. Düzey için Analiz; 3. Düzey için Yaşantıya Bağlı Çıkarım; 4. Düzey için Çıkarım ve 5. Düzey için En ileri dönem şeklinde olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın, Van Hiele Geometrik Düşünme Düzeylerine verilecek Türkçe isimlendirmelerde, belirli bir standart oluşturulması için ışık tutacağı düşünülmektedir.


A Document Analysis On Studies Completed In Turkey About Realistic Mathematical Education


Gül Kaleli Yılmaz1, Damla Sönmez2
1Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 359 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Realistic Mathematics Education is a field-specific educational theory which was founded in 1971 by the Dutch mathematician educator Hans Freudenthal. What makes this theory special is the use of real situations in mathematics education (Arseven, 2010). The necessity of using real situations and to reveal collectively how effectively they can be used has led to the emergence of this study. The purpose of the study in Turkey is aimed to enable the RME not only examine their work but also to understand what kind of results obtained in these studies in order to be able to reveal the trend and the areas which you need to work on. In line with this purpose, the theses published in the YÖK National Thesis Center between 2007-2020 and the articles in the journals in the DERGİPARK system were subject to examination. The keywords "Realistic Mathematics Education" and "RME" were used to access the theses and articles examined. As a result of the research, 73 theses and 13 articles were reached. However, articles obtained from theses’ were not included in the study. Document analysis method was used in the research. Document analysis is to bring together the existing records and documents related to the planned study and to create and examine a code according to a determined system (Çepni, 2018). As a result of the  analyzes, it is noteworthy that a significant part of the theses written on RME are master's theses published in 2019, studies are generally carried out with 7th and 9th grade students, and while quantitative methods are preferred more in theses, qualitative methods are preferred in articles. In addition, applications for GME generally increase the success and the permanence of the information;  it has a positive effect on skills such as attitude, motivation, problem solving, prediction, statistical thinking.
 

Gerçekçi Matematik Eğitimi Üzerine Türkiye’de Yapılmış Olan Çalışmalara Yönelik Bir Doküman Analizi


Gül Kaleli Yılmaz1, Damla Sönmez2
1Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 359 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) 1971 yılında Hollandalı matematikçi ve eğitimci olan Hans Freudenthal tarafından temelleri atılmış olan alana özgü bir eğitim teorisidir. Bu teoriyi özel kılan ise gerçek durumların matematik eğitiminde kullanılmasıdır (Arseven, 2010). Gerçek durumların kullanılması ve bunun ne kadar etkin olarak kullanılabildiğinin toplu bir şekilde ortaya çıkarılması ihtiyacı bu çalışmanın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Çalışmanın amacı Türkiye’ de yapılmış GME çalışmalarını incelemek ve çalışmalarda ne tür sonuçlar elde edildiğini, nasıl bir eğilim olduğunu, hangi alanlarda çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda 2007-2020 yılları arasında YÖK Ulusal Tez Merkezinde yayınlanan erişim izni olan tezler ve DERGİPARK sisteminde yer alan dergilerde yer alan makaleler incelemeye tabii tutulmuştur. İncelenen tezlere ve makalelere ulaşılırken “Gerçekçi Matematik Eğitimi” ve “GME”  anahtar kelimeleri kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda 73 tez ve 13 makaleye ulaşılmıştır. Bununla birlikte tezlerden üretilen makaleler incelemeye dâhil edilmemiştir. Araştırmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Doküman analizi, yapılması planlanan çalışmayla alakalı olarak hali hazırda bulunan kayıt ve belgeleri bir araya getirip belirlenmiş olan bir norm ya da sisteme göre bir kod oluşturup incelemektir (Çepni, 2018). Yapılan analizler sonucunda GME üzerine yazılan tezlerin önemli bir bölümünün 2019 yılında yayınlanan yüksek lisans tezleri olduğu, çalışmaların genellikle 7. ve 9.sınıf öğrencileri ile yürütüldüğü ve tezlerde nicel yöntemler daha çok tercih edilmişken, makalelerde nitel yöntemlerin tercih edildiği dikkat çekmektedir.  Ayrıca GME’ ye yönelik yapılan uygulamaların genellikle başarıyı ve bilgilerin kalıcılığını artırdığı; tutum, motivasyon, problem çözme, tahmin, istatistiksel düşünme gibi becerilere olumlu yönde etki ettiği tespit edilmiştir.


Investıgatıon Of Scıence-fıctıon Fılms And Students Contrıbutıon To The Learnıng And Attıtudes Of Scıence Course


Büşra Çalışkan1
1Büyükşehir Belediyesi Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu


Abstract No: 32 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nowadays, both in-class and extracurricular activities are known as films; It contributes to cognitive, affective and psychomotor development for individuals. Especially for a lesson from life, such as science and technology, which in terms of teaching Visual support is inevitable. To this end, these tools through the lessons more interesting, simple and clearly are taught.. The film provides diversity, imagination and fiction of world perception of the universe, live through inquiry and that everyday life is also important in terms of reconciling. Extends the world of imagination and fiction, is the most important film type that develops science-fiction films. In this context, the aim of this research, science-fiction films, to learn the lessons of science students and the attitude is to examine the contribution towards. Research, Bartın province is a public school district located in Amasra 2018-2019 in the academic year studying, 7. a student group from the outgoing 30-person class. Students participating in the study, 15 (50%) while for women; 15 (50%) and male students. Research Assistant tırmada as data collection tool for opinion survey of science fiction films. Opinion survey, Cemrek and others (2005), prepared by the five likert tool used. Survey data collected through IBM SPSS Statistics 22.0 with the program have been resolved. An investigation of students ' science fiction films to determine their opinions and attitudes for descriptive statistics techniques utilized. As a result of the findings, students, science-fiction films in the context of science observes about case studies, events and associate of science is useful in teaching the lesson topics. Separately, students increase their sense of wonder and imagination.
 

Bilim-Kurgu Filmlerinin, Öğrencilerin Fen Bilimleri Dersini Öğrenmelerine Ve Tutumlarına Yönelik Katkısının Incelenmesi


Büşra Çalışkan1
1Büyükşehir Belediyesi Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu


Bildiri No: 32 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde hem ders içi hem de ders dışı etkinliği olarak da bilinen filmler; bireyler için bilişsel, duyuşsal ve psikomotor gelişime katkı sağlamaktadır. Özellikle Fen Bilimleri gibi hayatın içinden olan bir ders için  görsel destek sağlamak öğretim açısından kaçınılmazdır. Bu amaçla, bu araçlar aracılığıyla dersler daha ilginç, basit ve anlaşılır bir biçimde öğretilebilmektedir. Film konularının sağladığı çeşitlilik, hayal ve kurgu dünyası aracılığıyla yaşadığı evreni algılaması, sorgulaması ve bunu günlük hayatla bağdaştırma açısından da önemlidir. Hayal ve kurgu dünyasını genişleten, geliştiren en önemli film türü ise bilim-kurgu filmleridir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, bilim-kurgu filmlerinin, öğrencilerin Fen Bilimleri dersini öğrenmelerine ve tutumlarına yönelik katkısının incelemektir. Araştırma, Bartın ili Amasra ilçesi sınırlarında bulunan bir devlet okulunun 2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, 7. sınıfa giden 30 kişilik bir öğrenci grubuna gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin 15’i (%50) kadın iken; 15’i (%50) de erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak bilim-kurgu filmlerine yönelik görüş anketine yer verilmiştir. Görüş anketi olarak, Çemrek ve diğerleri (2005) tarafından hazırlanan 5’li likert aracı kullanılmıştır. Anket yoluyla toplanan veriler IBM SPSS Statistics 22.0 programı ile çözümlenmiştir. Yapılan araştırmada, öğrencilerin bilim-kurgu filmlerine yönelik görüşlerini ve tutumlarını belirlemek için betimsel istatistik tekniklerinden faydalanılmıştır. Bulgular sonucunda, öğrencilerin, bilim-kurgu filmleri içeriğinde Fen Bilimleri ile ilgili örnek olaylar gözlemlediği, olayları ilişkilendirdiği ve bu filmlerin Fen Bilimleri dersi konularının öğretiminde de faydalı olduğu belirtmiştir. Ayrıca, öğrencilerin hayal gücünü geliştirdiği ve merak duygularını da arttırdığı tespit edilmiştir.
 


Thinkering Workshops At Science And Art Center (sec): An Action Research


Songül Küreci1, Mızrap Bulunuz1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 33 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Thinkering Technology Workshops aim to create career awareness, curiosity and interest about learning as well as to raise science and technology literate individuals. Necessary basic knowledge and technical infrastructure are provided to the students during project development. Then they are encouraged to develop unique and innovative projects and to specialize in areas they are interested in. In addition students' personal and social developments are supported through tours, seminars and club activities. The first author of this essay is a doctoral student and at the sametime a teacher at the Science and Education Center (SEC). In his doctorate course, "New Approaches in Science Teaching", he had theoretical and applied experiences about questioning and exploring for experimental workshops. During the experiment, students experienced learning experiences in the experimental workshop, which diversified the ways they opened up with the questions they wondered about, and where new discoveries took place. It was brought together and presented in a chart. Association of the gathered experience with real life, development of new point of views and making the observations meaningful has been tried to ensure. The first author had both observer and implementer roles in this practise. The data is composed of digital camera photographs, observation notes, pictures and caricatures drawn by the students. In addition the opinions of students about the process and their experiences were recorded. According to the findings it was observed that the practice provided the students to question, try, make repeated experiments, think in multiple ways, discover and design new products.

Bilim Ve Sanat Merkezinde (Bilsem) Deneyap Atölyeleri: Bir Eylem Araştırması


Songül Küreci1, Mızrap Bulunuz1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 33 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Deneyap Teknoloji Atölyeleri bilim ve teknoloji okuryazarı bireyler yetiştirmenin yanı sıra öğrenmeye karşı ilgili, meraklı olmayı ve kariyer bilinci oluşturmayı hedeflemektedir. Bilim ve teknoloji projeleri geliştirirken, öğrencilere gerekli temel bilgi ile teknik alt yapı verilir. Daha sonra onların ilgi duydukları alanda uzmanlaşmaları, yenilikçi ve özgün projeler yapmaları için teşvik edilmektedir. Buna ek olarak geziler, seminer ve kulüp etkinlikleri ile öğrencilerin kişisel ve sosyal gelişimleri desteklenir. Bu çalışmada birinci yazar doktora öğrencisi aynı zamanda Bilim ve Sanat Eğitim Merkezi (BİLSEM) öğretmenidir. "Fen Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar” adlı doktora dersinde, deneyap atölyelerine yönelik sorgulama ve keşfetmeye yönelik teorik ve uygulamalı deneyimler yaşamıştır. Bu derste kazanılan bilgi ve deneyimler eş zamanlı olarak BİLSEM’de, 15 tane 4. Sınıf öğrencisi ile uygulamaya konulmuştur. Çalışmanın amacı, bu derslerdeki süreç ve uygulamalardan örnekler sunmak ve değerlendirmektir. Deneyap atölyesinde, öğrenciler deney sürecinde merak ettikleri sorularla kendilerine açılan yolları çeşitlendiği ve yeni keşiflerin gerçekleştiği öğrenme deneyimleri yaşamıştır Öğrencilerin. deney esnasında gözlemlerini, keşiflerini yazarak, çizerek kaydetmeleri ve sözlü ifade etmeleri teşvik edilmiştir. Toplanan veriler bir araya getirilerek düzenlenmiş ve tablo şeklinde sunulmuştur. Kazanılan deneyimlerin gerçek yaşamla ilişkilendirilmesi farklı bakış açıları geliştirilmesi, çevreye yönelik gözlemlerin anlamlı hale getirilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Birinci yazar bu uygulamalar esnasında hem öğretmen hem de gözlemci rolündedir. Toplanan veriler dijital kamera ile çekilen fotoğraflar, gözlem notları, öğrencilerin yazdığı, çizdiği resim ve karikatürlerden oluşmaktadır. Ek olarak öğrencilerin sürece ve yaşadıkları deneyimlere ilişkin fikirleri kayıt edilmiştir. Bulgular sonucunda, yapılan uygulamaların öğrencilerin sorgulama, deneme, çeşitlilik içinde tekrarlı denemeler yapma, çok yönlü düşünebilme, keşfetme ve ürün tasarlama imkânı verdiği görülmüştür.


Investigation Of Turkiye 8th Grade Students' 2015 Timss Science Achievement In Terms Of Some Variables


Merve Kocatürk1, Lütfullah Türkmen2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Uşak Üniversitesi


Abstract No: 114 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

International measurement and evaluation exams provide various data in which we can observe the effect of various variables in education systems on success. This study assessed the implications for our country to the TIMSS 2015 data for the exam and 8th-grade students in Turkey obtained the survey was conducted based. The aim of the study was carried out to understand the effects of different variables on the success of the student, such as the attitude of the student towards the lesson and the future goal, the attitude of the teacher during the lesson and the educational status of the parents and the attitude towards the lesson. In this study, in addition to the one-way analysis of variance (ANOVA) and posthoc tests, to examine the effects of variables related to teachers, students and parents on science achievement without neglecting the relationship between them and to determine the conditions under which the variable affects success, different structural equation models have been developed based on the same data set. In the study, where three different structural models were developed, it was observed that the parent's education and attitude was the most important variable affecting the achievement of science in the first structural equation model. The implicit variable is the second important variable that positively affects science achievement. It is the implicit variable that has the least effect between the three implicit variables groups related to the teacher's course and student relations. In all three models, the educational status of the parents positively affects the science achievement of the student. Although the third model was created to modify the model fit from the acceptable model to the well-fit model, the most descriptive variable and group variation were obtained in the second model. 
 

Türkiye 8.sınıf Öğrencilerinin Timss-2015 Fen Başarısının Bazı Değişkenler Açısından Incelenmesi


Merve Kocatürk1, Lütfullah Türkmen2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Uşak Üniversitesi


Bildiri No: 114 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Uluslararası ölçme ve değerlendirme sınavları eğitim sistemlerindeki çeşitli değişkenlerin başarıya etkisini gözlemleyebildiğimiz çeşitli veriler sunmaktadır. Bu çalışma da ülkemize yönelik çıkarımlarda değerlendirilmek üzere TIMSS 2015 sınav ve anket uygulamalarında elde edilen Türkiye'deki 8.Sınıf Öğrencilere yönelik veriler temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı fen eğitiminde öğrencinin derse karşı tutumu ve gelecek hedefi, öğretmenin ders işleyişi sırasındaki tutumu ile velilerin eğitim durumu ve derse karşı tutumu gibi farklı değişkenlerin başarı üzerindeki etkilerini anlamak ve mevcut koşulları iyileştirilebilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma kapsamında öğretmen, öğrenci ve veliler ile ilgili değişkenlerin kendi arasındaki ilişkiyi göz ardı etmeden fen başarısına olan etkilerini incelemek ve eğer değişkenin başarıya etkisi varsa bunun hangi koşullar altında gerçekleştiğini tespit etmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve post-hoc testlerine ek olarak aynı veri seti üzerinden kurulmuş farklı yapısal eşitlik modelleri de geliştirilmiştir.   Üç farklı yapısal model geliştirilen çalışmada geliştirilen ilk yapısal eşitlik modelinde standartlaştırılmış regresyon katsayıları incelendiğinde  velinin eğitim ve tutumunun fen başarısını etkileyen en önemli değişken olduğu gözlenmektedir. Öğretmenin ders işleyişi ve öğrenci ilişkileri ile ilgili değişken ise  en az etkiye sahip olan örtülü değişkendir. Kurulan üç modelde de velilerin eğitim durumu öğrencinin fen başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Örtülü değişken ile tanımlayıcı değişken arasındaki standartlaştırılmış regresyon katsayıları ve modifikasyon indisleri göz önünde bulundurularak gizil değişkenlerin farklı gruplandırıldığı ikinci Yapısal Eşitlik Modelinin bu ilişkileri ortaya koymak açısından daha uyumlu bir model olduğu söylenebilir. Model uyumunun kabul edilebilir modelden iyi uyum gösteren modele taşınması amacıyla üçüncü model oluşturulsa da en çok tanımlayıcı değişken ve grup varyasyonu ikinci modelde elde edilmiştir. Özellikle  ikinci modelde farklı gruplandırılmış öğrenci tutumu örtülü değişkeni fen başarısına en çok etki eden değişken olarak gözlenmiştir. Bu örtülü değişkenin altında yer alan; dersten sıkılma, derse karşı zorlanma ve eğitimde gelecek hedeflerini belirleme değişkenlerine yönelik kazanımlar fen başarısının arttırılması açısından bu çalışma kapsamında gözlenen iyi birer yordayıcı olarak öne çıkmaktadır.


The Effects Of Authentic Learning Approach Based Activities Designed With Inquiry Based Learning Approach To The Students Academic Achievement And Creative Problem Solving Properties


CANSU NAS1, İLKNUR GÜVEN1
1MARMARA ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 147 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


In this study, it is aimed to investigate the effects of authentic learning approach based activities designed with inquiry based learning approach to the 5th grade students academic achievement and creative problem solving properties. The study group of the research consists of 21 fifth grade students in total, 7 of whom are girls and 14 are boys, studying in a private school in Üsküdar, Istanbul in the 2018-2019 academic year. The “Propagation of Light” unit academic achievement test and creative problem solving inventory were applied before and after the application. The data obtained in the study were analyzed using a statistical program. “Wilcoxon Signed Ranks Test”, which is one of the non-parametric tests, was applied in the analysis of the academic achievement test. In the analysis of the creative problem solving inventory, “Dependent Groups t Test”, which is one of the parametric tests, was applied. After the analyzes, it was concluded that the applied method in this research affects students' academic achievement and creative problem solving skills in positive way. In this research, as a new application, authentic learning approach based activities designed with inquiry based learning approach in 5th grade “Propagation of Light” unit was used. The use and examining the results of this learning approach in different units of the science courses or in different courses or in different grade levels has been suggested.

 

Otantik Öğrenme Yaklaşimina Dayali Araştirma Ve Sorgulama Temelli Etkinliklerin Öğrenci Başarisina Ve Yaratici Problem Çözme Özelliklerine Etkisi


CANSU NAS1, İLKNUR GÜVEN1
1MARMARA ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 147 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri


Bu araştırmada, otantik öğrenme yaklaşımına dayalı araştırma ve sorgulama temelli etkinliklerin 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve yaratıcı problem çözme özelliklerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili, Üsküdar ilçesinde bir özel okulda öğrenim gören 7’si kız, 14’ü erkek olmak üzere toplamda 21 adet 5. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından uygulama öncesinde ve sonrasında öğrencilere “Işığın Yayılması” ünitesi akademik başarı testi ve yaratıcı problem çözme özellikleri envanteri uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler bir istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. “Işığın Yayılması” ünitesi akademik başarı testinin analizinde non-parametrik testlerden “Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi”, yaratıcı problem çözme özellikleri envanterinin analizinde parametrik testlerden “İlişkili Gruplar t Testi” kullanılmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda bu araştırma süresince uygulanan eğitim modelinin öğrencilerin akademik başarılarını ve yaratıcı problem çözme becerilerini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada 5. Sınıf “Işığın Yayılması” konularını kapsayan, otantik öğrenme yaklaşımını ve araştırma ve sorgulamaya dayalı öğrenmeyi entegre eden bir yaklaşım kullanılmıştır. Bu öğrenme yaklaşımının diğer araştırmacılar tarafından Fen Bilimleri dersinin farklı ünitelerinde veya farklı derslerde ve farklı sınıf düzeylerinde kullanılabilirliğinin incelenmesi önerilmiştir.
 


The Relation Of Science Teachers’ Pedagogical Content Knowledge And Pedagogical Inference Quality


Erkan AKYÜREK1
1M.E.B


Abstract No: 35 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this article, teacher pedagogical inference quality, pedagogical content knowledge and changes in practice were tried to be measured. As highlighted by the theoretical assumption of the study, a model was formed about the relationship between teacher cognition and pedagogical inference and pedagogical content knowledge. Mixed-methods data collection used and analysis in order to capture the richness of the data. This article focuses on the quantitative findings though supplement this with observed in the qualitative data and representative quotes from the participants. Fort his purpose, 100 science teachers were given a pedagogical inference interview form consisting of a semi-structured interview with 11 arguments, and in the light of the information obtained, pedagogical inference quality was scored consisting of the highest 10 persons and the lowest 10 persons with 8 items of general pedagogical knowledge, 17 items on the pedagogical content knowledge rubric, consisting of pedagogical subject knowledge, was scored by two different scorers through in-course observation and video recordings. In the light of the obtained data, a strong relationship was observed between the pedagogical inference quality and pedagogical content knowledge of the teachers. This stuation is thought to be due to insufficient testing materials, other factors being ignored in the research. The quality of pedagogical inference provides solid justification for the teaching decisions taken by teachers in the classroom, while the observation of classroom practices is seen as important in terms of being indicative of teacher professional competence. It also reveals a picture of the relationship of subjects in the curriculum to inquiring learning and suggests that the content of subjects should be reconsidered. The research is considered to be important in terms of eliminating the lack of experimental work related to teachers' pedagogy and practices.
 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Pedagojik Alan Bilgisi Ve Pedagojik Çikarim Kalitesi Ilişkisi


Erkan AKYÜREK1
1M.E.B


Bildiri No: 35 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada öğretmen pedagojik çıkarım kalitesi, pedagojik alan bilgisi ve uygulamadaki değişiklikler ölçülmeye çalışılmıştır.  Araştırmanın teorik varsayımı ışığında öğretmen bilişinin pedagojik çıkarım ve pedagojik alan bilgisiyle ilişkisine dair bir model oluşturulmuştur. Çalışmada veri çeşitliliği sağlamak için karma yöntem araştırması yapılmıştır. Araştırma nicel verilere dayanmakla birlikte katılımcılarda gözlemlenen eğilimler ve yarı yapılandırılmış görüşmelerden yapılan alıntılarla desteklenmektedir. Bu amaçla 100 fen bilimleri öğretmenine 11 argümanı içeren yarı yapılandırılmış görüşmelerden oluşan pedagojik çıkarım görüşme formu uygulanmış, elde edilen bilgiler ışığında pedagojik çıkarım kalitesi en yüksek 10 kişi ve en düşük 10 kişiye 8 maddesi genel pedagojik bilgiden, 17 maddesi pedagojik konu alanı bilgisinden oluşan, pedagojik alan bilgisi rubriği iki farklı puanlayıcı tarafından ders içi gözlem ve video kayıtları aracılığıyla puanlanmıştır. Elde edilin veriler ışığında öğretmenlerin pedagojik çıkarım kalitesi ve pedagojik alan bilgisi arasında güçlü bir ilişki gözlemlenmiştir.. Bu durumun test maddelerinin yetersiz olması, araştırmada göz ardı edilen başka faktörlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Pedagojik çıkarım kalitesi öğretmenlerin sınıfta aldıkları öğretim kararları için sağlam gerekçe sunurken, sınıf içi uygulamaların gözlenmesi öğretmen mesleki yeterliliğinin göstergesi olması açısından önemli görülmektedir. Ayrıca müfredattaki konuların sorgulayıcı öğrenmeyle ilişkisine dair bir resim ortaya koymakta ve konuların içeriğinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir. Araştırma öğretmenlerin pedagojisi ve uygulamalarına ilişkin deneysel çalışma eksikliğini gidermesi açısından önemli görülmektedir.
 


Investigation Of Science Teachers' Perceptions Of Technological Pedagogical Content Knowledge In The Context Of Information Media Technology Literacy


Sedef CANBAZOĞLU BİLİCİ1, Merve Lütfiye ŞENTÜRK2
1Aksaray Üniversitesi
2Süleyman Demirel Üniversitesi


Abstract No: 169 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Rapid change and development of technology directly influenced process of accessing and interpreting information, leading to importance of information, media, technology literacy[IMTL]. Curriculum has been rearranged to improve IMTL. Therefore, it is important for teachers to be educated as being aware of importance of having IMTL in training process. It is known that IMTL have supportive role in teaching of content knowledge in a technological&pedagogical context. Thus, it is thought that type of information named as technological-pedagogical-content-knowledge[TPACK], by combining current technologies with appropriate pedagogical approaches, will provide contribution to literature because of determination of how information type is perceived in context of IMTL is not encountered. Therefore, aim of research is to determine perceptions of pre-service science teachers at 3rd grade on TPACK based on IMTL. Therefore; research question is listed below.
 “How are pre-service science teachers' perceptions of TPACK in context of IMTL?”
Research was planned in phenomenological design. In phenomenological design, meanings that individuals attribute to a phenomenon by their knowledge and experience are tried to be revealed. Experience-based prerequisite of phenomenological design has been tried to be ensured by taking into consideration that participants have undergone process of structuring IMTL&TPACK through lessons in their learning processes. Thus, participants was created with criterion sampling method. Successfully passing courses of “Science Technology Program and Planning”, “Special Teaching Methods-I”, “Project Development in Primary Education” and “Scientific Research Methods” and being student in science education at 3rd grade were criterions. Participants consist of 38 pre-service teachers. Structured interview form was used as data collection tool. In interview form, there is a drawing area and 3 open-ended questions in order to determine participants’perceptions of TPACK based on IMTL. Data are analyzed by descriptive analysis method and due to the continuing analysis process, information regarding the other sections will be included during presentation.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisine Ilişkin Algılarının Bilgi Medya Teknoloji Okuryazarlığı Bağlamında Incelenmesi


Sedef CANBAZOĞLU BİLİCİ1, Merve Lütfiye ŞENTÜRK2
1Aksaray Üniversitesi
2Süleyman Demirel Üniversitesi


Bildiri No: 169 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri


Teknolojinin hızla değişim ve gelişimi, bilgiye ulaşma ve bilgiyi yorumlama sürecini doğrudan etkileyerek bilgi, medya teknoloji okuryazarlığının[BMTO] önem kazanmasına neden olmuştur. Öğretim programları bu okuryazarlıkları geliştirecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Bu sebeple öğretim programlarının uygulayıcıları olan öğretmenlerin öğrenim sürecinde BMTO’ya sahip olmanın öneminin farkındalığıyla yetiştirilmeleri önemli görülmektedir. BMTO’nun alana özgü bilgilerin öğretiminde teknolojik ve pedagojik bağlamda destekleyici bir rolü olduğu bilinmektedir. Böylece teknolojik pedagojik alan bilgisi[TPAB] olarak isimlendirilen, güncel teknolojileri uygun pedagojik yaklaşımlarla bütünleştirerek alana özgü bilgilerin öğretiminin sağlamasına yönelik bilgi türünün, BMTO bağlamında nasıl algılandığının tespitinin benzeri araştırmaya rastlanmaması sebebiyle alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu nedenle araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmenliği[FBÖ] 3.sınıfta öğrenim gören öğrencilerin BMTO temel alınarak TPAB’e yönelik algılarını belirlemektir. Bu amaçla aşağıdaki araştırma sorusuna yanıt aranmaktadır:
“Fen bilgisi öğretmen adaylarının bilgi medya teknoloji okuryazarlığı bağlamında TPAB'e yönelik algıları nasıldır?”
Araştırma nitel araştırma yöntemi kullanılarak fenomenolojik desende planlanmıştır. Fenomenolojik desende bireylerin bilgi ve deneyim sahibi oldukları olguya yükledikleri anlamlar ortaya çıkarılmaktadır. Desenin deneyim ön koşulu, çalışma grubundakilerin, öğrenim süreçlerinde almış oldukları dersler aracılığıyla araştırmaya temel oluşturan BMTO’ları ile TPAB’i yapılandırma sürecinden geçmiş olmaları göz önünde bulundurularak sağlanmaya çalışılmıştır. Böylece çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme türüyle oluşturulmuştur. “Fen Teknoloji Program ve Planlama”, “Özel Öğretim Yöntemleri-I”, “İlköğretimde Proje Geliştirme” ve “Bilimsel Araştırma Yöntemleri” derslerini başarıyla geçmiş olma ve FBÖ 3.sınıfta öğrenim görme örnekleme ölçütü olarak belirlenmiştir. Böylece 38 FBÖ adayı çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Formda öğretmen adaylarının BMTO temelinde TPAB’e yönelik algılarını belirlemek amacıyla 3 açık uçlu soru ve okuryazarlık türleriyle TPAB arasındaki ilişkiye yönelik algılarını görselleştirmek amacıyla bir çizim alanı bulunmaktadır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmekte olup, analiz sürecinin devam etmesi sebebiyle bulgular, sonuç ve tartışma bölümleriyle ilgili bilgilere sunum sırasında yer verilecektir.
 
 


Investigation Of The Science Teachers' Competences In The Teaching Socioscientific Issues


Mürşide KILIÇ1, Feride ERCAN YALMAN2, Ahmet TAŞDERE3
1MEB
2Mersin Üniversitesi
3Uşak Üniversitesi


Abstract No: 197 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aimed to examine science teachers' classroom competencies in teaching socioscientific issues (SSI). The study group was composed of 15 science teachers in Mersin province teaching 7th graders. The study utilized case study design, a qualitative research method. The participants were observed throughout the entire academic year while teaching relevant SSI (organ donation, waste and recycling, biodiversity, power plants and space pollution) included in the seventh grade science curriculum. SSI-Based Instruction Classroom Observation Protocol developed by Topçu (2017) was used as the data collection tool for in-class observation processes. The observation protocol consists of five categories: Focus of SSI-Based Instruction, Teaching Moves (Pedagogical Preferences), Role of Teachers, Role of Students and Classroom Environment. There are 22 items in the form for SSI-Based Instruction. Related items are categorized as 'not observed=0', 'observed to a certain extent=1' and 'clearly observed=2'. When the SSI observed in the classroom were regarded on a theme basis, it was found that the participants performed somewhat more successfully in the classroom environment in the areas of organ donation, biodiversity, domestic waste and recycling. However, it was found that the participants completed the process with lower performance while teaching power plants and space pollution. The findings show that teachers mostly used teacher-centered instruction, not to comply with the time allocated for the SSI acquisitions in the curriculum and they attempted to teach these subjects in a shorter time. Since the participants believed that it would be sufficient to emphasize the risks and benefits in SSI, it was observed that they did not give sufficient emphasis on many points (nature of science, ethics, etc.) that required emphasis. In addition to these findings, it was determined that teachers had difficulty in assessing and evaluating SSI and generally used traditional assessment and evaluation tools.

Sosyobilimsel Konularin Öğretiminde Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Yeterliklerinin Incelenmesi


Mürşide KILIÇ1, Feride ERCAN YALMAN2, Ahmet TAŞDERE3
1MEB
2Mersin Üniversitesi
3Uşak Üniversitesi


Bildiri No: 197 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, fen bilimleri öğretmenlerinin sosyobilimsel konuların (SBK) öğretimi sürecindeki sınıf içi yeterliklerinin incelenmesidir. Mersin ilinde görev yapan ve yedinci sınıf öğrencilerine yönelik öğretim gerçekleştiren 15 fen bilimleri öğretmeni araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasına göre tasarlanan çalışmada veri toplama aracı olarak gözlem formu kullanılmıştır. Katılımcılar yedinci sınıf fen öğretim programında yer alan sosyobilimsel konuların (organ bağışı, atıklar ve geri dönüşüm, biyoçeşitlilik, güç santralleri ve uzay kirliliği) öğretimi esnasında tüm eğitim öğretim yılı boyunca gözlenmiştir. Sınıf içi gözlem süreçlerinde veri toplama aracı olarak Topçu’nun (2017) Sosyobilimsel Konu Temelli Öğretim için Sınıf Gözlem Formu kullanılmıştır. Gözlem formu beş kategoriden oluşmaktadır. Bu kategoriler: SBK Temelli Öğretimin Odağı, SBK Temelli Öğretimin Özellikleri (Pedagojik Tercihler), SBK Temelli Öğretimde Öğretmenin Rolü, SBK Temelli Öğretimde Öğrencilerin Rolü ve SBK Temelli Öğretimde Sınıf Ortamı. Gözlem formunda SBK Temelli Öğretim için toplam 22 madde bulunmaktadır. İlgili maddeler ‘gözlemlenmedi = 0’, ‘belirli bir ölçüde gözlemlendi = 1’ ve ‘açık bir şekilde gözlemlendi = 2’ şeklinde kategorilendirilmiştir. Gözlem yapılan sosyobilimsel konular tema bazında ele alındığında katılımcıların organ bağışı, biyoçeşitlilik, evsel atıklar ve geri dönüşüm konularının öğretiminde sınıf ortamında kısmen daha başarılı bir performans sergilediği, güç santralleri ve uzay kirliliği konularının öğretiminde ise daha düşük bir performans ile süreci tamamladığı gözlenmiştir. Öğretmenlerin SBK öğretiminde en çok düz anlatım yolunu tercih ettiği, öğretim programında yer alan SBK kazanımları için ayrılan ders saatlerine uyulmadığı ve genelde öğretmenlerin bu tür konuları daha kısa bir zamanda öğretmeye çalıştığı belirlenmiştir. Katılımcıların SBK’da risk ve faydalara vurgu yapılmasının yeterli olacağı görüşünde olduğundan özellikle vurgu yapması gereken birçok noktaya (bilimin doğası, etik vb.) yeterli düzeyde yer vermediği gözlenmiştir. Bu bulgulara ilave olarak SBK’yı ölçme değerlendirme konusunda öğretmenlerin süreçte oldukça zorlandığı ve genelde geleneksel ölçme değerlendirme araçlarını kullandığı tespit edilmiştir.
 


Reflections From A Professional Development Course For Science Teachers Of Gifted Students


Bestami Buğra Ülger1, Tuğçe Kozaklı Ülger2, Ümmühan Ormancı2, Salih Çepni2
1Hakkari Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 378 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Many emphasis has been placed on the needs and shortcomings of SAC teachers, where gifted students are mainly educated in our country. Literature is frequently emphasized that teachers working in this field do not have sufficient knowledge about the education of gifted children and that the courses they take for the education of gifted children are insufficient. In fact, studies have emphasized the necessity of training for teachers on different and new activities regarding the education of gifted children. Based on these problems, a professional development course project for SAC science teachers was carried out. In the project carried out within the scope of TUBITAK, teachers were introduced to scientific strategies, approaches and models specific to giftedness, exemplary practical activities were carried out and professional development was provided on how to apply in the classroom. The purpose of this study is to examine the feedback obtained from this course. Within the scope of this purpose, pre and post interviews were held with science teachers.  At the end of the data analysis, it was found out whether the course meets the needs of the teachers, and future suggestions were given. As a result of the descriptive analysis; teachers' awareness and knowledge of enrichment and differentiation increases and they can use these strategies in the classroom; They had not seen the information about different models and gifted field before and their knowledge level increased in this sense; Although they considered themselves competent before, they stated that they felt more competent than before with the knowledge and practices they encountered during the course. According to these results, it should be aimed to increase the prevalence of such professional development courses especially for different disciplines and to increase the level of competence in the teachers of gifted students.
 

Üstün Yeteneklilerin Fen Bilimleri Öğretmenlerine Yönelik Bir Profesyonel Gelişim Kursundan Yansımalar


Bestami Buğra Ülger1, Tuğçe Kozaklı Ülger2, Ümmühan Ormancı2, Salih Çepni2
1Hakkari Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 378 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ülkemizde üstün yetenekli öğrencilerin ağırlıklı olarak eğitim gördüğü BİLSEM öğretmenlerinin ihtiyaçlarına ve eksikliklerine yönelik birçok vurgu yapılmıştır. Bu alanda çalışan öğretmenlerin, üstün yetenekli çocukların eğitimi hakkında yeterli bilgi birikimine sahip olmadıkları, üstün yetenekli çocukların eğitimleri için aldıkları kursların yetersiz olduğu literatürde sıkça yapılan vurgulardandır. Ayrıca yapılan çalışmalarda üstün yetenekli çocukların eğitimiyle ilgili olarak öğretmenlere farklı ve yeni etkinliklere ilişkin eğitimlerin gerekliliği vurgulanmaktadır.  Ayrıca bu öğretmenlerin üstün yetenekli bireyler için hazırlanacak eğitim programını daha verimli, etkin ve kaliteli bir şekilde uygulayabilmeleri ve üstün yeteneklilere ilişkin eğitim programı geliştirmeye katkı sağlayabilecek yeterlikte olmaları gerektiği belirtilmiştir. Bu problemlerden hareketle BİLSEM fen öğretmenlerine yönelik profesyonel gelişim kursu projesi gerçekleştirilmiştir. TUBİTAK kapsamında yapılan projede öğretmenlere üstün yeteneğe özgü bilimsel stratejiler, yaklaşımlar ve modeller tanıtılmış, örnek uygulamalı etkinlikler yapılmış ve sınıf içerisinde nasıl uygulanacağına dair profesyonel gelişim sağlanmıştır. Bu kurstan elde edilen geri dönütlerin incelenmesi ise bu çalışmanın amacıdır. Bu amaç kapsamında fen bilimleri öğretmenleri ile ön ve son görüşme yapılarak, kurstan beklentileri ve çıktıları, zenginleştirme ve farklılaştırmaya yönelik görüş ve öğretmenlerin yenilikçi ders planları hazırlama ve uygulama yönünden özyeterliğine ilişkin görüş alınmıştır. Bu değerlendirme sonunda kursun öğretmenlerin ihtiyaçlarına cevap verip vermediği ortaya çıkarılarak, bu tür kurslar konusunda ileriye dönük öneriler verilmiştir.  Yapılan betimsel analiz sonucunda; öğretmenlerin zenginleştirme ve farklılaştırmaya ilişkin farkındalıkarının ve bilgi düzeylerinin arttığı ve bu stratejileri sınıfta kullanabilecekleri; farklı modeller ve üstün yetenekli alanı ile ilgili bilgileri daha önce görmedikleri ve bu anlamda bilgi seviyelerinin arttığını; kendilerini daha önce de yeterli görmelerine rağmen kurs süresince karşılaştıkları bilgi ve uygulamalar ile kurs öncesine göre daha yeterli hissettiklerini belirtmişlerdir. Bu sonuçlara göre özellikle alan eğitimine yönelik bu tür profesyonel gelişim kurslarının yaygınlığının ve üstün yetenekli öğrencilerinin öğretmenlerindeki yeterlik düzeyinin artırılması hedeflenmelidir.


Investigation Of Entrepreneurship Education Approaches Of Countries, Which Have Equivalent Scores With Turkey From Pisa Science Domain.


Zeynep Feyza Uyanık1, Çiğdem Tekkuş1, Sedat Uçar2
1MEB
2Çukurova Üniversitesi


Abstract No: 162 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


               Program for International Student Assessment (PISA), organized by The Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD), aims to evaluate 15 years old students' skills to use the school knowledge in daily life in the field of mathematics, science and reading. There are also entrepreneurship competencies under the science literacy competencies within the science field. The purpose of this research is to investigate entrepreneurship competencies in countries curriculum, which hold equivalent score with Turkey. According to the 2018 PISA results, comparable countries in science areas of Turkey are Croatia, Belarus, Ukraine, Italy, Slovakia and Israel. Since Belarus, Ukraine and Israel are not OECD countries, other countries that are member of OECD such as Italy, Iceland and Malta were included in the study. "PISA 2018" results and "Entrepreneurship Education at School in Europe" report were examined for the case study. According to the data obtained, entrepreneurship in Turkey takes place as the general school education and school-based elective courses in vocational training. It is part of the curriculum as a subject included in compulsory courses in primary, secondary and high school education in Slovakia. There are two courses in Iceland as a separate course from the curriculum. It has been expressed as a center in the curriculum since 2016-2017 in Malta. In Croatia, entrepreneurship training is provided through the qualifications applied certificate at the end of the fifth grade and at the end of the third grade in primary school education. Suggestions for entrepreneurship education will also be made.
 

Pisa Sonuçlarına Göre Fen Alanında Türkiye Ile Eşdeğer Olan Oecd Ülkelerinin Öğretim Programlarında Girişimcilik Öğretimi Yaklaşımlarının Incelenmesi


Zeynep Feyza Uyanık1, Çiğdem Tekkuş1, Sedat Uçar2
1MEB
2Çukurova Üniversitesi


Bildiri No: 162 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

            Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 15 yaş grubunda bulunan öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanma becerilerini; okuma becerileri, matematik ve fen olmak üzere üç alanda ölçmektir. Fen alanının içinde yer alan fen okuryazarlığı yeterlikleri altında girişimcilik yetkinlikleri de bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı PISA sonuçlarına göre Fen Alanında Türkiye ile eşdeğer olan OECD ülkelerinin müfredatlarındaki girişimcilik yetkinlerinin incelenmesidir. 2018 PISA sonuçlarına göre Türkiye’nin Fen alanında eşdeğer ülkeleri Hırvatistan, Belarus, Ukrayna, İtalya, Slovakya ve İsrail’dir. Bu ülkelerden Belarus, Ukrayna ve İsrail OECD ülkesi olmadığı için 2018 PISA sonuçlarına göre Fen alanında bunların eşdeğer ülkeleri olan İtalya, İzlanda ve Malta çalışmaya dâhil edilmiştir. Durum araştırması için “PISA 2018” sonuçları ve “Avrupa’ da Okulda Girişimcilik Eğitimi” raporu incelenmiştir. Elde edilen verilere göre; Türkiye ‘de genel lise eğitiminde ve okula dayalı mesleki eğitimde seçmeli ders olarak yer alır. Slovakya’da ilkokul, ortaokul ve lise eğitiminde zorunlu derslere dâhil edilen bir konu olarak müfredatın bir parçasıdır. İzlanda’da müfredattan ayrı bir ders olarak iki derste yer almaktadır. Malta’da 2016-2017 yılından itibaren müfredatta merkez olarak ifade edilmiştir. Hırvatistan’da ise ilkokul eğitimi beşinci sınıfın sonunda ve ortaokul eğitimi üçüncü sınıfın sonunda yer alan yeterlikler uygulamalı sertifikası aracılığıyla girişimcilik eğitimi verilmektedir. Girişimcilik eğitimine yönelik de önerilerde bulunulacaktır.
 


Investigation Of Entrepreneurship Teaching Approaches In The Curriculum Of Oecd Countries And Equivalent Countries In The Top Of The List According To Pisa Results


Çiğdem Tekkuş1, Zeynep Feyza Uyanık1, Sedat Uçar2
1MEB
2ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 167 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Program for International student assessment (PISA) evaluate the knowledge and skills acquired by students in the age group of 15 by the Economic Cooperation and Development Organization (OECD). Apart from mathematics literacy, science literacy and reading skills, data on students' motivations, opinions about themselves, learning styles, school settings and their families are collected. The scope of learning outcomes for different types of entrepreneurship education in the curriculum varies across Europe. Countries planning to teach entrepreneurship education by integrating it with existing lessons, is generally tried to be done by integrating it into science, mathematics and technology lessons. In this study, the entrepreneurship competencies in the curricula of OECD countries and equivalent countries, which are at the top of the list in the field of Science domain according to the 2018 PISA results, were examined. Japan, Finland, Korea, Canada. B-S-J-Z (China), Singapore and Macau (China) are the top ranked countries. Different parameters were used to compare entrepreneurship education approach.

2018 Pisa Sonuçlarına Göre Fen Alanında Başarılı Olmuş Türkiye, Finlandiya Ve Estonya Ülkelerinin Öğretim Programlarında Girişimcilik Öğretimi Yaklaşımlarının Incelenmesi


Çiğdem Tekkuş1, Zeynep Feyza Uyanık1, Sedat Uçar2
1MEB
2ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 167 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Uluslararası öğrenci değerlendirme programı, (PISA) Ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler halinde 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırmadır.Matematik okuryazarlığı, Fen bilimleri okuryazarlığı ve okuma becerileri konu alanlarının dışında, öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler toplanmaktadır. Girişimcilik eğitimi ile ilgili farklı türlerde öğrenme kazanımlarının müfredattaki kapsamı Avrupa genelinde farklılık göstermektedir. Girişimcilik eğitimini mevcut derslere entegre ederek öğretmeyi planlayan ülkelerde bu yöntem genelde fen, matematik ve teknoloji derslerine entegre ederek yapılmaya çalışılmaktadır.  Bu çalışmada 2018 PISA sonuçlarına göre Fen alanında listenin en üstünde yer alan OECD ülkelerinin ve eşdeğer ülkelerin müfredatlarındaki girişimcilik yetkinlikleri incelenmiştir.2018 PISA sonuçlarına göre Fen alanındaki ortalama puanlarına göre ilk sekiz ülke sırasıyla B-S-J-Z (Çin) , Singapur , Makao (Çin) , Estonya , Japonya , Finlandiya , Kore , Kanada ‘dır. B-S-J-Z (Çin) , Singapur ve Makao. Farklı parametreler kullanılarak girişimcilik eğitimi yaklaşımları değerlendirilmiştir.
 


Determining The Relationship Between Innovative Behaviors And Entrepreneurship Skills Of Prospective Mathematics Teachers


Selçuk Fırat1, Kübra Açıkgül2
1Adıyaman Üniversitesi
2İnönü Üniversitesi


Abstract No: 218 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is important that prospective teachers, who will take part in the education of future generations, have gained entrepreneurship features among 21st century skills in teacher training programs. Entrepreneurship requires features such as recognizing, supporting and creating an innovative environment. Therefore, it is stated that an important factor providing the entrepreneurship features of prospective teachers may be innovativeness. For this reason, it is important to examine the situation of prospective teachers' innovation behavior to predict entrepreneurship skills. Therefore, the aim of this study is to determine the innovative behaviors and entrepreneurship skills of prospective mathematics teachers and to investigate the predictive relationships between innovation behaviors and entrepreneurship skills. In addition, entrepreneurship characteristics and innovativeness behaviors of prospective mathematics teachers were examined in terms of gender and grade level variables. The participants of the research are prospective mathematics teachers studying in two universities in the spring semester of 2019-2020 in Eastern Anatolia and South Eastern Anatolia Region in Turkey. The research was carried out by using correlational approach and causal-comparison approach. The data of the research were collected with "Innovation Scale" and "Entrepreneurship Scale for Prospective Teachers". Inferential analysis methods will be used to analyze the data obtained in the research. According to the results, suggestions will be made to researchers and practitioners.

Matematik Öğretmen Adaylarinin Yenilikçilik Davranişlari Ile Girişimcilik Becerileri Arasindaki Ilişkinin Belirlenmesi


Selçuk Fırat1, Kübra Açıkgül2
1Adıyaman Üniversitesi
2İnönü Üniversitesi


Bildiri No: 218 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Gelecek nesillerin eğitiminde rol alacak olan öğretmen adaylarının öğretmen yetiştirme kurumlarında 21. yüzyıl becerileri arasında yer alan girişimcilik özelliklerini kazanmış olması önemli görülmektedir. Girişimcilik, inovasyonu tanıma, destekleme ve yenilikçi ortam oluşturma gibi özellikleri gerektirmektedir. Dolayısıyla öğretmen adaylarının girişimciliklerini sağlayan önemli bir unsurun yenilikçilik davranışı olabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle, öğretmen adaylarının yenilikçilik davranışlarının girişimcilik davranışlarını yordama durumunu incelemek önemli görülmektedir. Buradan hareketle, bu çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının yenilikçilik davranışları ile girişimcilik becerilerini belirleyerek, yenilikçilik davranışları ile girişimcilik becerileri arasındaki yordayıcı ilişkileri araştırmaktır. Ayrıca araştırmada matematik öğretmen adaylarının girişimcilik becerileri ve yenilikçilik davranışlarının cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan iki üniversitede 2019-2020 bahar yarıyılında öğrenim görmekte olan matematik öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modellerinden korelasyonel yaklaşım ve nedensel-karşılaştırma yaklaşımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri “Yenilikçilik Ölçeği” ve “Öğretmen Adaylarına Yönelik Girişimcilik Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde çıkarımsal analiz yöntemleri kullanılacaktır. Araştırma sonucunda elde edilecek sonuçlara göre araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulacaktır.
 


The Place Of Entrepreneurship In The Interdisciplinary Operation Of Design-skills Workshops


Filiz GÜLHAN1
1MEB


Abstract No: 349 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Entrepreneurship is one of the skills that should be integrated into the education system. The Design-Skill Workshops, which aim to ensure the holistic development of children and are planned to be established in schools at all levels in the Ministry of National Education 2023 Vision Document published in October 2018, are important in terms of bringing 21st century skills and production-oriented education to the agenda.  
STEM Workshop in the field of Science aims to spread the production of innovative projects with an emphasis on engineering design and interdisciplinary. Software-Design Workshop, which is another type of workshop in the field of Science, has the potential to train the technology geniuses of the future with the development of digital skills that are essential for our age. The Wood-Metal Workshop and the Visual Arts Workshop in the field of Arts lay the groundwork for works ranging from traditional cultural practices to innovative practices for hand skills related to material processing. The Music Workshop in Art, Drama and Critical Thinking Workshop in the field of Culture, Indoor Sports Workshop in the field of Sports create a potential for children to develop dimensions extending to entrepreneurship by providing a creative field for their talents. The Life Skills Workshop in the living area provides a field for children's ideas to make life easier by bringing up the applications that can be made at home and the tools that can be used by representing a typical home model. The Nature and Animal Care Workshop in the habitat can be transformed into entrepreneurial activities with herbal and animal food products produced in school gardens. Design-Skills Workshops can be considered as ideal places for the development of children's entrepreneurship by integrating them with interdisciplinary activities. 

Tasarim Beceri Atölyelerinin Disiplinler Arasi Işleyişinde Girişimciliğin Yeri


Filiz GÜLHAN1
1MEB


Bildiri No: 349 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Girişimcilik, yalnızca bir ekonomi terimi olmasıyla değil aynı zamanda 21. yüzyıl bireyini tanımlayan özelliklerden biri olması nedeniyle eğitim sistemine entegre edilmesi gereken becerilerdendir. Girişimcilik eğitimi; uzun yıllar seçmeli ders olarak kariyer eğitimiyle ilişkilendirilmiş, 2013 ve 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programlarında bir beceri olarak ele alınmasıyla STEM eğitimine de atıf yapan bir yapıya kavuşmuştur. Bu durum girişimciliğin derslere entegre ve disiplinler arası biçimde teori-pratik bütünlüğünde işlenmesi gerekliliğini ve yönelimini göstermiştir.  
Ekim 2018’de yayınlanan MEB 2023 Vizyon Belgesinde çocukların bütüncül olarak gelişimini sağlamayı hedefleyen ve tüm kademelerdeki okullarda kurulması planlanan Tasarım Beceri Atölyeleri, 21. yüzyıl becerileri ve üretim odaklı eğitimi gündeme getirmesi açısından önem arz etmektedir. Çocukların yeteneklerini keşfederek geliştirdikleri atölyeler, onların kendilerini ifade etmelerini sağlayarak girişimcilik becerilerini de geliştirmeyi hedeflemektedir.  
Bilim alanındaki FeTeMM Atölyesi, mühendislik tasarımı ve disiplinler arası vurgusuyla yenilikçi projeler üretilmesini yaygınlaştırma amacındadır. Bilim alanındaki diğer atölye türü olan Yazılım Tasarım Atölyesi çağımızın için elzem özellikteki dijital becerilerin geliştirilmesiyle geleceğin teknoloji dâhilerini yetiştirme potansiyeli taşımaktadır. Sanat alanındaki Ahşap-Metal Atölyesi ve Görsel Sanatlar Atölyesi malzeme işlemeyle ilgili el becerilerine yönelik geleneksel kültüre ait uygulamalardan yenilikçi uygulamalara kadar uzanan çalışmalara zemin hazırlamaktadır. Sanat alanındaki Müzik Atölyesi, Kültür alanındaki Drama ve Eleştirel Düşünce Atölyesi, Spor alanındaki Salon Sporları Atölyesi çocukların yetenekleri için yaratıcı bir saha sağlayarak girişimciliğe uzanan boyutları geliştirmeleri için potansiyel oluşturmaktadır. Yaşam alanındaki Yaşam Becerileri Atölyesi tipik bir ev modelini temsil etmesiyle evde yapılabilecek uygulamalar ve kullanılabilecek araçları gündeme getirmesiyle çocukların hayatı kolaylaştırmaya yönelik fikirleri için saha sağlamaktadır. Yaşam alanındaki Tabiat ve Hayvan Bakımı Atölyesi ise okul bahçelerinde üretilen bitkisel ve hayvansal gıda ürünleriyle girişimcilik etkinliklerine dönüştürülebilmektedir. Tasarım Beceri Atölyeleri, disiplinler arası etkinliklerle bütünleştirilerek çocukların girişimciliklerinin geliştirilmesi için ideal mekanlar olarak değerlendirilebilir.  


Analysis Of Studies On React Strategy In Our Country


Dündar Yener1, Ramazan Ziya Yamaç1
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi/Eğitim Fakültesi


Abstract No: 201 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Countries that do not want to fall behind developments in science and technology make changes to their social, economic and educational plans. In this context, countries tend towards theories that place the student at the center of learning instead of traditional teaching methods, pay attention to the creation of knowledge in the minds of individuals rather than memorization and transfer the developments occurring in daily life to education programs. One of these approaches is the constructivist learning approach. Because the constructivist learning approach foresees students to make meaningful, interpret and use this information in their daily lives by learning the information they have, rather than memorizing the information. However, in the studies conducted, Souders stated that in making the information meaningful, the mind of the individuals depends on the environment and the ability to connect with the events occurring in this environment. For this reason, context-based learning based on the constructivist approach is recommended for a more qualified educational goal. Although different methods are used in the implementation of the context-based learning approach, Filkenstein stated that the most applicable strategy for this approach is the REACT strategy.
For this reason, revealing the status of the studies regarding the REACT strategy, which is the most suitable strategy for the effective implementation of the context-based learning approach in our country, is important in terms of both determining the current situation and guiding the researchers who want to work in this field. In this context, it was aimed to reveal the trend of the studies on REACT strategy in our country.
In this study, a case study from qualitative research patterns was used. The data of the study were collected by document review method. The data group of this research (YÖK) consists of thesis studies and articles on REACT Strategy, which are available in the Thesis Center, Google Scholar and ULAKBİM. The keywords of the studies reached were removed, and the relevant tags were created for the studies without a keyword such as participants, working environment, research method, data collection tools. In the study where content analysis was used to analyze the data, keywords and tags were classified by the researchers. Themes and sub-themes were created according to the classification made.
According to findings obtained, the studies carried out in our country were determined to be in the field of science education. It is seen that the most studied subjects in this field are inherent in the field of information learning. In the studies, it is seen that context-based learning and life-based learning are used interchangeably, but the context-based learning approach is used more. When looking at teaching methods and techniques, it was determined that 5E learning method was used together with REACT strategy. In the studies conducted, it was observed that traditional teaching methods and context-based learning were compared with teaching techniques using the REACT strategy. It can be stated that the keywords in the studies do not provide sufficient information about the studies.

Ülkemizde React Stratejisi Üzerine Yapılan Çalışmaların Analizi


Dündar Yener1, Ramazan Ziya Yamaç1
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi/Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 201 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bilim ve teknolojide meydana gelen gelişmeler karşısında geri kalmak istemeyen ülkeler sosyal, ekonomik ve eğitim planlarını değişiklikler gerçekleştirmektedir. Bu bağlamda ülkeler geleneksel öğretim yöntemlerine karşın öğrenciyi öğrenmenin merkezine alan, bilginin ezberden ziyade bireylerin zihninde oluşturulmasına dikkat eden ve günlük yaşamda meydana gelen gelişmeleri öğretim programlarına aktarabilecek kuramlara yönelmektedirler. Bu yaklaşımlardan birisi yapılandırmacı öğrenme yaklaşımıdır. Çünkü yapılandırmacı öğrenme yaklaşımı öğrencilerin bilgiyi ezberlemesinden ziyade bir bilgiyi öğrenirken sahip oldukları ön bilgileri, karşılaşmış oldukları yeni bilgiler ile ilişkiler kurarak anlamlı hale getirebilmelerini, yorumlamalarını ve bu bilgileri günlük yaşamlarında kullanabilmelerini öngörmektedir. Ancak Souders yapılan çalışmalarda bilgiyi anlamlı hale getirmede bireylerin zihninin çevreye ve bu çevrede meydana gelen olaylar ile bağlantı kurabilmesine bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu sebeple daha nitelikli bir eğitim hedefi için yapılandırmacı yaklaşımı temel alan bağlam temelli öğrenme önerilmektedir.Bağlam temelli öğrenme yaklaşımının uygulanmasında farklı yöntemler kullanılsa da Filkenstein, bu yaklaşım için uygulanabilirliğin en uygun olduğu stratejinin REACT stratejisi olduğunu ifade etmiştir. Bu nedenle ülkemizde bağlam temelli öğrenme yaklaşımın etkili şekilde uygulanabilmesi için en uygun strateji olan REACT stratejisi ile ilgili çalışmaların ne durumda olduğunun ortaya konulması hem mevcut durumun belirlenmesi hem de sonraki bu alanda çalışma yapmak isteyen araştırmacılara yol göstermesi açısından önem arz etmektedir. Bu bağlamda araştırmada ülkemizde REACT stratejisi ile ilgili yapılan çalışmaların eğilimini ortaya koymak amaçlanmıştır.
Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışmanın verileri doküman incelemesi yöntemi ile toplanmıştır. Bu araştırmanın veri grubunu (YÖK) Tez Merkezi, Google Scholar ve ULAKBİM’de REACT Stratejisi üzerinde yapılan ve erişime açık olan tez çalışmaları ile makaleler oluşturmaktadır. Ulaşılan çalışmaların anahtar kelimeleri çıkarılmış, anahtar kelimesi olmayan çalışmalar için katılımcı, çalışma ortamı, araştırma yöntemi, veri toplama araçları gibi çalışmalar ilgili künyeler oluşturulmuştur. Verilerin analizi için içerik analizi kullanılan çalışmada anahtar kelimeler ve künyeler araştırmacılar tarafından sınıflandırılmıştır. Yapılan sınıflandırmaya göre temalar ve alt temalar oluşturulmuştur.
Bulgulara göre ülkemizde yürütülen çalışmaların fen bilimleri eğitimi alanında olduğu belirlenmiştir. Bu alanda en fazla çalışılan konuların ise bilgi öğrenme alanında bulunan madde ve doğasında olduğu görülmektedir. Çalışmalarda bağlam temelli öğrenme ve yaşam temelli öğrenmenin birbirlerinin yerine kullanıldığı ancak bağlam temelli öğrenme yaklaşımının daha fazla kullanıldığı görülmektedir. Öğretim yöntem ve tekniklerine bakıldığında ise REACT strateji ile birlikte 5E öğrenme yönteminin kullanıldığı belirlenmiştir. Yapılan çalışmalarda geleneksel öğretim yöntemleri ile bağlam temelli öğrenme, REACT stratejisi kullanılarak öğretim tekniklerinin karşılaştırıldığı gözlenmiştir. Çalışmalarda yer alan anahtar kelimelerin çalışmalar hakkında yeterli bilgiler vermediği ifade edilebilir.


International Comparison Of Science Teachers' Share Contents On Facebook Groups : Turkey -european Sample


Uğur ORHAN1, Murat Genç2
1Konuralp Ortaokulu
2Düzce Üniversitesi


Abstract No: 286 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

With the development of technology, the internet has become an important part of our life. Today, internet users reach 4.54 billion people, while 83.7% of users have active social media accounts (Digital, 2020). Facebook, which is the largest social media platform, provides the opportunity to observe human interactions in a natural environment as in their normal lives (Petti and Triacca, 2013) has been the subject of many studies from different disciplines. 15.5% of these studies are in education, and only 1.4% are on Facebook groups (Dikkol, Çakır, Uzel, & Aytaç, 2019). When the literature examined,  no studies could be found comparing share contents of science teachers in Turkey and their colleagues in other countries although there is a study analyzing sharings of science teachers in Facebook collegial groups by Cetin and Unsal (2019). In this context, the research problem statement was created in the form of "What are the similarities and differences of shares of science teachers in Turkey and the European countries in Facebook collegial groups?" It is expected that this study will contribute to the field by revealing the differences in the interests and needs of science teachers and guiding the studies to increase their personal and professional development.
 
In the research conducted with a qualitative research approach, the data were obtained by document analysis method. As data source, sharing of two Facebook groups belonging to December 2019 whose content was created by members of the groups, one in Turkey and the other in Europe were used in the research. 341 sends of science teachers’ group in Turkey were analyzed by analysis method, while 396 post in Europe were subjected to descriptive analiysis. During descriptive analysis, themes derived from the group consisting of a content analysis of science teachers in Turkey are used. Sharing, 30 from Turkey group and 30 from European group, was coded an independent researcher and compliance among researchers was calculated as 81,7 %. For the sake of ethical rules, Facebook group names weren’t used. Instead of Facebook names “Turkey group” and “European group” were used.  
According to the findings set, shares held in Turkey consists of four theme. The theme of "Sharing about the science lesson" is 45%, the theme "Demand about the science lesson" is 27%, the theme "Sharing outside the science lesson" is 23%, and the theme "Other posts" is 5%. The posts made in the European group consist of 3 themes. The theme of "Sharing about the science lesson" is 28%, the theme "Sharing outside the science lesson" is 60%, and the theme "Other posts" is 12%.
 
With the help of the movements between themes and sub-themes, it can be said that science teachers in Turkey focus on course content while the ones in Europe are more interested in professional and personal development current scientific developments and academic activities. The research results were compared with the education systems of countries, teacher training policies and other studies in the field, and various suggestions were made.
 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Facebook Gruplarındaki Paylaşım Içeriklerinin Uluslararası Karşılaştırması: Türkiye – Avrupa Örneği


Uğur ORHAN1, Murat Genç2
1Konuralp Ortaokulu
2Düzce Üniversitesi


Bildiri No: 286 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet hayatımızın önemli bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde internet kullanıcısı 4.54 milyar kişiye ulaşırken kullanıcıların % 83,7’si aktif sosyal medya hesabına sahiptir (Digital, 2020). En büyük sosyal medya platformu olan Facebook, insan etkileşimlerini normal yaşamlarında olduğu gibi doğal bir ortamda gözlemleme fırsatı vermesi (Petti ve Triacca, 2013) nedeniyle farklı disiplinlerden birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmaların %15,5’i eğitim alanında olup sadece % 1,4’ü Facebook grupları üzerinedir (Dikkol, Çakır, Uzel ve Aytaç, 2019). Alanyazın incelendiğinde Çetin ve Ünsal (2019), tarafından fen bilimleri öğretmenlerinin facebook meslekdaş gruplarındaki paylaşımlarını analiz eden bir çalışma bulunmasına rağmen Türkiye’deki fen bilimleri öğretmenleri ile diğer ülkelerdeki meslektaşlarının paylaşım içeriklerinin karşılaştırıldığı herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu bağlamda araştırmanın problem cümlesi “Türkiye ve Avrupa’daki fen bilimleri öğretmenlerinin Facebook meslektaş gruplarında yaptıkları paylaşımların benzerlik ve farklılıkları nelerdir?” şeklinde oluşturulmuştur. Bu çalışmanın Fen bilimleri öğretmenlerinin ilgi ve ihtiyaçlarındaki farklılıkları ortaya koyarak onların kişisel ve mesleki gelişimlerini arttırmaya yönelik yapılacak çalışmalara yol göstermesi yönü ile alana katkı sağlaması beklenmektedir.
 
Nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülen araştırmada veriler doküman analizi yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmada veri kaynağı olarak biri Türkiye’deki diğeri Avrupa’daki, içeriği grup üyeleri tarafından oluşturulan iki adet Facebook grubunun 2019 Aralık ayına ait paylaşımları  kullanılmıştır. Türkiye’deki fen bilimleri öğretmenlerinden oluşan grupta paylaşılan 341 gönderi içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Avrupa’daki fen bilimleri öğretmenlerinden oluşan grupta paylaşılan 396 gönderi ise betimsel analize tabi tutulmuştur.  Betimsel analiz yapılırken Türkiye’deki fen bilimleri öğretmenlerinden oluşan grubun içerik analizinden elde edilen temalar kullanılmıştır. Türkiye grubundan 30, Avrupa grubundan 30 paylaşım bağımsız bir araştırmacı tarafından kodlanarak araştırmacılar arası uyum % 81,7 olarak hesaplanmıştır. Etik kurallar gereği Facebook gruplarının adlarına yer verilmeyerek “Türkiye grubu” ve “Avrupa grubu” ifadeleri kullanılmıştır.
 
Araştırma bulgularına gore Türkiye grubunda yapılan paylaşımlar 4 temadan oluşmaktadır. “Fen bilimleri dersi ile ilgili paylaşım” teması % 45, “Fen bilimleri dersi ile ilgili talep” teması % 27, “Fen bilimleri dersi dışı paylaşım” teması % 23, “Diğer paylaşımlar” teması ise %5 oranındadır. Avrupa grubunda yapılan paylaşımlar ise 3 temadan oluşmaktadır. “Fen bilimleri dersi ile ilgili paylaşım” teması % 28, “Fen bilimleri dersi dışı paylaşım” teması % 60, “Diğer paylaşımlar” teması ise %12 oranındadır.
 
Temalar ve alt temalar arasındaki farklardan hareketle Türkiye’deki fen bilimleri öğretmenlerinin dersin içeriğine odaklandıkları, Avrupa’daki fen bilimleri öğretmenlerinin ise mesleki ve kişisel gelişime, güncel bilimsel gelişmelere ve akademik etkinliklere ilgilerinin daha fazla olduğu söylenebilir. Araştırma sonuçları ülkelerin eğitim öğretim sistemleri, öğretmen yetiştirme politikaları ve alanda yapılan diğer çalışmalarla karşılaştırılarak tartışılmış ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
 
 


Examining An Electronic Mentoring Program For Beginning Teachers' Development In Relation With Their Reported Training Needs


SAKİNE ÖNGÖZ1, ALİ KÜRŞAT ERÜMİT2, YASEMİN KARAL2, SEFA ÖZMEN2, UTKU AYDIN2, ALEYNA KELLECİ 2
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ
2TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 356 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The concept of mentoring dates back to as early as the Odyssey in the Greek mythology. Mentoring has been around for centuries through constant renewal, and it includes a relationship where experienced people in different fields offer professional and personal support to people with less experience than them. One-to-one mentoring, peer mentoring and group mentoring are the most frequently applied ones among all mentoring models. Like others, electronic mentoring (e-mentoring), which was subsequently introduced by information and communication technologies (ICT) in mentoring, is another contemporary type of mentoring. E-mentoring has two uses as supplementary to traditional mentoring and mentoring model in its own right. On both traditional and electronic mentoring programs, experienced participants are called 'mentors' and the others are called 'mentees'.
The goals of mentoring programs are usually governed by the needs of mentees. For this reason, it is necessary to research and clearly depict the mentees’ support needs. This research study aimed at analyzing an e-mentoring program appealing to beginning teachers in relation with the training requirements reported by the mentees. It was carried out as a case study, which is one of the qualitative research methods. The sample of the study consisted of 57 secondary school teachers including both experienced and inexperienced teachers participating in the e-mentoring program “Planning, Implementing and Evaluating a Short-Term Electronic Mentoring Program that Foster Professional and Psychosocial Development of Beginning Teachers” funded by the TÜBİTAK under number 120K280. Of the teachers, 34 took part as mentees and 23 as mentors since they had teaching experience of and above 5 years.
Data collection tools were varied in this research. First, the online “E-Mentoring Program for Beginning Teachers (AÖEMP) Application Form” was filled out by mentees during their application to the program. Secondly, "My Strengths and Weaknesses Form" was filled out by mentees as a part of mandatory activities on the course. Another tool was the "Mentees’ Needs Assessment Form" prepared by the mentors to be completed by the mentees when one month passed from the launching of the program. Lastly, an online "Program Evaluation Meeting" was held with the mentees to collect data upon the completion of the first month. Different sets of data obtained from each instrument were analyzed with applicable analysis techniques and findings were reported accordingly. As a result, it was found out that the beginning teachers needed e-mentoring for their professional and psychosocial development in particular areas of field content knowledge, ability to use different methods and techniques in teaching, classroom management, use of technology for educational purposes, distant education, legal knowledge, benefiting from the experiences of senior teachers, improving communication skills, inclusive education, orientation on the functioning of the National Education Ministry, personal development, and entrepreneurship.

Aday Öğretmenlere Yönelik Düzenlenen Elektronik Mentorluk Programının, Mentilerin Desteğe Gereksinim Duydukları Konular Bağlamında Incelenmesi


SAKİNE ÖNGÖZ1, ALİ KÜRŞAT ERÜMİT2, YASEMİN KARAL2, SEFA ÖZMEN2, UTKU AYDIN2, ALEYNA KELLECİ 2
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ
2TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 356 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Günümüz toplumlarının pek çok alanda başarılı olmak amacıyla oluşturdukları eğitim sistemlerinde öğretmenin önemli rolü vardır. Eğitimde öğretmen; geleceğin inşası konusunda başrolü oynayan, öğrencilerin ihtiyaç duydukları kazanımları aktarmakla görevli, aynı zamanda rol model bir profildedir. Bu görevi icra etme noktasında, belli bir deneyime sahip öğretmenler ile mesleğe yeni başlamış aday öğretmenlerin arasındaki fark belirgindir. Bu noktada mesleğe yeni başlamış öğretmenler için, onların etkililiklerini artırmak ve yeni mesleklerine uyum sağlamaları amacıyla uygulanmakta olan aday öğretmenlik programları karşımıza çıkmaktadır. Adaylık sürecindeki öğretmenlerin ‘aileden uzak kalma, yaşam zorlukları, iletişim, sınıf yönetimi, uyum problemleri, okulun fiziksel ve bulunduğu çevrenin olumsuz özellikleri, deneyimsizlik’ gibi konularda problemler yaşadıkları alanyazındaki çalışmalarda belirtilmiştir. Dünyanın farklı ülkelerindeki aday öğretmen yetiştirme programları incelendiğinde; mesleğe yeni başlamış öğretmenlerin tecrübeli öğretmenlerden danışmanlık hizmeti aldığı ve bu program sürecine yerine getirmeleri gereken çeşitli görevleri olduğu görülmektedir. Yetiştirme programları kapsamında yürütülen bu danışmanlık hizmetlerinin birçok yönüyle mentorluk felsefesiyle benzerlik gösterdiği anlaşılmaktadır.  
Mentorluk kavramının tarihi Yunan mitolojisindeki Odyssey Destanı’na kadar uzanmaktadır. Adını İmparator Odysseus’un savaş sürecinde varisi Telemachus’u emanet ettiği güvenilir bir aile dostu olan Mentor’dan almaktadır.   Mentor, savaş süreci boyunca Telemachus’un akademik ve psikososyal gelişimiyle yakından ilgilenmiştir. Mentor ile prens arasında kurulan ilişki zaman içerisinde ‘mentorluk’ olarak adlandırılmıştır. Günümüzde pek çok alanda deneyimli kişilerin, kendilerinden daha az deneyime sahip kişilere meslekî ve kişisel destek sunduğu mentorluk ilişkileri kurulmaktadır. Bu mentorluk uygulamalarında; birebir mentorluk, akran mentorluğu, grup mentorluğu gibi farklı mentorluk tür ve modellerinin kullanıldığı görülmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin, mentorlukta kullanılmasıyla ortaya çıkmış olan elektronik mentorluk (e-mentorluk) da güncel bir mentorluk türü olarak karşımıza çıkmaktadır.  E-mentorluk, geleneksel mentorluğun zayıf yönlerini güçlendirmek amacıyla bir destekleyici model olarak kullanılabildiği gibi başlı başına bir mentorluk modeli olarak da uygulanabilmektedir. Geleneksel mentorluk veya e-mentorluk programlarındaki deneyimli kişiler mentor, daha az deneyime sahip kişilerse menti olarak adlandırılmaktadır. 
Mentorluk programlarının hedefleri mentilerin gereksinimleri temel alınarak oluşturulmaktadır. Bu bağlamda, bir mentorluk programı için mentilerin hangi konularda desteğe ihtiyaç duyduklarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı aday öğretmenlere yönelik düzenlenen bir e-mentorluk programının, mentilerin desteğe gereksinim duydukları konular bağlamında incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan durum çalışması yöntemi kullanılmıştır.  Araştırmanın örneklemini, Tübitak tarafından desteklenen 120K280 numaralı “Aday Öğretmenlerin Meslekî ve Psiko-Sosyal Gelişimlerini Desteklemeye Yönelik Kısa Süreli Bir Elektronik Mentorluk Programının Planlanması, Uygulanması ve Değerlendirilmesi” başlıklı e-mentorluk programına katılan 34 menti (aday öğretmen) ve 23 mentor (5 yıl ve üzeri deneyimli öğretmen) oluşturmaktadır.
Araştırmada veri toplamak amacıyla farklı araçlar kullanılmıştır. Bunlardan ilki mentilerin programa başvururken doldurdukları çevrimiçi ‘AÖEMP Başvuru Formu’dur. İkinci araç programın zorunlu etkinliklerinden birisinde mentiler tarafından doldurulan ‘Güçlü ve Zayıf Yönlerim Formu’ dur. Üçüncü araç, programın bir ayı tamamlandıktan sonra, mentorlar tarafından doldurulan ‘Menti İhtiyaç Değerlendirme Formu’dur. Son veri toplama aracıysa, programın ilk ayı sonunda mentilerle yapılan ‘Program Değerlendirme Toplantısı’dır. Uygun veri analiz teknikleri kullanılarak ulaşılan bulgular doğrultusunda, aday öğretmenlerin desteğe gereksinim duydukları konular belirlenmiştir. Buna göre mentilerin e-mentorluğa gereksinim duydukları konular şu şekildedir: Kendi branşlarında alan bilgilerinin gelişimi, farklı yöntem ve tekniklerin kullanımı, sınıf yönetimi, teknolojinin eğitim amaçlı kullanımı, uzaktan eğitim, mevzuat bilgisi, mentorların deneyimlerinden yararlanmak, iletişim, kaynaştırma eğitimi, Milli Eğitim sistemine uyum sağlama, kişisel gelişim ve girişimcilik başlıklarda toplanmıştır.


Determination Of Scientific Epistemological Beliefs Of Science Teacher Candidates


Lütfullah TÜRKMEN1, Nihal Bayrak DEMİR2
1Uşak Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 28 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research was carried out to determine the scientific epistemological beliefs of science teacher candidates. The research was applied to 616 students studying in the Science Education program of different Turkish public universities in the 2018-2019 school academic year. In this research, field survey and cross-sectional survey models, one of the descriptive research methods in the quantitative research approach were employed. In order to explore the demographic structure of teacher candidates “Personal Information Form” was used by the researcher. Additionally, to develop a scientific epistemological belief scale, firstly the item pools were prepared by the researcher and later some of statements were eliminated according to the results of the pilot study as well as panel judge views. Finally, the Scientific Epistemological Belief Scale was given into its final shape by running factor analyzes based on the data obtained from the conducted study.
In the result of findings from the scientific epistemological belief scale of science teacher candidates, the mean  of their beliefs was found to be 3.84 and the standard deviation value of 0.40, and those values ​​were evaluated as good level. It has been determined that the science teachers' epistemological beliefs are above the acceptable level.
It was found that the total scores of science teacher candidates "Scientific Epistemological Belief Scale" meaningfully differ in the mean of gender (p <.05) that the mean  of male students (X̅ = 343.07) were higher than the mean of female students (X̅ = 299.79).
It has been found out  that there is a significant mean difference between science teachers' total scores of “Scientific Epistemological Belief Scale” based on whether they participate  scientific festive activity and science fairs (p =, 034, p <, 05).
There is no significant mean difference between the pre-service science teachers' total score of “Scientific Epistemological Belief Scale” in terms of grade levels and following scientific or philosophical journals, publication (p> .05). On the other hand, there is a significant mean difference based on whether or not the preservice science teachers took the nature of science courses as well as participated in scientific festivals and events (p <.05).
According to the sub-dimensions of the scale scores, such as; the scientific method, the source of knowledge, the nature of knowledge and science, it has been found out in good level and the value of science has been in medium level. As a result of the research; it could been said that the epistemological beliefs of science teacher candidates are in the acceptable level and the prepared scale could be functional to measure students’ epistemological scientific beliefs.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Bilimsel Epistemolojik Inançlarının Belirlenmesi


Lütfullah TÜRKMEN1, Nihal Bayrak DEMİR2
1Uşak Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 28 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırma fen bilgisi öğretmen adaylarının sahip oldukları bilimsel epistemolojik inançların belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma farklı üniversitelerde Fen Bilgisi Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan 616 öğrenciye uygulanmıştır. Alan taraması olarak nitelendirilen bu araştırmada nicel araştırma grubunda yer alan betimsel araştırma desenlerinden kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından önce madde havuzu oluşturulan daha sonra uzman görüşüne göre  yapılan pilot çalışma sonucunda elde edilen verilerle bağlı olarak yapılan faktör analizleriyle  en son şekline getirilen “Bilimsel Epistemolojik İnanç Ölçeği” kullanılmıştır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimsel epistemolojik inanç ölçeğine göre inançlarının ortalama değeri 3,84 ve standart sapma değeri 0,40 olarak bulunmuş olup elde edilen değerlerin iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Fen bilgisi öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarının kabul edilebilir durumun üzerinde bulunduğu belirlenmiştir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının “Bilimsel Epistemolojik İnanç Ölçeği” toplam puanlarının cinsiyet açısından farklılaştığı tespit edilmiştir (p<.05). Erkek öğrencilerin ortalama puanlarının (X̅erkek=343,07) kadın öğrencilerin ortalama puanlarına (X̅kadın=299,79) göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının “Bilimsel Epistemolojik İnanç Ölçeği” toplam puanları ile bilimsel şenlik etkinlik, fuarlara katılım durumuna göre anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p=,034, p<,05).
Fen bilgisi öğretmen adaylarının “Bilimsel Epistemolojik İnanç Ölçeği” toplam puanlarının sınıf seviyesi, üniversitede bilimin doğası dersi alma, felsefe veya bilimin doğası konulu bireysel çalışma yapma, bilimsel veya felsefi dergi, yayın(belgesel) takip edilmesi, bilimin doğası dersi alıp almamaya göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>.05). Bununla birlikte öğretmen adaylarının bilimin doğası dersi alıp almama, bilimsel şenlik ve etkinliklere katılmaya göre ise anlamlı bir fark gösterdiği görülmüştür (p<.05).
Bilimsel epistemolojik inanç ölçeği toplam puanlarına göre; bilimsel yöntem, bilginin kaynağı, bilginin ve bilimin doğası boyutlarının iyi ve bilimin değeri boyutunun orta durumda olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda yapılan analizler doğrultusunda; Fen Bilimleri öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarının iyi düzeyde olduğu görülmüştür.


Teachers' View On Blood Catching Educational Game


Muhammed Furkan KILIÇ1, Orhan KARAMUSTAFAOĞLU1
1Amasya Üniversitesi


Abstract No: 55 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the frame work of science education, it is a reality not to deny the importance of living and experiencing learning in teaching science subjects and concepts which are not easy for students to learn.  In this study, it is aimed to design an educational game for the 6th grade students related to the Blood Exchange unit, a difficult one for the students to understand and to get the views of the teachers about the designed game. The method of the study is phenomenological method which is one of the qualitative methods. The study group consists of 5 science teachers. The data was obtained through quasi-structured interviews with the teachers. The obtained data was analyzed using NVIVO 10 program. The data was classified under three different categories. These classifications are the views of the teachers on the educational game, designing an educational game and ready presence for the practice and the Blood Catching game. The realized interviews were presented under three categories with different codes. The obtained data proved that the teachers are aware of educational games, but they feel themselves insufficient about the practice of the games. They also expressed that educational games should be used in science education and the designed game was satisfactory as an educational game. Depending on the research results, the teachers can be given some training about educational games and it is suggested that the designed game can be developed in some aspects.  

Kan Kapmaca Isimli Eğitsel Oyun Hakkinda Öğretmen Görüşleri


Muhammed Furkan KILIÇ1, Orhan KARAMUSTAFAOĞLU1
1Amasya Üniversitesi


Bildiri No: 55 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen bilimleri eğitimi çerçevesinde, anlaşılması zor olan fen konu ve kavramlarının öğretiminde yaparak yaşayarak öğrenmenin önemi yadsınamaz bir gerçektir. Bu bağlamda yürütülen çalışmada 6. sınıf konuları arasında zor öğrenildiği bilinen kan alışverişi konusuna yönelik bir eğitsel oyun tasarlamak ve tasarlanan bu oyun hakkında öğretmen görüşleri almak amaçlanmıştır. Bu çalışmanın yöntemi nitel araştırma desenlerinden olgubilim yöntemi olarak belirlenmiştir. Çalışma grubunu 5 fen bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler NVİVO 10 programı ile içerik analizine tabi tutulmuştur. Analiz sürecinde veriler üç farklı kategori altında sınıflandırılmıştır. Bunlar; eğitsel oyuna, eğitsel oyun tasarlama ve uygulama hakkında hazır bulunuşluğa ve kan kapmaca oyununa yönelik görüşlerdir. Gerçekleştirilen mülakatlar bu üç kategori altında farklı kodlarla sunulmuştur. Elde edilen bulgular ışığında öğretmenlerin eğitsel oyunlar hakkında bilgi sahibi olduklarıancak uygulamada yetersiz kaldıkları, eğitsel oyunların fen öğretiminde kesinlikle kullanılması gerektiği ve kan kapmaca oyununun eğitsel oyun olarak yeterli olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlara göre, öğretmen ve öğretmen adaylarına eğitsel oyunlara yönelik eğitimler verilebileceği, araştırma kapsamında tasarlanan kan kapmaca oyununun bazı yönlerden geliştirilebileceği şeklinde ilgililere bazı öneriler sunulmuştur.
 


The Investigation Of Science Prospective Teachers' Self Efficiency Perceptions About Science And Technology Literacy And Their Attitutes Towards Science Related To Some Variables


Muhammed Furkan KILIÇ1, Recep ÇAKIR2, Sevilay KARAMUSTAFAOĞLU2
1Amasya Üniversitesi
2masya Üniversitesi


Abstract No: 56 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

When the first cycle of teaching considered, science and elementary school prospective teachers play an important role for the science education in the future. The aim of the study is to investigate the relation between self-efficiency perceptions about science literacy and the attitudes towards science of the students attending science and elementary school programs.  The method of the study is a screening survey method which is one of the quantitative methods. The sample of the study consists of 182 students attending science and elementary school departments of a state university. The data was obtained through using ''self-efficiency perception about science and technology (SPAST) '' and '' Attitudes towards science (ATS)'' scales. The obtained data was analyzed using an appropriate statistical program. It was seen that there was a positive meaningful relation between SPAST and ATS averages of the science and elementary school departments students. When the analysis of the SPAST and ATS averages related on the gender considered, there was a meaningful indifference in favor of male prospective teachers related to SPAST and female prospective teachers related to ATS. When the analysis depending on program variable taken into account, there seen a meaningful difference in SPAST and ATS in favor of science department prospective teachers. When the school graduation type variable considered, the averages of the general high school graduates had the highest averages in SPAST and ATS. However, there was not seen a meaningful difference between the groups. In the analysis related to the grade level, it was understood that final year prospective teachers had the highest averages in SPAST and ATS. It was realized that there was a meaningful difference in some groups (2nd and 4th grades, 3rd and 4th grades). Some suggestions are presented depending on the obtained results from the research.   
 

Öğretmen Adaylarinin Fen Ve Teknoloji Okuryazarliğina Ilişkin Öz Yeterlik Algilari Ile Fene Ilişkin Tutumlarinin Bazi Değişkenlere Göre Incelenmesi


Muhammed Furkan KILIÇ1, Recep ÇAKIR2, Sevilay KARAMUSTAFAOĞLU2
1Amasya Üniversitesi
2masya Üniversitesi


Bildiri No: 56 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğretimin ilk kademeleri düşünüldüğünde, fen bilgisi ve sınıf öğretmeni adayları gelecekte fen bilimleri eğitimi için önemli bir role sahiptirler. Buna bağlı olarak çalışmanın amacı, fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği programlarında öğrenim gören adayların fen okuryazarlığına ilişkin öz yeterlik algıları ile fene yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışmanın yöntemi nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama yöntemi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini bir devlet üniversitesinde öğrenimlerine devam eden 182 fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği programı öğrencileri oluşturmaktadır. Veriler fen ve teknoloji okuryazarlığına ilişkin öz yeterlik algısı (FTOÖYA) ve fene ilişkin tutum (FİT) ölçekleri kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi ise uygun görülen bir istatistik programı ile yapılmıştır. Fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği öğretmen adaylarının FTOÖYA ile FİT ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının FTOÖYA ve FİT ortalamalarının cinsiyete göre analizinde FTOÖYA’da erkek öğretmen adaylarının lehine, FİT’te kadın öğretmen adaylarının lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. Program değişkenine göre yapılan analizde FTOÖYA ve FİT’te fen bilgisi öğretmen adaylarının lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. Mezun olunan okul değişkenine göre ise FTOÖYA ve FİT’te genel liseden mezun öğretmen adaylarının ortalamalarının en yüksek ortalama olduğu görülmektedir. Ancak gruplar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Sınıf düzeyi değişkenine göre yapılan analizlerde ise FTOÖYA ve FİT’te 4. Sınıf öğretmen adaylarının en yüksek ortalamaya sahip olduğu görülmektedir. Bazı gruplar arasında ise (2. ve 4., 3. ve 4. sınıflar) anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçlarına göre çeşitli öneriler ilgililere sunulmuştur.
 


Integration Of Web2.0 Technologies To Science Education


Elif Kutun1, Eylem Yalçınkaya Önder1
1Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi


Abstract No: 204 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Traditional education methods are insufficient in the developing and changing world. With the introduction of internet technology into our lives, it has become inevitable to adapt the technology to education. Under the name of technology-based education, Web2.0 applications respond to the needs of students quickly. The main purpose of Web 2.0 applications is to enable users to develop and share content without facing technical problems. These applications also enable users to benefit from the social interaction and collaboration opportunities of the internet. Web2.0 application tools; weblogs, player and video broadcast subscriptions (podcast and videocasts), wikis (wikis), social networks (social networks), bookmarks, tagging, picture and video sharing (photo and video sharing), mixed (integrated) websites (mashups) are the most prominent applications. Besides, the newest one; There are many applications such as Plickers application, LearningApps application, Quizizz application, Powtoon application, Aurasma application. In this study, the effectiveness of “Learning Apps” application which is a Web2.0 application is going to be investigated. The purpose of the present study is to investigate the effectiveness of “Learning Apps” activities on 7th grade students’ understanding of concepts about reproduction, growth and development in living things and their attitude towards science lessons. It is also aimed to contribute to the literature on "Learning Apps" application to Web2.0 researches, which have a limited number of examples in the literature. In this project, which is still working, “Learning Apps” activities developed within the scope of the study will be shared with the participants.
 

Web2.0 Teknolojilerinin Fen Eğitimine Entegrasyonu


Elif Kutun1, Eylem Yalçınkaya Önder1
1Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi


Bildiri No: 204 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Gelişen ve değişen dünyada geleneksel eğitim yöntemleri yetersiz kalmaktadır. İnternet teknolojisinin hayatımıza girmesi ile teknolojiyi eğitime uyarlamak kaçınılmaz hale gelmiştir. Teknoloji tabanlı eğitim adı altında Web2.0 uygulamaları öğrencilerin ihtiyaçlarına hızlı bir şekilde cevap vermektedir. Web 2.0 uygulamalarının temel amacı, kullanıcıların teknik sorunlarla yüzleşmeden içerik geliştirmesini ve paylaşmasını sağlamaktır. Bu uygulamalar aynı zamanda kullanıcıların internetin sosyal etkileşim ve iş birliği olanaklarından faydalanmasını da sağlamaktadır. Web2.0 uygulama araçları; ağ günlükleri (Weblogs), oynatıcı ve video yayın abonelikleri (podcast and videocasts), vikiler (wikis), sosyal ağlar (social networks), yer imleri (bookmarks), etiketleme (tagging), resim ve video paylaşımı (photo and video sharing), karma (bütünleşik) Web siteleri (mashups) en göze çarpan uygulamalardır. Bunun yanında en yeni olan; Plickers uygulaması, LearningApps uygulaması, Quizizz uygulaması, Powtoon uygulaması, Aurasma uygulaması gibi birçok uygulama bulunmaktadır. Bu çalışmada bir Web2.0 uygulaması olan “Learning Apps” uygulamasının etkinliğini araştırılacaktır. Bu çalışmanın amacı, “Learning Apps” etkinliklerinin 7. sınıf öğrencilerinin canlılarda üreme, büyüme ve gelişme ile ilgili kavramları anlamalarına ve fen derslerine karşı tutumlarına etkisini araştırmaktır. Literatürde sınırlı sayıda örneği olan Web2.0 araştırmalarına “Learning Apps” uygulaması ile ilgili literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmaları devam eden bu projede, çalışma kapsamında geliştirilmiş “Learning Apps” etkinlikleri katılımcılarla paylaşılacaktır.
 


The Effect Of Using Augmented Reality Technology On Students' Academic Achievement And Motivation Against The Course In Science Education


Saliha Sarıyıldız1, Paşa Yalçın2, Sema Altun Yalçın2
1Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Anabilim Dalı, Fen Bilgisi Eğitimi Bilim Dalı
2Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Fen Bilgisi Eğitimi Anabilim Dalı


Abstract No: 151 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to investigate the effect of using augmented reality technology on students' academic achievement and course motivation in science education. In this context, the effect of using augmented reality technology in the 7th grade Science Course "Pure Substances and Mixtures" unit on student academic achievement and motivation towards the course was examined. In the study, a mixed method in which quantitative and qualitative approaches are used together was chosen. The quantitative dimension of the study was carried out as a pretest-posttest control group quasi-experimental design and the qualitative dimension as a case study. In the quantitative dimension of the research, experimental and control groups were formed. According to the purpose of the study, the determined subject parts of the "Pure Substance and Mixtures" unit were added to the normal course curriculum and the augmented reality application was added to the experimental group during a four-week period. In the control group, the subject parts determined for the research were processed in accordance with the curriculum of the course as prescribed by the MEB program. The only difference between the two groups was whether augmented reality applications were used or not. It was aimed to achieve the most efficient results by minimizing other negative effects that would affect the research. "Pure Substance and Mixtures Unit Academic Achievement Test" and "Motivation Scale for Science Course" were used as pre-test and post-test. In the acquisition of qualitative data, semi-structured interviews were conducted using the "Augmented Reality Student Interview Questions" created by the researcher.
In this meeting, the students were asked interview questions about the teaching of the lessons with the augmented reality application. Feedback from students was noted and included in the study. The pre-test and post-test data between the groups and within the groups were statistically analyzed and necessary evaluations were made. As a result of the research, it was determined that the use of augmented reality learning material in lessons increased students' academic success and motivation towards the lesson. In addition, the interviews with the students show that they find the use of augmented reality application in lessons fun, interesting, intriguing, and facilitating to understand.

Artırılmış Gerçeklik Teknolojisi Kullanımının Fen Eğitiminde Öğrencilerin Akademik Başarılarına Ve Derse Karşı Motivasyonlarına Etkisi


Saliha Sarıyıldız1, Paşa Yalçın2, Sema Altun Yalçın2
1Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Anabilim Dalı, Fen Bilgisi Eğitimi Bilim Dalı
2Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Fen Bilgisi Eğitimi Anabilim Dalı


Bildiri No: 151 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanımının fen eğitiminde öğrencilerin akademik başarılarına ve derse karşı motivasyonlarına etkisini araştırmaktır. Bu kapsamda 7.sınıf Fen Bilimleri Dersi "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesinde artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanılmasının öğrenci akademik başarılarına ve derse karşı motivasyonlarına etkisi incelendi. Çalışma 2019-2020 Eğitim Öğretim yılında araştırmanın yapıldığı İl Milli Eğitim Müdürlüğünden talep edilen izin doğrultusunda belirlenmiş olan il veya ilçe merkezindeki okullardan 7. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirildi. Araştırmada nicel ve nitel yaklaşımların birlikte kullanıldığı karma yöntem seçildi. Araştırmanın nicel boyutu ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutu ise bir durum çalışması şeklinde yürütüldü. Araştırmanın nicel boyutunda deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Çalışmanın amacına göre, deney grubuna dört haftalık süre zarfında "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesinin belirlenen konu kısımları normal ders müfredatı ile birlikte artırılmış gerçeklik uygulaması eklenerek işlendi. Kontrol grubunda ise araştırma için belirlenen konu kısımları MEB programının öngördüğü şekliyle ders müfredatına uygun olarak işlendi. Her iki grup arasında da tek farklılığın artırılmış gerçeklik uygulamalarının kullanılıp kullanılmaması olmasına dikkat edildi. Araştırmayı etkileyecek diğer olumsuz etkiler en aza indirilerek en verimli sonuçlara ulaşılması hedeflendi. Ön test ve son test olarak “Saf Madde ve Karışımlar Ünitesi Akademik Başarı Testi”, “Fen Bilimleri Dersine Yönelik Motivasyon Ölçeği” kullanıldı. Nitel verilerin elde edilmesinde ise araştırmacı tarafından oluşturulan “Artırılmış Gerçeklik Öğrenci Görüşme Soruları” kullanılarak yarı yapılandırılmış bir şekilde görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşmede öğrencilere artırılmış gerçeklik uygulaması ile derslerin işlenmesi hakkında görüşme soruları sorularak gerçekleştirildi. Öğrencilerden gelen dönütler not edilerek çalışmaya dâhil edildi. Elde edilen veriler gruplar arasında ve grupların kendi içinde ön test son test verileri istatiksel olarak incelenip gerekli değerlendirmeler yapıldı. Araştırma sonucunda derslerde artırılmış gerçeklik öğrenme materyali kullanımının öğrencilerin akademik başarılarını ve derse karşı olan motivasyonlarını artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerle yapılan görüşmeler, derslerde artırılmış gerçeklik uygulamasının kullanılmasını eğlenceli, dikkat çekici, merak uyandırıcı ve anlamayı kolaylaştırıcı olarak bulduklarını göstermektedir.
 


Inquiry Based Professional Development Of Science Teachers: Strengths In Design And Applications


Feride Eda Öztürk1, Zeki Bayram2
1MEB
2Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 160 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In 2018 Science Education Program, an inquiry-based teaching strategy, in which the student is responsible for his own learning and active participation in the learning process, is taken as the basis. Science teachers are expected to carry out applications in line with this strategy. This expectation can be realized by having teachers possess an understanding of inquiry and reflect this understanding to their practices. Accordingly, a professional development program has been conducted with teachers to design and implement activities based on flexible inquiry-based science teaching (FIBST). In this study, the difficulties faced by science teachers participating in designing and implementing activities based on flexible inquiry has been investigated . Our goal is to guide the teachers within the framework of FIBST according to the determined difficulties. The study is being conducted in a secondary school in Ankara since the second half of the 2018-2019 academic year. Participant teachers were comprised of the members of the local science committee (n = 5) of the school. Qualitative data related to the study consist of the field notes and the interviews with teachers. It was observed that the teachers encountered various difficulties both in designing an investigation activity and its application. The most common difficulties include determining the research question, taking time to plan a lesson, variable structure of the teaching environment and traditional habits of the teachers.
 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Soruşturma Temelli Mesleki Gelişimi: Tasarım Ve Uygulamalarda Karşılaşılan Güçlükler


Feride Eda Öztürk1, Zeki Bayram2
1MEB
2Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 160 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı’nda öğrencinin kendi öğrenmesinden sorumlu olduğu, öğrenme sürecine aktif katılımının sağlandığı soruşturmaya dayalı (inquiry-based) öğretim stratejisi esas alınmıştır. Fen bilimleri öğretmenlerinin bu strateji doğrultusunda uygulamalar yürütmesi beklenmektedir. Bu beklentinin gerçekleşmesi, öğretmenlerin soruşturma anlayışına sahip olması ve bu anlayışı uygulamalarına yansıtmaları ile mümkün olabilir. Bu doğrultuda, öğretmenlerle esnek soruşturma temelli fen öğretimi’ne (ESTFÖ) dayalı etkinlikler tasarlayıp uygulayabilecekleri bir mesleki gelişim programı yürütülmüştür. Çalışmada programa katılan fen bilimleri öğretmenlerinin esnek soruşturmaya dayalı etkinlik tasarlama ve etkinlik uygulamada karşılaştıkları güçlüklerin neler olabileceği araştırılmıştır. Belirlenen güçlüklere göre ESTFÖ çerçevesinde öğretmenlere rehberlik edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma 2018- 2019 öğretim yılının ikinci yarısından itibaren Ankara’da bir ortaokulda gerçekleşmektedir. Çalışmaya okulun fen bilimleri zümresini oluşturan öğretmenler (n=5) dahil edilmiştir. Çalışmaya ilişkin nitel veriler dönem boyunca alınan saha notları ve öğretmenlerle yapılan görüşmelerden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin soruşturma etkinliği tasarlamada (araştırma sorusunu belirlemede güçlük, ders planı yapmanın zaman alması vb.) ve uygulamada (öğretim ortamının değişken yapısı, öğretmenlerin geleneksel alışkanlıkları vb.) çeşitli güçlüklerle karşılaştıkları görülmüştür. 
 


Students’ Opinions Related To Problem Based Hypothesis Testing Experiments: The Example Of Sound And Its Features


Gülgün BAKIRLI1, Güliz AYDIN2
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sıtkı Koçman Üniversitesi
2Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 206 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the students’ opinions on the problem-based hypothesis testing experimental activities on ‘Propagation of Sound, Different Hearing of Sound in Different Environments, Speed ​​of Sound and the Interaction of Sound with Matter’ in the unit of “Sound and Its Features” in the Science Curriculum. Sound and its features is a subject that students encounter in many places in their daily life; Implementation of problem-based hypothesis testing experiments is of importance in order to enable them to have concrete learning experiences and to develop their knowledge and awareness on this issue. The research is a qualitative case study. This study was carried out with 22 students (12 girls, 10 boys) in a sixth grade class in a middle school in Menteşe district of Muğla province, and five students after the completion of the problem-based hypothesis testing experimental activities during 22 class hours allocated to the Sound and Features unit in the Science Curriculum. In the research, semi-structured interview questions were used for the “Sound and Its Features” unit, which consists of a total of five open-ended questions, developed by the researchers by scanning the literature and taking the opinions of the field experts. Qualitative data were interpreted through content analysis. When the results obtained are examined; it is seen that students have positive opinions about the problem-based hypothesis testing experiments they conducted. In addition, most of the students stated that they enjoyed the lessons and the subjects were more understandable when they did the experiments. In the study, suggestions regarding the application were made.

Öğrencilerin Probleme Dayalı Hipotez Test Etme Deneylerine Ilişkin Görüşleri: Ses Ve Özellikleri Örneği


Gülgün BAKIRLI1, Güliz AYDIN2
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sıtkı Koçman Üniversitesi
2Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 206 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmanın amacı, Fen Bilimleri Öğretim Programında yer alan “Ses ve Özellikleri” ünitesindeki ‘Sesin Yayılması, Sesin Farklı Ortamlarda Farklı Duyulması, Sesin Sürati ve Sesin Maddeyle Etkileşimi’ konularında yapılan probleme dayalı hipotez test etme deneysel etkinliklerine yönelik öğrenci görüşlerini belirlemektir. Ses ve özellikleri öğrencilerin günlük hayatta pek çok yerde karşılarına çıkan bir konu olup; onların somut öğrenme yaşantıları edinmelerini sağlamak, bu konuya ilişkin bilgi ve farkındalıklarını geliştirmek için probleme dayalı hipotez test etme deneylerine ilişkin uygulamalar yapılması önem taşımaktadır. Araştırma nitel bir durum çalışmasıdır. Bu çalışma, Muğla ili Menteşe ilçesindeki bir ortaokuldaki bir altıncı sınıf şubesindeki 22 (12 kız, 10 erkek) öğrencisiyle Fen Bilimleri Öğretim Programında Ses ve Özellikleri ünitesine ayrılan 22 ders saati süresince uygulanan probleme dayalı hipotez test etme deneysel etkinliklerinin tamamlanmasından sonra beş öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada verileri toplamak amacıyla araştırmacılar tarafından alan yazın taraması yapılarak ve alan uzmanlarının görüşleri alınarak geliştirilen, toplam beş açık uçlu sorudan oluşan “Ses ve Özellikleri” ünitesine yönelik yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Nitel veriler içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır. Ulaşılan sonuçlar incelendiğinde; öğrencilerin yaptıkları probleme dayalı hipotez test etme deneylerine ilişkin olumlu görüşlere sahip oldukları görülmektedir. Ayrıca, öğrencilerin çoğu derslerden keyif aldıklarını ve deneyler yaptıklarında konuların daha anlaşılır olduğunu ifade etmişlerdir. Çalışmada, uygulamaya ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
 


An Application Using A Flexible Inquiry Based Science Teaching Model: The Sample Of Matter And Heat


Feride Eda Öztürk1, Yasemin Dolu1, Zeki Bayram2
1MEB
2Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 306 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the Science Curriculum, in order to ensure that students acquire information meaningfully and permanently, it is recommended to conduct lessons in student-based learning environments (problems, projects, argumentation, collaborative learning, etc.) and to design learning environments according to the inquiry-based learning strategy. In the 2023 Education Vision Document; by means of inquiry-based interdisciplinary practices, it is intended to educate people to possess 21st century skills such as critical thinking, creativity, initiative and productivity. In this study, a sample application based on the "Flexible Inquiry Based Science Teaching (FIBST)" model will be presented. The application was carried out by a science teacher working in a secondary school in Ankara who received education based on this model. The application was carried out with 6th grade students (n=64) and only the questioning dimension of the FIBST model was used. The topic of "Matter and Heat" which "Discusses the importance of thermal insulation in buildings in terms of family and country economy and effective use of resources." was used in the application. It was observed that the students participating in the application structured their knowledge in line with the learning outcome by actively participating in the class discussion. This study includes a rubric that can be used in the assessment of student skills at the end of the process. The contribution of the inquiry process to solving skills-based new generation questions will also be discussed. This study is expected to serve as an example for science education researchers who want to implement similar activities within the framework of FIBST, science teachers and teacher candidates.
 

Esnek Soruşturma Temelli Fen Öğretim Modeli Kullanılan Bir Uygulama: Madde Ve Isı Örneği


Feride Eda Öztürk1, Yasemin Dolu1, Zeki Bayram2
1MEB
2Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 306 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı'nda öğrenciyi temel alan öğrenme ortamlarında (problem, proje, argümantasyon, iş birliğine dayalı öğrenme vb.) derslerin yürütülmesi, öğrencilerin bilgiyi anlamlı ve kalıcı olarak öğrenebilmeleri için öğrenme ortamlarının araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisine göre tasarlanması önerilmiştir.   2023 Eğitim Vizyonu belgesinde de bu stratejiye dayalı disiplinler arası uygulamalarla eleştiren, sorgulayan, yaratıcı, girişimci özellikleri olan, yani 21. Yüzyıl becerilerine sahip insan yetiştirmenin hedeflendiği belirtilmiştir. Bu çalışmada, bahsedilen hedeflere ulaşılmasını sağlayan “Esnek Soruşturma Temelli Fen Öğretimi (ESTFÖ)” modeline dayalı örnek bir uygulamaya yer verilecektir. Uygulama, Ankara’da bir ortaokulda görev yapmakta olan ve bu modele dayalı eğitim almış fen bilimleri öğretmeni tarafından gerçekleştirilmiştir. Fen bilimleri dersi ‘Madde ve Isı’ konusunda yer alan “Binalarda ısı yalıtımının önemini, aile ve ülke ekonomisi ve kaynakların etkili kullanımı bakımından tartışır.” kazanımına yönelik yapılan uygulama, 6.sınıflarda öğrenim gören öğrencilerle (n=64) gerçekleştirilmiştir. ESTFÖ modelinin sadece sorgulama boyutunun kullanıldığı uygulamaya katılan öğrencilerin sınıf tartışmasına aktif bir şekilde katılarak kazanım doğrultusunda bilgilerini yapılandırdıkları görülmüştür. Uygulama süreci sonunda öğrenci becerilerinin değerlendirilmesinde kullanılabilecek bir rubriğe de yer verilen bu çalışmada, soruşturma sürecinin beceri temelli yeni nesil soruları çözemeye katkısı da tartışılacaktır.  Bu çalışmanın, ESTFÖ çerçevesinde benzer etkinlikler uygulamak isteyen fen eğitimi araştırmacılarına, hizmetteki fen bilimleri öğretmenlerine ve öğretmen adaylarına örnek teşkil etmesi beklenmektedir.
 


Integrated Education Practices For Noise Prevention At School : An Action Research


Musa KAHRİMAN1, Mızrap BULUNUZ2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 3 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

At least one third of the students spend at school. It is known that quiet, calm and peaceful learning environment supports students' cognitive, sensory and social development, but noise environments create stress, distraction, difficulty in understanding, fatigue and unwillingness to learn. In this study, by providing integrated education on noise, students' attitudes towards noise in the classroom will be evaluated. The study was conducted with 23 third grade students at a private primary school in Karaköprü district of Şanlıurfa. Since the researcher is also a classroom teacher, this is an action research. In the research, qualitative data collection tools such as observation, interview, student diaries, pictures and cartoons were used. Studies show that the noise inside the school yard and school building is above the regulation limit values. In the context of integrated education, four books were read in an interactive way in order to increase the students' awareness about noise. Within the scope of integration, integration with painting and art, integration with written expression, integration with real life were carried out. Then, during the integration phase with real life, classroom rules were established to prevent classroom noise with the participation of students. Integrated educational activities have attracted and amazed students. When the findings were interpreted, there was a change in students' attitudes towards noise in the classroom. For example, it is observed that they stimulate each other's noisy behaviors and encourage whispering. Based on these findings, education should be provided to create noise awareness in primary schools and these trainings should be disseminated.
 

Okulda Gürültünün Önlenmesine Yönelik Bütünleştirilmiş Eğitim Uygulamaları


Musa KAHRİMAN1, Mızrap BULUNUZ2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 3 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğrenciler günlerinin en az üçte birini okulda geçirmektedir. Sessiz, sakin, sükûnetli öğrenme ortamları öğrencilerin bilişsel, duyuşsal, sosyal gelişimini desteklerken, gürültülü ortamlar stres, dikkat dağınıklığı, anlamada güçlük, yorgunluk, öğrenmede isteksizlik oluşturduğu bilinmektedir. Bu çalışma öğrencilere gürültü konusunda bütünleştirilmiş eğitim verilerek, onların gürültü konusundaki tutumları değerlendirilmeye çalışılacaktır. Çalışma Şanlıurfa İli Karaköprü İlçesi’ndeki bir özel ilkokulda 23 üçüncü sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı aynı zamanda sınıf öğretmeni olduğu için bu çalışma eylem araştırmasıdır. Araştırmada gözlem, görüşme, öğrenci günlükleri, resimler ve karikatürler gibi daha çok nitel veri toplama araçları kullanılmıştır. Yapılan araştırmalar, okul bahçesi ve okul binasının içindeki gürültünün yönetmelik sınır değerlerinin üzerinde olduğunu göstermektedir. Bütünleştirilmiş eğitim kapsamında öğrencilerin gürültü konusunda farkındalıklarını artırmak için dört tane kitap etkileşimli bir şekilde okunmuştur. Bütünleştirme kapsamında resim-sanatla bütünleştirme, yazılı anlatımla bütünleştirme, gerçek hayatla bütünleştirme çalışmaları yapılmıştır. Daha sonra gerçek hayatla bütünleştirme aşamasında öğrencilerin katılımıyla gürültüyü önlemeye yönelik sınıf kuralları oluşturulmuştur. Bütünleştirilmiş eğitim faaliyetleri öğrencilerin ilgisini çekmiş ve onlarda hayranlık uyandırmıştır. Bulgular yorumlandığında öğrencilerin gürültü ile ilgili tutumlarında değişmeler meydana gelmiştir. Örneğin; Öğrenciler birbirlerinin gürültü oluşturan davranışlarını uyardıkları ve birbirlerine fısıltıyla konuşmayı teşvik ettikleri gözlemlenmiştir. Bu bulgulardan hareketle, ilkokulda gürültü konusunda farkındalık yaratacak, farkındalığı arttıracak eğitimler verilmeli ve bu eğitimler yaygınlaştırılmalıdır.
 


The Effect Of Augmented Reality Applications Training On Science Teachers 'attitudes Towards Augmented Reality Applications And Teachers' Views


Serhan SARIOĞLU1, Salih ÇEPNİ2
1Bursa İl Ölçme ve Değerlendirme Merkezi
2Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen ve Matematik Alanları Eğitimi


Abstract No: 158 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The use of technology in teachers' lessons is an increasing focus of interest and research. One of the newest technological applications used in science courses is augmented reality applications. Augmented reality applications are technological materials that use objects in two-dimensional environments as triggers and contain three-dimensional visual enhancements linked to these triggers in the background. In order to increase the use of these materials in science education, 21 science teachers working in Orhaneli district of Bursa province in November 2018 were given a three-day augmented reality technology training. Teachers' attitudes towards augmented reality practices before and after this training were measured with the help of a scale and it was investigated whether there was a significant difference between them. In addition, interviews were conducted with three of these teachers with the help of semi-structured interview forms and their opinions on both the content of education and its effects on science education were collected. As a result of the research, a significant difference was found at the level of p = .00 between the attitudes of teachers towards augmented reality applications. As a result of the interviews, it was revealed that the use of these applications in lessons would facilitate the teaching of abstract concepts in science education, teachers felt more equipped in terms of technological pedagogical knowledge and would contribute to students' interest and attitude towards the lesson.

Artırılmış Gerçeklik Uygulamaları Eğitiminin, Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Artırılmış Gerçeklik Uygulamalarına Yönelik Tutumlarına Etkisi Ve Öğretmen Görüşleri


Serhan SARIOĞLU1, Salih ÇEPNİ2
1Bursa İl Ölçme ve Değerlendirme Merkezi
2Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen ve Matematik Alanları Eğitimi


Bildiri No: 158 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğretmenlerin derslerinde teknoloji kullanımları giderek artan bir ilgi ve araştırma alanı olarak göze çarpmaktadır. Fen bilimleri derslerinde kullanılan en yeni uygulamalardan biri de artırılmış gerçeklik uygulamalarıdır. Artırılmış gerçeklik uygulamaları, iki boyutlu ortamdaki nesneleri uyarıcı olarak kullanan ve arka planda bu uyarıcılara bağlı üç boyutlu görsel zenginleştirmeler içeren teknolojik materyallerdir. Bu materyallerin fen eğitiminde kullanımının artırılması amacıyla 2018 yılı Kasım ayında Bursa ili Orhaneli ilçesinde görev yapmakta olan 21 fen bilimleri öğretmenine üç gün süren bir artırılmış gerçeklik teknolojisi eğitimi verilmiştir. Öğretmenlerin bu eğitimden önce ve eğitimden sonra artırılmış gerçeklik uygulamalarına yönelik tutumları bir ölçek yardımıyla ölçülmüş ve arada anlamlı bir farkın olup olmadığı araştırılmıştır. Bunun yanı sıra bu öğretmenlerden üçü ile yarı yapılandırılmış görüşme formları yardımıyla görüşmeler yapılmış ve hem eğitimin içeriği hem de fen eğitimine etkileriyle ilgili görüşleri toplanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin artırılmış gerçeklik uygulamalarına yönelik tutumları arasında p=.00 düzeyinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Görüşmeler sonucunda ise bu uygulamaların derslerde kullanımının fen eğitiminde soyut kavramların öğretimini kolaylaştıracağı, öğretmenlerin kendilerini teknolojik pedagojik alan bilgisi açısından daha donanımlı hissettikleri ve öğrencilerin derse karşı ilgi ve tutumuna katkı sağlayacağını düşündükleri yönündeki görüşleri ortaya çıkarılmıştır.


The Relationship Between Scientific Literacy Level And Socioeconomic Status: A Survey Research


Faik Özgür KARATAŞ1, Fatih ORÇAN1, Şule Merve ULUDÜZ1, Suat ÇELİK2, Sevil AKAYGÜN3
1Trabzon Üniversitesi
2Atatürk Üniversitesi
3Boğaziçi Üniversitesi


Abstract No: 199 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Scientific literacy; can be defined as being able to understand the basic laws, principles and concepts of science disciplines, to make inferences, to think critically and to make decisions in explaining the facts related to these disciplines. In today's world, the process of accessing and acquiring knowledge has accelerated out of formal education with the help of ICT. The out of school learning opportunities are directly tied with accessibility to that ICT equipment and content that is related to the individual's socioeconomic status. Among the most important components of the socioeconomic infrastructure are family income, occupational status, and the degree of education. In this study, it was investigated how scientific literacy is related to income and profession. Accordingly, data were collected by survey method. The 36-item scientific literacy scale developed by the researchers was used as a data collection tool. The scale was applied to 1368 individuals aged between 18 and 65 selected through stratified and proportional sampling. Income information from individuals participating in the study was collected and categorized into an open-ended question. The occupational information of the participants was taken with the 11-category occupational form, depending on the classification of TUIK, but analyzes were carried out by reducing them into three categories; employees, unemployed and retired for ease of analysis. As a result of the analysis, it was observed that there was a positive correlation between income and scientific literacy scores, and there was no significant relationship between profession and scientific literacy scores. While income status positively affects the scientific literacy of the individual, working status has no effect on the individual's scientific literacy scores that means occupation may not as strong predictor for scientific literacy as expected.

Bilimsel Okuryazarlık Düzeyi Ve Sosyoekonomik Durum Arasındaki Ilişki: Bir Tarama Çalışması


Faik Özgür KARATAŞ1, Fatih ORÇAN1, Şule Merve ULUDÜZ1, Suat ÇELİK2, Sevil AKAYGÜN3
1Trabzon Üniversitesi
2Atatürk Üniversitesi
3Boğaziçi Üniversitesi


Bildiri No: 199 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilimsel okuryazarlık, fen konularının temel, ilke, prensip ve konularını kavrayabilme, çıkarım yapabilme ve uygulayabilme; bu disiplinlere bağlı olguları açıklamada eleştirel düşünebilme ve karar verebilme olarak tanımlanabilir. Günümüz dünyasında, bilgiye ulaşma ve edinme süreci bilişim teknolojilerindeki gelişmeyle formal eğitim dışında da hız kazanmıştır. Okul dışında gerçekleşen bu sürçler genellikle bireyin sosyoekonomik altyapısına dayalı sağlanan fırsatlar ile şekillenmektedir. Sosyoekonomik alt yapının en önemli bileşenleri arasında gelir, meslek durumu ve eğitim seviyesi gelmektedir. Bu çalışmada, bilimsel okuryazarlığın gelir ve meslek dağılımına göre nasıl değiştiği araştırılmıştır. Bu doğrultuda tarama yöntemi ile veriler toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen 36 maddelik bilimsel okuryazarlık ölçeği kullanılmıştır. Ölçek tabakalı ve oranlı örnekleme yoluyla seçilen 18-65 yaş arası 1368 vatandaşımıza uygulanmıştır. Araştırmaya katılan bireylerden gelir bilgileri açık uçlu soru halinde toplanmış ve sınıflandırılmıştır. Katılımcıların meslek bilgileri ise TÜİK’in sınıflandırmasına bağlı kalınarak 11 kategorilik meslek formu ile alınmış ancak analiz kolaylığı açısından çalışan, işsiz ve emekli kategorilerine indirgenerek analizler gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda gelir ve bilimsel okuryazarlık puanı arasında pozitif bir korelasyon olduğu, meslek ve bilimsel okuryazarlık puanı arasında ise anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Gelir durumunun bireyin bilimsel okuryazarlığını, kaynaklara ve olanaklara erişim yönünden olumlu etkilediği aktif iş gücüne katılımın bilimsel okuryazarlığı etkilememesinin iş gücü nüfusunun çeşitli segmentlerden (eğitim, yaşanılan bölge vb) oluşması sebebiyle açıklanabileceği ve çalışma durumu ile doğrudan ilişkili olmadığını göstermektedir


Investigation Of Internal Didactical Transpotion In Biotechnology By Science Teachers


Gülsüm SANDALCI1, Mustafa ERGUN1
1Ondokuz Mayıs Üniveristesi


Abstract No: 363 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Didactic transposition theory, which is an approach used to explain the transformation and differentiation of information in the educational process, explains the transformations of the scientific knowledge produced by the university or scientists until it becomes the assimilated knowledge by the student. In this study, it is aimed to examine the didactical transposition of the teacher, who is a step of the didactical transposition theory, between the type of knowledge to be taught and the type of taught knowledge. In the framework of the study, the subject of biotechnology in the DNA and genetic code unit, which is addressed at the 8th grade level in the secondary school science course, was examined in the context of the difficulties and transformations in the process of transposing the knowledge to be taught according to the theory of didactic transposition. The working group of this research consists of six science teachers working in different schools in a metropolitan city in the Black Sea region. Data were collected through semi-structured interviews in the study conducted as a case study within the scope of qualitative research design. When the obtained results were examined, it was concluded that the knowledge to be taught was transformed by the teachers until it became the taught knowledge. During this transposition, it was concluded that the teacher's professional experience, the undergraduate program he / she graduated from, and the grade level of the students were effective. In addition, it was observed that the gender of the teacher was not a factor during this transposition. Based on the findings, suggestions were made about these transformations performed by science teachers within the scope of the theory of didactical transposition.
 

Fen Bilimleri Öğretmenleri Tarafından Biyoteknoloji Konusunda Gerçekleştirilen Iç Didaktiksel Dönüşümün Incelenmesi


Gülsüm SANDALCI1, Mustafa ERGUN1
1Ondokuz Mayıs Üniveristesi


Bildiri No: 363 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim öğretim sürecindeki bilgilerin dönüşüm ve farklılaşmalarını açıklamakta kullanılan bir yaklaşım olan didaktiksel dönüşüm teorisi, üniversitede veya bilim insanları tarafından üretilen bilimsel bilgilerin öğrenci tarafından özümlenen bilgi oluncaya kadar geçirdiği dönüşümleri açıklamaktadır. Bu çalışmada didaktiksel dönüşüm teorisinin bir basamağı olan okutulacak bilgi türü ile okutulan bilgi türü basamağı arasında olan öğretmenin didaktiksel dönüşümünü incelemek amaçlanmıştır. Çalışma çerçevesinde ortaokul fen bilimleri dersindeki 8. sınıf düzeyinde ele alınan DNA ve genetik kod ünitesindeki biyoteknoloji konusu didaktiksel dönüşüm teorisine göre öğretilecek bilginin öğretilen bilgiye dönüştürülmesi sürecindeki güçlük ve dönüşümleri bağlamında incelenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu Karadeniz bölgesindeki bir büyükşehirde farklı okullarda görev yapan altı fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel araştırma deseni kapsamında örnek olay incelemesi olarak gerçekleştirilen çalışmada yarı yapılandırılmış görüşmelerle veriler toplanmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde öğretilecek bilgilerin öğretilen bilgi oluncaya kadar öğretmenler tarafından bazı dönüşümlere uğradığı sonucuna varılmıştır. Bu dönüşüm sırasında öğretmenin mesleki tecrübesinin, mezun olduğu lisans programının ve öğrencilerin sınıf seviyesinin etkin olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca bu dönüşüm sırasında öğretmenin cinsiyetinin bir etken olmadığı gözlenmiştir. Bulgulardan yola çıkarak fen bilimleri öğretmenleri tarafından gerçekleştirilen bu dönüşümler hakkında didaktiksel dönüşüm teorisi kapsamında önerilerde bulunulmuştur.


The Effect Of Project Based Stem Education On 7th Grade Students’ Scientific Literacy*


Yasemin Hacıoğlu1, Yasemin Adanır2
1Giresun Üniversitesi
215 Temmuz Şehitler Giresun İmam Hatip Ortaokulu


Abstract No: 65 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of science education is to train professionals in the fields of science, technology, engineering and mathematics (STEM) that will contribute to science and technology, but to educate all individuals as scientific literate who can overcome social, cultural, political and ethical problems that may arise from this development. Since it is not possible to realize these two objectives together only through scientific inquiry, it has become necessary to carry out STEM education based on interdisciplinary integration. In this study, it was aimed to reveal the effect of project-based STEM education (PB-STEM) on the scientific literacy of seventh grade students. For this purpose, the PB-STEM activity on 'Reproduction, Growth and Development in Plants and Animals' has been developed. The activity was carried out with 28 students during 3 weeks in 12 lessons. The scientific literacy scale, that developed by Fives, Huebner, Birnbaum and Nicolich (2014) and adapted to Turkish by Şahin (2018), was applied in the study conducted in a single group pretest posttest pattern. The data obtained were analyzed statistically. It is concluded that PB STEM have a positive effect on the development of students' scientific literacy.
* This study includes some of the results of the thesis study carried out by the second author.

Proje Tabanlı Stem Eğitiminin 7. Sınıf Öğrencilerinin Bilimsel Okuryazarlıklarına Etkisi*


Yasemin Hacıoğlu1, Yasemin Adanır2
1Giresun Üniversitesi
215 Temmuz Şehitler Giresun İmam Hatip Ortaokulu


Bildiri No: 65 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen eğitiminin amacı bilim ve teknolojiye katkı sağlayacak fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında uzmanlar yetiştirmekle birlikte, tüm bireyleri bu gelişimden ortaya çıkabilecek sosyal, kültürel, politik ve etik sorunların üstesinden gelebilecek bilimsel okuryazar olarak yetiştirmektir. Bu iki amacı birlikte gerçekleştirebilmek sadece bilimsel araştırma sorgulama ile gerçekleştirmenin mümkün olmaması nedeniyle disiplinler arası entegrasyona dayalı STEM eğitiminin gerçekleştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada proje tabanlı STEM eğitiminin (PB-STEM) yedinci sınıf öğrencilerinin bilimsel okuryazarlıklarına etkisini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ‘Bitkilerde ve Hayvanlarda Üreme, Büyüme ve Gelişme’ konusunda ‘Okulumuzun Bahçesine Bir Çiftlik Kuralım’ PB-STEM etkinliği geliştirilmiştir.  Etkinlik 3 hafta 12 ders saati boyunca 28 öğrenci ile yürütülmüştür. Tek gruplu ön-test son-test deseninde yürütülen çalışmada Fives, Huebner, Birnbaum ve Nicolich (2014) tarafından geliştirilen, Şahin (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan bilimsel okuryazarlık ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatiksel olarak analiz edilmiştir. PB STEM uygulamalarının öğrencilerin bilimsel okuryazarlıklarının gelişiminde olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.
*Bu çalışma ikinci yazarın yürütmekte olduğu tez çalışmasının sonuçlarının bir kısmını içermektedir.


Effects Of Stem Activities On Attitudes Of 7th Grade Students Towards Science, Technology, Engineering And Mathematics Education


Gülsüm Yasemin Uz1, Mehtap Yıldırım2
1İstanbul Fuat Sezgin Bilim Ve Sanat Merkezi
2Marmara Üniversitesi. Atatürk Eğitim Fakültesi. Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı


Abstract No: 137 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Purpose
This study seeks answer to the following question: What is the effect of STEM activities on the attitudes of the 7th-grade students towards STEM education?
Method
The study group consists of 59 students studying in 7th grade at a state school in Istanbul during the 2018-2019 school year. A quasi-experimental pretest posttest control group design is used in the study.
The study is based on the STEM Attitude Survey adapted by Yılmaz, Yiğit, Güler and Güzey (2017) from the “Students’ Attitudes Toward Science, Technology, Engineering, Mathematics Education” developed by Guzey, Harwell and Moore (2014) (Yılmaz, Yiğit, Güler, Güzey, 2017).
For the science lessons with the control group, the curriculum of the Ministry of National Education was used. In case of the experiment group, in addition to the curriculum, 5 activities prepared by the researchers were conducted.
Data Analysis
The STEM Education Attitude Survey was applied on 111 students, which yielded Cronbach alpha value of .871. The survey’s pretest and posttests show normal distribution (p < .05). Therefore, t tests were used in the analyses.
Findings
No significant difference was found between the STEM Education Attitude Survey pretest results of the experiment group and control group (p > .05). After the study, significant difference was found between the posttest results of the experiment group and the control group (p < .05). No significant difference between the control group’s pretest and posttest results (p > .05) was found, whereas the experiment group’s pretest and posttest results showed significant difference (p < .05).
Discussion and Conclusions
It is concluded that STEM activities have significant effect on students’ attitudes toward STEM education and disciplines. Thus, it may be inferred that integration of STEM activities into the science curriculum would help give important skills to the students.

Stem Etkinliklerinin 7.sınıf Öğrencilerinin Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik (Stem) Eğitimine Ilişkin Tutumlarına Etkisi


Gülsüm Yasemin Uz1, Mehtap Yıldırım2
1İstanbul Fuat Sezgin Bilim Ve Sanat Merkezi
2Marmara Üniversitesi. Atatürk Eğitim Fakültesi. Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı


Bildiri No: 137 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Amaç
Bu çalışmanın amacı STEM etkinliklerinin 7. Sınıf öğrencilerinin STEM Eğitimine İlişkin tutumlarına etkisinin incelenmesidir.  Aşağıdaki alt probleme cevap aranmıştır. STEM etkinliklerinin 7. Sınıf öğrencilerinin STEM Eğitimine ilişkin tutumlarına etkisi nedir?
Yöntem
Çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında bir devlet okulunda okuyan 7.sınıf 59 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır.
Çalışmada Guzey, Harwell ve Moore tarafından (2014) geliştirilen “Students’ Attitudes toward Science, Technology, Engineering, Mathematics Education” ölçeğinden Yılmaz, Yiğit, Güler ve Güzey tarafından (2017) uyarlanan, 24 madde ve 4 faktörden oluşan Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik (STEM) Eğitimi Tutum Ölçeği kullanılmıştır (Yılmaz, Yiğit, Güler, Güzey, 2017).
Kontrol grubunda fen dersleri müfredat takip edilerek işlenmiştir. Deney grubunda MEB müfredatına ek olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan 5 etkinlik uygulanmıştır
.Veri Analizi
STEM Eğitimi Tutum Ölçeği çalışma öncesinde 111 öğrenciye uygulanmıştır. Testin Cronbach Alpha değeri ,871 bulunmuştur.  STEM Eğitimi Tutum Ölçeği  ön test – son testleri normal dağılım göstermiştir (p >.05).  Bu sebeple yapılan analizlerde  ilişkili t testi ve ilişkisiz t testi   kullanılmıştır.
Bulgular
Çalışmada yer alan deney ve kontrol  grubu STEM Eğitimi Tutum Ölçeği  ön test sonuçları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>.05).   Uygulama sonrasında Kontrol grubu Deney grubu STEM Eğitimi Tutum Ölçeği  son test sonuçları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür (p<..05). Kontrol grubu STEM Eğitimi Tutum Ölçeği ön test-son test sonuçları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>.05). Deney grubu STEM Eğitimi Tutum Ölçeği ön test-son test sonuçları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<.05).
Tartışma ve Sonuç
STEM etkinliklerinin öğrencilerin STEM Eğitimine ve alt alanlarına ilişkin tutumları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Buradan STEM etkinliklerinin müfredata entegrasyonunun önemli becerilerin kazandırılmasında rolü olacağı söylenebilir.


The Effects Of Socio-scientific Argumentation On Students' Views Towards Sustainable Science Education


Erkan Özcan1, Ali Günay Balım1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 252 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Aim of Science Education Program is to train scientifically literate individuals who can research-inquire, make effective decisions, solve problems, self confident, open to cooperation, communicate effectively and learn throught their life with sustainable development consciousness. One of the contemporary methods which can fulfil this requirement is socio-scientific argumentation method. When practiced with argumentation, socio-scientific issues relate the topic with daily life, draws students’ attention and helps students to reveal their real thoughts. Aim of this study is to examine the effects of using socio-scientific argumentation method in science course on students’ views about sustainability of science education. Pre-test post-test quasi experimental model is used in this study, the data were gathered in order to determine students' views towards sustainability of science education. Since this study conducted with quasi experimental design, proper sampling were made and a study group was formed for experimental practice. Four classes were taken in this study; two classes as experiment group and two classes as control group. In experiment group courses were conducted with socio-scientific argumentation while science education program and activities was used in control group. The experimental practice duration was limited to six weeks. The practice took eight weeks with using data collection tools before and after the experimental practice. The experimental practice was conducted in 2017-2018 spring semester. Semi-structured interview questions towards sustainability of science education were applied to experiment and control groups before and after experimental practice. According to semi structured interviews made with experiment and control group students before and after experimental practice, experiment group students’ views changed positively while control group students’ views stayed similar. 
 


Virtual Astronomy Museum As A Steam Activity


Esra Kızılay1
1Erciyes Üniversitesi


Abstract No: 346 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is to propose a virtual astronomy museum as a STEAM activity for 6th grade students. Through the proposed activity, students will be able to acquire skills from science, technology, engineering, arts and mathematics. The activity was planned in accordance with the 5E teaching model. In the introductory phase of the activity, the teacher will show various museum photos to attract students' attention. Then the students should be curious by asking questions about the museum and the museum of astronomy. During the exploration phase of the activity, students do research on the solar system, planets in the solar system, their order and size, and examine the images. They make sketches of the planets in the solar system based on the research results. They make these sketch drawings three-dimensional using the Paint 3D program. The teacher explains the planets in the solar system, their basic characteristics, sizes and distances in the explanation stage of the activity. In the deepening phase of the activity, students are first divided into groups of four and become members by entering the "www.artsteps.com" website. Then, with the guidance of their teachers, they design a virtual museum by following the steps. After students complete their virtual museum, other students visit the museum via the link of the museum. They read attached photographs and descriptions about the solar system and planets in the museum. The designs of the groups that have completed their museum are evaluated through the Design Evaluation Rubric during the evaluation phase.

Bir Steam Etkinliği Olarak Sanal Astronomi Müzesi


Esra Kızılay1
1Erciyes Üniversitesi


Bildiri No: 346 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı 6. sınıf öğrencilerine yönelik bir STEAM etkinliği olarak sanal astronomi müzesi önerisinde bulunmaktır. Önerilen etkinlik aracılığıyla öğrenciler fen, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematik alanlarından kazanımlar elde edebileceklerdir. Etkinlik 5E öğretim modeline uygun olacak şekilde planlanmıştır. Etkinliğin giriş aşamasında, öğretmen öğrencilerin ilgisini çekmek için çeşitli müze fotoğrafları gösterecektir. Daha sonra öğrencilere müze ve astronomi müzesiyle ilgili sorular sorarak öğrencilerde merak uyandırmalıdır. Etkinliğin keşfetme aşamasında öğrenciler güneş sistemi, güneş sistemindeki gezegenler, sıraları ve boyutları ile ilgili araştırmalar yaparlar ve görselleri incelerler. Araştırma sonuçlarına bağlı kalarak güneş sistemindeki gezegenlerle alakalı taslak çizimler yaparlar. Bu taslak çizimlerini Paint 3D programını kullanarak üç boyutlu hale getirirler. Öğretmen etkinliğin açıklama aşamasında güneş sistemindeki gezegenleri, temel özelliklerini, büyüklüklerini, uzaklıklarını açıklar. Etkinliğin derinleştirme aşamasında öğrenciler ilk olarak dörderli gruplara ayrılır ve “www.artsteps.com” internet sitesine girerek üye olurlar. Daha sonra öğretmenlerinin yönlendirmesiyle adımlara uyarak sanal müze tasarlarlar. Öğrenciler sanal müzelerini tamamladıktan sonra diğer öğrenciler müzenin linki aracılığıyla müzeyi gezerler. Müzede güneş sistemi ve gezegenlerle ilgili eklenmiş fotoğrafları ve açıklamaları okurlar. Müzelerini bitiren grupların tasarımları değerlendirme aşamasında, Tasarım Değerlendirme Rubriği aracılığıyla değerlendirilir.


The Analysis Of The Cognitive Models Of Third And Fourth Graders About The Concept Of Environment


Duygu ÇALIŞ ŞAŞI1, Sibel Balcı2
1MEB
2Ted Üniveritesi


Abstract No: 61 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

ABSTRACT
The purpose of this work was to identify the cognitive models of third and fourth graders about the concept of environment. The sample group was comprised of 400 students, 219 female and 181 male, who went to a primary school in Esenyurt in the school year 2017-2018, and who were equally distributed among third and fourth grades. This research was conducted through the use of phenomenological method, one of the qualitative research methods. During the data collection process, participant students were asked to draw a picture about the “environment” and explain the objects in their drawing. The drawings of the students were then converted to quantitative data and scored with the test “Draw An Environment Test-Rubric”. Students were observed to draw 110 different objects related to the concept of environment. Among these objects, there were biotic objects such as humans, animals, and plants as well as abiotic objects such as the sun, clouds, rain, and sea. It was also seen that there were objects that belong to the man-made environment such as houses, cars, schools, factories, and roads.  When the data obtained from the study are examined, the most commonly used codes in children's drawings are tree (f=295), sun (f=285), sky (f=252), human (f=232), grass (f=213) and flower (f=165) while the bomb (f=1), aircraft (f=6), police station (f=2) concepts were also seen. Mann-Whitney U Test was used in the statistical comparisons that were made to identify the differences in total scores between different grade levels and genders. While there was a meaningful difference between the total scores of third and fourth graders, no meaningful differences were detected through the comparisons using the gender variable. Drawings showed that the students see humans as a part of the environment, and that they think humans are affected from environmental problems like all other living beings in addition to being a factor that causes these environmental problems.
Key Words: Environmental, Cognitive Model, Environmental Education

Ilkokul 3. Ve 4. Sınıf Öğrencilerinin Çevre Kavramı Hakkındaki Zihinsel Modellerinin Incelenmesi


Duygu ÇALIŞ ŞAŞI1, Sibel Balcı2
1MEB
2Ted Üniveritesi


Bildiri No: 61 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

                                                                        ÖZET
Bu çalışmada, ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin çevre kavramı hakkındaki zihinsel modellerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma grubunu, 2017-2018 eğitim- öğretim yılında İstanbul ili, Esenyurt ilçesinde yer alan bir ilkokulda eğitime devam eden 219’u kız, 181’i erkek, olmak üzere 400 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma sekiz farklı sınıf öğretmeninin sınıfında eğitim alan 3. ve 4. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Verilerin toplanması sırasında çalışmaya katılan öğrencilerden ''çevre'' hakkında bir resim çizmeleri ve resimlerinde çizdikleri öğeleri açıklamaları istenmiştir. Çocukların çizimleri "Bir Çevre Çiz Testi Rubriği” ile nicel verilere dönüştürülüp puanlanmıştır. Bir Çevre Çiz Test Rubriği dört alt boyuttan oluşmaktadır. Her boyutta 0-3 puan ve toplamda 0-12 arası puan alınmaktadır. Boyutlardan elde edilen toplam puan ne kadar yüksek ise çocuğun çevre hakkında daha doğru ve daha bilimsel temelli zihinsel modellere sahip olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.  Öğrencilerin çizdikleri resimler incelendiğinde çevre kavramına ait 110 farklı öğe çizdikleri gözlemlenmiştir. Bu öğeler arasında insan, hayvan ve bitki gibi biyotik öğelerin yanısıra güneş, bulut, yağmur, deniz gibi abiyotik öğeler de yer almaktadır. Öğrenci çizimlerinde yapay çevreye ait ev, araba, okul, fabrika, yol gibi öğelerin de yer aldığı görülmektedir. Çalışmadan elde edilen veriler incelendiğinde çocukların çizimlerinde en çok kullanılan kodlar ağaç (f=295), gökyüzü (f=252), insan (f=232), çimen (f=213) ve çiçek (f=165) ilen çizimlerinde bomba (f=1), uçak (f=6), karakol (f=2) kavramları da görülmüştür. Çizimlerden elde edilen toplam puanların sınıf düzeyine ve cinsiyet değişkenine göre farklılığını tespit etmek için yapılan istatistiksel karşılaştırmalarda Mann-Whitney U Testi uygulanmıştır. Sınıf düzeyine göre toplam puanlar bakımından 3. sınıf ile 4. sınıf öğrencilerinin aldıkları puanlar arasında anlamlı bir farklılık bulunurken cinsiyet değişkenine göre yapılan karşılaştırmalarda anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Çizimler, öğrencilerin insanı doğanın bir parçası olarak gördüklerini, insanın diğer canlılar gibi çevre problemlerinden etkilendiğini bununla birlikte insanı çevre sorunlarına etken bir faktör olarak gördüklerini göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: Çevre, Zihinsel Model, Çevre Eğitimi


Investigation Of The Effects On Students' Critical Thinking And Entrepreneurship Competencies By Improving The Force And Energy Unit With Stem Integration In The Science Lesson


İsmail EVCİM1, Mustafa ARSLAN1
1YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 310 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Although the Science textbooks are updated in line with the renewed curriculum and directives, it is observed that the STEM approach cannot be fully complied with, especially in terms of gaining 21st century skills (Özbilen, 2018; Tezcan, 2019). It is striking that although there are not enough STEM activities that teachers can apply sufficiently in the updated textbooks, some activities do not have the basic features of the STEM approach (Tozlu, Gülseven ve Tüysüz, 2019). Based on this situation, a new Force and Energy unit was developed by determining the acquisitions related to the 7th Grade Force and Energy unit in the Science, Mathematics, Technology and Design Lessons Curriculum of MEB (2018) and by providing STEM integration. In this unit, an interdisciplinary approach is adopted and it is aimed that individuals can analyze and evaluate events in a multidimensional way by gaining critical thinking skills (Bahadır, 2018). At the same time, it was thought that individuals' entrepreneurship skills could improve as individuals practice and gain experience with STEM education (Ezeudu, Ofoegbu & Anyaegbunnam, 2013). During the research process, Critical Thinking Scales (CTS) developed by Demir (2006) and Entrepreneurship Competencies Scale (ECS) adapted into Turkish by Ataseven (2016) were used. Before the application, the data obtained from CTS were analyzed to determine whether there was a significant difference in the critical thinking skills of the experimental and control groups, and no significant difference was observed between the groups at the p˃.05 significance level. After the application that lasted for five weeks, repeated measurements were made and it was revealed that there was a significant difference at p˂.05 significance level in favor of the experimental group.  In the study, in order to examine the changes in their own groups in the process, the scores obtained by the individuals before and after the application of CTS were analyzed, and while there was no significant difference in the control group (p˃.05), a significant difference was found in the experimental group (p˂.05).  On the other hand, in order to determine whether there is a significant difference in the entrepreneurship skills of the experimental and control groups before the application, the data obtained from the ECS were analyzed and it was observed that there was no significant difference between the experimental and control groups (p˃.05). After the application, measurements were made again and it was found that there was a significant difference in favor of the experimental group (p˂.05).  In the study, in order to examine the change in their own groups in the process, the scores obtained by the individuals before and after the application from the overall ECS were analyzed, and while there was no significant difference in the control group (p˃.05), a significant difference was found in the experimental group (p˂.05). According to the results of this research, it is recommended to increase the number of STEM-integrated units in related disciplines in order to develop individuals' critical thinking skills and entrepreneurship competencies.

Fen Bilimleri Dersinde Stem Entegrasyonuyla Kuvvet Ve Enerji Ünitesinin Geliştirilerek, Öğrencilerin Eleştirel Düşünme Ve Girişimcilik Becerilerine Etkisinin Incelenmesi


İsmail EVCİM1, Mustafa ARSLAN1
1YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 310 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Yaşamakta olduğumuz yüzyılın gerekli donanımlarıyla bireylerin yetişmesini isteyen kurumlarla görüşmeler yapan Wagner (2008), görüşmeleri neticesinde yedi becerinin ön plana çıktığını ve bunların içerisinde eleştirel düşünme ve girişimcilik olduğunu belirtmiştir. Bu durumlara istinaden farklı disiplinleri bünyesine katabilen aynı zamanda yapılacak çalışmalarla 21. yüzyıl becerilerini kazandırması hedeflenen ve yeni bir öğrenme yaklaşımı olan STEM eğitimi ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Fen Bilimleri ders kitapları yenilenen öğretim programı ve yönergesi doğrultusunda güncellense de STEM yaklaşımı ile tam anlamıyla uyumun sağlanamadığı özellikle 21. yy becerilerini kazandırma noktasında eksikliklerinin olduğu gözlenmektedir (Bahar, Yener, Yılmaz, Emen ve Gürer, 2018; Özbilen, 2018; Tezcan, 2019). Güncellenen ders kitaplarında öğretmenlerin yeterince uygulayabileceği STEM etkinlikleri bulunmamakla beraber bazı etkinliklerin de STEM yaklaşımının temel özelliklerine sahip olmaması durumu göze çarpmaktadır (Tozlu, Gülseven ve Tüysüz, 2019).  Bu durumdan hareketle MEB (2018), Fen Bilimleri, Matematik, Teknoloji ve Tasarım Dersleri Öğretim Programlarında 7. Sınıf Kuvvet ve Enerji ünitesiyle ilgili kazanımlar belirlenerek ve STEM entegrasyonu sağlanarak yeni bir Kuvvet ve Enerji ünitesi geliştirilmiştir. Geliştirilen ünitede disiplinler arası bir yaklaşım benimsenmiş, bireylerin  eleştirel düşünme becerisi kazanarak muhakeme yapabilmeleri ve olayları çok boyutlu olarak değerlendirmeleri amaçlanmıştır (Bahadır, 2018). Aynı zamanda STEM eğitimiyle bireylerin uygulama yapıp deneyim kazanmasından ötürü girişimcilik becerilerinin  gelişebileceği düşünülmüştür (Ezeudu, Ofoegbu & Anyaegbunnam, 2013; Jin, Li, Yang ve Song, 2014). Araştırma sürecinde Demir (2006) tarafından geliştirilen Eleştirel Düşünme Ölçekleri Takımı (EDÖT) ve Ataseven (2016) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Girişimcilik Yeterlilikleri Ölçeği (GYÖ) kullanılmıştır. Uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarının eleştirel düşünme becerilerinde anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek üzere EDÖT'ten elde edilen veriler incelenmiş ve gruplar arasında p˃.05 anlamlı bir fark olmadığı gözlemlenmiştir. Beş hafta süren uygulama sonrasında tekrar ölçüm yapılmış ve deney grubunun lehine olacak şekilde p˂.05 anlamlılık düzeyinde anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda alt ölçeklerden Yorumlama ve Açıklama ölçeklerinde de deney grubunun lehine (p˂.05) anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırmada bireylerin süreç içerisinde kendi gruplarındaki değişimi incelemek amacıyla EDÖT'ten uygulama öncesi ve sonrasında aldıkları puanlar incelenmiş ve kontrol grubunda (p˃.05) anlamlı bir fark oluşmazken, deney grubunda (p˂.05) anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Deney grubundaki bu değişim, alt ölçeklerden Değerlendirme, Yorumlama ve Açıklama ölçeklerinde de (p˂.05) anlamlı bir fark olarak ortaya çıkmıştır. Bununla beraber uygulama öncesi deney ve kontrol gruplarının girişimcilik becerilerinde anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek üzere GYÖ'den elde edilen veriler incelenmiş deney ve kontrol grupları arasında (p˃.05) anlamlı bir fark olmadığı gözlemlenmiştir. Uygulama sonrasında ise tekrar ölçüm yapılmış ve deney grubunun lehine olacak şekilde (p˂.05) anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca alt ölçeklerden Girişimcilik Tutumu, Girişimcilik Eğitimi Verimliliği ve Girişimcilik Becerileri'nde de deney grubunun lehine (p˂.05) anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Araştırmada bireylerin süreç içerisinde kendi gruplarındaki değişimi incelemek amacıyla GYÖ'nün genelinden uygulama öncesi ve sonrasında aldıkları puanlar incelenmiş ve kontrol grubunda (p˃.05) anlamlı bir fark oluşmazken, deney grubunda (p˂.05) anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Ayrıca Girişimcilik Tutumu ve Girişimcilik Berecileri alt ölçeklerinde deney grubunun lehine  (p˂.05) bir fark gözlemlenmiştir. Bu araştırma sonuçlarına göre bireylerin eleştirel düşünme becerileri ve girişimcilik yeterliliklerinin geliştirilmesi için ilgili disiplinlerde STEM entegrasyonu sağlanmış ünite sayılarının artırılması önerilmektedir.


Action Research From The Eyes Of Prospective Science Teacher


Bilge ÖZTÜRK1, Adem YILMAZ2
1Bayburt Üniversitesi
2Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 364 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In recent years, action research has emerged as an approach used by researchers to develop scientific and systematic knowledge in different fields of education, as well as to develop practices, on which studies have been frequently carried out in recent years. With the deep knowledge it provides, action research, which constitutes both the quality of education and an important dimension of the professional development of teachers, critically examines the development of the classes, schools, studies and practices of those working in the field of education, and the evaluation of the effectiveness of the practices. Accordingly, it can be said that action research plays a key role in solving the problems faced by the teacher in the classroom activity and teaching process. The purpose of this study, which is planned by evaluating the contributions of action research to the educational process, is to determine and make in-depth analysis of the opinions of prospective science teachers who have taken the course of “Action Research for Prospective Teachers” about action research. The study group of the study, in which case study design, one of the qualitative research approaches, was adopted, consists of 72 prospective teachers studying in the last year of the Science Education Undergraduate Program of Bayburt University Faculty of Education. Qualitative data collection tools were used in the research process. In order to collect data in the study, an opinion form consisting of three open-ended questions was applied to the prospective teachers and content analysis method was used in the analysis of the data, since there were no predetermined categories and codes. In line with the findings obtained from the research, it was determined that all of the prospective teachers stated that it is important for a teacher to know action research. Why it is important for prospective teachers to know about a teacher's action research; It is seen that they express that action research contributes to the teacher's self-improvement and to increase the quality of education, that it enables to identify and eliminate the problem in the classroom, to be beneficial for students, to be an effective teacher and to contribute to self-evaluation. While 68 of the prospective teachers emphasized that taking such a course during their undergraduate education is beneficial for their professional development, 4 teacher candidates stated that they are undecided on this issue. In addition, prospective teachers stated that they would focus on determining the class and student status and what the problem was in the process of designing action research. In the light of the research results, it can be suggested that action research should be included more in the monitoring, control and development of teachers' professional development.

Fen Bilgisi Öğretmeni Adaylarının Gözünden Eylem Araştırması


Bilge ÖZTÜRK1, Adem YILMAZ2
1Bayburt Üniversitesi
2Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 364 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Eylem araştırması son yıllarda üzerinde sıklıkla çalışmaların yapıldığı, araştırmacılar tarafından eğitimin farklı alanlarında bilimsel ve sistematik bilgi elde etmenin yanı sıra uygulamaları geliştirmek amacıyla başvurulan bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağladığı derin bilgiler ile hem eğitimin niteliğini hem de öğretmenlerin profesyonel gelişiminin önemli bir boyutunu oluşturan eylem araştırması, eğitim alanında çalışanların sınıflarını, okullarını ve çalışmalarının ve uygulamalarının geliştirilmesini ve uygulamaların etkililiğinin değerlendirilmesini eleştirel olarak ele almaktadır. Bu doğrultuda eylem araştırmasının sınıf içi etkinlik ve öğretme sürecinde öğretmenin yaşadığı sorunların çözümünde anahtar bir rol üstlendiği söylenebilir. Eylem araştırmasının eğitim sürecine sağladığı katkılar değerlendirilerek planlanan bu araştırmanın amacı, “Öğretmen Adayları İçin Eylem Araştırması” dersini alan fen bilgisi öğretmeni adaylarının eylem araştırması hakkındaki görüşlerinin belirlenmesi ve derinlemesine incelemesinin yapılmasıdır. Nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması deseninin benimsendiği araştırmanın çalışma grubunu, Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Lisans Programının son sınıfında öğrenim gören 72 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde nitel veri toplama araçlarından yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla öğretmen adaylarına üç açık uçlu sorudan oluşan görüş formu uygulanmış ve verilerin analizinde önceden belirlenmiş kategori ve kodlar olmadığından içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda öğretmen adaylarının tamamının bir öğretmenin eylem araştırmasını bilmesinin önemli olduğunu ifade ettikleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının bir öğretmenin eylem araştırmasını bilmesinin neden önemli olduğunu; eylem araştırmasının öğretmenin kendisini geliştirmesine ve eğitimin niteliğini arttırmasına katkı sağladığına, sınıftaki problemi tespit etmek ve ortadan kaldırmaya olanak tanıdığına, öğrencilerine faydalı olması, etkin bir öğretmen olmasına ve kendini değerlendirmesine yaptığı katkıya dayandırarak ifade ettikleri görülmektedir. Öğretmen adaylarının 68’i lisans öğrenimlerinde böyle bir ders almalarının mesleki gelişimleri için faydalı olduğunu vurgularken, 4 öğretmen adayı bu konuda kararsız olduğunu belirtmiştir. Ayrıca öğretmen adayları eylem araştırması tasarlama sürecinde sınıf ve öğrenci durumuna ve problemin ne olduğunu belirlemeye odaklanacaklarını ifade etmişlerdir. Araştırma sonuçları ışığında, özellikle öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin izlenmesi, kontrol edilmesi ve geliştirilmesinde eylem araştırmalarına daha çok yer verilmesi gerektiği öneri olarak sunulabilir.
 


Misconceptions Of Middle School Students In “linear Equation And Slope” Concepts And Continuity In Misconceptions


Ali Rıza Küpcü1, Pınarcan İşçi2
1Marmara Üniversitesi
2Kazım Özalp Ortaokulu


Abstract No: 80 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of the study is to determine the misconceptions of students about the concepts of linear equation and slope.The study is in descriptive survey model which is one of the quantitative research methods. The study was carried out with four different groups (117 students) attending the 8th grade of a secondary school in Istanbul. The data were collected from the "Three-Stage Misconceptions Test", which was applied before and after these learning-teaching activities and prepared by the researchers. The test was prepared within the framework of a total of 34 possible misconceptions considering the relevant subject learning outcomes and the literature, and consisted of 16 questions. The use of correct-distracter items with the second phase of the test supported the consideration of 34 possible misconceptions within the framework of 16 questions. The findings obtained from the first stage of the test were calculated as one-way anova test results for both pre-test and post-test mean scores of 0.55 for the pre-test and 0.09 for the post-test, and it was observed that the results did not differ significantly between the groups. However, in all groups from the pretest 19 misconceptions (six of them were common) and from the posttest 7 misconception (four of them were common) were determined. Considering the second and third stages of the test, it was seen that the groups had different types of misconceptions. It was observed that individual student reasoning should be taken into consideration in the formation of misconceptions, and not only concept creation but also concept acquisition dimension is important in conceptual learning. In addition, the research has shown that students'  misconceptions “thinking the slope in the linear relationship given with the table as y/x, and "thinking the points that cross the axes as a coefficient in the equation" remained dominant.

Ortaokul Öğrencilerinin Doğrusal Denklem Ve Eğim Kavramlarındaki Yanılgıları Ve Kavram Yanılgılarında Süreklilik


Ali Rıza Küpcü1, Pınarcan İşçi2
1Marmara Üniversitesi
2Kazım Özalp Ortaokulu


Bildiri No: 80 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma kavram yanılgılarının giderilmesi amacıyla yapılan deneysel araştırmanın bir parçasıdır. Çalışmanın amacı ortaokul matematik dersi cebir öğrenme alanındaki doğrusal denklem ve eğim kavramları ile ilgili öğrencilerin yaşadığı zorluk ve kavram yanılgılarını belirlemek; öğrenme-öğretme etkinlikleri sonrasında baskın olarak devam eden yanılgıları ortaya koymaktır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden kesitsel tarama modeline uygun betimsel düzeydedir.
Çalışma İstanbul ilinde yar alan bir ortaokulun 8. sınıfına devam eden dört farklı grupla; birinci grup (G1) 30, ikinci grup (G2) 31, üçüncü (G3) ve dördüncü (G4) gruplar 28’er olmak üzere toplam 117 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Tüm gruplara “doğrusal denklemler” konusuna ait altı kazanım (MEB, 2017) çerçevesinde dört farklı öğretim yöntemi ile öğretim gerçekleştirilmiştir.
Veriler bu öğrenme-öğretme etkinlikleri öncesi ve sonrasında uygulanan ve araştırmacılar tarafından hazırlanan “Üç Aşamalı Kavram Yanılgıları Belirleme Testi”nden elde edilmiştir. Test ilgili konu kazanımları ve alan yazın dikkate alınarak toplam 34 olası kavram yanılgısı çerçevesinde hazırlanmış ve 16 sorudan oluşmuştur. Testin ikinci aşaması ile doğru-çeldirici şıkların kullanılması 16 soru çerçevesinde 34 olası yanılgının dikkate alınabilmesini desteklemiştir. Testin birinci aşamasından alınabilecek maksimum puan 16’dır.
Testin birinci aşamasından elde edilen bulgular hem öğrenme-öğretme etkinlikleri öncesi hem sonrası test ortalama puanlarına ilişkin tek yönlü anova testi sonuçları öntest için 0.55, sontest için 0.09 olarak hesaplanmış ve gruplar arası sonuçların anlamlı farklılaşmadığı görülmüştür. Ancak öntestten tüm gruplarda altısı ortak toplam 19 tane; sontestten dördü ortak toplam 7 kavram yanılgısı tespit edilmiştir. Testin ikinci ve üçüncü aşamaları dikkate alındığında grupların sahip oldukları kavram yanılgılarının çeşitleri açısından farklılaştığı görülmüştür. Bu sonuç kavram yanılgılarının oluşumunda öğrenci bireysel düşünmelerinin dikkate alınması gerektiğini ve kavramsal öğrenmede sadece kavram oluşturma değil kavram kazanma boyutunun da önemli olduğu gözlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin “tablo ile verilen doğrusal ilişkide eğimi y/x (iki değerin oranı) olarak düşünme”, “eksenleri kesen noktaları denklemde katsayı olarak düşünme” yanılgılarının öğretim sonrasında da baskın kaldığını göstermiştir.


Praxeological Analysis Of The Ratio And Proportion Topic In The Mathematics Textbooks Of Secondary Schools


Lale Güler1, Emel Özdemir Erdoğan2
1Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 88 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Anthropological Theory of Didactics, developed by Chevallard (1991), defends that knowledge should be examined not only with educational activities in school, but also with pedagogical and cultural conditions, along with education programs and textbooks. In this theoretical framework, praxeology defines the actions that individuals perform within an institution or the activities they are obliged to carry out within the institution. 
In this study, in order to examine how the ratio and proportion topic is handled at the secondary school level, in the framework of the Anthropological Theory of Didactic, it is aimed to perform the praxeological analysis of the secondary school, 6th and 7th grade mathematics textbooks and the content analysis method is used. It is important to gain the concept of ratio and the ability to think proportionally during the learning and teaching of mathematics and to deal with the information to be given with a meaningful and correct approach in mathematics because the concept of ratio is one of the basic building blocks of many subjects in mathematics. Determining the mathematical organization of the ratio and proportion topic in the secondary school mathematics teaching will be an important tool in addressing the deficiencies in the teaching of this topic and determining student difficulties.
For this purpose, firstly, education programs and textbooks were analyzed to determine the institutional recognitions related to the topic of rate and proportion. In the second stage, mathematical organizations were created based on the documents examined. It is thought that this study aims to find out what level of information the education program aims to provide, to determine whether the information presented in the textbooks is suitable for the program acquisitions and will contribute significantly to the mathematics education in literature.

Ortaokul Matematik Ders Kitaplarındaki Oran Ve Orantı Konusunun Prakseolojik Analizi


Lale Güler1, Emel Özdemir Erdoğan2
1Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 88 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Chevallard (1991) tarafından geliştirilen Didaktiğin Antropolojik Teorisi bilginin sadece okuldaki öğretim faaliyetleriyle değil; öğretim programları, ders kitapları gibi unsurlarla birlikte, pedagojik ve kültürel koşullar da dikkate alınarak incelenmesi gerektiğini savunur. Bu kuramsal çerçevede prakseoloji, bireylerin herhangi bir kurum içerisinde gerçekleştirdikleri eylemleri veya kurum içerisinde yapmakla yükümlü oldukları faaliyetleri tanımlar. Bilimsel bir bilginin prakseolojisi, bilgi elde edilirken gerçekleştirilen eylemlerin analizini ifade eder (Chevallard, 2006). Matematiksel bilginin prakseolojik analizi ise görev tipi (T), teknik (τ), teknoloji (θ) ve teori (Θ) bileşenlerinden oluşan matematiksel bir organizasyon ile açıklanmaktadır.
Bu çalışmada, ortaokul seviyesinde oran ve orantı konusunun nasıl ele alındığının incelenmesi için Didaktiğin Antropolojik Teorisi çerçevesinde 6. ve 7. sınıf ortaokul matematik ders kitaplarının prakseolojik analizinin yapılması amaçlanmış ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Matematik öğrenim ve öğretim süresince oran kavramının ve orantısal düşünebilme yeteneğinin kazandırılması, verilecek bilgilerin matematiğin içinde anlamlı ve doğru bir yaklaşımla ele alınması önemlidir çünkü oran kavramı matematikteki birçok konunun temel yapıtaşlarından biridir. Ortaokul matematik öğretiminde oran ve orantı konusunun matematiksel organizasyonunun belirlenmesi, bu konunun öğretimindeki eksikliklerin giderilmesi ve öğrenci güçlüklerinin belirlenmesinde önemli bir araç olacaktır.
Bu amaç doğrultusunda, ilk olarak oran ve orantı konusu ile ilgili kurumsal tanımaları belirlemek için öğretim programları ve ders kitabı analiz edilmiştir. İkinci aşamada ise incelenen dokümanlar temel alınarak matematiksel organizasyonlar oluşturulmuştur. Bu çalışmanın; öğretim programının ne düzeyde bilgiler vermeyi amaçladığı, kitaplarda sunulan bilgilerin program kazanımlarına uygun olup olmadığını belirlemeye ve matematik eğitimi literatürüne önemli düzeyde katkı sağlayacağı düşünülmektedir.


Investigation Of Learning Process In Primary School 4th Grade Mathematics Course In Accordance With The Constructural Approach


Sebil VAR1, Murat ALTUN2
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVETSİTESİ


Abstract No: 184 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine students' processes of forming mathematical knowledge by teaching the subject of field measurement in the fourth grade of primary school with a Constructivist Approach. In this context, the Primary School 4th Grade Mathematics Curriculum, Learning Area of ​​Measurement, Learning Area of ​​Measuring Sub-Learning Area, the lesson plan prepared according to the Constructivist Approach 5E Model was applied to a group of students. The teaching of the course aims to achieve meaningful, usable learning results by using real-life situations. In the study, one of the qualitative research methods, the case study method (case study) was applied. By analyzing the collected data with the descriptive analysis method, it was observed that the students were able to create new structures in field measurement at the end of the study. By analyzing the collected data with the descriptive analysis method, it was observed that the students were able to create new structures in field measurement at the end of the study. It was observed that the students formed knowledge with their mathematical competencies in communication, reasoning and reasoning, argument generation in the learning process.

Ilkokul 4. Sinif Matematik Dersi Alan Ölçme Konusunun Yapilandirmaci Yaklaşima Göre Öğrenme Sürecinin Incelenmesi


Sebil VAR1, Murat ALTUN2
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVETSİTESİ


Bildiri No: 184 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf, alan ölçme konusu öğretiminin Yapılandırmacı Yaklaşımla yapılarak öğrencilerde matematiksel bilgiyi oluşturma süreçlerini incelemektir. Bu kapsamda İlkokul 4. Sınıf Matematik Dersi Öğretim Programı, Ölçme Öğrenme Alanı, Alan Ölçme Alt Öğrenme Alanına ait kazanımlar Yapılandırmacı Yaklaşım 5E Modeline göre hazırlanan ders planı ile bir grup öğrenciye uygulanmıştır. Dersin işlenişi, gerçek yaşam durumları üzerinden yürüterek anlamlı, kullanılabilir öğrenme sonuçları elde etmeyi hedeflemektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi (örnek olay çalışması) uygulanmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilerek çalışmanın sonunda öğrencilerin alan ölçme konusunda yeni yapılar oluşturabildikleri gözlenmiştir. Öğrencilerin öğrenme sürecinde iletişim, akıl yürütme, muhakeme ve argüman üretme matematiksel yeterlikleri ile bilgiyi oluşturdukları gözlemlenmiştir.


Investigation Of Teacher Candidates 'qualification Perceptions And Digital Literacies In Terms Of Some Variables


Hacı Mehmet YEŞİLTAŞ1, Erol TAŞ2, Sedanur TOMBUL2, Çağla AKTÜRK2
1Süleyman Demirel Üniversitesi
2Ordu Üniversitesi


Abstract No: 205 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

IN TERMS OF SOME VARIABLES
 
Teachers' perceptions of competence are as important as having 21st century skills. It is expected that not only the skills possessed but also the levels of digital literacy are high. For this reason, in this research, it is aimed to examine 21st century skills and digital literacy of pre-service science teachers and elementary teacher teachers in terms of various variables.
In this study, Survey Method, which is one of the quantitative research methods, was used.  Field survey is used to determine the current situation. Survey Method is used to determine the current situation. Survey method is used to determine the current position and level in relation to the subject to be investigated. (Chepni, 2014). The sample selection of the study is created using simple random selection from probable sampling methods.  The sample group consists of 120 Science and 150 Class Teacher candidates studying at a public university. Two 5-point Likert scale scales were used as data collection tools of the study.   Developed by Anagün, Atalay, Kılıç and Yaşar (2016) to determine the competence perceptions of pre-service teachers' 21st century skills. Century Skills Proficiency Perception Scale  and “Digital Literacy Scale was used to determine digital literacy developed by Ng (2012) and adapted to Turkish by Hamutoğlu, Canan Güngören, Kaya Uyanık and Gür Erdoğan (2017) was used. Kolmogorov-smirnov, whether the data shows normal distribution, histogram with normal distribution curve and kurtosis coefficient values were examined. As a result of the examination, it is seen that the data show normal distribution and also have parametric properties. In the analysis of the data obtained with this result, one-way variance analysis techniques were used for frequency, percentage, arithmetic mean and inter-group comparisons with independent  t-test.  The process of analyzing the data and tapping and interpretation of the findings continues
 

Öğretmen Adaylarinin 21. Yüzyil Becerileri Yeterlilik Algilarinin Ve Dijital Okuryazarliklarinin Bazi Değişkenler Açisindan Incelenmesi


Hacı Mehmet YEŞİLTAŞ1, Erol TAŞ2, Sedanur TOMBUL2, Çağla AKTÜRK2
1Süleyman Demirel Üniversitesi
2Ordu Üniversitesi


Bildiri No: 205 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğretmen adaylarının 21. yy becerilerine sahip olmaları kadar aynı zamanda yeterlilik algıları önem taşımaktadır. Yalnızca sahip olunan beceriler değil aynı zamanda dijital okuryazarlık düzeylerinin yüksek olması beklenmektedir. Bu nedenle bu araştırma da fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği öğretmen adaylarının 21. yy becerileri ve dijital okuryazarlıklarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır.
Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden alan taraması (Survey Yöntemi)  yöntemi kullanılmıştır. Alan taraması mevcut olan durumu tespit edilmesi amacıyla kullanılmaktadır.  Araştırılmak istenen konu ile ilgili olarak mevcut olan konumu ve seviyeyi tespit etmek amacıyla alan taraması yöntemi kullanılır (Çepni, 2014). Çalışmanın örneklem seçimi olasılıklı örnekleme yöntemlerinden basit rastgele seçimi kullanılarak oluşturulmaktadır. Örneklem grubu bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 120 Fen Bilgisi ve 150 Sınıf Öğretmenliği Öğretmen adayı tarafından oluşmaktadır. Çalışmanın veri toplama araçları olarak 2 adet 5’li likert yapıda ölçek kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının 21. yy becerilerinin yeterlilik algılarını belirlemek amacıyla Anagün, Atalay, Kılıç and Yaşar (2016) tarafından geliştirilen  “21. Yüzyıl Becerileri Yeterlilik Algısı Ölçeği” ve Ng (2012) tarafından gelişştirilen ve  Hamutoğlu, Canan Güngören, Kaya Uyanık ve Gür Erdoğan (2017) tarafından Türkçeye uyarlanan  dijital okuryazarlıklarını belirlemek amacıyla “Dijital Okuryazarlık Ölçeği (DOYÖ)” kullanılmıştır.
 Çalışmada elde edilen veriler uygun istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği kolmogorov-smirnov, normal dağılım eğrisinin çizdirdiği histogram ve çarpıklık ve basıklık katsayı değerleri incelenmiştir. Yapılan incelemenin sonucunda verilerin normal dağılım gösterdiği aynı zamanda parametrik özellikler taşıdıkları görülmektedir. Bu sonuç ile elden edilen verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler t-testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Verilerin analiz süreci ve bulguların taplolaştırılıp yorumlanması süreci devam etmektedir.
 
 


Investigation Of Visuals On Motion Subject In 9th Grade Braille Physics Textbook


Arzu Öden Acar1, Ali Eryılmaz2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Abstract No: 209 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Although advancing technology and diversity of teaching materials, textbooks are still among the commonly used printed materials. The textbooks present the content of the subjects in the curriculum to the student in a planned way. They allow students to access the content of the course and allow them to work independently, even when there is no teacher. A well-designed textbook can facilitate the student’s access to information. In science education, it is thought that the content, educational design, and physical properties of the textbooks together with various variables, are important for student’s achievement. Therefore, the accessibility of textbooks is important for all students. Students who have loss of vision and cannot use vision in educational environments use embossed Braille textbooks. This study aims to investigate the accessibility of the visuals on “Motion” subject that are in 9th Grade Braille Physics Textbook, Motion and Force Unit for visually impaired students. Despite the fact that some of the visuals in the subject are included in Braille textbook by modification, some of the visuals are removed. It is determined that the texts that refer to the extracted images are partially edited. Visuals extracted from the sample questions in the subject limit the access of blind students to questions. Since the visuals in the subject are included because of their contributions such as attracting the student's interest in the content of physics, providing a relationship with daily life, presenting problems related to the subject, it can be thought that blind students can not benefit from these objectives like their sighted peers. It is thought that embossing the visuals of the subject as much as possible, and writing verbal descriptions of the visuals which can not be embossed will contribute to the fair access of the blind students to motion subject in physics textbook.

9. Sınıf Braille Fizik Ders Kitabında Yer Alan Hareket Konusu Görsellerinin Incelenmesi


Arzu Öden Acar1, Ali Eryılmaz2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 209 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İlerleyen teknoloji ile öğretim materyallerinin çeşitliliği artsa da, ders kitapları halen yaygın kullanılan basılı materyaller arasındadır. Ders kitapları, öğretim programlarındaki konuların içeriğini planlı bir şekilde öğrenciye sunmaktadır. Ders kitabı, öğretmenin olmadığı durumlarda da öğrencilerin dersin içeriğine erişmesini sağlamakta ve bağımsız olarak çalışmalarına olanak tanımaktadır. İyi tasarlanmış bir ders kitabı, öğrencinin bilgiye erişimini kolaylaştırabilir. Fen eğitiminde de, çeşitli değişkenler ile birlikte ders kitaplarının içeriğinin, eğitimsel tasarımının ve fiziksel özelliklerinin öğrenci başarısı için önemli olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle ders kitaplarının tüm öğrenciler için erişilebilir olması önemlidir. Görme duyusunda, eğitsel ortamlarda kullanamayacağı düzeyde kaybı olan öğrenciler Braille kabartma baskı ders kitabı kullanmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, 9. Sınıf Braille Fizik Ders Kitabı, Hareket ve Kuvvet ünitesinde yer alan “Hareket” konusu görsellerinin görmeyen öğrencilere yönelik erişilebilirliğini incelemektir. Ele alınan konunun mürekkep baskında yer alan görsellerin bazılarının uyarlama yapılarak Braille baskıda yer almasına rağmen, görsellerin bir kısmının kitaptan çıkarıldığı görülmüştür. Çıkarılan görsellere atıf yapılan metinlerin kısmen düzenlendiği belirlenmiştir. Konu içindeki örnek sorulardan çıkarılan görseller, görmeyen öğrencilerin sorulara olan erişimini kısıtlamaktadır. Konuda yer alan görseller, fizik ders içeriğine yönelik öğrencinin ilgisini çekmek, günlük hayatla ilişki kumasını sağlamak, konu ile ilgili problemleri sunmak gibi katkıları nedeniyle konulduğundan, görmeyen öğrencilerin bu kazanımlardan gören akranları gibi faydalanamadığı düşünülebilir. Konunun mürekkep baskısında bulunan görsellerin mümkün olduğunca kabartılmasının, kabartılması mümkün olmayan görsellerin betimlenmesinin görmeyen öğrencilerin fizik ders kitabında yer alan hareket konusuna adil erişimine katkıda bulunacağı düşünülmektedir.


The Examınatıon Of 7th And 8th Grade Students’ Socıoscıentıfıc Argument Structures Accordıng To Scıence Self-effıcacy Belıefs Level


Neslihan Öksüz1, Pınar Fettahlıoğlu1
1Üniversite


Abstract No: 210 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Examınatıon of 7th and 8th Grade Students’ Socıoscıentıfıc Argument Structures Accordıng to Scıence Self-effıcacy Belıefs Level

The Examınatıon of 7th and 8th Grade Students’ Socıoscıentıfıc Argument Structures Accordıng to Scıence Self-effıcacy Belıefs Level
The aim of this research is to examine the socio-scientific argument structures of 7th grade students and 8th grade students according to their self-efficacy belief levels towards science. In the research, primarily the written argument structures of the students were examined. Then, it was examined whether the argument structures changed according to the levels of self-efficacy beliefs towards science. As a research, it was analyzed from qualitative research patterns using a case study. The study group of the research consists of 11 7th grade students and 14 8th grade students, a total of 25 students studying in a village school in the province of Adana in the province of Adana in the 2019-2020 academic year. As a data collection tool, a questionnaire consisting of self-efficacy belief scale for science developed by Korkmaz (2016) and a scenario developed by researchers and open-ended questions were used in the study. In the analysis of the data in the research, argumentation skill level determination guide developed by gunner, Sadler and Tuzun (2010) was used.  The data are analyzed by content analysis method.

Ortaokul 7. Ve 8. Sınıf Öğrencilerinin Fen Bilimlerine Yönelik Öz-Yeterlik Inanç Düzeylerine Göre Sosyo Bilimsel Argüman Yapılarının Incelenmesi


Neslihan Öksüz1, Pınar Fettahlıoğlu1
1Üniversite


Bildiri No: 210 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ortaokul 7. ve 8. Sınıf Öğrencilerinin Fen Bilimlerine Yönelik Öz-Yeterlik İnanç DüzeylerineGöre Sosyo Bilimsel Argüman Yapılarının İncelenmesi
 
 
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. Sınıf öğrencilerinin  ve 8. sınıf öğrencilerinin fen bilimlerine yönelik öz-yeterlik inanç düzeylerine göre sosyo bilimsel argüman yapılarının incelenmesidir. Araştırmada öncelikle öğrencilerin yazılı argüman yapıları incelenmiştir. Daha sonra ise argüman yapılarının fen bilimlerine yönelik öz-yeterlik inanç düzeylerine göre değişip değişmediği incelenmiştir.  Araştırma olarak nitel araştırma desenlerinden, durum çalışması kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu ise 2019-2020 eğitim öğretim yılı Adana ili Sarıçam ilçesindeki bir köy okulunda öğrenim gören 11 7.sınıf öğrencisi ve 14 8.sınıf öğrencisi toplam 25 öğrenci oluşturmaktadır.  Araştırmada veri toplama aracı olarak ise, korkmaz (2016) tarafından geliştirilen fen bilimlerine yönelik öz-yeterlik inanç ölçeği ile araştırmacılar tarafından geliştirilen bir senaryo ve açık uçlu sorulardan oluşan anket kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde ise  topçu, Sadler ve tüzün (2010) tarafından geliştirilen argümantasyon becerisi düzey belirleme rehberi kullanılmıştır.  Veriler içerik analiz yöntemi ile analiz edilmektedir.
 


Teachers' Views On The Applicability Of Inquiry-based Instruction In Physics Laboratories


şule nur SIĞIRCI1
1gazi üniversitesi eğitim bilimleri enstitüsü fizik eğitimi


Abstract No: 354 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Introduction-Purpose: The aim of this study is to examine physics teachers who work  private and state schools the province of Osmaniye in secondary education; It was aimed to find out the deficiencies and offer solutions by taking the opinions of teachers about the applicability of the researcher-questioning approach in physics lessons and laboratory studies. Method: In this study, the opinions and competencies of physics teachers working in private and public schools in Osmaniye on the applicability of inquiry-based teaching in physics laboratories were examined by using an online survey. In this study, mixed research method, in which quantitative and qualitative methods are used together, was used. Both qualitative (interview form, checklist) and quantitative (questionnaire) analysis methods were used in the study. In the study, laboratory proficiency scale was applied online to 10 physics teachers working in private schools in Osmaniye and to 30 physics teachers working in public schools and qualitative interview forms to these teachers. In 10 private schools and 10 state schools, the physical and security conditions of the laboratories as well as their compliance with the curriculum were evaluated through the checklist. The quantitative data analysis was made with the SPSS 21 program and it was studied with a 90% confidence level. Content analysis technique was used in the qualitative interview form. Findings: According to the findings of the study, there is no significant difference between the physics teachers working in private and public schools between the evaluations about the applicability of the inquiry-inquiry approach in physics laboratories. Conclusion: According to the results of the research, I know the importance of the laboratory for physics teaching, it is the option that gets the most positive answer. However, the option I'm willing to use the laboratory method in lessons is the option that received the least positive response.

Araştırma-Sorgulamaya Dayalı Öğretimin Fizik Laboratuvarlarında Uygulanabilirliğine Yönelik Öğretmen Görüşleri


şule nur SIĞIRCI1
1gazi üniversitesi eğitim bilimleri enstitüsü fizik eğitimi


Bildiri No: 354 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Giriş-Amaç: Bu araştırmanın amacı Osmaniye ilinde özel okullarda ve devlet okullarında ortaöğretim kademesinde görev yapmakta olan fizik öğretmenlerinin; fizik derslerinde,  laboratuvar çalışmalarında araştırmacı-sorgulayıcı yaklaşımın uygulanabilirliği yönünde öğretmenlerin görüşlerinin alınarak bu konudaki eksiklikleri ortaya çıkarıp çözüm önerileri sunmak amaçlanmıştır.
Yöntem:Bu çalışmada Osmaniye ilinde özel okullarda ve devlet okullarında görev yapmakta olan fizik öğretmenlerinin, araştırma-sorgulamaya dayalı öğretimin fizik laboratuvarlarında uygulanabilirliği  konusunda görüşleri ve yeterlilikleri online anket uygulanarak incelenmiştir. Bu araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada hem nitel (görüşme formu, kontrol listesi) hem de nicel (anket) analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada Osmaniye ilinde özel okullarda çalışan 10 fizik öğretmenine devlet okullarında çalışan 30 fizik öğretmenine laboratuvar yeterlilik ölçeği  ve bu öğretmenlere  nitel görüşme formu online uygulanmıştır. 10 tane özel okul 10 tane devlet okulunda ise laboratuvarların fiziki ve güvenlik durumunun yanı sıra öğretim programına uyumluluğu kontrol listesi üzerinden değerlendirilmiştir. Nicel verilerin analizi SPSS 21 programı ile yapılmıştır ve %90 güven düzeyi ile çalışılmıştır.  Nitel görüşme formunda ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır.
Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgularda özel okullarda ve devlet okullarında çalışan fizik öğretmenleri arasında araştırmacı-sorgulayıcı yaklaşımın fizik laboratuvarlarında uygulanabilirliği hakkındaki değerlendirmeler arasında anlamlı bir farklılık yoktur
Sonuç: Araştırma sonucuna göre laboratuvarın fizik öğretimi için önemini bilirim en çok olumlu yanıt alan seçenektir. Fakat laboratuvar yöntemini derslerde kullanmaya istekliyim seçeneği en az olumlu yanıt almış seçenektir.
 


Examination Of Stem-focused Lessons Of Science Teachers


İrfan GÜMÜŞ1, Esra BOZKURT ALTAN2
1Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü
2Sinop Üniversitesi


Abstract No: 105 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is to examine science teachers about STEM-focused lesson practices. This study is planned as a case stud. The study group of the study consists of 10 science teachers working in various districts of Samsun. The data source of the research consists of the questionnaire prepared by the researchers and the observer field notes. The needs of science teachers in the study group regarding STEM education were determined. Accordingly, STEM education professional development program has been prepared. STEM education professional development program was planned with theoretical and practical content and took 10 days-80 hours. As the stage of this program, teachers developed STEM-focused lesson plans, feedback was provided by the field experts and the activities were finalized. The researcher followed the STEM practices of the teachers as observers and take field note. In addition, a questionnaire developed by the researchers was applied to collect data regarding the opinions of the teachers about their experiences in the process after their applications. The data were analysed by content researchers by two researchers, and themes and codes were reached.
Based on the findings, the teachers faced difficulties such as classroom and time management, lack of knowledge in assessment, parents and students with exam busting, seeing STEM activities unnecessary, curriculum anxiety while conducting STEM-focused activities. Furthermore, STEM-focused activities have a positive contribution to the learning environment, a fun, effective, and permanent learning environment where students are constantly active, contributes to the development of skills. These skills include such as critical thinking, inquiry, scientific subjects are thoroughly examined. In addition, it was determined that teachers thought that STEM-focused activities helped students turn negative views towards science lessons, developed scientific literacy and curiosity, discovered students' self and abilities, even passive students attended the lesson and provided effective and permanent learning.
 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Stem Odaklı Ders Uygulamalarının Incelenmesi


İrfan GÜMÜŞ1, Esra BOZKURT ALTAN2
1Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü
2Sinop Üniversitesi


Bildiri No: 105 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin STEM odaklı ders uygulamalarının incelenmesidir. Nitel araştırma yönteminin esas alındığı bu çalışma; fen bilimleri öğretmenlerinin STEM odaklı ders uygulamalarının incelendiği bir durum çalışması olarak planlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Samsun ilinin çeşitli ilçelerinde görev yapmakta olan 10 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın veri kaynağını, araştırmacılar tarafından hazırlanan soru formu ve gözlemci alan notları oluşturmaktadır. Çalışma grubunu oluşturan fen bilimleri öğretmenlerinin STEM eğitimine ilişkin görüş ve ihtiyaçları belirlenmiş, bu doğrultuda STEM eğitimine yönelik mesleki gelişim programı hazırlanmıştır. STEM eğitimi mesleki gelişim programı, teorik ve uygulama içerikli olarak 10 gün-80 saat planlanmış, sürmüştür. Bu eğitimin aşaması olarak öğretmenler, STEM odaklı ders planları geliştirmiş, geliştirdikleri etkinliklere alan uzmanları tarafından dönüt sağlanmış ve etkinliklere son hali verilmiştir. Araştırmacı, öğretmenlerin STEM uygulamalarını gözlemci olarak izlemiş ve gözlem notu tutmuştur. Ayrıca öğretmenlerin uygulamaları sonrasında süreçte yaşadıkları ile ilgili görüşlerinin toplanması amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen soru formu uygulanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler içerik analizine tabi tutulmuş, iki araştırmacı tarafından kodlanarak, tema ve kodlara ulaşılmıştır.

Öğretmenlerin STEM odaklı etkinlikleri uygularken; sınıf ve zaman yönetimi, değerlendirmede bilgi eksikliği, sınav telaşındaki veli ve öğrencilerin STEM etkinliklerini gereksiz görmesi, müfredat yetiştirme kaygısı gibi zorluklarla karşılaştıkları tespit edilmiştir. STEM odaklı etkinlikleri uygulamanın öğrenme ortamına olumlu katkısı olduğu, öğrencilerin sürekli aktif olduğu eğlenceli, etkili ve kalıcı bir öğrenme ortamı oluştuğu, eleştirel düşünme, araştırma, sorgulama vb. becerilerin gelişimine katkı sağlandığı, bilimsel konuların derinlemesine irdelendiği ve akran öğrenmesinin gerçekleşmesine katkı sağlar nitelikte olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra öğretmenlerin, STEM odaklı etkinlikleri uygulamanın öğrencilerin fen dersine karşı olumsuz görüşlerinin olumluya dönmesini sağladığını, bilimsel okuryazarlık ve merak duygusunu geliştirdiğini, öğrencilerin kendini ve yeteneklerini keşfettiğini, pasif öğrencilerin dahi derse katıldığını, etkili ve kalıcı öğrenmenin sağlandığını düşündükleri tespit edilmiştir.
 


Determination Of The Effect Of Engineering Design-based Stem Education On Pre-service Mathematics Teachers’ Cognitive Structures About The Concept Of Stem


Emine Çİl1, Meryem Görecek Baybars 1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 127 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

 This study aimed at determining the effect of engineering design-based STEM education on pre-service mathematics teachers’ cognitive structures about the concept of STEM.  In the study, one group pretest-posttest design, one of the quasi-experimental designs, was used. The study was carried out with Mathematics education students studying in their final year of studies in a state university located in the western region of Turkey in the spring term of 2017-2018 academic year and 15 pre-service teachers participated in the study. The study was carried out within the context of an elective course called “Basic Science Process and Concepts”. Word association test was administered as a pre-test in the first lesson in order to determine pre-service mathematics teachers’ cognitive skills about STEM. Then, the pre-service teachers were given training about STEM education. They were given both theoretical and practical instruction and  in the application part, four engineering design-based STEM activities  (Building a Bridge, The Balloon Car Race, Making a Chair, Making a Musical Instrument) were carried out.  During the application of word association test, students were asked to write the first five words that come to their minds about each component of STEM and about STEM in 30 seconds and then, they were asked to make sentences with these words.  Thus, pre-service teachers not only found words that evoked the concept of STEM but also whether or not they established connections between the concepts were determined.   The data obtained from the word association test before and after the application were examined in detail and frequency tables were formed by categorizing the data.
 

Mühendislik Tasarım Temelli Stem Eğitiminin Matematik Öğretmen Adaylarının Stem Kavramına Yönelik Bilişsel Yapılarına Etkisinin Belirlenmesi


Emine Çİl1, Meryem Görecek Baybars 1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 127 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma ile mühendislik tasarım temelli STEM etkinliklerinin matematik öğretmen adaylarının STEM kavramına yönelik bilişsel yapılarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada tek grup öntest sontest yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma 2017-2018 eğitim öğretim yılının bahar yarıyılında Türkiye’nin batı bölgesinde yer alan bir devlet üniversitesinde Matematik öğretmenliği son sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiş olup, çalışmaya 15 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışma “Temel Bilimsel Süreç ve Kavramlar” seçmeli dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Matematik öğretmen adaylarının STEM ile ilgili bilişsel yapılarını belirleyebilmek için ilk derste kelime ilişkilendirme testi öntest olarak uygulanmıştır. Daha sonra öğretmen adaylarına STEM eğitimi hakkında öğretim yapılmıştır. Öğretim teorik ve uygulamalı olarak yürütülmüş olup, uygulama kısmında dört tane (Köprü Yapımı, Balonlu Araba Yarışı, Sandalye Yapımı, Müzik Aleti Yapımı) mühendislik tasarım temelli STEM etkinliği gerçekleştirilmiştir. Uygulamalardan sonra matematik öğretmen adaylarına kelime ilişkilendirme testi sontest olarak uygulanmıştır. Kelime ilişkilendirme testinin uygulanmasında, STEM’in her bir bileşeni ve STEM ile ilgili 30 s içerisinde akıllarına gelen ilk beş kelimeyi yazmaları ve ardından bu kelimeler ile ilgili bir cümle kurmaları istenmiştir.  Böylece öğretmen adaylarının STEM kavramı ile ilgili çağrışım yapan kelimeleri bulmalarının yanı sıra kavramlar arası bağlantıyı kurup kurmadıkları da belirlenmeye çalışılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası kelime ilişkilendirme testinden elde edilen veriler ayrıntılı olarak incelenmiş ve veriler kategorilere ayrılarak frekans tabloları oluşturulmuştur.
 


Opinions Of Gifted Students On Stem Applications In Science Education


Aydın TİRYAKİ1, Yavuz YAMAN1, Ömer ÇAKIROĞLU1
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa


Abstract No: 287 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the study, it was aimed to determine the opinions of gifted students on STEM applications differentiated according to the parallel curriculum model in the 7th grade "Electricity" unit. The research was constructed within the framework of basic qualitative research, one of the qualitative research designs. Data were collected with Semi-structured Interviews consisting of three questions after the application. The research took a total of 22 lesson hours, six of which were pre-application and sixteen hours of practice. 12 gifted students studying at the Istanbul Chamber of Commerce Science and Art Center in the 2017-2018 academic year participated in research. Data were analyzed using descriptive and content analysis. As a result of the content analysis of the data on the first interview question, it was suggested that the students should apply STEM applications differentiated according to parallel curriculum program to their other friends in their lessons. When the data obtained from the second question were analyzed; all of the students stated that STEM education differentiated according to the parallel curriculum model should be used in other units. They defined it as being a practical education, leading to acquiring new knowledge, being fun and making 3D design. When the data obtained from the second question were analyzed; all of the students stated that STEM education differentiated according to the parallel curriculum model, should be used in other units. They cited this as "being an applied education" and "being effective in keeping the concepts in mind". When the data on the third question are analyzed; the students said that they learned how to set up serial, parallel and mixed connected electrical circuits, how ammeters and voltmeters are connected to circuit and how to measure the current and voltage values ​​in the electrical circuit, energy conversions, circuit with arduino, coding and 3D design. Recommendations to researchers can be listed as; "STEM applications differentiated according to the parallel curriculum model can be applied in different units of different grade levels (4th, 5th, 6th and 8th grade) science and technology lesson.",  "Since STEM education is a detailed approach that covers different disciplines, the educator should know the concepts related to these disciplines in depth.", "The effects of STEM applications differentiated according to the parallel curriculum model on different variables (such as scientific process skills, science literacy) can be investigated." and "If the researcher wants to apply a program that includes robotics applications within the scope of STEM education, ıt is necessary to attend the trainings provided by various state or private institutions on how to transfer specific knowledge to students.

 

Fen Eğitiminde Stem Uygulamalarına Dair Özel Yetenekli Öğrencilerin Görüşleri


Aydın TİRYAKİ1, Yavuz YAMAN1, Ömer ÇAKIROĞLU1
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa


Bildiri No: 287 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Araştırmada, 7. sınıf “Elektrik” ünitesinde paralel müfredatlar modeline göre farklılaştırılmış STEM uygulamalarına dair özel yetenekli öğrencilerin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden temel nitel araştırma çerçevesinde kurgulanmıştır. Veriler, uygulama sonrasında üç  sorudan oluşan Yarı - yapılandırılmış Görüşmeler ile toplanmıştır. Araştırma, ön uygulama altı ders saati ve uygulama on altı ders saati olmak üzere toplamda 22 ders saati sürmüştür. Araştırmaya, 2017- 2018 eğitim - öğretim yılında İstanbul Ticaret Odası Bilim ve Sanat Merkezi’nde eğitim gören 12 özel yetenekli öğrenci katılmıştır. Veriler, betimsel ve içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Birinci görüşme sorusuna dair verilerin içerik analizi sonucunda; Öğrencilerin paralel müfredatlar programına göre farklılaştırılmış STEM uygulamalarını derslerinde diğer arkadaşlarına da yapılmasını önermiştir. Sebep olarak uygulamalı bir eğitim olması, yeni bilgiler edinmeye yol açması, eğlenceli olması ve 3 boyutlu tasarım yapılması olarak tanımlamışlardır.  İkinci sorudan elde edilen veriler analiz edildiğinde; öğrencilerin tamamı paralel müfredatlar modeline göre farklılaştırılmış STEM eğitiminin diğer ünitelerde de kullanılması gerektiğini söylemişlerdir. Buna sebep olarak; “uygulamalı bir eğitim olması” ve “kavramları akılda tutmada etkili olması” olarak göstermişlerdir. Üçüncü soruya dair veriler analiz edildiğinde; Öğrenciler seri, paralel ve karışık bağlı elektrik devreleri kurmayı ampermetre ve voltmetrenin devreye nasıl bağlandığını ve elektrik devresindeki akım ve gerilim değerlerini ölçmeyi, enerji dönüşümlerini,  arduino ile devre kurmayı, kodlama ve 3 boyutlu tasarım yapmayı öğrendiklerini söylemiştir.  Araştırmacılara öneriler "Paralel müfredatlar modeline göre farklılaştırılmış STEM uygulamalarının farklı sınıf seviyesindeki (4, 5, 6 ve 8. sınıf) fen ve teknoloji dersinin bünyesinde barındırdığı farklı ünitelerde de uygulanabilir.", "STEM eğitimi farklı disiplinleri kapsayan detaylı bir bir yaklaşım olmasından dolayı eğitimcinin bu disiplinlerle ilgili kavramları derinlemesine bilmesi gereklidir.", "Paralel müfredatlar modeline göre farklılaştırılmış STEM uygulamalarının daha farklı değişkenler (bilimsel süreç becerileri, fen okuryazarlığı gibi) üzerindeki etkileri araştırılabilir." ve "Araştırmacı eğer STEM eğitimi kapsamında robotik uygulamalarını içeren bir program uygulamak isterse bu alana özgü bilgilerin öğrencilere nasıl aktaracağına ilişkin çeşitli devlet ya da özel kurumların verdiği eğitimlere katılması gereklidir." şeklinde sıralanabilir.
 


Stem Based Robotics Applications In Education Of Gifted Students; A Qualitative Study On Creativity


Aydın TİRYAKİ1, Yavuz YAMAN1, Ömer ÇAKIROĞLU1
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa


Abstract No: 288 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of the study is to examine the creativity of gifted students in the 7th grade "Electric" unit in the context of STEM based robotics applications. Qualitative research method was used in the research. The research data were collected using the "Robotic Project Notebook" during the research. Robotic project notebook, Torrance Creative Thinking Test's fluency (the number of ideas produced for a certain stimulus), flexibility (the ability to develop thought in different categories against a stimulus), elaboration (the ability to enrich a stimulus by making different additions) and originality (the result is a different product. put) on the basis of sub-dimensions. The research took 12 lesson hours in total, 4 lesson hours for pre-application and 8 lesson hours for the application. In the preliminary application, the robotic materials to be used in the project and the interface program were introduced. Within the scope of the application, a sample robot was first made.  Later, these materials were left to the students to build their robots. 12 gifted students studying at the Istanbul Chamber of Commerce Science and Art Center in the 2017-2018 academic year participated in the research. The qualitative data of the research were analyzed using descriptive and content analysis.  Thanks to this application, which has been differentiated according to the findings obtained from the "Robotic Project Notebook", it was determined that students developed different perspectives regarding the solution of the problems they encountered in attaching the mechanical parts and using the interface program, found many solutions quickly and detailed, and elaborated on these products. Suggestions for future studies can be listed as;
 "It is essential for the researchers who will do robotics applications within the scope of STEM education to introduce these robotic materials to the students within the scope of the pre-application and have a sample activity before starting the application.The students' experience with robotic materials thanks to the pre-application will make the application of the research more efficient. ","Since the STEM curriculum gives more place to practice, the researcher should use his time efficiently in order to give the gain he wants to give in certain course hours. It is extremely beneficial for the researcher to have an assistant instructor in order to use the time more efficiently." and "STEM-based robotics applications can be applied at different grade levels of the science and technology course (4th, 5th, 6th and 8th grade).


 

Özel Yetenekli Öğrencilerin Eğitiminde Stem Temelli Robotik Uygulamaları: Yaratıcılık Üzerine Nitel Bir Çalışma


Aydın TİRYAKİ1, Yavuz YAMAN1, Ömer ÇAKIROĞLU1
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa


Bildiri No: 288 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Araştırmanın amacı, 7. sınıf " Elektrik " ünitesinde özel yetenekli öğrencilerin yaratıcılıklarının STEM temelli robotik uygulamaları bağlamında incelenmesidir. Araştırmada  nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri araştırma sırasında “Robotik Proje Defteri” kullanılarak toplanmıştır. Robotik proje defteri, Torrance Yaratıcı Düşünme Testi’nin akıcılık (belli bir uyarana yönelik üretilen fikir sayısı), esneklik (bir uyarana karşı farklı kategorilerde düşünce geliştirme becerisi), detaylandırma (bir uyarana farklı eklemeler yaparak zenginleştirme becerisi) ve özgünlük (ortaya farklı bir ürün koymak) alt boyutları temel alınarak hazırlanmıştır. Araştırma, ön uygulama 4 ders saati ve uygulama 8 ders saati olmak üzere toplamda 12 ders saati sürmüştür. Ön uygulamada proje de kullanılacak robotik malzemelerinin ve ara yüz programının tanıtımı yapılmıştır. Uygulama kapsamında ilk olarak bir tane örnek robot yapılmıştır. Daha sonra bu malzemeler robotlarını yapmaları için öğrencilere bırakılmıştır.  Araştırmaya, 2017- 2018 eğitim - öğretim yılında İstanbul Ticaret Odası Bilim ve Sanat Merkezi’nde eğitim gören 12 özel yetenekli öğrenci katılmıştır. Araştırmanın nitel verileri betimsel ve içerik analizi, kullanılarak analiz edilmiştir. “Robotik Proje Defteri”nden elde edilen bulgulara göre farklılaştırılmış bu uygulama sayesinde öğrencilerin mekanik parçaların takılmasında ve ara yüz programı kullanarak kod yazımı esnasında karşılaştıkları problemlerin çözümüne dair farklı bakış açıları geliştirdikleri, hızlı ve çok sayıda çözüm önerileri buldukları, özgün ürünler ortaya koyarak bu ürünleri detaylandırdıkları saptanmıştır. İlerideki çalışmalara öneriler; "STEM eğitimi kapsamında robotik uygulamaları yapacak araştırmacılar uygulamaya başlamadan önce öğrencilere ön uygulama kapsamında bu robotik malzemelerini tanıtımını ve örnek bir etkinlik yaptırması elzemdir. Öğrencilerin ön uygulama sayesinde robotik malzemelerine dair deneymi olması araştırmanın uygulama esnasının daha verimli geçmesini sağlayacaktır.", "STEM temeli robotik müfredatının uygulamaya daha çok yer vermesinden ötürü araştırmacının belirli ders saatlerinde vermek istediği kazanımı vermesi için zamanını verimli kullanmalıdır. Zamanı daha verimli kullanabilmek için araştırmacı yanına yardımcı eğitmen bulundurması son derece yararlıdır." ve "STEM temelli robotik uygulamaları fen ve teknoloji dersinin farklı sınıf seviyelerinde (4, 5, 6 ve 8. sınıf) de uygulanabilir.
 


The Relationship Between Prospective Teachers' Sustainable Consumption Behaviors And Attitudes Towards Solid Waste And Recycling


Hikmet Sürmeli1, Gülfem Muşlu Kaygısız2
1Mersin Üniversitesi
2Hasan Kalyoncu Üniversitesi


Abstract No: 84 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Sustainable Development was defined in the Bruntland Report(1987) as “meeting the needs of the current generation without compromising on the ability to meet the needs of the next generation”. Environmental protection, economic development, social equality have been identified as the basic dimensions of sustainable development that should be kept in balance while improving the quality of life. Todays’ education is crucial to improving the ability of tomorrow's citizens to find solutions and find new ways for a more sustainable future. Achieving sustainable consumption behaviors, which is one of the forms of consumption and defined as using the world resources within the limits of sustainability and seeking ways to minimize the damage to natural life is important in this context. In the approaches developed in the context of sustainable consumption, sustainable production is targeted while transforming consumer behavior. Therefore,it is necessary to adopt models suitable for the basic dimensions determined for sustainable development in such a process. Accordingly, McLaren(2007) proposes a model that emphasizes both recycling and sustainable consumption. Therefore,sustainable consumption and recycling are evaluated together at this point.
Having a sustainable environment is only possible by recycling and reusing waste. Considering that teachers' knowledge as well as their beliefs, behaviors,attitudes have an impact on students in teaching environments. From thatview, in this study, it is aimed to determine the pre-service teachers' attitudes towards sustainable consumption and recycling and to examine the relationship between these behaviors and attitudes.
The study group of the research consisted of 3rd and 4th grade pre-service teachers from two universities. In order to collect data, Sustainable Consumption Behavior Scale(Doğan,Bulut,Kökalan Çımrın,2015) and Solid Waste and Recycling Attitude Scale(Karatekin,2013) were used. The data obtained from the research will be analyzed using quantitative data analysis techniques.  When the analysis completed, suggestions will be presented.
 

Öğretmen Adaylarının Sürdürülebilir Tüketim Davranışları Ile Katı Atık Ve Geri Dönüşüme Yönelik Tutumları Ilişkisi


Hikmet Sürmeli1, Gülfem Muşlu Kaygısız2
1Mersin Üniversitesi
2Hasan Kalyoncu Üniversitesi


Bildiri No: 84 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Sürdürülebilir Kalkınma, “gelecek neslin ihtiyaçlarını karşılayabilmelerinden ödün vermeden mevcut neslin ihtiyacının karşılanması” olarak 1987 yılında Bruntland Raporu’nda tanımlanmıştır. Çevresel koruma, ekonomik gelişme, sosyal eşitlik, yaşam kalitesini geliştirirken dengede tutulması gereken sürdürülebilir kalkınmanın temel boyutları olarak belirlenmiştir. Bugünün eğitimi, yarının vatandaşlarının çözüm üretme ve daha sürdürülebilir bir geleceğe giden yeni yollar bulma yeteneklerini geliştirmek için çok önemlidir. Dünya kaynaklarının sürdürülebilirlik sınırları içerisinde kullanılmasını temel alan ve doğal yaşama verilen zararı en aza indiren yolları arayan bir tüketim biçimi (Hayta, 2009) olarak tanımlanan sürdürülebilir tüketim davranışlarının kazanılması bu bağlamda önemlidir. Sürdürülebilir tüketim bağlamında geliştirilen yaklaşımlarda bir taraftan tüketici davranışlarını dönüştürürken bir yandan da sürdürülebilir üretim hedeflenmektedir. Dolayısıyla böyle bir süreçte sürdürülebilir kalkınma için belirlenen temel boyutlara uygun modeller benimsenmesi gereklidir. McLaren (2007) buna uygun şekilde geri dönüşüme de vurgu yapan bir model önermektedir.  Dolayısıyla sürdürülebilir tüketim ve geri dönüşüm bu noktada birlikte değerlendirilmektedir.
 
Sürdürülebilir bir çevreye sahip olmak atıkların geri dönüşümünü sağlanması ve yeniden kullanılmasıyla mümkün olabilir. Öğretmenlerin bilgilerinin yanı sıra, inançlarının, davranışlarının ve tutumlarının da öğretim ortamlarında öğrenciler üzerinde etkisi olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sürdürülebilir tüketim davranışları ile geri dönüşüme yönelik tutumlarının da öğrencileri etkileyeceği düşünülebilir. Bu düşünce doğrultusunda, bu çalışmada öğretmen adaylarının sürdürülebilir tüketim davranışları ile geri dönüşüme yönelik tutumlarının belirlenmesi ve bu davranış ve tutumlar arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır.
Araştırmanın çalışma grubunu iki üniversitenin Eğitim Fakültelerinde öğrenimlerine devam eden 3. ve 4. sınıf öğretmen adayları oluşturmuştur. Çalışmada veri toplamak amacı ile Sürdürülebilir Tüketim Davranışları Ölçeği (Doğan, Bulut, Kökalan Çımrın, 2015) ve Katı Atık ve Geri Dönüşüme Yönelik Tutum Ölçeği (Karatekin, 2013) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler nicel veri analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiş olup, sonuçlar değerlendirilme aşamasındadır. Değerlendirme aşaması tamamlanarak öneriler sunulacaktır.
 


Opinions Of Pre-service Science Teachers On Climate Change


Hatici Güler1, Mehmet Akif Haşıloğlu1, Deniz Gelturan1
1Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi


Abstract No: 139 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main purpose in conducting this study is to reveal the pre-service science teachers' opinions about climate change. For this purpose, the study was conducted in the form of qualitative research. Interview technique, one of the qualitative research methods, was employed. The in-depth interview technique was employed, which allows the researcher to get information from the participants by interviewing them face-to-face. The sample group of the study consists of 10 pre-service science teachers studying at Agri İbrahim Cecen University during the spring term of 2018-2019 academic year. Convenience sampling method among purposive sampling methods was performed to determine the research sample group. In the research, as a data collection tool, semi-structured interview technique was utilised. An appointment was arranged with the participants for the interviews, yet no explanation was given to the participants beforehand regarding the subject to be discussed. Content analysis method was used to analyse the data obtained from the semi-structured interviews.  The results of the study are as follows: as a result of the opinions obtained about climate change, it was determined that some pre-service teachers defined climate change as global warming whilst some pre-service teachers defined it as the disruption of the natural balance. It was stated that climate change has negative effects on experiencing the seasons in Turkey. When teacher candidates were asked about the factors affecting climate change, the answers given to the question were global warming, the effect of greenhouse gases, cosmetic products and the destruction of natural resources. When they were asked about the effects of climate change on natural economic systems, they answered that it has negative effects especially on the diversity of living things; when they were asked about the effects of climate change on human health, they answered that it negatively affects the human health.

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Iklim Değişikliğine Yönelik Görüşleri


Hatici Güler1, Mehmet Akif Haşıloğlu1, Deniz Gelturan1
1Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi


Bildiri No: 139 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın yapılmasında temel amaç, fen bilimleri öğretmen adaylarının iklim değişikliği ile ilgili görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla çalışma nitel araştırma şeklinde yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Katılımcılar ile yüz yüze görüşülerek bilgi almaya olanak sağlayan derinlemesine mülakat tekniğinden yararlanılmıştır.  Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 bahar yarıyılında Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde öğrenim gören 10 fen bilimleri öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma örnekleminin tespitinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler için katılımcılardan randevu alınmış, bu esnada görüşülecek konuya ilişkin katılımcılara herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Böylece katılımcıların, araştırılan konuyla ilgili önceden hazırlık yapmaları önlenmiş, mevcut farkındalık düzeylerinin hazırlıksız olarak gerçek durumu yansıtması amaçlanmıştır. Verilerin analizi sürecinde, öncelikle görüşme kayıtları bilgisayar ortamında yazılı metin haline getirilip düzenlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin kodlanması ve tema oluşturulması aşamasında, katılımcılardan elde edilen bilgiler incelenip, anlamlı olacak şekilde bölümlere ayrılmış ve her bölümün ne anlam ifade ettiğini bulmaya yönelik kod isimler verilmiştir. Bu kapsamda bazı kodlamalar yapılırken konuyla ilgili daha önceden belirlenmiş kavramlar göz önüne alındığı gibi verilerden çıkarılan kavramlara göre veya genel bir çerçeveden yola çıkarak da kodlama işlemi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçları şu şekildedir: verilerin analizinden elde edilen bulgulara göre öğretmen adayları iklim değişikliğini küresel ısınma ve doğal dengenin bozulması olarak tanımlamışlardır. İklim değişikliğinin Türkiye’de mevsimlerin yaşanmasında olumsuz etkileri olduğuna yönelik görüş bildirmişlerdir. Öğretmen adaylarına iklim değişikliğini etkileyen faktörler sorulduğunda küresel ısınma, sera gazlarının etkisi, kozmetik ürünler ve doğal kaynakların yok edilmesi cevapları alınmıştır. İklim değişikliğinin doğal ekonomik sistemlere etkisi sorulduğunda, özellikle canlı çeşitliliğine olumsuz etkilerinin olduğu yönünde, iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerine etkilerinin ise olumsuz olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.  
 


The Effects Of Nature Education On Talented Students’ Attitudes Toward Forest


YAKUP AYAYDIN1, BURÇİN ŞEŞEN2, ELÇİN DEĞER BİRİCİK1, SERBAY KAPUCİ1
1MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
2İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ-CERRAHPAŞA


Abstract No: 300 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Forests are an important element of natural life for global sustainability. They have an essential role in respect to ecological, economic and social functions. Protecting forests, which are considered as the lungs of nature, is important for natural cycles. In this context, it is necessary to raise the awareness of children especially for the importance of forests and its’ protection. For this purpose, nature education was given to talented students within the scope of TUBİTAK 4004 - Nature Education and Science Schools Support Program, and the effect of this treatment on their attitudes towards the forest was investigated. A 6-day nature education including activities related to the forest was carried out within the scope of the research. 25 talented students participated in this study. The quantitative research method was used and the Forest Attitude Scale was applied to all the students before and after treatment. t-test was used to analyze the data because Shapiro-Wilk test results showed normal distribution. Results of the study have revealed that while pre-test mean score was 111.52, the post-test mean score was 159.08.  t-test results showed this increase is significant (t = -23.919, p<0.05). Based on the results, it can be said that nature education including activities related to the forest was effective for promoting talented students’ attitudes toward the forest.

This study was supported by TÜBİTAK within the scope of the project number 119B912.


A Research On The Effectiveness Of Biology And Health Education On Meeting Nutritional Needs


Betül ÖZENLİ1, Bedirhan ERUZUN2
1Ministry of Education
2Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü


Abstract No: 376 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In order to have a healthy social structure, it is necessary to deal primarily with individual health and to eliminate existing problems. Nutrition, housing, physical environment, education and cultural opportunities are the leading environmental factors affecting human health. The insufficiency of any of the environmental factors has a negative effect on the health status of the individual and therefore the society. Today, young people are faced with many biological and psychosocial health problems. Among these, unhealthy and unbalanced eating habits and diseases that develop accordingly are in the first place. It is known that one of the most critical development periods of human life is adolescence and this period affects the life of the individual significantly.
Growth and development accelerate in adolescence, and at the end of this period, individuals reach anthropometric measurement values ​​in adult life. The change in body composition also affects the nutritional requirements in this period. In this critical period of growth and development, unbalanced nutrition, wrong eating habits and diet bring many health problems, especially chronic diseases. For this reason, it is one of the groups that should be carefully considered. It is stated in many sources that there is limited data on adolescents and their diet. The purpose of this study is to evaluate the relationship between nutritional knowledge and eating behaviors of adolescents in relation to various components. The study group consists of 160 students studying in 9th, 10th, 11th and 12th grades in the central district of Amasya. Eating Behaviors Scale consisting of 58 items and Adolescent Nutrition Knowledge Level (Özdoğan, 2013) Scale consisting of 45 items and 24-hour food consumption record forms were used as data collection tools. Food consumption records, daily energy intake and nutrient values ​​were evaluated with the Nutrition Information System, a nutritional analysis program.In addition, the t-test and Anova results were interpreted for the groups formed within the scope of variables using the SPSS 21 program in the analysis of the data. The level of significance was accepted as 0.05. According to the analysis results, it was seen that nutritional knowledge was effective on correct eating behaviors, and correct eating behavior differed according to gender and class level. It is thought that effective nutrition education will be useful in evaluating and improving the nutritional status and nutritional pattern. A personalized nutrition education can contribute to the lifelong applicability of correct eating habits. This training can be structured as theoretical or applied according to the development period and need. The healthy development that occurs in adolescence is of great importance to prevent many diseases that may occur in the future.
 

Biyoloji Ve Sağlık Eğitiminin Beslenme Gereksinimlerinin Giderilmesi Konusunda Etkinliği Üzerine Bir Araştırma


Betül ÖZENLİ1, Bedirhan ERUZUN2
1Ministry of Education
2Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü


Bildiri No: 376 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Sağlıklı bir toplum yapısına sahip olabilmek için öncelikli olarak bireysel sağlığı ele almak ve var olan sorunları gidermek gerekmektedir. İnsan sağlığını etkileyen çevresel etmenlerin başında beslenme, barınma, fiziksel çevre, eğitim ve kültürel olanaklar gelmektedir. Çevresel etmenlerden herhangi birinin yetersizliği, bireyin dolayısıyla da toplumun sağlık durumu üzerine olumsuz etki yapmaktadır. Günümüzde gençler biyolojik ve psikososyal pek çok sağlık sorunu ile karşı karşıyadır. Bunların arasında sağlıksız ve dengesiz beslenme alışkanlığı ile buna bağlı olarak gelişen hastalıklar ilk sıralarda yer almaktadır. İnsan yaşamının en kritik gelişim dönemlerinden birinin adolesan çağı olduğu ve bu dönemin bireyin yaşamını önemli ölçüde etkilediği bilinmektedir.
Büyüme ve gelişme, adolesan dönemde hızlanmakta olup, bu dönemin sonunda bireyler erişkin hayattaki antropometrik ölçüm değerlerine ulaşmaktadırlar. Vücut bileşiminde meydana gelen değişim bu dönemdeki beslenme gereksinimlerini de etkilemektedir. Dengesiz beslenme, hatalı yeme alışkanlıkları ve beslenme biçimi büyüme ve gelişmenin bu kritik döneminde başta kronik hastalıklar olmak üzere pek çok sağlık sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu sebeple beslenmesi üzerinde titizlikle durulması gereken grupların başında gelmektedir. Birçok kaynakta adolesanlar ve beslenmeleri hakkında sınırlı veri bulunduğu belirtilmektedir. Bu çalışmanın amacı adolesan bireylerin beslenme bilgi düzeyi ve yeme davranışları arasındaki ilişkiyi çeşitli bileşenler ilişiğinde değerlendirmektir. Çalışma grubunu Amasya İli Merkez ilçesinde 9, 10, 11 ve 12. Sınıflarda öğrenim görmekte olan 160 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak 58 maddeden oluşan Yeme Davranışları Ölçeği ve 45 maddeden oluşan Adolesan Beslenme Bilgi Düzeyi (Özdoğan, 2013) Ölçeği, 24 saatlik besin tüketim kaydı formları kullanılmıştır. Besin tüketim kayıtları, günlük alınan enerji ve besin öğesi değerleri besin analiz programı Beslenme Bilgi Sistemi ile değerlendirilmiştir. Ayrıca verilerin analizinde SPSS 21 programı kullanılarak değişkenler kapsamında oluşturulan gruplar için t-testi ve Anova sonuçları yorumlanmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre beslenme bilgisinin doğru yeme davranışları üzerinde etkili olduğu, cinsiyete ve sınıf düzeyine göre doğru yeme davranışının farklılaştığı görülmüştür. Etkin beslenme eğitiminin beslenme durumu ve beslenme örüntüsünün değerlendirilmesi ve iyileştirilebilmesi konusunda faydalı olacağı düşünülmektedir. Kişiye özel beslenme eğitimi ile doğru beslenme alışkanlıklarının yaşam boyu uygulanabilirliğine katkı sağlanabilir. Bu eğitim, gelişim dönemine ve ihtiyaca göre teorik veya uygulamalı olacak şekilde yapılandırılabilir. Adolesan dönemde meydana gelen sağlıklı gelişim ileride meydana gelebilecek birçok hastalıktan korunmak için büyük önem taşımaktadır.


Effects Of Argumentation Based Stem Practices On Preservice Teachers’ Argumentation Skills


Zeynep Merve OSKAY1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 62 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In the science curriculum of Turkey emphasies the importance of the argumentation process, which involves efforts to students’ thinking, comparing, generating ideas, determining the disruptive and functioning aspects of these ideas, and persuading what they find and persuade the other which is claimed to give better result for learners. At the same time, nowadays popüler approach STEM (Science,Technology, Engineering,Mathematics) provides the opportunity to transfer what they have learned to new and different problems by encouraging people with 21st century skills that can keep up with the changing world (Yıldırım, 2013) and emphasizes the steps of the engineering design process that covers an important process within (MEB, 2017).
This research syntheised Argumentation an STEM prectices and aim of  to investigate the effect of Argumentation Based STEM applications on the pre-service science teachers' argumentation skills. The participants of the research are 91 fourth grade science teacher candidates studying at a public university. 48 of these teacher candidates are in the control group where STEM practices are performed, ,while 43 of them are in the experimental group where Argumentation based STEM practices group. In the research, a nested mixed research design in which qualitative data is embedded in a quantitative experiment is used. In the experimental (quantitative) part of the research , the '' pretest-posttest control group quasi-experimental research pattern '' in which the cause-effect relationship between the dependent and independent variables of the intervention performed, was tested was adopted. The quantitative findings of the research were also supported qualitatively with the argumentation scheme collected from each group of teacher candidates after each activity.
The "Scientific Argumentation Skills Test" developed by the researcher based on the scientific argumentation test developed by Frey, Ellis, Bulgren, Hare & Ault (2015) was used to reveal the argumentation skills of teacher candidates. Validity and reliability applications of the scale have been made. The test was subjected to exploratory factor analysis based on tetrachoric correlation in FACTOR program for construct validity (Lorenzo-Seva & Ferrando, 2013). At the end of the analysis, the test was found suitable for factorization and it is one-dimensional.It was seen that  test was close to medium strength (p = .66) and had a high discrimination (rjx = 0.43) and its KR20 reliability coefficient was found to be .815.The Validty of the masurement was provided throuh TAP (Test Analysis Program) (Brooks and Johanson, 2003).
Quantitative data obtained from the study were analyzed with SPSS package program. In order to determine the test techniques to be used for the data, normality assumptions were examined and parametric test techniques were used accordingly. The results Show that there was no significant difference between the pre-test post-test results of the teacher candidates in the control group, while a significant difference was found between the pre-test post-test scores of the pre-test teachers in the experimental group. At the beginning, there was no significant difference between experimental and control group, after practice, a significant difference between post- test scores was seen. Data analysis of the argumentation schemes collected from each group for each application continues.

Argümantasyon Temelli Fetemm Uygulamalarının Öğretmen Adaylarının Argümantasyon Becerilerine Etkisi


Zeynep Merve OSKAY1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 62 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Son yıllarda yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programlarında bilginin yapılandırılması adına kişilerin düşünme, karşılaştırma, fikir üretme, bu fikirlerin aksayan ve işleyen yanlarını belirleme ve buldukları ile karşıdakini ikna etme çabalarını içeren bir sürecin sürdürülmesinin öğrenenler açısından daha iyi sonuçlar vereceği savunulan argümantasyon süreci oldukça önemli görülmektedir. Aynı zamanda değişen dünyaya ayak uydurabilecek 21. yy becerilerine sahip kişileri doğrudan öğrenmeler adına cesaretlendirerek öğrendiklerini yeni ve farklı problemlere transfer etme olanağı sağlayan bir yaklaşım olan FeTeMM (Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) yaklaşımının (Yıldırım, 2013) ve bu yaklaşım içerisinde önemli bir süreci kapsayan mühendislik tasarım süreci basamaklarına vurgular yapılmıştır (MEB, 2017).
Bu çalışmanın amacı Argümantasyon Temelli FeTeMM uygulamalarının fen bilgisi öğretmen adaylarının argümantasyon becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan 91 dördüncü sınıf fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Bu öğretmen adaylarının 48’i yalnızca FeTeMM uygulamalarının yapıldığı kontrol grubunda yer alırken 43 ‘ü Argümantasyon Temelli FeTeMM uygulamalarının yapıldığı deney grubunda yer almaktadır. Araştırmada nitel verilerin nicel bir deneyin içerisinde gömülü olarak yer aldığı iç içe karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın deneysel (nicel) kısmında yapılan müdahalenin bağımlı ve bağımsız değişkenler arasında meydana getirdiği neden sonuç ilişkisinin test edildiği ‘‘ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni’’ benimsenmiştir. Araştırmanın nicel bulguları öğretmen adaylarının oluşturmuş olduğu gruplardan her etkinlik sonrası toplanan argümantasyon şeması ile nitel olarak da desteklenmiştir.
Öğretmen adaylarının argümantasyon becerilerini ortaya koymaya yönelik olarak Frey, Ellis, Bulgren, Hare & Ault (2015) tarafından geliştirilen bilimsel argümantasyon testinden yola çıkarak araştırmacı tarafından geliştirilen ‘‘Bilimsel Argümantasyon Becerileri Testi’’ kullanılmıştır. Ölçeğe ait geçerlik ve güvenirlik uygulamaları yapılmıştır. Test yapı geçerliği için FACTOR programında tetrakorik korelasyona dayalı açımlayıcı faktör analizine tabii tutulmuştur (Lorenzo-Seva ve Ferrando, 2013). Yapılan analiz sonunda test faktörleşmeye uygun bulunmuştur ve tek boyutludur. Testin orta güçlüğe yakın (p= .66) ve yüksek ayırt ediciliğe sahip ( rjx= .43) olduğu görülmüş ve KR20 güvenirlik katsayısı  .815 olarak bulunmuştur. Testin geçerliliği TAP Programı ile analiz edilmiştir (Brooks ve Johanson, 2003).
Çalışmadan elde edilen nicel veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Veriler için kullanılacak test tekniklerinin belirlenmesi amacıyla normallik varsayımları irdelenmiş ve verilerin normal dağılım göstermesi sebebiyle parametrik test teknikleri kullanılmıştır. Yapılan uygulamalar sonucunda kontrol grubunda bulunan öğretmen adaylarının ön test son test sonuçları arasında anlamlı bir fark bulunmazken deney grubunda bulunan öğretmen adaylarının ön test son test puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Başlangıçta aralarında anlamlı bir fark bulunmayan deney ve kontrol gruplarının uygulamalar sonrası son test puanları arasında anlamlı bir fark görülmüştür. Her bir uygulama için her bir gruptan toplanan argümantasyon şemalarına ait veri analizi devam etmektedir.


Examining The Accessibility Of University Entrance Exam Physics Questions For Blind Students


Arzu Öden Acar1, Ali Eryılmaz2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Abstract No: 82 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The university entrance examination conducted for the purpose of transition to higher education is very important because of having an impact on the future of students. Various testing accommodations are made for students with disabilities in the university entrance exam (UEE) so that students with disabilities can take the exam. Since the focus of this study is blind students, it would be appropriate to talk about testing accommodations of blind students. Questions in UEE containing visual data such as figures, graphics, tables, pictures, and complex expressions are not asked blind students in Turkey. Students are taken to the exam individually, accompanied by readers and encoders with extended time. Most of the physics questions in UEE include visual data and complex expressions. The purpose of this study is to classify the physics questions in UEE in terms of question format and to examine the accessibility of questions for blind students in this context. The physics questions of the exams between 2006-2019 in Turkey were investigated. A total of 28 exams and 422 questions were accessed from “osym.gov.tr”. When examined according to Haladyna's (1997) multiple-choice item formats, it is determined that almost all of the physics questions in UEE are “conventional multiple choice” and “complex multiple-choice”, in Turkey. The categories were rearranged for elaborating the classification of questions containing visuals. As a result of the analysis, it was determined that 75% of the physics questions in UEE are conventional multiple choice and 25% are complex multiple choice. 55% of all physics questions are conventional multiple-choice with visuals, 20% are conventional multiple-choice without visuals, 13% are complex multiple-choice with visuals, 12% are complex multiple-choice without visuals. Physics questions with visuals are also examined according to visuals types. Half of the questions (50.6%) are conventional multiple-choice with figures, while 12% are complex multiple-choice with figures. It was observed that tables and graphs are used less than figures in both conventional and complex multiple-choice questions. A blind student who takes UEE can only access conventional and complex multiple-choice questions without visuals. It means that blind students can reach only 32% of the physics questions. 12% of these questions are complex multiple-choice which are recommended not to be used in tests for various reasons. It was concluded that more than half of the physics questions are not accessible for blind students. Since students are exempt from visual questions, the accessible questions are scored when calculating the test scores. This is an implementation to prevent blind students from becoming disadvantaged. But even if the blind student has the ability to answer the question about an objective, the access to the question is restricted due to the visuals. This causes the blind students to not be evaluated fairly because it changes the content of the test. Another noteworthy point is almost half of the accessible physics questions are in complex multiple-choice question type. Physics questions in UEE, prepared by considering these issues, can provide more valid and reliable test results and enable fair evaluation of blind students.
 

Üniversite Sınavı Fizik Sorularının Görmeyen Öğrenciler Için Erişilebilirliğinin Incelenmesi


Arzu Öden Acar1, Ali Eryılmaz2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 82 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Yükseköğretime geçiş amacıyla yapılan üniversite sınavı, öğrencilerin geleceğine yönelik etkide bulunması açısından oldukça önemlidir. Üniversite sınavında engelli öğrenciler için çeşitli sınav düzenlemeleri yapılarak, engelli öğrencilerin sınava girmeleri sağlanmaktadır. Bu çalışmanın odağı görmeyen öğrenciler olduğundan, bu öğrenciler için uygulanan sınav düzenlemelerinden bahsetmek yerinde olacaktır. Görmeyen öğrencilere; şekil, grafik, tablo, resim gibi görsel verilerin yer aldığı sorular ile karmaşık ifade içeren sorular sorulmamaktadır. Öğrenciler, okuyucu ve işaretleyici görevliler eşliğinde tekli salonlarda sınava alınmaktadır. Öğrencilere ek süre verilmektedir. Üniversite sınavı fizik sorularının pek çoğu görsel veriler ve karmaşık ifadeler içermektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite sınavında sorulan fizik sorularını soru biçimi açısından sınıflandırmak ve bu kapsamda sınav sorularının görmeyen öğrenciler için erişilebilirliğini araştırmaktır. 2006-2019 yılları arasında Türkiye'de yapılan üniversite sınavlarının fizik soruları çalışma kapsamında incelenmiştir. "osym.gov.tr" adresinden toplam 28 sınav ve 422 soruya erişilmiştir. Haladyna'nın (1997) çoktan seçmeli soru biçimleri kategorilerine göre incelendiğinde, Türkiye’deki üniversite sınavı fizik sorularının neredeyse tamamının “geleneksel çoktan seçmeli” ve “karmaşık çoktan seçmeli” olduğu belirlenmiştir. Görsel içeren sorulara yönelik sınıflandırmanın detaylandırılması açısından kategoriler araştırmacılar tarafından yeniden düzenlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda üniversite sınavlarında yer alan fizik soruların %75’inin geleneksel çoktan seçmeli, %25’inin ise karmaşık çoktan seçmeli olduğu tespit edilmiştir. Tüm fizik sorularının %55’i görsel içeren geleneksel çoktan seçmeli, %20’si görsel içermeyen geleneksel çoktan seçmeli, %13’ü görsel içeren karmaşık çoktan seçmeli, %12’si görsel içermeyen karmaşık çoktan seçmeli soru kategorisindedir. Görsel içeren fizik soruları ayrıca içerdikleri görsellere göre de incelenmiştir. Sorularının yarısını (%50,6) şekil içeren geleneksel çoktan seçmeli sorular oluştururken, %12’sini şekil içeren karmaşık çoktan seçmeli sorular oluşturmaktadır. Tablo ve grafiklerin hem geleneksel, hem de karmaşık çoktan seçmeli sorularda şekillere göre daha az kullanıldığı görülmüştür. Üniversite sınavına giren görmeyen bir öğrenci yalnızca görsel içermeyen geleneksel ve karmaşık çoktan seçmeli sorulara erişebilmektedir. Bu veriler ışığında görmeyen öğrencilerin, fizik sorularının %32’sine erişebileceği ortaya çıkmaktadır. Bu soruların da %12’si karmaşık çoktan seçmeli sorudur. Karmaşık çoktan seçmeli soruların ise çeşitli nedenlerden dolayı testlerde kullanılmaması önerilmektedir. Çalışma kapsamında incelenen fizik soruların yarısından fazlasının görmeyen öğrenciler için erişilebilir olmadığı sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin test puanları hesaplanırken bu sorulardan muaf olmaları nedeniyle, erişilebilir soruların puanlanması yapılmaktadır. Bu, görmeyen öğrencilerin dezavantajlı duruma düşmelerini engellemeye yönelik bir uygulamadır ancak görmeyen öğrenci bir kazanımla ilgili soruyu cevaplayacak yeterliliğe sahip olsa bile, sorularda yer alan görseller nedeniyle soruya erişimi kısıtlanmaktadır. Bu da görmeyen öğrencinin aldığı testin kapsamını değiştirdiği için adil bir şekilde değerlendirilememesine neden olmaktadır. Görmeyen öğrencilerin erişebildikleri fizik soruların neredeyse yarısının karmaşık çoktan seçmeli soru tipinde olması da dikkat çeken bir diğer noktadır. Bu konular göz önünde bulundurularak hazırlanacak olan üniversite sınavı fizik soruları daha geçerli ve güvenilir test puanları elde edilmesine ve görmeyen öğrencilerin daha adil değerlendirilmesine olanak sağlayabilir.
 


Artificial Intelligence Supported Steam Training


Pehlül Serkan Bilgin1, Abdurrahim Sargın1, İlayda Karaboğa1
1Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü


Abstract No: 304 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Intelligence is defined as the ability of the mind to learn and benefit from what has been learned, to adapt to new situations and to produce new solutions. Artificial intelligence, on the other hand, can imitate human intelligence; systems that can be defined as learning, predicting, solving complex problems, adapting to variable conditions, learning different languages ​​and adapting to different types of people. The concept of artificial intelligence was first introduced by John McCarthy in 1956 at the Dortmund conference. Today, artificial intelligence is one of the important research areas in the field of computer engineering. Artificial intelligence is used in many fields such as data processing, R&D studies, health, security (especially cyber security), retail sector, education, information and communication technologies. One of the uses of artificial intelligence is education. The popularity of using artificial intelligence, which allows for personalization of education instead of standardizing it, is increasing day by day. According to the researches, some countries around the world have started to determine their artificial intelligence strategies in education. The use of artificial intelligence applications in STEAM education has gained momentum, especially in countries such as South Korea, China, Singapore, the USA, and Malaysia. The importance of artificial intelligence applications and qualified manpower in education (STEAM) is evident in order to approach the industry 4.0 era and to catch up with the 5.0 era depending on this, as in advanced technology countries. MEB 2023 in line with the vision document stressing the importance of artificial intelligence applications in education in Turkey also stands out the importance of preparing students to the reality of the world in the future will be dominated by artificial intelligence technology. In the current system, with or without being aware of it, artificial intelligence has found a place in educational activities and has taken its place in our classes with various technologies. Starting from pre-school education, which is the first step of basic education in schools, it is possible to realize artificial intelligence supported STEAM applications with different teaching methods and techniques. It is possible to consider artificial intelligence under three sub-headings, namely artificial neural networks, machine learning and deep learning. During the process, a variety of activities ranging from simple "acquaintance with the logic of artificial intelligence" to block-based coding programs such as mBlock5, scratch, microBit, arduino, was examined and it was seen that these activities were not a goal but a tool to learn artificial intelligence. It is thought that the concept of artificial intelligence can be introduced in educational institutions based on a wide range of activities, from the activities of recognizing the logic of artificial intelligence that can be carried out with the most basic and simple materials, to the basic level artificial intelligence applications that can be carried out through programs and interfaces. Based on this research, it was aimed to provide reference to new studies through programs and applications that can be used in artificial intelligence activities at secondary and high school levels and sample activities.

Yapay Zeka Destekli Steam Eğitimi


Pehlül Serkan Bilgin1, Abdurrahim Sargın1, İlayda Karaboğa1
1Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü


Bildiri No: 304 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Zihnin öğrenmesi ve öğrenilenden yararlanabilmesi, karşılaştığı yeni durumlar karşısında uyum sağlayarak yeni çözüm yolları üretebilmesi zeka olarak tanımlanmaktadır. Yapay zekâ ise, insan zekasını taklit edebilen; öğrenme, tahminde bulunma, karmaşık problemleri çözme, değişken koşullara uyum sağlama, farklı dilleri öğrenme ve farklı insan tiplerine uyum gösteren sistemler olarak tanımlanabilir. Yapay zekâ kavramı ilk defa 1956 yılında John McCarthy tarafından Dortmund konferansında ortaya atılmıştır. Günümüzde yapay zekâ bilgisayar mühendisliği alanında önemli araştırma alanlarından biridir. Yapay zeka başta veri işleme olmak üzere ar-ge çalışmaları, sağlık, güvenlik (özellikle siber güvenlik), perakende sektörü, eğitim, bilgi ve iletişim teknolojileri gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Yapay zekanın kullanım alanlarından biri de eğitimdir. Eğitimi standart kalıplara sokmak yerine kişiselleştirmeye olanak sunan yapay zekâ kullanım popülerliği tüm dünyada gün geçtikçe artmaktadır. Yapılan araştırmalara göre dünya üzerinde bazı ülkeler eğitimde yapay zekâ stratejilerini belirlemeye başlamışlardır. Bilhassa Güney Kore, Çin, Singapur, ABD, Malezya gibi ülkelerde STEAM eğitiminde yapay zeka uygulamalarının kullanımı ivme kazanmıştır. İleri teknoloji ülkelerde olduğu gibi endüstri 4.0 devrine yaklaşabilmek ve buna bağlı toplum 5.0 çağını yakalayabilmek adına eğitimde (STEAM) yapay zeka uygulamaları ve nitelikli insan gücünün önemi ortadadır. MEB 2023 vizyon belgesi doğrultusunda Türkiye’de de eğitimde yapay zeka uygulamalarının önemi vurgulanarak öğrencileri gelecekte yapay zeka teknolojisinin hakim olacağı dünya gerçekliğine hazırlamanın önemi göze çarpmaktadır. Mevcut sistem içerisinde farkında olarak ya da olmadan yapay zeka eğitim faaliyetleri içerisinde kendine yer bulmuş, çeşitli teknolojilerle sınıflarımızda kendine yer edinmiştir. Okullarda temel eğitimin ilk basamağı olan okul öncesi eğitimden başlanarak farklı öğretim yöntem ve teknikleri ile yapay zeka destekli STEAM uygulamaları gerçekleştirmek mümkündür. Yapay zekayı temelde yapay sinir ağları, makine öğrenmesi ve derin öğrenme olmak üzere üç alt başlık altında ele almak mümkündür. Süreç boyunca gerçekleştirilecek basit düzeyde ‘yapay zeka mantığı ile tanışma’ etkinliklerinden, mBlock5, scratch, microBit, arduino gibi blok tabanlı kodlama programlarına kadar çeşitlilik gösteren bir etkinlik skalası incelenmiş ve bu etkinliklerin amaç değil yapay zekayı öğrenmek için birer araç olduğu görülmüştür. En temel seviyede ve basit materyaller aracılığı ile gerçekleştirilebilen yapay zeka mantığını tanıma etkinliklerinden, programlar ve arayüzler aracılığıyla gerçekleştirilebilen temel seviye yapay zeka uygulamalarına kadar geniş bir etkinlik yelpazesinden yola çıkılarak eğitim kurumlarında yapay zeka kavramının tanıtılabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmadan hareketle ortaokul ve lise seviyesinde yapay zeka etkinliklerinde kullanılabilecek program ve uygulamalar ile örnek etkinliler üzerinden yeni çalışmalara referans sağlamak amaçlanmıştır.



 


An Investigation Of The Difficulties That Prospective Mathematics Teachers Experience In Using Mathematical Language


Rümeysa CEVAHİR1, Erdem ÇEKMEZ2
1İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 36 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The proper use of mathematical language by teachers supports students’ comprehension of its structure and reduces misunderstandings. Therefore, mathematics teachers should use mathematical language effectively. The aim of this article is to investigate the difficulties that prospective mathematics teachers face in using mathematical language.  To this aim, 145 student teachers were asked to report on the difficulties that they experience in using mathematical language, and also to evaluate their perceived proficiency in using mathematical language by assigning themselves a score between 1 and 10.  Students written responses analyzed descriptively and following themes were identified:  lack of symbol or sign knowledge, difficulty in understanding or constructing verbal forms, difficulty in understanding or constructing symbolic forms, difficulty in understanding or constructing both verbal and symbolic forms. The findings showed that difficulties caused by lack of symbol and sign knowledge decreased as grade level increased. Besides, it was found that constructing symbolic form is the most challenging task for freshmen, sophomores, and juniors; while constructing verbal and symbolic forms are for seniors. The number of those who have difficulty in understanding and creating verbal forms and symbolic forms decreases as grade level increases. When all participants are considered, ranking from the most difficult situation to the least difficult situation is: creating symbolic form, creating verbal form, lack of symbols or signs knowledge, understanding symbolic form and understanding verbal form. When scores are analyzed, average of scores increases as grade level increases. In other words, it can be said that as duration of exposure to mathematical language increases, perceived proficiency increases.

Matematik Öğretmen Adaylarının Matematik Dilini Kullanırken Zorlandıkları Durumların Incelenmesi


Rümeysa CEVAHİR1, Erdem ÇEKMEZ2
1İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 36 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik dili, matematik öğretmenleri tarafından derslerde etkili kullanıldığında hem öğrenciler dilin yapısını benimsemekte hem de dersteki yanlış anlaşılmalar azalmaktadır. Dolayısıyla matematik öğretmenleri matematik dilini doğru ve etkin kullanabilmelidir. Bu çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının matematik dilini kullanmada zorlandıkları durumların incelenmesidir. Betimsel analiz yönteminin kullanıldığı bu çalışmada farklı düzeylerdeki 145 öğretmen adayından matematik dilini kullanırken zorlandıkları durumları yazmaları ve ayrıca matematik dilini kullanma yeterliliği açısından kendilerini puanlamaları istenmiştir. Öğretmen adaylarının ifadeleri, sembol veya işaret bilgisi eksik olanlar, sadece sözel formu anlamada zorlananlar, sadece sözel formu oluşturmada zorlananlar, sadece sembolik formu anlamada zorlananlar, sadece sembolik formu oluşturmada zorlananlar, hem sözel hem sembolik formu anlamada zorlananlar, hem sözel hem de sembolik formu oluşturmada zorlananlar ve zorlandığı veya eksik olduğu durumu olmayanlar şeklinde sınıflandırılmış ve sınıf seviyesine göre dağılımları incelenmiştir. Elde edilen bulgular sembol ve işaret bilgisi eksikliğinden kaynaklı zorlukların sınıf seviyesi arttıkça azaldığını göstermiştir. Bunun yanı sıra ifade edilen zorlular sınıf seviyesi bazında incelendiğinde; birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğrencilerin en çok zorlandığı durum sembolik formu oluşturma iken dördüncü sınıf öğrencilerinin en çok zorlandığı durumlar öncelikle sözel formu oluşturmakla birlikte sembolik formu oluşturma olarak ortaya çıkmıştır. Sözel formu ve sembolik formu anlamada ve sembolik formu oluşturmada zorlananların sayısı sınıf seviyesi arttıkça azalmaktadır. Katılımcıların tamamı dikkate alındığında en çok zorlanılan durumdan en az zorlanılan duruma doğru sıralama; sembolik formu oluşturma, sözel formu oluşturma, sembol veya işaret bilgisindeki eksiklik, sembolik formu anlama ve sözel formu anlama şeklindedir. Öğretmen adaylarının kendilerine verdikleri puanlar incelendiğinde sınıf seviyesi arttıkça öğretmen adaylarının matematik dilini kullanabilmelerine yönelik kendilerine verdikleri puanların ortalamaları artmaktadır. Yani matematik diline maruz kalma süresi arttıkça öğretmen adaylarının öz yeterliklerinin arttığı söylenebilir.


Conceptualization Of The Factors Affecting The Technology Supported Teaching Processes Of Mathematics Teachers


Burçin İnce Muslu1, Ayten Erduran1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 96 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is known that the technology infrastructure is tried to be created with the breakthroughs made for the development of the education system of our country and interactive smart boards are available in most of the schools. It is stated that the increase of technological tools in schools does not guarantee effective use of technology in teachers' classrooms (Ertmer&Ottenbreit-Leftwich,2010) and in many studies that the use of technology in  classes is low (Karaca,2011; Palak&Walls,2009; AL-Ruz&Khasawneh,2011; Liu,2012). With this in mind, the aim of the study is to determine the factors that affect the technology supported teaching processes of mathematics teachers. The model of the study was chosen as the constructivist grounded theory proposed by Charmaz(2014). The participants of the study are two mathematics teachers; two students each proposed by the teachers and one administrative manager in the schools where the teachers work. Data collection tools are two semi-structured interview forms for teachers; student interview form and administrative manager interview form. Interview forms were prepared by searching the literature and examined by three researchers who are experts in their fields. With the continuous comparative data analysis process was used for data analysis. Invivo, line by line, event by event codings were made. With the help of memos, focused codes and categories have been created. According to the results of the study, the factors affecting the technology supported teaching processes is to be determined that teachers’ attitudes, experiences, expectations, needs, desire, interests, misconceptions of technology using as well as the student's expectations, personal characteristics, attitudes, interests, needs and physical conditions of the schools, software and hardware infrastructure, expectations of the society, programmes of instruction and economic conditions.

Matematik Öğretmenlerinin Teknoloji Destekli Öğretim Süreçlerini Etkileyen Faktörlerin Kavramsallaştırılması


Burçin İnce Muslu1, Ayten Erduran1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 96 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ülkemiz eğitim sisteminin geliştirilmesi adına yapılan atılımlarla teknoloji altyapısının oluşturulmaya çalışıldığı ve okulların bir çoğunda interaktif akıllı tahtaların bulunduğu bilinmektedir. Öğretmenlerin interaktif akıllı tahta kullanımları ile teknoloji destekli öğretimi sağlayıp sağlamadığı ise araştırmacıların temel sorularından biri olmuştur. Okullarda bulunan teknolojik araçların artması öğretmenlerin sınıflarında etkili teknoloji kullanımlarını garanti etmediği (Ertmer & Ottenbreit-Leftwich, 2010) ve öğretmenlerin sınıflarında teknoloji kullanımlarının düşük seviyede olduğu birçok çalışmada belirtilmektedir (Karaca, 2011; Palak  & Walls, 2009; AL-Ruz  & Khasawneh, 2011; Liu, 2012). Bu düşünceyle sürecin aydınlanması ve netleştirilmesi açısından çalışmanın amacı matematik öğretmenlerinin teknoloji destekli öğretim süreçlerini etkileyen faktörleri belirlemektir. Çalışma  ülkemiz matematik öğretmenlerini etkileyen unsurların ilk elden belirlenmesi çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Çalışmanın modeli Charmaz’ın (2014) önerdiği yapılandırmacı gömülü teori olarak seçilmiştir. Çalışmanın katılımcılarını devlet okullarında görev yapmakta olan iki ortaöğretim matematik öğretmeni; öğretmenlerin önerdikleri ikişer öğrenci ve öğretmenlerin çalıştıkları okullarda görevli birer idari yönetici oluşturmaktadır. Veri toplama araçları ise öğretmenler için yarı-yapılandırılmış iki adet görüşme formları; öğrenci görüşme formu ve idari yönetici görüşme formudur. Görüşme formları literatür taraması yapılarak hazırlanmış ve alanında uzman üç araştırmacı tarafından incelenerek gerekli düzenlemelerde bulunulmuştur. Veri toplama araçlarının pilot çalışması iki öğretmen, dört öğrenci ve iki idari yönetici ile çalışma öncesinde gerçekleşmiştir. Veri analizleri için gömülü teorinin önerdiği sürekli karşılaştırmalı veri analizi süreciyle invivo, satır satır, olay olay kodlamalar yapılmıştır. Ardından memolar yardımıyla odaklı kodlar ve kategoriler oluşturulmuştur. Çalışmanın sonuçlarına göre, teknoloji destekli öğretim süreclerini etkileyen etmenler arasında öğretmenin tutumu, tecrübesi, beklentisi, ihtiyacı, isteği, ilgisi, teknoloji kullanımı kavram yanılgısı sayılmasının yanı sıra öğrencinin beklentisi, kişisel özellikleri, tutumu, ilgisi, ihtiyacı ve okulların fiziki koşulları, yazılımsal ve donanımsal altyapıları, toplumun beklentileri, öğretim programları ve ekonomik koşulların yer aldığı belirlenmiştir.

 


Reflective Thinking Skills Towards Problem Solving And Metacognitive Skills Of Middle School Students


Çiğdem ARSLAN1, Yasemin DERİNGÖL1
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi


Abstract No: 222 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

According to constructivist understanding in education, having reflective thinking skills is one of the aims of education as well as other thinking skills. Reflective thinking is a comprehensive thinking skill that includes metacognitive thinking, problem solving, creative thinking and critical thinking skills. It can be thought as a result of reflective thinking that students think about problems and actively participate in the problem solving process by bringing solutions to problems. Reflective thinking is also handled with the dimension of creating awareness of the learning process in metacognitive studies. Aim of this study is to present relationships between metacognitive awereness and reflective thinking skills towards problem solving of secondary school students.  Survey method was taken as basis in the research. In order to answer the research question, “The reflective thinking skill towards problem solving scale” developed by Kızılkaya and Aşkar (2009) and “Metacognition Scale” developed by Yıldız, Akpınar, Tatar and Ergin (2009) was used in the study. The study was conducted with middle school students which were selected randomly. The results of the study will be discussed and compared with related literature.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Ve Biliş Üstü Becerileri


Çiğdem ARSLAN1, Yasemin DERİNGÖL1
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 222 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitimde yapılandırmacı anlayış diğer düşünme becerilerinin yanında yansıtıcı düşünme becerisine sahip olmayı eğitimin amaçlarından birisi olarak görür. Yansıtıcı düşünme; biliş üstü düşünme, problem çözme, yaratıcı düşünme ve eleştirel düşünme becerilerini de içeren kapsamlı bir düşünme becerisidir. Öğrencilerin problemler üzerinde düşünmelerini ve problemlere çözüm önerileri de getirerek başından sonuna kadar problem çözme sürecine etkin bir şekilde katılım göstermeleri yansıtıcı düşünmenin bir sonucu olarak düşünülebilir. Yansıtıcı düşünme aynı zamanda biliş üstü çalışmalarında da öğrenme sürecinin farkındalığının yaratılması boyutuyla ele alınmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ve biliş üstü becerileri arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi esas alınmıştır. Araştırma sorusunu cevaplamak için Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen “Problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri” ölçeği ve Yıldız, Akpınar, Tatar ve Ergin (2009) tarafından geliştirilen “Biliş üstü Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışma grubunu random yolu ile seçilmiş İstanbul ilindeki ortaokulların öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın sonuçları sempozyumda tartışılacak ve ilgili literatürle karşılaştırılacaktır.
 


The Concept Of Infinity In Middle School Mathematics Curriculum


Özkan Ergene1
1Sakarya Üniversitesi


Abstract No: 335 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In addition to daily use, the concept of infinity is closely related to many topics and concepts in mathematics education. However, research showed that formal school mathematics curricula goes far beyond the concept of infinity (Monaghan, 2001) and the concept of infinity is under-represented in teacher education programs (Yopp, Burroughs & Lindaman, 2011). In Turkey, the concept of infinity is included intuitively in the mathematics curricula (Özmantar, 2010). Therefore, in this study it is aimed to examine the topics and objectives in which the concept of infinity is embedded in middle school mathematics curriculum. The present study, in which qualitative research method was adopted, consisted of 31 pre-service elementary mathematics teachers as participants. The pre-service teachers were asked to choose an objective in which the concept of infinity is embedded in the middle school mathematics curriculum. In addition, semi-structured interviews were conducted with pre-service teachers regarding the objective they chose. The pre-service teachers stated that the concept of infinity takes part in the middle school mathematics curriculum implicitly. Indeed, they also asserted that they did not think that the concept of infinity was included in the curriculum. Furthermore, findings indicated that the objectives for each grade at the middle school level were selected and the highest number of objectives belonged to the numbers and operations learning area. The pre-service teachers mostly associated the objectives of "Students are able to explain line, line segment and ray and show them with symbols" and "Students are able to represent rational numbers with decimal notation" with the concept of infinity. In the ongoing process of the research, the data analysis regarding the interviews conducted with the pre-service teachers continues.
 

Ortaokul Matematik Öğretim Programında Sonsuzluk Kavramı


Özkan Ergene1
1Sakarya Üniversitesi


Bildiri No: 335 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Sonsuzluk kavramı günlük hayat kullanımının yanı sıra matematik eğitiminde birçok konu ve kavram ile yakından ilişkilidir. Ancak, sonsuzluk kavramının matematik öğretim programından uzak olduğu (Monaghan, 2001) ve öğretmen yetiştirme programında da yeterince yer almadığı görülmüştür (Yopp, Burroughs ve Lindaman, 2011). Ülkemizde de matematik öğretim programlarında sonsuzluk kavramının sezgisel olarak yer aldığı belirtilmektedir (Özmantar, 2010). Bu araştırmada ortaokul öğretim programlarında sonsuzluk kavramının gömülü olduğu konu ve kazanımların incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile yürütülen araştırmanın çalışma grubunu 31 ilköğretim matematik öğretmen adayları oluşturmaktadır.  Öğretmen adayları ortaokul matematik öğretim programında sonsuzluk kavramının gömülü olduğu bir kazanım seçmeleri istenmiştir. Ayrıca öğretmen adayları ile seçtikleri kazanıma yönelik yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının sonsuzluk kavramının ortaokul matematik öğretim programlarında örtük olarak yer aldıklarını ifade etmişlerdir. Sonsuzluk kavramının öğretim programlarında yer aldığına ilişkin düşüncelerinin olmadığını belirtmişlerdir. Araştırmada ortaokul düzeyinde her sınıfa yönelik kazanımların seçildiği ve en fazla kazanımın sayılar ve işlemler öğrenme alanına ait olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adayları en fazla “Doğru, doğru parçası, ışını açıklar ve sembolle gösterir” ve “Rasyonel sayıları ondalık gösterimle ifade eder” kazanımlarını sonsuzluk kavramı ile ilişkilendirmişlerdir. Araştırmanın devam eden aşamasında öğretmen adayları ile yapılan görüşmelere ilişkin analiz süreci devam etmektedir.

 


Getting Noise Awareness To Prımary School Students Wıth The Help Of A Chıldren’s Book: “sleepwalker Elephant” *


Gamze Alp1, Nermin Bulunuz1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 13 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Noise is defined as disturbing sounds that affect physical and mental health. It is known that noise is a type of pollution that negatively affects the health of administrators, teachers and other stakeholders. However, among these stakeholders, “children” are considered the most vulnerable to noise. This is because children do not know how to protect themselves from noise. In this context, the negative effects of noise on our health should be explained to children starting from preschool years. The aim of the study is to help first grade students gain noise awareness and integrate this subject with other fields with the help of a book on “noise“. The study was carried out with a first grade teacher and her 31 students in Bursa in the Spring semester of 2019. The book called “Sleepwalker Elephant” written by a famous writer Behiç Ak was read to the students, then the students were asked questions about the people and events. Students were also asked to draw pictures or cartoons. In accordance with he nature of the study, the study included: 1) observation notes; 2) interviews; and 3) drawings and cartoons.  Studies have shown that out of all the noise sources around students, they tend to mostly react to children screaming during P.E. class, noises coming from traffic and construction sites. After the story was read, students were asked questions about noise. They responded to the questions by saying that people who could not hear each other in a very loud environment had to shout at each other and thus shouting had become a habit in our society. As a result, it is suggested to broaden the scope of the activity, to integrate the concept of noise with other disciplines, to get more opinions from teachers and to strengthen them with material changes.
 

Gürültü Farkındalığının Ilkokul Öğrencilerine Bir Çocuk Kitabı Yardımı Ile Kazandırılması: “uyurgezer Fil”


Gamze Alp1, Nermin Bulunuz1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 13 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Gürültü olgusu, rahatsızlık veren, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumsuz etkileyen sesler olarak tanımlanmaktadır. Gürültünün okul binası içinde idareci, öğretmen ve diğer paydaşların sağlığını olumsuz etkileyen bir kirlilik türü olduğu bilinmektedir. Fakat bu paydaşlar içinde “çocuklar”, toplumda gürültüye karşı en savunmasız grup olarak kabul edilmektedir. Bunun nedeni çocukların gürültü kaynaklarını ve kendilerini gürültüden nasıl koruyacaklarını bilmemeleridir. Bu bağlamda çocuklara gürültünün sağlığımız üzerindeki olumsuz etkilerinin anlatılmasına okul öncesinden itibaren başlanmalıdır. Çalışmanın amacı “gürültü” konusunda yazılmış bir çocuk kitabı yardımı ile ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin gürültü farkındalığı kazanmalarını ve bu konuyu diğer alanlarla bütünleştirmelerini sağlamaktır. Çalışma 2019 Bahar döneminde Bursa Nilüfer İlçesine bağlı bir ilkokulda görev yapan birinci sınıf öğretmeni ve bu öğretmenin 31 öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte, yazar “Behiç Ak” tarafından kaleme alınmış olan “Uyurgezer Fil” adlı kitap öğretmen tarafından öğrencilerine okunmuş, ardından öğrencilere kitapta yer alan kişi ve olaylar hakkında sorular yöneltilmiştir. Gürültü kavramını sanat ile bütünleştirmelerine imkân vermek amacı ile öğrencilerden, öyküdeki kahramanlar ve olaylar hakkında resim veya karikatür çizmeleri istenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden “durum çalışması” olarak kurgulanmıştır. Araştırmanın doğasına uygun olarak çalışmada: 1) gözlem notları; 2) yarı-yapılandırılmış görüşmeler ve 3) öğrencilerin çizdiği resim ve karikatürler veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Cevaplar incelendiğinde, öğrencilerin çevrelerindeki gürültü kaynaklarına örnek olarak daha çok koridorda ve beden eğitimi dersinde bağırmalarını ve trafikten ve inşaatlardan gelen sesleri verdikleri tespit edilmiştir. Hikâye sonunda verdikleri cevaplarda ise çok gürültü olduğunda birbirlerini duyamayan kişilerin bağırmak zorunda kaldıklarını ve böylece bağırmayı alışkanlık haline getirdiklerini vurgulamışlardır. Öğrencilerden, gürültüyü azaltmak için önerilerde bulunmaları istendiğinde doğayı, insanları sevme, sağlık ve empati konularına değindikleri görülmüştür. Etkinliğin ardından öğrencilerin gürültü tanımlarını yapabildikleri, gürültüye ve gürültü kaynaklarına bakış açılarını geliştirdikleri ve gürültü kavramına karşı farkındalık oluşturdukları söylenebilir. Sonuç olarak, etkinliğin kapsamının genişletilmesi, gürültü kavramının diğer disiplinlerle bütünleştirilerek daha çok öğretmenden görüş alınması ve materyal değişiklikleri ile güçlendirilmesi önerilmektedir.
 


Opinions Of Prospective Teachers Receiving Stem Education Regarding Learning Competence


Neslihan ER1, Ersin KARADEMİR1, Özden TEZEL1
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Abstract No: 90 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Individuals living in the information age need to know the ways to access information, use the information they have accessed and produce new information. The most effective way for individuals to have these qualities is possible with their learning how to learn, with more stereotyped "learning to learn". In order to provide individuals 'learning to learn', it is necessary to pay attention to this competency in all educational programs implemented from primary education to the end of higher education, teaching approaches, methods, tools and equipment. The most important task in this belongs to the teacher. Because the teacher is the basic resource and basic guide that will teach individuals and students to learn. For this reason, in our study, it was aimed to determine the competence of prospective teachers to learn to learn as a result of the STEM activity applied. In this study, a case study method, one of the qualitative research methods, was used. Case study is the investigation of one or more situations. In other words, factors related to a situation (environment, individuals, events, processes, etc.) are investigated with a holistic approach and focus is on how they affect the situation and how they affect the situation. Semi-structured interview forms were used as data collection tool. 58 students studying at Eskişehir Osmangazi University Science Education undergraduate program are comprised of the study group. The data obtained were described using the content analysis method. Content analysis is defined as the technique of systematically summarizing, categorizing, and categorizing codes with words or phrases that reflect the content of the text / discourse about a topic, and creating codes within the rules set by the researchers. The data has been collected and data analysis is in progress. The results of the research will be included later.

Stem Eğitimi Alan Öğretmen Adaylarının Öğrenmeyi Öğrenme Yetkinliğine Yönelik Görüşleri


Neslihan ER1, Ersin KARADEMİR1, Özden TEZEL1
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Bildiri No: 90 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilgi çağında yaşayan bireylerin, bilgiye erişme yollarını bilmeleri, ulaştıkları bilgileri kullanabilmeleri ve yeni bilgiler üretebilmeleri gereklidir. Bireylerin bu niteliklere sahip olmalarının en etkili yolu, onların nasıl öğreneceklerini öğrenmeleri, daha kalıplaşmış bir deyişle "öğrenmeyi öğrenme"leri ile olanaklıdır.
Bireylerin "öğrenmeyi öğrenme"lerini sağlamak için, ilköğretimden yükseköğretimin sonuna dek uygulanan tüm eğitim programlarında, öğretim yaklaşım, yöntem, araç ve gereçlerinde bu yetkinliğe dikkat etmek gereklidir. Bunda da en önemli görev öğretmene düşmektedir. Çünkü öğretmen, bireylere, öğrencilere öğrenmeyi öğretecek temel kaynak, temel kılavuzdur. Bu sebeple çalışmamızda öğretmen adaylarının uygulanan STEM etkinliği sonucunda öğrenmeyi öğrenme yetkinliklerini belirlemek amaçlanmıştır.
Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi (case study) kullanılmıştır. Durum çalışması, bir ya da birkaç durumun derinliğine araştırılmasıdır. Yani bir duruma ilişkin etkenler (ortam, bireyler, olaylar, süreçler, vb.) bütüncül bir yaklaşımla araştırılır ve ilgili durumu nasıl etkiledikleri ve ilgili durumdan nasıl etkilendikleri üzerine odaklanılır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Çalışma grubunu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan 58 öğrenci oluşturmaktadır. Elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi kullanılarak betimlenmiştir. İçerik analizi, bir konu ile ilgili metnin/ söylevin içeriğini yansıtacak kelime veya kelime gruplarıyla sistematik olarak özetlenmesi, kategorilere ayrılması ve araştırmacılar tarafından önceden belirlenen kurallar dâhilinde kodlar oluşturulması tekniği olarak tanımlanmaktadır.
Veriler toplanmış olup, veri analizi devam etmektedir. Araştırmanın sonuçlarına daha sonra yer verilecektir.
 


Evaluation Of A Different Application Of Concept Cartoons In Terms Of Student And Teacher Views


Canan Çolak Seymen1, Arzu Saka2
1Trabzon Sürmene İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 343 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this time when learning environments change rapidly in the light of developing technology, the necessity of a learning environment in which students actively participate in every stage of the learning process has come to the fore rather than seeing the teacher as a single element in the center. The ability of students to be able to use their thinking skills and have completed their personal development is closely related to the consideration of learning styles in learning environments. In this study, it was aimed to evaluate the opinions of teachers and students about the process of creating their own original concept cartoons, based on an example of a concept cartoons, by bringing a new interpretation to the use of concept cartoons. This process, which was designed as a lesson plan within the scope of the science lesson, was named as "Bio-cartoon". The study was conducted with the phenomenographic research method, one of the qualitative research methods. The study group of the study consists of 6th grade students who attended a secondary school in the town of Sürmene in Trabzon during the 2016-2017 academic year (n = 16). In the research, teacher activity evaluation form and student activity evaluation form were used as data collection tools. The data were analyzed by subjecting the questions in the activity evaluation forms to descriptive analysis. As a result of the descriptive analysis of the teacher activity evaluation form; Themes such as misconception, exchange of ideas, problem solving, active participation have emerged. Based on the views that the activity named bio-caartoon enables students to think deeply, question and discuss, reveals the misconceptions found in students and enables the concretization of abstract subjects, it is recommended to apply the activity in different units and at different grade levels.
 

Kavram Karikatürlerine Ait Farklı Bir Uygulamanın Öğrenci Ve Öğretmen Görüşleri Açısından Değerlendirilmesi


Canan Çolak Seymen1, Arzu Saka2
1Trabzon Sürmene İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 343 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğrenme ortamlarının gelişen teknoloji ışığında hızla değiştiği bu zamanda, öğretmenin merkezde tek bir öğe olarak görülmesindense, öğrencilerin öğrenme sürecinin her aşamasına aktif olarak katıldığı bir öğrenme ortamının gerekliliği ön plana çıkmıştır. Öğrencilerin düşünme becerilerini kullanabilen ve kişisel gelişimini tamamlamış bireyler olarak yetişebilmesi, öğrenme stillerinin öğrenme ortamlarında dikkate alınması ile yakından ilişkilidir. Bu çalışmada kavram karikatürü kullanımına yeni bir yorum getirmek suretiyle, öğrencilerin gösterilen bir kavram karikatürü örneğinden yola çıkarak, kendi özgün kavram karikatürlerini oluşturmaları süreci ile ilgi öğretmen ve öğrenci görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Fen bilimleri dersi kapsamında bir ders planı olarak kurgulanan bu süreç, “Biyo-karikatür” olarak isimlendirilmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenografik araştırma yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı boyunca Trabzon ili Sürmene İlçesinde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 6. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır (n=16). Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmen etkinlik değerlendirme formu ve öğrenci etkinlik değerlendirme formu kullanılmıştır. Etkinlik değerlendirme formlarında bulunan sorular betimsel analize tabi tutularak verilerin analizi gerçekleştirilmiştir. Öğretmen etkinlik değerlendirme formunun betimsel analizi sonucunda; kavram yanılgısı, fikir alış-verişi, problem çözme, aktif katılım gibi temalar ortaya çıkmıştır. Biyo-karikatür adlı etkinliğin öğrencilerin derinlemesine düşünebilmesi, sorgulayabilmesi ve tartışabilmesini sağladığı, öğrencilerde bulunan kavram yanılgılarını ortaya çıkardığı ve soyut konuların somutlaşmasını sağladığı yönündeki görüşlerden yola çıkılarak söz konusu etkinliğin farklı ünitelerde, farklı sınıf seviyelerinde uygulanması önerilmektedir.
 
 


Review Of Stem Trends In K-12 Education In Turkey


Kibar SUNGUR GÜL1, Aslı SAYLAN KIRMIZIGÜL2, Hüseyin ATEŞ3
1Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü
2Erciyes Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü
3Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü


Abstract No: 366 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

STEM education becomes extremely important in restructuring K-12 education according to the knowledge and skills expected from individuals in the world and Turkey. With the effect of reflection on the curriculums of STEM education and increase in the number of research in this field, especially in Turkey, review studies are required. Therefore, in the scope of this study, reviewing studies conducted on K-12 students in Turkey was aimed. It was also aimed to determine general tendencies about STEM education. The research, conducted according to the systematic review method, consists of three stages: i) Review strategy and selection process ii) Review process and iii) Analysis process (Karaçam, 2013). Accordingly, articles published in Turkish or English between January 2017 - October 2020 were reviewed. By using FETEMM and STEM keywords in 4 different databases (SSCI, ESCI, ERIC and Ulakbim), 83 studies were reached. Only 7 of these studies are within the scope of scale development / adaptation. It was aimed to determine what the research trend in Turkey was within the specified date range by examining under the categories of publishing year, research design, geographic distribution of the sample, education level of the sample, educational material used and education context. The results of the research show that the most studies were conducted in 2019, the studies were mostly carried out with the quantitative research designs, the studies were mostly carried out in the Central Anatolia Region, the studies were mostly carried out with middle school students, the studies were mostly carried out in school environments and in education, simple tools were preferred.
 

Okul Öncesi, Ilk Ve Orta Öğretimde Stem Eğitimi Üzerine Alan Yazın Incelemesi: Türkiye Örneği


Kibar SUNGUR GÜL1, Aslı SAYLAN KIRMIZIGÜL2, Hüseyin ATEŞ3
1Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü
2Erciyes Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü
3Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü


Bildiri No: 366 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEM eğitimi, Türkiye ve Dünya’da okul öncesi, ilk ve orta öğretimin bireylerden beklenen bilgi ve becerilere göre yeniden yapılandırılmasında önemli bir rol oynamaktadır. STEM eğitiminin öğretim programlarına yansımalarının da etkisi ile bu alandaki araştırmaların sayısında görülen artış, özellikle Türkiye’de derleme araştırmalarına duyulan ihtiyacı göstermektedir. Bu araştırma kapsamında Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki öğrencilere yönelik STEM eğitimi ile ilgili Türkiye’de yapılan çalışmaların incelenmesi ve bu anlamda STEM eğitimi hakkında genel yönelimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Sistematik alan yazın yöntemine göre yürütülen araştırma, i) Tarama stratejisi ve seçim süreci ii) Tarama süreci ve iii) Analiz süreci (Karaçam, 2013) olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Bu doğrultuda Ocak 2017 - Ekim 2020 tarihleri arasında Türkçe veya İngilizce olarak yayınlanmış makaleler incelenmiştir.  4 farklı veri tabanında (SSCI, ESCI, Eric ve Ulakbim) STEM ve FeTeMM anahtar kelimeleri kullanılarak taramalar yapılmış ve 83 çalışmaya ulaşılmıştır. Bu araştırmaların yalnızca 7’si ölçek geliştirme/uyarlama kapsamındadır. Araştırmalar, yayımlanma yılı, araştırmanın deseni, örneklemin coğrafi dağılımı, örneklemin eğitim seviyesi, kullanılan eğitim materyali ve eğitim bağlamı kategorileri altında incelenerek belirtilen tarih aralığında Türkiye örneklemindeki yayın eğiliminin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma sonuçları, yapılan çalışmaların yıllara göre dağılımında en fazla araştırmanın 2019 yılında yapıldığını, çalışmaların daha çok nicel araştırma desenine göre yürütüldüğünü, örneklemin coğrafi dağılımına göre araştırmaların çoğunlukla İç Anadolu bölgesinde gerçekleştirildiğini, daha çok ortaokul öğrencileriyle çalışıldığını,  çalışmaların çoğunlukla sınıf içinde gerçekleştirildiğini ve eğitimde daha çok basit araç-gereçlerin tercih edildiğini göstermiştir.
 


Investigation Of Social Jetlag By Gender And Grade Level In Faculty Of Education Students


Ayşenur Yaşar1, Ayşe Nesibe Önder2, Ezgi Güven Yıldırım2, İsmail Önder3
1azi Üniversitesi
2Gazi Üniversitesi
3Sakarya Üniversitesi


Abstract No: 215 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Social jetlag is a term used to express the misalignment between individuals’ biological and social times.Social jetlag is calculated by measuring the difference between midpoint of sleep in free days and midpoint of sleep in working days of individuals.Studies indicate that there is a relationship between social jetlag and unhealthy lifestyle and low academic success.The aim of this study is to examine whether the social jetlag differ according to gender and grade level in faculty of education students.The data of the study were collected from318 prospective teachers with a questionnaire including items regarding gender, grade level, weekday and weekend bedtime and rise times.79.9% of the sample was female and20.1%was male students.The distribution of students by grade level is as follows:30.8%are2nd grade, 57.6%are3rd grade and11.6% are4th grade.The mean and standard deviation of the students’ social jetlag according to gender are;X=01:30,s=00:56 for girls andX=01:40,s=01:28for boys.According to the grade level,X=01:38,s=01:08 for the 2nd grade,X=01:27,s=00:59 for the 3rd grade andX=01:35,s=01:12for the 4th grade. It is seen that the social jetlag averages of males and 2nd year students are high.As a result of two-way ANOVA;the main effects of grade level[F(2,312)=4.432,p<.05] and gender [F(1,312)=5.165,p<.05]were statistically significant.Meanwhile, grade level*gender[F(2,312)=3.906,p<.05] interaction effect was statistically significant. Significant interaction effect was investigated by Bonferroni corrected comparisons.Results presented that there was a statistically significant difference between the social jetlag of 2nd grade and 3rd grade male students(X=02:26,s=01:41andX=01:22,s=01:14)and2nd grade female and male students(X=01:31,s=01:01andX=02:26,s=01:41).The results show that male students, especially 2nd graders, have high social jetlag and high misalignment between their biological and social times.Considering the studies in the literature that indicates the increase in social jetlag duration is negatively related to many psychological, physiological and cognitive features, it can be said that 2nd grade male students are more at risk.

Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Sosyal Jetlag Sürelerinin Cinsiyet Ve Sınıf Düzeyine Göre Incelenmesi


Ayşenur Yaşar1, Ayşe Nesibe Önder2, Ezgi Güven Yıldırım2, İsmail Önder3
1azi Üniversitesi
2Gazi Üniversitesi
3Sakarya Üniversitesi


Bildiri No: 215 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Sosyal jetlag bireylerin biyolojik ve sosyal saatleri arasındaki uyumsuzluğu ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Sosyal jetlag süreleri, bireylerin boş günleri (hafta sonları) ve çalışma günleri (okul günleri) uykunun orta noktaları arasındaki fark ölçülerek hesaplanır. Yapılan çalışmalar sosyal jetlag ile sağlıksız yaşam tarzı ve düşük akademik başarı arasında ilişki olduğunu ifade etmektedir.Bu çalışmanın amacı, eğitim fakültesi öğrencilerinin sosyal jetlag sürelerinin cinsiyet ve sınıf düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışmanın verileri 318 öğretmen adayından cinsiyet, sınıf düzeyi, hafta içi ve hafta sonu yatma ve kalkma saatlerini içeren bir anket yardımıyla toplanmıştır. Örneklemin %79.9 kız öğrencilerden %20.1 erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Bunun yanında öğrencilerin sınıf düzeyine göre dağılımı şöyledir: %30.8’i 2.sınıf, %57.6’sı 3.sınıf ve  %11.6’sı 4.sınıftır.  Öğrencilerin sosyal jetlag süresi ortalama ve standart sapması cinsiyete göre; kızlar için X=01:30 , ss=00:56,erkekler için ise X=01:40, ss=01:28’dir. Sınıf düzeyine göre ise 2.sınıf için X=01:38, ss=01:08, 3.sınıf için X=01:27, ss=00:59 ve 4.sınıf için X=01:35, ss=01:12’dir. Erkeklerin ve 2.sınıf öğrencilerinin sosyal jetlag ortalamalarının yüksek olduğu görülmektedir. İki yönlü ANOVA sonucunda; sınıf [F(2,312)=4.432, p<.05] ve cinsiyet [F(1,312)=5.165, p<.05] ana etkileri ile sınıf*cinsiyet [F(2,312)=3.906, p<.05] etkileşim etkisi istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Anlamlı çıkan etkileşim etkisi Bonferroni düzeltmeli karşılaştırmalar ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar 2.sınıf ve 3. sınıf erkek öğrencilerin (Ortalama ve standart sapma sırası ile X=02:26, ss=01:41 ve X=01:22, ss=01:14) ve 2. Sınıf kız ve erkek öğrencilerin (Ortalama ve standart sapma sırası ile X=01:31, ss=01:01 ve X=02:26, ss=01:41) sosyal jetlag süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğunu göstermiştir (p<.05). Sonuçlar erkek öğrencilerin özellikle de 2.sınıfların sosyal jetlag sürelerinin yüksek olması, biyolojik ve sosyal saatleri arasında uyumsuzluğun yüksek olduğunu göstermektedir. Alan yazında yer alan çalışmalar dikkate alındığında, sosyal jetlag süresindeki artışın birçok psikolojik, fizyolojik ve bilişsel özellik ile negatif ilişkili olduğu göz önünde bulundurulduğunda, 2.sınıf erkek öğrencilerin daha çok risk altında olduğu söylenebilir.
 


Pre-service Science And Mathematics Teachers’ Metaphors Relate To The Integration Of Science, Mathematics, And Technology


Büşra KARTAL1, Tezcan KARTAL1
1Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi


Abstract No: 236 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

A metaphor is an effective means of describing experiences. It is known that much of thinking occurs through conceptual metaphors. It is widely common that teachers use metaphoric language to describe their beliefs about students, teaching, and profession. The metaphor has the potential of exploring comparisons and identifying similarities. Considering the power of metaphors, this study aims to investigate pre-service science and mathematics teachers’ metaphors related to the integration of science, mathematics, and technology. Participants are pre-service teachers who are in their senior year in the departments of science and mathematics education in a state university. Participants will be asked to complete the four sentences respectively; “Science and mathematics are ……because …”, “Science and technology are ……because …”, “Mathematics and technology ……because …” and “Science, mathematics, and technology are ……because …”. We aim to firstly determine the metaphors used by pre-service teachers and to create categories in which similar metaphors exist. Findings would reveal the awareness and perceptions of pre-service teachers related to the dual relationships among science, mathematics, and technology; give the opportunity to compare pre-service teachers’ awareness and perceptions related to the dual relationships and the integration of three disciplines; and identify what pre-service teachers need to integrate science, mathematics, and technology effectively. Based on the expected findings, this study may shed light on the related literature with three important implications.
 

Matematik Ve Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Fen, Matematik Ve Teknoloji Entegrasyonuna Ilişkin Metaforik Algıları


Büşra KARTAL1, Tezcan KARTAL1
1Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi


Bildiri No: 236 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Metaforlar deneyimlerimizi tanımlamak için etkili bir araçtır ve düşünme sürecinin büyük bir kısmının kavramsal metaforlar aracılığıyla gerçekleştiği bilinmektedir. Öğretmenlerin öğrenciler, öğretim ve mesleklerine ilişkin inançlarını açıklamak için metaforik dil kullanımı oldukça yaygındır. Metaforların kıyaslamaları keşfetme ve benzerliklerin farkına varma potansiyeli göz önüne alınarak, bu çalışmada matematik ve fen bilimleri öğretmen adaylarının fen, matematik ve teknoloji entegrasyonuna ilişkin metaforik algılarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Katılımcılar Orta Anadolu’da bir devlet üniversitesinin fen bilgisi ve matematik eğitimi anabilim dallarının son sınıflarında öğrenim gören ve çalışmaya katılmayı kabul eden öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Katılımcı öğretmen adaylarına “Fen ve matematik …… gibidir, çünkü……” ve “Fen ve teknoloji ……gibidir, çünkü ……” “Matematik ve teknoloji ……gibidir, çünkü ……” “Fen, matematik ve teknoloji ……gibidir, çünkü ……” yazılı bir form verilecek ve bu cümleleri tamamlamaları istenecektir. Elde edilen nitel verilerin analizinde öncelikle öğretmen adaylarının kullandığı metaforların belirlenmesi ve bu metaforların benzerlikleri göz önüne alınarak kategoriler oluşturulması amaçlanmaktadır. Veri analizi sonucunda elde edilen bulguların öğretmen adaylarının fen, teknoloji ve matematik arasındaki ikili ilişkilere dair farkındalık ve algıları ortaya çıkarması, bu ikili ilişkilere dair farkındalık ve algıları ile bu üç disiplin arasındaki ilişkiye dair farkındalık ve algıları kıyaslaması ve son olarak bu üç disiplinin etkili bir biçimde entegre edilmesi için öğretmen adaylarının nelere ihtiyaç duyabileceğinin belirlenmesi konusunda ilgili literatüre ışık tutacağı düşünülmektedir.
 


Interaction Design Reloaded: The New Unified Interaction Model


Selin Urhan1, Bahadır Yıldız1
1Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 322 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Although interaction design first emerged and was defined in the 1980s, humankind has been in interaction with other people, nature, tools, and machines unconsciously for centuries since its existence.
Contrary to popular belief, interaction design is not only used in the field of technology. In fact, it is present in all areas of communication, study, and life. Interaction does not occur only between a person and an object or a technological device. It arises spontaneously in bilateral relations as well, for example between individuals or communities.
Education is one of the areas where interaction and its design are significant. First interaction studies on education focused on teacher, student, content and interface interactions, focusing mainly on distance education. It has been observed that they did not address the teaching-learning processes in face-to-face classroom environment. Ignoring the interaction in face-to-face education creates an important gap in the literature since face-to-face learning environments also represent a process of interaction whose effectiveness and efficiency should be determined.
From this point of view, the purpose of this study is to propose a model which ensures that interaction is designed effectively in all learning environments. To this end, studies on interaction design in the literature were reviewed and the existing definitions, components and indicators were analyzed. It has been observed that the studies conducted so far have mostly focused on the online environments. However, since the interaction can occur in any learning environment, a model that can be used in traditional classroom settings is suggested. In this model, there are four basic interaction components, namely teacher, student, content and environment, and the relationships between these components are presented in detail with examples.
 


Analysis Of The Mathematics Questions Of The 2020 High School Transition Exam According To The Revised Bloom's Taxonomy


İbrahim Ergün1
1Batman Fatih Ortaokulu


Abstract No: 347 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Mathematics has been one of the most basic lessons in the education process starting from kindergarten until the first year of higher education. For this reason, mathematics is at the top of the courses that take place in many exams held throughout the country and determine the success of the students. The purpose of this study is to reveal at what level the cognitive processes are measured according to the Revised Bloom Taxonomy of the Mathematics course questions asked in the 2020 High School Transition Exam (LGS). Document analysis method, one of the data collection and evaluation methods, was used in the study. He used descriptive statistics in analyzing the data. In the exam, a total of 20 math questions were asked from the learning areas included in the primary education 8th grade curriculum, covering only the first term. The question types were examined within the scope of the Renewed Bloom taxonomy, and the questions were collected under various subheadings. 4 questions on exponential numbers, 3 questions on radicals, 3 questions on multiplier and multiples, 3 questions on probability, 4 questions on algebraic expressions and inequalities were asked. Then, the reliability of the research was checked by using expert opinions. As a result of the research, it was concluded that the mathematical question types asked in the 2020 pass exam and the revised Bloom Taxonomy only measure the cognitive processes in the application, analysis and evaluation stages.

2020 Liseye Geçiş Sınavı Matematik Sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine Göre Analizi


İbrahim Ergün1
1Batman Fatih Ortaokulu


Bildiri No: 347 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri


Matematik, anaokulundan başlayarak yükseköğretimin ilk yılına kadar öğretim sürecindeki en temel derslerden biri olmuştur. Bu nedenle matematik ülke genelinde yapılan pek çok sınavda yer alan ve öğrencilerin sınav başarısında belirleyici olan derslerin başında gelmektedir. Bu çalışmanın amacı da 2020 yılı Liseye Geçiş Sınavı(LGS)’nda sorulan Matematik dersi sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre hangi düzeyde bilişsel süreçlerin ölçüldüğünün ortaya çıkarılmasıdır. Çalışmada veri toplama ve değerlendirme yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise betimsel istatistikten faydalanmıştır. Sınavda ilköğretim matematik 8.sınıflar öğretim programında yer alan öğrenme alanlarından sadece birinci dönemi kapsayan konulardan toplam 20 matematik sorusu sorulmuştur. Soru çeşitleri Yenilenmiş Bloom taksonomisi kapsamında incelenerek, sorular çeşitli alt başlıklar altında toplanmıştır. Üslü sayılardan 4 soru, köklü sayılardan 3 soru, çarpan ve katlar konusundan 3 soru, olasılık konusundan 3 soru, cebirsel ifadeler ve eşitsizlikler konusundan da 4 soru sorulmuştur. Daha sonra uzman görüşlerinden de faydalanarak, yapılan araştırmanın güvenirliği kontrol edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ise 2020 yılı geçiş sınavında sorulan matematik soru tiplerinin, yenilenmiş Bloom Taksonomisinin sadece uygulama, analiz etme ve değerlendirme basamaklarındaki bilişsel süreçleri ölçtüğü sonucuna ulaşılmıştır.
 


The Effect Of Argumentation Based Activity Usage On The Argumentation Skills Of Secondary School Students In Teaching The Classification Of Animals


Emine YURTYAPAN1, Ayberk BOSTAN SARIOĞLAN2
1MEB
2Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 30 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the effects of the argumentation-supported activities developed by adopting a guided inquiry approach to the teaching of the subject of "classification of animals" in the 5th grade of secondary school and the effect of the students on the development of their argumentation skills. The study was carried out at a secondary school in western Turkey. It was carried out with a total of 25 students, including 14 girls and 11 boys at the 5th grade level. The research was conducted using single group pretest posttest weak experimental design. For the purpose of the research, argumentation-supported activities were designed and applied in the form of group work for the teaching of "Classification of animals". The data were obtained from open-ended questions applied in the form of worksheets. The analysis of the data was carried out with the descriptive analysis technique, using the argumentation quality rubric proposed by Sadler & Fowler (2006). As a result of the analysis, while the quality of the groups' argumentation was not high at the beginning of the activity, it was seen that the two groups had the highest level of argumentation at the end of the activity. In addition, the overall argumentation quality of the class improved at the end of the activity. In order to further improve the quality of students' argumentation, reminder instructions can be placed on the worksheets used in the activities to write more than one rebuttal and opposite arguments.

Hayvanların Sınıflandırılması Konusunun Öğretiminde Argümantasyon Tabanlı Etkinlik Kullanımının Ortaokul Öğrencilerinin Argümantasyon Becerilerine Etkisi


Emine YURTYAPAN1, Ayberk BOSTAN SARIOĞLAN2
1MEB
2Balıkesir Üniversitesi


Bildiri No: 30 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ortaokul 5. sınıf "Hayvanların sınıflandırılması" konusunun öğretimine yönelik rehberli sorgulama yaklaşımı benimsenerek geliştirilen argümantasyon destekli etkinliklerin ayrıntılı bir şekilde ele alınarak öğrencilerin argümantasyon becerilerinin geliştirilmesine etkisini incelemektir. Çalışma Türkiye'nin batısında yer alan bir ortaokulda 5. sınıf seviyesindeki 14 kız, 11 erkek olmak üzere toplam 25 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma tek gruplu ön test son test zayıf deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın amacı doğrultusunda, "Hayvanların sınıflandırılması" konusunun öğretimi için argümantasyon destekli etkinlikler tasarlanarak grup çalışması şeklinde uygulanmıştır. Veriler çalışma kâğıtları şeklinde uygulanan açık uçlu sorulardan elde edilmiştir. Verilerin analizi betimsel analiz tekniği ile Sadler & Fowler (2006) tarafından önerilen argümantasyon kalitesi rubriği ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda etkinliğin başlangıcında grupların argümantasyon kalitesinin üst düzey değil iken, etkinliğin sonunda iki grubun argümantasyon kalitesinin en üst düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca etkinliğin sonunda genel olarak sınıfın argümantasyon kalitesi yükselmiştir. Öğrencilerin argümantasyon kalitesinin daha da artması için etkinliklerde kullanılan çalışma kâğıtlarına birden fazla çürütücü ve karşıt argümanların yazılmasına yönelik hatırlatıcı yönergeler yerleştirilebilir.
 


Investigation Of The Working Mechanism And Requirements Of Nuclear Power Plants With Gifted Students' Based On Inquiry Based Learning


Selman ÜLKER1, Ayberk BOSTAN SARIOĞLAN2
1MEB
2Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 46 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of inquiry-based learning is to enable students to understand the physical world by using the techniques that scientists use in scientific research. In inquiry-based learning, a research inquiry-based learning strategy is adopted, in which students are responsible for their own learning, active participation in the learning process, allowing them to structure the information in their own mind. It is important to use this strategy in the education of gifted students. Based on this idea, in this study, it is aimed to grasp the working mechanism of nuclear power plants and to determine the thoughts about the necessity of establishing a nuclear power plant with an inquiry-based learning approach on gifted students studying in Science and Art Center. In the study, single group pretest-posttest experimental design, which is one of the weak experimental designs, was used. The sample of the study in Turkey's western region where a metropolitan city of ​​Science and Art Center ISDA (Individual Skill Difference Avoid) constitute 8 students in 5th and 6th grade level on the stage. A concept test consisting of 8 questions was applied to the students. At the same time, the responses of the students to the tests were analyzed in more detail with the unstructured interview. After the inquiry-based education, it was determined that students understand the working mechanism of nuclear power plants more accurately. In addition, getting the correct answers from the students as a result of the interviews with the students supports this positive increase. It will be appropriate to teach such sociological issues by conducting projects with gifted students.
 

Özel Yetenekleri Öğrencilerin Sorgulamaya Dayalı Öğrenme Yaklaşımı Ile Nükleer Santrallerin Çalışma Mekanizması Ve Gerekliliği Konusunun Incelenmesi


Selman ÜLKER1, Ayberk BOSTAN SARIOĞLAN2
1MEB
2Balıkesir Üniversitesi


Bildiri No: 46 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Sorgulamaya dayalı eğitimin amacı, bilim insanlarının bilimsel araştırmalarda kullandıkları teknikleri kullandırarak öğrencilerin fiziksel dünyayı anlamalarını sağlamaktır. Sorgulamaya dayalı eğitimde öğrencinin, kendi öğrenmesinden sorumlu olduğu, öğrenme sürecine aktif katılımının sağlandığı, bilgiyi kendi zihninde yapılandırmasına olanak tanıyan araştırma sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisi benimsenir. Bu stratejinin, özel yetenekli öğrencilerin eğitiminde kullanılması önem arz etmektedir. Bu düşünceden yola çıkarak bu çalışmada, Bilsem’lerde öğrenim gören özel yetenekli öğrenciler üzerinde sorgulamaya dayalı öğrenme yaklaşımı ile nükleer santrallerin çalışma mekanizmasını kavramak ve nükleer santral kurulmasının gerekliliği hakkındaki düşünceleri belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada zayıf deneysel desenlerden tek gruplu öntest-sontest deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Türkiye’nin batı bölgesindeki bir büyükşehirdeki Bilim ve Sanat Merkezi’ne devam etmekte olan BYF (Bireysel Yetenekleri Fark ettirme) aşamasındaki 5 ve 6. Sınıf düzeyindeki 8 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere 8 sorudan oluşan bir kavram testi uygulanmıştır. Aynı zamanda yapılandırılmamış görüşme ile öğrencilerin testlere verdikleri cevaplar daha ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Sorgulamaya dayalı öğretim sonrası, öğrencilerin nükleer santrallerin çalışma mekanizmasını daha doğru anladıkları belirlenmiştir. Ayrıca öğrenciler ile yapılan görüşmeler sonucunda öğrencilerden doğru cevapların alınması bu olumlu artışı desteklemektedir. Üstün yetenekli öğrenciler ile projeler yürütülerek bu tür sosyabilimsel konuların öğretimi yapılması uygun olacaktır.
 


The Role Of Practices Which Are Enriched With Activities To Enhance Awareness Of Solar Energy Usage Areas


Sibel AKGÜN1, Fatime BALKAN KIYICI2
1Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Öğrencisi
2Sakarya Üniversitesi


Abstract No: 174 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to examine the role of practices which are enriched with activities to enhance awareness of solar energy usage areas This research was conducted as a case study from qualitative research approaches. In the 2018-2019 academic year, the study group of the research consists of 10 students who volunteered from 32 members of the Eco team within the scope of the Eco School program in Sakarya province. Purposeful sample selection was used to form the study group. An open-ended questionnaire consisting of semi-structured questions was used to collect data, and an evaluation form created by the researcher was used to evaluate the model home designs prepared by the students. The data were obtained from students' responses to the open-ended questionnaire applied before and after the training planned to raise awareness about solar energy, and the design evaluation form. Content analysis was used in the analysis of the qualitatively obtained data. According to the research results; It has been determined that the applications enriched with activities are gained, such as raising awareness of solar energy usage areas, developing the awareness of using renewable energy sources and realizing the application of theoretical knowledge in daily life.
 

Etkinliklerle Zenginleştirilmiş Uygulamalarin Güneş Enerjisi Kullanim Alanlari Farkindaliğini Arttirmadaki Rolünün Incelenmesi


Sibel AKGÜN1, Fatime BALKAN KIYICI2
1Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Öğrencisi
2Sakarya Üniversitesi


Bildiri No: 174 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma ile, etkinliklerle zenginleştirilmiş uygulamaların Güneş enerjisi kullanım alanları farkındalığını arttırmadaki rolünün incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, Sakarya ilinde bir ortaokulda öğrenim gören Eko Okul programı kapsamında yer alan 32 kişilik Eko tim üyelerinden gönüllü olan 10 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunun oluşturulmasında amaçlı örneklem seçimi kullanılmıştır. Veri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan açık uçlu soru formu ve öğrenciler tarafından hazırlanan maket ev tasarımlarının değerlendirilmesi için, araştırmacı tarafından oluşturulan değerlendirme formu kullanılmıştır. Veriler Güneş enerjisi ile ilgili farkındalık oluşturmak üzere planlanan eğitimin gerçekleştirilmesinden önce ve sonra uygulanan açık uçlu soru formuna öğrencilerin verdikleri cevaplardan ve tasarım değerlendirme formundan elde edilmiştir.  Nitel veri olarak elde edilmiş bu verilerin analizi edilmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; etkinliklerle zenginleştirilmiş uygulamaların yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi ile ilgili kullanım alanları farkındalığı sağlama, yenilenebilir enerji kaynağı kullanma bilincini geliştirme ve teorik bilgilerin günlük hayatta uygulamasını gerçekleştirme gibi kazanımların elde edildiği belirlenmiştir.
 


The Effect Of Documentary Films On Star Formation Process Concept Learning


Ceren Köreken1, Zehra Özdilek1
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü


Abstract No: 188 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

PURPOSE: This research; The documentary was made to investigate the effect of star formation process teaching on concept learning. The study was conducted with thirteen seventh grade students in a secondary school in Istanbul. Before the application, seven open-ended questions were asked to the students about the star formation process, and the answers given by the students to the questions were recorded. After the preliminary interview, the documentary film "Universe and Stars" aired on the channel named Discovery Science, 3: 59-4: 17, 4.17-6: 08, 25: 50- 28:46, 30: 45-32: 00, 33: 15- In a total of 14:08 minutes including 36:30, 37: 36- 39:00 and 39: 05- 42:28, the students were watched and the parts containing the subject of formation were watched by the students and the necessary explanations were made by the teacher.After the application, the last interview questions including ten open-ended questions including the star formation process and students' opinions about the application were asked to the students and the answers were recorded. The answers given by the students to the pre and post interview questions were examined by providing transcripts of all the records in computer environment.
METHOD: The case study method, one of the qualitative research methods, was used in the study. Using this method, the effect of documentary films on students' concept learning was examined. Semi-structured interview technique was used as data collection tool in the study. The research data obtained through semi-structured interviews were analyzed using descriptive analysis method.
RESULTS:
When the answers given by the students to the pre-interview questions were examined, it was found that most of the answers were far from scientific explanations and even some questions were not answered at all. When the answers given by the students to the last interview questions are examined, it is seen that the answers are more scientific, there is a significant increase in the number of correct answers, there are no questions that have not been answered, the students enjoy the application and the documentary watched makes the subject more understandable, and they think that such applications will be useful in other lessons. It was determined according to the answers received from the students.
CONCLUSION: In the study conducted on the subject of stars and the formation process of 7th grade students, it was concluded that the use of documentary films in the subject area of ​​the star formation process is beneficial in students' learning concepts.
KEY WORDS: Documentary films, Star formation process, Concept learning.

Belgesel Filmlerin Yıldız Oluşum Süreci Kavram Öğrenimine Etkisi


Ceren Köreken1, Zehra Özdilek1
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü


Bildiri No: 188 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

AMAÇ: Bu araştırma; belgesel film ile yıldız oluşum süreci konu alanı öğretiminin öğrencilerin kavram öğrenimine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışma İstanbul’da bir ortaokulda yedinci sınıfta öğrenim gören on üç öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama öncesinde öğrencilere yıldız oluşum süreci hakkında yedi adet açık uçlu soru  yöneltilmiş ve öğrencilerin sorulara verdikleri yanıtlar araştırmacı tarafından ses kaydına alınmıştır. Ön görüşmenin ardından Discovery Science isimli kanalda yayınlanan “Evren ve Yıldızlar” isimli belgesel filmin 3:59-4:17, 4.17-6:08, 25:50- 28:46, 30:45-32:00, 33:15-36:30, 37:36- 39:00 ve 39:05- 42:28 olmak üzere toplam 14:08 dakikalık sürede yer alan yıldızlar ve oluşum süreci konu alanını içeren kısımlar öğrencilere izlettirilmiştir ve araştırmacı tarafından gerekli açıklamalar yapılmıştır. Yapılan uygulamanın ardından yıldız oluşum sürecini ve öğrencilerin uygulamaya yönelik görüşlerini içeren on adet açık uçlu sorunun yer aldığı son görüşme soruları öğrencilere yöneltilmiş ve cevaplar kayıt altına alınmıştır. Araştırmacı tarafından tüm kayıtların bilgisayar ortamında transkripti sağlanarak öğrencilerin ön ve son görüşme sorularına verdikleri cevaplar incelenmiştir.

YÖNTEM: Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem kullanılarak belgesel filmlerin öğrencilerin kavram öğrenimine etkisi incelenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmelerle elde edilen araştırma verileri betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir.
BULGULAR: Öğrencilerin ön görüşme sorularına verdikleri yanıtlar incelendiğinde çoğu cevabın bilimsel açıklamalardan uzak  hatta bazı soruların hiç cevaplandırılmamış olduğu tespit edilmiştir. Son görüşme sorularına öğrencilerin verdikleri yanıtlar incelendiğinde ise cevapların daha bilimsel olduğu, doğru cevap sayısında belirgin bir artışın gözlendiği, hiç cevaplandırılmayan sorunun olmadığı ve öğrencilerin yapılan uygulamadan keyif aldıkları ve izlenilen belgeselin konuyu daha anlaşılır hale getirdiği, diğer derslerde de bu tarz uygulamaların yapılmasının faydalı olacağını düşündükleri öğrencilerden alınan cevaplar doğrultusunda tespit edilmiştir.

SONUÇ: 7. sınıf öğrencilerinin yıldızlar ve oluşum süreci konusuna yönelik olarak gerçekleştirilen çalışmada belgesel filmlerin yıldız oluşum süreci konu alanında kullanımının öğrencilerin kavram öğreniminde faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
ANAHTAR KELİMELER: Belgesel filmler, Yıldız oluşum süreci, Kavram öğrenimi.

 


Examining The Impact Of Cyber Bullying Awareness Training Developed For Parents


Emel Duman1, Nuray Yılmaz1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 196 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Purpose
The purpose of the research, which is a great threat for families and children about cyber bullying and the cyber bullying prevention was designed by the researcher in order to gain awareness of parents, “Cyber Bullying Awareness Training For Parents” is to examine the impact of participant opinions in the light of. 
 Method
The “Cyberbullying sensitivity scale” was used to determine the change in parents 'sensitivity to cyberbullying at the end of education and the “Cyberbullying awareness training assessment questionnaire” prepared by the researcher to determine parents' views on the education they attended. In the study, a single group pre-test-post-test model was used from weak experimental models.
Cyberbullying Awareness Training and Implementation Process Developed for Parents
Designed with Keller's arcs motivation theory and adult education methods and techniques in mind, the training consists of two parts, “ virtual world& cyberbullying” and “ recommendations to families”.The training is completed in one session in approximately 1.5 hours. Before and after the training, the cyberbullying sensitivity scale was applied to participants as pre-and sontest. Finally, participants were asked to fill out the educational assessment questionnaire.
Findings
As a result of the study, a significant difference was found between the sensitivity levels of the participants before and after the program. When the relationship between parental demographic variables, age, education, operating status and gender and cyberbullying sensitivity levels were examined, no significant difference was found between sensitivity levels and demographic variables.based on the frequency and percentage values of the participants ' views, it was concluded that the program had a positive effect on the participants.
Result
           Research findings suggest that cyberbullying awareness training has an impact on parents involved in the research. At the end of the education they received, it was found that there was no difference in the levels of cyberbullying of parents by age, education status, working status and gender. These findings can be considered as an indication that the prepared training program can be applied to many groups.
            In view of the parents ' views on the education program, the majority of parents found the duration of education adequate, almost all of them found the content of the education interesting and stated that it was available in daily life. The majority of parents expressed their satisfaction with participating in the training, but all said they would definitely recommend the program to those around them.
In the section where parents are asked to state the two most affected subjects in the education program and the two subjects they feel they lack, the majority of parents who express their views stated that they were affected by the videos that contained the events that had been used in the education. Again, the use of scenarios and case studies in education are among the subjects affected. Based on this information, it can be said that real-life sections of adult education methods and techniques in raising awareness of parents, presenting case studies and using scenarios are correct and contribute positively to raising awareness.
 

Velilere Yönelik Geliştirilen Siber Zorbalık Farkındalık Eğitiminin Etkisinin Incelenmesi


Emel Duman1, Nuray Yılmaz1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 196 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Amaç
Araştırmanın amacı; aileler ve çocuklar için büyük bir tehdit unsuru olan siber
zorbalık ve siber zorbalığı önleme konusunda ailelerin farkındalık kazanmasını sağlamak
amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan “Velilere Yönelik Siber Zorbalık Farkındalık
Eğitimi” nin etkisini incelemektir. Eğitimin etkisini belirlemek üzere, eğitime katılan öğrenci
velilerinin eğitim sonunda siber zorbalığa ilişkin duyarlılıklarındaki değişim ve eğitime ilişkin
görüşleri incelenmiştir.
Yöntem
Verilerin toplanmasında velilerin eğitim sonunda siber zorbalığa ilişkin duyarlılıklarındaki değişimi belirlemek üzere “Siber Zorbalık Duyarlılık Ölçeği” ve velilerin katıldıkları eğitime ilişkin görüşlerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan “Siber Zorbalık Farkındalık Eğitimi Değerlendirme Anketi”  kullanılmıştır. Araştırmada zayıf deneysel modellerden tek grup öntest-sontest modeli kullanılmıştır.
Velilere Yönelik Geliştirilen Siber Zorbalık Farkındalık Eğitimi ve Uygulanma Süreci
Keller’ın ARCS motivasyon Kuramı ve yetişkin eğitim yöntem ve teknikleri göz önünde bulundurularak tasarlanan eğitim “ Sanal Dünya& Siber Zorbalık” ve “ Ailelere Öneriler” şeklinde iki bölümden oluşmaktadır. Eğitim yaklaşık 1,5 saatte tek oturumda bitirilmektedir. Eğitimden önce katılımcılara Siber Zorbalık Duyarlılık Ölçeği öntest olarak uygulanmıştır. Eğitim bittikten sonra katılımcılardan Siber Zorbalık Duyarlılık Ölçeği’ ni son test olarak tekrar doldurmaları istenmiştir. Ölçek uygulama işleminden sonra katılımcılar Siber Zorbalık Eğitimi Değerlendirme Anketi ‘ ni doldurarak eğitime dair görüşlerini bildirmişlerdir.
Bulgular
Verilerin analizinde nicel veri yöntemlerinden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Kruskal Wallis Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılmış, anlamlı farklılıklar için etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların program öncesi ve sonrası duyarlılık düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Aradaki farkın etki büyüklüğü “az” olarak hesaplanmıştır.  Velilerin demografik değişkenlerden yaşları, öğrenim durumları, çalışma durumları ve cinsiyetleri ile siber zorbalık farkındalık düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde, duyarlılık düzeyleri ile demografik değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Program sonunda katılımcıların programa dair görüşlerinin frekans ve yüzde değerlerine bakıldığında programın, katılımcılar üzerinde olumlu etki yarattığı sonucuna varılmıştır.
 Sonuç
            Siber zorbalık farkındalık eğitiminin velilerin siber zorbalık duyarlılık düzeylerine etkisini inceleyen araştırma bulguları, siber zorbalık farkındalık eğitiminin araştırmaya katılan veliler üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Aldıkları eğitim sonunda velilerin siber zorbalık düzeylerinde yaş, öğrenim durumu, çalışma durumu ve cinsiyete göre bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgular hazırlanan eğitim programının birçok gruplara uygulanabileceğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
            Velilerin eğitim programına dair görüşlerine bakıldığında velilerin çoğunluğu eğitim süresini yeterli bulmuş, neredeyse tamamı eğitimin içeriğini ilgi çekici bulmuş ve anlatılanların günlük hayatta kullanılabilir olduğunu belirtmiştir. Velilerin büyük çoğunluğu eğitime katılmaktan memnuniyet duyduğunu belirtmiş olmakla birlikte tamamı programı çevresindekilere de mutlaka önereceğini söylemiştir.
Velilerin eğitim programında en çok etkilendiği iki konuyu ve eksikliğini hissettikleri iki konuyu belirtmelerinin istendiği bölümde ise görüş bildiren velilerin çoğunluğu eğitimde kullanılan yaşanmış olayları içeren videolardan etkilendiklerini belirtmişlerdir. Yine eğitimde senaryoların ve örnek olayların kullanımı etkilenilen konular arasında bulunmaktadır. Bu bilgilerden yola çıkarak velilerin farkındalık kazanmasında yetişkin eğitim yöntem ve teknikleri arasında olan gerçek yaşamdan kesitlerin, örnek olayların sunulmasının, senaryoların kullanımının doğru olduğu, farkındalık kazanmalarına olumlu yönde katkı sağladığı söylenebilir.  
 


The Journey Of The Data On The Motherboard: Educational Game Design With Unity


Semra Fiş Erümit1, Furkan Kalyoncu2, Hasan Karal2
1Karadeniz Teknik Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 198 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Digital games are seen as a teaching educational tool thanks to the benefits they provide in educational environments. With the use of digital games in the educational process, students' participation and motivation increases, and the environment becomes more interesting and instructive. Educational digital game designs are a very difficult process in terms of both pedagogical and design process. In order for educational games to reach the targeted educational outcomes, the scenario and the whole process should be well constructed technically. The aim of this study is to design and develop the game, which explains how the data is transmitted on the motherboard and the functions of the hardware units for the secondary school students. The creation of scenarios and development with Unity were carried out with the design-based research method. The first is to prepare the game scenarios according to the curriculum and the player types, the second is the game design with the Unity game development engine. In the first stage, the main scenario was created by examining the subjects of 5th and 6th grade information technologies. After, this main scenario was prepared separately for Bartle (1996) 's four player types. By designing the games in accordance with the type of player, it is ensured that the preferences and features of the players are taken into consideration so that the games are more motivating and instructive. After writing the scenarios, storyboard drawings of the scenarios for each player type were created. In the second stage, the design process started with Unity. At this stage, the environment where the game will be played has been developed. For this purpose, 3D models suitable for the purpose of the study were selected from the online site of the Unity game development engine. After these downloaded models are transferred to the Unity program, necessary interventions are made with the relevant code lines and used in the game. Other support objects to be used in game were developed in Blender 3D modeling program and transferred to Unity program. In order to prevent loading / waiting problems in the game and to be used on mobile devices thanks to its low system requirement, the character and environment designs in the game environment are designed with LowPoly feature. In the process of developing the game environment; game environment selection, character selection, character activation, character controls, interactions of objects, multiplication and interaction controls, new object derivation, transition between objects and creation of user interface. At the end of the study, an educational game has been developed that is suitable for the types of players and the achievements in the curriculum.

This study was supported by TUBITAK project numbered 118R034

Verinin Anakartta Yolculuğu: Unity 3d Ile Eğitsel Oyun Tasarımı


Semra Fiş Erümit1, Furkan Kalyoncu2, Hasan Karal2
1Karadeniz Teknik Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 198 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Dijital oyunlar, eğitim ortamlarında sağladığı faydalar sayesinde öğretici bir eğitim aracı olarak görülmektedir. Dijital oyunların eğitim sürecinde kullanılması ile öğrencilerin derse katılımı ve motivasyonları artmakta, ders ortamı daha ilgi çekici ve öğretici hale gelmektedir. Eğitsel dijital oyun tasarımları hem pedagojik açıdan hem de tasarım süreci açısından oldukça zor bir süreçtir. Eğitsel oyunların hedeflenen öğretimsel çıktılara ulaşması için senaryonun ve tüm sürecin teknik açıdan iyi kurgulanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencileri için verinin anakartta ne şekilde iletildiğini ve donanım birimlerinin görevlerini anlatan oyunun tasarlanması ve geliştirilmesidir. Çalışmada senaryoların oluşturulması ve Unity ile tasarım aşaması, tasarım tabanlı araştırma yöntemi ile yürütülmüştür. Tasarım süreci 2 aşamada gerçekleştirilmiştir. İlki oyun senaryolarının müfredattaki kazanımlara göre ve oyuncu tiplerine göre hazırlanması, ikincisi Unity oyun geliştirme motoru ile oyun tasarımıdır. İlk aşamada 5. ve 6. sınıf bilişim teknolojileri konu ve kazanımları incelenerek ana senaryo oluşturulmuştur. Daha sonra bu ana senaryo Bartle (1996)’ın 4 oyuncu tipine (başaranlar, sosyalleşenler, kâşifler ve katiller) göre ayrı ayrı hazırlanmıştır. Oyunların oyuncu tipine uygun olarak tasarlanması ile oyuncuların oyun oynama tercihleri ve özelliklerinin dikkate alınması sağlanmakta böylece oyunların daha motive edici ve öğretici olması hedeflenmektedir. Oluşturulan 4 senaryoda temel amaç verilerin anakarttaki iletimini ve donanım birimlerinin görevlerini öğretmektir. Senaryolar yazıldıktan sonra her oyuncu tipine ait senaryoların storyboard çizimleri oluşturulmuştur. İkinci aşamada Unity ile tasarım sürecine başlanmıştır. Bu aşamada öncelikle oyun oynanacak ortam geliştirilmiştir. Bu amaçla Unity oyun geliştirme motorunun online nesne sağlayan sitesinden çalışmanın amacına uygun 3D modeller seçilmiştir. Seçilen bu modeller Unity programına aktarıldıktan sonra ilgili kod satırları ile gerekli müdahaleler yapılıp oyun içerisinde kullanılmıştır. Oyun sahnelerinde kullanılacak diğer yardımcı nesneler Blender 3D modelleme programında geliştirilmiş ve Unity programına aktarılmıştır. Geliştirilen oyunun oynanması sırasında platform kısıtlaması gibi herhangi bir sorun yaşanmaması için WebGL ortamı kullanılmıştır. Ayrıca oyunda yüklenme/bekleme sorunlarının önüne geçilmesi ve düşük sistem gereksinimi sayesinde mobil cihazlarda da kullanılabilir olması için,  oyun ortamındaki karakter ve ortam tasarımları LowPoly özelliğinde tasarlanmıştır. Oyun ortamı geliştirme sürecinde; oyun ortamı seçimi, karakter seçimi, karakter hareketlendirme, karakter kontrolleri, objelerin etkileşimleri, çarpma ve değme kontrolleri, yeni nesne türetme, nesneler arası geçiş ve kullanıcı arayüzünün oluşturulması yapılmıştır. Tüm bu süreçlerde alan uzmanlarının görüşleri alınmış ve gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Çalışma sonunda, oyuncu tiplerine ve müfredattaki kazanımlara uygun eğitsel bir oyun geliştirilmiştir.

Bu çalışma 118R034 numaralı TÜBİTAK projesi ile desteklenmektedir.


The Contiguity Principle And The Divided Attention Effect In Multiple Learning Environments: A Systematic Review Study


Arif AKÇAY1, Adem YILMAZ1
1Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 361 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Multiple learning environment researches in education began with the use of various media (pictures, text, video, animation, etc.) in education at the beginning of the 20th century. Today, these studies focus on how multiple learning environments should be designed in order to make teaching more effective and efficient. Mayer's Cognitive Theory of Multimedia Learning has revealed several principles on how multiple learning environments should be designed for students to achieve more effective learning. One of the design principles revealed by the theory is the Contiguity Principle. According to this principle, more than one type of environment offered to students should be presented adjacent spatially and temporally in order for learning to take place effectively and efficiently. For example, if the presented picture and written text are presented separately from each other in spatial or temporal terms, the student will keep the information he received from an environment in his limited working memory, in a search to integrate it, when he finds it, he will try to integrate the information and thus exhibit cognitive behaviors outside the learning process. Despite this situation, which will negatively affect the learning process, presenting different environments simultaneously integrated with each other will ensure that students focus on the integrated multimedia learning material, do not enter into unnecessary cognitive processes and are not exposed to the effect of divided attention. In the literature, there are more than one studies conducted in various disciplines (e.g. geometry, accounting, music, psychology, science) on the Contiguity Principle and the Divided Attention Effect that occurs accordingly, and these studies have obtained supporting or contradictory results for the principle. Many more unclear situations have arisen regarding this principle and impact, and little information has been learned about how it should be designed to provide more effective teaching. Therefore, in this study, it is aimed to make a systematic review of the studies on the Contiguity Principle and the Divided Attention Effect in order to address the design principle with a holistic perspective, to better understand the research findings and to present research proposals. In the research, the studies reached by scanning many national and international scientific publication databases (such as Web of Science, ERIC, Taylor & Francis, YÖK Thesis Center) were examined on the basis of various factors such as the education level of the research, the experimental method used, dependent and independent variables, the countries where the studies were conducted. .In the light of the results obtained as a result of the research, suggestions are given.

Çoklu Öğrenme Ortamlarında Bitişiklik Ilkesi Ve Bölünmüş Dikkat Etkisi: Bir Sistematik Derleme Çalışması


Arif AKÇAY1, Adem YILMAZ1
1Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 361 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Eğitimde çoklu öğrenme ortamı araştırmaları, 20. yüzyılın başlarında çeşitli ortamların (resim, metin, video, animasyon vb.) eğitimde birlikte kullanılması ile başlamıştır. Günümüzde ise bu araştırmalar çoklu öğrenme ortamlarının öğretimin daha etkili ve verimli olması adına nasıl tasarlanması gerektiğine odaklanmaktadır.  Mayer’in Çoklu Ortamla Öğrenmenin Bilişsel Kuramı çoklu öğrenme ortamlarının öğrencilerin daha etkili öğrenme gerçekleştirmeleri için nasıl tasarlanması gerektiğine yönelik çeşitli ilkeler ortaya koymuştur. Kuramın ortaya koyduğu tasarım ilkelerinden biri de Bitişiklik İlkesidir. Bu ilkeye göre öğrencilere sunulan birden fazla türde ortamın öğrenmenin etkili ve verimli gerçekleşmesi için konumsal ve zamansal olarak bitişik sunulması gerekmektedir. Örneğin, sunulan resim ile yazılı metin birbirinden konumsal ya da zamansal olarak ayrı sunulursa öğrenci bir ortamdan almış olduğu bilgiyi kısıtlı çalışan belleğinde tutacak, bütünleştirmek için bir arayış içerisinde olacak, bulduğunda ise bilgileri bütünleştirmeye çabalayacak ve böylelikle öğrenme sürecinin dışında bilişsel davranışlar sergileyecektir. Öğrenme sürecini olumsuz etkileyecek bu duruma karşın farklı ortamların birbirleriyle bütünleştirilmiş şekilde eş zamanlı sunulması öğrencilerin bütünleştirilmiş çoklu ortam öğrenme materyaline odaklanmasını, gereksiz bilişsel süreçler içerisine girmemesini ve bölünmüş dikkat etkisine maruz kalmamasını sağlayacaktır.  Alanyazında Bitişiklik İlkesi ve buna bağlı olarak meydana gelen Bölünmüş Dikkat Etkisi ile ilgili çeşitli disiplinlerde yapılan (ör., geometri, muhasebe, müzik, psikoloji, fen bilimleri) birden fazla çalışma bulunmakta ve bu çalışmalarda ilkeyi destekleyici veya çelişkili sonuçlara ulaşılmıştır. Bu ilke ve etki ile ilgili daha anlaşılamayan birçok durum oluşmuş ve daha etkili şekilde öğretim sağlanması için nasıl tasarlanması gerektiği hakkında çok az bilgi edinilmiştir. Bundan dolayı bütüncül bir bakış açısı ile tasarım ilkesinin ele alınması, araştırma bulgularının daha iyi anlaşılması ve araştırma önerileri sunulması adına bu çalışmada Bitişiklik İlkesi ile Bölünmüş Dikkat Etkisini konu alan çalışmaların sistematik derlemesinin yapılması amaçlanmıştır. Araştırmada ulusal ve uluslararası (ör. Web of Science, ERIC, Taylor&Francis, YÖK Tez Merkezi gibi) birçok bilimsel yayın veritabanı taranarak ulaşılan çalışmalar araştırmanın yapıldığı öğrenim düzeyi, kullanılan deneysel yöntem, bağımlı ve bağımsız değişkenler, çalışmaların yapıldığı ülkeler gibi çeşitli faktörler temel alınarak incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar ışığında önerilere yer verilmiştir.
 


Investigation Of The Use Of Mathematics History In Secondary School Course Books


Satı CEYLAN1
1Burhaniye Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 50 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

There are many studies stating that the use of mathematics history in education has positive effects on students' success and attitude. So it must be used in the sources of the education like textbooks. They are one of the primary sources that can convey the history of mathematics to students. In this context, the aim of the study is to examine the use of mathematics history in secondary school mathematics textbooks and to make alternative suggestions in which mathematics history can be used. For this purpose, secondary school mathematics textbooks have been examined by document analysis method and it has been tried to determine to what extent the history of mathematics is used in the books. In addition, the study examines the elements of the history of mathematics at which stage of the course, in which learning area, and what content they deal with, and how they change according to the grade levels. While conducting this analysis and analysis of the data, Erdogan etc. Finally, "suggestion notes" were prepared, which consist of mathematics history items that may be suitable for the unit subjects in the secondary school mathematics curriculum. In the four textbooks examined at the end of the study, twenty seven math history items were found. It was observed that these items were mostly included at the fifth grade level, at the introductory stage, in the field of learning numbers and operations, as small historical pieces related to the historical development of situations other than mathematics. According to the findings, it can be said that the historical development of mathematical concepts is not emphasized, the examples of mathematicians' lives are not given, the situations related to the field of use of mathematics are not sufficiently used, and as a result, it can be emphasized that, the history of mathematics is not used sufficiently in secondary school mathematics textbooks. 

Ortaokul Ders Kitaplarinda Matematik Tarihinin Kullanilma Durumunun Incelenmesi


Satı CEYLAN1
1Burhaniye Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 50 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik tarihinin eğitimde kullanımının öğrencilerin başarısına ve tutumuna olumlu katkılarının olduğunu belirten pek çok çalışma vardır. Matematik tarihini öğrencilere ulaştırabilecek kaynakların başında ders kitapları gelmektedir. Bu çalışmanın amacı ortaokul matematik ders kitaplarında matematik tarihinin kullanılma durumunu incelemek ve matematik tarihinin kullanılabileceği alternatif önerilerde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda, ortaokul matematik ders kitapları doküman analizi yöntemiyle incelenmiş ve kitaplarda matematik tarihinin ne derece kullanıldığı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada matematik tarihi ile ilgili ögelerin dersin hangi aşamasında, hangi öğrenme alanında yer aldığı ve nasıl bir içerikle ele alındığı ve sınıf düzeylerine göre nasıl değiştiği incelenmiştir. Bu inceleme ve verilerin analizi yapılırken Erdoğan vd. (2015)’nin önerdiği sınıflandırmaya uygun olarak “tarihi notlar”, “matematiğin kullanım alanlarına ilişkin notlar”, “tarihsel notlarla birlikte uygulamaları” ve “öğrencinin okul dışı çalışmalarında yer alan tarihsel ögeler” kategorileri kullanılmıştır. Bu sınıflandırmalara uygun farklı kodlamalar belirlenmiştir. Ayrıca kitaplarda yer alan bilim insanlarının hayatları, eski matematiksel yöntemler, matematiksel kavramların tarihsel gelişim süreci ve matematik dışı bir ögenin tarihsel gelişimi durumlarına göre de incelemeler yapılmıştır. Son olarak ortaokul matematik öğretim programında yer alan ünite konularına uygun olabilecek matematik tarihi ögelerinden oluşan “öneri notları” hazırlanmıştır. Çalışma sonunda incelenen dört ders kitabında 27 matematik tarihi ögesine rastlanmıştır. Bu ögelere çoğunlukla beşinci sınıf seviyesinde, konuya giriş aşamasında, sayılar ve işlemler öğrenme alanında, matematik dışındaki durumların tarihsel gelişimleri ile ilgili ufak tarihsel parçalar şeklinde yer verildiği görülmüştür. Bulgular ışığında matematiksel kavramların tarihi gelişimleri üzerinde durulmadığı, matematikçilerin hayatlarından örnekler verilmediği, matematiğin kullanım alanına ilişkin durumlara yeterince yer verilmediği ve sonuç olarak ortaokul matematik ders kitaplarında matematik tarihinden yeterince yararlanılmadığı söylenebilir. Ayrıca Antik Mısır matematiği, sayıların tarihçesi, kesirlerin ilk gösterimleri, Osmanlı Medreseleri’nde kesirlerle işlemler, önemli matematikçiler, Atatürk’ün yazdığı geometri kitabı, grafiklerin mucidi: William Playfair, saatin icadı ve tarihsel gelişimi, Galileo termometresi, pi sayısının gelişimi, Thales teoremi, altın oran ve fibonaççi gibi matematik tarihinin amacına kullanımını destekleyen tarihsel ögelere yer verilebilir.


Investigation Of The Effect Of Lesson Study Method On Teachers 'professional Developments


Barış AYDOĞAN1, Rıdvan EZENTAŞ1
1BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 78 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

When some studies on the professional development of teachers are examined, it is seen that the teachers work as a group, plan the teaching and learning proc ess together, observe each other's lessons, and have positive and negative reflections behind the practices. One of the models that covers these stages is the Lesson Study model. This model, which is a Japanese approach, covers the work of teachers in a cycle of planning, implementation and reflection on a lesson. Lesson study is also a class-based model that puts teachers at the center of professional development activity, about how students think and learn. The aim of this study is to examine the effect of lesson study method on teachers' professional development in 9th grade mathematics lessons.
            This study was carried out during an academic year with three mathematics teachers working at an Anatolian High School in Mudanya District of Bursa Province. The practices took place in two classes whose academic achievement levels these teachers attended the course. The data of this research consists of teacher seminars to be held within the scope of the research, videos of Lesson study applications, classroom lesson observation form, and interview records.
            In this study, as a result of the applications made with the Lesson Study method, the changes in the clan teacher board studies and the professional development of the teachers using this method were examined. In applications made on six different subjects, it was focused on the knowledge of the student, the organization of the lesson and the assessment and evaluation components. As a result, it has been determined that the applications made with Lesson Study method have seriously affected the activities in the clan teacher board and that teachers using this method showed a significant change in their professional development.

Lesson Study Metodunun Öğretmenlerin Mesleki Gelişimlerine Etkisinin Incelenmesi


Barış AYDOĞAN1, Rıdvan EZENTAŞ1
1BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 78 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğretmenlerin mesleki gelişimleri ile ilgili bazı çalışmalar incelendiğinde öğretmenlerin grupça çalıştıkları, öğrenme öğretme sürecini birlikte planladıkları, birbirlerinin derslerini gözlemlediği ve uygulamaların arkasından olumlu olumsuz yönden yansımaların alındığı görülmektedir. Bu aşamaları kapsayan modellerden birisi de Lesson Study (Ders İmecesi) modelidir. Bir Japon yaklaşımı olan bu model, öğretmenlerin grupça bir araya gelerek bir ders üzerinde planlama, uygulama ve yansıma döngüsü içinde yaptıkları çalışmaları kapsamaktadır. Lesson Study aynı zamanda öğretmenleri mesleki gelişim etkinliğinin odağına koyan, öğrencilerin nasıl düşündüğü ve öğrendiği hakkında yapılan sınıf temelli bir modeldir. Bu çalışmanın amacı, 9. sınıf matematik derslerinde lesson study metodunun öğretmenlerin mesleki gelişimlerine etkisini incelemektir.
Bu çalışmada, Bursa İli Mudanya İlçesindeki bir Anadolu Lisesinde çalışan üç matematik öğretmenleriyle birlikte bir eğitim-öğretim yılı boyunca yürütülmüştür. Uygulamalar öğretmenlerin dersine girdiği akademik başarı düzeyleri birbirine denk olan iki sınıfta gerçekleşmiştir. Bu araştırmanın verilerini, araştırma kapsamında yapılacak öğretmen seminerleri, Lesson Study uygulamalarına ait videolar, sınıf içi ders gözlem formu, görüşme kayıtlarından oluşturmaktadır.
Bu çalışmada, Lesson Study metodu ile yapılan uygulamalar sonucunda, zümre öğretmen kurulu çalışmalarındaki değişimler ve bu metodu kullanan öğretmenlerin mesleki gelişimindeki değişimler incelenmiştir. Altı farklı konuda yapılan uygulamalarda, öğrenciyi tanıma, dersin organizasyonu ve ölçme değerlendirme bilgisi bileşenleri üzerine odaklanılmıştır. Sonuç olarak, Lesson Study metodu ile yapılan uygulamaların zümre öğretmen kurulundaki çalışmaları ciddi anlamda etkilediği ve bu metodu kullanan öğretmenlerin mesleki gelişiminde önemli bir değişim gösterdikleri tespit edilmiştir.


The Effect Of Activities Adapted By Using Tess-india Open Education Resources On Algebra Teaching


Murtaza KARAKAŞ1, Rıdvan EZENTAŞ2
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 79 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Tess-India project is a multi-lingual teacher professional development program that includes open, adaptable, freely available practices and Open Education Resources, which is funded by the UK and contributes to the preparation process and will reinforce the classroom practices of primary and secondary school teachers in India. This project includes case studies, reading materials, reflective activities and videos related to Science, Mathematics, English, Language and Literacy education. In this study, activities related to algebraic expressions in Tess-India were used for teaching algebra in 6th grade. In order to utilize these activities, the compatibility of our country with the achievements in the mathematics curriculum and the conditions of the region where the study will be conducted were examined and necessary changes were made in this direction.
            This study was designed as an action research based on the problems experienced in the teaching of algebra in the school environment. In the study, experimental design with pre-test and post-test control group was used. The study group consisted of sixth grade students of two different secondary schools in Büyükorhan district of Bursa province in the 2017-2018 academic year. There were a total of 38 students, 19 in the experimental group and 19 in the control group. In the teaching of algebra, the activities in the experimental group were made using Tess-India open educational resources and the mathematics curriculum was used in the control group.
            In this study, the success of the experimental and control group students in algebra is compared. In addition, students' persistence in learning and changes in mathematical anxiety levels were examined. The experimental group students were found to be more successful than the control group students. According to the applied math anxiety scale, there was no change in the math anxiety levels of the students in both groups.

Tess-India Açik Eğitim Kaynaklarindan Faydalanilarak Oluşturulan Etkinliklerin Cebir Öğretimine Etkisi


Murtaza KARAKAŞ1, Rıdvan EZENTAŞ2
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 79 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Tess-India projesi, İngiltere'nin finanse ettiği ve hazırlanma aşamasında katkı sağladığı, Hindistan'daki ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin sınıf içi uygulamalarını pekiştireceği açık, uyarlanabilir,  serbest kullanılabilir uygulamalar ve Açık Eğitim Kaynakları içeren çok dilli bir öğretmen mesleki gelişim programıdır. Bu projede Fen, Matematik, İngilizce, Dil ve Okuryazarlık eğitimleri ile ilgili vaka çalışmaları,  okuma parçaları, yansıtıcı etkinlikler ve videolar yer almaktadır.  Bu çalışmada 6.sınıflarda cebir öğretimi için Tess-India'da yer alan cebirsel ifadeler ile ilgili etkinliklerden faydalanılmıştır. Bu etkinliklerin kullanılabilmesi için ülkemizdeki matematik öğretim programında yer alan kazanımlara ve çalışmanın yapılacağı yöre şartlarına uyumluluğu incelenmiş ve bu doğrultuda gerekli görülen değişiklikler yapılmıştır.
Okul ortamında cebir öğretimi konusunda yaşanan sorunlardan yola çıkılarak gerçekleştirilen bu çalışma bir eylem araştırması olarak tasarlanmıştır. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu, deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubu, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Bursa ili Büyükorhan ilçesinde yer alan iki farklı ortaokulun 6.sınıfındaki öğrencilerinden oluşmaktadır. Deney grubunda 19, kontrol grubunda 19 olmak üzere toplam 38 öğrenci yer almaktadır. Cebir öğretiminde, deney grubundaki öğrencilere Tess-India açık eğitim kaynaklarından faydalanılarak oluşturulan etkinlikler kullanılırken, kontrol grubuna ise matematik öğretim programı kullanılmıştır.
Bu çalışmada deney ve kontrol grubu öğrencilerinin cebir konusundaki başarıları karşılaştırılmıştır. Ayrıca öğrencilerin öğrenmelerindeki kalıcılıkları ve matematiksel kaygı düzeylerindeki değişim incelenmiştir. Deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerinden daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Uygulanan matematik kaygı ölçeğine göre her iki gruptaki öğrencilerin matematik kaygı düzeylerinde değişim gözlenmemiştir.


An Analysis Of Primary School Teachers' Written Feedback To Students' Mathematics Homework


Bülent Nuri Özcan1
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi


Abstract No: 290 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the written feedback that classroom teachers give to students' math homework. Participants of the study consisted of 23 classroom teachers working in different public schools in the city of Manisa. The teachers were determined by using easily accessible sampling method, and it was emphasized to them that participation in the study was completely voluntary. In order to examine the feedback given by the teachers to the students' math homework, the answers given by three students with different success levels to the same math homework were used. Three students who answered the questions in the prepared 3rd grade math homework were selected from the students with a high level, a medium level and a low level achievement by taking the opinion of the relevant class teacher. The teachers participating in the study were not informed about student levels and it was stated that only the answers given by three different students to the same task were included in the forms. The research is conducted with a qualitative approach and document analysis method is used. The documents that make up the data of the study are student assignments for which teachers gave written feedback. Descriptive analysis, one of the qualitative data analysis techniques, is used to classify the written feedback that teachers give to students' mathematics homework. During the analysis, firstly, the homework given by the teacher of 6 randomly selected students will be examined independently by the researcher and a field expert, and the written feedback given will be classified and the inter-rater reliability will be checked. The analysis will be proceeded in accordance with the agreement rate to be found.
 

Sınıf Öğretmenlerinin Öğrencilerin Matematik Ödevlerine Verdikleri Yazılı Geri Bildirimlerinin Analizi


Bülent Nuri Özcan1
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi


Bildiri No: 290 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin öğrencilerin matematik ödevlerine verdikleri yazılı geri bildirimleri incelemektir. Çalışmanın katılımcıları Manisa ili merkezinde farklı devlet okullarında görev yapan 23 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Öğretmenler kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup araştırmaya katılımın tamamen gönüllülük esasına dayalı olduğu kendilerine vurgulanmıştır. Öğretmenlerin öğrencilerin matematik ödevlerine verdikleri geri bildirimleri incelemek için aynı matematik ödevine üç farklı başarı düzeyindeki öğrencinin vermiş olduğu yanıtlar kullanılmıştır. Hazırlanan 3. Sınıf düzeyindeki matematik ödevindeki soruları yanıtlayan üç öğrenci ilgili sınıf öğretmeninin görüşü alınarak biri yüksek biri orta biri de düşük düzeyde başarı ortaya koyan öğrencilerin arasından seçilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlere öğrenci düzeyleri konusunda bilgi verilmemiş ve formlarda sadece aynı ödeve üç farklı öğrenci tarafından verilen yanıtların yer aldığı belirtilmiştir. Araştırma nitel bir yaklaşımla yürütülmekte ve doküman incelemesi yöntemi kullanılmaktadır. Araştırmanın verilerini oluşturan dokümanlar öğretmenlerin yazılı geri bildirim vermiş oldukları öğrenci ödevleridir. Öğretmenlerin öğrencilerin matematik ödevlerine verdikleri yazılı geri bildirimlerin sınıflandırılması amacıyla nitel veri analizi tekniklerinden betimsel analiz kullanılmaktadır. Analiz yapılırken öncelikle rastgele seçilen 6 öğrencinin öğretmen tarafından geri bildirim verilmiş ödevleri araştırmacı ve bir alan uzmanı tarafından bağımsız bir şekilde incelenerek verilen yazılı geribildirimler sınıflandırılacak ve uyuşma oranına bakılacaktır. Analiz bulunacak uyuşma oranına uygun biçimde ilerletilecektir. Araştırma sonucunda, önceki araştırmaların sonuçlarına bağlı olarak elde edilen bulguların tartışılması, alana katkı yapacak birtakım sonuçlara ulaşılması ve eğitim öğretim sürecinin bazı paydaşlarına yönelik olarak birtakım önerilerde bulunulması hedeflenmektedir.


Studies Based On Research Projects Conducted With Tübitak-mone Protocol: Descriptive Content Analysis


İsa Deveci1, Hayri Daşcı2
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 72 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to examine the general tendencies of scientific publications carried out on the project competitions of middle and high school students in cooperation with TÜBİTAK-MEB. In these tendencies, basic categories such as year, purpose, method (data collection tools), results and suggestions are taken into consideration. Scientific studies are accessed through the ULAKBİM Social and Humanities Database and Google Scholar search engine. Finally, it has been determined that the studies were carried out mostly in 2015 and 2019. When the studies are analyzed in terms of their goals, it has been observed that the research is focused on the effects of project competitions on students and the difficulties encountered. On the other hand, qualitative methods is used mostly in the studies, but also case study, document review and phenomenological research are frequently preferred to use. It was also detected that the studies for middle school level are higher than the high school level. It was determined that students and teachers, which are followed by documents, are chosen as the study group or data source. Moreover, it was determined that the data was obtained mostly through interview, open-ended questionnaire form, document and Likert type scales. In the results of the studies, it was seen that the achievements of the project on students, difficulties in the project process and findings regarding the consultancy process are dominant. It has been also determined that the project preparation process has various affective and cognitive gains for students. On the other hand, it has been determined that there were difficulties such as report writing, financial difficulties and insufficient time.

Tübitak-Meb Protokolü Ile Gerçekleştirilen Araştırma Projelerini Temel Alan Çalışmalar: Betimsel Içerik Analizi


İsa Deveci1, Hayri Daşcı2
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 72 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, TÜBİTAK-MEB işbirliğiyle ortaokul ve lise öğrencileri proje yarışmalarını temel alarak yürütülmüş bilimsel yayınların genel eğilimlerini incelemektir. Bu eğilimlerde çalışmaların yapıldığı yıl, amaç, yöntem (çalışma grubu, veri toplama araçları), sonuç ve öneriler gibi temel kategorileri dikkate alınmıştır. Bilimsel yayınlara ULAKBİM Sosyal ve Beşeri Bilimler Veritabanı ve Google Scholar arama motoru aracılığıyla ulaşılmıştır. Sonuç olarak yıllara göre çalışmaların en fazla 2015 ve 2019 yıllarında arasında yapıldığı belirlenmiştir. Çalışmalar amaçları yönünden incelendiğinde proje yarışmalarının öğrenciler üzerindeki etkilerinin ve karşılaşılan güçlüklerin araştırılması üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Çalışmalarda genellikle nitel yaklaşım kullanılmış olup; durum çalışması, doküman incelemesi ve fenomenolojik desenlerin sıklıkla tercih edildiği belirlenmiştir. Ortaokul seviyesine yönelik çalışmaların lise seviyesine göre daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çalışma grubu ya da veri kaynağı olarak en fazla öğrenci ve öğretmenlerin seçildiği, bunları dokümanların izlediği belirlenmiştir. Verilerin çoğunlukla görüşme yoluyla elde edildiği, bunun yanında açık uçlu anket formu, doküman ve Likert tipi ölçeklerin daha fazla tercih edildiği belirlenmiştir. Çalışmaların sonuçlarında projenin öğrenciler üzerinde kazanımları, proje sürecindeki güçlükler ve danışmanlık sürecine yönelik bulguların ağırlıklı olduğu görülmektedir. Proje hazırlama sürecinin öğrencilere çeşitli duyuşsal ve bilişsel kazanımları olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan zorluk olarak; rapor yazımı, maddi yetersizlikler ve zaman yetersizliği gibi güçlükler olduğu belirlenmiştir.


Research On The Learning And Studying Approaches Of The Candidates Of Science Teachers


Serap Yıldız Çolak1
1Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü


Abstract No: 89 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The knowledge accumulated as a result of the rapid developments in our age caused the information to be learned to increase in terms of quality and quantity.In order for students to realize their own learning, they need to know ways to study efficiently. For this purpose, learning-teaching processes should be arranged in the most appropriate way.When the researches are examined, it has been determined that the learning approaches used by teachers have a great influence on the learning approaches that students will prefer.In this study, it was carried out to determine the science and teacher candidates' learning and study approaches in terms of gender, age and classroom variables and to contribute to the development of appropriate educational programs.The research is a descriptive study in the relational screening model.190 students studying at Adıyaman University Faculty of Education Science Education in 2014-2015 participated in the study.The research data were obtained by applying the Learning and Study Approach Inventory (ÖDYE-Short Form) prepared by Hounsell et al. (2002) and adapted toTurkish by Topkaya et al. (2011).Study data were analyzed using Mann-Whitney U test and Kruskal-WALLİS test.According to the data obtained in the study, it was observed that there was no significant difference in the surface, in-depth and strategic learning approaches of the students' AWARD scores in terms of gender, whereas in the fourth grade, the in-depth learning approaches were higher It was observed that there was no significant difference between the students' ages and their learning and studying approaches.As a result, it was seen that pre-service science teachers, especially as the grade level increases, tend to learn from the learning approach by memorization, tend to learn by making sense and prefer the in-depth learning approach.

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Öğrenme Ve Ders Çalışma Yaklaşımlarının Incelenmesi


Serap Yıldız Çolak1
1Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü


Bildiri No: 89 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çağımızda yaşanan hızlı gelişmeler sonucu ortaya çıkan bilgi birikimi, öğrenilmesi gereken bilginin de nitelik ve nicelik açısından artış göstermesine neden olmuştur. Öğrencilerin kendi öğrenmelerini gerçekleştirmeleri için verimli ders çalışma yollarını bilmeleri gereklidir. Bu amaçla öğrenme-öğretme süreçlerinin de en uygun şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Araştırmalara bakıldığında öğretmenlerin kullandıkları öğrenme yaklaşımlarının öğrencilerin tercih edecekleri öğrenme yaklaşımları üzerinde etkisinin büyük olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma da, fen bilimleri öğretmen adaylarının cinsiyet, yaş, sınıf değişkenleri açısından öğrenme ve ders çalışma yaklaşımlarının belirlenerek, buna uygun eğitim programlarının geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır.  Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Çalışmaya, 2014-2015 yılında Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği’nde öğrenim görmekte olan 190 öğrenci katılmıştır. Araştırma verileri Hounsell ve diğerleri (2002) tarafından hazırlanan, Topkaya ve diğerleri (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan Öğrenme ve Ders Çalışma Yaklaşımları Envanteri (ÖDYE-Kısa Form) uygulanarak elde edilmiştir. Çalışma verileri Mann-Whitney U testi ve Kruskal-WALLİS testi kullanılarak analiz edilmiştir.  Çalışmada elde edilen verilere göre, cinsiyet bakımından öğrencilerin ÖDYE puanlarının yüzeysel, derinlemesine ve stratejik öğrenme yaklaşımlarında anlamlı bir farklılık bulunmadığı, sınıf düzeyleri ile yüzeysel ve stratejik öğrenme yaklaşımı puanları arasında anlamlı bir fark bulunmazken, dördüncü sınıftaki öğrencilerin derinlemesine öğrenme yaklaşımlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğrencilerin yaşları ile öğrenme ve ders çalışma yaklaşımları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Çalışmada sonuç olarak, fen bilimleri öğretmen adaylarının özellikle sınıf düzeyi arttıkça ezbere öğrenme yaklaşımından sıyrılıp, anlamlandırarak öğrenmeye yöneldikleri ve derinlemesine öğrenme yaklaşımını daha çok tercih ettikleri görülmüştür.
Bu bildiri özeti, Serap YILDIZ ÇOLAK’ın ‘‘Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Öğrenme ve Ders Çalışma Yaklaşımlarının İncelenmesi’’ adlı yüksek lisans tezinden üretilmiştir.
 


Science Teachers Views About High School Entrance Exam


Ahmet Volkan Yüzüak1, Turgut Arslan2
1Bartın Üniversitesi
2BartınÜniversitesi


Abstract No: 257 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Secondary school senior students who want to study at high schools called quality in our country; students take the High School Entrance Exam(LGS). In the exam, students entering a certain percentile are entitled to continue formal education in high schools named as qualified. With the renewal of the education programs, changes were made in the question styles of the exams that were held in order to be able to settle in a higher institution. The questions used in the exams; comprehension, interpretation and reasoning are considered to be high. In this study; It is aimed to determine the views of science teachers on LGS questions. The research was carried out in the 2019-2020 academic year. The working group; science teachers working in public schools. A semi-structured interview form has been created in order to determine teachers' views on LGS questions. The interview form was prepared with the expert and necessary arrangements were made. The form consists of five open-ended questions. Questions; exam views, difficulties faced by students, suggestions of solutions that teachers can offer. Content analysis was used in the analysis of its data. Qualitative data obtained from teachers were coded and percentage and frequency tables were created. The study is in the analysis phase in order to evaluate and interpret the findings.
 

Liselere Geçiş Sınavı Sorularına Ilişkin Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Görüşlerinin Incelenmesi


Ahmet Volkan Yüzüak1, Turgut Arslan2
1Bartın Üniversitesi
2BartınÜniversitesi


Bildiri No: 257 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ülkemizde nitelikli olarak adlandırılan liselerde eğitim-öğretim görmek isteyen ortaokul son sınıf öğrencileri; Liselere Geçiş Sınavına (LGS) girmektedirler. Sınavda, belirli bir yüzdelik dilime giren öğrenciler nitelikli olarak adlandırılan liselerde, örgün eğitime devam etmeye hak kazanmaktadırlar. Öğretim programlarının yenilenmesi ile birlikte bir üst kuruma yerleşebilmek amacıyla yapılan sınavların, soru tarzlarında değişikliklere gidilmiştir. Sınavlarda kullanılan soruların; anlama, yorumlama ve mantık yürütme niteliğinin yüksek olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada; LGS sorularına yönelik Fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu; devlet okullarında görev yapan Fen bilimleri öğretmenleri oluşturmaktadır. Öğretmenlerin, LGS sorularına yönelik görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Görüşme formu uzman eşliğinde hazırlanmış olup gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Form beş adet açık uçlu sorudan oluşmaktadır. Sorular; sınava ilişkin görüşler, öğrencilerin karşılaştığı zorluklar, öğretmenlerin önerebileceği çözümleri önerilerini kapsamaktadır. Verilerinin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır.  Öğretmenlerden alınan nitel veriler kodlanarak yüzde ve frekans tabloları oluşturulmuştur. Bulguların değerlendirilmesi ve yorumlanabilmesi için çalışma analiz aşamasındadır.
 


Opinions Of Question Writers And Teachers On Skill-based Questions In Science Lesson In Secondary Schools


Bulut DEMİR1, Serhan SARIOĞLU2, Salih ÇEPNİ3
1Şehit Zafer Koyuncu İmam Hatip Ortaokulu, Türkiye
2Bursa İl Ölçme Değerlendirme Merkezi, Türkiye
3Bursa Uludağ Üniversitesi, Fen ve Matematik Eğitimi ABD, Türkiye


Abstract No: 259 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Skill-based questions that arise with the high school transition system put into practice by the Ministry of National Education since 2018 are questions that are separated from the idealized questions aimed at measuring the extent to which students are able to apply the knowledge they acquired within the curriculum achievements. By associating life skills, engineering and design skills, and scientific process skills with science concepts specified in the curriculum, students are aimed to answer questions using these skills. Exams for this purpose brought discussions across the country. In order to clarify these discussions, the opinions of 35 participants, including 24 science teachers and 11 skill-based question writers in Bursa were taken and their opinions regarding these questions, positive and negative aspects of the questions were received and these opinions were compared with qualitative and quantitative data. Semi-structured interview forms prepared by the researchers were used as a data collection tool, and the collected answers were analyzed by content analysis method. In addition, the teacher opinion survey on skill-based questions prepared by the researchers was applied to both question writers and teachers and it was examined whether there was a significant relationship between the quantitative data collected. As a result of the research, although there is a significant difference between the opinions of the question writers and teachers about skill-based questions, the opinions about the positive and negative aspects of skill-based questions are found to be in parallel. It turns out that teachers think that the skill-based questions is unnecessarily long and time consuming and that the quality of the questions in the market should be increased.

Ortaokullarda Uygulanan Fen Bilimleri Dersi Beceri Temelli Sorularına Ilişkin Soru Yazarı Ve Öğretmen Görüşleri


Bulut DEMİR1, Serhan SARIOĞLU2, Salih ÇEPNİ3
1Şehit Zafer Koyuncu İmam Hatip Ortaokulu, Türkiye
2Bursa İl Ölçme Değerlendirme Merkezi, Türkiye
3Bursa Uludağ Üniversitesi, Fen ve Matematik Eğitimi ABD, Türkiye


Bildiri No: 259 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2018 yılından itibaren uygulamaya koyulan LGS sistemiyle birlikte ortaya çıkan yeni nesil beceri temelli sorular, öğrencilerin öğretim programı kazanımları dahilinde edindikleri bilgileri ne derece uygulamaya koyabildiklerini ölçmeyi amaçlayan, idealleştirilmiş sorulardan bu yönüyle ayrı tutulan sorulardır. Öğretim programında belirtilen yaşam becerileri, mühendislik ve tasarım becerileri ve bilimsel süreç becerilerini fen kavramlarıyla ilişkilendirerek öğrencilerin bu becerilerini kullanarak soruları yanıtlamaları amaçlanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak yapılan sınavlar, ülke genelinde tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Bu tartışmaları bir açıklığa kavuşturmak amacıyla, araştırma kapsamında Bursa ilinde görev yapmakta olan 24 fen bilimleri öğretmeni ve 11 beceri temelli soru yazarı olmak üzere toplam 35 katılımcının görüşleri alınarak, iki tarafın bu sorulara, soruların olumlu ve olumsuz yönlerine ilişkin görüşleri alınmış ve bu görüşler nitel ve nicel verilerle karşılaştırılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmış, toplanan cevaplar içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Ayrıca yine araştırmacılar tarafından hazırlanan beceri temelli sorulara ilişkin öğretmen görüş anketi hem soru yazarlarına hem de öğretmenlere uygulanmış ve toplanan nicel veriler arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığına bakılmıştır. Araştırma sonucunda soru yazarları ve öğretmenlerin beceri temelli sorulara ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmasına karşılık, beceri temelli soruların olumlu ve olumsuz yönleri hakkındaki görüşleri paralellik göstermektedir. Öğretmenlerin yeni nesil soruların gereksiz uzun ve zaman kaybettirici olduğunu, piyasada bulunan soruların kalitesinin artması gerektiğini düşündükleri ortaya çıkmıştır.


Improving Middle School Students’ Computational Thinking Skills And Attitudes Towards Computer Science Through Stem-based Robotics Education


Hatice Varlık1, Mustafa Sami Topçu1
1Yıldız Teknik Üniversitesi


Abstract No: 69 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today’s students are growing into a future where computational tools will be an inseparable part of science and mathematics. They need to gain necessary skills to be able solve computational problems and use different computational tools. To that end, schools started to include computer science (CS) in their curriculum to ensure that students gain computational thinking skills (CTS) and learn to use computational tools competently. However, CS lessons which are delivered in a context with no real life connection causes students to develop a negative attitude towards CS and make no contribution to the development of students' CTS. Previous research suggests that STEM-related CS lessons may improve students’ CTS and their attitude towards CS. Also, it has been argued that one of the best ways of integrating STEM and CS to promote students’ CTS is educational robotics. Therefore, the aim of this study is to improve middle school students’ CTS and make them exhibit positive attitude towards CS through STEM-based robotics education. For this reason, a 7-week robotics unit is developed and delivered in a robotics class. Each activity in the unit contains a STEM-related real-life problem and asks students to develop a solution to that problem using robotics. Student are given CTS test and attitude toward CS test at both the beginning and end of the unit. After assessing the pretest and posttest results, it is demonstrated that STEM-based robotics unit improved students’ CTS and their attitudes towards CS.


Using Augmented Reality And Virtual Reality In Education: A Content Analysis Study


İbrahim Enes ÖNER1, Hasan KARAL1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 253 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study; augmented reality - virtual reality applications and augmented reality - analysis of the research on learning environments prepared using virtual reality with content analysis method. Augmented reality and virtual reality are the design and presentation of educational contents that are difficult to reach and apply for certain reasons with the help of electronic devices. Augmented reality is to create solutions with the help of audio, video and graphics related to the situations encountered in the real world. Virtual reality, on the other hand, is presented to the user through the contents designed in a virtual environment, and is supported by virtual interaction and sounds with consoles. 
Content analysis studies provide an examination of the researches prepared on a determined subject from different perspectives and guide future research. In line with the stated purpose, a total of 33 researches were examined and analyzed according to the content analysis method in Yök Thesis, Web of Science, ERIC - EBSCOhost, Taylor & Francis Online, ULAKBİM, Scopus and Science Direct indexes.
According to the research result; Unity of Autodesk, Second Life and 3ds Max, such as programs used, 24 of them in the research published abroad in nine of them in Turkey, theoretical research pattern 16 of the survey, nine quantitative pattern, design-based research pattern, four, three of the qualitative design and one It was determined that it was made using a mixed pattern. However, it has been determined that virtual reality applications are used in different areas. Result researches, it is necessary to take into account the situations such as dissemination of virtual reality applications in different environments, preparing content for different lessons and different objectives in education and conducting researches on subjects that are not understood, and making virtual reality applications more suitable as usage and fee.

Artırılmış Gerçekliğin Ve Sanal Gerçekliğin Eğitimde Kullanılması: Bir Içerik Analizi Çalışması


İbrahim Enes ÖNER1, Hasan KARAL1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 253 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı; artırılmış gerçeklik - sanal gerçeklik uygulamaları ve artırılmış gerçeklik - sanal gerçeklik kullanılarak hazırlanan öğrenme ortamları üzerine yapılan araştırmaların içerik analizi yöntemi ile incelenmesidir. Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik ulaşılması ve uygulanması belli sebeplerden dolayı zor olan eğitim içeriklerinin elektronik cihazlar yardımıyla tasarlanması ve sunulmasıdır. Artırılmış gerçeklik gerçek dünyada karşılaşılan durumlara sesli, görüntülü ve grafikler yardımı ile çözümler üretilmesidir. Sanal gerçeklik ise kullanıcıya tamamen sanal ortamda tasarlanan içerikleri gözlükler vasıtası ile sunulmakta, konsollar ile sanal etkileşim ve sesler ile desteklenmektedir. Bunun yanında artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamaları eğitim-öğretim alanında kullanılarak öğrencilere yaparak yaşayarak öğrenme fırsatı vermektedir.
İçerik analizi çalışmaları belirlenen bir konu hakkında hazırlanmış olan araştırmaların farklı açılardan incelenmesini ve ileride yapılacak olan araştırmalara yol gösterilmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda konu hakkında bilgi edinmek isteyen araştırmacılara detaylı bilgiler sunmaktadır. Belirtilen amaç doğrultusunda Yök Tez, Web of Science, ERIC – EBSCOhost, Taylor&Francis Online, ULAKBİM, Scopus ve Science Direct indekslerinde tez, bildiri, proje ve makale olmak üzere toplam 33 araştırma incelenmiş ve içerik analizi yöntemine göre analiz edilmiştir.
Araştırma sonucuna göre; Unity, Autodesk, Second Life ve 3Ds Max gibi programların kullanıldığı, araştırmaların 24 tanesinin Türkiye’de dokuz tanesinin yurtdışında yayınlandığı, araştırmaların 16 tanesi teorik araştırma deseni, dokuz tanesi nicel desen, dört tanesinin tasarım tabanlı araştırma deseni, üç tanesinin nitel desen ve bir tanesinin karma desen kullanılarak yapıldığı tespit edilmiştir. Bununla beraber sanal gerçeklik uygulamalarının farklı alanlarda kullanıldığı tespit edilmiştir. Bunlar; tıp, fen bilimleri, sosyal bilimler, bilişim teknolojileri,  mobil aplikasyonlar gibi alanlarda uygulama geliştirilmiştir. Bu durumların genel olarak eğitim, soyut durumların somutlaştırılması ve teknolojinin yaygınlaştırılması olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmaların sonucunda sanal gerçeklik uygulamalarının farklı ortamlar da yaygınlaştırılması, eğitimde farklı derslere ve farklı kazanımlara yönelik içeriklerin hazırlanması ve anlaşılmayan konulara yönelik araştırmaların yapılması, sanal gerçeklik uygulamalarının kullanım olarak ve ücret olarak daha uyguna mal edilmesi gibi durumların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.


Teachers' Opinions On Interdisciplinary Professional Development Training: Interdisciplinary Teacher Academy Sample


Filiz Kuşkaya Mumcu1, Bahadır Yıldız2, Fatih Özdinç3
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi
2Hacettepe Üniversitesi
3Afyon Kocatepe Üniversitesi


Abstract No: 309 - Abstract Presentation Type: Oral Paper



Recently, it has become clear that students should have knowledge and skills related to ICT as well as reading, writing, science, and mathematics, and they should be equipped with skills that they can combine with other disciplines. The way to achieve this is to provide students with basic ICT skills, as well as to engage in design-oriented thinking activities that support the development of 21st-century skills and produce solutions to real-life problems. Real-life problems are situations that people encounter or are likely to encounter during their lives, that cause discomfort, that need to be solved, and that require a series of mental and/or physical procedures to solve. It is clear that teachers who will train students in the process of solving such problems, need the training to improve themselves professionally. To meet this need; "Interdisciplinary Teacher Academy" a professional development program, supported by TUBITAK 4005 Innovative Education Practice Support Program, was organized. A total of 39 teachers by the three different disciplines have participated. Interdisciplinary approach, computational thinking, inquiry-based teaching, mathematical modeling, and project development were discussed during the five-day practical training. At the end of the project, 13 interdisciplinary groups produced 13 lesson plans. The purpose of this study is to examine the opinions of mathematics, science, and information technology teachers about the interdisciplinary professional development program. Three separate, mixed focus group interviews were conducted with a total of 15 volunteering teachers, 5 of whom were mathematics, 5 in science, and 5 in information technologies. The obtained data were analyzed and themed with the content analysis method. Findings were obtained on changes in interdisciplinary work experiences and perceptions of teachers, the effect of collaborative work on professional development, and suggestions for improving education.  The findings will be presented in detail in the presentation.

Öğretmenlerin Disiplinlerarası Bir Mesleki Gelişim Eğitimi Hakkındaki Görüşleri: Disiplinlerarası Öğretmen Akademisi Örneği


Filiz Kuşkaya Mumcu1, Bahadır Yıldız2, Fatih Özdinç3
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi
2Hacettepe Üniversitesi
3Afyon Kocatepe Üniversitesi


Bildiri No: 309 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son dönemde  öğrencilerin okuma, yazma, fen ve matematik kadar bilgi ve iletişim teknolojilerine ilişkin bilgi ve becerilere de sahip olması ve bu becerilerini diğer disiplinlerle bir araya getirecekleri yeteneklerle donatılması gerekliliği de ortaya çıkmaktadır. Bunun yolu öğrencilere temel BİT becerilerini kazandırmanın yanı sıra 21. yy. becerilerinin gelişimini destekleyen, gerçek yaşam problemlerine çözüm üretebildikleri tasarım odaklı düşünme faaliyetlerinde bulunmalarını sağlamaktır. Gerçek yaşam problemi, kişilerin yaşamları sürecinde karşılaştıkları ya da karşılaşmaları muhtemel olan, rahatsızlık yaratan, çözülmesi gereken, çözümü için ise bir dizi zihinsel ve/veya fiziksel işlem gerektiren durumlardır. Bu tür, çözümünde birden fazla disiplinin katkısına ihtiyaç duyulan problemlerin çözümü sürecinde öğrencileri yetiştirecek olan öğretmenlerin de mesleki olarak kendilerini geliştirecekleri eğitimlere ihtiyaçları olduğu açıktır. Bu ihtiyaca yönelik olarak  düzenlenen “Disiplinlerarası Öğretmen Akademisi” mesleki gelişim programı 17-22 Ağustos 2020 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. TÜBİTAK 4005 Yenilikçi Eğitim Uygulamaları Destekleme Programı kapsamında desteklenen projeye 3 farklı disiplinden, Türkiye’nin farklı illerinden toplam 39 öğretmen katılmıştır. Beş gün süren uygulamalı eğitimlerde disiplinlerarası yaklaşım, bilgi-işlemsel düşünme, sorgulamaya dayalı öğretim, matematiksel modelleme ve proje geliştirme konuları ele alınmıştır. Proje sonunda 13 farklı grup, 13 adet disiplinlerarası nitelikte ders planı ortaya koymuşlardır. Bu çalışmanın amacı, matematik, fen bilimleri ve bilişim teknolojileri öğretmenlerinin katıldıkları “Disiplinlerarası Öğretmen Akademisi” mesleki gelişim programı hakkındaki görüşlerini incelemektir. Eğitime katılan öğretmenlerden gönüllü olan, 5 matematik, 5 fen bilimleri ve 5 bilişim teknolojileri olmak üzere toplam 15 öğretmen ile 3 ayrı, karma odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilerek temanlandırımıştır.  Öğretmenlerin disiplinler arası çalışma deneyimleri ve algılarında yaşanan değişimler, işbirlikli çalışmanın mesleki gelişim sürecine etkisi, eğitimi geliştirmeye yönelik öneriler konusunda bulgular elde edilmiştir. Öğretmenler, uygulanan mesleki gelişim eğitimi organizasyon ve eğitim içeriği açısından beğendiklerini ve bu eğitimin onların mesleki gelişiminde önemli bir eğitim olduğunu belirtmişlerdir.  


How Should Teachers Be Supported To Design Innovative Interdisciplinary Lessons? Comparative Analysis Of 3-year Teacher Education Projects


Filiz Kuşkaya Mumcu1, Nilüfer Atman Uslu1, Bahadır Yıldız2, Fatih Özdinç3
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi
2Hacettepe Üniversitesi
3Afyon Kocatepe Üniversitesi


Abstract No: 320 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The calls made in education, economic and political discourse to increase STEM capacity continue with an increasing momentum in the last 10 years. When STEM-related studies are examined, it is noteworthy that there are few studies aimed at teachers working in collaboration between disciplines in order to create, implement and disseminate an integrated STEM curriculum. In this study, it is aimed to examine and compare three projects carried out in the last three years in terms of pedagogical, content and technological aspects to support teachers' professional development in order to design innovative interdisciplinary lessons. In this context, three projects supported by TUBITAK 4005 Innovative Education Applications 2018, 2019 and 2020 calls were included in the study. Within the scope of the 4005 funds, it is aimed for teachers to acquire innovative approaches, strategies, methods and techniques related to education and training in their disciplines and to gain them interactively. The three consecutive teacher education projects discussed in this study were carried out by the authors of this study, and the design of the professional development program was improved based on the analysis of the data, experiences and observations obtained from the previous year. Within the scope of the first project, 40 IT teachers from 24 different cities participated in the professional development program. 20 IT, 10 science and 10 math teachers from 26 provinces participated in the second project. Finally, the third project included 13 IT, 13 science and 13 math teachers from 20 provinces. In the presentation, in addition to the improvements made in terms of pedagogical, content and technological, it will also be mentioned about the regulations and changes made such as which disciplines the participants should be from, how to make assignments to collaborative groups, how many teachers from which discipline will be included in the project.

Disiplinlerarası Yenilikçi Derslerin Tasarlanması Için Öğretmenler Nasıl Desteklenmeli? 3 Yıllık Öğretmen Eğitimi Projelerinin Karşılaştırılmalı Olarak Incelenmesi


Filiz Kuşkaya Mumcu1, Nilüfer Atman Uslu1, Bahadır Yıldız2, Fatih Özdinç3
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi
2Hacettepe Üniversitesi
3Afyon Kocatepe Üniversitesi


Bildiri No: 320 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEM kapasitesini artırmak için eğitim, ekonomik ve politik söylemde yapılan çağrılar son 10 yılda artan bir ivme ile devam etmektedir (Falloon vd., 2020). STEM ilgili çalışmalar incelendiğinde, öğretmenlerin entegre bir STEM müfredatı oluşturmak, uygulamak ve yaymak için disiplinler arasında işbirliği içinde çalışmasına yönelik çalışmaların azlığı dikkati çekmektedir (Balgopal, 2020). Bu çalışmada, öğretmenlerin disiplinlerarası yenilikçi derslerin tasarlanması için öğretmenlerin mesleki gelişimlerini desteklemek üzere son üç yılda yürütülmüş üç projenin  pedagojik, içerik ve teknolojik açıdan incelenmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda TÜBİTAK Bilim ve Toplum Daire Başkanlığının 4005 kodlu Yenilikçi Eğitim Uygulamaları 2018, 2019 ve 2020 yılları çağrısı kapsamında desteklenmiş olan üç proje çalışmaya dahil edilmiştir. 4005 programının kapsamında öğretmenlerin branşlarında eğitim ve öğretime ilişkin yenilikçi yaklaşım, strateji, yöntem ve teknikleri kazanmaları ve etkileşimli olarak etkileşimli olarak kazanmaları hedeflenmektedir. Program doktora derecesine sahip olan akademisyenlere ve kişilere mesleki gelişim programı tasarımlarını da içeren proje önerilerini göndermek üzere yılda bir kez çağrıya çıkmaktadır. Proje önerileri panelistler tarafından yenilikçi içerik ve aktarım, yaygın etki ve fizibilite kriterleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Proje önerileri kabul edilen akademisyenler, tasarladıkları PD programına öğretmenleri katılmaya davet etmektedir. Bu çalışmada ele alınan üç ardışık öğretmen eğitimi projesi, bu çalışmanın yazarları tarafından yürütülmüş olup, bir önceki yıldan elde edilen  verilerin analizi, kazanılan deneyimler ve gözlemlerden yola çıkılarak mesleki gelişim programının tasarımı iyileştirilmiştir. 2018 yılında desteklenen ilk proje kapsamında 24 farklı ilden 40 BT öğretmeni mesleki gelişim programına katılmıştır. 2019 yılındaki ikinci projeye 26 ilden 20 BT, 10 fen bilimleri ve 10 matematik öğretmeni katılmıştır. Son olarak üçüncü projeye ise 20 ilden 13 BT, 13 fen bilimleri ve 13 matematik öğretmeni dahil olmuştur. Sunumda bu projelerde üç yıl içinde pedagojik, içerik ve teknolojik açıdan yapılan iyileştirmelerin yanı sıra katılımcıların hangi branşlardan olması gerektiği, işbirlikli gruplara atamaların nasıl yapılacağı, hangi branştan kaç öğretmenin projeye dahil olacağı gibi yapılan düzenleme ve değişikliklerden bahsedilecektir.


Determination Of Secondary School Students' Focus On Steam Disciplines Through Acid-base Activities


Uğur Bilir1, Zehra Özdilek2
1MEB
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 5 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the level of focus of secondary school students on STEAM disciplines through an activity on acid-base. The study was conducted with 24 students 8th grade students with similar socio-economic level in the 2019-2020 academic year. In the study, one of the qualitative research methods, case study design was preferred. At the beginning of the study, the students were given a problem situation about developing a creative and original product for the opening of a new restaurant of their own and the students were asked to solve this problem. The groups first decided on the event by brainstorming what kind of product they will develop. Concerning this problem situation, the students worked in groups and produced a product. Focus group interviews were conducted with 8 groups, each consisting of 3 participants, in order to collect data in the study. In the study based on questions and answers, 7 questions were asked from general to specific. Answers received from students were analyzed with content analysis. In this context, coding was made according to the concepts in the first stage and themes were obtained in this context. As a result of the content analysis of the interview data; The students stated that the problem situation aroused their interest, cooperation between their groupmates developed, their creativity improved, they had fun during the activity process and their motivation increased. However, students used science concepts such as acid, base, chemical reaction, elements, reagents, chemical change, neutralization reaction, and mixtures in the acid-base activity. During the study, the students did not pay much attention to the amount of acid and base. Although they brainstormed to develop a product, they used the method of trial and error instead of pre-designing the process, and through trial and error, they randomly mixed the substances we use in daily life with reagents and obtained various colors. They used the colors obtained in the form of paint and painted their design with the colors they obtained. The students stated that they do not attach much importance to mathematics and engineering processes from STEAM disciplines, and that they use mathematics only while drawing and by calculating volume while obtaining colors from materials used in daily life with the help of separators.As a result, students focused more on technology, science and art disciplines in the products they developed, and took less consideration in engineering design process and mathematics disciplines.

 

Ortaokul Öğrencilerinin Steam Disiplinlerine Odaklanma Düzeylerinin Asit-Baz Etkinlikleri Aracılığıyla Belirlenmesi


Uğur Bilir1, Zehra Özdilek2
1MEB
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 5 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin asit- baz konusunda gerçekleştirilen bir etkinlik aracılığıyla STEAM disiplinlerine odaklanma düzeylerini belirlemektir. Çalışma, 2019-2020 öğretim yılında benzer sosyo-ekonomik düzeye sahip 8. sınıfta öğrenim gören 24 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni tercih edilmiştir. Çalışmanın başında öğrencilere kendilerine ait yeni bir restoran açılışı için yaratıcı ve özgün bir ürün geliştirmeleri ile ilgili problem durumu verilmiş ve öğrencilerden bu problemi çözmeleri istenmiştir. Gruplar önce nasıl bir ürün geliştireceklerine dair beyin fırtınası yaparak etkinliğe karar vermişlerdir. Bu problem durumu ile ilgili öğrenciler gruplar halinde çalışarak birer ürün ortaya koymuştur. Araştırmada verilerin toplanması için her biri 3'er katılımcıdan oluşan 8 grup ile odak grup görüşmesi yapılmıştır. Soru ve cevaba dayalı olarak yapılan çalışmada genelden özele 7 adet soru yöneltilmiştir. Öğrencilerden alınan cevaplar içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bu kapsamda ilk aşamada kavramlara göre kodlamalar yapılmış ve bu bağlamda temalar elde edilmiştir. Görüşme verilerinin içerik analizi sonucunda; öğrenciler problem durumunun ilgilerini çektiğini, grup arkadaşları arasında işbirliğinin oluştuğu, yaratıcılıklarının geliştiğini, etkinlik sürecinde eğlendiklerini ve motivasyonlarının arttığını ifade etmişlerdir. Bununla birlikte, öğrenciler yapılan asit baz etkinliğinde, asit, baz, kimyasal tepkime, elementler, belirteçler, kimyasal değişim, nötürleşme tepkimesi, karışımlar gibi fen kavramlarını kullanmışlardır. Çalışma esnasında öğrenciler asit ve baz miktarlarını çok fazla dikkate almamışlardır. Ürün geliştirmek için beyin fırtınası yapmalarına rağmen süreci önceden tasarlamak yerine deneme ve yanılma yöntemini kullanmışlar ve deneme yanılma yoluyla günlük hayatta sıkça kullandığımız maddeleri ayıraçlar ile rastgele karıştırıp çeşitli renkleri elde etmişlerdir. Elde edilen renkleri boya şeklinde kullanmışlar ve yaptıkları tasarımı bu elde ettikleri renklerle boyamışlardır. Öğrenciler STEAM disiplinlerinden matematik ve mühendislik süreçlerine çok fazla önem vermeyip matematiği sadece çizim yaparken ve ayıraçlar yardımıyla günlük hayatta kullanılan malzemelerden renkleri elde ederken hacim hesabı yaparak kullandıklarını ifade etmişlerdir. Sonuç olarak, öğrenciler geliştirmiş oldukları ürünlerde daha çok teknoloji, fen ve sanat disiplinlerine odaklanmış olup, mühendislik tasarım süreci ve matematik disiplinlerini daha az göz önünde bulundurmuşlardır.
 


A Steam Application Integrating Information Technology And Science Course With Specially Talented Students: Telegraph Device Production Activity


Özgür Özünlü1, Salih Çepni2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek yüksekokulu
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 75 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The study is 4 days in the last week of July 2018 with 4 officially proven 6th grade middle school students who come to the ULUTEK Maker Kids Workshop within Bursa Uludağ University and study at BİLSEM outside the school. The study is a qualitative case study. Research and investigation also work together. The findings in this study, which is used as a semi-structured interview data collection tool, are used in which the information against the usage electrical circuit elements is quite good. After giving too many hints, they were able to set up and run correctly after several unsuccessful attempts, by fail-trial and error. The English programming language should also be in English. We are really doing a serious job creating the climate. They also grasped the logic of interdisciplinary work combining coding and science education and they were satisfied. You can use STEAM of students with all the work.

Özel Yetenekli Öğrenciler Ile Bilişim Teknolojileri Ile Fen Bilimleri Dersini Bütünleştiren Bir Steam Uygulaması: Telgraf Cihazı Yapım Etkinliği


Özgür Özünlü1, Salih Çepni2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek yüksekokulu
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 75 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışma Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde bulunan ULUTEK Maker Çocuk Atölyesine gelen ve okul dışında BİLSEM’de de eğitim gören üstün yetenekli oldukları resmi olarak kanıtlanmış 4 tane 6. sınıf ortaokul öğrencisi ile Temmuz 2018 ayının son haftasında günde 2 saat olarak 4 günde yapılmıştır. Çalışma nitel bir özel durum çalışmasıdır. Araştırma sürecinde araştırmacı da öğrencilerle birlikte olmuştur ve defterine gözlemleri ile öğrencilere zaman zaman yönlendirdiği soruları not almıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme veri toplama aracı olarak kullanılan bu çalışmadaki bulgular göstermiştir ki öğrencilerin elektrik devre elemanlarına karşı bilgileri oldukça iyidir. Çok fazla ipucu verilmeden öğrenciler devreleri deneme yanılma yoluyla birkaç başarısız denemeden sonra kurabilmiş ve doğru biçimde çalıştırabilmişlerdir. Bilgisayar programlama dilinin de İngilizce olması öğrencilerde gerçekten ciddi bir iş yapıyoruz iklimi oluşturmuştur. Kodlama ile fen eğitimini birleştiren öğrenciler disiplinler arası çalışmanın mantığını da kavramışlar ve hoşnut olmuşlardır. Öğrencilerin STEAM’i tüm boyutları ile yararlı ölçüde kullandıkları ve tasarımlarının çalışma mantığını kanıksayarak üretim yaptıkları görülmüştür.
 


Turkey In The Field Of Science Education Stem Related Carried Out Between The Years 2016-2019 Content Analysis Of Doctoral Thesis: Meta Analysis


Özgür Özünlü1, Salih Çepni2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek yüksekokulu
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 76 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Studying with an accelerated increase in popularity the past few years along with the center of attention, STEM related doctoral dissertations made in Turkey meta-analysis technique is the purpose of the study. The concept of STEM was first used in 2001 by the director of The National Science Foundation Judith A. Ramaley and spread rapidly across the world. The method used in this study was for the purpose of the research. Theses in the National Thesis Center of Higher Education Institution were scanned and a dissertation study was determined in 14 science fields conducted between 2016-2019 and examined in the light of certain criteria. The data were obtained by using content analysis method. Data in the research; The name, type, subject, method, data collection tools, sampling, data analysis method, and the title of the research were collected using the "STEM Doctoral Thesis Analysis Form" prepared by the researcher. In the study; It was also examined whether the activities in the thesis show any difference in the effects of academic achievement and attitude. When the theses examined are examined, it is seen that there is an increasing trend towards STEM. STEM has been shown to increase academic success in science education. In the light of these, suggestions are presented for future studies.

Türkiye’de Stem Ile Ilgili Fen Eğitimi Alanında 2016-2019 Yılları Arasında Yapılan Doktora Tezlerinin Içerik Analizi: Meta Analiz Çalışması


Özgür Özünlü1, Salih Çepni2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek yüksekokulu
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 76 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son birkaç yılda ivmeli bir popülerlik artışıyla birlikte ilgi odağı olan STEM ile ilgili Türkiye’de yapılan doktora tezlerini meta-analiz tekniği ile incelenmesi çalışmanın amacıdır. STEM kavramı ilk defa 2001 yılında The National Science Foundation yöneticisi Judith A. Ramaley tarafından kullanılmış ve dünya ülkeleri arasında hızla yayılmıştır. Bu çalışmada kullanılan yöntem araştırmanın amacı dolayısıyla Yüksek Öğretim Kurumu Ulusal Tez Merkezi’nde yer alan tezler taranmış ve 2016-2019 yılları arasında yapılan 14 adet fen bilgisi alanında doktora tez çalışması tespit edilerek belirli kriterler ışığında incelenmiştir. Veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada veriler; araştırmanın adı, türü, konusu, yöntemi, veri toplama araçları, örneklem, veri analiz yöntemi, başlıklarının yer aldığı araştırmacı tarafından hazırlanan “STEM Fen Doktora Tezleri Analizi Formu” kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada; tez çalışmalarındaki etkinliklerin akademik başarı ve tutum üzerindeki etkilerinde herhangi bir farklılaşma gösterip göstermediği de incelenmiştir. İncelenen tezlere bakıldığında STEM’e yönelik artan bir eğilimin olduğu görülmüştür. STEM’in fen eğitiminde akademik başarıyı yükselttiği görülmüştür. Bunlar ışığında gelecek çalışmalar için de öneriler sunulmuştur.
 


Türkiye’de Bilim Merkezlerine Yönelik Yapilan Lisansüstü Tezlerin Tematik Içerik Analizi


Vildan BAYAR1, Salih ÇEPNİ1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 374 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Bu çalışmada ulusal alanda okul dışı öğrenme ortamlarından biri olan bilim merkezlerine yönelik çalışılan tezlerin tematik içerik analizi yöntemiyle incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi (YÖKTEZ) veri tabanına kayıtlı, 2020 yılı Ekim Ayı’na kadar olan bilim merkezlerine ilişkin yüksek lisans ve doktora tezleri taranarak incelenmiştir. YÖKTEZ taramasında anahtar kelime olarak; “bilim merkezi”, “bilim merkezleri”, “bilim müzesi” ve “science center” kavramları kullanılmıştır. Anahtar kelimelerin kullanılarak gerçekleştirilen tarama sonucunda toplamda otuz bir teze ulaşılmış fakat “eğitim-öğretim” konusu dışındaki tezler çalışmaya dâhil edilmemiş olup, bu çalışmada 20 yüksek lisans ve dört doktora tezi olmak üzere toplamda 24 tez çalışmanın sınırlılıkları çerçevesinde değerlendirmeye alınmıştır. Yüksek lisans ve doktora tezleri; üniversite, yayın yılı,  gerekçe, amaç, değişken/tema, araştırma yöntemi/deseni, örneklem grubu, örneklem büyüklüğü, veri toplama araçları, veri analiz yöntemleri, sonuç, öneri parametreleri dikkate alınarak incelenmiştir. Çalışmada yer alan lisansüstü tezler matris kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler basit istatistiksel yöntem ve içerik analizi kullanarak çözümlenmiş, ulaşılan sonuçlar doğrultusunda öneriler sunulmuştur.
 

Türkiye’de Bilim Merkezlerine Yönelik Yapilan Lisansüstü Tezlerin Tematik Içerik Analizi


Vildan BAYAR1, Salih ÇEPNİ1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 374 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri


Bu çalışmada ulusal alanda okul dışı öğrenme ortamlarından biri olan bilim merkezlerine yönelik çalışılan tezlerin tematik içerik analizi yöntemiyle incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi (YÖKTEZ) veri tabanına kayıtlı, 2020 yılı Ekim Ayı’na kadar olan bilim merkezlerine ilişkin yüksek lisans ve doktora tezleri taranarak incelenmiştir. YÖKTEZ taramasında anahtar kelime olarak; “bilim merkezi”, “bilim merkezleri”, “bilim müzesi” ve “science center” kavramları kullanılmıştır. Anahtar kelimelerin kullanılarak gerçekleştirilen tarama sonucunda toplamda otuz bir teze ulaşılmış fakat “eğitim-öğretim” konusu dışındaki tezler çalışmaya dâhil edilmemiş olup, bu çalışmada 20 yüksek lisans ve dört doktora tezi olmak üzere toplamda 24 tez çalışmanın sınırlılıkları çerçevesinde değerlendirmeye alınmıştır. Yüksek lisans ve doktora tezleri; üniversite, yayın yılı,  gerekçe, amaç, değişken/tema, araştırma yöntemi/deseni, örneklem grubu, örneklem büyüklüğü, veri toplama araçları, veri analiz yöntemleri, sonuç, öneri parametreleri dikkate alınarak incelenmiştir. Çalışmada yer alan lisansüstü tezler matris kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler basit istatistiksel yöntem ve içerik analizi kullanarak çözümlenmiş, ulaşılan sonuçlar doğrultusunda öneriler sunulmuştur.


Opinions Of The Newly Appointed Teachers About The Seminars


Naki ERDEMİR1, Hacer TURGUD1, Jiyan ZENGİN1
1YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 241 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Teachers undergo training, both before and in service. One of these is the training that was put into practice within the scope of in-service in February 2016. Seminars are given to every teacher appointed to the profession within the scope of the teacher training program. These seminars are 654 hours in total for weekdays and weekends. 348 hours of this are school and in- class activities, 90 hours are out-of-school activities and 180 hours of in-service training activities (MEB, 2016). Prospective teachers report all their activities in the school and classroom activities every week. When the process is completed in a period of 1 year or more than 1 year, all reports are converted into a file. The file is scored by the district branch managers of the province. Newly appointed teachers are subject to an intensive work schedule. This program process can sometimes reach boring, tiring, boring dimensions. In addition to adapting to the profession, teachers have to adapt to the city they are appointed to. It is really interesting for teachers to be subjected to such an intensive program, to attend seminars, to prepare files every week. For this reason, the study aims to determine the opinions of the teachers on whether the seminars, various studies and activities given to the newly appointed teachers are effective for the achievements of the teachers.
In this research, the case study method, one of the qualitative research patterns, was used. The case study method consists of systematic steps (gathering information, organizing, interpreting and reaching findings) (Merriam, 1988; Act .: Vural and Cenksever, 2005). Participants consist of 20 teachers who were newly appointed and participated in these seminars in Erciş district of Van in September of 2018-2019 academic year. Attention has been paid to ensure that the participating teachers work in different branches and in different schools. As a data collection tool, semi-structured interview technique, one of the data collection tools, was used. The semi-structured
interview form was first reduced from seven questions to five questions after receiving the opinions of those who are experts in their field. After the teachers to be interviewed were determined, the researchers speeded up the study by making task divisions among themselves. Each interview lasted for about 5-10 minutes and the data were recorded by voice. The data obtained were analyzed by classification with qualitative data analysis. At the end of the analysis of the data, it was emphasized that the content of the seminars was regular and rich, but the trainers who gave the seminar were not qualified. It is stated to be boring, inefficient and waste of time. It was concluded by most of the participating teachers that the seminars took a long time, in which case they overwhelmed the teachers and were not interested, that every activity was reported as a waste of paper and the programs were not adequately supervised. 

Verilen Seminerler Hakkında Yeni Atanan Öğretmenlerin Görüşleri


Naki ERDEMİR1, Hacer TURGUD1, Jiyan ZENGİN1
1YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 241 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Öğretmenler hizmet öncesi ve hizmet içi olmak üzere eğitimden geçmektedirler. Bunlardan biri de 2016 yılı Şubat ayında hizmet içi kapsamında uygulamaya konan eğitimdir. Mesleğe atanan her öğretmene, öğretmen yetiştirme programı kapsamında seminerler verilir. Bu seminerler hafta içi ve sonu verilmek üzere toplam 654 saattir. Bunun 348 saati okul ve sınıf içi faaliyetler, 90 saati okul dışı faaliyetler ve 180 saat hizmet içi eğitim faaliyetleridir (MEB, 2016). Aday öğretmen okul ve sınıf içi faaliyetlerde tüm yaptığı aktiviteleri her hafta rapor haline getirir. Süreç 1 yıl veya 1 yıldan daha fazla zaman dilimde tamamlanınca raporların tamamı bir dosya haline
getirilmektedir. Dosya ilgili ilin ilçe şube müdürlerince puanlanmaktadır. Yeni atana öğretmenler yoğun bir çalışma programına tabi tutulur. Bu program süreci bazen bıktırıcı, yorucu, sıkıcı boyuta ulaşabilmektedir. Öğretmenlerin mesleğe uyum sağlamanın yanında, atandığı şehre de uyum sağlamak zorundadır. Böyle yoğun bir programa tabi tutulmanın, seminerlere katılmanın, her hafta dosya hazırlamanın gerçekten öğretmenler açısından kazanımları merak edilmektedir. Bu nedenle çalışma, mesleğe yeni atanan öğretmenlere verilen seminerlerin, çeşitli çalışmaların ve etkinliklerin öğretmenlerin kazanımları açısından etkili olup-olmadığı konusunda,
öğretmen görüşlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır.
Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması yönteminden faydalanılmıştır. Durum çalışması yöntemi sistematik basamaklardan (bilgi toplama, toplanan bilgileri organize etme, yorumlama ve bulgulara ulaşma) oluşmaktadır (Merriam, 1988; Akt.:Vural ve Cenksever, 2005). Katılımcılar Van’ın Erciş ilçesinde 2018-2019 eğitim- öğretim yılının Eylül ayında göreve yeni atanan ve bu seminerlere katılmış 20 öğretmenden oluşmaktadır. Katılımcı öğretmenlerin farklı branşlarda, değişik okullarda görev yapıyor olmasına dikkat edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, veri toplama araçlarından biri olan yarı yapılandırılmış mülakat tekniğinden faydalanılmıştır. Yarı yapılandırılmış mülakat formu önce yedi soru maddesinden, alanında uzman olanların görüşleri alındıktan sonra beş soru maddesine indirilmiştir. Mülakat yapılacak öğretmenler belirlendikten sonra araştırmacılar kendi arasında görev taksimatı yaparak çalışmayı hızlandırmışlardır. Her mülakat yaklaşık 5-10 dakika sürerek, veriler sesli kayıt yapılmıştır. Elde edilen veriler nitel veri analizi ile tasnif yapılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizin sonunda, seminerlerin içeriğinin düzenli ve zengin olduğunun ancak semineri veren eğiticilerin nitelikli olmadığı vurgulanmıştır. Sıkıcı, verimsiz ve zaman kaybı olduğu belirtilmiştir. Katılımcı öğretmenlerin çoğu tarafından, seminerlerin uzun sürdüğü bu durumunda öğretmenleri bunalttığı ve ilgilerinin kalmadığını, her yapılan aktivitenin rapor haline getirilmesinin kâğıt israfı olduğu ve programların yeterince denetlenmediği görüşü sonucuna varılmıştır. Aday öğretmen yetiştirme programının daha kısa sürede, öğretmenin ilgi ve ihtiyacına göre uzmanlarca verilmesi, yapılan uygulamalar sonucunda nitelikli bir sınav tabi tutulması önerilebilir.


Science Course Contents Of Out Of School Learning Environment Guides In Turkey


Ümmü Gülsüm Durukan1, Demet Batman2, Ayşegül Aslan3
1Giresun Üniversitesi
2Bağımsız Araştırmacı
3Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 328 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In this study, the science course contents of Out-of-School Learning Environments Guidelines (OSLEG), which were developed by the provincial directorates of national education in the 2018-2019 academic year and piloted in the 2019-2020 academic year; It is aimed to be examined in terms of unit / subject, learning outcome and learning environment and compared according to provinces. For this purpose, answer the question of "How do OSLEG science course contents change according to provinces in terms of unit / subject, learning outcome and learning environment?" was sought. The study was carried out with document analysis method based on qualitative design. Descriptive analysis technique was used in analyzing the data. Seven provinces which are randomly selected from geographical regions in Turkey (Trabzon, Bursa, Denizli, Osmaniye, Erzurum, Sivas and Diyarbakır) of OSLEGs’ science course contents were analyzed in term of unit / subject, learning outcome and learning environment. While the OSLEGs were analyzed descriptively, the number of learning outcomes within units and subjects and the types of learning environment proposed in these learning outcomes were determined. The learning environment in OSLEGs are categorized under 15 headings as “Museum, Science and Research Center, Art Center, Technopark, Historical and Cultural Space, Library, Natural Protected Area and Ruins, Industrial Establishment, University, National-Thematic Park and Garden, Various Institutions and Organizations, Health Organization, Hydroelectric Power Plant (HEPP) and Energy Power Plant, Sports Field, Various Educational Institutions ” by examining the learning environment classifications in the guides. When the distribution of learning environment suggestions for the science course by class levels and provinces is examined; it has been determined that Denizli, Bursa and Osmaniye for the fifth grade; Denizli and Osmaniye for the sixth grade; Denizli, Trabzon and Osmaniye for the seventh grade and Denizli and Trabzon for the eighth grade have proposed the many and different learning environment in provinces’ science course content of the OSLEG. In OSLEG, the number of subjects and learning outcomes for the units mentioned in all grade levels were determined on the basis of provinces. Denizli is the province that refers to the most subjects and different numbers of learning outcomes; this province is followed by Osmaniye, Bursa and Trabzon respectively; it was determined that Erzurum and Diyarbakır included the least number of subjects and learning outcomes related to the science course. In addition, it has been determined that the learning outcomes in the "World of Living" and "Human and Environment" units at the fifth grade and "Pure Matter and Mixtures" and "The Interaction of Light with Matter" units at the seventh grade were mentioned in the OSLEG of seven provinces. When OSLEG is examined in terms of learning environment’s diversity; it has been determined that museums, science centers, industrial establishments, national-thematic parks and gardens, universities and various institutions and organizations are frequently recommended.
 

Türkiye’deki Okul Dışı Öğrenme Ortamları Kılavuzlarının Ortaokul Fen Bilimleri Dersi Içerikleri


Ümmü Gülsüm Durukan1, Demet Batman2, Ayşegül Aslan3
1Giresun Üniversitesi
2Bağımsız Araştırmacı
3Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 328 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmada, 2018-2019 öğretim yılında il milli eğitim müdürlükleri tarafından geliştirilen ve 2019-2020 öğretim yılında pilot uygulaması yapılan Okul Dışı Öğrenme Ortamları Kılavuzları’nın (ODÖOK) fen bilimleri dersi içeriklerinin; ünite/konu, kazanım ve mekân yönünden incelenerek illere göre karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda “ODÖOK fen bilimleri dersi içerikleri ünite/konu, kazanım ve mekân yönünden illere göre nasıl değişim göstermektedir?” sorusuna yanıt aranmıştır. Çalışma, nitel desene dayalı olarak doküman analizi yöntemi ile yürütülmüştür. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Türkiye’deki yedi coğrafi bölgeden rastgele seçilen yedi ile (Trabzon, Bursa, Denizli, Osmaniye, Erzurum, Sivas ve Diyarbakır) ait ODÖOK fen bilimleri dersi içerikleri ünite/konu, kazanım ve mekân yönünden analiz edilmiştir. Analiz sürecinde, ünite ve konular kapsamında yer verilen kazanımların sayıları ve bu kazanımlar bağlamında önerilen mekânların türleri belirlenmiştir. ODÖOK’ta yer alan mekânlar, kılavuzlarda yer verilen mekân sınıflamaları da incelenerek; “Müze, Bilim ve Araştırma Merkezi, Sanat Merkezi, Teknopark, Tarihi ve Kültürel Mekân, Kütüphane, Doğal Sit Alanı ve Ören Yeri, Endüstriyel Kuruluş, Üniversite, Milli-Tematik Park ve Bahçe, Çeşitli Kurum ve Kuruluşlar, Sağlık Kuruluşu, HES ve Enerji Santrali, Spor Alanı, Çeşitli Eğitim Kurumları” olmak üzere 15 başlık altında toplanmıştır. Fen bilimleri dersi için mekân önerilerinin sınıf düzeylerine ve illere göre dağılımı incelendiğinde; çok sayıda ve farklı mekân önerisinde bulunulan ODÖOK’un beşinci sınıf fen bilimleri dersi içeriği için Denizli, Bursa ve Osmaniye, altıncı sınıf için Denizli ve Osmaniye, yedinci sınıf için Denizli, Trabzon, Osmaniye ve sekizinci sınıf için Denizli ve Trabzon illerine ait olduğu belirlenmiştir. ODÖOK’ta fen bilimleri dersi kapsamında bütün sınıf düzeylerinde yer alan üniteler için değinilen konu ve kazanım sayıları iller bazında tespit edilmiştir. En çok konu ve farklı sayıda kazanıma değinen ilin Denizli olduğu; bu ili sırasıyla Osmaniye, Bursa ve Trabzon illerinin izlediği; Erzurum ve Diyarbakır illerinin ise fen bilimleri dersi ile ilgili en az sayıda konu ve kazanıma yer verdiği belirlenmiştir. Ayrıca fen bilimleri dersi kapsamında beşinci sınıf seviyesinde “Canlılar Dünyası” ve “İnsan ve Çevre” ile yedinci sınıf seviyesinde “Saf Madde ve Karışımlar” ve “Işığın Madde ile Etkileşimi” ünitelerindeki kazanımlara yedi ilin kılavuzunda değinildiği tespit edilmiştir. Mekân çeşitliliği açısından ise; müzelerin, bilim merkezlerinin, endüstri kuruluşlarının, milli-tematik park ve bahçelerin, üniversitelerin ve çeşitli kurum ve kuruluşların kılavuzlarda sıklıkla önerildiği belirlenmiştir.
 


The Effect Of Argumentation-based Learning In Science Education On Students 'academic Achievement: A Meta-analysis Study


Ümmügülsüm ALÇİÇEK1, Gamze DENİZ1, Zehra Nur ÇELİK2, Gonca KEÇECİ2, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN2
1Fırat Üniversitesi
2ırat Üniversitesi


Abstract No: 330 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In the Science Education Program, it is aimed to raise students as individuals who search, question, examine, connect between daily life and science subjects, use scientific method to solve problems in all areas of life, and look at the world from a scientist perspective (MEB, 2006). For this reason, how students learn the topics is extremely important. Many methods and techniques have been developed to facilitate students' learning. One of these is the argumentation technique. The purpose of this study; to identify academic achievement of students using argumentation-based learning in science education examined in order to determine the effect of the independent study carried out in Turkey from each other. For this purpose, 27 articles on the effect of argumentation-based learning on students' academic achievement in science education between 2008-2019 were included in the scope of the study. Google Scholar search engine was used to select the articles. In this study using meta-analysis method, the results of 27 independent articles on the effect of argumentation-based learning in science education on the academic achievement of students were combined and the findings obtained from the results were analyzed statistically. According to the findings, it was concluded that the studies on the researched subject started since 2011, with 7 (25.93%) studies at most in 2018. According to another finding, the researchers worked with Primary Education 4th Grade, 6th Grade, 7th Grade, 8th Grade, Secondary School 9th ​​Grade, 11th Grade and University students as the study group, with 29.63% at most. It was observed that they preferred their class students. According to another finding obtained, it was concluded that the researchers aimed to increase / determine the conceptual understanding of the students with a rate of 25% at most. As a result, statistical comparisons showed that argumentation-based learning positively affected the academic achievement of students in science education in all studies. In this direction, it is thought that teachers can use the argumentation-based learning approach to increase students' success in science education positively. In addition, thanks to this study, it is thought that teachers who want to facilitate students' learning with argumentation-based learning will have the opportunity to examine studies investigating this technique as a whole before using argumentation-based learning.
 

Fen Eğitiminde Argümantasyon Temelli Öğrenmenin Öğrencilerin Akademik Başarilarina Etkisi: Bir Meta – Analiz Çalişmasi


Ümmügülsüm ALÇİÇEK1, Gamze DENİZ1, Zehra Nur ÇELİK2, Gonca KEÇECİ2, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN2
1Fırat Üniversitesi
2ırat Üniversitesi


Bildiri No: 330 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri



                                                                                       
     Fen Bilimleri Öğretim Programında, bilgiye ulaşırken öğrencilerin araştıran, sorgulayan,  inceleyen, günlük hayatıyla fen konuları arasında bağlantı kurabilen,  hayatın her alanında karşılaştığı problemleri çözmede bilimsel metodu kullanabilen ve dünyaya bir bilim insanı bakış açısıyla bakabilen bireyler olarak yetiştirilmesi hedeflenmiştir (MEB, 2006). Bu sebeple, öğrencilerin konuları ne şekilde öğrendikleri son derece önemlidir.  Öğrencilerin öğrenmelerini kolaylaştırmak amacıyla birçok yöntem ve teknikler geliştirilmiştir. Bunlardan biride argümantasyon tekniğidir. Bu çalışmadaki amaç; fen eğitiminde argümantasyon temelli öğrenme kullanılarak öğrencilerin akademik başarılarını tespit etmek amacıyla Türkiye’de yapılmış birbirinden bağımsız çalışmaların incelenip etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda 2008-2019 yılları arasında fen eğitiminde argümantasyon temelli öğrenmenin öğrencilerin akademik başarılarına etkisi ile ilgili yapılmış 27 makale araştırma kapsamına dâhil edilmiştir. Makalelerin seçiminde Google Akademik arama motoru’ndan yararlanılmıştır. Meta analiz yöntemi kullanılarak yapılan bu çalışmada fen eğitiminde argümantasyon temelli öğrenmenin öğrencilerin akademik başarılarına etkisi ile ilgili yapılmış birbirinden bağımsız 27 makalenin sonuçları birleştirilmiş ve sonuçlardan elde edilen bulgular istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre araştırılan konu ile ilgili yapılan çalışmaların 2011 yılından itibaren başladığı, en fazla 2018 yılında 7 (%25,93) çalışma ile olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bir başka bulguya göre araştırmacıların çalışma grubu olarak İlköğretim 4. Sınıf, 6. Sınıf, 7. Sınıf, 8. Sınıf, Ortaöğretim 9. Sınıf, 11. Sınıf ve Üniversite Öğrencileri ile çalıştıkları, en fazla %29,63 ile 7. Sınıf öğrencilerini tercih ettikleri görülmüştür. Elde edilen bir başka bulguya göre ise araştırmacıların en fazla %25 oranla öğrencilerin kavramsal anlamalarını arttırmayı/ belirlemeyi amaçladıkları sonucuna ulaşılmıştır.  Sonuç olarak istatistiksel karşılaştırmalar yapılarak argümantasyon temelli öğrenmenin fen eğitiminde öğrencilerin akademik başarılarını olumlu yönde etkilediği çalışmaların tamamında görülmüştür. Bu doğrultuda öğretmenlerin fen eğitiminde öğrencilerin başarılarını olumlu yönde arttırabilmeleri için argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımını kullanabilecekleri düşünülmektedir. Ayrıca bu çalışma sayesinde argümantasyon temelli öğrenme ile öğrencilerin öğrenmelerini kolaylaştırmak isteyen öğretmenlerin argümantasyon temelli öğrenmeyi kullanmadan önce bu tekniği araştıran çalışmaları bir bütün olarak inceleme fırsatı bulacakları düşünülmektedir.
 

 

 


Investigation Of Institution Teacher Interaction In Science Teaching According To Anthropological Didactic Theory


Kübra KESKİNOĞLU1, Mustafa ERGUN1
1Ondokuz Mayıs Üniveristesi


Abstract No: 362 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Teacher, knowledge and student come first among the didactic elements in the teaching-learning process. Anthropological Theory of the Didactic (ATD), such as the didactical transformation theory, is among the theories that examine the interaction of these three important concepts with each other and try to provide explanations. ATD defines the subject addressed in this process as the object, the person dealing with it as the individual, and the organization addressed as the institution. In general, ATD, which examines the interaction between these three actors, explains how the knowledge taught to the student is influenced and interacted by the teacher and the institution while preparing it. The existence of different educational institutions in Turkey reveals the fact that students receive education at different levels in each institution about the same concept of science and therefore its problems. The aim of this study is to examine how the teacher, who teaches the same science concepts in different types of institutions, is affected by the institution he / she works in, within the framework of ATD. Within the scope of this research, science teachers in three different institutions where basic science concepts are considered as the knowledge to be taught were studied. Among these institutions, there are public schools, private schools and private education courses, while 6 science teachers working in these institutions participated in this study. In this study, which was conducted as a case study within the scope of qualitative research design, data were collected through semi-structured interviews. When the obtained results were examined, it was observed that the changes made by science teachers working in different types of institutions in the teaching of the course within the scope of the characteristics of the institutions and the possibilities they have were caused by the interactions specified in the ATD. When the results obtained in terms of students are examined, it is concluded that the feature of the institution is more prominent in transferring the same achievements to the student, that the teachers benefit from the existing facilities have difficulties and the methods and techniques used are due to the characteristics of the institution rather than the teacher. As a result, it is revealed that the feature of the institution, which is one of the elements stated in the ATD affects first the teacher and then the student within the scope of the concept of science.
 

Fen Öğretiminde Kurum Öğretmen Etkileşiminin Antropolojik Didaktik Teorisine Göre Incelenmesi


Kübra KESKİNOĞLU1, Mustafa ERGUN1
1Ondokuz Mayıs Üniveristesi


Bildiri No: 362 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Öğrenme öğretme sürecindeki didaktik unsurların başında öğretmen, bilgi ve öğrenci gelmektedir. Bu üç önemli kavramın birbiri ile etkileşimini inceleyip açıklamalar getirmeye çalışan kuramların arasında didaktiksel dönüşüm teorisi gibi antropolojik didaktik teorisi de yer almaktadır. Antropolojik didaktik teorisi öğrenme öğretme sürecinde ele alınan konuyu nesne, ele alan kişiyi birey ve ele alınan konusunun yer aldığı kuruluşu ise kurum olarak tanımlamaktadır. Genel olarak bu üç faktör arasındaki etkileşimi inceleyen antropolojik didaktik teorisi öğrenciye öğretilecek bilginin öğretmen tarafından hazırlanırken bulunduğu kurumdan nasıl etkilendiğini ve içinde bulunduğu unsurlarla nasıl etkileştiğini açıklamaktadır. Her öğretim seviyesinde farklı eğitim kurumu seçenekleri mevcuttur. Ülkemizde farklı eğitim kurumlarının varlığı öğrencilerin aynı fen kavramı hakkında her bir kurumda farklı düzeylerde eğitim aldığı gerçeğini ve dolayısıyla sorunlarını ortaya çıkarmaktadır. Bu araştırmanın amacı farklı tip kurumlarda aynı fen kavramlarının öğretiminde görev alan öğretmenin çalıştığı kurumdan nasıl etkilendiğini antropolojik didaktik teorisi çerçevesinde ele almak ve incelemektir. Bu araştırma kapsamında temel fen kavramlarının öğretilecek bilgi olarak ele alındığı üç farklı kurumdaki fen bilimleri öğretmenleri ile çalışılmıştır. Bu kurumlar arasında devlet okulu, özel okul ve özel öğretim kursu yer alırken kurumlarda görev yapan 6 fen bilimleri öğretmeni araştırmaya katılmıştır. Çalışma nitel araştırma deseni çerçevesinde durum çalışması (örnek olay incelemesi) olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubundaki katılımcı fen bilimleri öğretmenlerinden araştırma sorusuyla ilgili veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde farklı tip kurumlarda görev yapan fen bilimleri öğretmenlerinin kurumların özellikleri ve sahip olduğu imkânlar kapsamında dersin işlenmesinde yaptıkları değişikliklerin antropolojik didaktik teorisinde belirtilen etkileşimlerden kaynaklandığı gözlenmiştir. Öğrenci açısından elde edilen sonuçlar incelendiğinde ise aynı kazanımların öğrenciye aktarılmasında kurumun özelliğinin daha ön plana çıktığı, öğretmenin var olan imkânlardan faydalanmasının zorluklar içerdiği ve kullanılan yöntem ve tekniklerin öğretmenden ziyade kurumun özelliğinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak antropolojik didaktik teorisinde belirtilen unsurlardan olan biri olan kurumun özelliğinin ele alınan fen kavramı kapsamında öncelikle öğretmeni daha sonra ise öğrenciyi etkilediği ortaya çıkmaktadır.
 


Examining Teacher Learning In Practice Through Pedagogical Discourse


Emine Gül Çelebi İlhan1
1medipol üniversitesi


Abstract No: 97 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Traditional efforts of teacher learning take a cognitive stance to learning, offers a training model which moves from a theoretical level towards a practical level. These kinds of professional development experiences are argued to have a limited impact on practitioners. Discursive studies in mathematics teaching and learning are increased in the last few decades but almost hardly any research exists examining teacher learning with a discursive perspective. In this study, through a discursive perspective I take a discursive stance to a secondary mathematics teacher’s own inquiry of practice and try to answer the following question: How does teacher favor the exchange of mathematical meanings within her classroom during her self-inquiry of own practice? In order to understand the teachers’ facilitation and organization of the mathematical meaning making within her classroom I followed an interpretive approach to a case study by focusing on the teacher’s discourses within the mathematics classes. I drew on a social semiotic perspective of systemic functional linguistics (SFL) theory (Halliday, 1978) and the theory of commognition regarding human thinking and mathematizing (Sfard, 2008).  Results have shown that certain characteristics such as pedagogical word uses and meta mathematical moves such as ways of summarizing and rephrasing student’s answers has been diversified.  Based on those results  changes in the way the teacher uses (mainly ) her pedagogical discourse are identified  teacher learning was identified with its discourse.
Halliday, M. A. K. (1978). Language as social semiotic: The social interpretation of language and meaning. London: Edward Arnold Ltd.
Kelly, P. (2006). What is teacher learning? A socio-cultural perspective. Oxford Review of Education, 3(4), 505-519.
Sfard,A.(2008). Thinking as communicating. Human development, the growth of discourses, and mathematizing. Cambridge, UK: Cambridge University Press.
 


Approaches Of Mathematics Teacher Candidates To Mistake Handling Activities And Suggestions For Solutions[one]


Levent AKGÜN1, Levent DURAL1, Ayşenur BEKTAŞ1, Elanur ÇAMLICA1, Kübra ATASEVER1, Sema Nur PASLI1
1ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ/KAZIM KARABEKİR EĞİTİM FAKÜLTESİ-MATEMATİK EĞİTİMİ ANABİLİM DALI


Abstract No: 128 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Research on the use of mistake handling activities in the learning-teaching environment has been systematically revealed in the mid-80s by researchers such as Borasi (1994) . Understanding mistakes, mistakes and why they are wrong is an important part of the teaching- learning process (Konyalıoğlu, Aksu, Şenel & Tortumlu, 2010). Because these will give the teacher the opportunity to determine the thinking strategies of his students, as well as the prospective teachers to review their knowledge and internalize the concept both in an operational and conceptual dimension (Gedik, 2014). The aim of this research is to be mistake handling activities mathematics teachers candidates.
It is descriptive in the research. For this purpose, eight error-based questions were prepared by the researchers as a data collection tool. The data of the study were collected from 78 elementary mathematics teacher candidates of a public university in Eastern Anatolia . In error-based questions, pre-service teachers were asked to determine whether the solutions were right or wrong and to explain them with mathematical arguments along with their reasons. Descriptive analysis technique was used to analyze the data . The data were analyzed according to the categories obtained from previous studies (inability to detect the error, to detect the error incorrectly, to detect the error correctly, to not detect the truth and to detect the truth ). In addition, codes were created from data depending on these categories. In findings obtained from this study math teacher is candidates usually the inability to detect false error detection and error category in question have been shown to concentrate. Even though teacher candidates are aware of the errors in the questions, they cannot reveal the reason for this situation .

Matematik Öğretmeni Adaylarının Hata Temelli Sorulara Yaklaşımları Ve Çözüm Önerileri


Levent AKGÜN1, Levent DURAL1, Ayşenur BEKTAŞ1, Elanur ÇAMLICA1, Kübra ATASEVER1, Sema Nur PASLI1
1ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ/KAZIM KARABEKİR EĞİTİM FAKÜLTESİ-MATEMATİK EĞİTİMİ ANABİLİM DALI


Bildiri No: 128 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Hata-temelli aktivitelerin öğrenme-öğretme ortamında kullanılması ile ilgili araştırmalar sistematik olarak 80‘lerin ortasında Borasi (1994) gibi araştırmacıların çalışmalarıyla ortaya konmuştur. Yanlışlar, hatalar ve bunların neden yanlış olduklarının sezilmesi öğretme- öğrenme sürecinin önemli bir parçasıdır (Konyalıoğlu, Aksu, Şenel ve Tortumlu, 2010). Çünkü bunlar, öğretmene öğrencilerinin düşünme stratejilerini saptama olanağı da vereceği gibi öğretmen adaylarının kendi bilgilerini gözden geçirmeleri ve gerek işlemsel ve gerekse kavramsal boyutta kavramı içselleştirme olanağı verebilecektir (Gedik, 2014).  Bu araştırmanın amacı matematik öğretmeni adaylarının hata temelli sorulara ilişkin yaklaşımlarını ve çözüm önerilerini belirlemektir. Araştırmada betimsel niteliktedir. Bu amaca yönelik olarak araştırmacılar tarafından veri toplama aracı olarak hata temelli sekiz soru hazırlanmıştır. Araştırmanın verileri Doğu Anadolu’da bir devlet üniversitesinin 78 ilköğretim matematik öğretmeni adayından toplanmıştır. Hata temelli sorularda öğretmen adaylarından çözümlerin doğru veya yanlış olup olmadığını tespit etmesi ve gerekçeleriyle birlikte matematiksel argümanlarla açıklaması istenmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Veriler daha önceki araştırmalardan elde edilen kategorilere (hatayı tespit edememe, hatayı yanlış tespit etme, hatayı doğru tespit etme, doğruyu tespit edememe ve doğruyu tespit etme) göre analiz edilmiştir. Ayrıca bu kategorilere bağlı olarak verilerden kodlar da oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgularda matematik öğretmeni adaylarının genellikle sorularda hatayı tespit edememe ve hatayı yanlış tespit etme kategorilerinde yoğunlaştıkları görülmüştür. Öğretmen adayları sorulardaki hataların farkında olsalar bile bu durumun gerekçesini ortaya koyamamaktadırlar.

[1] Bu araştırma Matematik Eğitiminde Araştırma Projesi dersi kapsamında hazırlanmıştır.


Attitudes Of High School Students Towards Mathematics According To Different School Types


DUYGU BEDİR1, SÜHA YILMAZ1
1DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ


Abstract No: 193 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is expected that there will be a change in the behavior of the individual who goes through educational purposes. The goals, knowledge, behaviors and attitudes of the individual change through education. It is expected that these data make positive for individuals who are employed in education. Using an important tool in changing educational attitudes, teachers' knowing what student attitudes towards their own lessons and other cases in social life can be an important factor in increasing the necessity of education. At this point, studies conducted with some discussion of the lessons gained great importance today. Educational studies Studies are conducted on the relationship between attitude towards mathematics and mathematics achievement. This course is a descriptive study aimed at examining attitudes towards mathematics according to different school types. It is classified in 9th and 10th grades. Attitude Scale was applied. The data obtained from students are analyzed in SPSS program. The examination of students' attitudes towards mathematics such as gender, school type, mathematics achievement, education of the family, education level of the family and so on was examined.

Farklı Okul Türlerine Göre Lise Öğrencilerinin Matematiğe Yönelik Tutumları


DUYGU BEDİR1, SÜHA YILMAZ1
1DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ


Bildiri No: 193 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim sürecinden geçen bireyin davranışlarında bir değişmenin olması beklenmektedir. Eğitim yoluyla bireyin amaçları, bilgileri, davranışları, tavırları değişmektedir. Eğitim sürecine giren bireyde bu değişikliklerin olumlu yönde olması beklenir. Eğitim tutumları değiştirmede önemli bir araç olduğundan, öğretmenlerin gerek kendi derslerine gerekse sosyal yaşamdaki diğer olgulara yönelik öğrenci tutumlarının ne olduğunu, nasıl ölçüleceğini bilmeleri eğitimin niteliği artırmada önemli bir etken olabilir. Bu nedenle, öğrencilerin belli ders konularına yönelik tutumlarını ölçmek üzere yapılan çalışmalar günümüzde büyük önem kazanmıştır. Eğitim sisteminde  Matematiğe karşı tutumla, matematik başarısı ilişkisi üzerine  çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada farklı okul türlerine göre öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının incelenmesini amaçlayan betimsel bir çalışmadır. Çalışmamızın örneklemi farklı üç okul türünde  okuyan 9.ve 10.sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Ölçek olarak geçerliliği güvenirliği kabul edilmiş Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Öğrencilerden elde edilen veriler SPSS programında analiz edilecektir. Öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının cinsiyet, okul türü, matematik başarısı, ailenin eğitim durumu gibi değişkenler açısından incelenip değerlendirilecektir.
Eğitim sürecinden geçen bireyin davranışlarında bir değişmenin olması beklenmektedir. Eğitim yoluyla bireyin amaçları, bilgileri, davranışları, tavırları değişmektedir. Eğitim sürecine giren bireyde bu değişikliklerin olumlu yönde olması beklenir. Eğitim tutumları değiştirmede önemli bir araç olduğundan, öğretmenlerin gerek kendi derslerine gerekse sosyal yaşamdaki diğer olgulara yönelik öğrenci tutumlarının ne olduğunu, nasıl ölçüleceğini bilmeleri eğitimin niteliği artırmada önemli bir etken olabilir. Bu nedenle, öğrencilerin belli ders konularına yönelik tutumlarını ölçmek üzere yapılan çalışmalar günümüzde büyük önem kazanmıştır. Eğitim sisteminde  Matematiğe karşı tutumla, matematik başarısı ilişkisi üzerine  çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada farklı okul türlerine göre öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının incelenmesini amaçlayan betimsel bir çalışmadır. Çalışmamızın örneklemi farklı üç okul türünde  okuyan 9.ve 10.sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Ölçek olarak geçerliliği güvenirliği kabul edilmiş Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Öğrencilerden elde edilen veriler SPSS programında analiz edilecektir. Öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarının cinsiyet, okul türü, matematik başarısı, ailenin eğitim durumu gibi değişkenler açısından incelenip değerlendirilecektir.
 


Examination Of Mathematics Projects Of Tübitak High School Students Research Projects Competition Between 2014-2019 (istanbul Province Example)


Yiğit Madenci1
1Kartal Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 314 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today, students with interest and motivation in mathematical disciplines are encouraged to do research projects, which consists of high-level skills in mathematics education. The most difficult stage of making a project is to determine the subject. Since mathematics is a notional field; it is more difficult to choose the subject to work on. Educators are asking students to examine previous mathematics research projects for inspiration. In this study, mathematics research projects that qualified for European and Anatolian regional exhibitions in İstanbul between 2014-2019 years were analyzed statistically in terms of subjects and sub-fields to help the students who will apply to the “TÜBİTAK High School Students Research Projects Competition” while selecting their subjects. While identifying the subjects that are less or not studied among high school students, it is intended to prepare the ground for experts to create plans to improve understanding among these less interested subjects. Subjects were selected as geometry, mathematics and computer, modeling, finite mathematics, analysis, algebra and numbers theorem, cryptology, history, philosophy, and art of mathematics. Moreover, regional projects which were selected to participate in the finals were analyzed statistically as well. TUBITAK's regional exhibition booklets and website were used to obtain the data. The data were transformed into graphics and these graphics were interpreted. A total of 122 projects were interpreted whereas 53% were from European and 47% were from the Anatolian region. Geometry was the most selected subject for regional exhibitions in both European and Asian regions (32% and 35% respectively). One project was exhibited from mathematics and computer subjects while there were no projects from history, philosophy, and art of mathematics subjects exhibited in the regional exhibitions. As these subjects tend to be in fewer quantities in TUBITAK’s competition, suggestions should be developed by experts for students to understand mentioned issues sufficiently.

2014-2019 Yılları Arası Tübitak Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Matematik Projelerinin Incelenmesi (Istanbul Ili Örneği)


Yiğit Madenci1
1Kartal Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 314 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde matematik disiplininde ilgi ve motivasyonu yüksek olan öğrenciler matematik eğitiminde üst düzey becerilerden olan araştırma projeleri yapmaya teşvik edilmektedirler. Bu sayede öğrencilerin ilgilendikleri alanda derinlemesine çalışma yapma, bilimsel düşünme ve yazma becerilerini geliştirme, sunum yapma gibi fırsatlardan yararlanabileceği düşünülmektedir.  Ancak bilindiği üzere bir öğrenci için proje yapmanın en zor aşaması, proje konusu belirlemektir. Özellikle matematiğin soyut bir alan olması, üzerinde çalışılacak konu seçimini daha da zorlaştırmaktadır. Bu problemi çözmek için eğitimciler bir yöntem olarak, öğrencilerin ilham almaları amacıyla önceden yapılmış projeleri incelemelerini istemektedirler. Matematik araştırma konusu açısından çeşitliği ve sağladığı fırsatlar nedeniyle TÜBİTAK’ın düzenlediği yarışmalar ilk sırada önerilmektedir. Yarışmaya katılım gösteren projeler her yıl kataloglarda yer almakta ancak konu veya matematik alt alanı olarak tasnif edilmemektedir. Bu problemden hareketle çalışmanın amacı; 2014-2019 yılları arası geliştirilen matematik araştırma projelerini, matematik konusu ve alt alanları açısından istatiksel olarak analiz etmektir.  Bu sayede TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmasına matematik konusunda başvuracak öğrencilere ve öğrencilere danışmanlık yapacak öğretmenler için konu seçiminde yardımcı olunacağı düşünülmektedir. Aynı zamanda lise öğrencilerinin matematik konularını daha kapsamlı fark etmesini sağlamak, lise öğrencileri arasında az veya hiç çalışılmayan konuları belirlemek ve bu konuların daha mı az anlaşıldığı üzerinde konunun uzmanlarının düşünmesi sağlamaya çalışarak yeni planlamalar yapılmasına zemin hazırlamak da bu projenin alt amaçları arasında sayılabilir. Çalışmada toplam 122 proje sınıflandırılmıştır. Bölge sergilerinden Türkiye finaline katılmaya hak kazanan projeler de istatiksel olarak analiz edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde TÜBİTAK’ın bölge sergisi kitapçıklarından ve web sitesinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler grafik haline getirilip bu grafikler yorumlanmıştır. Asya ve Avrupa bölgelerinde çoğunlukla geometri projelerinin bölge sergisine en sık çıkan projeler olduğu saptanmıştır. Matematik ve bilgisayar, son 5 yılda bölge sergilerine sadece 1 proje gönderebilmişken matematik tarihi, felsefesi ve sanatı konusuna mensup hiçbir projenin bölge sergisine katılmaya hak kazanamadığı tespit edilmiştir. Bu noktada belirtilen konuların öğrenciler tarafından yeterince anlaşılması için çözüm önerileri geliştirilmelidir.

 


Applied Students’ Performance On Teaching Science Concepts According To Clinical Supervision Model And Description Of Last Meeting Processes: Two Case Studies


Türkan Çakmak1, Nermin Bulunuz2
1MEB
2ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 52 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Teaching practice lecture, in which undergraduate students on science teaching find an opportunity to apply their theoretical knowledge and interact with students in their real teaching environment, is a key lecture that will direct students’ teaching life after their graduation. Students perform teaching methods and techniques and take their first steps into their occupations in the scope of this lecture. The way to enhance the quality of education is to increase students’ professional competence before their graduation. It is important for students to receive feedbacks before their graduation, because they cannot receive enough feedbacks after their graduation and the number of in-service training on this issue is few. If applied students receive systematic and objective feedbacks from their lecturers at teaching practice lectures in the scope of Clinical Supervision Model, they professionally develop themselves.
This study is conducted with two students who are going to be final-year students after teaching practice lecture, and other stakeholders who take responsibility in this process. Students instructed fourth-grade students at a elementary school about science concepts and their teaching performance were observed by applied lecturer, applied teachers and other applied students who perform at the same school. After instructions, stakeholders gathered for the last meeting, and both this last meeting and the whole instruction process are recorded. Case study, which is one of the qualitative research methods, is conducted. Data are collected from video records of instructions and the last meeting. In this study, teaching performances of two applied students and the last meeting will be analyzed according to Clinical Supervision Model. Findings will be discussed on how to apply them in schools under the coordination of the Council of Higher Education, relating them to guidance given to applied teachers. Suggestions will be made to partners in order to use feedback processes effectively.

Uygulama Öğrencilerinin Klinik Danışmanlık Modeli Kapsamında Fen Kavramlarını Öğretme Performansları Ve Son Görüşme Süreçlerinin Betimlenmesi: Iki Örnek Olay Çalışması


Türkan Çakmak1, Nermin Bulunuz2
1MEB
2ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 52 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim fakültesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin, lisans öğrenimleri boyunca öğrendikleri kuramsal bilgileri gerçek okul ortamında uygulama fırsatı buldukları ve öğrencilerle bizzat iletişim halinde bulundukları öğretmenlik uygulaması dersi, öğrencilerin mezun olduktan sonra öğretmenlik yaşantılarına yön verecek kilit bir derstir. Bu ders kapsamında öğrenciler, hem öğretim yöntem ve tekniklerini uygulayıp hem de mesleklerine ilk adımlarını atarlar.  Eğitim ve öğretimin niteliğinin arttırılabilmesinin yolu, öğrencilerin henüz mezun olmadan mesleki yeterlilikleri edinmelerinden geçmektedir. Mezuniyet sonrası öğretmenlerin öğretmen yeterlilikleri hususunda dönüt alamamaları, bu alanda verilen hizmet içi eğitimlerin sayısının azlığı gibi faktörler nedeniyle, öğrenciler henüz fakülteden mezun olmadan son sınıfta verilecek geribildirimler oldukça önemlidir. Klinik danışmanlık modeli (KDM) kapsamında uygulama öğrencilerinin öğretmenlik uygulaması derslerinde uygulama öğretmeni ve uygulama öğretim elemanı tarafından sistematik ve nesnel dönütler alması, uygulama öğrencilerinin  mesleki gelişimlerine olumlu katkılar sağlamaktadır.  
 
Çalışma öğretmenlik uygulaması dersi kapsamında sınıf öğretmeni olacak iki son sınıf uygulama öğrencisi ve süreçte görev alan paydaşlar ile gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler yerleştikleri ilkokulun aynı 4. sınıf şubesindeki öğrencilere fen kavramlarını anlatmışlar ve öğretmenlik performansları uygulama öğretim elemanı, uygulama öğretmenleri ve aynı sınıfta uygulama yapan akranları tarafından gözlenmiştir. Ders sonrasında paydaşların katılımı ile son görüşmeler düzenlenmiş, hem ders süreci hem de son görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden örnek olay çalışması, veri toplama aracı olarak da ders ve görüşmeler sırasında elde edilmiş video kayıtları kullanılacaktır. Bu çalışmada, iki uygulama öğrencisinin Fen dersini anlatım performansları ve paydaşların etkin katılımı ile gerçekleşmiş son görüşmeler ayrı ayrı ele alınacak ve KDM’ye uygun olarak bağımsız olarak betimlenecektir. Araştırmadan elde edilecek bulgular modelin ülkemizdeki okullarda nasıl uygulanabileceği, son yıllarda YÖK-MEB işbirliği ile atılan önemli adımlar ve ülke genelinde uygulama öğretmenlerine verilen danışmanlık eğitimleri ile de ilişkilendirilerek sunulacaktır. Bundan sonraki yıllarda uygulama öğrencilerine verilecek geri bildirim sürecinin, ülkemizde yapılan çalışmalara da paralel olarak daha etkin olarak uygulanabilmesi adına, bundan sonra görev alacak paydaşlara önerilerde bulunulması planlanmaktadır.
  
 
  
 
 


Examination Of 2019 Science Textbooks In Terms Of Measurement And Evaluation Approaches


İsa Deveci1, Ayşe Altıntaş1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Abstract No: 164 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is pointed out that it is necessary to act with the understanding of maximum diversity and flexibility in the measurement and evaluation process in the 2018 science curriculum. Therefore, the primary responsibility for the effectiveness of measurement and evaluation practices in 2018 science curriculum is assigned to teachers and education practitioners. In this sense, in science curriculum is pointed out that more than one measurement and evaluation tools or techniques should be used. The purpose of this research is to examine the science textbooks published in 2019 in terms of measurement and evaluation tools or techniques. For this purpose, the document analysis method was used in the research. In this context, grades science textbooks published by the Ministry of Education in 2019 were examined. These textbooks consist of seven science textbooks due to the presence of two publishers of the fifth grade, two publishers of the sixth grade, two publishers of the seventh grade and one publisher of the eighth grade. As the data collection tool, the “measurement and evaluation form” consisting of alternative and traditional measurement or evaluation tools developed by the researchers was used. As a result of the research, it was determined that traditional measurement and evaluation tools or techniques were used more in all textbooks. Among the traditional measurement and evaluation tools or techniques, techniques like multiple choice questions, gap filling and right-wrong  are included much more. On the other hand, alternative measurement and evaluation tools or techniques have found less space than traditional techniques ones. Among the alternative measurement and evaluation tools or techniques, techniques like semantic features analyses, concept map, structural communication grid and drawings are included much more than others. Depending on these results, alternative measurement and evaluation tools or techniques may be included more in science textbooks according to traditional techniques.

2019 Yılı Fen Bilimleri Ders Kitaplarının Ölçme Ve Değerlendirme Anlayışı Açısından Incelenmesi


İsa Deveci1, Ayşe Altıntaş1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Bildiri No: 164 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

2018 yılı Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı’nda ölçme ve değerlendirme sürecinde azami çeşitlilik ve esneklik anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Dolayısıyla 2018 öğretim programında ölçme ve değerlendirme uygulamalarının etkililiğinin birincil derecede sorumluluğu öğretmen ve eğitim uygulayıcılarına yüklenmektedir. Bu anlamda birden fazla ölçme ve değerlendirme araç ya da tekniklerinin kullanılması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Bu kapsamda araştırmada 2019 yılında yayımlanan fen bilimleri ders kitaplarının ölçme ve değerlendirme araç ya da teknikler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Veri kaynağı olarak 2019 yılında yayımlanan 5-8. sınıf ders kitapları dikkate alınmıştır. Bu kitaplar beşinci sınıfa ait iki yayınevi, altıncı sınıfa ait iki yayınevi, yedinci sınıfa ait iki yayınevi ve sekizinci sınıfa ait bir yayınevi bulunmasından dolayı yedi ders kitabından oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen alternatif ve geleneksel ölçme ya da değerlendirme araçlarından oluşan “ölçme ve değerlendirme formu” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda genel olarak tüm ders kitaplarında geleneksel ölçme ve değerlendirme araç ya da tekniklerine daha fazla yer verildiği belirlenmiştir. Geleneksel ölçme ve değerlendirme araç ya da teknikleri arasında en fazla çoktan seçmeli sorular, boşluk doldurma ve doğru-yanlış tekniklerine yer verilmiştir. Diğer taraftan alternatif ölçme ve değerlendirme araç ya da teknikleri geleneksellere göre daha az yer bulmuştur. Alternatif ölçme ve değerlendirme araç ya da teknikleri arasında en fazla proje, anlam çözümleme tablosu, kavram ağı, yapılandırılmış grid ve çizimlere yer verildiği belirlenmiştir. Bu sonuçlara bağlı olarak fen bilimleri ders kitaplarında gelenekselden ziyade alternatif ölçme ve değerlendirme tekniklerine ve çeşitlerine daha fazla yer verilebilir.
 


The Examination Of The 2018 Science Curriculum Objectives In The Context Of Crosscutting Concepts


Merve Köroğlu1, Elif Benzer1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 165 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Next Generation Science Standards (NGSS, 2012) committee proposes that science education be built around three main dimensions: science and engineering practices, crosscutting concepts, and disciplinary core ideas. When the 2018 science curriculum is examined, it is seen that science and engineering practices and disciplinary core ideas (Earth and Universe, Living and Life, Physical Phenomenons, Matter and Nature, Science Engineering and Entrepreneurship Practices) are included as suggested by the committee. The crosscutting concepts (CCs) connect these two dimensions and establish a meaningful relationship. In the NGSS 7 CCs were determined: Pattern, cause - effect, scale proportion quantity, energy - matter, systems - system models, structure - function and stability - change. The purpose of this study is to determine the CCs of the 2018 science curriculum objectives. Sub-problems of the research;
· How are the CCs distributed by grade?
· How are the CCs distributed by disciplinary core ideas?
This research was designed as a qualitative research, was carried out by document analysis method. Within the scope of the research, 223 secondary school objectives were examined and was determined that 5 objectives didn’t contain any CCs. Thus, the total number of objectives has been determined as 218. The objectives in the science curriculum have been evaluated together with the sub-objectives they contain. The most frequently used CC in each grade level is pattern. In general terms, it is seen that as the grade level increases, CCs in the objectives also increase. The most commonly used CC after pattern is cause and effect. It is an expected result to see these two concepts used so often, as the patterns also include explaining cause and effect relationships. The least CCs are energy and matter, structure and function. The subject areas of life science and physical science are the most frequently used CCs.

2018 Fen Bilimleri Öğretim Programındaki Kazanımların Kesişen Kavramlar Bağlamında Incelenmesi


Merve Köroğlu1, Elif Benzer1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 165 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Yeni Nesil Bilim Standartları (2012) komitesi fen eğitiminin üç ana boyut etrafında oluşturulmasını önermektedir: Bilim ve mühendislik uygulamaları, kesişen kavramlar ve temel disiplin alanları. 2018 fen bilimleri öğretim programı (FBÖP) incelendiğinde, komitenin önerdiği şekilde fen ve mühendislik uygulamaları ve temel disiplin alanlarına (Dünya ve Evren, Canlılar ve Yaşam, Fiziksel Olaylar, Madde ve Doğası, Fen Mühendislik ve Girişimcilik Uygulamaları) yer verildiği görülmektedir. Bu iki boyutu birbirine bağlayan ve anlamlı bir ilişki kurulmasını sağlayan ise kesişen kavramlardır. Yeni Nesil Bilim Standartları’nda 7 adet kesişen kavram belirlenmiştir: Örüntü, sebep ve sonuç, ölçek orantı miktar, enerji ve madde, sistem ve sistem modelleri, yapı ve işlev ve kararlılık ve değişim. Bu çalışmanın amacı kesişen kavramların 2018 FBÖP ortaokul kazanımlarında bulunma durumlarını belirlemektir. Araştırmanın alt problemleri;
·         Kesişen kavramların sınıf düzeyine göre dağılımları nasıldır?
·         Kesişen kavramların konu alanlarına göre dağılımları nasıldır?
Bu araştırma nitel araştırma olarak tasarlanmış olup doküman analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 223 adet FBÖP ortaokul kazanımı incelenmiş ve 5 kazanımın hiçbir kesişen kavramı içermediği tespit edilmiştir. Böylelikle toplam kazanım sayısı 218 olarak belirlenmiştir. Her sınıf kademesinde en sık kullanılan kesişen kavram örüntüdür. Genel anlamda sınıf seviyesi arttıkça kazanımların içerdiği kesişen kavramların da arttığı görülmektedir. Örüntüden sonra en çok kullanılan kesişen kavram ise sebep ve sonuçtur.Örüntüler de sebep ve sonuç ilişkilerini açıklamayı içermekte olduğundan, bu iki kavramın bu denli sık kullanıldığını görmek beklenen bir sonuçtur. En az vurgulanan kesişen kavramlar ise enerji ve madde ile yapı ve işlevdir. Canlılar ve yaşam ve fiziksel olaylar konu alanları ise kesişen kavramların en sık kullanıldığı konulardır.


Visual Analysis Of Question-solving Form And Approaches Of 10th Grade Students Attended In Antalya Chemistry Olympiads


Büşra Saydoğan1, Memduh Sami Taner1, Ömer Manap1
1Akdeniz Üniversitesi


Abstract No: 223 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the Turkish education system, the high school students' level of knowledge and jumping to the new stages are usually determined by taking exams prepared by the test technique. In these exams, the approach of each student to the questions and their styles of solving the questions differ from each other. In 2019, the exam booklets which were taken back from the 10th-grade students who participated in the 4th Antalya Chemistry Olympiad (AKO) 1st stage test with a total of 101 participants were subjected to the visual research with a systematic approach and the solving styles and approaches of the students were classified. The findings were analyzed by grouping. The examination of at least two booklets belonging to different public and private schools are classified in the light of 9 standardized criteria. The 10th-grade test booklets to be examined were examined in the three main groups: public and private schools, Antalya and other provinces, Anatolian and Science high schools. The created groups were included in the test booklets' workgroup of 21 different students, 6 public schools and 6 private colleges were selected in accordance with purposive sampling. When the student test booklets that were studied on are analyzed, it was determined that students mostly a) answered the questions by using the elimination method of 9 criteria, b) tried hard to solve them, and c) read the questions that they left blank but they left blank not to take a risk. When a general examination is made, there are certain differences in the ways and approaches of private school students in solving questions compared to students in public schools.

Antalya Kimya Olimpiyatlarına Katılan 10.sınıf Öğrencilerinin Soru Çözme Biçim Ve Yaklaşımlarının Görsel Analizi


Büşra Saydoğan1, Memduh Sami Taner1, Ömer Manap1
1Akdeniz Üniversitesi


Bildiri No: 223 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Türk eğitim sisteminde lise öğrencilerinin genellikle test tekniği ile hazırlanmış sınavlara katılarak hem bilgi düzeylerinin ölçülmesi hem de kademe atlama süreçleri belirlenmektedir. Bu sınavlarda her öğrencinin sorulara yaklaşımı ve soruları çözme stilleri birbirlerinden farklı olmaktadır. 2019 yılında, toplam 101 kişinin katıldığı 4. Antalya Kimya Olimpiyatı (AKO) 1. aşama test sınavına katılan 10. Sınıf öğrencilerinden geri teslim alınan sınav kitapçıkları, oluşturulan sistematik bir yaklaşımla görsel incelemeye tabi tutulmuş, öğrencilerin soru çözme biçim ve yaklaşımları sınıflandırılmıştır. Elde edilen bulgular gruplandırılarak analiz edilmiştir. Farklı devlet ve özel okullara ait en az ikişer kitapçığın incelenmesi, standardize edilmiş 9 ayrı kriter ışığında sınıflandırılmıştır.  İncelenecek 10. sınıf test kitapçıkları, devlet ve özel okul,  Antalya ve diğer iller, Anadolu ve Fen liseleri olmak üzere üç ana grup halinde incelenmiştir. Oluşturulan gruplar,  amaçlı örnekleme uygun olarak seçilen 6 devlet okulu,  6 özel kolej olmak üzere 21 farklı öğrencinin test kitapçığı çalışma grubuna katılmıştır. Üzerinde çalışılan öğrenci test kitapçıkları analiz edildiğinde; öğrencilerin çoğunlukla 9 kriterden a) soruları eleme yöntemini kullanarak cevaplandırdıkları, b)çözmek için uğraştıkları ve c) boş bıraktıkları soruları mutlaka okudukları ancak riske girmeyip boş bıraktıkları tespit edilmiştir. Genel bir inceleme yapıldığında özel okul öğrencilerinin devlet okulundaki öğrencilere kıyasla soru çözme biçim ve yaklaşımlarında bazı kriterlerde belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır.


Examination Of Middle School Student’ S Perceptions Of Science-pseudoscience Trough Concept Cartoons


Latife Nur CANAN1, Oktay ASLAN2
1İsmil İmam Hatip Ortaokulu
2Necmettin Erbakan Üniversitesi


Abstract No: 23 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The objective of this study is to reveal perceptions of secondary school students on science-pseudoscience distinction. 127 secondary school students from a secondary school in the rural  of Konya, Karatay, participated in the study in 2018-2019 academic year. In order to examine the science-pseudoscience perceptions of the students, data were collected with Concept Cartoon Test on Science-Pseudoscience (CCTSP) developed by the researcher and semi-structured interviews. In this context at CCTSP, spoon bending, healing stones, levitation and iridology themes cartoons emphasize scientific methods from scientific criteria, testability, reproducibility and non-reliance on specific sources. After CCTSP being applied, semi-structured interviews were conducted with 13 students selected from the sample. The data obtained were analyzed by qualitative data. At CCTSP, analysis table where students' responses grouped and descriptive analysis was used for the analysis of the interviews. When the findings of the study are examined, it was revealed that secondary school students had naive ideas about science-pseudoscience distinction and there were important deficiencies in this subject. It was revealed that students did not adhere to the criteria in the themes deciding on the sccientific aspects of a subject, but also mention the criteria in their minds.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Bilim-Sözde Bilim Algılarının Kavram Karikatürleri Aracılığıyla Incelenmesi


Latife Nur CANAN1, Oktay ASLAN2
1İsmil İmam Hatip Ortaokulu
2Necmettin Erbakan Üniversitesi


Bildiri No: 23 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

      Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin bilim-sözde bilim ayrımı konusundaki algılarının ortaya çıkarılması amaçlamıştır. Araştırmaya 2018-2019 eğitim öğretim yılında Konya ilinin Karatay ilçesine bağlı kırsal bölgedeki bir ortaokulda öğrenim gören 127 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin bilim-sözde bilim algılarını incelemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Bilim-Sözde Bilim Konulu Kavram Karikatürü Testi (BSK-KKT) ve yarı yapılandırılmış görüşmeler ile veriler toplanmıştır. BSK-KKT‟ de söz konusu bağlam üzerinde hazırlanmış olan kaşık bükme, şifalı taşlar, levitasyon ve iridoloji temalı karikatürler bilimsellik kriterlerinden bilimsel yöntem, test edilebilirlik, tekrarlanabilirlik ve özel kaynaklara dayanmama kriterleri üzerine vurgu yapmaktadır. BSK-KKT uygulandıktan sonra örneklem içerisinden seçilmiş 13 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler nitel tekniklerle analiz edilmiştir. BSK-KKT‟ de öğrencilerin yanıtlarının gruplandırıldığı analiz tablosu, görüşmelerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde ortaokul öğrencilerinin bilim-sözde bilim ayrımı konusunda naif fikirleri olduğu ve bu konuda  önemli eksikliklerin olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin bir konunun bilimselliğine karar verirken temalarda bulunan kriterlere bağlı kalmayıp açıklamalarında kendi zihinlerinde bulunan kriterlerden de bahsettikleri ortaya çıkmıştır.
 


Identifying The Argumentation Levels Of Prospective Science Teachers On Environmental Pollution Through Socio-scientific Dilemmas


Yılmaz KARA1, Ümit DEMİRAL2
1Bartın Üniversitesi
2Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi


Abstract No: 180 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to determine the science teacher candidates' argumentation skill levels on environmental pollution. Participants in the study are thirty-eight (71% female) undergraduate senior students from a public university in the Black Sea Region. Since the participants completed the courses such as general biology, environmental science, genetics and anatomy which are compulsory courses of science education undergraduate program, it is assumed that they have sufficient content knowledge on socioscientific issues. Case study method has been adopted to reveal the argumentation skills. Participants were asked to complete a dilemma regarding environmental pollution. The dilemma has been named as “Like cleaning from cleaning!”. The dilemma was prepared by the authors, and then two experts in science education with a doctorate in socio-scientific issues reviewed it to ensure its validity. After pilot testing with two prospective science teachers, the final revision and changes were made on the dilemma. Science teacher candidates were given 15 minutes to reflect the dilemmas. Participants were strongly encouraged to write support for their reflection through evidence, examples and data. In addition, science teacher candidates were expected to think that they convinced someone to oppose. The socio-scientific dilemma on environmental pollution has been answered by thirty-eight prospective teachers. Reflections of science teacher candidates on environmental pollution dilemma were examined and scored based on the evaluation table developed according to the Toulmin Argumentation Pattern. As a result of the analysis, it was revealed that most of the science teacher candidates were at the second level according to the Toulmin Argumentation Pattern. As a result, pre-service science teachers should benefit from their learning experiences that support argumentation practices, as well as their ability to encourage the development of applications among prospective students.

Fen Öğretmeni Adaylarının Çevre Kirliliğiyle Ilgili Argümantasyon Düzeylerinin Sosyo-Bilimsel Ikilemler Yoluyla Belirlemesi


Yılmaz KARA1, Ümit DEMİRAL2
1Bartın Üniversitesi
2Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi


Bildiri No: 180 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre kirliliği konusundaki argümantasyon beceri seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılanlar, Karadeniz Bölgesi'ndeki bir devlet üniversitesinden otuz sekiz (%71 kadın) lisans son sınıf öğrencisidir. Katılımcılar fen bilgisi öğretmenliği lisans programı zorunlu dersleri olan genel biyoloji, çevre bilimi, genetik ve anatomi gibi dersleri tamamladıklarından sosyobilimsel konularla ilgili yeterli içerik bilgisine sahip oldukları varsayılmıştır. Argümantasyon becerilerini ortaya çıkarmak için durum çalışması yöntemi benimsenmiştir. Katılımcılardan çevre kirliliğiyle ilgili bir ikilemi tamamlamaları istenmiştir. İkilem “Temizliklerden temizlik beğen!” olarak adlandırılmıştır. İkilem, yazarlar tarafından hazırlanmıştır ve daha sonra sosyo-bilimsel konular alanında doktora derecesine sahip fen eğitiminde iki uzman, ikilemin geçerliliğini sağlamak için gözden geçirmiştir. İki fen öğretmeni adayı ile pilot test yapıldıktan sonra ikilem üzerinde son revizyon ve değişiklikler yapılmıştır. Fen öğretmeni adaylarına ikilemleri yansıtmaları için 15 dakika verilmiştir. Katılımcılar, kanıtlar, örnekler ve veriler yoluyla yansıtmalarına destek yazma konusunda kuvvetle teşvik edilmiştir. Ayrıca, fen bilgisi öğretmen adaylarının birilerini karşı görüşe ikna ettiğini düşünmeleri beklenmiştir. Çevre kirliliği konusundaki sosyo-bilimsel ikilem, otuz sekiz öğretmen adayı tarafından cevaplanmıştır. Fen öğretmeni adaylarının çevre kirliliği ikilemine yansımaları, Toulmin Argümantasyon Örüntüsüne göre geliştirilen değerlendirme tablosuna bağlı olarak incelenmiş ve puanlanmıştır. Analiz sonucunda, fen öğretmeni adaylarının çoğunun, Toulmin Argümantasyon Örüntüsüne göre ikinci seviyede olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, fen öğretmeni adaylarının, argümantasyon uygulamalarını destekleyen öğrenme deneyimlerinin yanı sıra, aday öğrenciler arasında uygulamaların geliştirilmesini teşvik etme yeteneklerinden de yararlanmaları gerekir.


Determining The Level Of Compliance Of High School Entrance Exam Biology Questions With The Curriculum


Yılmaz KARA1, Sevilay KAYA1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 182 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Some exams are conducted to determine student learning in our country and in other countries. The results of the exams are used in assessment processes such as giving an idea about the development of students, deciding on the course proficiency, achieving the class level, determining the school to be attended at the next level of education and choosing a profession. In our country, if students want to go to exam required high schools schools are subjected to high school entrance exam. In the exam, students are asked multiple choice questions in the field of science. Although it is stated by the exam authorities that the questions are related to the subjects taught in secondary school, it is known that there are differences between those taught at school and those who take the exam. This study was carried out to determine the level of compliance of high school entrance exam questions with the curriculum. In the study, entrance exams for high schools and biology questions and secondary school science curriculum were examined by taking into consideration the examination-acquisition overlap criteria of Webb. The evaluation process was informed about the examination-acquisition overlap criteria and was done by 10 teachers who graduated from the science education undergraduate program. The data obtained through the criteria were analyzed using descriptive statistical methods and the evaluation results for each criterion are presented in separate tables. Findings obtained in the study point out that high school entrance exam questions comply with Webb's exam-acquisition overlap criteria at a superficial level, but exam-gain overlap levels are lower in criteria that require more depth. Consequently, preparation of high school entrance exam questions considering the gains included in the curriculum should be considered not only in terms of subject harmony but also in terms of cognitive depth and level.

Liselere Giriş Sınavı Biyoloji Sorularının Öğretim Programıyla Uyum Düzeyinin Belirlenmesi


Yılmaz KARA1, Sevilay KAYA1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 182 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ülkemizde ve diğer ülkelerde öğrenci öğrenmelerini belirlemek üzere birtakım sınavlar yapılmaktadır. Yapılan sınavların sonuçları öğrencilerin gelişimi hakkında fikir verme, ders yeterliliğine karar verme, sınıf düzeyini başarma, bir sonraki öğrenim kademesinde okuyacağı okulu belirleme ve meslek seçimi gibi değerlendirme süreçlerinde kullanılmaktadır. Ülkemizde ortaokulu tamamlayan öğrencilerden sınavla öğrenci alan okullara gitmek isteyen öğrenciler liselere giriş sınavına tabi tutulmaktadır. Yapılan sınavda öğrencilere fen alanında çoktan seçmeli sorular yöneltilmektedir. Her ne kadar soruların ortaokulda öğretilen konularla ilgili olduğu sınav yetkilileri tarafından ifade edilse de eğitim camiasında okulda öğretilenlerle sınavda çıkanlar arasında farklılık olduğu yönünde kanaatler olduğu bilinmektedir. Bu çalışma liselere giriş sınavı sorularının öğretim programıyla uyum düzeyini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada liselere giriş sınavı biyoloji soruları ile ortaokul fen bilgisi öğretim programı Webb’in sınav-kazanım örtüşme kriterleri dikkate alınarak incelenmiştir. Değerlendirme işlemi, sınav-kazanım örtüşme kriterleri konusunda bilgilendirme yapılmış, fen bilgisi öğretmenliği lisans programından mezun 10 öğretmen tarafından yapılmıştır. Kriterler aracılığı ile elde edilen veriler betimsel istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş ve her bir kritere ilişkin değerlendirme sonuçları ayrı tablolar halinde sunulmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular, liselere giriş sınavı sorularının yüzeysel düzeyde Webb’in sınav-kazanım örtüşme kriterlerine uyum gösterdiğini ancak daha derinlik gerektiren kriterlerde sınav-kazanım örtüşme düzeylerinin düşük olduğuna işaret etmektedir. Sonuç olarak, liselere giriş sınav sorularının öğretim programında yer alan kazanımlar dikkate alınarak hazırlanması sadece konu uyumu düzeyinde değil aynı zamanda bilişsel derinlik ve düzey yönünden de önemsenmelidir.


Investigation Of Mind Mapping And Story Printing Activities In Recalling The 7th Grade Cell Concepts


Mehmet Emir AR1, Şirin İLKÖRÜCÜ1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 224 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is known that one of the aims of science education is to use the learned information in producing solutions to a problem in daily life or when designing a scientific product. Brain studies suggest that permanent learning is provided by transferring concepts to long-term memory through repetitions. Elementary science course is expected to learn the concepts of cell and organelles from the students. The study aims to reveal the effect of repetitions using the story writing and mind map on the recall of the concepts related to cells and organelles. In the study the case study method was used. The study group of the research consisted of 6 students in Bursa. The study was carried out in three stages; In the first stage, students were asked to write stories and create a mind map by using resource books on their cells and organelles. The second stage took place three weeks after this event. Students were expected to write a story again without using a sourcebook during a lesson. One-to-one clinical interviews with students were made at the last stage, which was carried out a week later. The data were interpreted by content analysis. Three themes have been reached as “thoughts about the activities used”, “remembered organelles” and “non-remembered organelles”. According to the findings, the students stated that they found the activities of story writing/mind mapping fun in the learning process. It was noted that the organelles used in the activities were remembered using the same codes. However, the organelles in or without one of the activities were remembered or not with different codes. According to the research findings, it can be said that activities carried out with story writing and mind map are effective in the recall.

Ilköğretim 7. Sınıf Hücre Konusundaki Kavramların Hatırlanmasında Zihin Haritası Ve Hikaye Yazdırma Etkinliklerinin Incelenmesi


Mehmet Emir AR1, Şirin İLKÖRÜCÜ1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 224 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen eğitiminin amaçlarından birisi öğrenilen bilgilerin günlük yaşamda bir probleme çözüm üretirken veya bilimsel bir ürün tasarlarken kullanılmasının olduğu bilinmektedir. Beyin çalışmaları kalıcı öğrenmelerin, kavramların yapılan tekrarlarla uzun süreli belleğe aktarımıyla sağlandığını öne sürmektedir.  İlköğretim fen bilimleri dersi hücre konusunda öğrencilerden hücre ve organelleriyle ilgili kavramların öğrenilmesi beklenmektedir. Ancak konunun öğrenilmesi sırasında öğrenilen kavramların hızlıca unutulması gibi bazı zorluklar ortaya çıkabilmektedir. Bu araştırmanın amacı hikâye ve zihin haritası kullanılarak yapılan tekrarların hücre ve organelleriyle ilgili kavramların hatırlanmasına etkisinin ortaya çıkarılmasıdır. Çalışma nitel bir araştırma olup, durum çalışmasına göre desenlenmiştir. Çalışma grubunu Bursa'da özel bir okulda 7. Sınıfa devam eden altı öğrenci (3kız, 3 erkek) oluşturmaktadır. Veriler dokümanlar ve klinik mülakatlardan sağlanmıştır. Çalışma üç aşamada yürütülmüştür; ilk aşamada öğrencilerden hücre ve organelleri konusunda kaynak kitaplarından yararlanarak hikâye yazmaları ve zihin haritası oluşturmaları istenmiştir. İkinci aşama bu etkinlikten üç hafta sonra gerçekleştirilmiştir.  Bir ders saatinde öğrencilerden kaynak kitap kullanmadan tekrar bir hikaye yazmaları beklenmiştir. Bir hafta sonra gerçekleştirilen son aşamada öğrencilerle bire bir klinik mülakatlar yapılmıştır. Çalışmanın analiz birimi olan yedinci sınıf öğrencilerinden, dokümanlar ve klinik mülakatlar yoluyla sağlanan verilerin yorumlanmasında içerik analizinden yararlanılmıştır.  Öğrencilerin yaptıkları etkinliklerin hücre ve organel kavramını hatırlamada etkisine yönelik “kullanılan etkinlikler hakkında düşünceler”, “hatırlanan organeller” ve “hatırlanamayan organeller” olarak üç temaya ulaşılmıştır. Bulgulara göre öğrenciler öğrenme sürecindeki hikâye yazma/zihin haritası yapma etkinliklerini eğlenceli bulduklarını ifade etmişlerdir. Öğrencilerin hepsinin yazdıkları hikayeleri hatırladıkları fark edilmiştir. Etkinliklerde kullanılan organellerin aynı kodlar kullanılarak hatırlandığı, etkinliklerin birinde yer alan veya bulunmayan organellerin ise farklı kodlarla hatırlandığı veya hatırlanamadığı dikkat çekmiştir.  Araştırma bulgularına göre hikâye ve zihin haritası ile yapılan kodlamaların hatırlamada etkili olduğu söylenebilir.


Knowledge And Importance Perceptions Of Elementary Pre-service Mathematics Teachers On Entrepreneurship And Entrepreneurship Skills


Elif Nur AKKAŞ1
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 15 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The entrepreneurship is related to awareness, ideas, imagination, and effort. Recently, entrepreneurship training is carried out in order to increase the entrepreneurial activities that arise in this direction. In this regard, when entrepreneurship education practices are examined in many countries,itisseen that students are introduced to entrepreneurship and entrepreneurship education before they reach the high school level. In our country, entrepreneurship skills are the basic skills in all curriculum programs since 2005.
By establishing relations through a metaphor, people build stronger and understandable connections when they encounter a new concept / knowledge. In this respect, the aim of the study is to reveal the pre-service mathematics teachers' perceptions about the concept of entrepreneurship and the skills of the concept from freshmen to seniors in terms of what they know in their previous and current educational experiences and their perceptions about the importance of the concept of entrepreneurship. 12 pre-service teachers (6 girls, 6 boys) from each grade level in a total 48 (24 girls, 24 boys)prospective mathemtics teachers who are studying at Bolu Abant İzzet Baysal University participated in the study. During the selection process of the participants, being a volunteer for the research is taken into consideration.
As a data collection tool, interview protocol, which includes 13 questions and based on the literature, is prepared by the researcher. Data is collected through interviews, and interviews took approximately 40 minutes for each participant. The findings and the results about the knowledge and importance perceptions of pre-service elementary mathematics teachers about entrepreneurship and entrepreneurship skills will be examined and presented.
 

Ilköğretim Matematik Öğretmen Adaylarinin Girişimcilik Ve Girişimcilik Becerisine Yönelik Bilgi Ve Önem Algilari


Elif Nur AKKAŞ1
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 15 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Girişimciliğin temelinde farkındalık, fikir, hayal ve çaba vardır. Bu doğrultuda ortaya çıkan girişimci faaliyetlerin arttırılması için günümüzde girişimcilik eğitimleri gerçekleştirilmektedir. Bu anlamda pek çok ülkede girişimcilik eğitimi uygulamaları incelendiğinde, öğrencilerin lise kademesine ulaşmadan girişimcilik ve girişimcilik eğitimi ile tanıştıkları görülmektedir. Ülkemizde ise girişimcilik becerisi 2005 yılından bu yana uygulanmakta olan bütün programlarda temel beceri olarak yer almaktadır.
İnsanlar karşılaştıkları yeni kavramı\bilgiyi önceden öğrenilmiş bilgiler arasında benzetme yoluyla ilişkiler kurarak daha somut ve anlaşılır hale getirebilmektedir.
Bu doğrultuda, araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmenliğinde okuyan öğretmen adaylarının, 1. sınıftan, son sınıfa kadar, girişimcilik becerisi kavramı hakkında, önceki ve şuan ki eğitim yaşantılarında neler bildikleri ve girişimcilik kavramına yönelik önem algılarının neler olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Araştırmaya Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde öğrenim görmekte olan her bir sınıf seviyesinden 12 öğretmen adayı (6 kız, 6 erkek) olmak üzere toplam 48 öğretmen adayı (24 kız, 24 erkek) katılmıştır. Katılımcıların seçiminde,  araştırmaya gönüllü olmalarına dikkat edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından literatür yardımıyla hazırlanan 13 soruluk görüşme formu kullanılmıştır. Veriler görüşme yoluyla toplanmış ve görüşmeler her bir öğretmen adayı için, yaklaşık 40 dakika sürmüştür.
Sonuç olarak elde edilen bulgular, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının girişimcilik, girişimcilik becerisi konularında bilgi ve önem algıları doğrultusunda incelenmiştir. Değerlendirme ve analiz süreci tamamlanarak, sonuçlar sunulacaktır.


Effects Of Entrepreneurship Education Applications On Prospective Science Teacher


AYŞEGÜL ASLAN1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 103 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to evaluate the effects of the 14-week education that the prospective science teachers have taken within the scope of the courses "Economy and Entrepreneurship" and "Entrepreneurship and Analytical Thinking". In this purpose, this research was designed using an action research method. A hundred ten prospective science teachers participated in this research. 31 prospective teachers are 2th grade and 79 are 4th grade. In the research, the data were obtained with the “Entrepreneurship Scale for Prospective Teachers” applied before and after the application and the concept mapping activity applied at the end of the training process. Also, the innovative project ideas and the lesson plans created by prospective science teachers for developing the skills of “Adapting to change, Teamwork, Communicating, Using time effectively, Taking risks, Being innovative and Creative thinking”, which are especially emphasized in the secondary school science curriculum, evaluated by the researcher. Independent t-test and Wilcoxon Signed Ranks test were used for the analysis of quantitative data. As a result of the analysis of the quantitative data obtained; it was determined that there was a significant difference between the pre-test and post-test scores of the entrepreneurship scale in favor of the post-test (t = -2.242, p <.05). As a result of the analysis of the sub-dimensions of the scale, it was determined that there was a significant difference in favor of the post-test in terms of “Risk taking” (z = -3.011, p <.05) and “Being innovative” (t = -2.853, p <.05). When the concept maps of prospective teachers were evaluated, it was determined that they could not establish the relations between the concepts fully and had difficulty in configuring the concept maps. 

Girişimcilik Eğitimi Uygulamalarinin Fen Bilimleri Öğretmen Adaylari Üzerindeki Etkileri


AYŞEGÜL ASLAN1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 103 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, fen bilimleri öğretmen adaylarının “Ekonomi ve Girişimcilik” ve “Girişimcilik ve Analitik Düşünme” dersleri kapsamında almış oldukları 14 haftalık eğitimin farklı açılardan etkilerinin değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırma eylem araştırması yöntemi dikkate alınarak yürütülmüştür. Araştırmaya 110 fen bilimleri öğretmen adayı katılmıştır. Öğretmen adaylarının 31’i 2. Sınıf, 79’u ise 4. Sınıf öğrencisidir. Araştırmada veriler, uygulama öncesi ve sonrası uygulanan “Öğretmen Adaylarına Yönelik Girişimcilik Ölçeği” ve eğitim sürecinin sonunda uygulanan kavram haritası oluşturma etkinliğiyle elde edilmiştir. Aynı zamanda öğretmen adaylarının ortaokul fen bilimleri öğretim programında özellikle vurgulanan “Değişime uyum sağlama, Takım çalışması, İletişim kurma, Zamanı etkili kullanma, Risk alma, Yenilikçi olma ve Yaratıcı düşünme” becerilerini öğrencilerde geliştirmeye yönelik oluşturdukları ders planları ve yenilikçi proje fikirlerinin değerlendirilmesi de çalışmayı yürüten araştırmacı tarafından yapılmıştır. Nicel verilerin analizi için bağımsız t-testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Elde dilen nicel verilerin analizi sonucunda; girişimcilik ölçeği ön-test ve son-test puanları arasında son test lehine anlamlı bir farklılık çıktığı belirlenmiştir ( t=-2.242, p<.05). Ölçeğin alt boyutlarının analizi sonucunda ise “risk alma” (z=-3.011, p<.05) ve “yenilikçi olma” (t=-2.853, p<.05) boyutlarında son test lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının oluşturdukları kavram haritaları değerlendirildiğinde ise kavramlar arasındaki ilişkileri tam olarak kuramadıkları ve kavram haritalarını yapılandırırken zorlandıkları belirlenmiştir. Bu sonucun ortaya çıkmasında, öğrencilerin eğitim-öğretim hayatlarının büyük çoğunluğunda klasik sınavlarla değerlendirilmelerinin ve almış oldukları bu dersin içeriğinin diğer alan derslerinden farklılık göstermesinin etkili olduğu düşünülmektedir.
 


Türkiye’de Sosyo-bilimsel Konularda Hazırlanan Lisansüstü Tezlerin Içerik Analizi: 2010-2019


Ahmet Bolat1, Şafak Uluçınar Sağır2
1MEB
2Amasya Üniversitesi


Abstract No: 145 - Abstract Presentation Type: Poster Paper

Bu çalışma, Türkiye’de 2010-2019 yılları arasında sosyo-bilimsel konularda hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezlerini içerik yönünden analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır. Sosyo-bilimsel konular, kişisel veya sosyal konularda fikir üretmeyi ve seçim yapmayı gerektiren, sosyal ve politik yönü olan konular olarak ifade edilmektedir (Ratcliffe ve Grace, 2003). Hidroelektrik santraller, silahlanma, klonlama, biyoteknoloji uygulamaları, küresel ısınma, nükleer santrallerin kurulması, gen terapisi,organ bağışı, ve GDO’lu besinler sosyo-bilimsel konulara örnek olarak verilebilir (Kolsto, 2006; Sadler, 2004). 
 
Günümüzde sosyo-bilimsel konuların önemi sürekli artmakta öğretim programlarında daha fazla yer almaktadır (MEB,2018). Bu nedenle sosyo- bilimsel konulara yönelik çalışmaların incelenmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de gerçekleştirilen sosyo-bilimsel konularla ilgili çeşitli çalışmaların olduğu  (Genç, 2016; İşbilir, Ertepınar ve Çakıroğlu, 2012; Özdemir ve Çobanoğlu, 2008; Soysal, 2012); çalışmaların bir kısmının belirlenen bir sosyo-bilimsel konuyu incelediği (Demir ve Düzleyen, 2012; Özdemir ve Çobanoğlu, 2008; Uzunkol, 2012) görülmektedir. Bazı çalışmalarda katılımcıların sosyobilimsel konu hakkındaki görüşleri (Yavuz-Topaloğlu & Balkan-Kıyıcı, 2017), düşünceleri (Türkmen, Pekmez, & Sağlam, 2017) ve bilgi düzeyleri (Sürmeli & Şahin, 2010) araştırılmıştır.
 
Bu araştırma; betimsel içerik analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi’nin web adresi olan tez.yok.gov.tr adresinden erişilebilen sosyo-bilimsel konuları inceleyen fen eğitiminde hazırlanmış olan 34 yüksek lisans ve doktora tezi analiz edilmiştir. Analizler yapılırken tezlerin türü, yayınlandığı yılı, kullandıkları değişkenler, örneklem grubu, yaklaşımı, yöntemi, veri toplama araçları dikkate alınmıştır. 
 
Araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde tezlerin büyük çoğunluğunun (%79,40) yüksek lisans tezlerinden oluştuğu görülmektedir. Yıllara göre hazırlanan tezlerin yıldan yıla artış gösterdiği görülmektedir. Tezlerin benimsediği yaklaşımın oranının dengeli olduğu görülmektedir. Tezlerde çalışılan örneklemin yüksek oranda (%56,39) öğretmen ve öğretmen adayı olduğu görülmektedir. Bunun bu örneklem grubunun kolay ulaşılabilir olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Tezlerde tasarlanan modeller incelendiğinde ise modellerin daha çok (%77,97) var olan durumu betimleyici olduğu deneysel ve eylemsel (%23,03) araştırmaların daha az yapıldığı görülmektedir. Tezlerde en çok kullanılan üç veri toplama aracının yarı yapılandırılmış görüşme formu (%28,85), ölçek ( %26,92) ve başarı testi(%19,23) olduğu belirlenmiştir. Tezlerde en çok kullanılan üç değişken ise düşünme becerisi (%16), akademik başarı (%14), öğrenci, öğretmen ve öğretmen adayı görüşleri (%14) ve argümantasyon kalitesidir (%14). 
 
Varılan sonuçlardan şu öneriler getirilmiştir: Tezlerde çalışılan örneklemlerde öğrencilere ağırlık verilebilir. Araştırmalarda deneysel ve eylem araştırmaları artırılabilir. Çalışılan değişkenler betimlenen değişken yerine sosyo-bilimsel konularla ilgili konu, ünite, öğretim yöntem ve tekniği olabilir.

Türkiye’de Sosyo-Bilimsel Konularda Hazırlanan Lisansüstü Tezlerin Içerik Analizi: 2010-2019


Ahmet Bolat1, Şafak Uluçınar Sağır2
1MEB
2Amasya Üniversitesi


Bildiri No: 145 - Bildiri Sunum Şekli: Poster Bildiri

Bu çalışma, Türkiye’de 2010-2019 yılları arasında sosyo-bilimsel konularda hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezlerini içerik yönünden analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır.Günümüzde sosyo-bilimsel konuların önemi sürekli artmakta öğretim programlarında daha fazla yer almaktadır (MEB,2018).  Bu araştırma; betimsel içerik analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.Bu araştırmada Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi’nin web adresi olan tez.yok.gov.tr adresinden erişilebilen sosyo-bilimsel konuları inceleyen fen eğitiminde hazırlanmış olan 34 yüksek lisans ve doktora tezi analiz edilmiştir.  Yapılan analizler sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır: Yayınlanan tezlerin 27’si (%79,4) yüksek lisans 7’si (%20,6) doktora tezidir. Bu tezlerden 12’si (%35,29) nitel,12’si (%35,29) nicel ve 10’u (%29,42) karma yaklaşımla hazırlanmıştır. Hazırlanan tezlerden 1’isinde (%2,94) 5.sınıf öğrencileri, 1’isinde (%2,94) 6.ve 7. Sınıf öğrencileri, 9’unda (%26,47) 7. sınıf öğrencileri, 2’sinde (%5,38) 8. sınıf öğrencileri, 5’inde (%14,71) öğretmenler,14’ünde (%41,68) öğretmen adayları, 1’inde (%2,94) üstün yetenekli öğrenciler ve 1’inde (%2,94) sivil toplum örneklemi oluşturmuştur. Hazırlanan tezlerden 3’ü açıklayıcı karma(%8,82), 2’si (%2,94) çoklu durum, 2’si eylem araştırması(%5,38), 1’i fenemoloji (%2,94), 2’si iç içe (%5,38), 1’i nedensel karşılaştırma (%2,94) , 9’u özel durum(%26,47), 7’si tarama (%20,59) , 1’i yakınsayan paralel (%2,94) ve 6’sı (%17,65) yarı deneysel desen modelinde hazırlanmıştır. Bu tezlerde 8 farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunların 7’si anket (%13,46), 10’u başarı testi(%19,23),14’ü ölçek(%26,92),15’i (%28,85) yarı yapılandırılmış görüşme formu ,1’er tane (%1,92+%1,92+%1,92) kavramsal anlama testi, beceri testi ve kelime ilişkilendirme testi, 3’ü (%5,77) senaryo formudur. Yayınlanan tezlerde 14 farklı değişken kullanılmıştır. Bu tezlerde 1 defa (%2) bilimsel ve çevre okuryazarlığı, 7 defa (%14) öğrenci, öğretmen ve öğretmen adayı görüşü,2 defa (%4) öğretmenlerin epistemolojik inançları, 7 defa (%14) argümantasyon kalitesi, bir defa ünite geliştirme(%2), 5 defa (%10) tutum, 8 defa (%16) düşünme becerisi, 2 defa (%4) bakış açısı, 2 defa (%4) özyeterlilik, 7 (%14) defa akademik başarı, 2 defa (%4) bilimin doğası, 2 defa (%4) risk algısı, 4 (%8) defa karar verme yeteneği ve bir defa (%2) fen, teknoloji, toplum ve çevre ilişkilendirme becerisi değişkeni kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde tezlerin büyük çoğunluğunun (%79,40) yüksek lisans tezlerinden oluştuğu görülmektedir. Yıllara göre hazırlanan tezlerin yıldan yıla artış gösterdiği görülmektedir. Tezlerin benimsediği yaklaşımın oranının dengeli olduğu görülmektedir. Tezlerde çalışılan örneklemin yüksek oranda (%56,39) öğretmen ve öğretmen adayı olduğu görülmektedir. Bunun bu örneklem grubunun kolay ulaşılabilir olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Tezlerde tasarlanan modeller incelendiğinde ise modellerin daha çok (%77,97) var olan durumu betimleyici olduğu deneysel ve eylemsel (%23,03) araştırmaların daha az yapıldığı görülmektedir. Tezlerde en çok kullanılan üç veri toplama aracının yarı yapılandırılmış görüşme formu (%28,85), ölçek ( %26,92) ve başarı testi(%19,23) olduğu belirlenmiştir. Tezlerde en çok kullanılan üç değişken ise düşünme becerisi (%16), akademik başarı (%14), öğrenci, öğretmen ve öğretmen adayı görüşleri (%14) ve argümantasyon kalitesidir (%14). Varılan sonuçlardan şu öneriler getirilmiştir: Tezlerde çalışılan örneklemlerde öğrencilere ağırlık verilebilir. Araştırmalarda deneysel ve eylem araştırmaları artırılabilir. Çalışılan değişkenler betimlenen değişken yerine sosyo-bilimsel konularla ilgili konu, ünite, öğretim yöntem ve tekniği olabilir. 


Mathematical Understanding Evaluating Scale; Reliability And Validity Study


Rahime ÇELİK GÖRGÜT1, Yüksel DEDE1
1Gazi Üniversitesi


Abstract No: 134 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to prepare a valid and reliable measurement tool for determining the dimensions of mathematics teachers' evaluation of mathematical understanding. In the scale development process, sequential mixed method model was adopted. A semi-structured interview form was used for collecting qualitative data. Participants were determined by an easily accessible sampling method and consisted of 17 mathematics teachers. Obtained data analysed by directed content analyse method. Through these codes and themes, a question pool consisting of 41 items was obtained. The question pool was presented to the expert opinion and the draft application forms were created with the feedback received. For the pilot application, 130 prospective mathematics teachers were reached and 20 items whose item total correlation was below .30 were removed from the scale. In the main application with the remaining 21 items, 251 prospective mathematics teachers were reached and data were analysed by exploratory factor analysis (EFA). EFA results showed that the scale items were collected in 5 sub-dimensions: using the rule, transferring information, generating questions and solutions, generalizing, exploring knowledge. Then, this 5-factor scale was re-applied to a total of 250 teacher candidates (different samples from EFA) and confirmatory factor analysis (CFA) was performed on the data obtained. It was observed that the scale items were over .30 and the adjustment values of the items were at a sufficient level. Cronbach Alpha Coefficient values for the factors of the scale were calculated as for using the rule 0.77, for transferring information 0.80, for generating question and solution ways 0.70, for generalization 0.74 for exploring information 0.78, and for total scale 0.94 respectively. As a result, it can be said that the developed scale is a valid and reliable scale. In addition, the data obtained with this scale are discussed with the related literature.

Matematiksel Anlamayı Değerlendirme Ölçeği: Güvenirlik Ve Geçerlik Çalışması


Rahime ÇELİK GÖRGÜT1, Yüksel DEDE1
1Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 134 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, matematik öğretmenlerinin matematiksel anlamayı değerlendirme boyutlarını belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı hazırlamaktır. Ölçek geliştirme sürecinde keşfedici sıralı karma yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda ilk önce nitel verilerin toplanması amacıyla araştırmacılar tarafından bir yarı-yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Çalışmanın katılımcıları, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir ve üç farklı ildeki ortaokul ve liselerde görevli 17 matematik öğretmeninden oluşmuştur. Elde edilen veriler, yönlendirilmiş içerik analizi ile analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizi sonucunda, elde edilen kod ve temalar vasıtasıyla 41 maddeden oluşan bir soru havuzu elde edilmiştir. Bu soru havuzu uzman görüşüne sunulmuş, uzman dönütlerine dayalı olarak gerekli düzenlemeler yapılarak bir taslak ölçek formu oluşturulmuştur. Bu taslak ölçek pilot çalışma kapsamında 130 matematik öğretmen adayına uygulanmış ve verilerin analizi sonucunda, madde toplam korelasyonu 0.30’un altında kalan 20 madde taslak ölçekten çıkartılmıştır. Geriye kalan 21 madde ile esas uygulamaya geçilmiştir. Bu ölçek formu 9 farklı üniversiteden toplam 251 matematik öğretmen adayına uygulanmış ve veriler, açımlayıcı faktör analizi (AFA) ile analiz edilmiştir. AFA sonuçları ölçeğin 5 faktörde toplandığı ortaya koymuştur: Kuralı kullanma, bilgiyi transfer etme, soru ve çözüm yolları üretme, genelleme yapma ve bilgiyi keşfetme. Daha sonra, bu 5 faktörlü ölçek, 9 farklı üniversiteden toplam 250 öğretmen adayına (AFA’dan farklı örneklem) yeniden uygulanmış ve elde edilen veriler üzerinde doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. DFA sonuçları, ölçekteki maddelerin madde toplam korelasyolarının 0.30’un üzerinde olduğunu ve maddelerin uyum değerlerinin de yeterli düzeyde olduklarını göstermiştir. Ayrıca ölçeğin faktörleri için Cronbach Alfa Katsayısı değerleri sırasıyla kuralı kullanma için 0.77, bilgiyi transfer etme için 0.80, soru ve çözüm yolları üretme için 0.70, genelleme yapma için 0.74 ve bilgiyi keşfetme için 0.78 iken toplam ölçek için ise 0.94 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, geliştirilen ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu söylenebilir. Ayrıca, bu ölçek ile elde edilen veriler ilgili literatür eşliğinde tartışılmıştır.


An Investigation Of Preservice Mathematics Teachers’ Mathematical Inference Processes: A Practice Of Geogebra


Tuğba Hangül1, Özlem Çeziktürk1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 142 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Educational technology can be used to support students to make correct inferences in mathematics. Appropriate samples are needed for this aim. While multi-stage problems can be used to improve students' mathematical thinking processes, dynamic geometry software such as geogebra allows to instantly test the implications of this process. Although the number of studies related to geogebra has increased in recent years, the scarcity of studies involving geometric building process is remarkable in the literature. For this reason, it is thought that it is important to examine the process of building geometric objects and inferences in this process using geogebra. In this context, the main purpose of this study is to examine pre-service mathematics teachers’ mathematical inference processes by using geogebra. Accordingly, the study group of the research consists of 65 pre-service mathematics teachers enrolled in the “Instructional Technologies” course at a public university in the fall semester of the 2019-2020 academic year. The data used in the research was obtained from the final exam of the “Instructional Technologies” course. In the exam, pre-service teachers were asked to find the algebraic relationship between the specified concepts by using a geogebra, making a drawing that includes the basic circle of euclidean geometry, the perimeter circle of the triangle, the inner tangent circle and its auxiliary elements. In this process, it has been tried to be determined how pre-service teachers think, what they have difficulties or misunderstandings by examining the answer sheets they give in writing, as well as the files with the geogebra (ggb) extension. In this context, the design of the study was designed as document review, which is one of the qualitative research methods. The data were analyzed by content analysis method. A number of inferences have been made from these results obtained from the study.
 

Matematik Öğretmen Adaylarinin Matematiksel Çikarim Süreçlerinin Incelenmesi: Bir Geogebra Uygulamasi


Tuğba Hangül1, Özlem Çeziktürk1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 142 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim teknolojisi öğrencilerin matematik dersinde doğru çıkarımlarda bulunmalarını desteklemek amaçlı kullanılabilmektedir. Bunun için uygun örneklere ihtiyaç vardır. Çok aşamalı problemler öğrencilerin matematiksel düşünme süreçlerini geliştirmek amaçlı kullanılabilirken geogebra gibi dinamik geometri yazılımları da bu süreçten elde edilen çıkarımları anında test etmeye olanak sağlamaktadır. Ayrıca gelişen teknolojinin sunduğu imkanlar, geogebra gibi dinamik yazılımlar aracılığıyla çok sayıda problemin kısa zaman içerisinde incelenmesini mümkün kılmaktadır. Bu durum, dinamik geometri yazılımlarının matematik derslerine entegre edilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Son yıllarda geogebra ile ilgili çalışmaların sayısı artmış olsa da literatür incelendiğinde geometrik inşa sürecini içeren çalışmaların azlığı göze çarpmaktadır. Bu sebeple geogebra kullanılarak geometrik cisimlerin inşa edilme sürecinin ve bu süreçteki çıkarımların incelenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda yapılan bu çalışmanın temel amacı, matematik öğretmen adaylarının geogebra kullanarak matematiksel çıkarım süreçlerini incelemektir. Bu doğrultuda, araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılı güz döneminde bir devlet üniversitesinde “Öğretim teknolojileri” dersine kayıtlı 65 matematik öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler de “Öğretim teknolojileri” dersinin yaklaşık 1 saatlik final sınavından elde edilmiştir. Sınavda, öğretmen adaylarına geogebra kullanarak öklid geometrisinin temel kavramlarından üçgenin çevrel çemberi, iç teğet çemberi ve yardımcı elemanlarını içeren bir çizim yaparak belirtilen kavramlar arasındaki cebirsel ilişkiyi bulmaları istenmiştir. Bu süreçte öğretmen adaylarının nasıl düşündükleri, zorlandıkları veya yanlış yaptıkları noktaları, yazılı olarak verdikleri cevap kağıtlarının yanı sıra geogebra (ggb) uzantılı dosyaları incelenerek tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın deseni nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi olarak tasarlanmıştır. Veriler ise içerik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, aday öğretmenlerin yarıya yakını doğru çıkarımlarda bulunabilmiştir. Bunun yanı sıra, süreçte birçok farklı noktada hata yapan öğretmen adaylarının olduğu da görülmüştür. Bunlardan bazıları basit denilebilecek türde hatalar şeklinde nitelendirilebilirken, bazılarının da kavram yanılgısını işaret eden daha derin yanılgılardan kaynaklandığı belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen bu sonuçlardan bir takım çıkarımlarda bulunulmuştur.  
 


An Example Of Mathematical Construction With Geogebra 3d


Özlem Çeziktürk1, Tuğba Hangül1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 161 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Students have the opportunity to see more clearly the objects they have difficulty in visualizing and the intersections of these objects by dynamic geometry software such as geogebra. This is thought to affect the mathematical thinking processes positively. In this context, examining the construction processes of the students using geogebra is important in terms of determining how they think in this process, at which stages they made mistakes or difficulties. In this study, we aimed to investigate the processes of pre-service mathematics teachers to build a three-dimensional structure using geogebra. The study group of the research consists of 30 pre-service mathematics teachers enrolled in the second grade of mathematics teaching at a university in the fall semester of the academic year 2019-2020. The data of the research were obtained from one-questioned task. In the task, we asked pre-service teachers to draw two different cones inside the r radius sphere, with the vertex of one at the center of the other, and find the volume of the object formed by the intersections of these cones. The data of the study were obtained from the pre-service teachers’ geogebra files as well as their answer sheets in writing. In this context, the study is designed as a document review. The data were analyzed using content analysis. According to the results, it was determined that most of the pre-service teachers made the geogebra drawings correctly. Except for a few minor errors, it was observed that they could extract an object composition by geogebra. Also there are pre-service teachers who think wrongly. Thinking processes of these people are examined and some inferences are made. As a result; it is seen that increasing the use of 3D problems with geogebra similar to this task will be beneficial for students’ mathematical thinking processes.
 

Geogebra 3d Ile Yapilan Bir Matematiksel Inşa Örneği


Özlem Çeziktürk1, Tuğba Hangül1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 161 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

3 boyutlu düşünme, uzamsal düşünmenin boyutlarından birisi olarak literatürde ele alınmaktadır. Öğrenciler geogebra gibi dinamik geometri yazılımları sayesinde zihinlerinde canlandırmakta zorlandıkları cisimleri ve bu cisimlerin birbirleriyle kesişimlerini daha net bir biçimde görme şansına erişmektedirler. Bunun da matematiksel düşünme süreçlerini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. Bu bağlamda öğrencilerin geogebra kullanarak gerçekleştirdikleri inşa süreçlerinin incelenmesinin, bu süreçte nasıl düşündükleri, hangi aşamalarda hata yaptıkları veya zorlandıkları gibi hususların tespit edilebilmesi açısından önemli olduğu görülmektedir. Bu çalışmada da matematik öğretmen adaylarının geogebra kullanarak üç boyutlu bir yapıyı inşa etme süreçleri incelenmek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılı güz döneminde bir üniversitenin ilköğretim matematik öğretmenliği 2. sınıfına kayıtlı 30 matematik öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri tek soruluk bir etkinlikten elde edilmiştir. Etkinlikte öğretmen adaylarının r yarıçaplı küre içine birinin tepe noktası diğerinin tabanındaki dairenin merkezine denk gelecek şekilde iki ayrı koni çizip bu konilerin arakesitlerinin oluşturduğu cismin hacmini bulmaları istenmiştir. Çalışmanın verileri öğretmen adaylarının geogebra uzantılı dosyalarının yanı sıra yazılı olarak verdikleri cevap kağıtlarından elde edilmiştir. Bu bağlamda çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi olarak tasarlanmıştır. Veriler ise içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, aday öğretmenlerin çoğunun geogebra çizimlerini doğru yaptığı tespit edilmiştir. Soruyu yanlış anlama, arakesit hacim bölgesini karıştırma vb. gibi birkaç küçük hata dışında sınıfta bulamadıkları bir cisim kompozisyonunu sınavda geogebra aracılığıyla çıkarabildikleri gözlemlenmiştir. Tüm bunlara ilaveten, yanlış şekilde düşünen öğretmen adaylarının olduğu da belirlenmiştir. Bu kişilerin düşünme süreçleri incelenip bir takım çıkarımlarda bulunulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak; bu çalışmadaki etkinliğe benzer 3 boyutlu problemlerinin matematik öğretiminde kullanımının arttırılmasının öğrencilerin matematiksel düşünme süreçlerine faydalı olacağı görülmektedir. Matematiksel düşünme sürecinin desteklenmesinde üst düzey teknoloji bilgisi gerektirmeyen bir yazılım olarak geogebra çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu sebeple, gerek eğitim fakültelerindeki matematik eğitimcilerinin gerekse matematik öğretmenlerinin geogebranın bu gibi avantajlarının farkına varıp programı öğretimlerinde aktif bir şekilde kullanmalarının önemli olduğu düşünülmektedir.
 


Formative Assessment Examples In Science Education


Armağan Ateşkan1, Alipaşa Ayas1
1İ.D. Bilkent Üniversitesi


Abstract No: 159 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Although the importance of formative assessment is stated in the literature and national curriculum (Black & Williams, 1998; Greenstein, 2010; MEB, 2018), assessment in science education depends on summative evaluation of students' performance at the end of the unit. The national tests at high school and university placement are driving the assessment strategies of the schools and teachers. In Turkey, teachers use traditional assessment strategies more than alternative assessment strategies. According to the literature, competencies of pre-service science teachers on formative assessment approaches are low and not sufficient. They have problems regarding the purpose and function of formative assessment. They have serious problems about how to use and select the correct assessment strategy (Yaşar, 2017). It is found that also in-service teachers use alternative methods and tools less than other techniques. The use of them depend on time, cost and presence of teacher training (Çoruhlu, Nas & Çepni, 2009). 
 
The purpose of this study is to share, how to guide teachers while designing and using formative assessment techniques in their classroom. The examples of formative assessment activities and how to provide effective feedback to them will be shared during the presentation.
References
Black, P. & Wiliams, D. (1998) Inside the black box. Phi Delta Kappan, 80 (2) (1998), 139-148.
 
Çoruhlu, T.Ş., Nas, S. E. ve Çepni, S. (2009). Fen ve teknoloji öğretmenlerinin alternatif ölçme değerlendirme tekniklerini kullanmada karşılaştıkları problemler: Trabzon Örneği. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi,1(1), 122-141.
 
Greenstein, L. (2010). What Teachers Really Need To Know About Formative Assessment. Alexandria, VA: ASCD.
 
Milli Eğitim Bakanlığı. (2018). Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı. Ankara.
 
Yaşar, D.M. (2017). Prospective Science Teachers' Perception Related to Formative Assessment Approaches in Turkey, Journal of Education and Training Studies, 5(4), 29-43. 
 
 

Fen Bilimleri Öğretmenleri Için Biçimlendirici Değerlendirme Uygulama Örneği


Armağan Ateşkan1, Alipaşa Ayas1
1İ.D. Bilkent Üniversitesi


Bildiri No: 159 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Biçimlendirici değerlendirme (BD) nin önemi ulusal ve uluslararası literatürde ve ulusal fen bilimleri eğitim programında (Black & Williams, 1998; Greenstein, 2010; MEB, 2018) yer alsa da sınıflarda genellikle öğrencilerin ünite sonlarındaki bilgi düzeylerini ölçen veya belli aralıklarla yapılan formal sınavlarda son değerlendirme yöntemleri kullanılmaktadır. Ülkemizde ortaokul ve lisenin sonunda yapılan ulusal sınavlar okul ve öğretmenlerin ölçme-değerlendirme stratejilerini belirlemektedir/sınırlamaktadır. Yapılan araştırmalar, öğretmenlerin klasik/geleneksel ölçme-değerlendirme yöntemlerini BD yöntemlerine göre daha çok kullandıklarını göstermektedir. Hizmet-öncesi öğretmenlerle yapılan çalışmalarda, fen bilimleri öğretmenlerinin BD’ye yaklaşımlarının çok düşük ve yeterli düzeyde olmadığı bulunmuştur, ve genellikle BD’nin sınıflarında nasıl kullanılacağı ve amaçlarına uygun BD’nin seçiminde problemler yaşadıkları tespit edilmiştir (Yaşar, 2017). Hizmet-içi öğretmenlerin de BD yöntemlerini düşük oranlarda kullandıkları, farkındalık ve etkileri konusunda yeterince bilgi ve donanıma sahip olmadıkları ve bunun zaman, maliyet ve mevcut öğretmen eğitimlerinin yetersizliğinden kaynaklandığı tespit edilmiştir (Çoruhlu, Nas ve Çepni, 2009). 
 
Bu çalışmanın amacı, fen bilimleri öğretmenlerinin BD ile ilgili yukarda vurgulanan ihtiyaçlarının giderilmesinde kolaylık sağlayacak bazı BD etkinliklerinin nasıl geliştirilip uygulanabileceğine yönelik deneyimleri ele almaktır. Sunumda, ayrıca fen bilimleri öğretmenleri için geliştirilmiş BD uygulama örnekleri ve etkili dönüt verme yöntemleri paylaşılacaktır.
 
Referanslar
Black, P. & Wiliams, D. (1998) Inside the black box. Phi Delta Kappan, 80 (2) (1998), 139-148.
 
Çoruhlu, T.Ş., Nas, S. E. ve Çepni, S. (2009). Fen ve teknoloji öğretmenlerinin alternatif ölçme değerlendirme tekniklerini kullanmada karşılaştıkları problemler: Trabzon Örneği. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi,1(1), 122-141.
 
Greenstein, L. (2010). What Teachers Really Need To Know About Formative Assessment. Alexandria, VA: ASCD.
 
Milli Eğitim Bakanlığı. (2018). Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı. Ankara.

Yaşar, D.M. (2017). Prospective Science Teachers' Perception Related to Formative Assessment Approaches in Turkey, Journal of Education and Training Studies, 5(4), 29-43. 
 


The Examining Of Reasoning Of Pre-service Teachers From Different Field In Various Socio-scientific Issues.


Nurhan ÖZTÜRK1, Esra BOZKURT ALTAN1, Engin KARAHAN2
1Sinop Üniversitesi
2Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Abstract No: 208 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is to investigate the reasoning of pre-service teachers from different fields in decision making processes related to various socio-scientific issues. The research was conducted by qualitative research metholodgy. The study group of the research consists of 52 pre-service teachers in the fields of science, mathematics, social studies, Turkish, classroom, and pre-school education of a public university. The data source of the study is “Various Socio-scientific Issues View Form” developed by the researchers. The form consists of two parts. The first part is prepared to determine the general profiles of pre-service teachers (media use, the most frequently used social media tools, media usage purposes, scientific content posts on social media, what they pay attention to when deciding on a subject etc.). The second part is prepared to determine the reasoning of pre-service teachers about various socio-scientific issues (nuclear power plants, gene therapy, abortion, Genetically Modified Organisms (GMO), cloning). The data were analysed through descriptive analysis within the framework of informal reasoning (rationalistic, emotive and intuitive) and aspects of socio-scientific reasoning (complexity, multiple perspectives, ongoing inquiry and scepticism). Two researchers analysed the data independently. The third researcher compared the two data analysis. Then, with the participation of three researchers, the consistency between the analyses was provided. It has been determined that pre-service teachers applied mostly to rationalistic and intuitive informal reasoning about nuclear power plants and Genetically Modified Organisms (GMO) issues that are frequently encountered in society. Similarly, it was found that pre-service teachers were able to evaluate with multiple perspectives/different dimensions while expressing their decisions on these socio-scientific issues. In gene therapy and cloning, it was determined that pre-service teachers could evaluate from less multiple perspectives.

Farklı Alanlardan Öğretmen Adaylarının Çeşitli Sosyo-Bilimsel Konularla Ilgili Muhakemelerinin Incelenmesi


Nurhan ÖZTÜRK1, Esra BOZKURT ALTAN1, Engin KARAHAN2
1Sinop Üniversitesi
2Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Bildiri No: 208 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, farklı alanlarda öğrenim gören öğretmen adaylarının çeşitli sosyo-bilimsel konularla ilgili karar verme süreçlerindeki muhakemelerini araştırmaktır. Araştırmada nitel araştırma metodolojisi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet üniversitesinin fen bilgisi, matematik, sosyal bilgiler, Türkçe, sınıf, okul öncesi eğitimi alanlarında öğrenim gören 52 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın veri kaynağı araştırmacılar tarafından geliştirilen “Çeşitli Sosyo-bilimsel Konular Görüş Formu”dur. Form iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm öğretmen adaylarının genel profillerini (medya kullanımları, en sık kullanılan sosyal medya araçları, medya kullanım amaçları, takip edilen bilimsel içerikli paylaşım siteleri, bir konuda nasıl karar verdikleri gibi) belirlemek amacıyla oluşturulmuş, ikinci bölüm ise çeşitli sosyo-bilimsel konularla ilgili (nükleer santraller, gen terapisi, kürtaj, genetiği değiştirilmiş organizmalar, klonlama) muhakemelerinin belirlenmesine yönelik hazırlanmıştır. Veriler informal muhakeme örüntülerine (rasyonel, duygusal ve sezgisel) ve sosyo-bilimsel muhakeme boyutlarına (sosyo-bilimsel konuların karmaşık yapısı, çoklu bakış açısı, sürekli sorgulama ve şüpheci) göre betimsel analize tabi tutulmuştur. İki araştırmacı ayrı ayrı verileri analiz etmiştir. Üçüncü araştırmacı yapılan iki veri analizini karşılaştırmış ve üç araştırmacının katılımı ile veri analizleri arasındaki uyum sağlanmaya çalışılmıştır. Öğretmen adaylarının toplumda sık karşılaşılan ve gündemde yer alan nükleer enerji santralleri ile Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) konuları hakkında daha çok rasyonel ve sezgisel informal muhakeme örüntülerine başvurdukları belirlenmiştir. Benzer biçimde öğretmen adaylarının bu sosyo-bilimsel konularla ilgili  kararlarını belirtirken  çok yönlü/ farklı boyutlar ile değerlendirme yapabildikleri tespit edilmiştir. Gen terapisi ve klonlama konularında ise adayların daha az çoklu perspektiften değerlendirme yapabildikleri tespit edilmiştir.
 


Analysing Of Mobile Applications Developed For Biology Laboratory Activities


Şule Elmalı1, Mehmet Elibol2
1Sakarya Üniversitesi
2Marmara Üniversitesi


Abstract No: 212 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Mobile applications are used intensely in many points in everyday life in order to access information easily and quickly. Its use in the field of education also offers the opportunity to save time, location, equipment and individualize learning. In this study, it is aimed to analyse the mobile applications that can be used to support the activities in the biology laboratory. This research employs document analysis- one of the qualitative research method. In order to determine the mobile applications to be examined within the scope of the research, the search was carried out with the keyword "biology lab" in the Google Play market in February 2020. According to the search results, the first 20 mobile applications related to biology are included in the analysis. The data obtained from the research were analyzed descriptively and the applications were examined in terms of subject content, fee status, number of downloads and date of last update. According to the results, it was observed that the applications consisted mostly of lecture notes, simulations, and multiple choice questions. Also, applications are mostly based on human anatomy and physiology, cell, plant biology and heredity in terms of subject content. It has been determined that the number of downloads of applications is mostly between 10,000 and 500,000. In addition, it was determined that there is a purchase option for some objects in six applications. It is seen that the last update dates of all applications are in 2016 and after. Consequently, it is thought to be important in eliminating the difficulties in teaching abstract and difficult to understand concepts besides using in the absence of necessary equipment in the laboratory. It can also be said to be proper for use in topics that are not appropriate to make an experiment.

Biyoloji Laboratuvar Uygulamalarına Yönelik Geliştirilen Mobil Uygulamaların Incelenmesi


Şule Elmalı1, Mehmet Elibol2
1Sakarya Üniversitesi
2Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 212 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Mobil uygulamalar kolay ve hızlı bir şekilde bilgiye ulaşım sağlaması bakımından günlük hayatta pek çok noktada yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.  Eğitim alanında kullanımı da, yer, zaman ve ekipman tasarrufu sağlama ve öğrenmeyi bireyselleştirme imkanı sunmaktadır. Bu bağlamda, öğretimde yaşanan güçlükleri giderme, kavramları somutlaştırma, tekrar yapma gibi çeşitli avantajlar sunmaktadır. Bu çalışmada biyoloji laboratuvarındaki uygulamaları  desteklemek için kullanılabilecek mobil uygulamaların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılarak doküman incelemesi yapılmıştır. Araştırma kapsamında incelenecek mobil uygulamaları belirlemek için, 2020 yılı Şubat ayında Google Play Markette “biology lab” anahtar kelimesiyle arama gerçekleştirilmiştir. Arama sonucuna göre biyoloji uygulamalarıyla ilgili olan ilk 20 mobil uygulama analize dahil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilerek, uygulamalar konu  içeriği, ücret durumu, indirilme sayısı ve son güncellenme tarihi bakımından incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre uygulamaların çoğunlukla açıklamalı ders notları, simülasyonlar, çoktan seçmeli sorulardan oluştuğu görülmüştür. Konu içeriği bakımından ise, insan anatomisi ve fizyolojisi, hücre, bitki biyolojisi ve genetik konuları üzerinde ağırlık kazandığı görülmektedir. Uygulamaların indirilme sayısının çoğunlukla 10.000 ile 500.000 arasında olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, altı uygulamada yer alan bazı nesnelerin  ücretli olduğu belirlenmiştir. Uygulamaların tamamının son güncellenme tarihlerinin 2016 yılı ve sonrası şeklinde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, laboratuvarda gerekli donanımın bulunmadığı durumlarda kullanımının yanı sıra, soyut ve anlaşılması güç olan kavramların öğretiminde yaşanan güçlüklerin giderilmesinde önemli olduğu düşünülmektedir. Ayrıca deney yapmaya imkan vermeyen konularda kullanımının uygun olduğu söylenebilir. Eksik olan konu alanlarında etkileşim sağlayacak nitelikte yeni uygulamaların geliştirilmesi ve var olan uygulamalarda iyileştirmeler yapılması önerilmektedir.


Ilkokul Öğrencilerinin Stem Odaklı Tasarım Süreçlerindeki Deneyimleri Üzerine Bir Durum Çalışması


Engin Karahan1, Ahmet Oğuz Akçay1, Feyza Ardıç1
1Eskişehir OSmangazi Üniversitesi


Abstract No: 217 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Bu çalışmada ilkokul 3. ve 4. sınıf seviyesinde öğrenim gören öğrencilerin iki haftalık süreçte STEM odaklı gerçekleştirilen "pelikanları koruyalım" etkinliği kapsamındaki tasarım deneyimleri incelenmiştir. Göç eden pelikanların zarar gören yuvalarında kalan pelikan yumurtaların güvenli bir yere taşınması üzerine kurulu olan bir problem durumu doğrultusunda öğrenciler kriter ve sınırlılıklar doğrultusunda en iyi tasarımı ortaya çıkarmaya çalışmışlardır. Bu doğrutuda, tasarım sürecinde öğrencilere verilen kriterler; doğa dostu olma, dayanıklılık, koruma, kamuflaj ve düşük maliyet olarak belirlenmiştir. Süreçte STEM odaklı gerçekleştirilen etkinlik boyunca öğrenciler sınıf seviyesinden bağımız olarak oluşturulan dörderli gruplar halinde çalışmışlardır. 
Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bu desen ile incelenen durum olan öğrencilerin tasarım deneyimlerinin bütüncül ve detaylı olarak incelenmesi hedeflenmiştir. Dolayısıyla, çoklu veri toplama araçları olarak katılımcı gözlemler, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve öğrenci ürünleri kullanılmıştır. Analiz sürecinde birbirine benzeyen verilerin kodlanmıştır ve öğrenci deneyimleri kategoriler ve temalar üzerinden ortaya çıkarılmıştır. Bu doğrultuda sırasıyla verilerin kodlanması ile kategori ve temalar oluşturulmuştur. 
Çalışmanın verilerinin ön analizleri neticesinde, öğrencilerin tasarım sürecinde kriter ve sınırlılıkları izleme konusunda problem yaşadıkları, geliştirdikleri tasarımlarda belirli bir kritere öncelik vererek tasarımlarını bu kritere uygun tasarlamaya çalışmışlardır. Buna ek olarak tasarım sürecinde yer alan planlama ve yeniden tasarlama basamaklarında diğer basamaklara göre daha pasif kalmışlar, bu basamaklarda gerçekleştirmeleri beklenen görevleri tam anlamıyla tamamlayamamışlardır. 

Ilkokul Öğrencilerinin Stem Odaklı Tasarım Süreçlerindeki Deneyimleri Üzerine Bir Durum Çalışması


Engin Karahan1, Ahmet Oğuz Akçay1, Feyza Ardıç1
1Eskişehir OSmangazi Üniversitesi


Bildiri No: 217 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada ilkokul 3. ve 4. sınıf seviyesinde öğrenim gören öğrencilerin iki haftalık süreçte STEM odaklı gerçekleştirilen "pelikanları koruyalım" etkinliği kapsamındaki tasarım deneyimleri incelenmiştir. Göç eden pelikanların zarar gören yuvalarında kalan pelikan yumurtaların güvenli bir yere taşınması üzerine kurulu olan bir problem durumu doğrultusunda öğrenciler kriter ve sınırlılıklar doğrultusunda en iyi tasarımı ortaya çıkarmaya çalışmışlardır. Bu doğrutuda, tasarım sürecinde öğrencilere verilen kriterler; doğa dostu olma, dayanıklılık, koruma, kamuflaj ve düşük maliyet olarak belirlenmiştir. Süreçte STEM odaklı gerçekleştirilen etkinlik boyunca öğrenciler sınıf seviyesinden bağımız olarak oluşturulan dörderli gruplar halinde çalışmışlardır. 
Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bu desen ile incelenen durum olan öğrencilerin tasarım deneyimlerinin bütüncül ve detaylı olarak incelenmesi hedeflenmiştir. Dolayısıyla, çoklu veri toplama araçları olarak katılımcı gözlemler, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve öğrenci ürünleri kullanılmıştır. Analiz sürecinde birbirine benzeyen verilerin kodlanmıştır ve öğrenci deneyimleri kategoriler ve temalar üzerinden ortaya çıkarılmıştır. Bu doğrultuda sırasıyla verilerin kodlanması ile kategori ve temalar oluşturulmuştur. 
Çalışmanın verilerinin ön analizleri neticesinde, öğrencilerin tasarım sürecinde kriter ve sınırlılıkları izleme konusunda problem yaşadıkları, geliştirdikleri tasarımlarda belirli bir kritere öncelik vererek tasarımlarını bu kritere uygun tasarlamaya çalışmışlardır. Buna ek olarak tasarım sürecinde yer alan planlama ve yeniden tasarlama basamaklarında diğer basamaklara göre daha pasif kalmışlar, bu basamaklarda gerçekleştirmeleri beklenen görevleri tam anlamıyla tamamlayamamışlardır. 


The Relation Of Speacial Education Teachers’ Pedagogical Content Knowledge And Pedagogical Inference Quality*


Erkan AKYÜREK1
1M.E.B


Abstract No: 40 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, the relationship between pedagogical inference quality and pedagogical content knowledge of special education teachers was tried to be measured. In the light of the theoretical assumption of the research, a model was created regarding the relationship between teacher cognition and pedagogical inference and pedagogical content knowledge. In the study, mixed method research was conducted to provide data diversity. Although the research is based on quantitative data, the trends observed in the participants are supported by quotations from semi-structured interviews. For this purpose, 50 special education teachers applied a pedagogical inference interview form consisting of semi-structured interviews including 11 arguments, in the light of the information obtained, 8 people from the general pedagogical knowledge, 17 items from the pedagogical subject area information, and 5 from the lowest 5 people The field knowledge rubric was scored by two different raters through in-class observation and video recordings. In the light of the data obtained, a strong relationship was observed between the pedagogical inference quality of teachers and pedagogical content knowledge. While pedagogical inference quality provides a solid rationale for teachers' educational decisions in the classroom, observation of classroom practices is considered important in terms of being an indicator of teacher professional competence. In addition, the teacher presents a picture of the relationship between the content of the lesson and interrogative learning and shows that the content of the subjects should be revised. The research is considered important in terms of teachers' pedagogy and pedagogical inference quality.
 

Özel Eğitim Öğretmenlerinin Pedagojik Alan Bilgisi Ve Pedagojik Çikarim Kalitesi Ilişkisi


Erkan AKYÜREK1
1M.E.B


Bildiri No: 40 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada özel eğitim öğretmenlerinin pedagojik çıkarım kalitesi, pedagojik alan bilgisi arasındaki ilişki ölçülmeye çalışılmıştır.  Araştırmanın teorik varsayımı ışığında öğretmen bilişinin pedagojik çıkarım ve pedagojik alan bilgisiyle ilişkisine dair bir model oluşturulmuştur. Çalışmada veri çeşitliliği sağlamak için karma yöntem araştırması yapılmıştır. Araştırma nicel verilere dayanmakla birlikte katılımcılarda gözlemlenen eğilimler ve yarı yapılandırılmış görüşmelerden yapılan alıntılarla desteklenmektedir. Bu amaçla 50 özel eğitim öğretmenine 11 argümanı içeren yarı yapılandırılmış görüşmelerden oluşan pedagojik çıkarım görüşme formu uygulanmış, elde edilen bilgiler ışığında pedagojik çıkarım kalitesi en yüksek 5 kişi ve en düşük 5 kişiye 8 maddesi genel pedagojik bilgiden, 17 maddesi pedagojik konu alanı bilgisinden oluşan, pedagojik alan bilgisi rubriği iki farklı puanlayıcı tarafından ders içi gözlem ve video kayıtları aracılığıyla puanlanmıştır. Elde edilin veriler ışığında öğretmenlerin pedagojik çıkarım kalitesi ve pedagojik alan bilgisi arasında güçlü bir ilişki gözlemlenmiştir. Pedagojik çıkarım kalitesi öğretmenlerin sınıfta aldıkları öğretim kararları için sağlam gerekçe sunarken, sınıf içi uygulamaların gözlenmesi öğretmen mesleki yeterliliğinin göstergesi olması açısından önemli görülmektedir. Ayrıca öğretmen eğitiminde derserin içeriğinin sorgulayıcı öğrenmeyle ilişkisine dair bir resim ortaya koymakta ve konuların içeriğinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir. Araştırma öğretmenlerin pedagojisi ve pedagojik çıkarım kalitesi uyumu göstermesi açısından önemli görülmektedir.
 


Perception Of Secondary School 5, 6 And 7th Grade Students Towards Entrepreneurship Skills


Selma Güleç1, Ali Yalçın2
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Doktora Öğrencisi


Abstract No: 173 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

                                                                                     Abstract
 
    It is thought that it is important to reveal what the knowledge of secondary school students about entrepreneurship is. For this purpose, the study aimed to investigate the perception of secondary school (5, 6 and 7th grade) students towards entrepreneurship skills. Data collected by semi-structured interview technique were analyzed according to qualitative research methods. These interview questions were created by the relevant researchers; has been made ready for implementation in line with expert opinions for the necessary validity and reliability study. Among the participants of the research, there are 47 students in the 5, 6 and 7th grades of secondary school. The data obtained from the research were coded and presented in tables and percentages under various themes. In addition, a comparative analysis was made according to various variables in line with the answers given to the questions. The results obtained from the research revealed the importance of teaching entrepreneurship skills at the secondary school level during the education and training process. According to the results obtained from the research, it was seen that the students participating in the research had entrepreneurial skills from the answers they gave. It is thought that students' entrepreneurship skills will be supported with the activities to be performed in the Social Studies course and the methods and techniques to be applied.
 

Ortaokul 5, 6 Ve 7. Sınıf Öğrencilerinin Girişimcilik Becerisine Yönelik Algısı


Selma Güleç1, Ali Yalçın2
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Doktora Öğrencisi


Bildiri No: 173 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

                                                                               Özet
Ortaokul öğrencilerinin girişimcilik konusunda bilgisinin ne olduğunu ortaya çıkartmanın girişimcilik becerisini geliştirilebilecek uygun yöntem, teknik ve stratejilerden oluşan etkinliklerin uygulanmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Bu amaçla çalışmada, ortaokul (5, 6 ve 7. sınıf) öğrencilerinin girişimcilik becerisine yönelik algısı araştırılmak istenmiştir.  Yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanan veriler, nitel araştırma yöntemlerine göre analiz edilmiştir. Bu görüşme soruları, ilgili araştırmacılar tarafından oluşturulmuş; gerekli geçerlilik ve güvenirlik çalışması için de uzman görüşleri doğrultusunda uygulamaya hazır hale getirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları içerisinde ortaokul 5, 6 ve 7.  sınıfta okuyan toplam 47 öğrenci yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler kodlanarak çeşitli temalar altında tablolar şeklinde yüzde ve frekanslarıyla sunulmuştur. Ayrıca, sorulara verilen cevaplar doğrultusunda çeşitli değişkenlere göre karşılaştırmalı bir analiz de yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, eğitim ve öğretim sürecinde girişimcilik becerisinin ortaokul düzeyinde öğretilmesinin önemini ortaya çıkarmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre araştırmaya katılan öğrencilerin verdikleri cevaplardan girişimcilik becerisine sahip oldukları görülmüştür. Sosyal Bilgiler dersinde yapılacak etkinlikler ve uygulanacak yöntem ve tekniklerle öğrencilerin girişimcilik becerilerine destek olunacağı düşünülmektedir.  


Pre-service Teachers’ Opinions About Educational Robotics Sets And Their Use In Class


Göknur Kaplan1, Elçin Erbasan1
1Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Abstract No: 249 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to explore pre-service teachers’ opinions about educational robotics sets and their use in lessons. Participants of the study were 15 pre-service teachers who were junior and senior students at the Faculty of Education in in a public university in the Central Anatolia Region. Six of the participants were studying science education, whereas five were studying elementary mathematics education and four were studying early childhood education. In the study, which was carried out using a qualitative research design, pre-service teachers were presented with the relevant theoretical and pedagogical framework behind the robotics set first. Then, they engaged in activities utilizing the given framework by building models and programming them, which were followed by the discussions to find and lay out the connections and links to the national curricula. Participants’ opinions were collected via a questionnaire prepared by the researchers. Content analysis was used for data analysis. Data analysis revealed the following findings: Pre-service teachers indicated that educational robotic sets have many advantages such as increasing students’ motivation, attracting and gaining their attention, leading to deeper learning, and improving their creativity. On the other hand, they also stated their concerns such as using such sets might be time consuming, might not be suitable for every objective and subject matter. They further stated that it might be difficult for them to have access to such materials regarding the financial constraints, and that it might create challenges regarding the classroom management.

Öğretmen Adaylarının Eğitsel Robotik Setlerine Ve Derslerde Kullanımına Yönelik Görüşleri


Göknur Kaplan1, Elçin Erbasan1
1Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 249 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının eğitsel robotik setleri ve bu setlerin derslerde kullanımları hakkında görüşlerinin alınmasıdır. Çalışmanın katılımcıları, İç Anadolu Bölgesindeki bir devlet üniversitesinde öğrenimlerine 3. ve 4. sınıflarda devam eden 15 öğretmen adayıdır. Bu öğretmen adaylarının 6’sı fen bilgisi öğretmenliği, 5’i ilköğretim matematik öğretmenliği ve 4’ü okul öncesi öğretmenliği bölümündedir. Nitel araştırma deseni kullanılarak yürütülen çalışmada, öğretmen adaylarına eğitsel robotik ile ilgili teorik bilgiler verildikten sonra bir eğitsel robotik seti kullanılarak uygulamalar yaptırılmış ve bunların öğretim programlarıyla bağlantısı tartışılmıştır. Katılımcıların görüşleri araştırmacılar tarafından hazırlanan bir anketle toplanmıştır. Anketteki açık uçlu sorulara verilen cevapların içerik analizi yapılmıştır. Buna göre, öğretmen adayları eğitsel robotik setlerinin öğrencilerde motivasyonu arttırdığını, ilgi çektiğini, öğrenmeyi kalıcı hale getirdiğini, öğrencilerin yaratıcılık ve hayal gücünü geliştirdiğini düşünmektedirler. Öte yandan, öğretmen adayları bu setleri kullanarak ders işlemenin zaman alıcı olduğunu, setlerin her kazanım ve konuya uygun olmadığını, maddi nedenlerden dolayı materyal temininde erişim güçlüğü yaşanacağını ve sınıf yönetimini zorlaştırdığını belirtmişlerdir.


Investigation Of Prospective Mathematics Teachers' Solving Skills Of Intelligence And Logical Questions.


Mithat TAKUNYACI1
1SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ


Abstract No: 261 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Mathematics, which is an abstract lesson; It aims to provide students  to comprehend relationships between objects, to think abstractly, to reason, and to use these mental functions harmoniously. The emergence or development of these current abilities of students can be achieved through intelligence and logic questions / games. The aim of our study is to determine and classify the mental functions used by prospective mathematics teacher in solving intelligence and logic questions. For this purpose, the study was carried out with 35 prospective mathematics teachers who were studying at senior. In this study, since a particular situation was examined, a case study approach was used. In the study, an evaluation form consisting of an open-ended question developed by the researcher was used as a data collection tool. In the analysis of qualitative data, the category method and descriptive statistics techniques were used and interpreted. According to the findings, it was found that prospective teachers used their previous experiences most in solving their intelligence and logical questions. In addition, it was observed that the strategies they used while solving the questions were listing, visual representation and prediction.
 

Ilköğretim Matematik Öğretmeni Adaylarinin Zekâ Ve Mantik Sorularini Çözme Becerilerinin Incelenmesi


Mithat TAKUNYACI1
1SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ


Bildiri No: 261 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Soyut bir ders olan matematik; öğrencilere nesneler arasındaki ilişkileri kavrayabilme, soyut düşünebilme, muhakeme edebilme ve bu zihinsel işlevleri uyumlu şekilde bir amaca yönelik olarak kullanabilme yeteneklerini kazandırmayı hedeflemektedir. Öğrencilerin var olan bu yeteneklerinin ortaya çıkması ya da geliştirilmesi zekâ ve mantık soruları/oyunlarıyla sağlanabilir. Çalışmamızın amacı, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının zekâ ve mantık sorularını çözerken kullandıkları zihinsel işlevlerini belirlemek ve sınıflandırmaktır. Bu amaç doğrultusunda ilköğretim matematik öğretmenliği son sınıfta öğrenim görmekte olan 35 öğretmen adayı ile çalışma yürütülmüştür. Bu çalışmada belirli bir durum incelendiği için özel durum yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorudan oluşan bir değerlendirme formu kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde kategori yöntemi ve betimsel istatistik teknikleri kullanılmış ve yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının zekâ ve mantık sorularını çözerken en çok daha önceki tecrübelerinden yararlandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca soruları çözerken yararlandıkları stratejilerin listeleme, görsel temsil ve tahmin etme olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının en çok zorlandıkları zekâ ve mantık soru türlerinin “doğrucu-yalancı” türden sorular olduğu belirlenmiştir.

 


Investigation Of Relationship Between Students’ Intellectual Risk Taking In Science Learning And Metacognitive Awareness


Esra AÇIKGÜL FIRAT1, Mustafa Serdar KÖKSAL2, Yusuf YILMAZ3
1Adıyaman Üniversitesi
2Hacettepe Üniversitesi
3Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 113 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study is a predictive research designed to determine the relationship of metacognitive awareness, grade level, gender, and students' intellectual risk taking. In the study we examined a hypothesized model of relationships between variables. According to the hypothesized model, the endogenous variable of the study is IRT and exogenous variables are gender, grade level and metacognition. The participants of the research are 418 6th, 7th and 8th grade students enrolled in secondary schools in the central district of Adıyaman. As data collection tools, two Likert type instruments; Intellectual Risk Taking and Metacognitive Awareness Scales were used. In the study, confirmatory factor analysis of intellectual risk taking and metacognitive awareness scales were conducted and one-dimensional structures of both scales were confirmed. The analysis of the data revealed that metacognitive awareness significantly predicted intellectual risk taking. In conclusion it can said that there is a significant causal relationship between metacognitive awareness and intellectual risk taking. By increasing metacognitive awareness, we can increase intellectual risk taking and active participation to learning. It may be suggested to increase sample size and to use different higher-order thinking skills methods and measure metacognitive awareness and IRT.
 

Öğrencilerin Fen Bilimlerini Öğrenmede Zihinsel Risk Almaları Ile Üstbilişsel Farkındalıkları Arasındaki Ilişkinin Incelenmesi


Esra AÇIKGÜL FIRAT1, Mustafa Serdar KÖKSAL2, Yusuf YILMAZ3
1Adıyaman Üniversitesi
2Hacettepe Üniversitesi
3Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 113 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma, öğrencilerin üstbilişsel farkındalıkları, sınıf düzeyleri, cinsiyetleri ve zihinsel risk almaları arasındaki ilişkiyi belirlemek için tasarlanmış yordayıcı bir ilişkisel araştırmadır. Çalışmada, değişkenler arasındaki varsayımsal bir ilişki modeli incelenmiştir. Araştırmada belirlenen hipotez modeline göre, çalışmanın içsel değişkeni zihinsel risk alma, dışsal değişkenleri ise cinsiyet, sınıf düzeyi ve üstbilişsel farkındalıktır. Araştırmanın katılımcılarını, Adıyaman ili merkez ilçesinde yer alan ortaokullara kayıtlı 418 6., 7., ve 8. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Fen Öğrenmede Zihinsel Risk Alma ve Üstbilişsel Farkındalık ölçekleri kullanılmıştır. Çalışmada zihinsel risk alma ve üstbilişsel farkındalık ölçeklerinin doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış ve her iki ölçeğin tek boyutlu yapıları doğrulanmıştır. Verilerin analizinden elde edilen sonuçlar, üstbilişsel farkındalığın zihinsel risk almayı önemli ölçüde yordadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, üstbilişsel farkındalık ile zihinsel risk alma arasında anlamlı bir nedensel ilişki olduğu söylenebilir. Buradan hareketle, üstbilişsel farkındalığı artırarak, zihinsel risk alma ve öğrenmeye aktif katılımın arttırılabileceği söylenebilir. Araştırma sonucunda örneklem büyüklüğünü arttırmak ve farklı üst düzey düşünme becerileri kullanılarak üstbilişsel farkındalık ve zihinsel risk almanın ölçülmesi önerilebilir.
 


Examination Of The Studies On Augmented Reality Practices Used In Turkish Education System Between 2012 And 2020


Fikret ALTINTAŞ1, Esra YILDIZ1, İbrahim KAVAK2, İlker YILMAZ3, Erhan ŞENGEL1
1Uludağ Üniversitesiv
2Milli Savunma Üniversitesi
3Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 117 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Augmented Reality (AG) is the development of objects that do not exist in virtual environments and combining them with existing objects. The use of AG Technology in educational activities is demonstrated by many studies that it will contribute positively to the quality of education. The aim of this study is to draw up the general framework of research using AR applications in the field of education and to guide the future studies. In this context, studies published between 2012-2020 in ULAKBİM, EBSCO, Google Scholar and YÖK national thesis databases with the keywords "augmented reality", "education and augmented reality", "Augmented reality", "education and augment reality" were examined. In line with the obtained results, it has been determined that AG technology is used in many fields and 79 studies suitable for the purpose of the study were examined. The studies were examined according to the years they were published, the methods used in the research, the sample size and levels, the statistical methods used in the data analysis, the courses covered by the studies and the types of publications. The data obtained were interpreted by frequency and percentage analyzes. According to the conclusion reached in the research, it is found that studies on the use of AR applications in the educational environment have increased over the years, concentrated in courses with abundant abstract concepts, studies on different branches, and studies have been carried out at similar sample numbers and levels. As a result of the research, it has been determined that the studies conducted until 2015 are generally used in situation analysis, descriptive analysis, content analysis and descriptive analysis techniques. Again, as a result of the research, it was determined that the weight of the study group was university students.

2012 -2020 Yılları Arasında Türk Eğitim Sisteminde Kullanılan Artırılmış Gerçeklik Uygulamaları Üzerine Yapılan Çalışmaların Incelenmesi


Fikret ALTINTAŞ1, Esra YILDIZ1, İbrahim KAVAK2, İlker YILMAZ3, Erhan ŞENGEL1
1Uludağ Üniversitesiv
2Milli Savunma Üniversitesi
3Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 117 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Gelişen teknolojinin faydalarından bir tanesi eğitim ortamlarında farklı deneyim ve beceriler sağlamaktır. Bu deneyim ve becerilerin eğitim-öğretimin kalitesini olumlu yönde etkileyeceği varsayılmış ve birçok araştırma ile bu hipotez desteklenmiş ve desteklenmeye devam etmektedir. Bu doğrultuda ortaya çıkan uygulamalardan biri de artırılmış gerçeklik teknolojisidir. Artırılmış Gerçeklik (AG) elimizde var olmayan nesnelerinin sanal ortamlarda geliştirilerek elimizde var olan nesnelerle birleştirilmesidir. Artırılmış gerçeklik teknolojisi, çeşitli teknolojik araçlar, mobil cihazlar vb. ile gerçek dünya ortamını görselleştirme sürecinde sanal nesnelerle etkileşimli çalışması olarak ifade edilebilir (Avcı ve Taşdemir, 2019). AG Teknolojisinin eğitim-öğretim faaliyetlerinde kullanımı eğitimin kalitesine olumlu yönde katkı sağlayacağı birçok çalışma ile gösterilmektedir. AG teknolojisinin özellikle soyut kavramların bulunduğu ve uygulama imkânı sağlanamayan teorik eğitimlerin öğretiminde destek sağlayacağı düşünülmektedir. Yapılan bu çalışmanın amacı eğitim alanında AG uygulamalarının kullanıldığı araştırmaların genel çerçevesini çıkartmak ve ileride yapılacak olan çalışmalara yol göstermesini sağlamaktır. Bu kapsamda “artırılmış gerçeklik”, “eğitim ve artırılmış gerçeklik”, “Augmented reality”, “education and augment reality” anahtar kelimeleriyle ULAKBİM, EBSCO, Google Scholar ve YÖK ulusal tez veri tabanlarında 2012-2020 yılları arasında yayınlanmış çalışmalar incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda AG teknolojisinin birçok alanda kullanıldığı tespit edilmiş ve çalışmanın amacına uygun 79 çalışma incelenmiştir. Çalışmalar yayınlandıkları yıllara, araştırmalarda kullanılan yöntemlere, örneklem büyüklük ve seviyelerine, veri analizlerinde kullanılan istatistiki yöntemlere, çalışmaların kapsadıkları derslere ve yayın türlerine göre incelenmiştir. Elde edilen veriler frekans ve yüzde analizleri ile yorumlanmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuca göre AG uygulamalarının eğitim ortamında kullanımı ile ilgili çalışmaların yıllara göre arttığı, soyut kavramların fazla olduğu derslerde yoğunlaştığı, farklı branşlar üzerinde çalışmalar yapıldığı ayrıca çalışmaların benzer örneklem sayısı ve kademesinde yapıldığı bulunan sonuçlar arasındadır. Araştırma sonucunda 2015 yılına kadar yapılan araştırmaların genellikle durum analizi, tanımlayıcı analiz, içerik analizi ve betimsel analiz teknikleri kullanıldığı tespit edilmiştir. Yine araştırma sonucunda çalışma grubu ağırlığının Üniversite öğrencileri olduğu tespit edilmiştir.


The Effect Of Common Knowledge Construction Model (ckcm) On The 9th Grade Conceptual Understanding And Motivation Toward Chemistry Course


Nazlı Pulat1, Hasan Bakırcı1, Ümit Demiral2
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
2Kırşehir Ahi Evran üniversitesi


Abstract No: 122 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the effect of the Common Knowledge Construction Model (CKCM) on the 9th grade students’ conceptual understanding and motivation toward Chemistry courses. In the study, quasi-experimental design model with experimental and control groups was used in the research. The sample of the study consisted of 32 high school students studying in a high school in the city center of Van in the spring semester of the 2019-2020 academic year. There were 16 students in the experimental group and 16 students in the control group. Conceptual Understanding Test of States of Matter (CUTSM) and Chemistry Course Motivation Test (CCMT) were used as data collection tool in the research. In the research process, the subject of the states of matter was given to the experimental group with an education based on CKCM, while the control group was given a training in accordance with the current program. Finally, CUTSM and CCMT were applied to the experimental and control groups as posttests. The data obtained were analyzed using the Wilcoxon Signed Ranks Test and the Mann-Whitney U-Test. As a result of the analysis, it was found that CKCM has a significant effect on the increase of conceptual understanding and motivations toward chemistry course. Based on this, it is recommended that CKCM be included in the curriculum and used in the courses in order to provide conceptual understanding in chemistry courses and increase motivation to chemistry.
 

Ortak Bilgi Yapılandırma Modelinin Kimya Dersi 9.sınıf Kavramsal Anlama Ve Kimya Motivasyonu Üzerindeki Etkisi


Nazlı Pulat1, Hasan Bakırcı1, Ümit Demiral2
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
2Kırşehir Ahi Evran üniversitesi


Bildiri No: 122 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

               Bu çalışmanın amacı, Ortak Bilgi Yapılandırma Modeli (OBYM)’nin dokuzuncu sınıf öğrencilerinin kavramsal anlama ve Kimya dersi motivasyonlarına olan etkisini incelemektir.  Araştırmada deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desen modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2019-2020 eğitim ve öğretim yılının bahar döneminde, Van il merkezinde bulunan bir lisede öğrenim görmekte olan 32 lise öğrencisi oluşturmuştur. Deney grubunda 16 öğrenci ve kontrol grubunda 16 öğrenci yer almıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Maddenin Halleri Kavramsal Anlama Testi (MAHKAT) ve Kimya Dersi Motivasyon Testi (KDMT) kullanılmıştır. Araştırma sürecinde maddenin halleri konusu deney grubuna OBYM’ye dayalı bir eğitim ile verilirken kontrol grubuna mevcut programa uygun bir eğitim ile verilmiştir. Son olarak MAHKAT ve KDMT deney ve kontrol gruplarına son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann- Whitney U-Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda OBYM’nin kavramsal anlama ve kimya dersi motivasyonlarının artışında anlamlı düzeyde bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Buradan yola çıkarak kimya derslerinde kavramsal anlamayı sağlamak ve kimya dersine olan motivasyonu artırmak amacıyla OBYM’nin öğretim programlarında yer alması ve derslerde kullanılması önerilmektedir.
 


The Effect Of Science Education Based On Common Knowledge Construction Model On 8th Grade Students' Reasoning Skills: Global Warming


Seda Bişkin Uygar1, Ümit Demiral2, Hasan Bakırcı3
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
2Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi
3Van Yüzüncü Üniversitesi


Abstract No: 140 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the effect of science education based on Common Knowledge Construction Model (CKCM) on 8th grade students’ reasoning skills on global warming. In this study, quasi-experimental design, one of the quantitative research methods, was used. The sample of the study consists of 46 students in a secondary school in Patnos district of Ağrı in 2018-2019 academic year. The study group consists of 23 students in the experimental group and 23 students in the control group. Reasoning questions used in High School Entrance Exam are used as a data collection tool. While the issue of global warming was given to the control group based on the 5E model, it was given to the experimental group based on the CKCM. The data obtained in the study were analyzed using one of the parametric tests, t-test. Findings of this study revealed that both 5E teaching model applied to the control group and the CKCM applied to the experimental group were effective on the reasoning skills of the 8th grade students. In both models, it is thought that the experiments related to global warming are carried out by the students, that the students are actively involved in each stage and that the information learned is associated with the everyday life positively affects the students' reasoning. When compared the teaching models applied to the experimental and control groups in terms of reasoning achievements, it is concluded that CKCM is more effective than 5E. It is thought that this significant difference is due to the effective use of process-oriented evaluations and discussions in CKCM. To understand the effect of CKCM on students' reasoning skills more clearly, it is recommended to apply it in different units of the Science course.
 

Ortak Bilgiyi Yapılandırma Modeline Dayalı Fen Öğretiminin 8. Sınıf Öğrencilerinin Muhakeme Becerileri Üzerine Etkisi: Küresel Isınma


Seda Bişkin Uygar1, Ümit Demiral2, Hasan Bakırcı3
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
2Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi
3Van Yüzüncü Üniversitesi


Bildiri No: 140 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, Ortak Bilgiyi Yapılandırma Modeli’ne (OBYM) dayalı Fen öğretiminin 8. sınıf öğrencilerinin küresel ısınma konusunda muhakeme becerileri üzerine etkisini incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Ağrı Patnos ilçesinde bulunan bir ortaokuldaki 46 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada deney grubunda 23 ve kontrol grubunda 23 öğrenci yer almaktadır. Veri toplama aracı olarak Liselere Giriş Sınavında kullanılan muhakeme soruları kullanılmıştır. Küresel ısınma konusu kontrol grubuna 5E modeline dayalı olarak verilirken, deney grubuna OBYM’ye dayalı olarak verilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler parametrik testlerden biri olan t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, kontrol grubuna uygulanan 5E öğretim modelinin ve deney grubuna uygulanan OBYM’nin sekizinci sınıf öğrencilerinin muhakeme becerileri üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Her iki modelde de küresel ısınma konusu ile ilgili deneylerin öğrenciler tarafından gerçekleştirilmesi, öğrencilerin her aşamada aktif bir şekilde yer almaları ve öğrenilen bilgilerin güncel hayatla ilişkilendirilerek verilmesi öğrencilerin muhakemelerini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. Deney ve kontrol grubuna uygulanan öğretim modelleri muhakeme başarıları açısından kıyaslandığında, OBYM’nin 5E’ye göre daha etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu anlamlı farklılığın OBYM’deki süreç odaklı değerlendirme ve tartışmaların etkin olarak yürütülmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. OBYM’nin öğrencilerin muhakeme becerilerine etkisinin daha net olarak anlaşılabilmesi için Fen Bilimleri dersinin farklı ünitelerinde uygulanması önerilmektedir.
 


Analysing The Practical Examinations Of The Associated Board Of Royal Schools Based On The Reviews Of The Students


Elnare Recepli1, Hatice Onuray Eğilmez1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 93 - Abstract Presentation Type: Academic Paper


The aim of the research is to determine the content of the applied piano exams conducted by the British Royal Music Schools United Kingdom (The Associated Board of Royal Schools of Music) in our country and to examine the exam method based on students' opinions. The research sample consists of 4 female and 4 male students who have completed the 8 stages of the applied piano exam by taking the piano education in Bursa, which was selected with the conditional sample selection. Interpretive case study method, one of the qualitative research approaches, was used in the study. Personal information form and semi - structured interview form created by the researchers were used as data collection tool. Considering the content of the applied piano exams of the Royal Music Schools United Board in our country, the problem statement of the research was determined as “What are the views of students who have completed the applied piano exam by taking Özengen piano training? Research questions; “1- How did you get the information about the British Royal Certificate Exams for the first time? Explain your first impressions. 2- Did you take the exams at your own will? 3- What were the contributions and achievements of the exams to you? Did it contribute to your education life? 4- Did you fail at any stage of the exam? What did you feel if you failed? 5- Did you have anxiety for the exam? Do you have any memories of that? 6- Are there any negative aspects of the exam? Explain what happened, if any. 7- Can you explain the points you have difficulty in preparing for the exam? 8- Share your experiences on overcoming difficulties. 9- Do you think it is necessary to prepare for the exam for a qualified education? 10- Would you recommend individuals who take amateur piano training to take the exam?”. The semi-structured interview was conducted face to face and one on one with 8 students in the sample, and the data obtained were analyzed by content analysis. In the content analysis process, codes were created first and categories were created by combining similar codes. As a result of the research; According to the participation of students in 21 provinces, this exam has been held in our country for 28 years, it has been determined that there is a serious demand and need, and there is a lack of motivation in the students who attend the exam, the reason for this is that there is no definite information about the exams and how difficult it will be. In the process of preparing for the exam, there are shares on the official website of ABRSM that eliminate anxiety about the exam. In addition, video recordings, paid and free applications for scale and arpeggio, deciphering, hearing and work are prepared. These can be a great convenience for students, families and teachers.

Ingiliz Kraliyet Müzik Okullari Birleşik Kurulu Uygulamali Piyano Sinavlarinin Öğrencilerin Görüşlerine Dayali Olarak Incelenmesi


Elnare Recepli1, Hatice Onuray Eğilmez1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 93 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Araştırmanın amacı İngiliz Kraliyet Müzik Okulları Birleşik Kurulunun (The Associated Board of Royal Schools of Music) ülkemizde yaptığı uygulamalı piyano sınavlarının içeriğinin tespit edilmesi ve söz konusu sınav yönteminin öğrencilerin görüşlerine dayalı olarak incelenmesidir. Araştırma örneklemini koşullu örneklem seçimi ile seçilmiş Bursa ilinde özengen piyano eğitimi alarak uygulamalı piyano sınavının 8 aşamasını da tamamlayan 4 kız ve 4 erkek öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan yorumlayıcı durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacılar tarafından oluşturulmuş kişisel bilgi formu ve yarı – yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Kraliyet Müzik Okulları Birleşik Kurulunun ülkemizde uygulanan uygulamalı piyano sınavlarının içeriği göz önüne alınarak araştırmanın problem cümlesi “Özengen piyano eğitimi alarak uygulamalı piyano sınavını tamamlamış öğrencilerin sınav sürecine ilişkin görüleri nelerdir?” olarak belirlenmiştir. Araştırma soruları; “1- İngiliz Kraliyet Sertifika Sınavları ile ilgili bilgiyi ilk defa nasıl edindiniz? İlk izlenimlerinizi açıklayınız. 2- Sınavlara kendi isteğinizle mi katıldınız? 3- Sınavların size katkıları, kazanımları neler oldu? Eğitim hayatınızda katkı sağladı mı? 4- Sınavın herhangi bir aşamasında başarısız oldunuz mu? Eğer başarısız olduysanız neler hissetiniz? 5- Sınav kaygısı yaşadınız mı? Bununla ilgili anılarınız var mı? 6- Sınavın olumsuz bulduğunuz yanları var mı? Varsa neler olduğunu açıklayınız. 7- Sınava hazırlık sürecinde zorlandığınız noktaları açıklayabilir misiniz? 8- Zorlukları aşma konusundaki deneyimlerinizi paylaşınız. 9- Sınava hazırlanmak sizce nitelikli bir eğitim için şart mı? 10- Özengen piyano eğitimi alan bireylere sınava girmelerini tavsiye eder misiniz?” olarak belirlenmiştir. Yarı-yapılandırılmış görüşme örneklemde yer alan 8 öğrenci ile yüz yüze ve teke tek yapılmış, elde edilen veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. İçerik analizi sürecinde önce kodlar oluşturulmuş ve benzer kodlar bir araya getirilerek kategoriler oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucunda ise; ülkemizde 28 yıldır yapılan bu sınava 21 ilde öğrenciler katıldığına göre ciddi bir talep ve ihtiyaç olduğu, sınava katılan öğrencilerde motivasyon eksikliği olduğu tespit edilmiştir, bunun sebebi olarak sınavların zor ve nasıl bir artısı olacağı konusunda kesin bir bilginin mevcut olmamasıdır. Sınava hazırlanma sürecinde ABRSM’nin resmi internet sitesinde sınava yönelik kaygıları giderici paylaşımlar mevcuttur. Ayrıca gam ve arpej, deşifre, işitme ve eser çalışmasına yönelik video kayıtları, ücretli ve ücretsiz uygulamalar hazırlanmıştır. Bunlar öğrenciler, aileler ve öğretmenler için oldukça büyük kolaylık sağlayabilir.


Investigation Of Mathematics Teachers Multiple Elective Monitoring Test Development Processes


Sami Sezer Arbağ1
1İstanbul Ölçme Değerlendirme Merkezi- İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 123 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The overall aim of this study is to design a workshop for mathematics teachers to develop process test development skills. In accordance with this general purpose, the level of awareness of mathematics teachers in test development processes has been determined, a workshop for developing test development process skills has been designed, implemented and evaluated. The study was carried out with a total of 10 mathematics teachers, 6 primary mathematics and 4 secondary mathematics teachers working in different districts of Istanbul. In the selection of the study group, teachers' willingness was taken into consideration, and among the applications, the method was determined by drawing lots. "Test Development Awareness Pretest", "Self-Reflection Form", "Gain Network Relationship Form", "Symptom Table", "Multiple Choice Item Writing Form", "Preliminary Experiment Monitoring Test Form”,“Final Monitoring Test Form” and “Test Development Awareness Posttest” were used. In the design of the workshop content, the books and articles in the literature were examined, and opinions were received from the academic staff working in the field of measurement and evaluation. The workshop application lasted a total of 5 weeks, 150 minutes per week. Some applications were carried out as teachers during the week. The data of the study were obtained in the fall semester of the 2019-2020 academic year. Descriptive, document analysis, observation and content analysis patterns were used in the research, which used a trial and scanning model, which is one of the qualitative research methods.
               According to the findings of the study, mathematics teachers did not have sufficient awareness about the test development process; It has been determined that they increase the awareness levels of the test development process with the workshop application. In the study, determining the relations of acquisition network, creating the symptom table by classifying behavior and skills, writing questions in accordance with the principles of writing multiple choice items, determining which gains the questions include, skills, and which category they belong to as a cognitive level, question editing, experiment practice and choosing questions in a positive direction. changes caused their awareness to increase. Mathematics teachers did not establish acquisition network relations before the follow-up test, they did not prepare a symptom table, they did not prepare the questions they would use in the test themselves; As a result of the follow-up test, it was determined that they did not analyze the questions and were inadequate in interpreting the data obtained and giving effective feedback. In addition, it has been determined that mathematics teachers do not have the habit of editing the questions, they have problems in the taxonomy classification of the questions, they do not have sufficient knowledge of the mathematical skills in the mathematics curriculum, and they are inexperienced in writing skills-based questions. At the end of the workshop, mathematics teachers created a qualified monitoring test prepared in accordance with the principles and rules of the test development process.
 

Matematik Öğretmenlerinin Çoktan Seçmeli Izleme Testi Geliştirme Süreçlerinin Incelenmesi


Sami Sezer Arbağ1
1İstanbul Ölçme Değerlendirme Merkezi- İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 123 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmanın genel amacı matematik öğretmenlerine izleme testi geliştirme süreç becerilerini geliştirmeye yönelik bir atölye tasarlamaktır. Bu genel amaca uygun şekilde matematik öğretmenlerinin test geliştirme süreçlerindeki farkındalık düzeylerinin belirlenmiş, test geliştirme süreç becerilerini geliştirmeye yönelik bir atölye tasarlanmış, uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışma İstanbul’un farklı ilçelerinde görev yapan 6 ilköğretim matematik, 4 ortaöğretim matematik öğretmeni olmak üzere toplam 10 matematik öğretmeni ile yürütülmüştür. Çalışma grubunun seçilmesinde öğretmenlerin istekli olmaları göz önünde bulundurulmuş, başvurular arasından kura yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışmada ele alınan problem ve alt problemlere ilişkin verileri elde etmek amacıyla “Test Geliştirme Farkındalık Ön Testi” , “Öz Yansıtım Formu” , “Kazanım Ağı İlişkisi Formu”, “Belirtke Tablosu”, “Çoktan Seçmeli Madde Yazma Formu”, “Ön Deneme İzleme Testi Formu” , “Nihai İzleme Testi Formu” ve “Test Geliştirme Farkındalık Son Testi” kullanılmıştır. Atölye içeriğinin tasarlanmasında alan yazındaki kitaplar ve  makaleler incelenmiş, ölçme değerlendirme alanında çalışma yapan öğretim üyelerinden görüşler alınmıştır. Atölye uygulaması haftalık 150 dakika olmak üzere, toplam 5 hafta sürmüştür. Bazı uygulamalar öğretmenler hafta içerisinde okul uygulamaları olarak yürütülmüştür. Çalışmanın verileri 2019-2020 eğitim öğretim yılının güz döneminde elde edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden deneme ve tarama modeli kullanılan araştırmada betimsel, doküman analizi, gözlem ve içerik analizi desenleri kullanılmıştır.
Çalışma bulgularına göre matematik öğretmenlerinin test geliştirme süreci konusunda yeterli düzeyde farkındalığa sahip olmadıkları; atölye uygulaması ile test geliştirme süreci farkındalık düzeylerini arttırdıkları belirlenmiştir. Çalışmada kazanım ağı ilişkilerini belirleme, belirtke tablosunu davranış ve becerilerin sınıflandırarak oluşturma, çoktan seçmeli madde yazma ilkelerine uygun soru yazma, soruların hangi kazanımları, becerileri içerdiği ve bilişsel düzey olarak hangi kategoriye girdiğini belirleme, soru redaksiyonu, deneme uygulaması yapma ve soru seçme becerilerinin olumlu yönde değişmesi farkındalıklarının artmasına neden olmuştur. Matematik öğretmenlerinin izleme testi öncesinde kazanım ağı ilişkileri kurmadıkları, belirtke tablosu hazırlamadıkları, testte kullanacakları soruları kendileri hazırlamadıkları; izleme testi sonucunda soruların analizlerini yapmadıkları, elde edilen verileri yorumlamada ve etkili geri dönüt vermede yetersiz kaldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca matematik öğretmenlerinin soru redaksiyonu yapma alışkanlıklarının olmadığı, soruları bilişsel alan taksonomisi sınıflandırmasında problemler yaşadığı, matematik öğretim programında yer alan matematiksel becerilere yeterli düzeyde hakim olmadıkları, beceri temelli soru yazmada deneyimsiz oldukları tespit edilmiştir. Matematik öğretmenleri atölye süreci sonunda test geliştirme süreci ilke ve kurallarına uygun şekilde hazırlanmış nitelikli bir izleme testi oluşturmuşlardır.
Matematik alanında test geliştirme sürecini geliştirmeye yönelik yeni uygulamalar için farklı örneklemlerle çalışılabilir ve çalışmaya nicel veriler de eklenebilir. İlköğretim ve ortaöğretim matematik öğretmenliği lisans programlarında eğitimde ölçme ve değerlendirme ders içeriğinde test geliştirme sürecinin uygulamalı olarak verilmesi ya da ayrı bir ders olarak matematik eğitiminde test geliştirme dersi eklenmesi sağlanabilir.
 


Investigation Of Mathematical Modeling Skills And Self Reflections Of Special Talented Students According To Mathematical Thinking Levels


Sami Sezer Arbağ1, Asuman Akdemir Tırsi2, Fatma Yudum Özer Akyüz2
1İstanbul Ölçme Değerlendirme Merkezi- İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezi
2İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 150 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In this study, it is aimed to investigate the skills and self-reflections of specially talented students in solving mathematical modeling problems according to their mathematical thinking levels. In the research, “Mathematical Thinking Scale” was applied to 30 students who were enrolled in the special skills development program in the 2019-2020 academic year registered in Istanbul Fuat Sezgin Science and Art Center, and mathematical modeling problem studies were carried out with 9 students selected by the criterion sampling method as a result of the data obtained. In order to reveal the mathematical modeling problem solving process and self-reflection of students, self-assessment form was applied and interviews were conducted. Students with special abilities worked in groups of three, with low, medium and high levels of mathematical thinking. "Mathematical Thinking Scale" developed by Ersoy and Başer (2013), "How Can We Store?" And "Electricity Consumption" problems in the literature, mathematical modeling self-assessment form and semi-structured interview were used as data collection tools. Mathematical modeling problems were chosen for the "geometry" and "numbers and operations" learning areas. The data of the study were obtained by using mixed method in the spring semester of the 2019-2020 academic year. A qualitative research method case study pattern and a quantitative research method screening model were used. The data obtained were analyzed by descriptive analysis method.
According to the results of the research, it was determined that the students who scored low and medium on the Mathematical Thinking Scale had lower mathematical modeling skill levels than those who received high scores. They stated that the students who got high scores from the Mathematical Thinking Scale had higher self-efficacy perceptions when they carried out a similar study in the mathematical modeling problems process, their strengths were less than their weaknesses, and the departments they had difficulty with were similar. It has been observed that specially talented students did not have much difficulty in solving modeling problems since they encountered mathematical modeling problems with a little before. Although the students completed the mathematical modeling steps in both problems, it was observed that the students who got low and medium level scores from the Mathematical Thinking Scale had difficulties in configuring the mathematical modeling steps according to the students who were at a high level. The most challenging step for students with low and medium mathematical thinking scores was the step to create a mathematical model. In addition, it was determined that the habits of verifying the solution were weaker than the students with a high mathematical thinking score. Students with a high level of mathematical thinking score have a better level of behavior towards developing alternative solutions in the mathematical modeling process, applying the solution of the problem to real life situations, creating a mathematical model and establishing relationships between models, defining real life situations, determining variables, and making plans for the solution of the problem. It was determined that their beliefs in performing these behaviors are higher than other students.

Özel Yetenekli Öğrencilerin Matematiksel Düşünme Düzeylerine Göre Matematiksel Modelleme Becerilerinin Ve Öz Yansıtımlarının Incelenmesi


Sami Sezer Arbağ1, Asuman Akdemir Tırsi2, Fatma Yudum Özer Akyüz2
1İstanbul Ölçme Değerlendirme Merkezi- İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezi
2İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 150 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmada özel yetenekli öğrencilerin matematiksel düşünme düzeylerine göre matematiksel modelleme problemlerlerini çözme becerilerinin ve öz yansıtımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezine kayıtlı 2019-2020 öğretim yılı içerisinde özel yetenekleri geliştirme programında öğrenim gören 30 öğrenciye “Matematiksel Düşünme Ölçeği” uygulanmış, elde edilen veriler sonucunda ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilen 9 öğrenci ile matematiksel modelleme problemi çalışmaları yapılmıştır. Öğrencilerin matematiksel modelleme problem çözme sürecinin ve öz yansıtımlarının ortaya konulması için öz değerlendirme formu uygulanmış, görüşmeler yapılmıştır. Özel yetenekli öğrenciler matematiksel düşünme düzeyi düşük, orta ve yüksek olan üçer kişilik grup halinde çalışmışlardır. Veri toplama araçları olarak Ersoy ve Başer (2013) tarafından geliştirilmiş “Matematiksel Düşünme Ölçeği”, literatürde yer alan ‘Nasıl Depolayalım?’ ve “Elektrik Tüketimi” problemleri, araştırmacılar tarafından geliştirilmiş matematiksel modelleme öz değerlendirme formu ve yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Matematiksel modelleme problemleri “geometri” ve “sayılar ve işlemler” öğrenme alanlarına yönelik seçilmiştir. Çalışmanın verileri 2019-2020 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde karma yöntem kullanılarak elde edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışma deseni, nicel araştırma yöntemlerinden ise tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Özel yetenekli öğrencilerin matematiksel modelleme becerileri, Hıdıroğlu vd.’nin Berry ve Houson’a dayandırılarak derledikleri matematiksel modelleme süreci temel alınarak “Problemi Anlama”, “Değişkenleri Belirleme”, “Matematiksel Model Oluşturma”, “Matematiksel Modeli Çözme”, “Matematiksel Sonuçları Gerçek Durumlarda Yorumlama” ve “Çözümü Doğrulama” açısından incelenmiştir.
Araştırma sonuçlarına göre Matematiksel Düşünme Ölçeği’nden düşük ve orta düzeyde puan alan öğrencilerin matematiksel modelleme beceri düzeyleri, yüksek düzeyde puan alan öğrencilere göre daha düşük seviyede olduğu belirlenmiştir. Matematiksel Düşünme Ölçeği’nden yüksek düzeyde puan alan öğrencilerin, düşük ve orta düzeyde puan alan öğrencilere göre matematiksel modelleme problemleri sürecinde güçlü yönlerinin zayıf yönlerine göre daha fazla, zorluk yaşadığı bölümlerin az ve benzer bir çalışma yaptıklarında öz yeterlik algılarının yüksek olduğunu ifade etmişlerdir. Özel yetenekli öğrenciler matematiksel modelleme problemleri ile daha önce az da olsa karşılaştıkları için modelleme problemi çözümünde çok zorlanmadıkları görülmüştür. Öğrenciler iki problemde de matematiksel modelleme basamaklarını tamamlamış olsalar da Matematiksel Düşünme Ölçeği’nden düşük ve orta düzeyde puan alan öğrencilerin, yüksek düzeyde olan öğrencilere göre matematiksel modelleme basamaklarını yapılandırma konusunda zorluklar yaşadığı görülmüştür. Düşük ve orta düzeyde matematiksel düşünme puanına sahip öğrencilerin en çok zorlandığı basamak matematiksel model oluşturma basamağı olmuştur. Ayrıca çözümü doğrulama alışkanlıklarının yüksek düzeyde matematiksel düşünme puanına sahip öğrencilere göre daha zayıf kaldığı tespit edilmiştir. Yüksek düzeyde matematiksel düşünme puanına sahip öğrenciler matematiksel modelleme sürecinde alternatif çözümler geliştirme, problemin çözümünü gerçek yaşam durumlarına uygulama, matematiksel model oluşturma ve modeller arasında ilişki kurma, gerçek yaşam durumlarını tanımlama, değişkenleri belirleme ve problemin çözümü için plan yapma davranışlarının diğer öğrencilere göre daha iyi düzeyde olduğu ve bu davranışları gerçekleştirme inançlarının diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından hareketle matematiksel düşünmeyi arttırıcı etkinlikler arasında olduğu belirlenen matematiksel modelleme çalışmalarının geliştirilmesi ve uygulanması önerilmektedir.


Students' Views On The Use Of Context-based Activities In The 4th Grade Matter And Its Interactions Unit


Gökhan YILDIZ1, Serhan SARIOĞLU2, Salih ÇEPNİ3
1Halil İnalcık Bilim ve Sanat Merkezi, Türkiye
2Bursa İl Ölçme ve Değerlendirme Merkezi, Türkiye
3Bursa Uludağ Üniversitesi, Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Anabilim Dalı, Türkiye


Abstract No: 194 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With the development of the high school transition exam system and skill-based questions, the importance of context-based learning has also increased. It is stated that the students have difficulty in using the information they have learned in daily life; therefore, it is recommended that they encounter context-based activities at previous ages and levels of education. It is important for students to process science-related concepts they encounter in daily life by using scientific process skills. Context-based learning is thought to offer a solution to this problem as it is an approach that aims to solve the problems encountered in daily life by using the knowledge and concepts learned. The aim of this research is to determine the students' views on context-based activities in the “Matter and Its Interactions” unit of the fourth-grade science course in primary school. The research was carried out for three weeks with context-based activities. The study group consists of 23 students who continue their education in the fourth grade of a primary school in Nilüfer District of Bursa. A semi-structured interview form prepared by the researchers was used as a data collection tool. The data were analyzed using one of the qualitative research methods, content analysis method. Students' opinions about the activities they did during the lesson, the scientific methods and experiments they used to solve the problems created were evaluated. The students reported that they had difficulty in solving context-based activities with a scientific method, but with this method, the lesson was more fun for them and the use of this method would make it easier for them to learn. These findings show that students have a positive approach towards context-based activities. It may be suggested to study this method with larger samples and quantitative data and to repeat it in different samples.

Ilkokul 4. Sınıf Fen Bilimleri Dersi Maddeyi Tanıyalım Ünitesinde Bağlam Temelli Etkinlik Kullanımına Ilişkin Öğrenci Görüşleri


Gökhan YILDIZ1, Serhan SARIOĞLU2, Salih ÇEPNİ3
1Halil İnalcık Bilim ve Sanat Merkezi, Türkiye
2Bursa İl Ölçme ve Değerlendirme Merkezi, Türkiye
3Bursa Uludağ Üniversitesi, Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Anabilim Dalı, Türkiye


Bildiri No: 194 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

LGS sınav sistemi ve beceri temelli soruların gelişmesiyle birlikte bağlam temelli öğrenmenin önemi de artmaya başlamıştır. Öğrencilerin öğrendikleri bilgiyi günlük hayatta kullanmakta zorlandıkları belirtilmekte, bu nedenle bağlam temelli etkinliklerle daha önceki yaş ve öğrenim seviyelerinde karşılaşmaları önerilmektedir. Öğrencilerin günlük yaşamda karşılaştıkları fen ile ilgili kavramları, bilimsel süreç becerilerini kullanarak işleyebilmeleri önem kazanmaktadır. Bağlam temelli öğrenmenin, günlük yaşamda karşılaşılan problemlerin, öğrenilen bilgi ve kavramların kullanılarak çözülmesini amaçlayan bir yaklaşım olduğu için, bu soruna bir çözüm sunabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf Fen Bilimleri dersi “Maddeyi Tanıyalım” ünitesinde bağlam temelli etkinliklere yönelik öğrenci görüşlerini belirlemektir. Araştırma, 2019 yılı Aralık ayında üç hafta süresince oluşturulan bağlam temelli etkinlikler yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Bursa ili Nilüfer İlçesi’nde yer alan bir ilkokulun dördüncü sınıfında öğrenimini sürdürmekte olan 23 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak gözlemler ve araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin ders süresince yapmış oldukları etkinlikler, oluşturulan problemleri çözmek için kullandıkları bilimsel yöntem ve deneylere yönelik görüşleri değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda elde edilen bulgular, bir uzman tarafından daha değerlendirilerek çalışmanın geçerlik ve güvenilirliği sağlanmıştır. Çalışma sonucunda bağlam temelli etkinlikleri bilimsel yöntemle çözerken zorlandıklarını fakat bu aşamada dersin kendileri için daha eğlenceli geçtiğini, bu yöntemin kullanılmasının öğrenmelerini kolaylaştıracağını bildirmişlerdir. Bu bulgular, öğrencilerin bağlam temelli etkinliklere yönelik olumlu bir yaklaşım sergilediklerini göstermektedir. Bu yöntemin daha büyük örneklemler ile nicel verilerle de çalışılması ve farklı örneklemlerde tekrarlanması önerilebilir.


Science Education With Flexagon As A Teaching Material


Hasret KARAMARA1, Mustafa ERGUN1
1Ondokuz Mayıs Üniveristesi


Abstract No: 340 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

As a result of the changing and developing social structure, various innovative approaches have started to be used in the teaching stages. These innovative approaches not only increase students' curiosity and classroom effectiveness, but also contribute to their imagination development. Innovative materials are preferred to students, especially in science education. Considering individual differences, it is seen that the effects observed on the students are positive as a result of the transformation of theoretical knowledge into products through application and various materials. Teaching materials reduce the subjects that are difficult for students to learn from the abstract stage to the concrete, as well as providing a positive effect on students' interest and motivation towards the course with game-style materials. The use of teaching materials in science education shows its effect when students have difficulty understanding, and their motivation and in-class activities are low. Accessibility also has a great impact on the use of teaching materials. In this study, it is aimed to design flexagon, which can be used in science education, is accessible even with limited facilities, and is an interesting origami with its three-dimensional structure. Flexagon, which is a modular origami example that can rotate infinitely around itself and has four different surfaces, has been prepared as a result of various design stages, with the information and the visuals related to the subject in the science course curriculum. In this study, the design processes and products of flexagon used as science teaching material are presented. Foreseeing that the use of origami activities in the education and training stages will have a positive effect on the students in terms of creativity, design and artistry, various suggestions have been made.
 

Bir Öğretim Materyali Olarak Flexagon Ile Fen Eğitimi


Hasret KARAMARA1, Mustafa ERGUN1
1Ondokuz Mayıs Üniveristesi


Bildiri No: 340 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Değişen ve gelişen toplum yapısının bir getirisi olarak günümüzde öğretim aşamalarında da çeşitli yenilikçi yaklaşımlara gidilmeye başlanmıştır. Bu yenilikçi yaklaşımlar öğrencilerin merak duygusunu ve ders içi etkinliğini arttırmakla birlikte hayal gücü gelişimlerine de katkı sağlamaktadır. Gün geçtikçe öğrencilere özellikle fen eğitiminde yenilikçi materyaller tercih edilmektedir. Bireylerin öğrenmelerini etkileyen öğretim programları sadece bilgi aktaran bir yapıda olmaktan çok bireysel farklılıkları göz önüne alan, beceri kazandırma hedefi olan, sade ve anlaşılır bir yapıda hazırlanmaktadır. Bu bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak teorik bilgilerin uygulama yoluyla ve çeşitli materyaller aracılığıyla ürüne dönüşmesi sonucunda öğrencilerde gözlenen etkilerin olumlu yönde olduğu görülmektedir. Ayrıca öğretim materyalleri, öğrenciler için öğrenmesi güç olan konuların soyut aşamadan somuta indirgemenin yanında oyun tarzındaki materyaller ile öğrencilerin derse yönelik ilgi ve motivasyonlarına artı yönde etki sağlamaktadır. Öğretim materyallerinin fen eğitiminde kullanımı öğrencilerin anlamakta güçlük çektiği, motivasyonlarının ve ders içi etkinliklerinin düşük olduğu zamanlarda etkisini göstermektedir. Ortaokul öğrencileri yaş aralıkları dolayısı ile öğretilmek istenen bilgilerin oyunlara ve materyallere entegrasyonu öğretim süreci sonucunda elde edilmek istenen çıktıya ulaşılmasını kolaylaştırmaktadır. Ulaşılabilirlik de öğretim materyallerinin kullanımında büyük etki sağlamaktadır. Kısıtlı imkanlar barındıran okullarda materyal kullanımı da kısıtlı olmaktadır. Bu çalışmada fen öğretimi kapsamında kullanılabilecek, kısıtlı imkanlarda bile ulaşılabilir ve üç boyutlu yapısı ile ilgi çekici bir origami şekli olan flexagonun tasarlanması amaçlanmıştır. Kendi etrafında sonsuz kez dönebilen ve dört farklı yüzeye sahip bir modüler origami örneği olan flexagonun yüzeylerine fen bilimleri dersi öğretim programında yer alan belirlenen konuları kapsayan bilgiler ve konu ile ilişkili görseller çeşitli tasarım aşamaları sonucunda hazırlanmıştır. Bu çalışmada fen öğretim materyali olarak kullanılan flexagonun tasarım süreçleri ve ürünleri sunulmaktadır. Origami faaliyetlerinin eğitim öğretim aşamalarında kullanılmasının yaratıcılık, tasarım ve sanatsallık yönüyle öğrencilere etkisinin olumlu olacağı öngörülerek çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
 


Science Education Portal For Hearing Impaired Students


Elif Karacakoyun1, Mustafa Ergun1
1Ondokuz Mayıs Üniversitesi


Abstract No: 355 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

After the hearing aids, which are the most important basic needs of hearing-impaired individuals, mathematics and science education given in learning environments suitable for students' characteristics greatly contributes to the individuals' understanding of the environment they live in and events. In this study, an innovative education portal that can be used in the science teaching of hearing impaired individuals was designed. In the study, it was aimed to get the opinions of the hearing impaired students about this education portal designed for their needs. In this direction, first the experiments suitable for the student level were made interesting by narrating and then presented to the hearing impaired students in three different ways in the designed education portal. In the first part, "Watch and Build", a narrated experiment video was used and the student was informed about the experiment process. With the second part, "Watch and Try", the student was enabled to perform the experiment in virtual environment by drag and drop method. In the third part, "Watch and Code", the student was able to achieve the result by performing the experiment process with the coding method. The research was carried out in a secondary school for the hearing impaired in the Black Sea Region, and four hearing impaired students, including two special education teachers, one science teacher, and one 6th grade student, three 4th grade students, participated in the study. In the study, the opinions of the hearing impaired individuals about the education portal were obtained through the interviews within the scope of the case study using qualitative research method. According to the data obtained from the research, it was concluded that the education portal designed makes the science lesson more attractive for hearing impaired students.This study is supported by TÜBİTAK 2209-A University Students Research Projects Support Program.
 

Işitme Engelli Öğrencilere Yönelik Fen Eğitim Portalı


Elif Karacakoyun1, Mustafa Ergun1
1Ondokuz Mayıs Üniversitesi


Bildiri No: 355 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İnsanların en önemli özelliklerinden biri olan eğitilebilirlik, her bireyin eğitim alma hakkına sahip olduğunun bir göstergesidir. İşitme engelli bireylerin en önemli temel ihtiyacı olan işitme cihazlarından sonra ilkokuldan itibaren, öğrenci özelliklerine uygun öğrenme ortamlarında verilen matematik ve fen eğitimi de bireylerin yaşadıkları çevreyi, olayları anlamlandırmalarına büyük ölçüde katkı sağlar. Eğitim öğretim süreçlerinin hızla gelişen teknolojiyle buluşması günümüzde bilgiyi daha hızlı ve kolay ulaşılabilir hale getirmiştir. Teknoloji ile eğitim arasındaki bu ilişki öğrencilerin sınıf içi ve sınıf dışı öğrenme süreçlerinde önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada işitme engelli bireylerin fen öğretiminde kullanılabilecek yenilikçi bir eğitim portalı tasarlanmıştır. Araştırmada işitme engelli öğrencilerin,  ihtiyaçlarına yönelik tasarlanan bu eğitim portalı hakkındaki görüşlerini almak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda önce öğrenci seviyesine uygun deneyler hikayeleştirilerek ilgi çekici hale getirilmiş ve ardından tasarlanan eğitim portalında işitme engelli öğrencilere üç farklı şekilde sunulmuştur. Birinci bölüm olan “İzle ve Yap” bölümünde hikayeleştirilmiş deney videosu kullanılmış ve öğrenci deney yapma sürecinden haberdar edilmiştir. İkinci bölüm olan “İzle ve Dene” bölümü ile öğrencinin sürükle bırak yöntemiyle deneyi sanal ortamda gerçekleştirmesi sağlanmıştır. Üçüncü bölüm olan “İzle ve Kodla” bölümünde ise öğrencinin deney sürecini kodlama yöntemiyle gerçekleştirerek sonuca ulaşması sağlanmıştır. Araştırma Karadeniz Bölgesindeki bir işitme engelliler ortaokulu’nda gerçekleştirilmiş olup uygulamaya bu okulda görev yapan iki özel eğitim öğretmeni, bir fen bilgisi öğretmeni olmak üzere 3 öğretmen ve bir 6. sınıf öğrencisi üç 4. sınıf öğrencisi olmak üzere dört işitme engelli öğrenci katılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak örnek olay kapsamında görüşme ile işitme engelli bireylerin eğitim portalı hakkındaki görüşleri alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre tasarlanan eğitim portalının işitme engelli öğrenciler açısından fen bilimleri dersini daha dikkat çekici hale getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Desteği Programı tarafından desteklenmektedir.
 


Augmented Reality-based Instructional Material On "solar System"


Necla Dönmez-Usta1, Ümmü Gülsüm Durukan1, Ebru Turan-Güntepe1
1Giresun Üniversitesi


Abstract No: 369 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to develop a instructional material based on augmented reality for the subject of "Solar System" in the sixth grade "Solar System and Eclipses" unit and to evaluate the effectiveness of this instructional material. The study carried out with a simple experimental design. The study group consists of 22 sixth grade students studying at a public school in the fall semester of the 2019-2020 academic year. Data collection tools in the study; "Solar System Information Form" and "Astronomy Interest Scale" were applied as pre-test and post-test. While the data obtained from the "Solar System Information Form" were analyzed with qualitative analysis and the data obtained from the "Astronomy Interest Scale" were analyzed by statistical methods. When the answers given by the students to the questions in the “Solar System Information Form” were evaluated, it was determined that the use of the developed augmented reality-based instructional material contributed to the students' learning of the subject. In addition, it was observed that the developed augmented reality-based instructional material partially increased students' interest in astronomy. Within the scope of the results obtained in this study, it is suggested that learning environments should be enriched with such instructional materials for different subjects / concepts, as instructional materials based on augmented reality can make the learning environment interesting and contribute to the concretization.

“güneş Sistemi” Üzerine Artırılmış Gerçekliğe Dayalı Öğretim Materyali


Necla Dönmez-Usta1, Ümmü Gülsüm Durukan1, Ebru Turan-Güntepe1
1Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 369 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, altıncı sınıf “Güneş Sistemi ve Tutulmalar” ünitesinde yer alan “Güneş Sistemi” konusuna yönelik artırılmış gerçekliğe dayalı bir öğretim materyali geliştirmek ve bu öğretim materyalinin etkililiğini değerlendirmektir. Basit deneysel desen ile yürütülen çalışmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılının güz döneminde bir devlet okulunda öğrenim gören 22 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları; ‘Güneş Sistemi Bilgi Toplama Formu’ ve ‘Astronomi İlgi Ölçeği’ öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Bilgi toplama formundan elde edilen veriler nitel analiz ile analiz edilirken, ‘Astronomi İlgi Ölçeği’nin elde edilen veriler ise istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Öğrencilerin Güneş Sistemi Bilgi Toplama Formu’nda yer alan sorulara verdikleri cevaplar değerlendirildiğinde, geliştirilen artırılmış gerçekliğe dayalı öğretim materyalinin kullanımının öğrencilerin konuyu öğrenmesine katkı sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca geliştirilen artırılmış gerçekliğe dayalı öğretim materyalinin, öğrencilerin astronomiye yönelik ilgilerini kısmen de olsa arttırdığı görülmüştür. Bu çalışmada ulaşılan sonuçlar kapsamında, artırılmış gerçekliğe dayalı öğretim materyallerinin öğrenme ortamını ilgi çekici hale getirebileceği ve konu / kavramların somutlaştırılmasına katkı sağlayabileceği için öğrenme ortamlarının farklı konu / kavramlara yönelik bu tür öğretim materyalleri ile zenginleştirilmesi önerilmektedir.


The Examination Of Pre-service Science And Mathematics Teachers’ Attitudes Towards The Integration Of Science, Mathematics, And Technology In Terms Of Pedagogical Beliefs


Tezcan KARTAL1, Büşra KARTAL1
1Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi


Abstract No: 233 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to investigate pre-service teachers’ attitudes towards the integration of science, mathematics, and technology in terms of pedagogical beliefs. A cross-sectional survey method which is one of the descriptive survey methods has been utilized. Pre-service teachers’ pedagogical beliefs and attitudes towards the integration of science, mathematics, and technology have been regarded as a phenomenon and these phenomena are described by examining the relationships between them. The participants are 420 senior pre-service science and mathematics teacher from three state universities in the middle Anatolia and are selected via random sampling. The Conceptions of Teaching and Learning Questionnaire which was developed by Chan and Elliott (2004) and adapted into Turkish by Eren (2009), was used to collect data related to pre-service teachers’ pedagogical beliefs. The instrument has two factors namely constructive conception (18 items) and traditional conception (12 items). The instrument used to determine pre-service teachers’ attitudes towards the integration of science, mathematics, and technology is the Attitude Scale Towards STEM Education which was developed by Berlin and White (2010) and adapted into Turkish by Derin, Aydın, and Kırkıç (2017). The instrument has two factors namely value scale (18 items) and feasibility scale (14 items). This instrument adopts the evaluative analysis approach developed by Osgood, Suci, and Tannenbaum (1957). This type of instrument asks participants to respond to each item involving two bi-polar adjectives by marking an X in one of the five spaces that best tells how they feel about the targeted concepts. SPSS was utilized to analyze data. It is expected that findings will reveal that pre-service teachers with the constructivist conception of teaching and learning have more positive attitudes related to the value and feasibility of the integration of science, mathematics, and technology.

Fen Bilgisi Ve Matematik Öğretmen Adaylarının Fen, Matematik Ve Teknoloji Entegrasyonu Tutumlarının Pedagojik Inançları Bağlamında Incelenmesi


Tezcan KARTAL1, Büşra KARTAL1
1Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi


Bildiri No: 233 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma öğretmen adaylarının pedagojik inançları bağlamında Fen, Matematik ve Teknoloji Entegrasyonu Tutumlarının incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, betimsel araştırma yöntemlerinden kesitsel tarama modeli kapsamında yürütülmüştür. Öğretmen adaylarının öğrenme ve öğretme anlayışlarına yönelik inançları ile Fen, Matematik ve Teknoloji Entegrasyonuna ilişkin Tutumları birer olgu olarak düşünülmüş ve araştırma sürecinde bu olgular betimlenerek ilişkilendirilme yoluna gidilmiştir. Çalışma grubu basit seçkisiz örnekleme kapsamında İç Anadolu’da üç devlet üniversitesinin fen bilgisi ve matematik öğretmenliği son sınıfında öğrenim görmekte olan 420 öğretmen adayından oluşmaktadır.   Öğretmen adaylarının öğrenme-öğretme anlayışlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla Chan ve Elliott (2004) tarafından geliştirilen, Eren (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan “Öğrenme-Öğretme Anlayışı” (Conceptions about Teaching and Learning Questionnaire) ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçek yapılandırmacı (18 madde) ve geleneksel (12 madde) anlayış olmak üzere iki faktörden oluşmaktadır. Öğretmen adaylarının STEM eğitimi tutumlarını belirlemek amacıyla Berlin ve White (2010) tarafından geliştirilen, Derin, Aydın ve Kırkıç (2017) tarafından Türkçeye uyarlanan “STEM Eğitimi Tutum Ölçeği” (Integration of Mathematics, Science, and Techonology Education) kullanılmıştır. Ölçek anlamlılık (18 madde) ve yapılabilirlik (14 madde) olmak üzere iki faktörden oluşmaktadır. Bu ölçme aracı Osgood, Suci ve Tannenbaum (1957) tarafından ortaya konan değerlendirici analiz yaklaşımındadır. Bu tip ölçeklerde katılımcılar zıt anlamlı iki kelime arasından kendisine daha yakın olanı işaretlemektedir. Ölçme araçları beşli likert düzeyde hazırlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Analiz sonucunda yapılandırmacı öğrenme-öğretme anlayışına sahip öğretmen adaylarının fen, matematik ve teknoloji entegrasyonunun anlamlı ve uygulanabilir olduğunu düşünmektedirler.


Opinions Of In-service Teachers With Stem Education


Sinan ÇINAR1, Samet Yavuz Terzi2
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Bayburt MEM


Abstract No: 238 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Although the development of interdisciplinary STEM education based education programs is an important step in terms of reaching our country's future progress goals, it is stated that teachers' beliefs, knowledge, awareness, motivation, skills and competencies play a very important role in order to be successful in classrooms. In this context, the aim of this study is to reveal the opinions of in-service teachers who have received STEM education about STEM approach and STEM based teaching activities. The phenomenographic research method, one of the qualitative research methods, was adopted. The study group of the research consists of 20 teachers from 6 different branches attending both Basic STEM and Advanced STEM in-service training courses organized by Bayburt MEM; classroom teacher (6), mathematics teacher (5), science teacher (4), information technology teacher (2), technology design teacher (2), physics teacher (1). In the research, a 4-hour focus interview was held with each teacher group and the data were collected for four days using a semi-structured interview. The following questions were asked according to the answers given by the interview process, and the interviews were recorded with a voice recorder. The analysis of the data was analyzed by the content analysis method. Since the analysis process of the data obtained in the research continues, the findings and the results obtained will be presented later.

Stem Eğitimi Almış Hizmet-Içi Öğretmenlerinin Görüşleri


Sinan ÇINAR1, Samet Yavuz Terzi2
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Bayburt MEM


Bildiri No: 238 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ülkemizin gelecekteki ilerleme hedeflerine ulaşması açısından disiplinler arası STEM eğitimi dayalı öğretim programlarının geliştirmesi önemli bir adım olmasına rağmen STEM temelli bir öğretim programının sınıflarda başarılı olabilmesi için öğretmenlerin inanç, bilgi, farkındalık, motivasyon, beceri ve yeterliliklerinin çok önemli rol oynadığı belirtilmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı STEM eğitimi almış hizmet-içi öğretmenlerin STEM  yaklaşımı ve STEM’e dayalı öğretim etkinliklerine hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenografik araştırma yöntemi benimsenmiştir.  Araştırmanın çalışma grubunu Bayburt MEM tarafından düzenlenen Temel STEM ve İleri STEM hizmet-içi eğitimi kurslarının her ikisine de katılan 6 farklı branştaki 20 öğretmen oluşturmaktadır;   sınıf öğretmeni (6), matematik öğretmeni (5), fen  bilimleri öğretmeni (4), bilişim teknolojileri öğretmeni (2), teknoloji tasarım öğretmeni (2),  fizik öğretmeni (1). Araştırmada her öğretmen grubu ile yaklaşık 4 saat süren odak görüşmesi yapılmış ve veriler yarı yapılandırılmış görüşme kullanılarak dört gün boyunca toplanmıştır. Mülakat sürecince verilen cevaplara göre takip eden sorular sorulmuş ve mülakatlar ses kayıt cihazı kayıt edilmiştir. Verilerin analizi içerik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analiz süreci devam ettiğinden elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlar daha sonra sunulacaktır.
 


Science Teachers' Views On Biomimicry Applications


Sinan ÇINAR1, Samet Yavuz TERZİ2
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Bayburt MEM


Abstract No: 248 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In STEM education, T (Technology) means both the tools that students use for research and design in the engineering design process and the products they produce at the end of the process. Students can inspire and benefit from nature while developing technological products in this design process. It can be said that biomimicry applications, which means learning from nature, have an important place in STEM education in this context. On the other hand, the most important factor in the successful integration of biomimicry applications to STEM education is the teacher. The purpose of this research is to reveal the opinions of science teachers about biomimicry applications. In the research, one of the descriptive research methods, the special case research method was adopted and a semi-structured interview was used as a data collection tool. Interview questions were created as a result of the literature review and the scope and construct validity of the data collection tool were provided by expert opinions and a pilot study. The study was carried out with 20 science teachers working in the provinces (N = 10) and the center (N = 10) in the province of Bayburt in the 2019-2020 academic year. The study group of the study was formed by the purposeful sample selection method and teachers voluntarily participated in the study. The obtained findings were analyzed with the descriptive analysis method and the percentage and frequency values ​​of the created categories were presented in a table study. The analysis process of the data is ongoing and will be shared later.

Fen Bilgisi Öğretmenlerinin Biyomimikri Uygulamaları Hakkındaki Düşünceleri


Sinan ÇINAR1, Samet Yavuz TERZİ2
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Bayburt MEM


Bildiri No: 248 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEM eğitiminde T (Teknoloji), öğrencilerin mühendislik tasarım sürecinde hem araştırma ve tasarım için kullandıkları araçlar hem de süreç sonunda ortaya çıkardıkları ürünler anlamına gelmektedir. Öğrenciler bu tasarım sürecinde teknolojik ürünleri geliştirirken doğadan esinlenip faydalanabilir. Doğadan öğrenme anlamına gelen biyomimikri uygulamaları bu bağlamda STEM eğitiminde önemli bir yere sahip olduğu söylenebilir. Diğer taraftan biyomimikri uygulamaların STEM eğitimine başarılı bir şeklide entegrasyonunda en faktör ise öğretmendir. Bu araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmenlerinin biyomimikri uygulamaları hakkındaki düşüncelerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden bir olan özel durum araştırma yöntemi benimsenmiş ve veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış mülakat kullanılmıştır. Mülakat soruları alan yazın taraması sonucunda oluşturulmuş ve veri toplam aracının kapsam ve yapı geçerliliği uzman görüşleri ve pilot çalışma yapılarak sağlanmıştır. Çalışma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Bayburt ilinde taşrada (N=10) ve merkezde görev yapan (N=10) 20 fen bilgisi öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örneklem seçim yöntemi ile oluşturulmuş ve öğretmenler çalışmaya gönüllü olarak katılmıştır. Elde edilen bulgular betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiş ve oluşturulan kategorilere ait yüzde ve frekans değerleri tablo halinde çalışmada sunulmuştur. Verilerin analiz süreci devam etmekte olup daha sonra paylaşılacaktır.
 


Using Modular Feature In Experimental Tools In Progressive Teaching Of Gains


Mehmet Gümüş1, Özgür Özünlü2
1MEB
2Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek yüksekokulu


Abstract No: 265 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is primarily to introduce theoretically what the concept of modular feature of experimental tools is and what structures it consists of, and to develop and apply an activity on how this modular feature is applied in achieving gain transitions. The experiment sets we have done so far at schools have been arranged in such a way that the teacher will perform the demonstration experiment. Students cannot install and work independently. It also has many plugins, so it takes a lot of time to install and work. It prevents course flow. It does not generate gains. We have experienced them in practice in the past years. Experiment sets or tools target the concept only. It does not allow concept transitions and practice applications. Especially it does not provide the editing of exam questions. To complete the learning, the teacher must teach a lesson after the experiment. This process both spends time unnecessarily and creates a learning disorder in the student. There is an obstacle to learning. The modular feature gives the concept transitions as well as the opportunity to practice and construct exam questions. It turns the teacher into a guide that does not teach the lesson, but conducts the application work for the achievements and regulates the course flow. In this study, the differences of the application from other approaches will be revealed based on the opinions and thoughts of teachers and prospective teachers. In this process, for example, the mirror set will be applied in a workshop with the participants. A class / room with modular experiment sets will be organized for this study and will be open to all interested participants.

​​​​​​​ Deney Araçlarındaki Modüler Özelliğin Kazanımların Aşamalı Öğretiminde Kullanımı


Mehmet Gümüş1, Özgür Özünlü2
1MEB
2Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek yüksekokulu


Bildiri No: 265 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı öncelikle deney araçlarının modüler özellik kavramının ne olduğu ve hangi yapılardan oluştuğu teorik olarak ortaya konulup, bu modüler özelliğin kazanım geçişlerini sağlamada nasıl uygulandığına dair bir etkinlik geliştirip uygulamaktır. 

Okullarda şimdiye kadar yaptığımız deney setleri öğretmenin gösteri deneyi yapacağı şekilde düzenlenmiştir. Öğrenciler bağımsız olarak kuramaz ve çalışamazlar. Ayrıca birçok eklentiye sahip olduğundan hem kurulma hem de çalışmada fazla zaman alır. Ders akışını engeller. Kazanımları oluşturmaz. Geçmiş yıllarda uygulamada bunları yaşadık.
Deney setleri veya araçları sadece kavramı hedef alır. Kavram geçişleri ve alıştırma uygulamalarına izin vermez. Hele sınav sorularının kurgulanmasını hiç sağlamaz. Öğrenmeyi tamamlamak için deneyden sonra öğretmenin ders anlatması gerekmektedir. Bu işlem hem zamanı gereksiz yere harcar hem de öğrencide öğrenme kargaşası oluşturur. Öğrenmeye engel bir durum çıkar.

Modüler özellik, kavram geçişlerini verdiği gibi alıştırma yapmaya ve sınav sorularını kurgulamaya da fırsat vermektedir. Öğretmeni ders anlatan değil, kazanımlar için uygulama çalışmasını yürüten ve ders akışını düzenleyen bir rehber haline dönüştürür.

Bu çalışmada, uygulamanın diğer yaklaşımlardan farklarının ne olduğu öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının görüş ve düşüncelerine de dayalı olarak ortaya konulacaktır. Bu süreçte örnek olarak ayna seti katılımcılarla workshop halinde uygulamalı yapılacaktır. Bu çalışma için modüler deney setlerinin olduğu bir sınıf/oda düzenlenecektir ve ilgili tüm katılımcılara açık olacaktır. 
 


Instructional Technologies In Secondary Education


Bilge Aslan Altan1, Halit Karalar1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 11 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The technologies that are used for educational fields have been varied thanks to improved technology industry. This variation can be observed both in instructional technologies as agents and in the instructional purposes at the same time. There are many alternative instructional technologies that can be consulted for introduction, presentation, implementation, feedback, and evaluation stages of a course flow. In addition to these stages of an instructional flow, there are also convincing reasons to be considered to use instructional technologies such as increasing students’ motivation, interests, participation, reinforcing their technology competencies, and perpetuating the learning. The list of student-based reasons can be piled up. 
In the 21st century competencies, there are statements mentioning teacher-student competencies in informatics and instructional technologies. However, there is still a question of how teachers as digital aborigines use technologies effectively or to what extent they improve themselves in these technologies. Additionally, there is also uncertainty for which instructional purposes teachers prefer to use instructional technologies. In order to have an understanding and contribute to the related field, this study was conducted on teachers’ preferences of instructional technologies regarding their instructional purposes.
The study was conducted in qualitative research design and descriptive approach was adopted. Teachers working in different secondary schools participated in the study.  The schools in which participant teachers work are as Social Sciences High School, Tourism and Hotel Management High School, 2 Anatolian High Schools, and Vocational High School. There are 58 field teachers as participants in the study, determined with the criterion-based sampling technique. The criterion was set as use of instructional technologies in classrooms otherwise, teacher could not respond the research questions. The data analysis still continues therefore the findings and the results will be presented later on.

Ortaöğretimde Öğretim Teknolojileri


Bilge Aslan Altan1, Halit Karalar1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 11 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Gelişen teknoloji ile birlikte eğitim ve öğretim alanında kullanılan teknolojiler oldukça çeşitlenmiştir. Bu çeşitlilik kullanılan öğretim teknolojilerine yansıdığı gibi, öğretim faaliyetleri içerisindeki kullanım amaçlarında da kendini göstermektedir. Öğretim faaliyetlerinde giriş, sunum, alıştırma/uygulama, geri bildirim ve değerlendirme aşamaları içerisinde kullanılabilecek öğretim teknolojileri bulunmaktadır. Öğretim amaçlarının yanı sıra öğrencilerin derse olan ilgi ve motivasyonlarını arttırmak, teknoloji kullanım becerilerini geliştirmek, derse etkin katılımı sağlamak, öğrenmelerini kolaylaştırmak gibi öğrenciye dönük birçok gerekçeyi de listeye eklemek mümkündür. Okul ortamlarında da sınıflara akıllı ve etkileşimli tahtaların girmesiyle birlikte öğretmen ve öğrencilerin öğretim teknolojilerini kullanım sıklığı ve yaygınlığı artmıştır. 
21. yüzyıl becerileri ile birlikte öğretmen ve öğrenci yeterliklerinde bilişim ve öğretim teknolojilerinin etkin kullanılması da belirtilmektedir. Ancak öğretmenlerin öğretim teknolojilerini ne kadar etkili kullandığı ve bu etkinliği ne kadar geliştirebildikleri hala akıllarda soru işareti bırakmaktadır. Bunun yanı sıra öğretmenlerin artan ve gelişen öğretim teknolojilerini öğretimin hangi aşamaları için tercih ettikleri de bir boşluk olarak görülmektedir. Öğretim teknolojilerinin sınıf içi ve dışı ortamlarda ortaöğretim düzeyinde hangi amaçlarla kullanıldığı konusunda bir fikir sahibi olmak ve bu konuda alanda bir boşluk doldurmak amacıyla ortaöğretim kademesinde görev yapan öğretmenlerle bir çalışma yürütülmüştür.
Çalışma nitel araştırma yöntemi ile yürütülmüş ve betimleyici bir yaklaşım sergilenmiştir. Araştırmaya farklı ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenler dahil edilmiştir. Farklı ortaöğretim kademelerinde farklı vizyon ve misyona sahip öğrenci yetiştirme yaklaşımları göz önünde bulundurulmuş ve öğretim teknolojilerinin kullanım amaçlarında çeşitlilik aranmıştır. Çalışmaya Sosyal Bilimler Lisesi, Turizm ve Otelcilik Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve 2 farklı Anadolu Lisesinde görev yapmakta olan 58 branş öğretmeni katılmıştır. Öğretmenler ölçüt örneklem yöntemi ile belirlenmiş ve öğretim uygulamalarında öğretim teknolojilerini kullanan öğretmenler katılımcı olarak belirlenmiştir. Görüşmeler sırasında çoğunlukla öğretmenlerin ne tür öğretim teknolojilerini tercih ettiklerini, hangi amaçlarla kullandıkları, kullandıkları öğretim teknolojilerine nasıl karar verdikleri üzerinde durulmuştur. Veri analizi süreci halen devam etmekte olup, analiz sonrasında bulgular, sonuç ve tartışma bölümleri eklenecektir.


A Research Of The Beliefs Of The Secondary School Preservice Teachers About Teaching And Learning


Mustafa Acar1, Şifanur Yiğit1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 101 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Beliefs, which are called as personal stance in the most general form (Şahin & Karaman, 2013), are a proposal that is as desired or undesirably accepted by the individual (Borg, 1999) and therefore is considered as a whole of the experiences that the individual gained as a result of his life (Al-Sharafi, 1998). Beliefs play an important role on the individual's decisions (Bandura, 1997). In the related literature; There are many types of beliefs in terms of different affective variables such as “belief for teacher and learning, pedagogical belief, epistemological belief, belief for teaching profession and belief for assesment and evaluation” (Acar, 2016). People's beliefs and knowledge become interrelated in time. Teachers form their pedagogical beliefs for the learning environment, learning and learner. Chai (2010) expresses pedagogical beliefs as the teaching methods that teachers prefer for transferring information. Pedagogical beliefs are also known as the process by which students facilitate learning by structuring knowledge as well as transferring information (Chan and Elliott, 2004). Pedagogical beliefs are also known as the process by which students facilitate learning by constructing knowledge as well as transferring information (Chan and Elliott, 2004). In the light of this information, the aim of this research is to determine the beliefs of secondary school preservice teachers for teaching and learning. In this context, the 26-question Pedagogical Belief Systems Scale (PBSS), which was developed by Chan (2001) and adapted to Turkish by Soysal, Radmard and Kutluca (2018), will be used as the data collection tool in the research. The study group of the research will be the secondary school preservice teachers (Science, Turkish, Maths, Social Studies and English) studying at Bursa Uludag University Faculty of Education. The obtained data will be analyzed in SPSS palette program with appropriate analysis.
 

Ortaokul Öğretmen Adaylarinin Öğretme Ve Öğrenme Hakkindaki Inançlarinin Incelenmesi


Mustafa Acar1, Şifanur Yiğit1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 101 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

En genel şekliyle kişisel duruş olarak isimlendirilen (Şahin ve Karaman, 2013) inançlar istendik ya da istenmedik bir şekilde birey tarafından kabul edilen bir önermedir (Borg, 1999) ve bundan dolayı bireyin yaşantı sonucunda kazanmış olduğu tecrübelerin bütünü olarak ele alınmaktadır (Al-Sharafi, 1998). İnançlar bireyin karar vermesinde önemli bir rol oynamaktadır (Bandura, 1997). İlgili alan yazında; “öğretmen ve öğrenmeye yönelik inanç, pedagojik inanç, epistemolojik inanç, öğretmenlik mesleğine yönelik inanç ve ölçme ve değerlendirmeye yönelik inanç” gibi farklı duyuşsal değişkenler açısından pek çok inanç çeşidi karşımıza çıkmaktadır (Acar, 2016). İnsanların inançları ve bilgileri zaman içinde birbiri ile ilişkili hale gelmektedir. Öğretmenler öğrenme ortamına, öğrenmeye ve öğrenene yönelik pedagojik inançlarını oluşturmaktadırlar (Aldemir, 2007). Chai (2010), pedagojik inançları “öğretmenlerin,“ bilgi aktarımı için tercih ettikleri öğretim yöntemleri olarak ifade etmektedir. Pedagojik inançlar, bilgi transferini gerçekleştirmenin yanı sıra, öğrencilerin bilgiyi yapılandırarak öğrenmeyi kolaylaştırması süreci olarak da bilinmektedir (Chan ve Elliott, 2004). Bu bilgiler ışığında bu çalışmanın amacı, ortaokul öğretmen adaylarının öğretme ve öğrenmeye yönelik inançlarını belirlemektir. Bu kapsamda araştırmada veri toplama aracı olarak Chan (2001) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlama çalışmaları ise Soysal, Radmard ve Kutluca (2018) tarafından yapılan 26 maddeden oluşan Pedagojik İnanç Sistemleri Ölçeği (PİSÖ) kullanılacaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören ortaokul öğretmen adayları (Fen Bilgisi, Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler ve İngilizce) oluşturacaktır. Elde edilen veriler SPSS palet programında uygun analizler ile analiz edilecektir.



Opinions And Suggestions Of Teachers, Students And Parents On The Use Of Textbooks And Auxiliary Resources


Serhan Sarıoğlu1, Fatma Nur Koca1
1MEB


Abstract No: 375 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today, apart from the resources prepared by the Ministry of National Education and distributed free of charge in order to increase the effectiveness of teaching in lessons, it was wondered if teachers and students are in demand for auxiliary resources prepared and released by private publishing houses and course materials with low validity and reliability from platforms such as websites and social media groups. Especially the abundance of reference books prepared by private publishing houses and the free market dynamics make it almost impossible to control the effects of such publications on students. In addition, this situation violates the rights of teachers and students to equality of opportunity who do not use auxiliary resources for economic or principal reasons. This problem stands out as a sensitive point that should be carefully analyzed. This research aims to reveal the opinions of teachers, parents and students, who are the most important stakeholders of education, about textbooks and auxiliary resource needs. For this purpose, within the scope of the research conducted with the survey method, a questionnaire was prepared to reveal the opinions of teachers about the textbooks in their field, their shortcomings, the types of auxiliary resources they use, and their ideas about what can be done to reduce the need for these auxiliary resources. The sample of the questionnaire consists of 100 teachers, 225 student parents and 212 students working in Bursa. The data collected from the teachers, parents and students participating in the study were interpreted with descriptive statistics. It was concluded that most of the participants used supplementary resources, found the textbooks insufficient and therefore needed various supplementary resources. In order to reduce this need, it is recommended to increase the number of qualified questions in MEB resources and to adapt the textbooks to the new examination system.

Öğretmen, Öğrenci Ve Velilerin Ders Kitapları Ve Yardımcı Kaynakların Kullanımına Ilişkin Görüş Ve Önerileri


Serhan Sarıoğlu1, Fatma Nur Koca1
1MEB


Bildiri No: 375 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde öğretmenlerin ve öğrencilerin derslerde öğretim etkililiğini artırmak amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan ve ücretsiz olarak dağıtılan kaynaklar dışında, özel yayınevleri tarafından hazırlanarak piyasaya sürülen yardımcı kaynaklara ve internet siteleri, sosyal medya grupları gibi platformlardan edindikleri geçerlik ve güvenirliği düşük ders materyallerine rağbet gösterdikleri yadsınamaz bir gerçektir. Özellikle özel yayınevleri tarafından hazırlanan kaynak kitapların sayıca fazlalığı ve serbest piyasa dinamikleri, bu tür yayınların öğrenciler üzerindeki etkilerini denetlemeyi ve kontrol altında tutmayı neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Ayrıca bu durum, ekonomik ya da ilkesel nedenlerle yardımcı kaynak kullanmayan öğretmen ve öğrencilerin fırsat eşitliği haklarını ihlal eder bir hal almaktadır. Sosyal devlet olma özelliğine sahip Türkiye Cumhuriyeti’nde, bu sorun özenle irdelenmesi gereken hassas bir nokta olarak göze çarpmaktadır.
Bu araştırma, eğitimin en önemli paydaşlarından olan öğretmenlerin, velilerin ve öğrencilerin ders kitaplarıyla ve yardımcı kaynak ihtiyaçlarıyla ilgili görüşlerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla anket yöntemi ile yapılan araştırma kapsamında öğretmenlerin kendi alanlarındaki ders kitaplarıyla ilgili görüşleri, eksiklik hissettikleri taraflar, kullandıkları yardımcı kaynakların türleri ve yardımcı kaynak ihtiyaçlarını azaltmak için yapılabileceklerle ilgili fikirleri hakkında bir anket çalışması hazırlanmıştır. Anketin örneklemini Bursa ilinde görev yapmakta olan 100 öğretmen, 225 öğrenci velisi ve 212 öğrenci oluşturmaktadır. Konunun bütünlüğü açısından araştırmaya katılan öğretmenlerden, velilerden ve öğrencilerden toplanan veriler betimsel istatistiklerle yorumlanmıştır.
Çalışmada, katılımcıların çoğunun yardımcı kaynak kullandığı, ders kitaplarını yetersiz bulduğu ve bu yüzden çeşitli yardımcı kaynaklara ihtiyaç duyduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu ihtiyacın azaltılması için MEB kaynaklarındaki nitelikli soru sayılarının artırılması ve ders kitaplarının yeni sınav sistemine uyarlanması önerilmektedir.


Investigating The Relationship Between Environmental Education Self-efficacy And Environmental Literacy At 4th Grade Level


Erkan Uluşan1, Mehmet Cihad Ayar2
1İstanbul Aydın Üniversite
2İstanbul Aydın Üniversitesi


Abstract No: 178 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

    The aim of this study is to examine the relationship between environmental education self-efficacy and environmental literacy of 4th grade students.  It is aimed to determine the environmental literacy levels of 4th grade students with high self-efficacy levels.  In addition, it is aimed to investigate whether environmental education self-efficacy and environmental literacy levels of 4th grade students differ according to various demographic variables such as age, gender, mother and father education level.

    In this research the descriptive scanning model will be applied . Thus, the research has a quality that shows reality. In the research, Environmental Education Self-Efficacy Scale developed by Özlü (2012) and Environmental Literacy and Personal Information Form (PIF) for Secondary School Students developed by Yavuz and others (2014) were used to collect data. 400 students studying in the 4th grade of primary  in 2019-2020 academic year in primary schools in Başakşehir, Bahçelieveler, Ataşehir, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Avcılar districts of Istanbul were included in the research.  The samples of the research were determined by random sampling method. 

    The data obtained from the scales were analyzed with the SPSS package program.  In the analysis process, firstly, the validity scores of the scales were examined, and then it was investigated whether the data fit the normal distribution or not.  While parametric tests (Independent T-Test, ANOVA) were applied in groups with normal distribution, non-parametric tests (Mann Whitney U, Linear Wallis) were applied in groups that did not conform to normal distribution.  Post-Hoc tests were also used to determine the direction of the relations between the groups. 

    As a result of the research, it has been seen that there is a significant relationship between environmental self-efficacy behaviors and environmental literacy behaviors of 4th grade students.  Accordingly, there was a significant difference between environmental self-efficacy behavior and environmental information behavior. 

4. Sınıf Öğrencilerinin Çevre Eğitimi Öz Yeterliliği Ve Çevre Okuryazarlığı Ilişkisinin Incelenmesi


Erkan Uluşan1, Mehmet Cihad Ayar2
1İstanbul Aydın Üniversite
2İstanbul Aydın Üniversitesi


Bildiri No: 178 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

    Bu çalışmanın amacı  4. sınıf öğrencilerinin çevre eğitimi öz yeterliği ve çevre okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Öz yeterlilik düzeyleri yüksek olan 4. Sınıf öğrencilerinin çevre okur yazarlık düzeylerinin tespit edilmesi hedeflenmektedir. Bunun yanında 4. sınıf öğrencilerinin çevre eğitimi öz yeterliği ve çevre okuryazarlığı düzeylerinin yaş, cinsiyet, anne ve baba eğitim durumu gibi çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi de amaçlanmaktadır
    Bu araştırmada Betimsel tarama modelinin uygulanacaktır. Böylece araştırma gerçekliği resmedici bir nitelik taşımaktadır. Araştırmda veri toplamak amacıyla Özlü (2012) tarafından geliştirilen Çevre Eğitimi Öz-Yeterlik Ölçeği ve Yavuz ve diğerleri (2014) tarafından geliştirilen İlköğretim II. Kademe Öğrencileri İçin Çevre Okuryazarlığı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu (KBF) kullanılmıştır.
     Araştırmaya İstanbul ili Başakşehir, Bahçelieveler, Ataşehir, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Avcılar ilçelerindeki ilköğretim okullarında 2019-2020 eğitim öğretim yılında ilköğretim 4. Sınıfta eğitim gören 400 öğrenci dâhil edilmiştir. Araştırmanın örneklemi rast gele örneklem metodu ile belirlenmiştir.
    Araştırmada ölçeklerden elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Analiz sürecinde öncelikle ölçeklerin geçerlilik puanlarına bakılmış, bundan sonra verilerin normal dağılıma uyum gösterip göstermediği araştırılmıştır. Normal dağılım gösteren gruplarda parametrik testler  (Bağımsız T-Testi, ANOVA) uygulanırken normal dağılıma uyum göstermeyen gruplarda non-parametrik testler (Mann Whitney U, Krusal Wallis) uygulanmıştır. Gruplar arasındaki ilişkilerin yönünü tespit etmek için de Post-Hoc testlerinden faydalanılmıştır.
Araştırma sonucunda 4. Sınıf öğrencilerinin çevre öz yeterlilik davranışları ile çevre okur-yazarlık davranışları arasında anlamlı ilişkiler görülmüştür. Buna göre çevre öz yeterlilik davranışları ile çevre bilgi davranışları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür.


Examınıng The Mısconceptıons Of 5th Grade Students About The Unıt "sun, Earth And The Moon"through Drawıngs


Kevser ARSLAN1, Aslı GÖRGÜLÜ ARI2
1-
2Yıldız Teknik Üniversitesi


Abstract No: 339 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to determine the level of knowledge and misconceptions of middle school students about the concepts of "Sun, Earth and Moon". Based on the purpose of the study, the study group consists of 30 students studying at the fifth grade in state schools in Istanbul. Criterion sampling type, one of the purposeful sampling methods, was used in determining the study group. The study was carried out using qualitative research method. Drawings were used as a data collection tool to reveal the cognitive structures of "Sun, Earth and Moon" and to identify misconceptions. During the data collection process, students were asked to draw the events that came to life in their minds and the thoughts they had about the subject after the teaching process for the sun, earth and moon unit was completed. It is stated that they express what they want to explain in writing under their drawings. As a result of the research, it was determined that students have misconceptions despite having knowledge about the sun, earth and moon unit. In addition, it was revealed in the study that the students had misconceptions in terms of the size of the celestial bodies, their distances and movements, and that they scientifically lacked knowledge. In the context of the study data, it is recommended to eliminate the students' misconceptions and existing knowledge deficiencies on this subject.

5. Sinif Öğrencilerinin “güneş, Dünya Ve Ay” Ünitesine Ilişkin Sahip Olduklari Kavram Yanilgilarinin Çizimler Yoluyla Incelenmesi


Kevser ARSLAN1, Aslı GÖRGÜLÜ ARI2
1-
2Yıldız Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 339 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinin "Güneş, Dünya ve Ay" ünitesinde yer alan kavramlara ilişkin bilgi düzeylerinin ve kavram yanılgılarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın amacından hareketle, çalışma grubunu İstanbul’da yer alan devlet okullarında beşinci sınıf düzeyinde öğrenim görmekte olan 30 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme türüne başvurulmuştur. Çalışma, nitel araştırma yönteminden faydalanılarak yürütülmüştür. “Güneş, Dünya ve Ay” ünitesine ilişkin bilişsel yapılarını ortaya koymak ve kavram yanılgılarını belirlemek için veri toplama aracı olarak çizimler kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde, öğrenciler güneş, dünya ve ay ünitesine yönelik öğretim süreci tamamlandıktan, öğrencilerden konuya  ilişkin zihinlerinde canlanan olayları ve sahip oldukları düşünceleri çizmeleri istenmiştir. Çizimlerinin altına yazılı olarak anlatmak istediklerini açıklamaları ifade etmeleri belirtilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin, güneş, dünya ve ay ünitesine yönelik bilgi sahibi olmalarına rağmen kavram yanılgılarının var olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada öğrencilerin, gök cisimlerinin büyüklükleri, birbirleri arasındaki mesafeleri ve hareketleri açısından kavram yanılgılarına sahip oldukları ve bilimsel olarak bilgi eksiklerinin olduğu ortaya konulmuştur. Çalışma verileri bağlamında, öğrencilerin bu konuya ilişkin kavram yanılgılarının ve  var olan bilgi eksiklerinin giderilmesi önerilmektedir.
 


Knowledge, Attitudes And Risk Perceptions About Genetically Modified Foods Of Final Year Students Of Faculty Of Education


Burak Kiras1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 370 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Genetically modified foods have created a wide market area around the world. It is claimed that these foods will end the world hunger problem, and there is not enough information about the possible harm of genetically modified foods. People need to know about genetically modified foods which prohibited in Turkey. In addition to students who are raised as science literate, teachers guiding them should know the basic information about genetically modified foods, which is a current topic, and be aware of the risks in this regard. For this reason, it is important to determine the knowledge, attitudes and risk perceptions of 4th grade students studying at the faculty of education about genetically modified foods.
The aim of the study is to determine the knowledge, attitude and risk perception of 4th grade teacher candidates about genetically modified foods. In the research, descriptive survey model, one of the quantitative research methods, was used. The sample of the research consists of 492 students studying in the 4th grade of the departments in the education faculty of a university in the Western Black Sea. Personal Information Form, Genetically Modified Foods Information Test, Attitude Scale Towards Genetically Modified Foods, and Risk Perceptions Scale for Genetically Modified Foods were used as data collection tools. Descriptive analysis was performed on the obtained data, and the findings were shown with frequency tables and graphics. As a result of the research; it was revealed that pre-service science teachers had the highest level of knowledge, and the knowledge level of pre-service teachers in art, music and English was low. In general, it was determined that teacher candidates have a negative attitude and a high risk perception towards genetically modified foods. Finally, it was suggested that the courses where socioscientific issues are discussed should be opened in all education faculty programs.
 

Eğitim Fakültesi Son Sınıf Öğrencilerinin Genetiği Değiştirilmiş Besinler Hakkındaki Bilgi, Tutum Ve Risk Algıları


Burak Kiras1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 370 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

           Genetiği değiştirilmiş besinler, dünya genelinde geniş bir pazar alanı oluşturmuş durumdadır. Bu pazarı başta ABD olmak üzere Arjantin, Kanada, Brezilya ve Çin oluşturmaktadır. Bu besinlerin, dünyadaki açlık sorununu ortadan kaldıracağı iddia edilerek, genetiği değiştirilmiş besinlerin olası zararları hakkında yeteri kadar bilgilendirme yapılmamaktadır. İnsanların, Türkiye’de üretimi yasak olan genetiği değiştirilmiş besinler hakkında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Fen okuryazarı olarak yetiştirilen öğrencilerin yanı sıra onlara rehberlik eden öğretmenlerin de güncel bir konu olan genetiği değiştirilmiş besinler konusunda temel bilgileri bilmeleri ve bu konudaki risklerin farkında olmaları gereklidir. Bu sebeple, eğitim fakültesinde öğrenim gören 4. sınıf öğrencilerinin genetiği değiştirilmiş besinler hakkındaki bilgi, tutum ve risk algılarını tespit etmek önemlidir.
            Araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının genetiği değiştirilmiş besinler hakkındaki bilgi, tutum ve risk algılarını tespit etmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Batı Karadeniz’deki bir üniversitenin eğitim fakültesinde bulunan bölümlerin 4. sınıfında öğrenim gören 492 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgiler Formu, Genetiği Değiştirilmiş Besinler Bilgi Testi, Genetiği Değiştirilmiş Besinlere Yönelik Tutum Ölçeği, Genetiği Değiştirilmiş Besinlerle İlgili Risk Algıları Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilere betimsel analiz gerçekleştirilmiş ve bulgular frekans tabloları ve grafiklerle gösterilmiştir. Araştırma sonucunda; fen bilgisi öğretmen adaylarının en yüksek bilgi düzeyine sahip olduğu, resim-iş, müzik ve İngilizce öğretmen adaylarının bilgi düzeylerinin düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Genel olarak öğretmen adaylarının genetiği değiştirilmiş besinlere yönelik olumsuz tutuma ve yüksek risk algısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Son olarak sosyobilimsel konuların tartışıldığı derslerin tüm eğitim fakültesi programlarında açılması önerilmiştir.
 


Pre-service Science Teachers’ Knowledge, Attitudes And Risk Perceptions About Genetically Modified Foods


Burak Kiras1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 371 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

            One of the solutions offered to the world hunger problem is genetically modified foods. By changing the genetic structure of foods, they are made more durable, longer shelf-life and more nutritious than normal, and it is said that world hunger will end in this way.Science teachers should have sufficient scientific knowledge and opinion on this subject and be good guides to students on this subject. For this reason, it is important to determine the knowledge, attitude and risk perception of science teacher candidates about genetically modified foods.
            The aim of the study is to determine the knowledge, attitude and risk perception of pre-service science teachers about genetically modified foods. In the research, descriptive survey model, one of the quantitative research methods, was used. The sample of the study consists of 62 students studying in the first grade and 64 students studying in the fourth grade of a science teaching program of a university in the Western Black Sea. Descriptive analysis and t-test were performed on the obtained data, and the findings were shown with frequency tables and graphics. As a result of the research; it has been observed that 4th grade students of science teaching have more knowledge about genetically modified foods than 1st grade students. There was a significant difference between the attitude scores towards genetically modified foods and risk perception scores of the 1st and 4th grade students. It is thought that the difference between the students' knowledge level, attitude and risk perception scores may have been influenced by the environmental education course given in the 3rd grade within the scope of science teaching program. In order to create this awareness in all individuals, it has been suggested that courses with environmental education should be given in other teaching programs and also in secondary education programs.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Genetiği Değiştirilmiş Besinler Hakkındaki Bilgi, Tutum Ve Risk Algıları


Burak Kiras1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 371 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

            Dünyadaki açlık problemine sunulan çözümlerden biri genetiği değiştirilmiş besinlerdir. Besinlerin genetik yapılarının değiştirilerek normalden daha dayanıklı, daha uzun raf ömürlü ve daha besleyici olmaları sağlanmakta ve bu şekilde dünyada açlığın biteceği söylenmektedir. Biyoçeşitliliğin azalması, tohum üreten ülkeye muhtaç hale gelinmesi, antibiyotik direnci ve alerji oluşumu, kullanılan zirai ilaçlarla yararlı canlıların ölmesi ve toprağın kirlenmesi, inanç açısından uygun olmaması genetiği değiştirilmiş besinlerin zararlarından bazılarıdır. Fen okur-yazarı bireylerin günlük hayatta karşılaşmış oldukları sosyobilimsel konular hakkında fikir sahibi olmaları gerekir. Fen bilgisi öğretmenlerinin de bu konuda yeterli bilimsel bilgiye ve görüşe sahip olmaları ve öğrencilere bu konuda iyi birer rehber olmaları gerekmektedir. Bu sebeple, fen bilgisi öğretmen adaylarının genetiği değiştirilmiş besinler hakkındaki bilgi, tutum ve risk algılarını tespit etmek önemlidir.
            Araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının genetiği değiştirilmiş besinler hakkındaki bilgi, tutum ve risk algılarını tespit etmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Batı Karadeniz’deki bir üniversitenin fen bilgisi öğretmenliği programı 1. sınıfta öğrenim gören 62 ve 4. sınıfta öğrenim gören 64 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgiler Formu, Genetiği Değiştirilmiş Besinler Bilgi Testi, Genetiği Değiştirilmiş Besinlere Yönelik Tutum Ölçeği, Genetiği Değiştirilmiş Besinlerle İlgili Risk Algıları Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilere betimsel analiz ve t-testi gerçekleştirilmiş, bulgular frekans tabloları ve grafiklerle gösterilmiştir. Araştırma sonucunda; fen bilgisi öğretmenliği 4. sınıf öğrencilerinin genetiği değiştirilmiş besinler konusunda, 1. sınıf öğrencilerine göre daha fazla bilgi sahibi olduğu görülmüştür. 1. sınıf ve 4. sınıf öğrencilerinin genetiği değiştirilmiş besinlere yönelik tutum puanları ve risk algı puanları arasında anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin bilgi düzeyi, tutum ve risk algısı puanları arasında oluşan farklılığın, fen bilgisi öğretmenliği programı kapsamında verilen çevre eğitimi dersinin etkili olmuş olabileceği düşünülmektedir. Bu farkındalığın tüm bireylerde oluşturulabilmesi için çevre eğitimi içerikli derslerin diğer öğretmenlik programlarında ve ayrıca ortaöğretim programlarında da verilmesi gerektiği önerilmiştir.
 


The Effect Of Reading Story Books That Mathematical Items Are Involved On Students 'attitudes And Achievements


Satı CEYLAN1
1Burhaniye Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 49 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Mathematics because of its relationship to daily life and contributions to other disciplines of mathematics, being one of the basic elementary courses in Turkey as well as, in some countries, is one of the course's success is generally low. It has become the fearful dream of many students in terms of keeping the student in continuous thinking processes, requiring problem solving skills, representing the special symbols and symbols expressing the thought, not directly itself, and therefore using an abstract language. For this reason, there are many studies that can contribute positively to students' attitudes towards mathematics and their achievements. The aim of this study is to examine the effects of reading story books with mathematical elements on the attitudes of secondary school students towards mathematics and academic achievement in mathematics lessons.To achieve this goal, “Attitude Scale towards Mathematics” was applied to 200 secondary school students. In addition, students were asked about their gender, last year's mathematics grade point grades, whether they love reading books and whether they want to participate in the study. Among the 200 students whose data were analyzed, 12 students, who liked to read books but had negative attitudes towards mathematics, were allowed to read 12 books in a maximum period of 12 days. The application process lasted 16 weeks. The students' attitudes towards mathematics and academic achievement scores were measured before and after the application, and they were analyzed and compared with the SPSS program. . In addition, a structured interview form was prepared in order to learn the contributions of the process to the students, the skills and the problems it had, and the opinions of the students about the process were taken and these opinions were subjected to content analysis and presented with specific codes and themes.
At the end of the project, it was concluded that reading books containing mathematical elements had positive effects on students' attitudes towards mathematics and academic achievement in mathematics lessons. In addition, according to the opinions of the students, the students stated that they realized the importance of programmatic action and perseverance to reach the goal patiently during the project. They also stated that they learned a lot of new and exciting information about mathematics by having fun and their prejudices against mathematics decreased. In addition, some students complained that the process was too long and the number of books was too high even though they had reached their goals.

Içerisinde Matematiksel Ögelerin Yer Aldiği Hikâye Kitaplari Okumanin Öğrencilerin Matematiğe Karşi Tutum Ve Başarilarina Etkisi


Satı CEYLAN1
1Burhaniye Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 49 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Matematik dersi diğer bilim dallarına katkıları ve günlük hayatla ilişkisi nedeniyle Matematik dersi, ilköğretimin temel derslerinden biri olmakla birlikte bazı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de genel olarak başarının düşük olduğu derslerden biridir. Öğrenciyi sürekli düşünme süreçleri içerisinde tutması, problem çözme becerisi gerektirmesi, düşüncenin direkt olarak kendisini değil, düşünceyi dile getiren özel simge ve sembolleri temsil etmesi ve dolayısıyla soyut bir dil kullanması bakımından, pek çok öğrencinin korkulu rüyası haline gelmiştir. Bu sebeple öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarına ve başarılarına olumlu katkı sunabilecek pek çok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmanın amacı da, içerisinde matematiksel ögelerin yer aldığı hikâye kitapları okumanın, ortaokul öğrencilerinin matematiğe karşı tutumları ve matematik dersi akademik başarıları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaca ulaşmak için 200 ortaokul öğrencisine “Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği” uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilere cinsiyetleri, geçen yılki matematik dersi başarı notları, kitap okumayı sevip sevmedikleri ve çalışmaya katılmak isteyip istemedikleri sorulmuştur. Elde edilen veriler incelenmiş 200 öğrenci içerisinden proje amacına uygun olarak, kitap okumayı seven ancak matematiğe karşı olumsuz tutumları olan 12 öğrencinin, maksimum 12 günlük bir sürede 12 kitap okuması sağlanmıştır. Uygulama süreci 16 hafta sürmüştür. Öğrencilerin uygulama öncesinde ve sonrasında matematiğe yönelik tutum ve akademik başarı puanları ölçülmüş ve SPSS programı ile analiz edilerek karşılaştırılmıştır. . Ayrıca sürecin öğrencilere katkıları, kazandırdığı beceriler ve yaşattığı sorunları öğrenmek amacıyla bir yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış, öğrencilerin süreçle ilgili görüşleri alınmış ve bu görüşler içerik analizine tabi tutularak belirli kod ve temalarla sunulmuştur.
Proje sonunda içerisinde matematiksel ögelerin yer aldığı kitapların okumanın öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarına ve matematik dersi akademik başarılarına olumlu katkıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrenci görüşlerine göre, öğrenciler proje sürecinde, programlı hareket etmenin ve sabırla hedefe ulaşmak için azmetmenin önemini fark ettiklerini belirtmişlerdir. Ayrıca matematikle ilgili gizemli pek çok yeni ve heyecan verici bilgiyi eğlenerek öğrendiklerini ve matematiğe karşı önyargılarının azaldığını ifade etmişlerdir. Ayrıca bazı öğrenciler hedeflerine ulaşmış olsalar da sürecin çok uzun ve kitap sayısının çok fazla olduğundan yakınmışlardır.


Investigation Of The Solution Process Of A Mathematical Literacy Problem Requiring The Capability Of Devising Strategies


Hatice Kübra Güler Selek1
1Düzce Üniversitesi


Abstract No: 270 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Nowadays, the main purpose of mathematics education is to raise individuals who have mathematical literacy competencies. Mathematics literacy levels of mathematics teachers who will train these individuals should also be high. There are various capabilities that an individual must possess in order to become a mathematics literate. One of them is devising strategies. In this context, the aim of the study is to investigate the solving process and the reasons not being solved a problem that requires using devising strategies from the mathematical literacy capabilities at high level for the students in elementary mathematics education program.
For this purpose, the problem named "Oil Spill", which was used in PISA 2012 Pilot application, was asked to 42 elementary mathematics education first year students in writing. The problem used is for the geometry learning area, and therefore the study was carried out after a lecture on geometry topics. In order to solve the problem, students must use a geometric shapewhich they can calculate its area and the scale given in the question. After developing the appropriate strategy for the solution, students need to make sure that the areas that have spill inside and outside the geometric shape compensate the each other numerically. Every answer that students find between 2200-3300 km2 is accepted as correct. The answers given by the students were analyzed descriptively which was a type of qualitative analysis.
As the result of the analysis, 9 of the students answered the question correctly while 28 of them answered incorrectly and 5 of them left the question blank. In the calculation of the desired area, 14 students benefited from the area of the rectangle, 7 students from the are of circle, 3 students from the are of triangle, and 2 students from the are of square. While a student divides the area into unit squares; 5 students made the calculation by dividing it into multiple areas. The three students, on the other hand, drew only segments and did not construct any closed shapes whose area can be calculated. Six of the students using rectangles and 2 of them dividing the area into multiple parts answered the question correctly. When the solutions of the students who solved the problem incorrectly were examined and the dominant sources of error were determined; it was observed that 5 of them made a calculation error, 4 students ignored the balance of the area inside and outside, 8 could not use the scale given in the question correctly, 7 could not complete the implementation of the strategy they chose, and 4 could not devise any strategy. It was seen that only 11 out of 28 students who answered the question incorrectly had difficulties in devising strategies. Therefore, it can be said that the students have difficulty in solving mathematical literacy problems not only due to the necessary competence, but also because of other factors such as calculation errors and lack of attention. Necessary measures should be taken to overcome such difficulties that students have.

Strateji Üretme Yeterliğini Gerektiren Bir Matematik Okuryazarlığı Probleminin Çözüm Sürecinin Incelenmesi


Hatice Kübra Güler Selek1
1Düzce Üniversitesi


Bildiri No: 270 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Günümüzde matematik eğitiminin temel amacı, matematik okuryazarı bireyler yetiştirmektir. Matematik okuryazarı bireyleri yetiştirecek olan matematik öğretmenlerinin de matematik okuryazarlık düzeylerinin yüksek olması gerekmektedir. Bir bireyin matematik okuryazarı olabilmesi için sahip olması gereken çeşitli yeterlikler vardır.  Bunlardan biri de strateji üretmedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmenliği öğrencilerinin matematik okuryazarlığı yeterliklerinden strateji üretme yeterliğinin üst düzeyde kullanımını gerektiren bir problemi çözüm süreçlerini ve problemin çözülememe nedenlerini incelemektir.
Bu amaçla 42 ilköğretim matematik öğretmenliği 1. sınıf öğrencisine PISA 2012 Pilot uygulamasında kullanılmış olan “Petrol Sızıntısı” adlı problem yazılı olarak yöneltilmiştir.  Kullanılan problem geometri öğrenme alanına yöneliktir ve bu yüzden çalışma geometri konularının anlatıldığı bir dersten sonra gerçekleştirilmiştir. Problemin çözümü için öğrencilerin alanını hesaplayabildikleri bir geometrik şekli ve soruda verilen ölçeği kullanmaları gerekmektedir. Çözüm için uygun stratejiyi geliştirdikten sonra, öğrencilerin belirledikleri geometrik şeklin içindeki ve dışındaki sızıntı olan bölgenin alanın birbirini sayısal olarak dengeleyecek olmasına dikkat etmeleri gerekmektedir. Öğrencilerin 2200-3300 km2 arasında buldukları her cevap doğru kabul edilmektedir. Öğrencilerin verdikleri cevaplar nitel analiz türlerinden betimsel analize tabi tutulmuştur.
Yapılan analizlerin sonucunda, öğrencilerin 9’unun soruyu doğru cevaplarken, 28’inin yanlış cevapladığı ve 5’inin ise soruyu boş bıraktığı görülmüştür. İstenen alanın hesaplanmasında 14 öğrenci dikdörtgen, 7 öğrenci daire, 3 öğrenci üçgen, 2 öğrenci karenin alanından faydalanmıştır. Bir öğrenci alanı birim karelere ayırırken; 5 öğrenci birden çok parçaya ayırarak alan hesabı yapmıştır. Üç öğrenci ise sadece doğru parçaları çizmiş ve alanı hesaplanabilecek herhangi bir kapalı şekil oluşturmamışlardır. Öğrencilerden dikdörtgen kullananların 6’sı ve alanı birden çok parçaya ayıran 2’si soruyu doğru cevaplamıştır. Soruyu yanlış çözen öğrencilerin çözümleri incelenerek baskın olan hata kaynakları tespit edildiğinde; 5’inin işlem hatası yaptığı, 4 öğrencinin içerde ve dışarda kalan alan dengesini göz ardı ettiği, 8’inin soruda verilen ölçeği doğru kullanamadıkları, 7’sinin seçtikleri stratejinin uygulamasını tamamlayamadıkları, 4’ünün ise hiç strateji geliştiremedikleri görülmüştür. Soruyu yanlış cevaplayan 28 öğrencinin sadece 11’i strateji üretme ile ilgili yaşadığı güçlük yaşadığı görülmektedir. Dolayısıyla öğrencilerin matematik okuryazarlığı problemlerini çözmede sadece gerekli yeterlik değil, işlem hatası, dikkat eksikliği gibi başka unsurlar nedeniyle de güçlük çektikleri söylenebilir. Öğrencilerin yaşadıkları bu türden güçlüklerin üstesinden gelmek için de gerekli tedbirler alınmalıdır.


Seventh Grade Students' Views About Rational Numbers About The Problem Posing Skills With Illustration


Raziye Yıldız Üstündağ1, Mihriban Hacısalihoğlu Karadeniz1
1Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi


Abstract No: 294 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The aim of this study is to reveal the seventh-grade students' views on rational numbers with vector-based illustration. The study group of this study, conducted with the case study, which is one of the qualitative research methods, consisted of 31 students studying in the seventh grade of a public school in the town of Bulancak, Giresun, in the 2018-2019 academic year. In the study, as a data collection tool, "Semi-Structured Interview Form" prepared by the researcher and consisting of open-ended questions was used. Content analysis was made in the analysis of the data. Students' views are grouped under the themes of "Learning", "Lesson Process" and "Motivation" on the teaching process of illustrations and problem posing activities. Learning to pose a problem, learning problem solving, learning faster and easier, reinforcing learning and visualization are associated with the theme of "Learning".The codes of being interesting, funny, useful and taking a long time are gathered under the title of “Lesson Process”. Gaining self-confidence, increasing academic success and enhancing imagination was stated as "Motivation" theme. Improving problem solving and constructing skills, understanding better, logical thinking, gaining momentum, increasing academic success, being practical and getting confused; It was determined as the contribution of problem posing with illustrations to the students and was associated with the "Cognitive" field. Being fun, increasing self-confidence, developing imagination and encouraging courage are gathered together as "Affective" field. The negative situations faced by students in the process of posing problems with illustrations were specified as the "Difficulties" theme. Difficulty in setting up a problem, writing a problem sentence, constructing the problem according to the given illustration, solving the established problem and using visuals, indecision in constructing the problem and logical inconsistency are defined as an established problem.Subjects that can be taught with illustrations; It has been designated as "Integers", "Rational Numbers", "Algebraic Expressions", "Ratio and Proportion", "Percentages", "Circle", "Polygons", "Equation", "Data Processing" and "Learning Area / It was brought together under the title of "Sub-Learning Area". Facilitating learning, better understanding, funny, reinforcement, easy topic, problem solving, and illustration are collected under "Reasons for wanting to learn". The difficulty of editing the illustration is shown as "Reasons for not wanting to learn". Other courses where illustrations can be used; Science, Turkish, All Lessons, No Lessons and Social Studies are collected under the title of “Lessons”. The fact that it is a numerical lesson, that the lesson is easy to understand, it is funny, it is suitable for the lesson, the lesson is easy, the lesson is liked, the problem can be solved, the problem can be set up, the deficiencies are completed, and the lesson is visual are expressed as "Reasons for wanting to work in other lessons". Not suitable for another lesson, confusing illustrations and not being numerical of the lessons were put together as "Reasons for not wanting to be covered in other lessons". In the interviews, it was concluded that the problem posing skills of the students in the study group improved with the problem posing activities with illustrations. 

Yedinci Sınıf Öğrencilerinin Rasyonel Sayılar Konusunda Illüstrasyon Ile Problem Kurma Becerilerine Ilişkin Görüşleri


Raziye Yıldız Üstündağ1, Mihriban Hacısalihoğlu Karadeniz1
1Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi


Bildiri No: 294 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmanın amacı, yedinci sınıf öğrencilerinin rasyonel sayılar konusunda vektör tabanlı illüstrasyon ile problem kurma etkinlikleri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması ile yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Giresun İli Bulancak İlçesindeki bir devlet okulunun yedinci sınıfında öğrenim gören 31 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmada veri toplamı aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan ve açık uçlu sorulardan oluşan “Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu” kullanılmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yapılmıştır. İllüstrasyonlar ile problem kurma etkinliklerinin dersin işleniş sürecine ilişkin öğrenci görüşleri; “Öğrenme”, “Ders Süreci” ve “Güdülenme” temaları altında toplanmıştır. Problem kurmayı öğrenme, problem çözmeyi öğrenme, daha hızlı ve kolay öğrenme, öğrenmeyi pekiştirme ve görselleştirme “Öğrenme” teması ile ilişkilendirilmiştir. İlgi çekici olma, eğlenceli olma, faydalı olma ve uzun sürme kodları “Ders Süreci” başlığı altında toplanmıştır. Özgüven kazandırma, akademik başarı artırma ve hayal gücünü geliştirme “Güdülenme” teması olarak belirtilmiştir. Problem çözme ve kurma becerisini geliştirme, daha iyi kavrama, mantıksal düşünme, hız kazanma, akademik başarıyı artırma, pratik olma ve karışık gelme; illüstrasyonlarla problem kurmanın öğrencilere katkısı olarak belirlenmiş ve “Bilişsel” alan ile ilişkilendirilmiştir. Eğlenceli olma, özgüveni artırma, hayal gücünü geliştirme ve cesaret kazandırma “Duyuşsal” alan olarak bir araya toplanmıştır. İllüstrasyonlarla problem kurma sürecinde öğrencilerin karşılaştığı olumsuz durumlar “Güçlükler/Zorluklar” teması olarak belirtilmiş olup; problem kurmada, problem cümlesi yazmada, problemi verilen illüstrasyona göre kurgulamada, kurulan problemi çözmede ve görselleri kullanmada zorluk yaşanması, problemi kurgulamada kararsızlık yaşanması ve kurulan problemde mantıksal tutarsızlık olması olarak ifade edilmiştir.  İllüstrasyonlarla ders işlenebilecek konular; “Tam Sayılar”, “Rasyonel Sayılar”, “Cebirsel İfadeler”, “Oran ve Orantı”, “Yüzdeler”, “Çember ve Daire”, “Çokgenler”, “Denklem”, “Veri İşleme” olarak belirtilmiş ve “Öğrenme Alanı/Alt Öğrenme Alanı” başlığı altında bir araya getirilmiştir. Öğrenmeyi kolaylaştırması, daha iyi anlaşılması, eğlenceli olması, pekiştirmeyi sağlaması, konunun kolay olması, problem kurmayı ve çözmeyi sağlaması ve illüstrasyona uygun olması “Ders İşlemeyi İsteme Nedenleri” altında toplanmıştır. İllüstrasyonu kurgulamanın zor gelmesi ise “Ders İşlemeyi İstememe Nedenleri” olarak gösterilmiştir. İllüstrasyonların kullanılabileceği diğer dersler; Fen Bilimleri, Türkçe, Bütün Dersler, Hiçbir Ders ve Sosyal Bilgiler olarak “Dersler” başlığı altında toplanmıştır. Sayısal bir ders olması, dersin kolay anlaşılması, eğlenceli olması, derse uygun olması, dersin kolay olması, dersin sevilmesi, problem çözülebilmesi, problem kurulabilmesi, eksikleri tamamlaması ve dersin görsel olması “Başka Derslerde İşlemeyi İsteme Nedenleri” olarak ifade edilmiştir. Başka derse uygun olmaması, illüstrasyonların akıl karıştırıcı olması ve derslerin sayısal olmaması “Başka Derslerde İşlemeyi İstememe Nedenleri” olarak bir araya getirilmiştir. Yapılan görüşmelerde illüstrasyonlarla yapılan problem kurma etkinlikleri ile çalışma grubundaki öğrencilerin problem kurma becerilerinin geliştiği sonucuna ulaşılmıştır. 
 


Examining The Process Of Elementary School Students’ Creating Knowledge For Fractions In Mathematics Lesson: Apos Theory


Nezaket İlksen Kanbur1, Dilek Sezgin Memnun2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 91 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

One of the elements that increase the quality of education is the study of student understandings about the concepts in mathematics and the regulation of learning and teaching activities considering the results obtained. In tihs research, it is aimed to examine the comprehension process of 4th grade students for fractions within the framework of APOS theory. The research shows case study feature. The study group pf the study consists of six fourth year students studying in a public primary school. Open- ended questions prepared as a data collection tool were applied. The research data consist of the written answers given by the fourth grade students and the audio recordings of the clinical interviews regarding these questions. In the interviews, worksheets obtained from students were used as documents for research. The research included students’ interview texts, images of worksheets andthe researcher’s observations. The categories used in the analysis of data obtained from sound recordings, worksheets and observations were examined within the framework of APOS theory. According to the results obtained from the research, it is aimed at elementary school mathematics lesson that a planned teaching can use.

Ilkokul Öğrencilerinin Matematik Dersi Kesirlere Yönelik Bilgiyi Oluşturma Sürecinin Incelenmesi: Apos Teorisi


Nezaket İlksen Kanbur1, Dilek Sezgin Memnun2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 91 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik içerisinde yer alan kavramlarla ilgili öğrenci anlayışlarının incelenmesi ve elde edilen sonuçlar dikkate alınarak öğrenme ve öğretme faaliyetlerinin düzenlenmesi eğitim kalitesini arttıran unsurlardan biridir. Bu araştırma da 4. sınıf öğrencilerinin kesirlere yönelik anlama süreçlerinin, APOS teorisi çerçevesinde incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma nitel desenlerden durum çalışması özelliğini göstermektedir. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet ilkokulunda okuyan altı dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak hazırlanan açık uçlu sorular uygulanmıştır. Araştırma verilerini dördüncü sınıf öğrencilerinin  verdiği yazılı yanıtlar ile bu sorulara ilişkin yapılan klinik görüşmelerin ses kayıtları oluşturmaktadır. Görüşmelerde öğrencilerden elde edilen çalışma kâğıtları, araştırma için birer doküman olarak kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin görüşme metinlerine, çalışma kâğıtlarının görüntülerine ve araştırmacının gözlemlerine yer verilmiştir. Ses kayıtları, çalışma kâğıtlarından ve gözlemlerden elde edilen verilerin analizinde kullanılan kategoriler APOS teorisi çerçevesindeki yapılar altında incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre planlanan bir öğretimin öğrencilerin ilkokul matematik dersine yönelik nitelikli bir öğrenmenin sağlanması  için katkı sağlayabileceği ifade edilebilir.
 


The Effect Of Remedial Learning Activities With Concept Cartoons To Overcoming Misconceptions:linear Equation And Slope


Ali Rıza Küpcü1, Pınarcan İşçi2
1Marmara Üniversitesi
2MEB Kazım Özalp Ortaokulu


Abstract No: 94 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study is part of the experimental research conducted to eliminate misconceptions. The aim of the study is to examine the effect of teaching activities with concept cartoons on elimination of students' difficulties and misconceptions about linear equation and slope. Descriptive sequential pattern, which is one of the mixed method patterns, was preferred in the study. The study was carried out with 59 students (31 experimental groups, 28 control groups) attending the 8th grade of a secondary school in Istanbul. The detection of misconceptions was carried out with a three-stage test prepared by the researchers. With the concept caricature activity prepared for the experimental group, teaching was given to the teaching and control group with straight expression. A total of 10 hours of instruction was provided to both groups, including the same situations. At the end of the study, it was seen that teaching with concept cartoons and direct instruction were effective in eliminating misconceptions. Also, there was no difference between the effects of these two methods. As a result of the study, it was observed that the misconceptions of "thinking the points that intersect the axes as coefficients in the equation." and “thinking slope as y / x in the linear relationship given as a table” were found to be dominant.

Kavram Karikatürleri Ile Destek Çalışmalarının Kavram Yanılgılarının Giderilmesine Etkisi: Doğrusal Denklem Ve Eğim


Ali Rıza Küpcü1, Pınarcan İşçi2
1Marmara Üniversitesi
2MEB Kazım Özalp Ortaokulu


Bildiri No: 94 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma kavram yanılgılarının giderilmesi amacıyla yapılan deneysel araştırmanın bir parçasıdır. Çalışmanın amacı kavram karikatürleri ile yapılan öğretim etkinliklerinin ortaokul matematik dersi cebir öğrenme alanındaki doğrusal denklem ve eğim kavramları ile ilgili öğrencilerin yaşadığı zorluk ve yanılgılarının giderilmesi üzerine etkisini incelemektir. Çalışmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen tercih edilmiştir. Çalışma İstanbul ilinde yar alan bir ortaokulun 8. sınıfına devam eden 59 öğrenci (31 kişi deney grubu, 28 kişi kontrol grubu) ile gerçekleştirilmiştir. Kavram yanılgılarının tespiti araştırmacılar tarafından hazırlanan üç aşamalı test ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna hazırlanan 5 kavram karikatürü etkinliği ile öğretim ve kontrol grubuna düz anlatım ile öğretim yapılmıştır. İki gruba da aynı durumları içeren ve toplam 10 saatlik öğretim yapılmıştır. Çalışma sonunda kavram karikatürü ile öğretimin ve düz anlatımın kavram yanılgılarının giderilmesinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca bu iki yöntemin etkileri arasında bir fark oluşmamıştır. Çalışma sonucunda iki grupta da “Eksenleri kesen noktaları denklemde katsayı olarak düşünme.”, “Tablo olarak verilen doğrusal ilişkide eğimi y/x olarak düşünme” yanılgılarının baskın kaldığı görülmüştür.


Review Of Modelling As Mathematical Competence 


Murat Altun1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 273 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Modelling, which comes to means to reveal the events in life situations and the relationships between them mathematically, is the greatest competence area on which human beings dominates the natural events. 
The present study is a theoretical study and aims to discuss the difference between the concept of modelling, abstraction and problem solving, and the two aspects of modelling that are not explicitly included in the relevant literature. 
The first aspect is that every life situation cannot be modeled, and it reveals that life situations can be classified as (i) stable (ii) partially stable acting situations and (iii) unstable acting situations. Modelling is included in the first two of them. The third one is the life situations that cannot be modeled.
Secondly, within the scope of the study,the aim of this study is to demonstrate that modelling is not only limited to natural situations, but it can also be modeled by attributing mathematics to social events. Such models are the competence area on which we are based in organizing social life.
With the clarification that the study conveys regarding these two specific points, it will be possible to develop more qualified mathematical modelling competence.
Furthermore, it has also been noted in this study that modelling is confused; the difference of modelling with the concepts of problem solving, abstraction and representation capacity has been discussed, and in which situations modelling in mathematics education should be considered as a purpose and in which situations as a tool.
Note:This study has been carried out within the scope of Tübitak 1003 project no 218K515.
 

Bir Matematiksel Yeterlik Olarak Modellemenin Yeniden Gözden Geçirilmesi


Murat Altun1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 273 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Yaşamsal durumlardaki olaylar ve bunlar arasındaki ilişkileri matematiksel olarak ortaya çıkarma anlamına gelen modelleme, insanın doğal olaylar üzerinde hakimiyet kurmada dayandığı en büyük yeterlik alanıdır. 
Bu çalışma kuramsal bir çalışma olup, modelleme kavramının, soyutlama ve problem çözmeden farkı ve modellemenin literatürde açıkça yer almayan iki boyutunu tartışmayı amaçlamaktadır. 
Bunlardan birincisi her yaşamsal durumun modellenemeyeceğini ve yaşamsal durumların (i) kararlı (ii) kısmi kararlı davranan durumlar ve (iii) kararsız davranan durumlar şeklinde bir sınıflamaya tabi tutulabileceğini ortaya koymasıdır. Modelleme bunlardan ilk ikisinde söz konusudur. Üçüncüsü modellenemeyen durumlardır.
Çalışma kapsamında ikinci olarak; modellemenin sadece doğal durumlarla sınırlı olmadığını, sosyal olaylara matematik yüklemek suretiyle de modelleme yapılabildiğini göstermektir. Bu tür modeller sosyal yaşamı düzenlemede dayandığımız yeterlik alanıdır. 
Çalışma bu iki noktaya getirdiği açıklama ile matematiksel modelleme yeterliğinin geliştirilmesi daha nitelikli olarak gerçekleşmesi mümkün olabilecektir.
Ayrıca bu çalışmada modellemenin çok karıştırıldığı, problem çözme, soyutlama ve temsil yeterliği kavramları ile farkı tartışılmış, matematik eğitimi içinde modellemenin hangi durumlarda amaç hangi durumlarda araç olarak ele alınması gerektiğine değinilmiştir.
Not: Bu çalışma 218K515 nolu Tübitak 1003 projesi kapsamında yapılmıştır. 
 


Generalization Of Multi-dimensional Polygonal Numbers


Mehmet Akif Şahin1, Berkay Semiz1
1Samsun R.K. Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 308 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, the construction of polygonal numbers in higher dimensional spaces was studied, based on the creation of triangular, tetragonal, pentagonal, hexagonal and more generally polygonal numbers in two- three- and four dimensional spaces. Polygonal numbers in multidimensional space are geometrically associated by taking their projections into three-dimensional space. Furthermore, the general term of the number sequence was calculated by constructing polygonal geometric numbers in k-dimensional space, with k being a natural number. This generalization method was expressed in a theorem and proved by using the induction method. In addition, a program developed with JavaScript language was created using the method obtained by using the generalization rule to draw each term of each polygonal number in different dimensions. Projections of polygonal numbers in 4-dimensional and higher-dimensional spaces into 3-dimensional space were drawn through program. As a result, polygonal number sequences in multidimensional spaces were generalized by an original method using the Pascal triangle, and each term in each dimensional space was expressed algorithmically and examined in terms of the number of points added in dimension increase. Through this method, showing the number of points that are different (added) in each dimensional space in the figures with a table, an appropriate relationship with the generalization method was obtained.
 

Çok Boyutlu Uzaylarda Çokgensel Sayı Dizisinin Genelleştirilmesi


Mehmet Akif Şahin1, Berkay Semiz1
1Samsun R.K. Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 308 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, iki, üç ve dört boyutlu uzaylarda alanyazında yer alan üçgensel, karesel, beşgensel, altıgensel ve daha genel olarak çokgensel sayıların oluşturulmasından yola çıkılarak, daha yüksek boyutlu uzaylarda çokgensel sayıların inşası üzerine çalışılmıştır. Şekilsel olarak çok boyutlu uzayda çokgensel geometrik sayılar, üç boyutlu uzaya izdüşümleri alınarak ilişkilendirilmiştir. Ayrıca k bir doğal sayı olmak üzere k-boyutlu uzayda çokgensel geometrik sayılar inşa edilerek sayı dizisinin genel terimi hesaplanmıştır. Bu genelleştirme yöntemi teorem halinde ifade edilip tümevarım yöntemi kullanılarak ispatlanmıştır. Ayrıca her bir çokgensel sayının her terimini farklı boyutlarda çizmek için genelleştirme kuralından yararlanarak elde edilen yöntem ile JavaScript dilinde bir program geliştirilmiş ve bu program yardımıyla 2., 3. boyuttaki çokgensel sayılar oluşturulmuş ve görselleri çizdirilmiştir. 4. boyut ve daha üst boyuttaki çokgensel sayıların ise 3. boyuta izdüşümleri, yazılan program ile gösterilmiştir. Sonuç olarak çok boyutlu çokgensel sayı dizisinin Pascal üçgeni kullanılarak özgün bir yöntemle genelleştirilmesi ve her boyuttaki her terimin algoritmanın sıralı adımları kullanılarak programlama diliyle ifade edilip terimlerinin şekilsel ve eklenen nokta sayısı bakımından incelenmesi sağlanmıştır. Bu yöntem ile şekillerde her boyutta farklı olan (eklenen) nokta sayısı tablo ile gösterilerek genelleştirme yöntemine uygun bir ilişki elde edilmiştir.
 


Content Analysis Of Stem Education Studies In Turkey


Alp KAYA1, Mehmet C. AYAR1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Abstract No: 38 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed at eliciting the patterns in STEM education studies qualitatively conducted in Turkey.  Content analysis was used as a means to examine the studies. In case of Turkey, publication sources, date and number of authors, key words, study methods, data collection and analysis techniques, research interest, and findings were criteria for investigating STEM education studies. In this case, 50 studies were collected to examine. Among our findings, STEM education studies were published in various journals. There has been a dramatical increase in STEM education studies. In the selection of key words, theoretical content, methods, and target groups were utilized. In these studies we investigated, the target group included middle school students, science teachers and preservice teachers. The studies we examined were grounded on case study methodology. Among the data collection methods were interviews; among the data analysis methods were descriptive and content analysis performed. STEM education often improves 21st century skills. It embodies course contents. It provides permanent and meaningful learning. STEM activities make learning fun. STEM education has a positive effect on individuals. In contrast, teachers feel that they lack some knowledge on STEM education and point that they need professional development in STEM.  STEM education leads students to STEM fields as a career choice. Among the problems faced during STEM implementations were about the time restrictions, lack of materials and infrastructure, connection to curriculum, and engineering design process. Our final conclusion is that more studies were conducted theoretically. There is need to conduct STEM education studies in practice.

Türkiye Örnekleminde Stem Eğitimi Alaninda Yapilan Çalişmalarin Içerik Analizi


Alp KAYA1, Mehmet C. AYAR1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Bildiri No: 38 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, Türkiye örnekleminde STEM eğitimi üzerine yapılan nitel araştırma desenli çalışmaların eğilimlerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Türkiye örneklemindeki STEM eğitimi çalışmaları, yayınlandıkları akademik dergiler, yıl ve yazar sayısına göre dağılım, anahtar kelime seçimi, araştırma yöntemi, veri toplama ve analiz teknikleri ile araştırma konusu ve araştırma bulguları çerçevesinde incelenmiştir. Bu bağlamda 50 çalışmaya ulaşılmıştır. Bulgularımız arasında: araştırmaların yayınlandığı akademik dergiler çeşitlilik göstermektedir. Geçmişten günümüze doğru yapılan araştırma sayısında niceliksel artış görülmektedir. Araştırmalara ait anahtar kelime seçiminde teorik içerik, metodoloji ve hedef kitleye yönelik kavramlar kullanılmaktadır. Hedef kitle olarak, çoğunluğunun ortaokul öğrencileri ve fen bilimleri alanında öğretmenler ve öğretmen adayları seçilmektedir. Araştırma yöntemi olarak durum çalışmasının tercih edilmektedir. Veri toplama aracı olarak görüşme tekniği, veri analizi için ise betimsel ve içerik analizleri tekniklerini kullanılmaktadır. Araştırma konusu, çoğunlukla STEM eğitimine yönelik görüşleri incelemektedir. STEM’e yönelik tutumlar keşfedilmektedir. Ayrıca az sayıda çalışmada ortaokul öğrencileri ve öğretmen adaylarının STEM eğitimine yönelik algıları araştırılmaktadır. Bu çalışmada, STEM alanında nitel araştırma desenleri ile hazırlanan çalışmaların bulguları, beceri gelişimi, öğrenme faaliyetleri, tutum, STEM materyalleri, mesleki gelişim, kariyer bilinci, STEM disiplinlerinin ilişkilendirilmesi, STEM uygulamalarında yaşanan problemler ve diğer olmak üzere sekiz farklı tema çerçevesinde bulgular sentezlenmiştir. STEM eğitimi çoğunlukla 21. yy becerilerini geliştirmektedir. STEM eğitimi ile ders içerikleri somutlaştırılmaktadır. Kalıcı ve anlamlı öğrenme sağlanmaktadır. STEM etkinlikleri ile öğrenme faaliyetleri eğlenceli olmaktadır. STEM eğitimi katılımcılarda olumlu tutum geliştirmektedir.  Öğretmenler STEM eğitimi konusunda kendilerini mesleki anlamda yetersiz hissetmektedir ve hizmet içi eğitimleri önerilmektedir. Öğrencilerde STEM mesleklerine yönelik kariyer bilinci gelişmektedir. STEM uygulamalarında zaman, materyal, teknolojik ve fiziki altyapı, müfredat ile ilişkilendirme ve mühendislik tasarım süreci basamaklarında sorun yaşanmaktadır. Bu çalışma ile STEM eğitimine yönelik nitel araştırmalar kapsamında teorik çalışmaların fazla olduğu ve uygulamalı araştırmaların azınlıkta kaldığı görülmektedir.


A Content Analysis Of Papers In Women Career Choice In Stem Disciplines


Ayşegül Yazar1, Dilek Teke1, Mustafa Sözbilir1
1Atatürk Üniversitesi


Abstract No: 43 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Underrepresentation of women in STEM disciplines is a common problem around the world. It is reported that women are less involved in STEM compare to men, and have less interest in STEM-related careers because of the mistaken images that STEM careers are more suitable for men. However, it is a well accepted view that woman should take place more in STEM fields to advance science as in all areas. In this study, it is aimed to reveal the reasons why women are underrepresented STEM related careers than men in papers published.
This document analysis study analyse the papers published about involvement of women in STEM related careers in the last decade. A content analysis of the papers are carried out inductively in terms of results and the conclusions together with a keywords analysis. During the content analysis, first common keywords, which have been used, are determined and they were grouped under different themes.
Findings indicate that, in terms of gender, women are stayed behind the men in STEM education because men do more science-related research to use of internet and technology compare to women, and also women are not introduced to STEM careers at early ages. It is also determined that women in their mid-thirties had to end their STEM careers, which they consider because of their family responsibilities. Within the scope of these findings, it is found that women are negatively affected in choosing STEM careers due to their social positions.
 

Kadınların Stem Alanlarında Kariyer Seçimine Yönelik Çalışmaların Içerik Analizi


Ayşegül Yazar1, Dilek Teke1, Mustafa Sözbilir1
1Atatürk Üniversitesi


Bildiri No: 43 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEM alanlarında kadınların daha az yer almaları dünyada yaygın karşılaşılan bir durumdur. Kadınların STEM alanlarında erkeklere göre daha az yer aldığı, bunun nedeni olarak da kadınların STEM’le ilişkili alanlara ilgilerinin az olması, STEM’in daha çok erkeklere uygun olduğu şeklindeki yanlış imajların etkili olduğu ifade edilmektedir. Hâlbuki bütün alanlarda olduğu gibi bilimin ilerlemesi için STEM alanlarında da kadınların daha fazla yer alması gerektiği bilinen bir gerçektir. Bu çalışmada, derlenen makalelerden STEM eğitimi alanında kadınların gelecekteki bilim kariyerlerinde erkeklere göre daha az temsil edilmelerinin sebeplerini ortaya koymak amaçlanmıştır.
Bu araştırmanın deseni, araştırılması hedeflenen olgu veya olgular hakkında bilgi içeren yazılı materyallerin analizini kapsayan doküman analizidir. Veriler son on yılda yapılan makalelerin analizinden elde edilmiştir. Dokümanlardan elde edilen analizlerde makalelerde yer alan bulgu ve sonuçlara ilaveten anahtar kelimelerde dikkate alınarak bir analiz yapılmıştır. Derleme sonucunda STEM kariyerinde en çok tekrar eden kelime grupları belirlenmiştir. Belirlenen bu kelime grupları ile kategoriler ve sonrasında temalar oluşturulmuştur. Bu araştırmada tümevarımcı bir yol izlendiğinden dolayı içerik analizi kullanılmıştır.
Elde edilen bulgular, internet ve teknoloji kullanımına toplumsal cinsiyet açısından bakıldığında erkeklerin kadınlara göre daha fazla bilimle ilgili araştırma yapmaları ve kadınların erken yaşta STEM eğitimi ile tanıştırılmamalarından dolayı kadınlar erkeklere göre STEM eğitiminde ikinci planda olduğunu göstermektedir. Ayrıca otuzlu yaşların ortalarında olan kadınlar ailedeki konumlarından dolayı başladıkları STEM kariyerlerini sonlandırmak zorunda oldukları da tespit edilmiştir. Bu bulgular kapsamında kadınların sosyal konumlarından dolayı STEM kariyerlerini olumsuz yönde etkilediği görülmüştür.
 


Research Of Middle School 8th Class Students’ Innovation Skill Levels And Stem Career Interests In Terms Of Various Variables


Gürsel Aktaş1, Hilal Aktamış2
1M.E.B
2Y.Ö.K


Abstract No: 138 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


This study aims to research the relationship between STEM career interests and innovation skill levels with various sociodemographic features of middle school 8th class students. These sociodemographic features are; gender, the settlement in which the student spends the majority of his/her life, number of siblings, parent’s occupation, parent’s education level, family’s monthly income.
The research was designed in relational screening model. The scope of the research includes the data which was collected from 1427 students from 5 districts (totally 20 different schools) of Mardin province in 2018-2019 academic year. “Personal Data Form”, “STEM Career Interest Scale” and “Innovation Skills Scale” were used in the collection of research data. In the analysis section, from parametric tests; Independent Samples t-Test, One-Way Analysis of Variance (ANOVA) techniques were used due to the normal distribution of the data. The Scheffe test was also applied to find out between which groups there are significant differences in intergroup analyses.
The analysis result showed that the students' innovation skill levels did not differ by gender, but STEM career interest made a significant difference in favor of men. STEM career interests did not differ significantly according to where students spent the vast majority of their life. But generally innovation skills have yielded meaningful results in favour of those who live in the city and against those who live in the village. Students' STEM career interests and innovation skills have no significant relationship with the maternal profession. While there is no significant relationship between the students' innovation skill levels and the paternal profession, STEM career interests differed in favor of those who fathers are civil servants. 

Ortaokul 8. Sinif Öğrencilerinin Inovasyon Beceri Düzeyleri Ile Stem Kariyer Ilgilerinin Çeşitli Değişkenler Açisindan Incelenmesi


Gürsel Aktaş1, Hilal Aktamış2
1M.E.B
2Y.Ö.K


Bildiri No: 138 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin cinsiyet, anne-baba mesleği ve yaşamlarının çoğunluğunu geçirdiği yere göre STEM kariyer ilgileri ile İnovasyon beceri düzeylerinin anlamlı farklılık gösterip göstermediğini araştırmak amacıyla yapılmıştır.  
Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında 2018-2019 eğitim öğretim yılında Mardin ilinin 5 ilçesinden (toplamda 20 farklı okul) 1427 öğrenciden veri toplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında “Kişisel Bilgi Formu”, “STEM Kariyer İlgi Ölçeği” ve “İnovasyon Beceri Ölçeği” kullanılmıştır. Analiz kısmında verilerin normal dağılım göstermesi sebebiyle parametrik testlerden Bağımsız Grup t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Gruplar arası analizlerde anlamlı farkın hangi gruplar arasında olduğunu bulmak amacıyla da Scheffe Testi uygulanmıştır. 
Analizler sonucunda öğrencilerin inovasyon beceri düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı ancak STEM kariyer ilgisinin erkekler lehine anlamlı fark oluşturduğu görülmüştür. Öğrencilerin yaşamının büyük çoğunluğunu geçirdiği yere göre STEM kariyer ilgileri anlamlı farklılık göstermemiştir. Ancak inovasyon becerileri genellikle ilde yaşayanlar lehine anlamlı sonuçlar vermiştir. Öğrencilerin STEM kariyer ilgileri ile inovasyon becerilerinin anne mesleğiyle anlamlı ilişkisine rastlanmamıştır. Öğrencilerin inovasyon beceri düzeyleri ile baba mesleği arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmazken STEM kariyer ilgilerinin babası memur olanlar lehine farklılaştığı görülmüştür. 


Fields Science Education In Turkey Prepared In Stem Content Analysis Of Postgraduatethesis Subject: 2015-2019


Ahmet Bolat1, Fatih Saltan2
1MEB
2Amasya Üniversitesi


Abstract No: 146 - Abstract Presentation Type: Poster Paper

This study in Turkey in the field of science education in terms of content between the years 2015-2019 in order to analyze the master's and doctoral thesis has been prepared in STEM subjects. There are also various content analysis studies related to STEM education (Aydın Günbatar, Tabar, 2019; Çevik, 2017; Daşdemir, Cengiz, Aksoy, 2018; Tezel & Yaman, 2018; Elmalı and Balkan Kıyıcı, 2017). These studies generally examined the articles. The last study examining theses (Daşdemir, Cengiz, Aksoy, 2018) is about 2017 and before. Since 2018, no study examining STEM theses has been found in the literature. At this point, it is thought that the study will contribute to the literature.

This research; It was realized with descriptive content analysis method. In this research, 54 master's and doctoral theses prepared in science education, which are subject to STEM applications that can be accessed from the website of the Higher Education Council Thesis Center, were analyzed.

When the findings obtained from the research are evaluated, it is seen that the majority of theses (83.33%) are master's theses. It is seen that theses prepared according to years increase from year to year. Especially in 2018 and 2019, it is seen that there is a huge increase compared to previous years. It is seen that the approach adopted by the theses is mostly in a mixed direction and qualitative research is relatively less. This situation does not match with the summer (Aydın Günbatar and Tabar, 2019; Çevik, 2017; Yıldırım, 2016). It is thought that the reason for this is due to the study of content studies in the literature. Because mixed methods require long and tiring work, they are mostly preferred in theses (Tashakkori & Teddlie, 2003). It is seen that the sample of the sample (31.48%), the teacher and the teacher candidate, 64.81% are students. This situation is similar to the literature in the field (Garret, 2008; Aydın Günbatar & Tabar, 2019). This is thought to be due to the easy accessibility of this sample group. When the models designed in the theses are analyzed, it is seen that experimental and operational (23.03%) studies, where the models are more descriptive (74.07%), are less. The three most common data collection tools used in theses are scale (35%), achievement test (26%) and semi-structured interview form (24%). The three most used variables in the theses are attitude (18.27%), academic success (16.35%), and scientific process skills (9.62%). Similar situation has been detected in the studies (Gökbayrak & Karma, 2017; Aydın Günbatar & Tabar, 2019).

The following suggestions were made from the conclusions reached:

* Theses to be prepared at doctoral level can be emphasized.
* Qualitative approach theses can be studied.
* Students can be given weight in the samples studied in theses.
* Experimental and action research can be increased in researches.
* Tools that measure psychomotor abilities can be developed in data collection tools.

Türkiye’de Fen Eğitimi Alanında Hazırlanan Stem Konulu Lisansüstü Tezlerin Içerik Analizi: 2015-2019


Ahmet Bolat1, Fatih Saltan2
1MEB
2Amasya Üniversitesi


Bildiri No: 146 - Bildiri Sunum Şekli: Poster Bildiri

Bu çalışma, Türkiye’de 2015-2019 yılları arasında fen eğitimi alanında STEM konularında hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezlerini içerik yönünden analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır. STEM eğitimi ile ilgili çeşitli içerik analizi çalışmalar da mevcuttur( Aydın Günbatar,Tabar,2019;Çevik,2017; Daşdemir,Cengiz,Aksoy,2018;Tezel ve Yaman,2018;Elmalı ve Balkan Kıyıcı,2017). Bu çalışmalar genellikle makaleleri incelemişlerdir. Tezleri inceleyen son çalışma ise (Daşdemir,Cengiz,Aksoy,2018) 2017 ve öncesini konu edinmiştir. 2018 yılından itibaren STEM konulu tezleri inceleyen bir çalışmaya literatürde rastlanmamıştır. Bu noktada çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
 
Bu araştırma; betimsel içerik analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.  Bu araştırmada Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi’nin web  adresinden erişilebilen STEM uygulamalarını konu edinen fen eğitiminde hazırlanmış olan 54 yüksek lisans ve doktora tezi analiz edilmiştir. 

Araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde tezlerin büyük çoğunluğunun (%83,33) yüksek lisans tezi olduğu görülmektedir. Yıllara göre hazırlanan tezlerin yıldan yıla artış gösterdiği görülmektedir. Özellikle 2018 ve 2019 yıllarında önceki yıllara çok büyük artış olduğu görülmektedir. Tezlerin benimsediği yaklaşımın daha çok karma yönünde olduğu, nitel araştırmaların görece daha az olduğu görülmektedir. Bu durum alan yazın ile uyuşmamaktadır(Aydın Günbatar ve Tabar,2019; Çevik,2017;Yıldırım,2016). Bunun nedeninin literatürdeki içerik çalışmalarının daha çok makaleleri incelenmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Çünkü karma yöntemler uzun ve yorucu çalışma gerektirdiği için daha çok tezlerde tercih edilmektedir (Tashakkori &Teddlie, 2003).  Tezlerde çalışılan örneklemin  (%31,48) öğretmen ve öğretmen adayının , %64,81’nin öğrenciler olduğu görülmektedir. Bu durum alan yazın ile benzerlik göstermektedir (Garret, 2008;Aydın Günbatar ve Tabar,2019). Bunun bu örneklem grubunun kolay ulaşılabilir olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Tezlerde tasarlanan modeller incelendiğinde ise modellerin daha çok (%74,07) var olan durumu betimleyici olduğu deneysel ve eylemsel (%23,03) araştırmaların daha az yapıldığı görülmektedir. Tezlerde en çok kullanılan üç veri toplama aracının ölçek ( %35) , başarı testi(%26) ve yarı yapılandırılmış görüşme formu (%24), olduğu belirlenmiştir. Tezlerde en çok kullanılan üç değişken ise tutum (%18,27), akademik başarı (%16,35), ve bilimsel süreç becerileridir (%9,62). Benzer durum (Gökbayrak ve Karışan,2017; Aydın Günbatar ve Tabar,2019) çalışmalarında da tespit edilmiştir.
 
Varılan sonuçlardan şu öneriler getirilmiştir: 
 
*          Doktora düzeyinde hazırlanacak tezlere ağırlık verilebilir.
*          Nitel yaklaşımlı tezler çalışılabilir.
*          Tezlerde çalışılan örneklemlerde öğrencilere ağırlık verilebilir. 
*          Araştırmalarda deneysel ve eylem araştırmaları artırılabilir. 
*          Veri toplama araçlarında psikomotor yetenekleri ölçen araçlar geliştirilebilir.

 


The Effects Of Colloborative Learning Method On Understanding Of


Kübra Sezer1, Cengiz Karakurt1, Ahmet Yurtseven1, Faik Özgür Karataş1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 130 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main objective of education is to improve students’ skills to reach information rather than to transfer textbooks to their brain. This can be achieved through the development of high-order process skills in students. Various teaching methods and techniques should be developed to train individuals to gain these skills. This study aims to investigate effects of a revised collaborative learning technique on students’ chemistry understanding in an after school recitation program.  The participants were 72 ninth grade students who enrolled an after school recitation program. In the study, semi-experimental research design was employed. While the revised Jigsaw technique was used in the experimental group, the teacher-centered question solving was used in control group and no intervention took place to the blank test group. The data were collected by individual interviews and a conceptual achievement test, which was used as pre/posttest. After the treatment, five randomly selected students from the experimental group were interviewed. The interviews were recorded and later transcribed verbatim. One-way variance analysis (ANOVA) was administrated to the test data. The results showed significant difference between the groups in favor of the experimental group (F (2-69) = 25,067; p<.05). Control group students’ understanding increased when compared to the students in the blank group. The participants also stated positive opinions about the technique. As Jigsaw technique is more effective in recitation hours, it can be used in public and private schools where similar programs are carried out.
 

Etüt Saatlerinde Işbirlikli Öğrenme Yöntemi Kullanımının “kimyasal Türler Arasında Etkileşimler” Konusunun Kavranmasına Etkisi


Kübra Sezer1, Cengiz Karakurt1, Ahmet Yurtseven1, Faik Özgür Karataş1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 130 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde sorgulayan, eleştirel düşünebilen, problem çözen, makul karar verebilen bireylerin yetişmesi için öğrencinin aktif olduğu çeşitli yöntem ve tekniklerin geliştirilmesi ve etkilerinin araştırılması başlıca araştırma konularındandır. Bu noktada öğrencilerin yeni bilgilerin kazandırılmasında en önemli hususlardan biri öğretmenlerin konuya uygun olarak kullandıkları yöntem ve tekniklerdir. Bu çalışmada, kimya etütlerinde işbirlikli öğrenme yöntemi kullanılmasının 9. sınıf  öğrencilerinin “Kimyasal Türler Arasında Etkileşimler” konusunu kavramalarına etkisi araştırılmıştır. Kimyanın farklı dallarının temel konusu olan “Kimyasal Türler Arası Etkileşimler” bu öneminden dolayı araştırma konusu olarak seçilmiştir. Araştırmaya Mesleki Teknik ve Anadolu lisesinde öğrenim gören ve 9. sınıfa devam eden toplam 72 öğrenci katılmıştır. Araştırmada, rasgele belirlenen sabit (19), kontrol (27) ve deney (26) gruplu yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Deney grubuna okul saatlerinden sonra işbirlikli öğrenme yönteminin yeniden düzenlenmiş Jigsaw tekniği uygulanırken, kontrol grubuna öğretmen merkezli öğretim yöntemi, sabit (kör) gruba ise hiçbir müdahalede bulunulmamış, okulda aldıkları eğitim temel olarak alınmıştır. Veriler mülakat ve ön test /son test olarak uygulanan kavramsal başarı testi ile toplanmıştır. İki haftalık süreç sonrasında deney grubundan rasgele seçilen beş öğrenci ile mülakat yapılmıştır. Testten elde edilen veriler tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey HSD-testi kullanılarak analiz edilmiştir.  Ses kayıt cihazı kullanılarak yapılan mülakatlar ise önce metine dönüştürülmüş sonra içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, düzenlenmiş jigsaw tekniğinin uygulandığı deney grubunun akademik başarı puanları (X=7,81)  ile kontrol grubu başarı puanları (X=4,41) arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık görülmüştür (F(2-69)= 25,067; p<.05). Kontrol grubu öğrencilerinin de sabit grupta yer alan öğrencilere göre başarılarının arttığı görülmüştür. Yapılan mülakat sonucunda uygulanan teknik ile ilgili olumlu görüşler elde edilmiştir. Jigsaw tekniğinin düzenlenmiş halinin etüt çalışmalarında daha etkili olması benzer programlar yürütülen resmi ve özel okullarda kullanılabileceğini göstermektedir.


The Opinions Of Science Teachers About Eba (education Information Network) Resources And Live Lessons, Which Is The Meb (ministry Of National Education) Digital Education Platform


Gonca Keçeci1, Belgin Kavukçu1
1FIRAT ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 329 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the distance education process that started on March 23, due to the pandemic, schools have entered the digitalization process in Turkey. In schools, face-to-face education is suspended and lessons are taught only by distance education.In this study, it was aimed to get the opinions of science teachers working in public schools to teach the science course through EBA simultaneously and the effects of EBA resources on students.
The result of the research was created by applying it to 12 science teachers working in the city center of Şanlıurfa. In line with the answers given to the interview form prepared by the researcher, codes were created and tabulated and stated in the findings section.
Data were collected using semi-structured interviews and the analysis of the data was interpreted as content analysis.
When the answers given by the teachers were examined, they stated that distance education and science lesson were understandable, but students understood at the level of knowledge.Since the experiments and activities could not be practiced, it is thought that the students could not transfer what they learned to daily life.While some teachers find EBA resources sufficient, some do not find it sufficient. Teachers who did not see it enough stated that there were not enough simulations and detailed videos at EBA, that the exercises were only in the form of tests, there were no right and wrong exercises and filling the gaps parts.
In addition, while some of the teachers indicated that they are following the textbook during the live lesson, the others opened the presentations they prepared before the lesson.Based on the study, it can be suggested that science education is difficult with distance education, and studies should be carried out to increase the duration of science lessons and to enrich EBA content more.

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Meb Digital Eğitim Platformu Olan Eba(Eğitim Bilişim Ağı) Kaynakları Ve Canlı Dersler Ile Ilgili Görüşleri


Gonca Keçeci1, Belgin Kavukçu1
1FIRAT ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 329 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

 Türkiye’ de pandemi dolayısıyla 23 Mart'tan itibaren başlayan uzaktan eğitim sürecinde okullar dijitalleşme süreci içine girmiştir. Okullarda yüz yüze eğitime ara verilerek sadece uzaktan eğitim ile dersler anlatılmaktadır.Bu çalışmada devlet okullarında çalışan fen bilimleri öğretmenlerinin, fen bilimleri dersini EBA üzerinden eş zamanlı anlatmanın ve EBA kaynaklarının öğrenciler de etkileri hakkında görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırmanın sonucu Şanlıurfa il merkezinde çalışan 12 fen bilimleri öğretmenine uygulanarak oluşturulmuştur. Araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formuna verilen cevaplar doğrultusunda kodlar oluşturularak tablolaştırılmış ve bulgular kısmında belirtilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılarak toplanmış ve verilerin analizi içerik analizi şeklinde yorumlanmıştır. Öğretmenlerin vermiş olduğu cevaplar incelendiğinde uzaktan eğitim ile fen dersinin anlaşılır olduğunu fakat öğrencilerin bilgi düzeyinde anladıklarını ifade etmişlerdir. Deney ve etkinlikler uygulamalı yapılmadığı için öğrencilerin günlük hayata aktaramadıkları düşünülmektedir. Öğretmenlerin bir kısmı EBA fen kaynaklarını yeterli görürken bir kısmı yeterli görmemektedir. Yeterli görmeyen öğretmenler EBA’da yeterli simülasyon ve detaylı videoların olmadığını alıştırmaların sadece test şeklinde olduğunu doğru yanlış ve boşluk doldurma alıştırmalarının olmadığını söylemişlerdir.Ayrıca öğretmenlerin bazıları canlı ders esnasında ders kitabından takip ederken bazıları ise dersten önce hazırladıkları sunuları açtığını belirtmiştir. Çalışmadan yola çıkarak fen eğitiminin uzaktan eğitim ile zor olduğunu fen dersi sürelerinin artırılması ve EBA’nın içeriğinin daha fazla zenginleşmesi için çalışma yapılması önerilebilir.
 


Chemical Literacy Levels Of Pre-service Science Teachers


Oya Ağlarcı Özdemir1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 358 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Chemistry is directly related to branches of science such as physics, biology and geology. It is aimed to raise chemistry literate individuals who use them in explaining daily life, health, industry and environmental issues and thus to contribute to achieving scientific literacy. The aim of the study is to investigate freshmen pre-service science teachers’chemical literacy skills. The case study method was used to determine the chemical literacy levels . 71 pre-service science teachers participated in the study. As the data collection tool of the study, a questionnaire consisting of open-ended and Likert type questions related to general chemistry topics developed by Shwartz, Ben-Zvi and Hofstein (2006) was used. This questionnaire is designed to determine to nominal, functional, conceptual and multi-dimensional levels of chemical literacy. The findings of the study show that the nomimal chemistry literacy levels of pre-service science teacher are satisfactory as they reveal that the majority are familiar with chemistry-related concepts in the questionnaire. At the functional level, many of the participants’ answers are scientifically correct and sufficient. At the conceptual level, there were questions about the relationship between chemistry knowledge and events in daily life. It was found that pre-service teachers were insufficient with some of the questions at this level (for example acid rain, burning candles, rusting of iron). At the multidimensional level, they answered the questions about a reading text containing the relationship between chemistry-technology-society. Insufficient results have been obtained at this level. In the light of the findings of the study, although the levels of nominal and functional levels of chemical literacy are sufficient, it is seen that they are insufficient in terms of relating to daily life. Accordingly, some suggestions were made. Courses should be given in a way to establish a relationship with daily life together with theoretical information.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Kimya Okuryazarlık Seviyelerinin Belirlenmesi


Oya Ağlarcı Özdemir1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 358 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Kimya alanı, fen bilimlerinin merkezinde yer alan ve fizik, biyoloji, jeoloji gibi bilim dallarıyla doğrudan ilişkili bir bilim dalıdır. Kimya eğitimi ile kimya bilimine ait temel bilgi ve becerileri; gündelik yaşam, sağlık, sanayi ve çevre ile ilgili konuları açıklamakta kullanan kimya okuryazarı bireyler yetiştirmek ve böylece bilimsel okuryazarlığın sağlanmasına katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmenliği 1. Sınıfta öğrenim gören öğrencilerin, kimya okuryazarlık seviyelerinin belirlenmesidir. Araştırmada katılımcıların kimya okuryazarlığı seviyelerinin belirlenmesi amacıyla durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya toplam 71 fen bilgisi öğretmen adayı katılmıştır. Çalışmanın veri toplama aracı olarak Shwartz, Ben-Zvi ve Hofstein (2006) tarafından geliştirilen genel kimya konuları ile ilişkili açık uçlu ve Likert tipi sorulardan oluşan bir ölçek kullanılmıştır. Bu ölçek, kimya okuryazarlığını; sözsel (nominal), fonksiyonel, kavramsal ve çok boyutlu seviyelerde belirlenmesi amacıyla tasarlanmıştır. Araştırmanın bulguları, fen bilgisi öğretmen adaylarının sözsel kimya okuryazarlığı seviyesinin yüksek olduğunu; çoğunluğun ölçekte yer alan kimya ile ilgili kavramlarla aşina olduğunu ortaya koymaktadır. Fonksiyonel seviyede ise, birçok öğretmen adaylarının cevabı bilimsel açıdan doğru ve yeterlidir. Kavramsal seviye ise, kimya bilgileri ile gündelik hayattaki olaylar arasındaki ilişkiye dair sorular yer almıştır. Bu seviyede yer alan bazı sorularda  (örneğin asit yağmurları, yanan mum, demirin paslanması) öğretmen adaylarının yetersiz seviyede olduğu bulunmuştur. Çok boyutlu seviyede ise, kimya-teknoloji-toplum ilişkisi içeren bir okuma parçasına dair soruları cevaplamışlardır.  Bu seviyede yetersiz seviyede sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmanın bulguları ışığında, öğretmen adaylarının kimya ile ilgili bir kavramı bilme ve tanımlama seviyeleri yeterli olsa da gündelik yaşamla ilişki kurma açısından yetersiz oldukları görülmektedir. Bu doğrultuda fen eğitimi programları için çeşitli öneriler getirilmiştir. Kimya ile ilgili derslerin, teorik bilgilerle birlikte gündelik yaşamla ilişkisinin kurulacak şekilde verilmesi öneriler arasındadır. Ayrıca, derslerde, bilim-teknoloji ve toplumla ilgili kritik durumların yer aldığı senaryoların tartışılması ve kimya ile ilişkilendirilmesi de, kimya okuryazarlığına katkı sağlayacaktır.
 


Examining Pre-service Teachers’ Beliefs Related To Inquiry Skills


Süleyman Yılmaz1, Tezcan Kartal2
1Kırşehir Merkez Yunus Emre Ortaokulu
2Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi


Abstract No: 377 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to investigate factors affecting pre-service teachers’ inquiry skills and the relationship between pre-service teachers’ inquiry skills and beliefs related barriers to inquiry-based teaching. Cross-sectional survey design was used in the study to collect data about pre-service teachers’ current attitudes, views, or beliefs. Participants were selected via simple random sampling and were 286 pre-service teachers (N female = 185, N male =101) from the departments of Classroom Teaching and Science Education in the middle Anatolia. Data was  collected by using “Inquiry Skills Scale (ISS)” and “The Beliefs About Inquiry-Based Science Teaching Scale”. ISS was developed by Aldan, Karademir, and Saraçaloğlu (2013) and consists of three factors (knowledge acquisition, controlling knowledge, and confidence) and 14 items. The Beliefs About Inquiry-Based Science Teaching Scale was developed by Dockers (2010) and adapted into Turkish by Kocagül-Sağlam and Şahin (2016) and consists of two sections. The second section entitled “The Barriers to Inquiry-Based Science Teaching” was used in this study. This section has two factors (barriers related to pedagogical knowledge and barriers related to implementation) and 18 items. Demographic data was collected with a “Personal Information Form”. Data was analyzed by using SPSS. Findings show that pre-service teachers’ inquiry skills differed by their departments and that male pre- service teachers perceive more barriers for inquiry-based science teaching than their female counterparts.

*This study was a part of the first author’s master thesis entitled “Examining Pre-Service Science Teachers' Inquiry Skills in Terms of Their Science Teaching Self-Efficacy Beliefs”.

Öğretmen Adaylarının Sorgulama Becerilerine Ilişkin Inançlarının Incelenmesi


Süleyman Yılmaz1, Tezcan Kartal2
1Kırşehir Merkez Yunus Emre Ortaokulu
2Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi


Bildiri No: 377 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma, farklı bölümlerde okumakta olan öğretmen adaylarının, sorgulama becerilerini etkileyen değişkenleri ve sorgulama becerileri ile sorgulamaya dayalı fen öğretiminde karşılaşabilecekleri engellere ilişkin inançlar arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Öğretmen adaylarının mevcut tutumları, görüşleri veya inançları hakkında veri toplamak için kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubu basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bu çerçevede 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Orta Anadolu Bölgesinde Sınıf ve Fen Bilgisi Öğretmenliğinde öğrenim görmekte olan 185’u kadın ve 101’i erkek toplam 286 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmanın verileri “Sorgulama Becerileri Ölçeği” (SBÖ) ve “Sorgulamaya Dayalı Öğretime Yönelik İnanç Ölçeği” (SÖYİ) kullanılarak elde edilmiştir. SBÖ, Aldan Karademir ve Saraçaloğlu (2013) tarafından geliştirilmiştir. Bu ölçek 14 maddeden ve 3 faktörden (Bilgi Edinme, Bilgiyi Kontrol Etme ve Özgüven) oluşmaktadır. SÖYİ, Dockers (2010) tarafından geliştirilmiş ve Kocagül-Sağlam ve Şahin (2016) tarafından Türkçe’ye uyarlanmıştır. Bu ölçek iki bölümden oluşmaktadır. Araştırmada ölçeğin tamamı kullanılmamıştır. Ölçeğin ikinci bölümü olan “Sorgulamaya Dayalı Öğretim Yöntemi Kullanılarak Yapılan Fen Öğretiminde Karşılaşılabilecek Engeller” ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin 18 maddeden oluşan ikinci bölümü iki faktörden (Pedagojik bilgi eksikliğinden kaynaklanan engeller ve yöntemin uygulanmasından kaynaklı engeller) oluşmaktadır. Öğretmen adaylarının demografik özeliklerini belirlemek için ‘Kişisel Bilgiler’ formu kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizi SPSS programında yapılmıştır. Elde edilen araştırma sonuçlarına göre öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri alana göre sorgulama becerilerinde anlamlı farklılığa sebep olduğu ve erkek öğretmen adaylarının sorgulamaya dayalı fen öğretiminde kadınlara göre daha fazla engel ile karşılaşabileceklerine inanmaktadırlar.

*Bu çalışma, ilk yazarın “Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Sorgulama Becerilerinin Fen Öğretimi Özyeterlik İnançları Açısından İncelenmesi” isimli yüksek lisans tezinden üretilmiştir.


Examining Entrepreneurship Levels Of Music Teaching Undergraduate Students In Terms Of Gender, Grade Level And Career Goals: The Case Of Bursa Uludağ University


Nagihan Oğuz Duran1, Rasim Erol Demirbatır2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversites,


Abstract No: 71 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to examine the entrepreneurship levels of Bursa Uludağ University Music Teaching undergraduate students in terms of gender, grade level, and career goals. With this purpose, data were collected from all first and fourth-year students (N = 82) enrolled in Bursa Uludağ University Department of Music Teaching, in the fall semester of the 2019-2020 academic year. The Individual Entrepreneurship Perception Scale (IEPS) and a Personal Information Form were used to collect the data. Mann Whitney U test was used in data analysis. The results showed that there was no significant difference by gender in terms of total and subscale scores of the IEPS, but the IEPS total scores (U=1077.0, p=.028), as well as the locus of control (U=1105.0, p=.014), self-confidence (U=1076.0, p=.027) and self-discipline  (U=1061.5, p=.038) scores significantly differed in favor of fourth-year students. In addition, in terms of career goals, it was found that those aiming for a non-teaching profession  (M=51.78) scored significantly higher than those aiming to become a teacher (M=38.19)  in locus of control scores (U=714.5, p= .026). Based on these results, suggestions for increasing the entrepreneurship levels of the Music Teaching undergraduate students have been developed.
 
 

Müzik Öğretmenliği Programı Öğrencilerinin Girişimcilik Düzeylerinin Cinsiyet, Sınıf Ve Kariyer Hedefi Bakımından Incelenmesi: Bursa Uludağ Üniversitesi Örneği


Nagihan Oğuz Duran1, Rasim Erol Demirbatır2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversites,


Bildiri No: 71 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, Bursa Uludağ Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Programı öğrencilerinin girişimcilik düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve kariyer hedefi bakımından incelenmesidir. Bu amaçla, 2019-2020 akademik yılı güz yarıyılında Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerinin tümünden (N=82) veri toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Bireysel Girişimcilik Algı Ölçeği (BGAÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney U testi uygulanmıştır.  Elde edilen bulgular doğrultusunda, BGAÖ toplam ve alt-ölçek pua