• Türkçe
  • English

FMGTEK 2021 - Kongre Kitapçığı





Examining The Lesson Plans Prepared For Teaching The Concept Of Ecological Footprint


Elçin Ayaz1, Menşure Alkış Küçükaydın2
1Dicle Üniversitesi
2Necmettin Erbakan Üniversitesi


Abstract No: 39 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

"Fix climate change," which is one of sustainable development goals, is an important issue that can be addressed in the dimension of sustainable development and environmental education, especially in the young age group, which will contribute to the acquisition of environmental awareness. Therefore, this study aims to examine how future classroom teacher candidates approach the concept of ecological footprint, which includes content closely related to daily life, such as climate change and basic environmental problems, in their course processes. The study was conducted with 30 classroom teacher candidates who studied at a state university in the 2020-2021 academic year and took the "Sustainable Development and Education" course. In this context, examining the lesson plans prepared by the teacher candidates regarding the ecological footprint. As a result of analysis, it was determined that the classroom teacher candidates associated the concept of ecological footprint with the Life Sciences and Science course outcomes; they discussed the concepts of the conscious consumer, resource use, savings, recycling, reuse, environment, nature, ecology, and ecological footprint during the course; It was seen that they adopted the method of expression, question and answer, discussion, station, demonstration, role-playing, case study, brainstorming, cooperative teaching, and 5E learning model. The activities and practices used in the course process were carried out on environmental pollution, balance of nature, global warming, global climate change, conscious consumer, use of resources, multiple-choice and open-ended questions for the measurement and evaluation process, poster design, problem-solving, acrostic, composition and concept maps are preferred. According to relevant analyses, teacher candidates emphasized the lower dimensions of the ecological footprint and alternative measurement and evaluation techniques. In the results of study, it is suggested to make inferences about each sub-dimension to ensure the integrity of the subject by using interdisciplinary cooperation to understand the ecological footprint with all horse dimensions.
 

Ekolojik Ayak Izi Kavramının Öğretimine Yönelik Hazırlanan Ders Planlarının Incelenmesi


Elçin Ayaz1, Menşure Alkış Küçükaydın2
1Dicle Üniversitesi
2Necmettin Erbakan Üniversitesi


Bildiri No: 39 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Küresel anlamda sürdürülebilir bir gelecek anlayışı oluşturabilmek için Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) desteğiyle sürdürülebilir kalkınma amaçları belirlenmiştir. Bu amaçlar arasında yer alan “iklim değişikliğinin düzeltilmesi” sürdürülebilir kalkınma ve çevre eğitimi boyutunda ele alınabilecek özellikle küçük yaş grubundaki öğrencilerin çevre farkındalığı kazanmalarına katkı sağlayacak önemli bir konudur. Dolayısıyla bu çalışmada geleceğin sınıf öğretmeni adaylarının bu amaca yönelik olarak iklim değişikliği ve temel çevre sorunları gibi günlük yaşamı yakından ilgilendiren içerikleri kapsayan ekolojik ayak izi kavramını ders süreçlerinde nasıl ele aldıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, 2020-2021 akademik yılında bir devlet üniversitesinde öğrenim gören ve “Sürdürülebilir Kalkınma ve Eğitim” dersini alan 30 sınıf öğretmeni adayı ile yürütülmüştür. Bu bağlamda öğretmen adaylarının ekolojik ayak izi ile ilgili hazırladıkları ders planları incelenmiştir. İncelemeler sonucunda öğretmen adaylarının ekolojik ayak izi kavramını daha çok Hayat Bilgisi ve Fen Bilimleri ders kazanımlarıyla ilişkilendirdikleri; ders sürecinde bilinçli tüketici, kaynak kullanımı, tasarruf, geri dönüşüm, yeniden kullanım, çevre, doğa, ekoloji ve ekolojik ayak izi kavramlarını ele aldıkları; yöntem olarak anlatım, soru-cevap, tartışma, istasyon, gösteri, rol oynama, örnek olay, beyin fırtınası, işbirliğine dayalı öğretim ve 5E öğrenme modelini benimsedikleri görülmüştür. Ders sürecinde kullanılan etkinlikler ve uygulamalar çevre kirlilikleri, doğanın dengesi, küresel ısınma, küresel iklim değişikliği, bilinçli tüketici, kaynakların kullanımı konularında gerçekleştirilmiş, ölçme ve değerlendirme süreci için çoktan seçmeli ve açık uçlu sorular, afiş tasarlama, probleme çözüm üretme, akrostiş, kompozisyon ve kavram haritaları tercih edilmiştir. İlgili analizlere göre öğretmen adayları ekolojik ayak izinin alt boyutlarına ve alternatif ölçme-değerlendirme tekniklerine oldukça az vurgu yapmışlardır. Çalışma sonunda ekolojik ayak izinin bütün at boyutlarıyla birlikte anlaşılması için disiplinler arası işbirliğinden yararlanarak konu bütünlüğünü sağlamak adına her alt boyutla ilgili çıkarımların yapılması önerilmiştir.


Investigation Of Inquiry-based Learning Approach Studies: A Bibliometric Analysis


Elçin Ayaz1, Menşure Alkış Küçükaydın2
1Dicle Üniversitesi
2Necmettin Erbakan Üniversitesi


Abstract No: 40 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The inquiry-based learning approach is a set of learning activities that emphasize the process of seeking answers to the problem in question, thinking critically about the relevant answers, and analyzing the results. The inquiry-based approach, which includes different advantages for both students and teachers, has an important function in the process of preparing oneself for real life. For this reason, it has found its place in many research topics. In this study, a bibliometric analysis of the inquiry-based learning approach was carried out on the Web of Science database. Accordingly, a search was carried out on the SCI-E, SSCI, A&HCI, and E-SCI indexes with the keyword "inquiry-based" on the relevant database. The last search was carried out on 20 July 2021 and a total of 1546 articles were reached according to the inclusion criteria. Related analyzes were made with the help of the VOSviewer program and the most effective authors, journals, institutions, articles, cooperation between authors, and co-word network structure were examined. As a result of the analysis, it has been seen that the studies on the research inquiry-based approach have increased rapidly since 2015; the top journal in the inquiry-based subject is the "International Journal of Science Education" and the top institution is the "State University System of Florida". In addition, the top author in inquiry-based approach studies is Garcia-Carmona A., and the most cited article with 576 citations is "Inquiry-Based Science Instruction-What Is It and Does It Matter? Results from a Research Synthesis Years 1984 to 2002". Also, in the co-word network analysis, it was seen that the inquiry-based approach was associated with the words "STEM", "Formative education" and "critical think" after 2017. The results obtained shed light on the current literature on inquiry-based approach studies. Based on this, new study areas on the subject have been proposed.
 

Araştırma Sorgulamaya Dayalı Öğrenme Yaklaşımı Çalışmalarının Incelenmesi: Bibliyometrik Bir Analiz


Elçin Ayaz1, Menşure Alkış Küçükaydın2
1Dicle Üniversitesi
2Necmettin Erbakan Üniversitesi


Bildiri No: 40 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Araştırma sorgulamaya dayalı öğrenme yaklaşımı; söz konusu probleme yönelik cevaplar aramak, ilgili cevaplar üzerinde eleştirel düşünmek ve ulaşılan sonuçları analiz etmek sürecini vurgulayan bir dizi öğrenme etkinliğidir. Bu etkinlikte öğretmen, öğretme kaynağı değil öğrenciler için öğrenmeyi kolaylaştıran bir motivasyon unsurudur. Dolayısıyla bu yaklaşım, öğrencilerin potansiyellerini ortaya çıkarmada önemlidir. Gerek öğrenci açısından gerekse öğretmen açısından farklı avantajları kapsayan araştırma sorgulama yaklaşımı, bireyin kendini gerçek yaşama hazırlaması sürecinde önemli bir işleve sahiptir. Bu nedenle pek çok araştırma konusu içinde kendine yer bulmuştur. Bu çalışmada da araştırma sorgulamaya dayalı öğrenme yaklaşımının Web of Science veri tabanı üzerinden bibliyometrik analizi yapılmıştır. Buna göre ilgili veri tabanı üzerinden “inquiry-based” anahtar kelimesi ile SCI-E SSCI, A&HCI ve E-SCI indeksleri üzerinden tarama gerçekleştirilmiştir. Son tarama 20 Temmuz 2021’de gerçekleştirilmiş ve dâhil edilme kriterlerine göre toplam 1546 makaleye ulaşılmıştır. İlgili analizler VOSviewer programı yardımıyla yapılmış ve en etkili yazarlar, dergiler, kurumlar, makaleler ile yazarlar arası işbirliği durumu ve ortak kelime ağı yapısı incelenmiştir.  Analiz sonucunda araştırma sorgulama yaklaşımıyla ilgili çalışmaların 2015 yılından itibaren hızla arttığı, konuyla ilgili en etkili derginin “International Journal of Science Education”, en etkili kurumun  “State University System of Florida” olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırma sorgulama yaklaşımı çalışmalarında en etkili yazarın Garcia-Carmona A., 576 atıf sayısıyla en çok atıf alan makalenin ise “Inquiry-Based Science Instruction-What Is It and Does It Matter? Results from a Research Synthesis Years 1984 to 2002” olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte araştırma sorgulama yaklaşımıyla ilgili makalelere ortak kelime analizi uygulanmış ve yıllara göre anahtar kelimelerdeki değişimler açığa çıkarılmıştır. Ortak kelime ağı analizinde araştırma sorgulama yaklaşımının 2017 yılından sonra “STEM”, “biçimlendirici eğitim” ve “eleştirel düşünme” kelimelerle ilişkilendirildiği görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, araştırma sorgulama yaklaşımı çalışmalarıyla ilgili güncel literatüre ışık tutmuştur. Buna dayanarak konuyla ilgili yeni çalışma alanları önerilmiştir.
 


An Examination Of Primary School Teachers' Science Literacy Levels And Self-efficacy Beliefs Towards Science Teaching In Terms Of Several Variables


Kamuran KUTUR1, Mustafa AKILLI1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 48 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research aims to examine primary school teachers’ levels of science literacy and self-efficacy beliefs about teaching science in certain variables with the relational screening model. The sample includes 506 teachers from Bursa, 337 female, 169 male teachers. "Basic Science Literacy Test (Laugksch and Spargo, 1996)", adapted to Turkish by Duruk (2012), "Self-Efficacy Belief Scale of Primary School Teachers in Science Teaching” (Enochs and Riggs, 1990)" adapted to Turkish by Bıkmaz (2004), and researcher’s "Personal Information Form" were used as measurement tools.
When data were analyzed, no significant difference was found between teachers’ science literacy levels and gender, seniority, or department of graduation. The age variable was revealed to influence the "science-technology-society" sub-dimension considerably. The influence was found to favor groups under 25 over the age groups of 31-35 and over 40.
Examining the self-efficacy beliefs about science teaching, a significant difference, in favor of male teachers, was observed in the sub-dimension of “Outcome expectation” within the scope of the gender variable. Seniority is found to affect total self-efficacy in science teaching, and “self-efficacy belief” and “Outcome expectation” significantly. This effect favors teachers with more than 20 years of experience over teachers with 6-10 years in the sub-dimension of "self-efficacy belief”.
The age of the teachers was discovered to affect both the total self-efficacy belief scale and the sub-dimensions "self-efficacy belief" in science teaching greatly. This, for the sub-dimensions of "self-efficacy belief" and "self-efficacy belief in science teaching", was understood to favor teachers over 40 over teachers between 26-30. Upon analyzing the graduated department, no significant differences were found.
It is believed that conducting both qualitative studies to further investigate and analyze the findings of this study and similar studies in other niche domains with different sample structures and sizes will contribute to the field.

Sınıf Öğretmenlerinin Fen Okuryazarlık Düzeyleri Ve Fen Öğretimine Yönelik Öz Yeterlik Inançlarının Farklı Değişkenler Açısından Incelenmesi


Kamuran KUTUR1, Mustafa AKILLI1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 48 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Araştırma sınıf öğretmenlerinin fen okuryazarlık düzeyleri ile fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançlarını bazı değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. İlişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Bursa ili ilkokullarında çalışan, 337 kadın ve 169 erkek olmak üzere 506 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Ölçme aracı olarak; 1996’da Laugksch ve Spargo’nun çalışmasından, Duruk(2012) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılmış olan “Temel Fen Okuryazarlık Testi”, Enochs ve Riggs(1990)’in çalışmasından Bıkmaz(2004) tarafından Türkçeye uyarlanması yapılmış “Sınıf Öğretmenlerinin Fen Öğretiminde Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği” ve araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır.
     Veriler incelendiğinde; sınıf öğretmenlerinin fen okuryazarlık düzeyleri ile cinsiyet, kıdem ve mezun olunan bölüm değişkenleri arasında herhangi bir anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Yaş değişkeninin “fen-teknoloji-toplum” alt boyutu için anlamlı bir farklığa sebep olduğu anlaşılmıştır. Farklılığın; 31-35 yaş, 25 yaş altı ve 40 yaş üstü gruplar arasında, 25 yaş altı gruplar lehine olduğu görülmüştür.
     Fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları incelendiğinde; cinsiyet değişkeni kapsamında “Sonuç beklentisi” alt boyutunda erkekler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Kıdem değişkeninin fen öğretiminde öz yeterlik toplamı ve “öz yeterlik inancı” ve “sonuç beklentisi” açısından anlamlı farklılığa sebep olduğu anlaşılmıştır. Bu farklılığın, “öz-yeterlik inancı” alt boyutunda çalışma süresi 6-10 yıl olanlar ile çalışma süresi 20 yıl üzerinde olan öğretmenler arasında; çalışma süresi 20 yıldan fazla olan öğretmenler lehine oluştuğu görülmüştür. Öğretmenlerin yaşlarının, hem fen öğretiminde öz yeterlik inancı ölçeği toplamı hem de alt boyutlardan “öz yeterlik inancı” açısından anlamlı farklılığa sebep olduğu anlaşılmıştır. Bu farkın; “öz yeterlik inancı” ve “fen öğretiminde öz yeterlik inancı” alt boyutları için, yaşı 26-30 arasındakiler ile 40 yaş üzerinde olan öğretmenler arasında, yaşları 40’tan büyük olan öğretmenler lehine oluştuğu anlaşılmıştır. Mezun olunan bölüm değişkeni incelendiğinde, herhangi bir anlamlı farklılık bulunmadığı belirlenmiştir.
     Bu çalışmanın sonuçlarının derinlemesine incelenmesi ve analizi amacıyla nitel çalışmaların yapılmasının, başka özel alanlar kapsamında benzer çalışmaların farklı örneklem yapı ve büyüklüklerinde gerçekleştirilmesinin alana katkısının olacağı düşünülmektedir.


Views Of Classroom Teachers On Argumentation-based Learning Approach


Hamdi Karakaş1
1Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı


Abstract No: 125 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the opinions of classroom teachers about the argumentation-based learning approach. The research was designed based on the qualitative research model and phenomenology pattern was used. The study was carried out in a province in the Central Anatolia Region, and criterion sampling method was used to determine the study group. The study group consisted of 22 classroom teachers who were knowledgeable about the argumentation-based learning approach, experienced it through workshops, and used this approach in at least two different activities in their classes. The data were collected through the semi-structured opinion form prepared by the researcher. Content analysis method was used in the analysis of the data. As a result of the research, classroom teachers presented their views and experiences on the applicability, advantages and limitations of the argumentation-based learning approach in primary schools. Classroom teachers emphasized that this approach should be used in terms of gaining multidimensional thinking, discussion skills, using basic argument elements (claim, data, justification) and creating an active learning process. They highlighted that this approach takes too much time and the lack of student-teacher experience as a limitation. In addition, classroom teachers emphasized the effectiveness of the argumentation-based learning approach and stated that they could use this approach more in their lessons. The advantages of the argumentation-based learning approach should be considered important for the next generation to keep up with the technology and information age. It should be ensured that students experience this approach from primary school through life science, science and social studies lessons. It should be ensured that primary school teachers use the argumentation-based learning approach in life studies, science and social studies lessons, and students can experience this approach more often.

Sınıf Öğretmenlerinin Argümantasyon Tabanlı Öğrenme Yaklaşımına Ilişkin Görüşleri


Hamdi Karakaş1
1Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı


Bildiri No: 125 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin argümantasyon tabanlı öğrenme yaklaşımına ilişkin görüşlerinin tespit etmektir. Araştırma, nitel araştırma modeli temel alınarak kurgulanmış ve olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Çalışma İç Anadolu Bölgesi’ndeki bir ilde gerçekleştirilmiş olup, çalışma grubunu belirlemede ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Argümantasyon tabanlı öğrenme yaklaşımı hakkında bilgi sahibi olan, atölye çalışmalarıyla deneyimlemiş ve bu yaklaşımı sınıflarında en az iki farklı etkinlikte kullanmış olan 22 sınıf öğretmeni çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından yarı yapılandırılmış şekilde hazırlanan görüş alma formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenleri argümantasyon tabanlı öğrenme yaklaşımının ilkokullarda uygulanabilirliği, avantajları ve sınırlılıkları noktasında görüşlerini ve deneyimlerini sunmuşlardır. Sınıf öğretmenleri bu yaklaşımın çok boyutlu düşünme, tartışma becerisi kazandırma, temel argüman elamanlarını (iddia, veri, gerekçe)  kullanma ve aktif bir öğrenme süreci oluşturma noktasında kullanılması gerekliliğine vurgu yapmışlardır. Bu yaklaşımın çok fazla süre alması ve öğrenci-öğretmen deneyim eksikliğini ise sınırlılık olarak ön plana çıkartmışlardır. Ayrıca sınıf öğretmenleri argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımının etkililiğine vurgu yapmışlar ve bu yaklaşımı derslerinde daha fazla kullanabileceklerini ifade etmişlerdir. Gelecek neslin teknoloji ve bilgi çağına ayak uydurabilmesinde argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımının avantajları önemli görülmelidir. Sınıf öğretmenlerinin hayat bilgisi, fen bilimleri ve sosyal bilgiler derslerinde argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımını kullanmaları ve öğrencilerin de bu yaklaşımı daha sık deneyimleyebilmeleri sağlanmalıdır.


Developing An Attitude Scale Towards Artificial Intelligence Technology For Teacher Candidates: A Study Of Validity And Reliability


Burcu ALAN1, Gonca KEÇECİ1, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN2
1Fırat Üniversitesi
2Fırat Üniversite


Abstract No: 142 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With this study, it is aimed to develop a measurement tool that can be used to determine the attitudes of teacher candidates towards artificial intelligence technology. For this purpose, an item pool consisting of 60 items was created by scanning the relevant literature. In order to determine the content validity of the scale, which was prepared as a Likert type, the scale items were examined by field experts. In addition, 15 teacher candidates were examined and necessary arrangements were made. After the necessary changes in the pre-application, the scale was applied to 315 teacher candidates studying at different departments at Fırat University in Elazig for the reliability study and construct validity. Exploratory factor analysis and reliability analysis were performed using the data obtained. As a result of the exploratory factor analysis, it was found that the scale had a three-dimensional structure. Sub-dimensions of the scale; The attitude towards the use of artificial intelligence in education is named as the attitude towards the use of artificial intelligence in daily life and support for the development of artificial intelligence. KMO value was calculated to be .904. Chi-square value of Bartlett's test of Sphericity was (x2 (1035)= 14251,423;p<.001). The total variance explained in the developed measurement tool is 56,748%. The factor load values of the items in the scale vary between .470 and .816. Cronbach Alpha reliability coefficient for the entire scale .958, for the first factor, “attitude towards the use of artificial intelligence in education”.953, for the second factor, “attitude towards the use of artificial intelligence in everyday life”.925 and for three factor “support for the development of artificial intelligence” was found as 891. As a result of the validity and reliability analysis, it was arranged as a 39-item scale containing 28 positive and 11 negative items. 
 

Öğretmen Adayları Için Yapay Zekâ Teknolojisine Yönelik Tutum Ölçeği Geliştirilmesi: Geçerlik Ve Güvenirlik Çalışması


Burcu ALAN1, Gonca KEÇECİ1, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN2
1Fırat Üniversitesi
2Fırat Üniversite


Bildiri No: 142 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma ile öğretmen adaylarının yapay zekâ teknolojisine karşı tutumlarını tespit etmek amacıyla kullanılabilecek bir ölçme aracı geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilgili alan yazın taranarak 60 maddeden oluşan bir madde havuzu oluşturulmuştur. Likert tipi olarak hazırlanan ölçeğin kapsam geçerliliğinin tespiti için ölçek maddeleri alan uzmanları tarafından incelenmiştir. Ayrıca 15 öğretmen adayına maddeler inceletilmiş gerekli görülen düzenlemeler yapılmıştır. Ön uygulama da gerekli görülen değişiklikler sonrasında ölçek güvenirlik çalışması ve yapı geçerliliği için Elazığ İli Fırat Üniversitesi’nde farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan 315 öğretmen adayına uygulanmıştır. Elde edilen veriler kullanılarak açımlayıcı faktör analizi ve güvenirlik analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin üç alt boyutlu bir yapıya sahip olduğu bulunmuştur. Ölçeğe ait alt boyutlar; yapay zekânın eğitimde kullanımına yönelik tutum, yapay zekânın günlük hayatta kullanımına yönelik tutum ve yapay zekanın gelişimine destek olarak isimlendirilmiştir. Ölçeğe ait KMO değeri .904 olarak hesaplanmıştır. Barlett küresellik sonuçlarına göre ki-kare değerinin anlamlı olduğu görülmüştür (x2 (1035)= 14251,423;p<.001). Geliştirilen ölçme aracında açıklanan toplam varyans % 56.748’dür. Ölçekte yer alan maddelerin faktör yük değerleri .470 ile .816 arasında değişmektedir. Ölçeğin tamamına ait Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .958, birinci faktör olan  “yapay zekânın eğitimde kullanımına yönelik tutum” için .953, ikinci faktör olan “yapay zekanın günlük hayatta kullanımına yönelik tutum” için .925 ve üçünü faktör olan “yapay zekanın gelişimine destek” için .891 olarak bulunmuştur. Yapılan geçerlik ve güvenirlik analizi sonucunda, 28 olumlu 11 olumsuz madde içeren 39 maddelik ölçek olarak düzenlenmiştir. Geliştirilmiş olan ölçeğin öğretmen adaylarının yapay zeka teknolojisine karşı tutumlarını belirlemek için kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu görülmüştür.


The Subject Of Artificial Intelligence In Education: A Document Analysis Study


Burcu ALAN1, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN1
1Fırat Üniversitesi


Abstract No: 143 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Artificial intelligence is one of the most popular technologies of recent times, which is frequently mentioned today, used for different purposes in many different sectors, and encountered in many areas of our lives whether we are aware of it or not. Considering that education continues to develop in constant interaction with the technologies of the era it is in, it is impossible not to cross paths with artificial intelligence technology. This technology has become the focal point of many countries and educators with its reflections on the education system and the changes it will bring about or are aimed to bring. Many experts predict that in the near future, artificial intelligence technology will reach a level that can control the education process from start to finish. As a matter of fact, the various steps taken by the countries in this area and the budgets they allocate support this foresight. Especially China, the USA and the UK have taken great strides in the name of artificial intelligence and education integration by updating their current curricula, preparing textbooks for artificial intelligence, organizing applied events and Olympics. In our country, there has been an increase in the number of studies in the field of artificial intelligence in education, and workshops and symposiums have begun to be organized in order to raise awareness. With this study, it is aimed to examine the use and effects of artificial intelligence applications in the field of education in Turkey and present them in a certain order. In the study, the document analysis method, one of the qualitative research methods, was used. While collecting the data, journals, articles, reports and internet resources related to artificial intelligence studies in education were used. The data obtained were regularly presented under certain headings and some inferences were made.
 

Eğitimde Yapay Zekâ Konusu: Bir Doküman Inceleme Çalışması


Burcu ALAN1, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN1
1Fırat Üniversitesi


Bildiri No: 143 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Yapay zekâ, günümüzde adından sıkça söz ettiren, birçok farklı sektörde farklı amaçlarla kullanılan, farkında olsak da olmasak da hayatımızın pek çok alanında karşımıza çıkan son zamanların gözde teknolojilerindendir. Eğitimin, içerisinde bulunduğu çağın sahip olduğu teknolojiler ile sürekli bir etkileşim içinde gelişimini sürdürdüğü düşünüldüğünde yapay zekâ teknolojisi ile yolunun kesişmemesi imkânsızdır. Bu teknoloji, eğitim sistemi üzerindeki yansımaları, beraberinde meydana getireceği ya da getirmesi hedeflenen değişimler ile hem birçok ülkenin hem de eğitimcilerin odak noktası haline gelmiştir. Birçok uzman yakın gelecekte yapay zekâ teknolojisinin eğitim sürecini baştan sona kontrol edebilecek bir seviyeye ulaşacağını öngörmektedir. Nitekim ülkelerin bu alanda atmış oldukları çeşitli adımlar ve ayırdıkları bütçelerde bu öngörüyü desteklemektedir. Özellikle Çin, ABD ve İngiltere mevcut müfredatlarını güncelleyerek, yapay zekâya yönelik ders kitapları hazırlayarak, uygulamalı etkinlikler ve olimpiyatlar düzenleyerek yapay zekâ ve eğitim entegrasyonu adına büyük adımlar atmışlardır. Ülkemizde de, eğitimde yapay zekâ alanında yapılan çalışmaların sayısında artmalar olmuş ve farkındalığı yükseltmek amacıyla çalıştaylar, sempozyumlar düzenlenmeye başlanmıştır. Bu çalışma ile Türkiye de eğitim alanındaki yapay zekâ uygulamalarının kullanımlarını ve etkilerini inceleyerek belirli bir düzen içerisinde sunmak amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Veriler toplanırken eğitimde yapay zekâ çalışmalarına ilişkin dergi, makale, rapor ve internet kaynaklarından yararlanılmıştır. Elde edilen veriler belirli başlıklar altında düzenli bir şekilde sunulmuş ve bir takım çıkarımlarda bulunulmuştur.
 


A Web 2.0 Tool For Assessment: Eda


Zeynep TATLI1, Şeyma TURAN2
1Trabzon Üniversitesi
2Trabzon Faruk Başaran Bilsem


Abstract No: 184 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to introduce an alternative web 2.0 tool developed to make the problems experienced in terms of measurement and evaluation in the emergency distance education process manageable for students, teachers and parents. Performing measurement and evaluation activities during the pandemic process in which emergency distance education started has gained even more importance in terms of the effectiveness of the process. Especially at the primary school level, where basic skills are acquired, the process has brought additional difficulties. There was a need for interactive web 2.0 tools that classroom teachers could design by taking into account their own classroom and student characteristics, and that the evaluation results could be instantly reported to parents and students. Web 2.0 tools that provide easy content development and sharing to its users, enriching the developed content with multimedia elements storing the development results of the users, providing personalized instant feedback and supporting different types of questions are used in assessment and evaluation processes is actively used. There are many web 2.0 tools used for assessment and evaluation in the literature, and each one stands out with its different features.
            The Interactive Assessment Area (EDA) developed in the study, which was structured using the design-based research method, consists of three interfaces: teacher, student, parent. In the teacher interface, users can define their classes, prepare ten different types of activities and share activities with the class and/or other teachers in the system. has a feature. In addition to the opportunity to provide the teacher with personalized feedback for each question, it can also present the reports of the progress of the classes with the support of graphics. On the student, parent interfaces, only the developmental results of the user can be seen and messaging with teachers registered in the system is supported.
    
 

Ölçme Değerlendirmeye Yönelik Bir Web 2.0 Aracı: Eda


Zeynep TATLI1, Şeyma TURAN2
1Trabzon Üniversitesi
2Trabzon Faruk Başaran Bilsem


Bildiri No: 184 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada acil uzaktan eğitim sürecinde ölçme değerlendirme açısından yaşanan aksaklıkların öğrenci, öğretmen ve veli açısından yönetilebilir hale getirilmesi için geliştirilmiş alternatif bir web 2.0 aracının tanıtılması amaçlanmıştır. Acil uzaktan eğitime başlanılan pandemi sürecinde ölçme değerlendirme etkinliklerini gerçekleştirmek, sürecin etkililiği açısından daha da büyük önem kazanmıştır. Özellikle temel becerilerin kazandırıldığı ilkokul düzeyinde süreç beraberinde ek zorlukları da getirmiştir. Sınıf öğretmenlerinin kendi sınıf ve öğrenci özelliklerini dikkate alarak tasarlayabilecekleri, değerlendirme sonuçlarının veli ve öğrencilere anında bildirilebileceği etkileşimli web 2.0 araçlarına ihtiyaç duyulmuştur. Kullanıcılarına kolay içerik geliştirme ve paylaşma imkânı sunan web 2.0 araçları, geliştirilen içerikleri çoklu ortam öğeleri (metin, ses, resim, video vb.) ile zenginleştirme, kullanıcıların gelişim sonuçlarını saklayabilme, kişiselleştirilebilir anlık dönütler sunma ve farklı soru türlerini destekleme özellikleri ile ölçme değerlendirme süreçlerinde aktif olarak kullanılmaktadır. Literatürde ölçme değerlendirme amacıyla kullanılan çok sayıda web 2.0 aracı mevcut olup her biri farklı özellikleri (soru türü, paylaşım seçenekleri, Türkçe dil desteği, zenginleştirilebilir anlık dönütler vb.) ile ön plana çıkmaktadır. Web 2.0 araçlarının sağladığı avantajlardan yola çıkarak gerçekleştirilen bu çalışmada, Etkileşimli Değerlendirme Alanı (EDA)’nın tanıtılması amaçlanmaktadır.
Tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılarak yapılandırılan çalışmada geliştirilen EDA öğretmen, öğrenci ve veli olmak üzere üç arayüzden oluşmaktadır.  Öğretmen arayüzünde, kullanıcılarına sınıflarını tanımlama, on farklı türde (test, açık uçlu, anket, boşluk doldurma, bulmaca, eşleştirme, görsel/seçim, ses/video, matriks, sıralama) etkinlikler hazırlama, etkinlikleri sınıfla ve\veya sistemdeki diğer öğretmenler ile paylaşma özelliği bulunmaktadır. Ayrıca öğretmene her soru için kişiselleştirilebilir dönüt sunma imkânının yanı sıra sınıflara ait gelişim sonuçlarının raporlarını grafik desteğiyle de sunabilmektedir. Öğrenci ve veli arayüzlerinde ise yalnızca kullanıcıya ait gelişimsel sonuçları görülebilmekte ve sistemde kayıtlı olan öğretmenler ile mesajlaşma desteklenmektedir.
Bu çalışma 120K197 numaralı TÜBİTAK projesi ile desteklenmiş olup, bir yüksek lisans tezinden üretilmiştir.
 


Analysis Of Content Developed In Eda, Web 2.0 Tool For Assessment Evaluation


Zeynep TATLI1, Şeyma TURAN2
1Trabzon Üniversitesi
2Trabzon Faruk Başaran Bilsem


Abstract No: 188 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The emergency distance education process that emerged with the Covid-19 pandemic has brought along many problems, especially in determining the learning levels of the students, participating in the assessment evaluation activities of the students. The distance education process, which was made an unprepared and urgent transition with the pandemic, has been challenging for both teachers, students, parents. While teachers' needs for digital material development, sharing with their students, student follow-up have increased, the need for feedback from their teachers, especially for students in the first steps, has risen to the top. While some of the parents, who are the other component of this process, worked from home, the other part had to continue their business life face-to-face, and in this process, they felt inadequate in terms of following their children who took online classes. In line with these needs, the EDA was developed and introduced to teachers in different provinces of Turkey through virtual meetings through ARGE centers of the MEB after the pilot application. Accordingly, as of December 2020, the requested trainings were met  a total of 500 classroom teachers were trained. At the end of the training, classroom teachers developed their own assessment evaluation materials using EDA in line with their needs. In this study, the assessment evaluation materials produced between December 2020 and August 2021 by accessing the database of EDA were determined according to the levels of Bloom Taxonomy in terms of content, the type of measurement tool the developed material was analyzed for the course it belongs to.
As a result of the study, it is seen that the assessment evaluation materials developed by the teachers in the digital environment are mainly concentrated in the knowledge, comprehension steps of Bloom's Taxonomy. In addition, it was determined that teachers developed different types of questions using EDA.
 

Ölçme Değerlendirmeye Yönelik Web 2.0 Aracı Eda’da Geliştirilen Içeriklerin Analizi


Zeynep TATLI1, Şeyma TURAN2
1Trabzon Üniversitesi
2Trabzon Faruk Başaran Bilsem


Bildiri No: 188 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Covid-19 pandemisi ile ortaya çıkan acil uzaktan eğitim süreci, öğrencilerin özellikle öğrenme düzeylerinin belirlenmesi ve öğrencilerin ölçme değerlendirme faaliyetlerine katılması noktasında pek çok sorunu beraberinde getirmiştir. Pandemi ile hazırlıksız ve acil geçiş yapılan uzaktan eğitim süreci hem öğretmen hem öğrenci hem de veli açısından zorlayıcı olmuştur. Öğretmenlerin dijital materyal geliştirme, öğrencileri ile paylaşma ve öğrenci takibi konusunda ihtiyaçları artarken özellikle ilk basamaklarda bulunan öğrencilerin ise öğretmenlerinden dönüt alma ihtiyaçları üst sıralara yükselmiştir. Bu sürecin diğer bileşeni olan velilerin bir kısmı evden çalışırken diğer bölümü yüzyüze iş hayatlarına devam etmek zorunda kalmış ve bu süreçte online derse giren çocuklarının takibi noktasında kendilerinin yetersiz hissetmişlerdir. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda Etkileşimli Değerlendirme Aracı (EDA) geliştirilmiş pilot uygulaması sonrasında Türkiye’nin farklı illerindeki öğretmenlere Millî Eğitim Bakanlığı ARGE merkezleri üzerinden sanal toplantılar aracılığı ile tanıtılmıştır. Bu doğrultuda 2020 Aralık ayı itibari ile Trabzon, Samsun, Ağrı, İstanbul, Mardin’den talep edilen eğitimler karşılanmış ve toplam 500 sınıf öğretmenine eğitim verilmiştir. Eğitimler sonunda sınıf öğretmenleri ihtiyaçları doğrultusunda EDA’yı kullanarak kendi ölçme değerlendirme materyallerini geliştirmişlerdir. Bu çalışmada EDA’nın veri tabanına erişilerek 2020 Aralık ve 2021 Ağustos ayları arasında üretilen ölçme değerlendirme materyalleri içerik yönünden Bloom Taksonomisinin basamaklarına (bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez) göre bulundukları düzey, biçim yönünden ise ölçme aracı türüne (anket, açık uçlu, test, sıralama, eşleştirme, görsel seçim, ses/video, boşluk doldurma, bulmaca, matriks) ve geliştirilen materyalin ait olduğu derse yönelik olarak analize tabi tutulmuştur. 
Çalışma sonucunda öğretmenlerin dijital ortamda geliştirdikleri ölçme değerlendirme materyallerinin ağırlıklı olarak Bloom Taksonomisinin bilgi ve kavrama basamaklarında yığıldığı görülmektedir. Ayrıca öğretmenlerin EDA’yı kullanarak farklı türlerde sorular geliştirdikleri ve öğrencilere bireyselleştirilmiş dönüt vermek için bir çaba gösterdikleri tespit edilmiştir.
 


The Level Of Including History Of Science And Turkish-islamic Scholars In The Science Curriculum And Textbooks


Gonca KEÇECİ1, Pelin YILDIRIM1
1Fırat Üniversitesi


Abstract No: 100 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


Today, various countries such as Canada, Japan, England, Finland aim to raise individuals as scientifically literate individuals in the improvements they will make in the field of education and the policies they will create for sustainable development and inclusive growth. For this purpose, it is focused on the necessity of benefiting from the history of science in science teaching in order to understand how scientific knowledge is created by scientists, through which stages the knowledge has reached its present state, how it is used in new research, and to understand the human dimension of science. With this study, it is aimed to investigate the extent to which Turkish-Islamic scholars, who have shaped the history of science and science in the field of science, are included in the science curriculum and textbooks prepared for it. In the study, document analysis method was used. Within the scope of the study, the science course curriculum, the textbooks prepared according to the curriculum, the studies carried out to include Turkish-Islamic scholars in the science course, and the visual and auditory tools used were investigated. As a result of the study, the part allocated to Islamic scholars who contributed to the history of science in the science curriculum and the textbooks prepared accordingly is quite inadequate, the scientists who are often mentioned both in science books and in the press are of Western origin, students and teachers are scholars of Turkish-Islamic origin. It has been reached that he/she knows/knows less than the Western-origin scholars. In order to learn the history of science as completely as possible and teach it to future generations, 'history of science' can be taught to teachers. In addition, it can be ensured that teachers and students have sufficient documents and materials in order to include the history of science in teaching.

Fen Bilimleri Öğretim Programında Ve Ders Kitaplarında Bilim Tarihine Ve Türk-Islam Alimlerine Yer Verilme Düzeyi


Gonca KEÇECİ1, Pelin YILDIRIM1
1Fırat Üniversitesi


Bildiri No: 100 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde Kanada, Japonya, İngiltere, Finlandiya gibi çeşitli ülkeler, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı büyüme için eğitim alanında yapacakları iyileştirmelerde ve oluşturacakları politikalarda bireylerin, fen okuryazarı bireyler olarak yetişmelerini amaçlamaktadırlar. Bu amaç doğrultusunda bilim insanları tarafından bilimsel bilginin ne biçimde oluşturulduğunun, oluşturulan bilginin hangi aşamalardan geçerek bugünkü haline ulaştığının, yeni araştırmalarda ne şekilde kullanıldığının, bilimin insani boyutunun idrak edilmesinin anlaşılması için fen öğretiminde bilim tarihinden yararlanılmasının gerekliliği üzerine odaklanılmaktadır. Bu çalışmayla, fen bilimleri öğretim programında ve buna yönelik hazırlanan ders kitaplarında bilim tarihine ve fen alanında bilime yön vermiş Türk-İslam alimlerine ne düzeyde yer verildiğinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında fen bilimleri dersi öğretim programı, öğretim programına göre hazırlanan ders kitapları, fen bilimleri dersinde Türk-İslam alimlerine yer verilmesine yönelik yapılan çalışmalar, kullanılan görsel ve işitsel araçlar araştırılmıştır. Çalışma sonucunda fen bilimleri öğretim programında ve buna göre hazırlanan ders kitapları içerisinde bilim tarihine katkıda bulunan İslam âlimlerine ayrılan kısmın oldukça yetersiz olduğuna, gerek fen kitaplarında gerekse basın yayın organlarında çoğu kez adı geçen bilim insanlarının Batı kökenli olduğuna, öğrenci ve öğretmenlerin Türk-İslam kökenli bilginleri, Batı kökenli bilginlere oranla daha az tanıdığına/bildiğine ulaşılmıştır. Bilim tarihinin olabildiğince eksiksiz öğrenilebilmesi ve gelecek kuşaklara öğretilebilmesi adına öğretmenlere ‘bilim tarihi’ öğretimi verilebilir. Bunun yanı sıra bilim tarihinin, öğretime dâhil edilebilmesi adına öğretmen ve öğrencilerin yeterli düzeyde doküman ve malzemelere sahip olmaları sağlanabilir.


Determination Of Pre-service Science Teachers' Learning Experiences Towards Programming Education With Reflective Diaries


Nazan Kahraman1, Esra Yecan1, Fatma Taşkın Ekici1
1Pamukkale Üniversitesi


Abstract No: 111 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In recent years, programming education is given to students at different levels through various programming languages in order to have important educational contributions and to follow the technological developments by keeping up with the changing world. In this context, this study aims to reveal the learning experiences of pre-service science teachers towards programming education through reflective diaries. For this purpose, programming education was given to pre-service science teachers for 4 weeks. The research is in the basic qualitative research design. The sample of the research consists of 13 pre-service teacher who are studying in the 3rd grade of Pamukkale University Science Teaching Program in the spring semester of the 2019-2020 academic year and voluntarily participate in the "Programming Education". In the creation of the sample; the criterion sampling technique, which is based on situations that meet a set of predetermined criteria, was used. In the research, reflective diaries consisting of 4 open-ended questions were used as data collection tool. The questions in the reflective diaries were prepared by examining the literature and presented to the opinion of 4 specialist. In addition, the questions in the reflective diaries include the general views of pre-service teachers about what they learned,  what they thought and felt about what they learned, what they had difficulty in learning and what they learned during their programming education. In the analysis of the data obtained, code-concept-themes related to the data were created by applying content analysis.

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Programlama Eğitimine Yönelik Öğrenme Deneyimlerinin Yansıtıcı Günlükler Ile Belirlenmesi


Nazan Kahraman1, Esra Yecan1, Fatma Taşkın Ekici1
1Pamukkale Üniversitesi


Bildiri No: 111 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda eğitsel açıdan önemli katkılarının olması ve değişen dünyaya ayak uydurarak teknolojik gelişmeleri takip etme adına farklı düzeydeki öğrencilere çeşitli programlama dilleri aracılığıyla programlama eğitimi verilmektedir. Bu çalışmada, bu bağlamda Fen Bilimleri öğretmen adaylarının programlama eğitimine yönelik öğrenme deneyimlerinin yansıtıcı günlükler aracılığıyla ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında Fen Bilimleri öğretmen adaylarına 4 hafta boyunca programlama eğitimi verilmiştir. Araştırma, temel nitel araştırma desenindedir. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılı Pamukkale Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği programı 3. sınıfta öğrenim gören ve “Programlama Eğitimi”ne gönüllü olarak katılım sağlayan 13 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Örneklemin oluşturulmasında; önceden belirlenmiş bir dizi ölçütü karşılayan durumların temel alınmasını benimseyen ölçüt örnekleme tekniğine başvurulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak 4 açık uçlu sorudan oluşan yansıtıcı günlükler kullanılmıştır. Yansıtıcı günlüklerde yer alan sorular, alanyazın incelenerek hazırlanmış ve 4 uzmanın görüşüne sunulmuştur. Bununla birlikte yansıtıcı günlüklerdeki sorular kapsam olarak; öğretmen adaylarının programlama eğitimi boyunca öğrendikleri, öğrendikleri hakkında düşündükleri ve hissettikleri, öğrenmekte zorlandıkları ve öğrendiklerine yönelik genel görüşlerini içermektedir. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizine başvurularak verilere ilişkin kod-kavram-temalar oluşturulmuştur.


Determination Of Science Teachers' Views On Technology Supported Science Teaching


Hasan Bakırcı1, Saniye Yaşar2, Murat Cancan1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
2Van yüzüncü Yıl Üniversitesi


Abstract No: 113 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In recent years, it can be said that technology-assisted teaching has taken place a lot in learning environments. It is thought that the fact that technology is a part of our lives is effective in the frequent use of technology in learning environments. With the FATIH (Movement to Increase Opportunities and Improve Technology) project in our country, technology-supported teaching gained speed and the use of technology in the learning environment increased. With the increase in the use of technology in learning environments, it has become important to determine the benefits and limitations of technology-assisted teaching. Teachers have a great importance in revealing this important situation. In this context, the aim of this study is to determine the views of science teachers on technology-assisted science teaching. For this purpose, the phenomenology pattern, one of the qualitative research approaches, was used in the study. The study was carried out with 10 Science teachers (2 male, 8 female) working in a province in the Eastern Anatolia Region in the 2020-2021 academic year. In the study, data were collected with a semi-structured interview form developed by the researchers. The data were analyzed using content and descriptive analysis technique. As a result of the study, science teachers drew attention to many benefits of technology-assisted science teaching. Teachers these benefits; They listed them as providing permanent learning, making learning fun, appealing to many senses and improving technology literacy. In addition, teachers stated that technology supported science teaching facilitates learning by embodying abstract science concepts and provides effective learning.
 

Teknoloji Destekli Fen Öğretimine Yönelik Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Görüşlerinin Belirlenmesi


Hasan Bakırcı1, Saniye Yaşar2, Murat Cancan1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
2Van yüzüncü Yıl Üniversitesi


Bildiri No: 113 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda öğrenme ortamlarında teknoloji destekli öğretime oldukça fazla yer verildiği söylenebilir. Öğrenme ortamlarında teknolojinin bu kadar sık kullanılmasında, teknolojinin hayatımızın bir parçası olmasının etkili olduğu düşünülmektedir. Ülkemizde FATİH (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) projesi ile birlikte teknoloji destekli öğretim hız kazanmış ve öğrenme ortamında teknoloji kullanımı artmıştır. Teknolojinin öğrenme ortamlarında kullanımının artması ile birlikte teknoloji destekli öğretimin fayda ve sınırlılıklarının belirlenmesi önemli hale gelmiştir. Bu önemli durumun ortaya çıkarılmasında öğretmenler büyük bir öneme sahiptir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, teknoloji destekli fen öğretimine yönelik Fen Bilimleri öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, nitel araştırma yaklaşımlarından olgubilim deseni kullanılmıştır. Çalışma, 2020-2021 eğitim öğretim döneminde Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir ilde görev yapan 10 Fen Bilimleri öğretmeni (2 erkek, 8 kadın) ile yürütülmüştür. Çalışmada veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Veriler, içerik ve betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Çalışmanın sonucunda Fen Bilimleri öğretmenleri, teknoloji destekli fen öğretiminin birçok faydalarına dikkat çekmişlerdir. Öğretmenler bu faydaları; kalıcı öğrenmeyi sağladığı, öğrenmeyi eğlenceli hale getirdiği, birçok duyu organına hitap ettiği ve teknoloji okuryazarlığını geliştirdiği şeklinde sıralamışlardır. Bunun yanı sıra öğretmenler, teknoloji destekli fen öğretiminin soyut fen kavramlarını somutlaştırarak öğrenmeyi kolaylaştırdığını ve etkili öğrenmeyi sağladığını dile getirmişlerdir.
 


Perceptions Of Pre-service Science Teachers Towards The Concept Of "innovation"


Nazan Kahraman1, Fatma Taşkın Ekici1
1Pamukkale Üniversitesi


Abstract No: 199 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

"Engineering and design skills", which include "innovative thinking" in the science curriculum, is one of the developments that stand out especially in the field of education in recent years, since it offers different perspectives on the solution of problems. When the relevant literature is examined, it is seen that different skills are included in engineering and design skills in different sources and innovative thinking is frequently included among these skills. In this study, it is investigated what the concept of “innovation”, which is the mentioned keyword within the scope of engineering and design skills, means for pre-service science teachers. The research is in the phenomenological pattern, which is one of the studies that aims to investigate the phenomenon that are not completely foreign to us and that we cannot fully grasp the meaning of. In the study, the purposeful sampling method, which emerged in the tradition of qualitative research, was adopted and the study group of the research consisted of 48 pre-service teacher studying at Pamukkale University Science Education Department in the 2018-2019 academic year. A semi-structured interview form was used as a data collection tool in the research, and the data were collected from pre-service teachers in writing. Content analysis was used in the analysis of the data. In the analysis phase, the data were conceptualized and rearranged according to the emerging concepts, the themes explaining the data were determined and the findings were interpreted.

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının “inovasyon” Kavramına Yönelik Algıları


Nazan Kahraman1, Fatma Taşkın Ekici1
1Pamukkale Üniversitesi


Bildiri No: 199 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilimleri dersi öğretim programında yer alan “inovatif–yenilikçi düşünme”yi kapsayan “mühendislik ve tasarım becerileri” son yıllarda problemlerin çözümüne farklı bakış açıları sunması sebebiyle özellikle eğitim alanında ön plana çıkan gelişmelerden birisi konumundadır. İlgili literatür incelendiğinde mühendislik ve tasarım becerilerine farklı kaynaklarda farklı becerilerin dahil edildiği ve bu beceriler arasında inovatif-yenilikçi düşünmenin sıklıkla yer aldığı görülmektedir. Bu çalışmada mühendislik ve tasarım becerileri kapsamında bahsi geçen anahtar kelime olan “inovasyon” kavramının fen bilimleri öğretmen adayları için ne ifade ettiği araştırılmaktadır. Araştırma, bize tümüyle yabancı olmayan, aynı zamanda tam olarak anlamını kavrayamadığımız olguları araştırmayı hedefleyen çalışmalardan olan olgubilim desenindedir. Çalışmada nitel araştırma geleneği içerisinde ortaya çıkan amaçlı örnekleme yöntemi benimsenerek araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Pamukkale Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 48 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, veriler öğretmen adaylarından yazılı olarak toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Analiz aşamasında veriler kavramsallaştırılmış ve ortaya çıkan kavramlara göre tekrar düzenlenmiş, veriyi açıklayan temalar saptanmış ve bulgular yorumlanmıştır.


A Review Literatur Mental Health Problems At The Workplace


Syahnur Rahman1, Endang Prastuti2, Machmudah Machmudah3
1Universitas Pendidikan Indoensia
2Universitas Negeri Malang
3Universitas Nahdlatul Ulama Surabaya


Abstract No: 73 - Abstract Presentation Type: Poster Paper

 
The current essay addressed the significance and factors that influence an individual's mental health in the setting of work. This study establishes a basis and impetus for examining mental health problems across time, as well as emphasizes the need to assess the related elements that play an essential role in mental health problems. Mental health should not be viewed as a single component, but rather as a whole. So academics and mental health experts should examine a variety of psychological and professional risk factors, such as depressive symptoms, negative affect, and work environment, to pinpoint the problem and develop a better treatment strategy. Individuals' mental health is a critical element of their lives. Mental health is defined as a condition of well-being in which a person recognizes his or her own potential, is able to manage regular life pressures, works successfully and efficiently, and is able to contribute to his or her community. If a person fails to recognize his or her skills to deal with work demands and is unable to manage regular workplace stress, he or she may have acquired some type of mental health condition. When it comes to work, there are several elements that have an impact on a person's mental health. Factors such as repetitive work, shift work, unclear roles, poor emotions, and everyday difficulties cause people to develop mental health issues such as negative affect, depression, and psychological discomfort. The current article also emphasized the need to organize mental health workshops in the workplace in order to raise mental health awareness. The study also advised that mental health training be held in the workplace in order to raise mental health awareness. These findings have major implications for treatment and preventative programming aimed at lowering mental health problems in the workplace, and more study in this area is required.
 
 


Fostering Technological Pedagogical Content Knowledge: Developing A Workshop For Science Teachers


Ebru Mazlum Güven1, Nevzat Yiğit1
1Trabzon University


Abstract No: 112 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

A student’s environment is surrounded by high technology either at home or at school. That environment requires the teachers to possess skills as working with technologies in teaching, addressing pedagogical issues that emerge while using technology, integrating knowledge of technology, subject matter, and teaching and learning with technology as known as TPACK. Literature presents various issues about science teachers’ technology integration. They are the primary users while using technology; are not provided with the kinds of experiences necessary to prepare them to use technology effectively; still have inadequate knowledge of instructional strategies and activities for enhance student learning. Besides, there is a need for studies in which teachers’ TPACK is demonstrated and observed in a long-term process.  Therefore, the aim of this study is to develop a workshop that will foster science teachers’ TPACK. Initially, a set of indicators were determined based on the results of Mazlum Güven, Yiğit, Altun and Alev (2019), Magnusson, Krajcik and Borko (1999) and Dwyer, Ringstaff and Sandholtz (1990). Similar indicators were grouped together and totally seven goals were formed. For each goal, a set of activities were developed, and expert opinions were taken in terms of relevance, feasibility and effectivity. The activities were working on Google Classroom, Spark Page, Plickers and Podcast, creating online portfolios, creating Content Representations, Objective-Strategy-Technology (OST), examining sample lessons and coaching. Workshop was held in four days with four science teachers and data related to evaluation of the workshop was drawn from written questionnaires and voice records of the sessions. One of the remarkable findings was that OST and coaching were quite beneficial to integrate technology in science lessons and workshop allowed teachers to work with other colleagues collaboratively in which participants had opportunity to experience various examples of technology integration.


Mathematics Preservice Teachers’ Reasoning And Knowledge On Combinatorial Problems


Ebru ERSARI1
1Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 208 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The literature shows that both teachers and students have difficulties in combinatorial problems (Fernandez, 2010, Lockwood &Gibson, 2016; McCoy, Hill, Sack, Papakonstantinou, & Parr, 2007). Combinatorial problems require abstract thinking (Karakoç & Alacacı, 2015; Inhelder & Piaget, 1958; Piaget & Inelder, 1975), and they play an essential role in mathematics curriculum. Pre-service teachers' competence in combinatorial problems needs to be further examined (An, 2017; Katic, Hmelo-Silver, & Weber, 2009). Therefore, the purpose of this study is to explore mathematics preservice teachers’ reasoning and knowledge on combinatorial problems.  Convenience sampling will be applied to find the participants of the study. Semi-structured interviews are administered to three preservice teachers. During the interviews, preservice teachers are asked TÜBİTAK mathematical Olympiad problems for middle school students.  Video tapes of the semi-structured interviews as well as preservice teachers’ written work generated during the interviews are the data of this study. Findings of the study will be discussed.

 


Mathematics Teachers’ Proportional Reasoning: Strengths And Weaknesses


Ebru ERSARI1
1Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 214 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Proportional reasoning is “the capstone of elementary school mathematics and the gateway to higher mathematics, including algebra, geometry, probability, statistics, and certain aspects of discrete mathematics” (Kilpatrick, Swafford & Findell, 2001, p. 242). Studies indicates that teachers struggle to solve problems requiring them use proportional reasoning (Brown, Weiland, & Orrill, 2020). The purpose of this study is to examine mathematics preservice teachers’ knowledge on ratio and proportion problems. Specifically, the research question of this study is what are the strengths and weaknesses of preservice teachers’ reasoning on ratio and proportion problems? The research model of this study is a Qualitative Research model, and participants consist of four mathematics preservice teachers at a university in Turkey. The preservice teachers are given a set of ratio and proportion problems during the semi-structured interviews. The interviews are conducted with each preservice teacher individually. Preservice teachers’ written work and also their responses during the interviews are analyzed. Findings and conclusions will be discussed.
 
Reference
Kilpatrick, J., Swafford, J., & Findell, B. (2001). Adding it up. Mathematics Learning Study Committee, Center for Education, Washington, DC: National Academy Press.
Brown, R. E., Weiland, T., & Orrill, C. H. (2020). Mathematics teachers’ use of knowledge resources when identifying proportional reasoning situations. International Journal of Science and Mathematics Education18(6), 1085-1104.
 


Misconceptions And Their Remediation Studies About Chemical Equilibrium Between The Years Of 2010 And 2020


İdris Erdeal1, Gülşah Yıldırım1, Ruhan Benlikaya1
1Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 19 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Chemical equilibrium is known to be one of the most difficult subjects of chemistry, as also affirmed by many researchers. Indeed, its difficulty is experienced not only by students but also by teachers in the 11th grade chemistry program. It is most likely that common misconceptions about the chemical equilibrium come into play here. In an effort to remedy such faulty thinking, we decided to start off by grouping and examining the misconceptions in the literature, in conjunction with the instructional models/methods/techniques and materials recently used to remedy such misconceptions, which we think will help teachers and pre-service teachers instruct the subject. For this purpose, we had access to a total of 20 documents from various sources such as the CHE Thesis Search Center, DergiPark, Harman and EBSCO databases. The documents, which are in Turkish, consist of 13 papers and 7 theses relating to the studies conducted on chemical equilibrium between the years of 2010 and 2020. Since the relevant misconceptions identified in these documents fall under six headings, we have grouped the teaching models/methods/techniques and materials accordingly. The factors affecting equilibrium are associated with the highest level of misconceptions (N=42), whereas thermodynamic conditions and equilibrium (N=2) come under the headings with the lowest. The identification of the misconceptions suggests that the concept tests and achievement tests were the ones mostly used in their diagnosis, in addition to micro-world comprehension tests and interviews. It is also concluded that the instructional studies (N=17) focused predominantly on the factors affecting chemical equilibrium, which  depend upon various models/methods/techniques such as problem based learning, 5E model, cooperative learning, active learning, guided inquiry methods, argumentation and brain storm. In addition, such teaching materials as visual analogies, animations, simulations, videos and conceptual change texts were used during the instructions.

2010-2020 Yılları Arasında Kimyasal Denge Konusunda Yapılmış Kavram Yanılgısı Ve Bu Yanılgıları Giderme Çalışmaları


İdris Erdeal1, Gülşah Yıldırım1, Ruhan Benlikaya1
1Balıkesir Üniversitesi


Bildiri No: 19 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Kimyasal denge konusu, birçok araştırmacının da belirttiği gibi orta öğretim 11. sınıf kimya programının öğrenilmesi ve öğretilmesi en zor olan kimya konularının başında gelmektedir. Bu durumun nedenlerinden biri, kimyasal denge konusunda çok fazla sayıda kavram yanılgısının bulunmasıdır. Yaklaşık son on yılda ilgili alan yazında kimyasal denge ile ilgili belirlenen kavram yanılgılarının ve bu kavram yanılgılarının giderilmesinde kullanılan öğretim model/yöntem/teknik ve materyallerin gruplandırarak incelenmesinin kimyasal denge konusunun öğretiminde öğretmenlere ve öğretmen adaylarına yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu amaçla, YÖK Tez Arama Merkezi, DergiPark, Harman ve EBSCO veri tabanlarında 2010-2020 yılları arasında kimyasal denge konusuyla ilgili yapılmış, dili Türkçe olan 13 ulusal makale ve 7 tez çalışması olmak üzere toplamda 20 doküman taranmıştır. Dokümanlarda tespit edilen kimyasal denge ile ilgili kavram yanılgılarının altı başlık altında toplandığı görülmüş ve bu kavram yanılgılarının giderilmesinde kullanılan öğretim model/ yöntem/ teknik ve materyaller bu başlıklara göre gruplandırılmıştır.  Dengeye etki eden faktörler kavram yanılgılarının (N=42) en fazla olduğu; termodinamik koşullar ve denge (N=2) ise en az olduğu başlıklar arasındadır. Kavram yanılgılarının teşhisinde genel olarak mikro dünyayı anlama testi ve ikili görüşmelerin yanı sıra en çok kavram ve başarı testlerinin kullanıldığı görülmüştür. Bununla birlikte öğretim çalışmalarının da en çok dengeye etki eden faktörler (N=17) konusuna yönelik olarak probleme dayalı öğretim, 5E modeli, işbirlikli öğrenme, rehberli araştırma yöntemi, aktif öğrenme, argümantasyon, beyin fırtınası gibi çeşitli model/yöntem/teknikler kullanılarak yapıldığı ve bu öğretimler sırasında en çok resimli analojiler, animasyonlar, simülasyonlar, videolar ve kavramsal değişim metinlerinden yararlanıldığı görülmüştür.


The Investigation With Descriptive Content Analysis Of Studies That Have Done Between 2013-2020, And About Digital Stories


Neslihan Gürbüz1, Süleyman Yaman1
1Ondokuz Mayıs Üniversitesi


Abstract No: 20 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose is to investigate with descriptive analysis, the studies about digital stories between 2013 and 2020, and englihtening the possible studies that can be done in the future. Therefore, the studies about digital stories in education are searched with the keywords "digital story" and "digital narrative" in the databases and reached to 96 results. In the research, the studies were examined with the investigation of documents and the datas analyzed with descriptive content analysis. In the scope of research, It is seeked for an answer for the distirubition of studies about digital stories in education as to years, the distrubition of articles, doctoral thesises and post graduate thesises, the distribution of studies according to their languages, topics, aims, research designs, sample groups, data collection tools and data analysis methods. As a result, most of the studies have been done between 2019 and 2020, and the number of articles is the highest, and thesises are generally undergraduate. It is detected most of the studies are in Turkish and related to Turkish language. The studies were studied with common goal which is the investigation of effects of digital studies on the skills which are writing, speaking, listening, reading and language. It is also seemed the most used research design is quantitative and most of the sample groups are teacher candidates. Besides, the studies are generally using surveys to collect and content analysis to examine the data. Hence, it is found the number of studies are increasing recently, but there are less study in science. Thus, It is suggested the effects of the usage of digital stories in science lessons in middle school on students' creative and critical thinking, argumentation, problem designing and solving skills can be studied.
 

2013-2020 Yılları Arasında Eğitim Alanında Yapılan Dijital Hikaye Ile Ilgili Çalışmaların Betimsel Içerik Analizi Ile Incelenmesi


Neslihan Gürbüz1, Süleyman Yaman1
1Ondokuz Mayıs Üniversitesi


Bildiri No: 20 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de 2013-2020 yılları arasında eğitim alanında yayınlanan dijital hikaye ile ilgili çalışmaların betimsel içerik analizi ile incelenmesi ve fen bilimleri kapsamında dijital hikaye ile ilgili yapılacak çalışmalara ışık tutmaktır. Bu amaç doğrultusunda eğitim alanında dijital hikayeler ile ilgili yapılmış ve yayınlanmış çalışmalar araştırma kapsamında belirlenen veri tabanlarından ‘dijital hikaye’ ve ‘dijital öykü’ anahtar kelimeleri ile araştırılmış ve bunun sonucunda 96 çalışmaya ulaşılmıştır. Araştırmada çalışmalar doküman inceleme yolu ile incelenmiş ve elde edilen verilerin analizi betimsel içerik analizi yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma kapsamında eğitim alanında dijital hikayeler ile ilgili yapılan çalışmaların yıllara göre dağılımı, tez-makale dağılımı, tez çalışmalarının yüksek lisans ve doktora tezi dağılımı, yazıldıkları dillere göre dağılımı, konu alanlarına göre dağılımı, amaçlarına göre dağılımı, araştırma desenleri, örneklem büyüklüğü, veri toplama araçları ve veri analiz yöntemlerine göre dağlımı gibi araştırma sorularına cevap aranmıştır. Araştırma bulgularına göre bu alanda en fazla çalışmanın 2019 ve 2020 yılında yapıldığı, makale çalışmalarının ağırlıklı olduğu, tez çalışmalarının ise çoğunluğunun yüksek lisans tezi olduğu bulunmuştur. Çalışmaların daha fazla Türkçe olarak yazılıp yayınlandığı, çalışmaların konu alanlarının ise Türkçe alanında yoğunlaştığı görülmüştür. İncelenen çalışmaların en fazla dijital hikayelerin yazma, okuma, dinleme, konuşma ve dil becerilerine etkisinin incelenmesi ortak amacı ile yapılmıştır. Çalışmalarda en fazla nitel araştırma deseni kullanıldığı, çalışmaların büyük çoğunluğunun örneklem grubunun öğretmen adayları olduğu, veri toplama araçları olarak ölçeklerin kullanıldığı ve en fazla kullanılan veri analiz yönteminin içerik analizi olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda eğitim alanında kullanılan dijital hikayelerin son yıllarda popülerliğinin arttığı fakat fen bilimleri kapsamında dijital hikayeler ile ilgili yapılan çalışmaların az sayıda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul fen bilimleri dersinde dijital hikaye kullanımının öğrencilerin yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, argümantasyon becerileri, problem kurma ve problem çözme becerileri gibi çeşitli değişkenler üzerindeki etkisi araştırılabileceğine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
 


Evaluation Of The Project Design Processes Of The Students Prepared For The Tübitak High School Research Projects Competition From The Chemistry Field


Candan CENGİZ1
1Bağımsız Araştrımacı


Abstract No: 50 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is to evaluate the project design processes of students who prepared a project from the Chemistry field for the 50th Scientific and Technological Research Council of Turkey (TÜBİTAK) High School Students Research Projects Competition in the 2018-2019 academic year. In this context, the development of scientific communication, scientific entrepreneurship, scientific project management and scientific application skills of 6 students (4 female, 2 male) studying in 9th grade was examined under the guidance of the researcher who is a scientific project consultant based on project-based learning approach. In this study, it is provided collaborative evaluation of possible causes and solution proposals for the research problem by highlighting the interaction between the researcher and the practitioner. Thus the action research approach, which is a qualitative research design, was chosen as a research model. "Practice (mutual/collaboration/deliberative/interpretive) based action research" was preferred for creating action plans to improve an ongoing application. The data were collected in a 5-months with focus group interviews, the diary and notes of the researcher, student project reports, video and audio recordings (during "Science Club"). 6 students created 3 different groups and produced 3 projects. Because of this research, it was found that the students did not have much difficulty in preparing a project, determining a topic and writing a report, as the researcher provided consultancy to the students in their project work; however, it has been concluded that they may have difficulties in time management, economic reasons and school management. Therefore, in this study, it is indicated that comprehensive and applied scientific project consultancy trainings and support programs should be organized to provide concrete outputs processing more qualified for students designing projects and teachers providing consultancy in scientific research projects. In addition, teachers should be also encouraged and supported in their postgraduate education.

Tübitak Lise Araştırma Projeleri Yarışmasına Kimya Alanından Hazırlanan Öğrencilerin Proje Tasarımı Süreçlerinin Değerlendirilmesi


Candan CENGİZ1
1Bağımsız Araştrımacı


Bildiri No: 50 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı 2018-2019 eğitim-öğretim yılında 50. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’na Kimya alanından proje hazırlayan öğrencilerin proje tasarımı süreçlerinin değerlendirilmesidir. Bu bağlamda, proje tabanlı öğrenme yaklaşımına dayalı bilimsel proje danışmanı olan araştırmacının rehberliğinde 9. sınıfta öğrenim gören 6 öğrencinin (4’ü kadın, 2’si erkek) bilimsel iletişim, bilimsel girişimcilik, bilimsel proje yönetimi ve bilimsel uygulama becerilerinin gelişimleri incelenmiştir. Bu çalışma, araştırmacı ve uygulayıcı arasında etkileşimi öne çıkararak araştırma problemine ilişkin olası nedenleri ve çözüm önerilerini işbirliği içinde değerlendirmeyi sağlamaktadır. Bu kapsamda, araştırma modeli olarak nitel araştırma deseni olan eylem araştırması yaklaşımı kullanılmıştır. Devam eden bir uygulamayı geliştirmeye yönelik eylem planları oluşturulduğu için “uygulama (karşılıklı işbirliği/tartışma/yorumlama) temelli eylem araştırması” türü seçilmiştir. Veriler; odak gruplu görüşmeler, araştırmacının gözlemleri doğrultusunda günlüğü ve notları, öğrenci proje raporları, video ve ses kayıtları kullanılarak 5 aylık süreçte toplanmıştır. Video ve ses kayıtları haftada 1 ders olmak üzere öğrencilerin “Bilim Kulübü” ders saatlerinde proje çalışmaları toplantısı gerçekleştirildiği sırada alınmıştır. 6 öğrenci 2’şer kişilik 3 farklı grup oluşturarak 3 proje çıkartmışlardır. Araştırma sonucunda, araştırmacının proje çalışmalarında öğrencilere danışmanlık yapması ile öğrencilerin proje hazırlama, konu belirleme, rapor yazma konularında fazla zorluk yaşamadığı; ancak zaman yönetimi, ekonomik nedenler, alan bilgi eksikliği ve okul yönetimi konularında güçlükler yaşayabildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle bu çalışmada, bilimsel araştırma projelerinde danışmanlık yapacak öğretmenler ve proje tasarlayacak öğrenciler için süreci daha nitelikli hale getirmek üzere somut çıktılar sağlamaya yönelik kapsamlı ve uygulamalı bilimsel proje danışmanlık eğitimleri ve destek programlarının düzenlenmesi gerektiği belirtilmektedir. Ayrıca, öğretmenlerin lisansüstü eğitimlerine teşvik edilmeleri ve desteklenmeleri önerilmektedir.


Analysis Of Master's And Doctorate Theses On The Use Of Computer Assisted Education In Chemistry Subjects By Meta-analysis Method


Senem Çolak Yazıcı1
1Düzce Üniversitesi


Abstract No: 131 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of the study is to evaluate the results of the thesis studies in the Thesis Center of the Council of Higher Education (YÖK), which was conducted between 2005-2021, in the direction of experimental applications in chemistry subjects which used computer assisted education, which emerged with the compulsory distant training process, using the meta-analysis method. 29 theses were included in the scope of the research.  As a result of the examination, it is seen that the subject has not been studied within the scope of doctorate since 2014. When the master's theses were examined, it was seen that the most recent thesis work was done in 2019, with 2 (14%) studies being distributed over different years. The most thesis studies were conducted at Marmara University as doctoral research. Thesis studies were mainly carried out on 6th grade (21%) students and quantitative analysis was used as the analysis method throughout the studies. The sample was studied with a maximum of 50-100 samples. Considering the variables examined, misconception (10.8%), success (36.9%), logical thinking ability (6.2%), attitude (33.8%), scientific processing skills (3.1%), permanence (7.7%) and gender (1.5%) variables. has been researched. In the thesis studies, there are no negative or neutral results in the misconception, scientific processing skills and permanence variables of the computer assisted education method. According to results, it can be said that computer assisted education gives positive results in all variables. As a result of the study, when the necessity of integrating the developing technology into education life and the results of the thesis studies examined, it is thought that the use of computer assisted education especially in applied fields should be widespread, and studies should be carried out to reveal the deficiencies of distant training and to support these deficiencies.
 

Kimya Konularında Bilgisayar Destekli Öğretim Kullanımına Yönelik Yapılan Yüksek Lisans Ve Doktora Tezlerinin Meta Analiz Yöntemi Ile Incelenmesi


Senem Çolak Yazıcı1
1Düzce Üniversitesi


Bildiri No: 131 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmanın amacı özellikle zorunlu uzaktan eğitim süreci ile birlikte önemi ortaya çıkan, deneysel uygulamaların bilgisayar destekli öğretim yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmesi yönünde alan yazında var olan tez çalışmalarının sonuçlarının değerlendirilmesidir. Bu kapsamda Kimya konularında “bilgisayar destekli öğretim” anahtar kelimesi kullanılarak taranan yüksek lisans ve doktora çalışmaları meta analiz yöntemiyle incelenmiştir. Söz konusu çalışmada 2005-2021 yılları arasında yapılmış Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) Tez Merkezi veri tabanlarından tarama yapılarak 22 yüksek lisans ve 7 doktora çalışması olmak üzere toplam 29 tez araştırma kapsamına dâhil edilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda 2014 yılından itibaren doktora kapsamında konunun çalışılmadığı görülürken en fazla çalışma 2014 ve 2010 yıllarında yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.  Yüksek lisans tezleri incelendiğinde ise en yakın tarihli tez çalışmasının 2019 yılında yapıldığı en fazla çalışmanın farklı yıllara dağılmak üzere 2’şer (%14) çalışma olduğu görülmüştür. Üniversitelere göre yapılan tez çalışması oranı incelendiğinde en fazla çalışma Marmara Üniversitesi’nde doktora çalışması olarak gerçekleşmiştir. Tez çalışmaları ağırlıklı olarak 6. Sınıf (%21) öğrencileri üzerinde yürütülmüş ve çalışmaların genelinde analiz yöntemi olarak nicel analiz kullanılmıştır. Örneklem sayıları incelendiğinde 50-100 arası kişi ile yapılan çalışmaların, 15 (%51.7) frekansla çalışmaların yarısından fazlasını oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen değişkenlere bakıldığında kavram yanılgısı (%10.8), başarı (%36.9), mantıksal düşünme yeteneği (%6.2), tutum (%33.8), bilimsel işlem becerisi (%3.1), kalıcılık (%7.7) ve cinsiyet (%1.5) değişkenleri araştırılmıştır. Tez çalışmalarında, bilgisayar destekli öğretim yönteminin kavram yanılgısı, bilimsel işlem becerisi ve kalıcılık değişkenlerinde olumsuz veya nötr sonuca ulaşılmazken başarı, mantıksal düşünme yeteneği, cinsiyet ve tutum değişkenlerinde nötr yönünde sonuçlar da yer almaktadır. Sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirildiğinde bilgisayar destekli öğretimin cinsiyet değişkeni hariç tüm değişkenlerde olumlu sonuç verdiği söylenebilir. Çalışma sonucunda gelişen teknolojinin eğitim hayatına entegre edilmesi gerekliliği ve incelenen tez çalışmalarının sonuçları değerlendirildiğinde bilgisayar destekli öğretimin özellikle uygulamalı alanlarda kullanılmasının yaygınlaştırılması, uzaktan eğitimin eksikliklerini ortaya çıkaracak ve bu eksiklikleri destekleyecek çalışmalar yapılması gerektiği düşünülmektedir.
 


Ilköğretim Matematik Öğretmen Adaylarının Vustat Yazılımı Ile Olasılık Ve Veri Işleme Öğrenme Alanında Hazırladıkları Etkinliklerin Değerlendirilmesi


Solmaz Damla Gedik Altun1
1Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi


Abstract No: 12 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının, Vustat yazılımını kullanmayı öğrenmeleri ve Ortaokul Matematik Dersi (5, 6, 7 ve 8. Sınıflar) Öğretim Programında yer alan olasılık ve veri işleme öğrenme alanında yer alan kazanımlardan herhangi birine ilişkin etkinlik hazırlamalarıdır. Çalışma grubunda adaylar amaçlı örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Adayların olasılık ve istatistik öğretimi dersi aldıkları ve bu derste Vustat yazılımını öğrendikleri dikkate alınmıştır. Araştırmada, nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni benimsenmiştir. Çalışma grubunda yer alan ilköğretim matematik öğretmeni sayısı 41’dir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Etkinlik Formları ve Etkinlik Değerlendirme Formları kullanılmıştır. Etkinlik değerlendirme formu analiz edilirken üç soru dikkate alınmıştır. Sorulan bu sorularda evet, kısmen, hayır seçenekleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretmen adaylarının genellikle veri işleme öğrenme alanındaki kazanımları kullanarak etkinlik hazırladıkları görülmüştür.  Adayların çoğunlukla Etkinliklerde kullandıkları kazanımlara uygun olarak problem kurdukları, kısmen de olsa problemlerin amaca uygun olduğu ve probleme ilişkin sorulan soruların kısmen verilen kazanıma uygun olduğu görülmüştür.
 
 

Ilköğretim Matematik Öğretmen Adaylarinin Vustat Yazilimi Ile Olasilik Ve Veri Işleme Öğrenme Alaninda Hazirladiklari Etkinliklerin Değerlendirilmesi


Solmaz Damla Gedik Altun1
1Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi


Bildiri No: 12 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının, Vustat yazılımını kullanmayı öğrenmeleri ve Ortaokul Matematik Dersi (5, 6, 7 ve 8. Sınıflar) Öğretim Programında yer alan olasılık ve veri işleme öğrenme alanında yer alan kazanımlardan herhangi birine ilişkin etkinlik hazırlamalarıdır. Çalışma grubunda adaylar amaçlı örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Adayların olasılık ve istatistik öğretimi dersi aldıkları ve bu derste Vustat yazılımını öğrendikleri dikkate alınmıştır. Araştırmada, nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni benimsenmiştir. Çalışma grubunda yer alan ilköğretim matematik öğretmeni sayısı 41’dir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Etkinlik Formları ve Etkinlik Değerlendirme Formları kullanılmıştır. Etkinlik değerlendirme formu analiz edilirken üç soru dikkate alınmıştır. Sorulan bu sorularda evet, kısmen, hayır seçenekleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretmen adaylarının genellikle veri işleme öğrenme alanındaki kazanımları kullanarak etkinlik hazırladıkları görülmüştür.  Adayların çoğunlukla Etkinliklerde kullandıkları kazanımlara uygun olarak problem kurdukları, kısmen de olsa problemlerin amaca uygun olduğu ve probleme ilişkin sorulan soruların kısmen verilen kazanıma uygun olduğu görülmüştür.
 


Examining The Video Club Model In The Development Of Mathematical Language Skills


Fatma Nur AKTAŞ1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Abstract No: 14 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of the research is to examine the video club method in the development of mathematical language skills of sophomore students in elementary mathematics education programs.
Method
This research was designed in a case study. Eight sophomore students were selected by criterion sampling method. Focus group interviews conducted on the virtual classroom application were video recorded for four weeks. Participants evaluated their performance for the individual and peer language skills in group discussion and an expert teacher's videos for her mathematical language. The video recordings and evaluation reports are data collection tools of the research. The research data were analysed by content analysis according to the components of mathematical language skills.
Results
Firstly, the sophomore students' misconceptions about the use of symbols/notation and inadequacies in their discourse were determined based on mathematical language components. Then in the skill development process, the sophomore students were able to determine mistakes for the language using with the group and individual assessment strategies by watching video recordings of group discussions. According to these results, they made the improvement in written and spoken language. In addition, the video club method with group discussion made it possible for pre-service teachers to pay attention to different components of mathematical language. However, sophomore students could not identify deficiencies in verbal mathematical language when they watched the videos of an expert teacher's course in the group study. Thus, while the skill development was observed for the semantic structure of the mathematical language, the inadequacies were maintained for the syntax structure of the mathematical language. Therefore, it should be improved or supported the video club method for skill development in vocabulary usage. On the other hand, it has been determined that the video club method is functional in skill development about visual representations and routines.
 

Matematiksel Dil Becerisinin Gelişiminde Video Kulüp Modelinin Incelenmesi


Fatma Nur AKTAŞ1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Bildiri No: 14 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematiksel dil, iletişime dayalı anlamanın ve kavrayışın gerçekleşmesini sağlayan bir sistemdir. Bu sistemde semboller ve notasyonlar yazılı matematiksel dili, söylemler ve ana dilin yansımaları ise sözlü matematiksel dili oluşturmaktadır. Ancak zorunlu uzaktan eğitim süreçleri, öğretmen adaylarının yazılı ve sözlü matematiksel dil becerisinin gelişimi için yeni stratejilerin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle bu araştırmada, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematiksel dil becerilerinin gelişiminde video kulüp modelinin rolünü incelemek amaçlanmıştır.
Yöntem
Video analizi süreçleriyle matematiksel dil becerisinin gelişimini ayrıntılı incelemeyi amaçlayan bu araştırma durum çalışması deseninde tasarlanmıştır. Dört hafta devam eden veri toplama sürecinde, video kulüp modelinin öz ve akran değerlendirmeye göre matematiksel dil becerisindeki yansımaları incelenmiştir. Matematiksel İletişim seçmeli dersini seçen katılımcı sekiz öğretmen adayı ölçüt örnekleme metoduyla seçilmiştir. Sanal sınıf uygulaması üzerinde yürütülen odak grup görüşmeleri video kaydına alınmıştır. Katılımcılar, grup tartışmasındaki bireysel ve akran performanslarını ve bir uzman öğretmenin ders kayıtlarını matematiksel dil bağlamında değerlendirmiştir. Video kayıtları ve değerlendirme raporları araştırmanın veri toplama araçlarını oluşturmaktadır. Elde edilen veriler matematiksel dil becerisi bileşenlerine göre içerik analiziyle analiz edilmiştir.
Sonuç
Araştırmanın başlangıcında yapılan ön bilgi tespitinde, matematiksel dil bileşenleri bağlamında öğretmen adaylarının sembol ve notasyon kullanımında yanılgılar ve söylemlerinde yetersizlikler belirlenmiştir. Beceri gelişimi sürecinde ise öğretmen adayları, grup tartışmalarının video kayıtlarını izleyerek grup ve bireysel değerlendirme stratejileriyle dil kullanımındaki yanılgıları tespit edebilmiştir. Bu tespitlere göre yazılı ve sözlü dildeki düzenlemeleri gerçekleştirmiştir. Ayrıca, video kulüp metodunun grup tartışmasıyla sürdürülmesi öğretmen adaylarının matematiksel dilin farklı bileşenlerine dikkat etmelerini mümkün kılmıştır. Ancak, öğretmen adayları bir matematik öğretmenin ders kayıtlarını izledikleri grup çalışmasında sözlü matematiksel dildeki yetersizlikleri belirleyememişlerdir. Bu nedenle matematiksel dilin semantik yapısına dair beceri gelişimi gözlenirken, sentaks yapısına dair yetersizlikler sürdürülmüştür. Dolayısıyla, sözcük kullanıma dair beceri gelişimi için video kulüp metodunun zenginleştirilmeye veya desteklenmeye ihtiyacı olduğu söylenebilir. Diğer taraftan, görsel temsiller ve rutinlere dair beceri gelişiminde video kulüp metodunun işlevsel olduğu tespit edilmiştir.


The Views Of Elementary Mathematics Teacher Candidates On The Undergraduate Program For Elementary Mathematics Teaching


Ahmet AVCI1, Büşra ATİK1, Ali Sabri İPEK1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 124 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Within the framework of the development or updating of the teaching undergraduate programs of the Education Faculties; HEC decided to authorize the relevant boards of higher education institutions in order to determine the courses, curricula and credits for the teaching programs, with its decision dated 2020. The aim of this research is to reveal the opinions of elementary mathematics teacher candidates towards the EMTP, which is one of the undergraduate programs planned to be updated. Currently, there are a total of 18,548 teacher candidates, 13,139 females(70.8%) and 5.409 males(29.2%) in EMT undergraduate programs in our country.  The survey form developed by the researchers in order to collect data within the scope of this field survey study, was applied to a total of 195 teacher candidates studying in 18 different EMTP selected from different regions by stratified sampling. EMTP consists of compulsory and elective courses in three groups: field education(FE), pedagogy courses(PC) and general culture(GC).  In the developed survey form, there are questions as to whether to remove the courses from the program and make changes in the course hours and/or semesters of the courses. According to the findings, it is understood that the candidates are generally satisfied with the semesters of compulsory courses in the EMTP. At this point, the candidates believe that the FE coded courses in the second semester might be put one semester forward. The findings of this study clearly reveal the opinions of the candidates about increasing the hours of FE courses. In this context, the candidates stated that 2 out of every 3 FE coded courses were not sufficient. The results of the study reveal the need for updating the EMTP and it is thought that these results will contribute to the updating of the EMTP.

Ilköğretim Matematik Öğretmen Adaylarinin Ilköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programi Üzerine Görüşleri*


Ahmet AVCI1, Büşra ATİK1, Ali Sabri İPEK1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 124 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim Fakültelerinin öğretmenlik lisans programlarının geliştirilmesi ve/veya güncellenmesi çalışmaları çerçevesinde Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 18.08.2020 tarihli kararıyla belli koşullara dikkat edilmek üzere, öğretmenlik programlarındaki derslerin, müfredatların ve kredilerin belirlenmesinde yükseköğretim kurumlarının ilgili kurullarının yetkilendirilmesine karar vermiştir. Bu araştırmanın amacı güncellenmesi gündemde olan lisans programlarından biri olan İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programına (İMÖP) yönelik ilköğretim matematik öğretmen adaylarının düşüncelerini ortaya çıkarmaktır. Halihazırda ülkemizdeki Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans programlarında 13.139’u kız (%70.8) 5.409’u erkek (%29.2)  olmak üzere öğrenim gören toplam 18.548 öğretmen adayı öğrenim görmektedir (YÖK Atlas, 2021).  Alan taraması yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında veri toplamak amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen anket formu, tabakalı örnekleme yoluyla farklı bölgelerden seçilen 18 farklı İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programında öğrenim gören toplam 195 öğretmen adayına uygulanmıştır. İMÖP, alan eğitimi(AE), meslek bilgisi (MB) ve genel kültür (GK) olmak üzere üç gruptaki zorunlu ve seçmeli derslerden oluşmaktadır.  Geliştirilen anket formunda programdaki derslerin programdan çıkarılması/çıkarılmaması ile derslerin ders saati ve/veya yarıyıllarında değişikliklere gidilmesine yönelik sorular yer almaktadır. Elde edilen bulgulara göre İMÖP’da zorunlu derslerin programdaki dönemlerinden adayların genel olarak memnun oldukları anlaşılmaktadır. Bu noktada adaylar yalnızca programda ikinci dönemde yer alan AE kodlu derslerin bir dönem öne alınabileceğini düşünmektedirler. Bu çalışmanın bulguları adayların AE kodlu derslerin ders saatlerinin arttırılması yönündeki düşüncelerini açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda adaylar AE kodlu her 3 dersten 2’sinin ders saatinin yeterli olmadığını belirtmişlerdir. Çalışma sonuçları İMÖP’ün güncellenmesi gereğini ortaya koymakta olup elde edilen sonuçların İMÖP güncelleme çalışmalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
* Bu çalışma TUBİTAK 2209-A çerçevesinde desteklenen projenin ön verilerinden ibarettir.
 


Turkish Female Mathematicians Living In The United States Of America


Cemalettin Yıldız1
1Giresun Üniversitesi


Abstract No: 128 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The history of mathematics is full of many female mathematicians making studies by using their minds to excel in mathematics. It is thought that recognition of female mathematicians is important in gaining intrinsic motivation to students, which is an element of scientific development. Throughout history, there have been constant scientific conflicts between male and female mathematicians. It is an undoubted fact that female mathematicians were among pioneers of the world of mathematics during their lifetime, and that their work contributed significantly to scientific and technological developments. In order to overcome perception that only male mathematicians contribute to mathematics, female mathematicians should be introduced to students and it should be shown with examples that anyone who wants can deal with mathematics, can work on mathematics and that each individual can have a potential in this field. It is seen that some Turkish female mathematicians prefer to live in developed countries where scientific studies are supported. There are many Turkish female mathematicians such as Gizem Karaali, Ayşe Şahin, Asuman Güven Aksoy, Sema Salur, Feryal Alayont, and Semra Kiliç Bahi, who live in developed countries such as America and continue their studies in order to continue scientific activities. In this research, it is aimed to give information about lives and works of Turkish female mathematicians living in America and whose names are mentioned above. The present study is important for students to gain self-confidence by taking female mathematicians as an example and to see that they can have a voice in scientific studies. Thus, students can be influenced by biographies and achievements of Turkish female mathematicians, so that they can direct their future lives and have a sense of scientific curiosity. In addition, it is thought that this research will bring new perspectives in terms of the international visibility of Turkish female mathematicians.
 

Amerika Birleşik Devletleri’nde Yaşayan Türk Kadın Matematikçiler


Cemalettin Yıldız1
1Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 128 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik tarihi, matematikte başarılı olmak için akıllarını kullanarak çalışmalar yapan birçok kadın matematikçiyle doludur. Bilimsel gelişmenin bir unsuru olan içsel güdünün öğrencilere kazandırılmasında kadın matematikçilerin tanınmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Tarih boyunca erkek ve kadın matematikçiler arasında bilimsel anlamda sürekli çekişmeler yaşanmıştır. Kadın matematikçilerin yaşadıkları dönemlerde matematik dünyasının öncüleri arasında yer aldığı, yaptıkları çalışmaların bilimsel ve teknolojik gelişmelere önemli katkılar sağladığı şüphe götürmez bir gerçektir. Matematiğe sadece erkek matematikçilerin katkı yaptıkları algısının aşılabilmesi için öğrencilere kadın matematikçiler tanıtılmalı ve isteyen herkesin matematikle uğraşabileceği, matematiğe dair çalışmalar yapabileceği ve her bireyin bu alanda bir potansiyele sahip olabileceği örneklerle gösterilmelidir. Bazı Türk kadın matematikçilerin bilimsel çalışmaların desteklendiği gelişmiş ülkelerde yaşamayı tercih ettikleri görülmektedir. Bilimsel faaliyetlere devam edebilmek adına Amerika gibi gelişmiş ülkelerde yaşayan ve çalışmalarına orada devam eden Gizem Karaali, Ayşe Şahin, Asuman Güven Aksoy, Sema Salur, Feryal Alayont ve Semra Kılıç Bahi gibi birçok Türk kadın matematikçi bulunmaktadır. Bu araştırmada Amerika’da yaşayan ve yukarıda isimleri zikredilen Türk kadın matematikçilerin yaşamları ve çalışmalarıyla ilgili bilgiler vermek amaçlanmıştır. Mevcut çalışma, öğrencilerin kadın matematikçileri kendilerine örnek alarak özgüven kazanmaları ve bilimsel çalışmalarda kendilerinin de söz sahibi olabileceklerini görmeleri açısından önem taşımaktadır. Böylece öğrencilerin Türk kadın matematikçilerin yaşam öykülerinden, başarılarından etkilenerek gelecek yaşamlarına yön vermeleri ve bilimsel merak duygusuna sahip olmaları sağlanabilir. Ayrıca bu araştırmanın Türk kadın matematikçilerin yurt dışındaki görünürlüğü açısından yeni bakış açıları getireceği düşünülmektedir.
 


Investigation Of 7th Grade Students' Multiplicative Relationship Modeling Process In Interactive Simulation Environment


Mustafa MOLLA1, Hüseyin Bahadır YANIK1
1Anadolu Üniversitesi


Abstract No: 16 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The use of technology in education within the scope of the opportunities provided by our time is a necessity and has a great potential. Among the technological tools that can be used in the field of education are simulations. Interactive simulations are a type of simulation in which variables of a state can be controlled. In learning environments created with interactive simulations, students are actively involved in the learning process. Interactive simulations provide to students with many different opportunities, such as creating models and testing models. Despite the opportunities that interactive simulations provide to students, mathematical modeling activities are usually performed in non-technological environments. The aim of this study is to examine the mathematical modeling processes in the interactive simulation environment of the students. In this study, the focus is on modeling multiplicative relations in the interactive simulation environment. Case study from qualitative research methods was used in the study to examine in depth how students make sense of the process in technology environments. Study participants were 6 (3 girls, 3 Boys) 7 who studying in different public schools. Participants were divided into groups of two people, and events were held in groups of two people. The application process was designed online and studied how participants mathematically model multiplicative relationships in the context of the concept of equilibrium using an interactive simulation program in this environment. The datas of the study are from the study was collected through audio and video recordings taken in the “Zoom” application and interviews conducted. The collected data was analyzed using descriptive analysis method. The findings of the study showed that interactive simulation can be used in the process of mathematically modeling multiplicative relationships. Interactive simulation has been shown to help participants make predictions about the concept of equilibrium, to test these predictions through simulation, to explore multiplicative relationships in this process, and to develop mathematical models for these relationships. In particular, the interactive simulation environment allowed participants to establish many different equilibrium states, allowing participants to express these states mathematically and examine multiplicative relations more thoroughly. It has shown that interactive simulation contributes to participants performing fast and error-free operations, developing different solutions, creating models on their own, and testing the created model. In addition, interactive simulations have been found to help participants develop a positive attitude towards the modeling process, usually in mathematics. According to these results, interactive simulations are seen to have significant potential for the development of modeling skills and are recommended to be used more widely.

Etkileşimli Simülasyon Ortamında 7. Sınıf Öğrencilerinin Çarpımsal Ilişkileri Modelleme Süreçlerinin Incelenmesi


Mustafa MOLLA1, Hüseyin Bahadır YANIK1
1Anadolu Üniversitesi


Bildiri No: 16 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Çağımızın sağladığı imkânlar kapsamında teknolojinin eğitimde kullanılması bir gerekliliktir ve büyük bir potansiyele sahiptir. Eğitim alanında kullanılabilecek teknolojik araçlar arasında simülasyonlarda bulunmaktadır. Etkileşimli simülasyonlar, bir durumun değişkenlerinin kontrol edilebildiği simülasyon çeşididir. Etkileşimli simülasyonlarla oluşturulan öğrenme ortamlarında öğrenciler, öğrenme sürecinde aktif olarak rol almaktadır. Etkileşimli simülasyonlar öğrencilere model oluşturma ve modeli test etme gibi birçok farklı imkân sağlamaktadırlar. Etkileşimli simülasyonların öğrencilere sağladığı imkânlara rağmen matematiksel modelleme etkinlikleri genellikle teknoloji olmayan ortamlarda gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada öğrencilerin etkileşimli simülasyon ortamındaki matematiksel modelleme süreçlerini incelemek amaçlanmıştır. Bu kapsamda etkileşimli simülasyon ortamında çarpımsal ilişkilerin modellenmesine odaklanılmıştır. Öğrencilerin teknoloji ortamlarında süreci nasıl anlamlandırdıkları derinlemesine incelendiği için çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını farklı devlet okullarında öğrenim gören 6 (3’ü kız 3’ü erkek) 7. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Uygulama kapsamında katılımcılar ikişer kişilik gruplara ayrılmış ve etkinlikler ikişer kişilik gruplarla yapılmıştır. Uygulama süreci çevrimiçi olarak tasarlanmış ve bu ortamda bir etkileşimli simülasyon programı kullanılarak katılımcıların denge kavramı bağlamında çarpımsal ilişkileri matematiksel olarak nasıl modelledikleri incelenmiştir. Araştırmanın verileri “Zoom” uygulamasında alınan ses ve görüntü kayıtları ve yapılan görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın bulguları etkileşimli simülasyonun çarpımsal ilişkileri matematiksel olarak modelleme sürecinde kullanılabileceğini göstermiştir. Etkileşimli simülasyonun katılımcıların denge kavramına yönelik öngörülerde bulunmasına, bu öngörülerin simülasyon aracılığıyla test edilebilmesine, katılımcıların bu süreçte çarpımsal ilişkileri keşfetmelerine ve bu ilişkilere yönelik matematiksel modeller geliştirmelerine yardımcı olduğu görülmüştür. Özellikle etkileşimli simülasyon ortamının katılımcıların birçok farklı denge durumlarını kurabilmelerine imkan vermesi katılımcıların bu durumları matematiksel açıdan ifade ederek çarpımsal ilişkileri daha kapsamlı bir şekilde incelemelerine fırsat verdiği görülmüştür. Etkileşimli simülasyonun katılımcılara hızlı ve hatasız işlemler yapma, farklı çözüm yolları geliştirme, kendi başlarına model oluşturma ve oluşturulan modeli test etme gibi katkıları olduğunu göstermiştir.  Bunun yanında etkileşimli simülasyonların katılımcıların genelde matematiğe özelde de modelleme sürecine yönelik olumlu tutum geliştirmelerine yardımcı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda modelleme becerilerinin gelişimi için etkileşimli simülasyonların önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmekte ve daha yaygın şekilde kullanılması önerilmektedir.


Learning Areas Of 2021 Lgs Mathematics Questions And Revised Bloom Taxonomy Examining According To Dimensions


Uğur Yılmaz1, Mevlüde Doğan2
1Yağınözü Ortaokulu
2Ondokuz Mayıs Üniversitesi


Abstract No: 72 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The rapid change experienced in every field in the century we live in has also made itself felt in the field of education and has shown us that renewal and change are imperative. It is known that the results obtained from international exams such as PISA, TIMMS, PIRLS and TALIS, which are held at certain grade levels and aim to measure certain qualifications, support countries in structuring their deficiencies in their education systems. Perhaps the most important of the main purposes in these exams is to measure the extent to which students can transfer the knowledge and skills they have acquired at school to their daily lives. The Central Examination for Secondary Education Institutions, whose purpose is to prepare secondary school 8th grade students for the next level of education according to their interests and abilities, is also structured in this direction. In this study, it is aimed to examine the mathematics questions of the High School Transition System (LGS) exam, which was carried out by the Ministry of National Education in June 2021, according to the learning areas in the Mathematics Lesson Curriculum and the renewed Bloom taxonomy knowledge dimension and cognitive process dimension. Descriptive statistics were used in the analysis of the research data obtained by using the document analysis method, and the frequency and percentage values ​​of the learning areas and the renewed Bloom taxonomy dimensions were calculated and transferred to the tables. As a result of the data analysis of the study, it was determined that there were mostly questions in the field of Learning Numbers and Operations. In addition, it was determined that the questions were included in the application, analysis and evaluation step in the cognitive process dimension of the frequently revised Bloom taxonomy, and in the operational information dimension in the information dimension.
 

2021 Lgs Matematik Sorularının Öğrenme Alanları Ve Yenilenmiş Bloom Taksonomisi Boyutlarına Göre Incelenmesi


Uğur Yılmaz1, Mevlüde Doğan2
1Yağınözü Ortaokulu
2Ondokuz Mayıs Üniversitesi


Bildiri No: 72 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

İçinde bulunduğumuz yüzyılda her alanda yaşanan hızlı değişim, eğitim alanında da kendini hissettirmiş, bizlere yenilenmenin ve değişimin zorunlu olduğunu göstermiştir. Belli sınıf düzeylerinde gerçekleştirilen ve belli yeterlilikleri ölçmeyi hedefleyen PISA, TIMMS, PIRLS ve TALIS gibi uluslararası düzeyde gerçekleştirilen sınavlardan elde edilen sonuçların, ülkelerin eğitim sistemlerindeki eksikliklerini yapılandırmalarına destek sağladığı bilinmektedir. Bu sınavlarda temel amaçlardan belki de en önemlisi, öğrencilerin okulda edinmiş oldukları bilgi ve becerilerini günlük yaşamlarına ne ölçüde aktarabildiklerini ölçmektir. Amacı ortaokul 8. sınıf düzeyindeki öğrencileri ilgi ve yeteneklerine göre bir sonraki öğretim seviyesine hazırlamak olan Ortaöğretim Kurumlarına İlişkin Merkezi Sınav sorularında da bu doğrultuda gerçekleştirilen yapılanmalar söz konusudur. Bu çalışmada, 2021 yılı Haziran ayında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiş olan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı matematik sorularının Matematik Dersi Öğretim Programı’nda yer alan öğrenme alanları ve yenilenmiş Bloom taksonomisi bilgi boyutu ve bilişsel süreç boyutuna göre incelenmesi amaçlanmıştır. Doküman incelemesi yöntemi kullanılarak elde edilen araştırma verilerinin analizinde betimsel istatistikten yararlanılmış, öğrenme alanları ve yenilenmiş Bloom taksonomisi boyutlarına ait frekans ve yüzde değerleri hesaplanarak tablolara aktarılmıştır. Çalışmanın veri analizi sonucunda en fazla Sayılar ve İşlemler öğrenme alanında soru olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca soruların sıklıkla yenilenmiş Bloom taksonomisi bilişsel süreç boyutunda Uygulama, Analiz ve Değerlendirme basamağında, bilgi boyutunda ise işlemsel bilgi boyutunda yer aldığı belirlenmiştir.


Examination Of Student Journals Relating To Applications Of Technology-assisted Learning Models Designed To Develop Critical Thinking Skills


Serkan Gürsan1, Menekşe Seden Tapan Broutin2, Jale İpek3
1-
2Bursa Uludağ Üniversitesi
3Ege Üniversitesi


Abstract No: 155 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

            Critical thinking consists of analyzing and evaluating any subject, content, or problem, and examining reality in its entirety, with all its positive and negative aspects, visible and invisible, and articulating a judgment, reaching more effective decisions, and making better judgments about it (Eğmir, 2016; Halpern, 2014; Kurnaz, 2013; Paul ve Elder, 2013).
            Critical thinking is a cognitive process that can be taught with effective methods. Therefore, the effectiveness of educational systems intended to develop critical thinking skills and students' ability to develop critical thinking skills depend on teachers' critical thinking training (Demirci, 2000; Ennis,1991; Kökdemir,2012; Norris,1985; Semerci,2003; Sezer, 2008).
             The purpose of this study was to examine the lesson journals of primary school mathematics teacher candidates regarding technology-assisted teaching model applications designed to build critical thinking skills as determined by Facione (1990). In the implementation phase of the study, pre-service teachers were asked to keep a journal from the first day of classes designed to increase their critical thinking ability.
            In the fall semester of the 2019-2020 academic year, the research was conducted with fourth-grade students of a state university in the Marmara Region, in the Faculty of Education, Elementary Mathematics Teaching. In addition, 56 pre-service teachers, 90% (50) female and 10% (6) male, participated in implementing the designed teaching model. Furthermore, the case study design, one of the qualitative research methods, was used. The course journals of the teacher candidates were used as data sources. A descriptive analysis was performed on the obtained data. On the basis of the course journals of the candidate teachers, the effects of the application of the teaching models were described in themes of interpretation, analysis, evaluation, inference, explanation, and self-evaluation. The research was conducted based on the codes most frequently expressed in the themes.
            Upon research analysis, the designed teaching model applications were determined to be compatible with the critical thinking sub-skills outlined by Facione. According to the most frequently used codes among the statements of the teacher candidates, it has been concluded that in the skill of interpretation "understanding, coding", in analysis "identifying the differences between different approaches to solving the problem", in evaluation "defining perception, belief or judgment", in making inferences "making conclusions or meanings from data, judgments, questions, definitions, and concepts", in explanation "presenting the reason for something with convincing and consistent results", and in self-regulation "self-examination and self-correction" are at the forefront for learning environments.
            Aware of the importance of developing critical thinking skills from an early age, in-service training activities, such as seminars, in which critical thinking is introduced, its importance is explained, and methods for applying it in lessons are presented, might be planned for teachers working to accelerate this development. In addition, because designed lesson plans can reliably enhance high-level thinking skills such as critical thinking, research can be conducted on the effects of these and similar practices on different high-level thinking skills such as problem-solving and creative thinking in mathematics.

Eleştirel Düşünme Becerilerini Geliştirmeye Yönelik Tasarlanan Teknoloji Destekli Öğretim Modeli Uygulamalarına Ilişkin Öğrenci Günlüklerinin Incelenmesi


Serkan Gürsan1, Menekşe Seden Tapan Broutin2, Jale İpek3
1-
2Bursa Uludağ Üniversitesi
3Ege Üniversitesi


Bildiri No: 155 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

          Eleştirel düşünme, herhangi bir konu, içerik ya da problem hakkında analizler ve değerlendirmeler ile gerçeği bütün olarak tüm olumlu ve olumsuz, bize görünen ve görünmeyen yönleriyle araştırıp, onun hakkında bir yargıya varabilme, daha etkili fikirler yürütebilme ve daha iyi kararlara ulaşabilme faaliyetleri şeklinde tanımlanabilir (Eğmir, 2016; Halpern, 2014; Kurnaz, 2013; Paul ve Elder, 2013).
          Eleştirel düşünme etkin yöntemlerle öğretilebilen bilişsel bir süreçtir. Eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeyi hedef alan eğitim sistemlerinin işlevselliği ve öğrencilerin eleştirel düşünmeyi öğrenebilmesi öğretmenlerin eleştirel düşünme konusunda eğitilmiş olmalarına bağlıdır (Demirci, 2000; Ennis,1991; Kökdemir,2012; Norris,1985; Semerci,2003; Sezer, 2008).
          İlköğretim ve ortaöğretim matematik öğretim programlarının hedefleri incelendiğinde, eleştirel düşünen bireyler yetiştirilmesinin gerekliliği ve bilgi ve iletişim teknolojilerinin matematik eğitiminde yararlanılmasının gerekliliği vurgulamaktadır (MEB,2018).  Bu hedefler doğrultusunda matematik derslerinde dinamik geometri yazılımlarını kullanmak öğrencilerin üst düzey zihinsel beceriler geliştirmesine ve geometrik nesneler üzerinde düşünürken kurduğu ilişkiler sayesinde çıkarımlar yapmasına imkân sağlayabilecektir (Baki, 2001; Baydaş, 2010; Borazan, 2019; Güven ve Karataş, 2003; Sanders,1998).
          Bu araştırmada, ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının, Facione (1990) tarafından belirlenen eleştirel düşünme becerilerinin gelişimine katkı sağlayabilmek için tasarlanan teknoloji destekli öğretim modeli uygulamalarına ilişkin ders günlükleri incelenmiştir. Araştırmanın uygulama sürecinde, eleştirel düşünme becerilerini artırmaya yönelik tasarlanan öğretim modeli derslerinin öğretiminin başladığı andan itibaren öğretmen adaylarından günlük tutmaları istenmiştir.
          Araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı güz döneminde, Marmara Bölgesindeki bir devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği 4. sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Tasarlanan öğretim modeli uygulama sürecine %90’ını (50) kız, % 10’unu (6) erkek olmak üzere 56 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak öğretmen adaylarının ders günlükleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile incelenmiştir. Analiz sonucunda tasarlanan öğretim modeli uygulamalarının etkisi, öğretmen adaylarının ders günlüklerinden yola çıkarak yorumlama, analiz, değerlendirme, çıkarım yapma, açıklama, öz değerlendirme temaları altında sunulmuştur. Temalarda en sık ifade edilen kodlardan araştırmanın sonuçları elde edilmiştir.
          Araştırmanın sonucunda, tasarlanan öğretim modeli uygulamalarının Facione’nin belirlediği eleştirel düşünme alt becerileri ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının ifadelerinden en fazla sıklıkta kullanılan kodlara göre öğrenme ortamına yönelik; yorumlama becerisinde “anlam çıkarma, kodlama”, analizde “problemin çözümüne yönelik verilen farklı yaklaşımlar arasındaki farklılıkları belirleme”, değerlendirmede  “algıyı, inancı veya yargıyı tanımlama”, çıkarım yapmada “verilerden, yargılardan, sorulardan, kavramlardan tanımlardan sonuç veya anlam çıkarma” , açıklamada “bir şeyin sebebini inandırıcı ve tutarlı sonuçlar şekilde sunma” ve öz düzenlemede ise “öz inceleme ve öz düzeltme yapma” kavramlarının ön plana çıktığı sonucuna ulaşılmıştır.
          Eleştirel düşünme becerilerinin küçük yaşlardan itibaren gelişmesinin önemi düşünüldüğünde, bu gelişimin hızlanması için görev yapan öğretmenlere eleştirel düşünmenin tanıtıldığı, öneminin ifade edildiği, derslerde uygulanmasına yönelik yöntemlerin tartışıldığı seminer gibi hizmet içi eğitim çalışmaları planlanabilir. Tasarlanan ders planlarının eleştirel düşünme gibi üst düzey düşünme becerileri üzerinde etkili olduğu değerlendirildiğinde bu ve benzeri uygulamaların matematik alanında problem çözme, yaratıcı düşünme gibi farklı üst düzey düşünme becerilerine etkisine yönelik araştırmalar yapılabilir.


Eighth Grade Students’ Nature Of Science Understanding


Nesibe Fatıma Nur Irmak1, Özgül Yılmaz-Tüzün1, Jale Çakıroğlu1
1Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Abstract No: 21 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nature of science (NOS) understanding was seen as an important component for scientific literacy (Lederman, 2007). The purpose of the study is to investigate eighth grade students’ NOS understanding about three tenets of NOS tentativeness, empirical-based and subjectivity. The sample consisted of 414 eighth grade students from four different public middle schools. The data were collected in the fall semester of 2019-2020 academic year. To collect data, the Views of Nature of Science Elementary Level (VNOS-E) Questionnaire was used. To analyze students’ NOS understanding, the researchers used the rubric formed based on the rubric developed and used in the study of Akerson and Donnelly (2010). Based on this rubric, the researchers classified the participants’ views as inadequate, adequate, or informed for each NOS tenet. Then, inadequate views scored as 1, adequate views scored as 2, and informed views scored as 3. The findings of descriptive statistics revealed that students held adequate understanding mostly about tentativeness (M=1.59, SD=0.52). Then, respectively, they held adequate understanding about empirical-based (M=1.46, SD=0.55) and subjectivity (M=1.30, SD=0.50). About 43% of the students held inadequate, about 56% of them held adequate and only about 1% of them held informed understanding on tentativeness tenet. About 57% of the students held inadequate, about 40% of them held adequate and about 3% of them held informed understanding on empirical-based tenet. About 72% of the students had inadequate, about 27% of them had adequate and only about 1% of them had informed understanding about subjectivity tenet. The findings showed that almost half or more than half of the students have inadequate NOS understanding on these three tenets. Based on the findings, suggestions were made to improve students’ NOS understanding.
    
 

Sekizinci Sınıf Öğrencilerinin Bilimin Doğası Anlayışlarının Incelenmesi


Nesibe Fatıma Nur Irmak1, Özgül Yılmaz-Tüzün1, Jale Çakıroğlu1
1Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 21 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilimin doğası anlayışı, bilimsel okuryazarlık için önemli görülmektedir (Lederman, 2007). Bu çalışmanın amacı sekizinci sınıf öğrencilerinin bilimin doğası boyutlarından olan değişebilirlik, deneysellik ve öznellik anlayışlarını incelemektir. Örneklemi dört farklı devlet ortaokulundan 414 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler 2019-2020 eğitim öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Veri toplamak için İlköğretim Düzeyi Bilimin Doğası Görüşleri Anketi (VNOS-E) kullanılmıştır. Öğrencilerin bilimin doğası anlayışlarını analiz etmek için araştırmacılar Akerson ve Donnelly’nin (2010) çalışmasında geliştirilen ve kullanılan dereceli puanlama anahtarına dayalı olarak oluşturulan puanlama anahtarını kullanmıştır. Bu puanlama anahtarına dayalı olarak araştırmacı, katılımcıların görüşlerini her bir bilimin doğası boyutu için yetersiz, yeterli veya bilgili olarak sınıflandırmıştır. Ardından yetersiz görüşler 1, yeterli görüşler 2 ve bilgili görüşler ise 3 ile puanlandırılmıştır. Tanımlayıcı istatistiklerin bulguları öğrencilerin çoğunlukla değişebilirlik hakkında yeterli anlayışa sahip olduklarını ortaya koymuştur (M=1.59, SD=0.52). Ardından sırasıyla deneysellik (M=1.46, SD=0.55) ve öznellik hakkında yeterli anlayışa sahip oldukları görülmüştür. Değişebilirlik boyutu hakkında öğrencilerin yaklaşık %43’ü yetersiz, yaklaşık %56’sı yeterli sadece %1’i bilgili düzeyde anlayışa sahiptir. Deneysellik boyutu hakkında öğrencilerin yaklaşık %57’si yetersiz, yaklaşık %40’ı yeterli ve yaklaşık %3’ü bilgili düzeyde anlayışa sahiptir. Öznellik boyutu hakkında öğrencilerin yaklaşık %72’si yetersiz, yaklaşık %27’si yeterli ve sadece yaklaşık %1’i bilgili düzeyde anlayışa sahiptir. Bulgular, öğrencilerin neredeyse yarısının veya yarısından fazlasının bu üç bilimin doğası boyutunda yetersiz anlayışa sahip olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgulardan yola çıkılarak öğrencilerin bilimin doğası anlayışlarını geliştirmeye yönelik önerilerde bulunulmuştur.  
 


The Effect Of Webquest Application Based On Environmental Education For Sustainable Development On Science Teachers' Beliefs Towards Education For Sustainable Development


Burhan IŞIK1, Hikmet SÜRMELİ2
1MEB
2Mersin Üniversitesi


Abstract No: 104 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nowadays accessing and using information can be carried out in all areas with online connection. Online trainings are used effectively in science and other fields of education. In this context,WebQuest is a network interactive activity in which researchers work on a common base in inquiry-based research(Dodge,1997).WebQuest is accepted as ones of the most appropriate tools to be used in environmental education in revealing the effects of adverse environmental conditions(Bayburtlu,2011;Chang et al.,2011).Online education starting with the Covid-19 pandemic, has created the need for environmental education online for sustainable development.Aim of this study is to examine science teachers' beliefs on sustainable development education with WebQuest application as Environmental Education for Sustainable Development
The research was with a single group pretest posttest experimental design. Convenient accessible sampling technique was used for the study group of the research.Thus,24 science teachers working in Mersin participated. The study was carried out ın the online environment, teachers were informed about the WebQuest application and its stages and sample WebQuest application was presented.
For collecting research data the"Beliefs towards Sustainable Development Education Scale"(SKEYI)(Sağdıç& Şahin,2015) was applied as a pre-test and post-test.For analysing quantitative data,Shapiro-Wilk test was used to control the data distribution and related groups t-test and Wilcoxon test were used to compare the pre-test and post-test by means of the SKEYI scale. Mann Whitney-U test was applied to determine whether the pre-test and post-test scores obtained from the SKEYI scale and its factors differ in terms of the gender variable. As a result, it was determined that the WebQuest application had a positive effect on teachers’ beliefs towards Education for Sustainable Development and as a result of the post-test analysis in terms of gender variable, a statistically significant difference was found between male and female teachers in favor of female teachers.

Sürdürülebilir Kalkinma Için Çevre Eğitimi Konusunda Webquest Uygulamasinin Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Sürdürülebilir Kalkinma Eğitimine Yönelik Inançlarina Etkisi


Burhan IŞIK1, Hikmet SÜRMELİ2
1MEB
2Mersin Üniversitesi


Bildiri No: 104 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

             
Günümüz şartlarında bilgiye ulaşma ve bilgiyi kullanma, çevrimiçi bağlantının olduğu alanların tamamında gerçekleştirilebilmektedir. Çevrimiçi eğitimler diğer eğitim alanlarında olduğu gibi Fen Bilimleri eğitiminde de etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Bu kapsamda WebQuest de sorgulamaya dayalı araştırmalarda, araştırmacıların ortak taban üzerinde çalıştıkları ağ etkileşimli bir faaliyettir (Dodge, 1997) WebQuest uygulaması farklı öğrenme alanlarının oluşturulabilmesini, öğrencilerin daha fazla bilgi ve deneyim elde etmesini, kendi görüş ve bakış açılarını geliştirmelerini sağlar (Alias, 2013). WebQuest çevre ile ilgili oluşacak olumsuz durumların etkilerinin ortaya konulması açısından, çevre eğitiminde de kullanılacak en uygun araçlardan birisi olarak kabul edilmektedir (Bayburtlu, 2011; Chang vd., 2011). Covid-19 pandemisi ile başlayan çevrimiçi eğitim, sürdürülebilir kalkınma için çevre eğitiminin de çevrimiçi olarak verilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı, Fen Bilimleri öğretmenlerinin Sürdürülebilir Kalkınma için Çevre Eğitimi olarak WebQuest uygulaması ile Sürdürülebilir Kalkınma Eğitimine Yönelik İnançlarının incelenmesidir.
Araştırma tek grup öntest sontest deneysel desen ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma gurubunun oluşturulmasında kolay ulaşılabilir örnekleme tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmaya Mersin ilinde, görev yapan 24 Fen Bilimleri öğretmeni katılmıştır. Çalışma çevrimiçi ortamda gerçekleştirilmiş, süreçte öğretmenlere WebQuest uygulaması oluşturulması ve uygulama aşamaları konusunda bilgi verilmiş ve örnek WebQuest uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Araştırmada veri toplamak amacı ile  ‘’Sürdürülebilir Kalkınma Eğitimine Yönelik İnançlar Ölçeğinden’’(SKEYİ) (Sağdıç ve Şahin, 2015) ön test son test olarak uygulanıştır. Nicel verilerin analizinde verilerin dağılımının kontol edilmesi için Shapiro-Wilk testi, SKEYİ ölçeği ön test ve son test ortalamalarını karşılaştırmak için ilişkili gruplar t-testi ve Wilcoxon testi yapılmıştır. SKEYİ ölçeği ve faktörlerinden elde edilen ön test ve son test puanlarının cinsiyet değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Mann Whitney-U testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, Fen Bilimleri öğretmenlerinin WebQuest uygulaması ile Sürdürülebilir Kalkınma Eğitimine Yönelik İnançlarına olumlu etki ettiği ve cinsiyet açısından kadın ve erkek öğretmenler arasında kadın öğretmenler lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.
 


Exploring The Effects Of Integration Of Several Disciplines In An Instructional Approach On Students’ Knowledge Of Plant Names


Emine ÇİL1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 215 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Most children and adults do not know the names of the plants around them. It is important for people to name plants to develop their awareness for biodiversity and preservation of plants.  An instructional approach in which botany was integrated with chemistry and art was designed and implemented in this study. This instructional approach consisted of thirteen activities: seven of them were botany-based, four were art-based, and two were chemistry-based. This paper the evaluation of the effects of the instructional approach on students’ knowledge of plant names. Moreover, this paper also reports the examination of the students’ views about the instruction. This study was carried out with a sample of 10- to 12-year-old students. The data were obtained with questionnaire and interviews in this study. T-test and thematic content analysis were conducted on data. This study shows that integration of botany with chemistry and art is a good way to improve schoolchildren’s knowledge of plant names. This instruction made the following contributions to schoolchildren’s learning: they realized that they were blind to plants, explored that plants were used with the disciplines of chemistry and art, and recognized the cultural values of the region in which they lived. It was also found that schoolchildren had positive emotions like happiness, motivation and self-esteem.
 
Note: The findings presented in this study were obtained in “A Journey to the Botanical World 2” project supported by TÜBİTAK 4004 program (ID Number: 213B510).
 
 

Çeşitli Disiplinlerin Biraraya Getirilmesi Yoluyla Öğretim Yaklaşımının Öğrencilerin Bitki Isimleri Hakkındaki Bilgileri Üzerine Etkilerinin Araştırılması


Emine ÇİL1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 215 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çoğu çocuk ve yestişkin çevrelerindeki bitkilerin isimlerini bilmezler. İnsanların biyoçeşitlilik ve bitkilerin korunması konusundaki farkındalıklarını geliştirmek için bitkilere isim vermeleri önemlidir. Bu çalışmada botanik ile kimya ve sanatın bütünleştirildiği bir öğretim yaklaşımı tasarlanmış ve uygulanmıştır. Bu öğretim yaklaşımı yedi tanesi botanik, dört tanesi sanat, iki tanesi kimya olmak üzere on üç etkinlikten oluşmuştur. Bu çalışmada bu öğretimin öğrencilerin bitki isimlerine ilişkin bilgilerine etkisinin değerlendirilmesini amaçlanmıştır. Ayrıca bu çalışma öğrencilerin öğretimle ilgili görüşlerinin incelenmesini de amaçlamaktadır. Çalışma 10-12 yaş öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmanın verileri anket ve görüşmelerle elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde t test, nitel verilerin analizinde tematik içerik analizi kullanılmıştır. Bu çalışma, botaniğin kimya ve sanatla entegre edildiği bir öğretimin öğrencilerin bitki isimleri hakkındaki bilgilerini geliştirmenin iyi bir yolu olduğunu göstermektedir. Ayrıca kullanılan öğretimin çocuklara şu katkıları olduğu tespit edilmiştir: bitki körü olduklarını fark etme, bitklerin kimya ve sanat disiplinlerindeki kullanımlarını keşfetme, yererl kültürel değerleri tanıma. Ayrıca, öğretim sürecinde çocukların mutluluk, motivasyon, öz saygı gibi olumlu duygular hissettiği tespit edilmiştir.
Not: Bu çalışma kapsamında sunulan bugular TÜBİTAK 4004 programı tarafından desteklene Botanik Dünyasına Yolculuk 2 Projesi’nde elde edilmiştir (ID Numarası: 213B510).
 


Participation Reasons And Expectations Of The Teachers Applying To The Tübitak-4004-supported Uludağ Nature Education


Dilek Zeren Özer1, Sema Nur Güngör1, Elif Özata Yücel2, Muhlis Özkan1
1Uludağ Üniversitesi
2Kocaeli Üniversitesi


Abstract No: 228 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Ecology-based nature education activities are among the effective methods enabling individuals to learn about nature, the environment, the components of the environment, and the human-nature interaction. These types of activities appealing to different target groups are increasing day by day with the support of various institutions. The Scientific and Technological Research Council of Turkey(TÜBİTAK) comes first among these institutions. With these activities, it is aimed to contribute to the protection of nature by improving individuals’ knowledge and positive attitudes towards nature.Teachers’ participation in such education is considered important because this will positively affect first their own knowledge and attitudes and then, with a knock-on effect, their students’ knowledge and attitudes. The purpose of this study is to reveal the views about nature and environment education of 201 teachers from who applied to participate “Ecology-Based Nature Education VI in Uludağ National Park and Around Bursa” activities supported within the scope of the TÜBİTAK-4004 Nature and Science Schools Program as well as those teachers’ expectations from the nature education and their reasons for participating in that education. The candidates who wanted to participate in the nature education were asked to write a 300-word text explaining their reasons for participating in the education and their expectations from the education during the application. Then those texts were interpreted through content analysis. The findings show that the teachers participated in that education with motives such as gaining knowledge about nature and the environment, improving themselves in this field, and increasing their knowledge and skills on current nature education and on the environment. The main expectations of the teachers from the education were to increase their self-efficacy on the subject, to share their knowledge and experiences with students and individuals in their immediate surroundings for enhancing their environmental awareness, and to spend time in nature. 

Tübitak-4004 Destekli Uludağ Doğa Eğitimine Başvuruda Bulunan Öğretmenlerin Eğitime Katılma Nedenleri Ve Eğitimden Beklentileri


Dilek Zeren Özer1, Sema Nur Güngör1, Elif Özata Yücel2, Muhlis Özkan1
1Uludağ Üniversitesi
2Kocaeli Üniversitesi


Bildiri No: 228 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ekoloji temelli doğa eğitimleri, bireylerin doğa, çevre, çevrenin bileşenleri, insan ve doğa etkileşimi hakkında öğrenmelerini sağlayan etkili yöntemlerden biri olarak kabul edilmektedir. Farklı hedef kitlelere hitap eden bu tür eğitimler, günümüze çeşitli kurumların da desteğiyle giderek artmaktadır. Bu kurumların başında TÜBİTAK gelmektedir. Bu eğitimlerle bireylerin doğaya yönelik bilgilerinin ve olumlu tutumlarının geliştirilerek doğanın korunmasına katkı sağlamak hedeflenmektedir. Bu gibi eğitimlere özellikle öğretmenlerin katılımı, önce kendilerinin ardından da zincirleme bir etkiyle öğrencilerin bilgi ve tutumlarını olumlu yönde etkileyeceğinden önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, TÜBİTAK-4004 Doğa ve Bilim okulları programı kapsamında desteklenen “Uludağ Milli Parkı ve Bursa Çevresinde Ekoloji Temelli Doğa Eğitimi VI” faaliyetlerine katılım başvurusu yapan 201 öğretmenin doğaya ve çevre eğitimine ilişkin görüşlerini; doğa eğitimine yönelik beklentilerini ve bu eğitime katılma nedenlerini ortaya koymaktır.  Doğa eğitimine katılmak isteyen adaylardan, başvuru sırasında eğitime katılma nedenlerini ve eğitimden beklentilerini açıkladıkları 300 kelimelik bir metin yazmaları istenmiştir. Ardından bu metinler  içerik analizi ile yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlar, öğretmenlerin bu eğitime doğa ve çevre konularında bilgi edinmek, kendilerini bu alanda geliştirmek; mevcut doğa eğitimi ve çevre konusunda bilgi ve becerilerinin arttırmak gibi nedenlerle katıldıklarını göstermiştir. Öğretmenlerin eğitimden beklentilerinden başlıcaları ise konuyla ilgili özyeterliliklerini artırmak,  edindikleri bilgileri ve deneyimleri öğrenciler ve yakın çevrelerindeki bireyler ile paylaşarak çevre bilinçlerini arttırmak, doğada zaman geçirmek olarak belirlenmiştir.


Enhancing Scientific Communication In Force And Energy Subject And Examining Students' Opinions


Zeynep Kıryak1, Haluk Özmen1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 127 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to design learning environments that support the development of seventh grade students' understanding and using the language of science in the force and energy subject, and to reveal students’ opinions about the process. This case study was conducted with 30 seventh grade students. In designing the teaching process, methods, techniques and vocabulary teaching strategies that support social learning have been determined in cooperation with researchers and teacher. Researcher observation form and group journals were used as data collection tools. The observation form was developed under three dimensions in order to determine the communicative approaches, the patterns of discourses and dialogue structures revealed during the process and was designed to be coded in 5-minute time spans. The journal consists of five open-ended questions and the students responded these questions with their groups at the end of each subject. In the analysis of the observation form, the data obtained under the headings of communicative approaches, patterns of discourses and dialogue structures were presented as graphs and the structure of the social interactions appeared during the intervention were revealed. Also, content analysis was conducted in examining the group journals. The results showed students can be effectively taught and learned in social learning environments where they are mentally and physically active, contrary to the general assumptions that abstract subjects, which are seen to be complex and difficult to learn, should be taught by teachers through largely authoritative approaches. Considering the students' opinions about the teaching process, group work and teaching materials, the teaching intervention seems to have developed students' interest and motivation towards the lesson. Furthermore, they expressed that the activities implemented during the subject support them to taking responsibility and expressing their opinions and listening different ideas in democratic learning environments.

Kuvvet Ve Enerji Ünitesinde Bilimsel Iletişimin Geliştirilmesi Ve Öğrenci Görüşlerinin Incelenmesi


Zeynep Kıryak1, Haluk Özmen1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 127 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı yedinci sınıf öğrencilerinin bilim dilini anlama ve kullanma düzeylerinin kuvvet ve enerji ünitesi bağlamında geliştirilmesini destekleyecek öğrenme ortamlarının tasarlanması ve öğrencilerin sürece yönelik düşüncelerinin açığa çıkarılmasıdır. Özel durum çalışması yöntemiyle yürütülen çalışmaya 30 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğretim sürecinin tasarlanmasında araştırmacılar ve uygulama öğretmenin işbirliği ile sosyal öğrenmeyi destekleyecek yöntem, teknik ve sözcük öğretim stratejileri belirlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı gözlem formu ve grup günlükleri kullanılmıştır. Gözlem formu süreç içerisinde açığa çıkan iletişim yaklaşımları, etkileşim modelleri ve diyalog yapılarının belirlenmesi amacıyla üç ana boyut altında tasarlanmış ve öğretim süreci boyunca form 5 dakikalık aralıklarla kodlanmıştır. Grup günlükleri beş açık uçlu sorudan oluşmaktadır ve ünite içerisinde yer alan her bir konunun öğretiminden sonra doldurulmuştur. Gözlem formunun analizinde iletişim yaklaşımları, etkileşim zincirleri ve diyaloglar başlıkları altında elde edilen verilerin dağılımları grafikler halinde sunularak süreç boyunca kurulan sosyal etkileşimlerin yapısı açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Grup günlüklerinin analizinde ise içerik analiziyle elde edilen tema, kod ve kategoriler frekanslarla birlikte tablolar halinde sunulmuştur. Bu çalışma sonucunda, öğrenilmesi karmaşık ve zor olarak görülen soyut konuların öğretmenler tarafından otoriter ve büyük ölçüde etkileşimsiz süreçlerle öğretilmesi gerektiğine yönelik genel kabullerin aksine, öğrencilerin zihinsel ve fiziksel olarak aktif oldukları sosyal öğrenme ortamlarında da etkili bir biçimde öğretilebileceği ve öğrenilebileceği tespit edilmiştir. Öğrencilerin günlüklerinde öğretim sürecinin işleyişi, grup çalışmaları ve öğretim materyalleriyle ilgili yazdıkları görüşler dikkate alındığında, bu tip uygulama ve materyallerin öğrencilerin derse yönelik ilgi ve motivasyonlarını artırdığı görülmüştür. Ayrıca, öğrenciler gerçekleştirilen uygulamalarla sorumluluk alma ve demokratik öğrenme ortamlarında görüşlerini dile getirme ve farklı görüşleri dinleme fırsatı bulduklarını ifade etmişlerdir.


The Effect Of Using Socio-scientific Issues In Distant Learning Towards Prospective Science Teachers’ Self Efficacy Beliefs


Erkan Özcan1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 238 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Aim of this study is to determine effects of using socio-scientific argumentation in distant learning on pre-service science teachers’ self efficacy beliefs. Pre-test post-test control group semi experimental design used as research model. According to research model, appropiate sampling was used and a workgroup was formed for this study. Workgroup of this study consists of 68 total pre-service teachers as 34 pre-service science teachers in experiment group and 34 pre-service science teachers in control group. Pre-service science teachers participated in this study were selected from science education department of an university located in İzmir/Turkey voluntarily. Self efficacy belief scale towards pre-service teachers was used as data collection tool. In this study gathered data will be analyzed using SPSS programme. Shapiro-Wilks and Kolmogorov-Smirnov tests will be used in order to deteremine if data is fit for normal distribution or not. Then parametric or non-parametric appropiate test method will be selected based on test results. Analyzed findings will be presented and will be interpreted, results will be discussed based on literature and possible implications will be presented.

Uzaktan Eğitim Sürecinde Sosyo-Bilimsel Argümantasyon Kullanilmasinin Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarinin Öz Yeterliklerine Yönelik Etkisi


Erkan Özcan1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 238 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı uzaktan eğitim sürecinde sosyo-bilimsel argümantasyon yöntemi kullanılmasının fen bilimleri öğretmen adaylarının öz yeterliklerine etkisini  belirlemektir. Araştırmanın modeli  ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında uygun örneklem seçimine gidilerek çalışma grubu oluşturulmuştur. Çalışma grubunda deney grubunda 34 ve kontrol grubunda 34 öğretmen adayı olmak üzere toplam 68 fen bilimleri öğretmen adayı yer almaktadır. Çalışmada yer alan olan öğretmen adayları İzmir ilinde yer alan bir üniversitenin eğitim fakültesinde fen bilgisi öğretmenliği programında eğitim görmekte olan öğretmen adayları arasından gönüllülük esasına göre seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak öğretmen adaylarına yönelik öz yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS programından yararlanılacaktır. Deneysel uygulama öncesinde ve sonrasında elde edilen verilerin analizinde kullanılması gereken uygun istatistiksel yöntemin belirlenmesi için toplanan verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilks ve Kolmogorov-Smirnov testleriyle sınanacaktır. Bunun sonucunda çalışma grubundaki öğretmen adaylarının öz yeterlik ölçeği ön test-son test puanlarının normal dağılıma uygun olup olmadığı belirlenecek ve parametrik veya non-parametrik testlerden hangisinin kullanılacağı belirlenecektir. Analiz sonucunda elde edilen bulgular sunulacak, sonuçlar belirlenecek, belirlenen sonuçlar alan yazın ile karşılaştırılarak tartışılacak, daha sonra sonuç ve tartışmaya göre gelecekte konu ile ilgili yapılabilecek çalışmalara yönelik öneriler sunulacaktır.
 


Impact Of Robotics And Coding Supported Activities For Science Course On Academic Success


Sıla Yurdakul1, Nevin Kozcu Çakır1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 241 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The use of robotics and coding in science teaching enables students to actively participate in the course, and in the 21st century. It helps to develop 19th century skills, provides opportunities to find suitable solutions to the problem they face and to increase motor development while implementing these solutions. In addition, these robotics and coding activities have become important in concept teaching because they cause students to reinforce the subject, learn with persistence and fun, be active in class, increase their curious feelings, and develop an inquisitive view. From here, the aim of the research is to determine the impact of robotics and coding-supported activities for the science class of middle school 6th graders on the success of the students. The research is designed as a single group of quantitative research patterns, pre-final test semi-experimental pattern. As a data collection tool, the success test developed by the researcher on the achievements of the applied subject was used. For the scope validity of the success test, the opinion of two experts was taken by the researcher and the necessary corrections were made in line with the recommendations given. In the course of the research, the developed success test was applied as a preliminary test before the activities developed on the subject were carried out, and as the final test after the activities developed were carried out. The data obtained were analyzed with spss package program. As a result of the analysis of the datai dependent  groups t-test was used from paramatic tests because of the normality of the data. As a result of the analyses made; it has been determined that the academic achievements of the students have changed significantly after the applications.

Fen Bilimleri Dersine Yönelik Robotik Ve Kodlama Destekli Etkinliklerin Akademik Başarıya Etkisi


Sıla Yurdakul1, Nevin Kozcu Çakır1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 241 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen eğitimi; günlük hayatın içerisinde gerçekleşen, yaşamı anlama fırsatı sunan, yaparak-yaşayarak öğrenmeyi sağlayan, karşılaştığı problemi bilimsel yöntem kullanarak çözme imkanı veren, çevrenin önemini ve etkileşimini anlamalarını sağlayan bir eğitim sürecidir. Bu eğitim süreci teknolojinin gelişmesi ile birlikte fen bilimleri dersinde farklı teknolojilerin kullanılmasını zorunlu hale getirmiş ve öğrencilerin teknolojiye olan ilgi ve merakları doğrultusunda eğitim ortamlarında teknolojik uygulamaların kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu teknolojik uygulamalardan biride robotik ve kodlamadır. Robotik ve kodlamanın fen öğretiminde kullanılması öğrencilerin derse aktif katılmalarını sağlamakta, 21. Yüzyıl becerilerinin gelişmesine yardımcı olmakta, karşılaştıkları probleme uygun çözümler bulması ve bu çözümleri uygularken motor gelişimlerinin artmasına imkân sunmaktadır. Ayrıca bu robotik ve kodlama etkinliklerinin öğrencilerin konuyu pekiştirmelerine, kalıcı ve eğlenerek öğrenmelerine, derste aktif olmalarına, meraklı duygularının artmasına, sorgulayıcı bir bakış geliştirmelerine sebep olması nedeniyle kavram öğretiminde önemli hale gelmiştir. Buradan hareketle araştırmanın amacı, ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik robotik ve kodlama destekli etkinliklerin öğrencilerin başarısına olan etkisini belirlemektedir. Araştırma nicel araştırma desenlerinden tek grup ön-son test yarı deneysel desen olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Muğla ili Menteşe ilçesinde bir ortaokulda 6. sınıfta öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur. Robotik ve kodlama etkinliğinin geliştirildiği konu ise 6. Sınıf fen bilimleri dersi iletken ve yalıtkan maddeler ve ampul parlaklığını etki eden faktörler kazanımına yönelik olarak geliştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak ise uygulanan konunun kazanımlarına ilişkin araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi kullanılmıştır. Başarı testinin kapsam geçerliği için araştırmacı tarafından iki uzmanın görüşü alınmış ve verilen öneriler doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Araştırmanın sürecinde ise, geliştirilen başarı testi konu ile ilgili geliştirilen etkinlikler yapılmadan önce ön test olarak,  geliştirilen etkinlikler yapıldıktan sonra son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda verilerin normalliği sağlanması nedeni ile parametrik testlerden bağımlı gruplar t-testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; öğrencilerin akademik başarılarının yapılan uygulamalar sonrasında anlamlı düzeyde değiştiği tespit edilmiştir.
 


Investigation Of Science Teachers' Views On Software And Design Workshop


Gökhan Güven1, Keziban Şarlakkaya1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 242 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

 
The use of technology in science education and its integration into lessons are of great importance. Because the studies in the related literature indicate that integrating technology in the field of science education increases students' academic achievement and their attitudes towards the course and technology. Due to such contributions, the Ministry of National Education (MEB) emphasized Design-Skill Workshops in its 2023 Education Vision. One of these workshops is the Software and Design workshop. In this workshop, teaching processes are carried out by associating various technological applications with courses such as mathematics, science, physics, chemistry and biology. Various activities and projects related to the field of science can be carried out by associating the science course with this workshop. However, the ideas, thoughts and opinions of science teachers who will carry out studies on science subjects in software and design workshops are important. The aim of this research is to examine the opinions of science teachers who are graduate students in the field of science about the "Software and Design Workshop" specified in the 2023 education vision and to determine their needs. The case study model, one of the qualitative research methods, was used in the study. Eight science teachers participated in the research. “Semi-structured interview form” was used as a data collection tool in the study. The data obtained from the teachers were analyzed by descriptive analysis method. In addition, direct quotations are included in order to reflect the views of the teachers in a striking way. In addition, it has been determined that science teachers want to receive training on technological and digital applications such as robotic coding, three-dimensional design and the use of printers, or they need a teacher's guide that will guide them in their lessons and in such workshops and show how case studies are applied.
 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Yazılım Ve Tasarım Atölyesine Ilişkin Görüşlerinin Incelenmesi


Gökhan Güven1, Keziban Şarlakkaya1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 242 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen bilimleri eğitiminde teknolojinin kullanımı ve derslere entegre edilmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü bununla ilgili alan yazındaki çalışmalar fen eğitimi alanında teknolojinin entegre edilmesinin öğrencilerin akademik başarılarını, derse ve teknolojiye yönelik tutumlarını artırdığını belirtmektedir. Bu tür katkılardan dolayı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2023 Eğitim Vizyonunda Tasarım-Beceri Atölyelerine vurgu yapmıştır. Bu atölyelerden biri de Yazılım ve Tasarım atölyesidir. Bu atölyede çeşitli teknolojik uygulamalar, matematik, fen bilimleri, fizik, kimya ve biyoloji gibi derslerle ilişkilendirilerek öğretim süreçleri yürütülmektedir. Fen bilimleri dersi de bu atölye ile ilişkilendirilerek fen alanı ile ilgili çeşitli etkinlik, proje vb. çalışmalar gerçekleştirilebilir. Ancak yazılım ve tasarım atölyelerinde fen bilimleri konuları ile ilgili çalışmaları yürütecek olan Fen bilimleri öğretmenlerinin bu konuda fikir, düşünce ve görüşleri önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı fen bilimleri alanında lisansüstü öğrenim gören fen bilimleri öğretmenlerinin 2023 eğitim vizyonunda belirtilen “Yazılım ve Tasarım Atölyesi” hakkında görüşlerinin incelenmesi ve ihtiyaçlarının belirlenmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 8 fen bilimleri öğretmeni katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak “Yarı-yapılandırılmış görüşme formu” kullanılmıştır. Öğretmenlerden elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin görüşlerini çarpıcı bir şekilde yansıtmak amacıyla doğrudan alıntılara yer verilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin bu tür atölyelerde çalışmalar ve projeler yapmak, ulusal yarışmalara katılmak istediklerini ancak teknolojik uygulamaların kullanımında ve fen derslerine entegrasyonunda kendilerini yetersiz hissettikleri belirlenmiştir. Ayrıca fen bilimleri öğretmenlerinin robotik kodlama, üç boyutlu tasarım ve yazıcıların kullanımı gibi teknolojik ve dijital uygulamalar konusunda eğitimler almak istedikleri ya da derslerinde ve bu tür atölyelerde kendilerine rehber olacak ve örnek çalışmaların nasıl uygulandığını gösterecek bir öğretmen kılavuzuna ihtiyaçlarının olduğu tespit edilmiştir. Ek olarak öğretmenlerin, derslerinde güncel öğretim yöntem ve yaklaşımları, teknolojik ve dijital uygulamaları kullanabilmek ve öğrencilerine daha nitelikli öğretimler sunabilmek için lisansüstü öğrenim gördükleri ancak bu konuda kendilerini yönlendirecek uzman kişilere veya eğitimlere/projelere yeterli düzeyde ulaşamadıkları belirlenmiştir.
 


Argumentation Skills Of Pre-service Science Teachers On Ready Foods In Distance Education Process


SEDA OKUMUŞ1
1ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 44 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With the Covid-19 pandemic, many areas in the world such as economy and tourism have been affected by this process. One of the affected areas is undoubtedly education. Along with the pandemic, disruptions have occurred in the education-teaching process in many countries. With the prolongation of the pandemic process, the first solution used to eliminate the disruptions in education was distance education. In Turkey, undergraduate programs have been continued through distance education in many universities since March 2020. In this study, it is aimed to examine the individual arguments of pre-service science teachers about the subject of "Ready Foods" in the distance education process. Survey method was used in the study. The study was carried out with 47 pre-service science teachers attending the fourth grade of science teaching at Atatürk University in the 2020-2021 academic year. In order to collect data, an interview form consisting of two open-ended questions prepared by the researcher on the subject of "Ready Foods" was used. During the research process, one of the socioscientific topics included in the Special Topics in Biology course, "Ready Foods" was explained to the pre-service science teachers through distance education. Then, with the help of the interview form, the pre-service science teachers were asked to develop arguments about the subject. For the analysis of the arguments created by pre-service science teachers, the argument levels developed by Erduran, Osborne, and Simon (2004) were used. According to the findings obtained from the study, the arguments developed by the pre-service science teachers on the subject during the distance education applications were generally at a moderate level. 

Uzaktan Eğitim Sürecinde Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Hazır Gıdalar Konusunda Argüman Oluşturma Becerileri


SEDA OKUMUŞ1
1ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 44 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Covid-19 pandemisiyle birlikte Dünya’daki ekonomi, turizm gibi birçok alan bu süreçten etkilenmiştir. Etkilenen alanlardan biri de şüphesiz eğitimdir. Pandemi ile birlikte birçok ülkedeki eğitim-öğretim sürecinde aksamalar meydana gelmiştir. Pandemi sürecinin uzamasıyla birlikte eğitim-öğretimdeki aksamaların giderilmesi için başvurulan ilk çözüm yolu uzaktan eğitim olmuştur. Türkiye’de de lisans programları 2020 Mart ayından itibaren birçok üniversitede uzaktan eğitim yoluyla sürdürülmüştür. Bu araştırmada uzaktan eğitim sürecinde fen bilgisi öğretmen adaylarının “Hazır Gıdalar” konusu ile ilgili olarak oluşturdukları bireysel argümanların incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada tarama desenine göre hareket edilmiştir. Araştırma 2020-2021 eğitim- öğretim döneminde Atatürk Üniversitesi’nde fen bilgisi öğretmenliği dördüncü sınıfına devam eden 47 fen bilgisi öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından “Hazır Gıdalar” konusuyla ilgili olarak hazırlanan ve iki açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sürecinde önce Biyolojide Özel Konular dersi kapsamında yer alan sosyobilimsel konulardan biri olan “Hazır Gıdalar” konusu uzaktan eğitim yoluyla öğretmen adaylarına anlatılmıştır. Ardından görüşme formu yardımıyla öğretmen adaylarının konuyla ilgili argüman geliştirmeleri istenmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının oluşturdukları argümanların analizi için Erduran, Osborne ve Simon’nun (2004) geliştirdikleri argüman seviyelerine göre hareket edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre uzaktan eğitim uygulamaları sürecinde fen bilgisi öğretmen adaylarının konuyla ilgili geliştirdikleri argümanların genellikle orta seviyede olduğu belirlenmiştir.
 


Examination Of Self-evaluations Of Pre-service Science Teachers: Example Of Teaching Practice


Şenem Alkan 1, Canan Cengiz1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 82 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Self-evaluation is the way that learners evaluate themselves by taking into account the work they perform in the teaching process and the learning outcomes they achieve as a result. Self-evaluation, which includes learners’ thoughts on the quality of their work or performance, is an important component of formative assessment. In this study, it was aimed to examine the reflective journals prepared by pre-service science teachers during teaching practicum course and to determine which issues that they focus on about their performance. . This study was conducted within the framework of a case study. The study was conducted with eight fourth-grade pre-service science teachers studying at a faculty of education located in the Eastern Black Sea. Reflective journals that pre-service teachers kept during teaching practicum were used as data collection tool. Data gathered from reflective journals were subjected to content analysis. The vast majority of pre-service teachers have stated that they have mastered the basic principles and concepts related to the subject and believe that they can make sufficient use of teaching technologies in their  practices. Many of the pre-service teachers stated that they were insufficient to respond adequately and appropriately to student questions, that they were insufficient to take appropriate measures against interruptions and obstructions, and that they were unable to use time efficiently. Another point that draws attention in the journals is that pre-service teachers rarely touch on some issues like associating the topic of the lesson with other topics of the subject, ensuring the security of the learning environment, maintaining teaching according to individual differences, providing a democratic learning environment and effectively use of verbal and body language.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Öz Değerlendirmelerinin Incelenmesi: Öğretmenlik Uygulaması Örneği


Şenem Alkan 1, Canan Cengiz1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 82 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öz değerlendirme, öğrenenlerin öğretim sürecinde gerçekleştirdikleri çalışmaları ve sonucunda ulaştıkları öğrenme çıktılarını dikkate alarak kendilerini değerlendirmeleridir. Öğrenenlerin çalışmalarının veya performanslarının kalitesine yönelik düşüncelerini içeren öz-değerlendirme, biçimlendirici değerlendirmenin önemli bir bileşenidir. Bu çalışmada fen bilgisi öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulaması süresince hazırladıkları yansıtıcı günlüklerin incelenmesi ve öğretmen adaylarının hangi konularda öz değerlendirme yaptıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır.  Bu çalışma, özel durum çalışması çerçevesinde yürütülmüştür. Çalışma Doğu Karadeniz’de yer alan bir eğitim fakültesinde öğrenim gören sekiz dördüncü sınıf fen bilgisi öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Veri toplama aracını öğretmenlik uygulaması süresince öğretmen adaylarının hazırladıkları yansıtıcı günlükler oluşturmaktadır. Yansıtıcı günlüklerden elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Öğretmen adaylarının büyük çoğunluğu konu ile ilgili temel ilke ve kavramlara hakim olduklarını ve uygulamalarında öğretim teknolojilerinden yeterli seviyede faydalanabildiklerini düşündüklerini belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarının çoğu öğrenci sorularına yeterli ve uygun cevap verme konusunda ise yetersiz olduklarını, kesinti ve engellemelere karşı uygun önlem alma konusunda yetersiz olduklarını ve zamanı verimli kullanamadıklarını düşündüklerini belirtmişlerdir.  Öğretmen adaylarının günlüklerinde dikkati çeken bir diğer husus ise günlüklerde konu ile alanın diğer konularını ilişkilendirebilme, öğrenme ortamının güvenliğini sağlayabilme, öğretimi bireysel farklılıklara göre sürdürebilme, demokratik bir öğrenme ortamı sağlayabilme, sözel dili ve beden dilini etkili biçimde kullanabilme konularına nadiren değinmiş olmalarıdır.
 


Determination Of Distance Education And Face-to-face Education Activities Of Science Teachers In The Covid-19 Period


Faruk ARICI1, Mehmet YILMAZ2, Rabia Meryem YILMAZ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Atatürk Üniversitesi


Abstract No: 96 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the study, it was aimed to compare the distance education and face-to-face education activities of Science Teachers working in different regions during the COVID-19 period. The study is important in terms of determining the distance education and face-to-face education experiences of science teachers and sharing them with teachers from different socio-cultural regions, getting the highest efficiency from education practices and reducing the difference in success among students. The study was carried out with 26 female and 34 male science teachers between the ages of 24-38, who work in the province-district center and villages in Erzurum in 2020/2021. Multiple case study design of qualitative research was used in the study. The study group was determined by sampling the maximum variation. The data were collected with a semi-structured interview form and content analysis was performed. The results showed that in provinces and districts teachers use EBA (Education Informatics Network) more in distance education, and in villages, worksheets are used because of the internet infrastructure problem. It has been observed that ZOOM and WhatsApp are the most used applications after EBA, and teachers working in villages conduct lessons by making multiple calls. Teachers have often benefited from e-books. It has been determined that participation in distance education is lower in villages. In distance education, while teachers in the city center can receive feedback from students, it has been observed that the feedback is very low in districts and villages. It has been determined that in the villages where face-to-face education is provided, students' commitment to school decreases and they cannot achieve the desired success. Finally, it was determined that the workload of teachers increased compared to face-to-face education and the difference in academic achievement between students from different socio-economic environments increased.

Covid-19 Döneminde Fen Bilgisi Öğretmenlerinin Uzaktan Eğitim Ve Yüz-Yüze Eğitim Etkinliklerinin Belirlenmesi


Faruk ARICI1, Mehmet YILMAZ2, Rabia Meryem YILMAZ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Atatürk Üniversitesi


Bildiri No: 96 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmada farklı sosyo-kültürel yerleşim yerlerinde görev yapan Fen Bilgisi Öğretmenlerinin, COVID-19 nedeniyle yüz yüze eğitim yerine uzaktan eğitimle derslerin yürütüldüğü dönemde uzaktan eğitimle ilgili algılarını belirlemek ve yüz yüze eğitimle uzaktan eğitim uygulamalarında yaptıkları çalışmaları karşılaştırmak amaçlanmıştır. Bu amaçla yürütülen çalışma, fen bilgisi öğretmenlerinin uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitimle ilgili algıları ile deneyimlerinin ilgili paydaşlara ulaştırılması ve yapacakları eğitim planlamalarına yardımcı olmasının yanı sıra yürütülen eğitim uygulamalarından en yüksek verimin alınarak farklı sosyo kültürel bölgelerdeki öğrenciler arasında akademik başarı açısından farkın azaltılmasına ışık tutması bakımından önemlidir. Çalışma 2020/2021 döneminde Erzurum ilindeki il merkezi , ilçe merkezi ve köyler olmak üzere çeşitli okullarda görev yapan mesleki deneyimi 1 ile 10 yıl arasında olan yaşları ise 24-38 yaş grubunda bulunan 26 kadın ve  34 erkek fen bilgisi öğretmeni ile yürütülmüştür. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan çoklu durum çalışması tasarımı kullanılmıştır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, verilere içerik analizi uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar,  il ve ilçe merkezindeki öğretmenlerin bu dönemde daha çok EBA'yı  (Eğitim Bilişim Ağı) kullandığını,  köylerde ise internet alt yapı sorununun olması nedeniyle çalışma kağıtları hazırlanarak öğrencilere ulaştırıldığını göstermiştir. ZOOM ve WhatsApp uygulamaları EBA'dan sonra en çok kullanılan uygulamalar olmuştur. Köylerde görev yapan öğretmenlerin grup aramaları yaparak ders anlattıkları görülmüştür. Öğretmenler sıklıkla e-kitaplardan ve online sınavlardan yararlanmışlardır. Uzaktan eğitime katılımın köylerde daha düşük olduğu belirlenmiştir. Uzaktan eğitimde, il merkezdeki öğretmenler öğrencilerden geribildirim alabilirken ilçe ve köylerde geribildirimin çok düşük olduğu görülmüştür. Yüz-yüze eğitimin devam ettiği köylerde öğrencilerin okula karşı bağlılıklarının azaldığı ve önceki dönemlerde sergiledikleri başarıya ulaşamadıkları belirlenmiştir. Son olarak yüz-yüze eğitime kıyasla öğretmenlerin iş yüklerinin arttığı ve farklı sosyo-ekonomik çevredeki öğrenciler arasında akademik başarı açısından makasın iyice açıldığı söylenebilir.
 


Synectic Application For Science Concepts: Colors


Tuncay Özsevgeç1, Cansu Geyikçigil2, Hatice Çetin2
1Trabzon Üniversitesi
2MEB-Özel Okul


Abstract No: 108 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the science concept perceptions of secondary school students through colors using the synectic technique. The study was carried out using the phenomenology research design. Phenomenology research design is a method that enables individuals to perceive their behaviors and to reveal their unique perceptions in depth. In this study, because of a research for determining science concept perceptions through colors, the phenomenology design was used a research design. The subject of the research consists of between 5th to 8th grade students in private and public schools. "Synectic Evaluation Form for Science Concept Perceptions" was developed and used to obtain the data. The purpose of using this form; It is aimed to reach the positive/negative perceptions of the students about the subject and concepts of the science lesson more easily, in depth and accurately by using their imagination.
In the analysis of the obtained data were presented to the readers with the frequency and percentage values in the tables. Also, content analysis was used to determine  themes and categories. It is frequently stated in related literature that students have/develop negative attitudes and anxiety towards the science cencepts/lesson. In this study, it was aimed to determine the attitudes of secondary school students towards science lesson/concepts with the synectic application and to investigate in a different way to what extent they overlap with the literature. As a result, it is similar to the findings of the other studies that the students have similarly negative attitudes against science concepts/lessons. According to the findings, it was found that the students had 55.4% negative attitudes and anxiety towards the science lesson. It is seen that there is also the effect of science concepts on this negative attitude. Suggestions are included in the text.

Fen Bilgisi Kavramlarına Yönelik Sinektik Uygulama: Renkler


Tuncay Özsevgeç1, Cansu Geyikçigil2, Hatice Çetin2
1Trabzon Üniversitesi
2MEB-Özel Okul


Bildiri No: 108 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin fen bilgisi kavram algılarının sinektik tekniği kullanılarak renkler aracılığıyla belirlenmesidir. Çalışma, fenomenoloji araştırma deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Fenomenoloji araştırma deseni, bireylerin davranışlarını algılayabilmek ve kendisine özgü algısının derinlemesine ortaya çıkmasını sağlayan bir yöntemdir. Bu çalışmada fen bilgisi kavram algılarının renkler aracılığıyla belirlenmesine yönelik bir araştırma olmasından dolayı araştırma deseni olarak fenomenoloji deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, özel ve devlet okullarındaki 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma verilerinin elde edilmesinde “Fen Bilgisi Kavram Algılarına Yönelik Sinektik Değerlendirme Formu’’ geliştirilerek veri toplama amacıyla kullanılmıştır. Bu formun kullanılmasındaki amaç; öğrencilerin hayal gücünü kullanarak, onların fen bilgisi dersinin konu ve kavramlarına yönelik olumlu/olumsuz algılarına daha kolay, derinlemesine ve doğru bir şekilde ulaşılmak istenmesidir. Kavram algıları, sinektik tekniği kullanılarak renkler aracılığıyla belirlenmiştir. Elde edilen verilerin analizinde konuya ilişkin veriler okuyuculara tablolarda belirtilen frekans ve yüzde değerleri ile sunulduğu için sayısal analiz kullanılmıştır. Aynı zamanda oluşturulan tablolar temalar ve kategoriler çerçevesinde elde edilen veriler bir araya getirilmiş ve bunları okuyucuların kavrayabileceği bir biçimde düzenleyerek sunulmasında da içerik analizlerinden yararlanılmıştır. Yapılan çalışmalarda öğrencilerin fen bilgisi dersine yönelik olumsuz tutum geliştirdikleri ve kaygı duydukları sıklıkla ifade edilmektedir. Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin fen bilgisi dersi kavramlarına yönelik tutumları sinektik uygulama ile belirlenerek literatürle ne derece örtüşeceği farklı bir yolla araştırılmak istenilmiştir. Kısaca ifade edilmek istenilirse öğrencilerin benzer şekilde olumsuz tutuma sahip oldukları yapılan araştırmaların sonuçları ile benzerlik göstermektedir. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin fen bilgisi dersine karşı %55,4 olumsuz tutum ve kaygı içinde olduklarına ulaşılmıştır. Bu olumsuz tutumda fen bilgisi kavramlarının etkisinin de var olduğu görülmektedir. Öğrencilerin fen bilgisi konu/kavramlarına yönelik olumlu/olumsuz tutumlarının belirlenmesi, öğrencilerin direkt ya da dolaylı yollardan fen bilgisi dersine yönelik tutumlarının düzeltilmesi açısından öneriler metin içerisinde yer almaktadır.
 


Physics Teachers Pedagogical Content Knowledge On Students’ Academic Achievement In Kwara State, Nigeria


Aishat Abdulqadir Yusuf1, Esther Ore Omosewo1, AbdulRasaq Oladimeji Akanbi1, Ridwan E Mohammed1, Olalekan T Badmus1, Abubakar Usman2
1University of Ilorin
2Federal Government College, Ilorin


Abstract No: 81 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The teacher is generally regarded as an essential component of the teaching-learning process. The teacher plays an indispensable role in the achievement of the set goals of education in any nation, whether developed or developing. In other words, the quality of education in any nation is a function of the quantity and quality of teachers in the system. The study investigated Physics Teacher Pedagogical Content Knowledge and Students Academic Achievement. Researchers designed instrument tagged Physics Teachers Pedagogical Content Knowledge on Students Academic Achievement Questionnaire (PTPCKSAAQ), was used to gather the required data for the study and pro-forma was used to collect students performance, random sampling technique was used to select 400 Physics teachers in 40 public and private schools respectively, making it a total of 80 schools with a school having 5 representatives. The reliability of the instrument was tested using Cronbach Alpha and a coefficient of 0.84 was derived. The two sets of scores obtained from the two administrations correlated using Pearson Product Moment Correlation Coefficient. The correlation coefficient obtained was (r) at 0.05 alpha level of significance. It was discovered that there is a relationship between Physics teachers qualification and students academic performance, there was significant relationship between Physics teachers’ teaching experience and students’ academic performance in selected local government of Kwara  state, there was also a significant relationship between physics teacher pedagogical knowledge and students academic performance Based on the findings of this study, it was recommended that measures is needed to increase teachers pedagogical knowledge, teachers recruitment should be more dependent on qualifications and teachers should endeavour to engage in training so as to enhance their pedagogical knowledge. In conclusion, this study shows that there was a relationship between physics teachers qualification and students academic achievement, it also shows a significant relationship between physics teachers teaching experience and student achievement, finally the pedagogical content knowledge of physics teachers has a relationship to the academic achievement of students in Kwara state.


Introducing Various Web 2.0 Tools To 9th-grade Students In Biology Classroom: Their Views And Metaphors About Technology


NAZLI RUYA TASKIN BEDİZEL1
1Balıkesir Üniversitesi, Necatibey Eğitim Fakültesi


Abstract No: 98 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In recent years, the rapid changes in educational technologies have brought education to online platforms for all stakeholders, causing the use of technology in education to become more widespread day by day. As one of those changing technologies, Web 2.0 tools provide various possibilities such as communication interaction, information sharing, easy access to information, creating collaborative communication, content storage and sharing, evaluation and visualization. Therefore, increasing students' awareness and knowledge of these tools is essential to ensure that they benefit from these opportunities. For this reason, this study had two primary goals. First, it aimed to introduce students to some interactive web 2.0 technologies such as Kahoot, Mentimeter, Quizizz, Triventy and Plickers to examine their views on these tools. Secondly, it aimed to examine the metaphors of 9th-grade students about technology and educational technology before and after using these tools and their thoughts about the web 2.0 tools they used. In this direction, the study was carried out in a single-group pre-test post-test design. In the fall semester of the 2018-2019 academic year, 31 students (16K, 15M, mean age 14.42) attending the 9th grade of a high school in southwest Turkey, which had never been taught with web.2.0 tools, participated in the study. Data were collected before and after students were asked biology questions about the topics covered using Kahoot, Mentimeter, Quizizz, Triventy and Plickers applications during five biology lesson hours. The analysis of the findings obtained from the study showed that the students' metaphors about technology were classified as more useful (%68.18) after using the tools. Besides, their interactive educational tools metaphors were classified as educational (%41.10), educational and entertaining (%21.05) and, entertaining (%36.84). In addition, it was determined that 43.47% of the class changed their perspectives on biology positively (%43.44) after using these tools. On the other hand, the students who stated that their view did not change either previously had positive thoughts about biology (%17.39) or found this course difficult and incomprehensible under all circumstances (%39.13). Regarding the applications used, most of the students stated that these applications are accessible, fun, engaging, show the mistakes immediately and are good in terms of being in the form of a game. In addition to these results, almost all the students stated that they would like to use such tools more in biology and other courses in their education. Thus, the results demonstrated the importance of promoting and supporting the use of appropriate web 2.0 tools in teaching, particularly biology.


Herping: Natural Exploration As Bioeducation Of Herpetofauna Animal Diversity


Vita Meylani1, Diana Hernawati1
1Department of Biology education, Faculty of Teacher Training and Education, Universitas Siliwangi


Abstract No: 203 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Learning of biology, not only about theory but also practice meanwhile in laboratory or environment. Animalia is one of the Biological subjects, and needed any experiences by practice in laboratory and live in environmental resources. Herpetofauna is a group of animals that are active at night, and to get any information about herpetofauna we have to make observation in the night that we called herping. This study aims to report a case study that explores the experiences of prospective teacher students about learning outdoors through a herping activity. The methods in this research is qualitative interpretive approach with subject of the reearch is prospective teacher students at an University in Indonesia. The data retrieval is taken by semi-structured interviews of 22 participants. The interview was conducted before the herping activity, during the herping process and after herping was finished. The data analysis used the phenomenological design of 22 participants who were interviewed. In this research we found that the challenges in the field such as field mastery, unpredictable weather, and finding the right object. However, the real phenomena in the wild become an attraction as the development of bio-education for prospective teacher students. To understanding of science and science epistemological abilities is likened to a combination of hands-on activities students become more complete with minds-on practices. For this reason, it is very important when the learning process is packaged in frames that can stimulate prospective teacher students to be more active. The findings are how to combine formal learning in the classroom with wild herping activities as a development of student bio-education. The results of this research is that herping as the practice activity to explore the environment by prospective teacher could improved and developed their complex abilities and knowledges by direct experiences in herpeto-fauna subject. We also found that the relationship of education that occurs through nature-based learning can provide reinforcement and memorization.
 


Genetic Code Analysis And Encrypted Communication: A Multidisciplinary Approach In Stem Education


Metin Şardağ1, Gökhan Kaya2
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
2Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 206 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The future workforce transition will be enormous if automation is adopted quickly. It is predicted that 14% of the global workforce, approximately 375 million employees, will have to transition to new occupations and acquire new skills (Manyika et al., 2017). Therefore, individuals need to receive a qualified education to adapt successfully to this change, which will occur. In this regard, many education researchers consider STEM education an essential element in providing the education that individuals should receive and acquiring the skills they will need (e.g., Bybee, 2010). Informal or formal educational practices have been designed as multidisciplinary, interdisciplinary, or transdisciplinary integration in STEM education (English, 2016). The scarcity of practices in which biology is at the centre is remarkable among these educational practices. Therefore, there is a need for both qualified activities where integration can be achieved and good examples of how the activity processes can be carried out above mentioned issues. For this reason, it is aimed to develop a STEM education task based on  “Engineering Design and Entrepreneurship Model (E2)” (Şardağ et al., 2018)”  and to provide an example for how this model can use by teachers.
 
In the designed task, Science —DNA, features of DNA, codon, genotype, and phenotype—and mathematics disciplines are at the centre of the activity. In addition, engineering and technology disciplines provide a context of the task. The implementation process of the study has been planned by considering the “Engineering Design and Entrepreneurship Model (E2)” (Şardağ et al., 2018). This model has six different phases: ask, imagine, plan, produce, develop, and impact-become entrepreneur.
 
The task have been conducted on the E2 model and includes two fundamentally different but interrelated steps. The first one is that participants create a cryptography system based on the codons consisting of three base pairs, adenine-thymine and guanine-cytosine in DNA, in various order. The second one includes the studies for integrating the cryptography system into a product used as a communication tool. Observation notes, interviews, and handouts have been used as data collection tools to enlighten how the E2 model was conducted and participants' experiences. Consequently, the study will contribute to the literature, researchers, and teachers in providing good practice examples, a qualified activity, and documents.
 
References
Bybee, R. W. (2010). Advancing STEM education: A 2020 vision. Technology and engineering teacher, 70(1), 30-35.
English, L. D. (2016). STEM education K-12: Perspectives on integration. International Journal of STEM Education, 3(3), 1-8.
Manyika, J., Lund, S., Chui, M., Bughin, J., Woetzel, J., Batra, P., . . . Sanghvi, S. (2017). Jobs lost, jobs gained: workforce transitions in a time of automation. In. San Francisco: McKinsey Global Institute.
Şardağ, M., Ecevit, T., Top, G., Kaya, G., & Çakmakcı, G. (2018). Fen ve mühendislik uygulamaları. In A. Tekbıyık & G. Çakmakcı (Eds.), Güncel Öğretim Programlarına Uygun ve STEM Destekli Fen Bilimleri Öğretimi (pp. 239-264). Ankara: Nobel.
 


Examining The Science Questions In The High School Entrance Exam For The Years 2019-2020-2021 According To Context-based Question Criteria


Ayberk Bostan Sarıoğlan1, Özge Şentürk Özkaya2
1Balıkesir Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü


Abstract No: 23 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the education system of many countries, students are recruited through central exams while transitioning between levels. These central exams are also applied in our country and paradigms in education systems are frequently updated in line with population growth, developing science and changing society needs. In Turkey, the exam system that has been applied in the transition from secondary to high school education since 2018 is the High School Entrance Examination (HSEE). With the curriculum change made in 2018, the quality of the exams applied in 2019 and after is important for education. In this study; it is aimed to examine the context-based status of the questions in the Science section of the HSEE applied in 2019, 2020 and 2021. The document review method was used in the study and a total of 60 HSEE Science questions for the years 2019, 2020 and 2021 were examined whether they were context-based or not. Context-based question preparation criteria taken from the literature were used in data analysis. The questions were grouped into three categories as context-based, partially context-based and non-context-based, depending on the extent to which these criteria were covered. In the findings obtained from the study, it has been determined that the 2019 HSEE questions are mostly in the category of non-context-based questions, and in the 2021 HSEE, they are in the context-based question category. At the same time, it is seen that there is a decrease in the number of non-context-based questions in 2021 compared to previous years. As a result, it has been observed that the number of context-based questions in the field of Science in the HSEE increases every year. From this point of view, examining the HSEE questions with different analysis methods will guide the researchers in comparing the questions.

2019-2020-2021 Yılları Liselere Giriş Sınavı Fen Bilimleri Sorularının Bağlam Temelli Soru Kriterlerine Göre Incelenmesi


Ayberk Bostan Sarıoğlan1, Özge Şentürk Özkaya2
1Balıkesir Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü


Bildiri No: 23 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Birçok ülkenin eğitim sisteminde kademeler arası geçiş yaparken merkezi sınavlar ile öğrenci alımı yapılmaktadır. Ülkemizde de bu merkezi sınavlar uygulanmakta ve nüfus artışı, gelişen bilim, değişen toplum ihtiyaçları doğrultusunda eğitim sistemlerindeki paradigmalar sık sık güncellenmektedir. Ülkemizde 2018 yılından itibaren İlköğretimden Ortaöğretime geçişte uygulanmakta olan sınav sistemi Liselere Geçiş Sınavı (LGS) dır. 2018 yılında yapılan öğretim programı değişikliği ile birlikte 2019 yılı ve sonrası uygulanan sınavların niteliği eğitim için önem arz etmektedir. Bu çalışmada; 2019, 2020 ve 2021 yıllarında uygulanan LGS ‘lerin Fen Bilimleri bölümünde yer alan soruların bağlam temelli olma durumlarını incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır ve 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait toplam 60 adet LGS Fen Bilimleri sorularının bağlam temelli olup olmama durumları incelenmiştir. Veri analizinde alanyazından alınan bağlam temelli soru hazırlama ölçütleri kullanılmıştır. Sorular bu ölçütleri kapsama durumuna göre bağlam temelli, kısmen bağlam temelli ve bağlam temelli olmayan olarak üç kategoride toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgularda, 2019 yılı LGS sorularının daha çok bağlam temelli olmayan soru kategorisinde yer aldığı, 2021 yılı LGS de ise bağlam temelli soru kategorisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda 2021 yılında bağlam temelli olmayan soru sayısında önceki yıllara göre bir azalma olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, LGS de Fen Bilimleri alanında her geçen yıl bağlam temelli soru sayısının arttığı gözlemlenmiştir. Buradan yola çıkarak LGS sorularının farklı analiz yöntemleri ile incelenmesi soruların karşılaştırılmasında araştırmacılara yol gösterecektir.
 


The Thematic Review Of Using Educational Games Studies In Science Teaching


Gül Yılmaz1, Salih Çepni2
1MEB
2Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 52 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The constructivist approach adopted in the science curriculum Show the necessıty fort he use of new methods in teaching. One of the methods that can be used in this direction is educational games. Educational games are defined as activities that include certain actions and rules planned for certain purposes.The aim of this study is to thematically examine the related literature concerning the use of educational games in science education. In the study, scans will be carried out in the National Thesis Centre of Council of Higher Education and in the journals take place in Ulakbim. The studies will be analyzed by using thematic analysis matrix in terms of general and content characteristics. The data gathered will be analyzed using basic statistical methods and content analysis method. The obtained results will be tabulated and shared. It is aimed that the results to be obtained from the study will bring an interpretative perspective by approaching the gap in the research area in question from a qualitative and thematic point of view.

 

Türkiye’de Fen Öğretiminde Eğitsel Oyun Kullanımı Konusunda Yapılan Çalışmaların Tematik Analizi


Gül Yılmaz1, Salih Çepni2
1MEB
2Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 52 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen bilimleri öğretim programında benimsenen yapılandırmacı yaklaşım, öğretimde yeni yöntemler kullanılmasını gerektirmektedir. Bu sebeple öğretim sürecinde hedeflenen kazanımlara ulaşılabilmesi için farklı yöntem ve tekniklerin kullanılması önemlidir. Bu doğrultuda kullanılabilecek yöntemlerden biri de eğitsel oyunlardır. Eğitsel oyunlar, belirli amaçlar doğrultusunda planlanan belirli eylem ve kuralları içeren etkinlikler olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda yapılacak olan çalışmanın amacı, eğitsel oyunların fen öğretiminde kullanımı ile ilgili ulusal alanyazında yer alan tez ve makaleleri tematik olarak incelemektir. Çalışmada tematik analiz kullanılacak olup, Ulakbim’de yer alan dergilerde ve YÖK Ulusal Tez Merkezi’nde taramalar gerçekleştirilecektir. Çalışmalar yayın yılı, yayın türü, amaç, yöntem, çalışma grubu / örneklem ve sonuç kapsamında incelenecektir. Elde edilen veriler basit istatiksel yöntem ve içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenecektir. Bulgular tablolaştırılarak paylaşılacaktır. Çalışmadan elde edilecek olan sonuçların söz konusu araştırma alanındaki boşluğa nitel ve tematik açıdan yaklaşarak yorumlayıcı bir bakış açısı getirmesi hedeflenmektedir. Çalışmada ayrıca araştırma sonuçlarına dayalı olarak eğitsel oyunların fen öğretiminde kullanımına ilişkin araştırmacılara ve öğretmenlere yönelik öneriler sunulacaktır. 
 


Characteristics Of Questions Appropriate For Context-based Instruction For High School Physics Course


Osman Bayrak1, Ali Rıza Akdeniz2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Trabzon Üniversitesi, Orta Öğretim Fen-Mat. Alanları Eğitimi


Abstract No: 109 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Summary:
It is known that the acquisitions in formal education programs aim to gain skills that can be obtained with context-based applications. However, the results obtained by the students in the international and central exams they attend show that they did not acquire the specified skills at the desired level. Practitioners are expected to prefer constructivist learning theory and approaches based on it in the learning process in our country. In the literature, it has been found that teachers do not consider themselves competent in applying this approach, they have difficulty in reaching questions related to daily life problems and creating such questions. The aim of this study is to determine the characteristics of context (life)-based questions suitable for the acquisitions in the relevant curriculum in high school physics courses. In this study, using the scanning method, the characteristics of Context-Based Questions (BTS) were examined first, and it was observed that there are generally accepted basic criteria in the literature and that the contexts used in such questions can also be classified in terms of structure. At the end of the study, those who prepared the BTS were warned that they could freely pose problems without any restrictions other than the features described in this study. It was thought that the study would contribute to the awareness of teachers about the context-based teaching approach and facilitate their work in this field. In addition, a research topic has been proposed to new researchers on how much the desired skills can be gained in the curriculum in our country by applying the BTSs, which are prepared by considering the features and warnings, to the students.

Lise Fizik Dersine Yönelik Bağlam Temelli Öğretime Uygun Soruların Özellikleri


Osman Bayrak1, Ali Rıza Akdeniz2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Trabzon Üniversitesi, Orta Öğretim Fen-Mat. Alanları Eğitimi


Bildiri No: 109 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Özet:
             Örgün öğretim programlarındaki kazanımlarda bağlam temelli uygulamalarla elde edilebilen becerilerin kazandırılmasının amaçlandığı bilinmektedir. Bununla birlikte, öğrencilerin katıldıkları PISA ve TIMSS gibi uluslararası ve LGS ve YKS gibi merkezi sınavlarda aldıkları sonuçlar, onların belirtilen becerileri istenen düzeyde kazanmadıklarını göstermektedir. Ülkemizde öğrenme sürecinde daha çok yapılandırmacı öğrenme kuramı ve ona dayalı yaklaşımların tercih edilmesi uygulayıcılardan beklenmektedir. Alanyazında öğretmenlerin bu yaklaşımı uygulamada kendilerini yeterli görmedikleri, günlük yaşam problemleriyle ilişkili sorulara ulaşmakta ve bu tür soruları oluşturmakta zorlandıkları yönde ifadelerine rastlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, lise fizik derslerinde ilgili öğretim programındaki kazanımlara uygun bağlam(yaşam) temelli soruların özelliklerini belirlemektir. Bu çalışmada tarama yöntemi kullanılarak öncelikle Bağlam Temelli Soruların (BTS) özellikleri incelenmiş, literatürde BTS için sorunun, bireyi-toplumu- ilgilendiren bir durum içermesi, bağlamın, fen kavramları, bağıntıları ve kanunlarından oluşması ve çözümün, yalnız ezber bilgi / işlem(ler) değil bilişsel beceriler içermesi gibi genel kabul görmüş temel ölçütler olduğu ve bu tür sorularda kullanılan bağlamların kişisel, mesleki, toplumsal ve bilimsel gibi yapı yönünden de sınıflandırılabildiği gözlenmiştir. Çalışma sonunda BTS hazırlayanlara, alanyazında BTS ‘lerle başlanılması tavsiye edilen “hikaye” kavramının durumun betimlemesi(tasviri) anlamında algılanarak soru kökü önünde sözel yük haline gelen metinlerin oluşturulmaması, BTS hazırlamaya “bağlam” ‘dan başlama zorunluluğunun bulunmadığı, bu sebeple soru hazırlayıcılara bu çalışmada açıklanan özellikler dışında bir kısıtlama getirilmeden özgürce problem kurabilecekleri uyarılarında bulunulmuştur. Çalışmanın öğretmenlerin bağlam temelli öğretim yaklaşımı hakkında bilinçlenmesine katkı sağlayacağı ve bu alanda işlerini kolaylaştıracağı düşünülmüştür. Ayrıca özellikler ve uyarılar dikkate alınarak hazırlanan BTS ‘lerin öğrencilere uygulanmasıyla ülkemizde öğretim programlarında istenen becerilerin ne düzeyde kazandırılabildiğine dair bir araştırma konusu da yeni araştırmacılara önerilmiştir.
 


Evaluation Of Skill-based Questions According To The Gains And Activities In The Curriculum


Kevser ÇATALDERE1, Ümmühan ORMANCI2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 202 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In line with the Measurement and Evaluation objectives in the MEB 2023 Education Vision,the exams;iIt is stated that the purpose will change in the context of question types and content,and it will be in a structure that allows students to use skills such as critical thinking and interpretation from mental skills.In this context, the evaluation of the changing exam system from different perspectives is important for measurement and evaluation.In this study,it is aimed to evaluate the science questions in the High School Transition System (LGS),which started to be implemented in 2018,in terms of the gains in the science curriculum and the appropriateness of the activities in the textbooks taught.The method of the study is document analysis.In document analysis,the researcher accesses available resources,reads carefully, and notes important information in order to arrive at an assessment.From the data obtained in the study, the frequency distributions of the questions were created according to the achievements and activities.In the study,2013 and 2018 Science Curriculum,2018, 2019 and 2020 LGS Science Questions (A Booklet),The Science Textbook taught in 2018, 2019 and 2020 was used.A checklist prepared by the researchers was used in data analysis.The following conclusions were reached with the findings;2018 LGS Science questions coincide with 29 gains out of 78 of the 8th grade gains in the 2013 science program.Of the 61 gains of the 8th grade in the 2018 science curriculum,it overlaps with 23 in 2019 and 16 in 2020.19 out of 40 experiments and activities in 2018 LGS,14 out of 25 experiments and activities in 2019 LGS, and 9 out of 32 experiments and activities in 2020 LGS overlap.It can be said that the questions in the LGS exam cover the gains and the activities in the book,but they do not overlap with the gains and the activities in the book.

Beceri Temelli Soruların Öğretim Programında Yer Alan Kazanımlar Ve Etkinliklere Göre Değerlendirilmesi


Kevser ÇATALDERE1, Ümmühan ORMANCI2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 202 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

MEB 2023 Eğitim Vizyonunda yer alan Ölçme ve Değerlendirme hedefleri doğrultusunda merkezi sınavların; amaç, soru tipleri ve içerik bağlamında değişerek öğrencilerin zihinsel becerilerden eleştirel düşünme, yorumlama gibi becerileri kullanmalarına olanak sağlayan yapıda olacağı belirtilmektedir. Bu bağlamda değişen sınav sisteminin farklı açılardan değerlendirilmesi ölçme ve değerlendirme için önem arz etmektedir. Bu çalışmada 2018 yılında uygulanmaya başlanan Liselere Geçiş Sistemi’nde (LGS) yer alan fen bilimleri sorularının fen bilimleri öğretim programında yer alan kazanımlar ile sınavların uygulandığı yıllarda okutulan ders kitaplarında bulunan etkinliklere uygunluğu açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yöntemi doküman analizidir. Dokuman analizinde araştırmacı bir değerlendirmeye varmak için mevcut kaynaklara ulaşır, dikkatlice okur ve önemli bilgileri not alır. Çalışmada elde edilen verilerden soruların kazanımlara ve etkinliklere göre frekans dağılımları oluşturulmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak 2013 Fen Öğretim Programı, 2018 Fen Öğretim Programı, 2018 LGS Fen bilimleri soruları (A Kitapçığı), 2019 LGS Fen bilimleri soruları (A Kitapçığı), 2020 LGS Fen bilimleri soruları (A Kitapçığı), 2018, 2019 ve 2020 yıllarında okutulan Fen Bilimleri Ders Kitabı kullanılmıştır. Veri analizinde araştırmacılar tarafından hazırlanan kontrol listesi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ile şu sonuçlara ulaşılmıştır; 2018 LGS Fen Bilimleri soruları 2013 fen programındaki 8. Sınıf kazanımlarından 78 kazanımdan 29 kazanım ile örtüşmektedir. 2018 fen programındaki 8. Sınıf kazanımlarından 61 kazanımdan  2019 LGS'de 23 kazanım ve 2020 LGS'de 16 kazanımla örtüşmektedir. 2018 LGS fen soruları 2018 yılı Fen Bilimleri ders kitabındaki 40 deney ve etkinlikten 19’uyla,2019 LGS fen soruları 2019 yılı Fen Bilimleri ders kitabındaki 25 deney ve etkinlikten 14’üyle ve 2020 LGS fen soruları 2020 yılı Fen Bilimleri ders kitabındaki 32 deney ve etkinlikten 9’uyla örtüşmektedir. LGS sınavında yer alan soruların kazanımları ve kitapta yer alan etkinlikleri kapsadığı, ancak tamamı ile yeterince örtüşmediği söylenebilir. Bu çalışma 'Fen bilimleri öğretmenlerinin ve araştırmacıların bakış açılarıyla beceri temelli soruların bazı değişkenler açısından analizi' tez çalışmasının bir bölümünü oluşturmaktadır.
 


Examining The Proof Schemes Of The 7th Grade Students In The Process Of Proving Propositions And Problems


Tuğba Yulet YILMAZ1
1Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 45 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the proof schemes of 7th grade students in different propositions and problems. Accordingly, in the 2019-2020 academic year, 20 students, 10 girls and 10 boys, studying at a state secondary school were selected as participants. In order to determine the proof schemes of the students, the problems and propositions that require direct proof and the proof evaluation problem were used. The answers given by the students to the test were analyzed with the content analysis method in order to reveal the proof schemes. For this, the answers given by the students were classified as indicators of certain proof schemes by Sowder and Harel (1998) by creating a certain code list. In the research, it was determined that the students used the basic examples proof scheme in the experimental proof scheme in the number problem and proposition that they should make direct proof, and they mostly used the perceptual proof scheme in the experimental proof scheme in the geometry propositions that they needed to make direct proof. It was determined that some of the students used the basic examples proof scheme and some of them used the transformative proof scheme in the analytical proof scheme in the geometry problem where they had to make a direct proof. In the proof evaluation problem, the students stated that the most convincing argument among the experimental arguments, visual arguments, and algebraic arguments in which direct proof was presented was the experimental and visual argument, on the grounds that it was more clear, understandable and easy. Studies can be conducted to determine how the development of deductive reasoning of secondary school students leads to a change in proof schemes.

7. Sınıf Öğrencilerinin Önerme Ve Problemleri Kanıtlama Sürecindeki Kanıt Şemalarının Belirlenmesi


Tuğba Yulet YILMAZ1
1Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 45 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı 7. sınıf öğrencilerinin farklı önerme ve problemlerdeki kanıt şemalarını belirlemektir. Buna göre 2019-2020 eğitim öğretim yılında, bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 10 kız, 10 erkek olmak üzere 20 öğrenci katılımcı olarak seçilmiştir. Öğrencilerin kanıt şemalarının belirlenebilmesi için doğrudan kanıt yapmayı gerektiren problem ve önermeler ile kanıt değerlendirme problemi kullanılmıştır. Test hazırlanırken problem ve önermelerin 7. sınıftan önceki sınıf kazanımları ile ilgili en temel ve basit yargıları içermesine ve alan-yazında benzer yaş grubuna uygulanan matematiksel kanıt problemleri ile uyumlu olmasına dikkat edilmiştir. Öğrencilerin kanıt şemalarının ortaya çıkarılması için teste verdikleri yanıtlar içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Bunun için öğrencilerin verdikleri yanıtlar Sowder ve Harel’ın (1998) belirli kanıt şemalarının göstergeleri olarak belirli bir kod listesi oluşturularak sınıflandırılmıştır. Araştırmada öğrencilerin doğrudan kanıt yapmaları gereken sayı problem ve önermesinde deneysel kanıt şemasında yer alan temel örnekler kanıt şemasını kullandıkları, doğrudan kanıt yapmaları gereken geometri önermelerinde ise çoğunlukla deneysel kanıt şemasında yer alan algısal kanıt şemasını kullandıkları belirlenmiştir. Doğrudan kanıt yapmaları gereken geometri probleminde ise öğrencilerin bir kısmının temel örnekler kanıt şemasını kullandıkları, bir kısmının ise analitik kanıt şemasında yer alan dönüşümsel kanıt şemasını kullandıkları belirlenmiştir. Kanıt değerlendirme probleminde öğrenciler kendilerine sunulan deneysel argüman, görsel argüman ve doğrudan kanıtın yapıldığı cebirsel argümandan en ikna edici argümanın daha açık, anlaşılır ve kolay olması gerekçesi ile deneysel ve görsel argüman olduğunu belirtmişlerdir. Sadece bir öğrencinin cebirsel argümanı genellenebilir olduğu gerekçesi ile ikna edici olduğunu belirttiği görülmüştür. Bununla birlikte bir problem ya da önermede deneysel doğrulama yapan öğrencinin başka bir problem ya da önermede tümdengelimsel muhakeme yapabildiği belirlenmiştir. Bu durum Sowder ve Harel’ın (1998) bir kişinin birden fazla kanıt şemasına ilişkin tepkiler ortaya koyabileceği durumunu destekler niteliktedir. Ortaokul öğrencilerinin tümdengelimsel muhakemelerinin geliştirilmesinin kanıt şemalarında nasıl bir değişime yol açtığının belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılabilir.


An Investigation Of The Activities In The Primary School 4th Grade Mathematics Textbook According To The Basic Components Of Number Sense


Aleynanur Akbaba1
1TED Üniversitesi


Abstract No: 62 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to analyze the activities in the 4th Grade Textbook (ATA Publishing) approved by the Board of Education, according to certain number sense components. In this study, document analysis method was used. In the study, in the light of the number sense components found in the literature, coding was made based on the four components that Gülbağcı Dede and Şengül (2016) simplified to facilitate analysis. These components are (a) the meaning of the numbers, (b) the size of the numbers, (c) flexible computing and judging the plausibility of the outcome, and (d) estimation. While examining, it was taken into account that the activities included statements or instructions that could be associated with the number sense. As a result of the examination, it is seen that in the 1st unit, there is an activity for directly making flexible computing and judging the plausibility of the outcome (c) and indirectly for the meaning of numbers (a). There was no activity that could be examined in the 2nd unit. In the 3rd unit, it is seen that there are various activities aimed at making computing and judging the plausibility of the outcome (c). In the 4th unit, it is seen that there is an activity for the size of the numbers (b). In the 5th unit, there is an activity for indirectly estimation (d), while in the 6th unit there is an activity for directly estimation (d).  

Ilkokul 4. Sınıf Matematik Ders Kitabı Içerisindeki Etkinliklerin Sayı Duyusu Temel Bileşenlerine Göre Incelenmesi


Aleynanur Akbaba1
1TED Üniversitesi


Bildiri No: 62 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma Talim ve Terbiye Kurulu onaylı 4. Sınıf Ders Kitabı (ATA Yayıncılık) içerisinde bulunan etkinliklerin belirli sayı duyusu bileşenlerine göre incelemeyi amaçlar. Bu çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan incelemede literatürde bulunan sayı duyusu bileşenleri ışığında Gülbağcı Dede ve Şengül’ün (2016) analiz yapmayı kolaylaştırmak için sadeleştirdiği dört bileşen esas alınarak kodlama yapılmıştır. Bu bileşenler (a) sayıların anlamı, (b) sayıların büyüklüğü, (c) esnek işlem yapma ve sonucun akla yatkınlığını yargılama ve (d) tahmin etmedir. İnceleme yapılırken etkinlilerin sayı duyusuyla ilişkilendirilebilecek ifadeler veya yönergeler içermesi dikkate alınmıştır. Yapılan inceleme sonucunda 1. ünitede doğrudan esnek işlem yapmaya (c) yönelik ve dolaylı olarak sayıların anlamına (a) yönelik etkinlik bulunduğu görülmektedir. 2. ünitede inceleme yapılabilecek herhangi bir etkinliğe rastlanılmamıştır. 3. ünitede esnek işlem yapma ve sonucun akla yatkınlığını yargılamaya (c) yönelik çeşitli etkinliklerin olduğu görülmektedir. 4. ünitede sayıların büyüklüğüne (b) yönelik etkinlik bulunduğu görülmektedir. 5. ünitede dolaylı olarak tahmin etmeye (d) yönelik etkinlik bulunurken 6. ünitede ise doğrudan tahmin etmeye (d) yönelik etkinlik bulunduğu görülmektedir.  


The Investigation Of Problem Posing Skills Of 7th Grade Students With Case-based Teaching Activities


Gülşah Gerez Cantimer1, Sare Şengül2
1MEB
2Marmara Üniversitesi


Abstract No: 173 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The case study method has field of application  in different disciplines and students can learn problem solving, critical thinking, reflective thinking, decision making, multicultural awareness, etc. It is effective in gaining skills (Şahin, Atasoy, & Somyürek, 2010). Although the application examples in mathematics education are limited, it has been tried to develop application examples for its use in lessons in terms of keeping the student away from memorization, directing them to develop creative ideas, and aiming to develop solutions to problems (Korkmaz & Korkmaz, 2020). Problem posing is an important component of students’ mathematical development and is an introverted activity of learning (NCTM, 1991). By posing problems, students find the opportunity to combine their own lives and experiences with teaching, they gain the opportunity to express themselves more easily and their concept development is more effective (Chang, 2007).
The aim of the study is to examine the problem posing skills of 7th grade students with case-based teaching activities. Case study design, one of the qualitative research methods was used. The participants of the study consist of 23 students who regularly follow 7th grade online mathematics lessons in a public school in Sakarya in the 2020-2021 academic year. The study was carried out in two stages and in the first stage, lessons were taught with case studies for 5 weeks; in the second stage, students were asked to create their own problems and solve them for 6 weeks.
According to the research findings, it was determined that the reflections of case-based education were observed in student problems and that as many different daily life associations were made as possible, but the ethical and moral dimensions were not included in the statements except for the mathematical dimension. 

Örnek Olay Temelli Öğretim Etkinlikleri Ile 7. Sınıf Öğrencilerinin Problem Kurma Becerilerinin Incelenmesi


Gülşah Gerez Cantimer1, Sare Şengül2
1MEB
2Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 173 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Örnek olay öğretim yöntemi farklı disiplinlerde uygulama alanına sahiptir ve öğrencilerin problem çözme, eleştirel düşünme, yansıtıcı düşünme, karar verme, çok kültür bilinci vb. becerileri kazanmasında etkilidir (Şahin, Atasoy ve Somyürek, 2010). Matematik eğitiminde uygulama örnekleri sınırlı olmakla birlikte öğrenciyi ezberden uzaklaştırması, yaratıcı fikirler geliştirmeye yöneltmesi ve sorunlara çözüm yolları geliştirmesini amaçlaması (Korkmaz ve Korkmaz, 2020) bakımından derslerde kullanımına yönelik uygulama örnekleri geliştirilmeye çalışılmıştır. Problem kurma ise öğrencilerin matematiksel gelişiminin önemli bir bileşeni olup öğrenmenin içe dönük aktivitesidir (NCTM, 1991). Öğrenciler problem kurarak kendi hayatları ve deneyimleri ile öğretimi birleştirme fırsatı bulmakta, kendilerini daha rahat ifade etme olanağı kazanmakta ve kavram gelişimi daha etkili olmaktadır (Chang, 2007).
Çalışmanın amacı örnek olay  temelli öğretim etkinlikleri ile 7. sınıf öğrencilerinin problem kurma becerilerinin incelenmesidir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Sakarya’da bir devlet okulunda öğrenim gören 7. sınıf  çevrimiçi matematik derslerini düzenli olarak takip eden 23 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma iki aşamalı yürütülmüş olup birinci aşamada 5 hafta süresince örnek olay etkinlikleri ile dersler işlenmiş; ikinci aşamada ise 6 hafta süresince öğrencilerin kendi problemlerini oluşturmaları ve çözümlerini yapmaları istenmiştir.
Çalışmanın ikinci aşaması kapsamında gerçekleştirilen araştırmada öğrencilerin oluşturdukları problemler incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Problemlerin niteliği, örnek olay ifadelerinin yer verilme durumu ve günlük hayatla ilişkilendirme boyutlarına yönelik analiz yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğrenci problemlerinde örnek olay temelli eğitimin yansımalarının gözlendiği ve olabildiğince farklı günlük hayat ilişkilendirmelerinin yapıldığı, ancak ifadelerde matematiksel boyut haricinde etik ve ahlaki boyutun çok fazla yer almadığı belirlenmiştir. Ayrıca düzenli olarak problem oluşturan öğrencilerin problemlerinin niteliğinin geliştiği, belirlenen eksiklerinin yapılan düzeltmelerle giderildiği; az sayıda problem oluşturan öğrencilerin ise çoğunlukla alıştırma niteliğinde sorular yazabildiği ve çözümlerinde işlem hatalarının belirginleştiği tespit edilmiştir.


 


Preservice Mathematics Teachers’ Experiences On Web-assisted Instruction Applications Within The Scope Of Teaching Practice Course


Gülşah Gerez Cantimer1, Sare Şengül2
1MEB
2Marmara Üniversitesi


Abstract No: 174 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The teacher candidacy is a prerequisite for being ready for the teaching profession and is an emotional and interpersonal difficult experience (Koemer, O'Connell-Rust, & Baumagartner, 2002). Preservice teachers acquire theoretical knowledge through vocational knowledge courses; find the opportunity to put this knowledge into practice with practical lessons (Özkılıç, Bilgin, & Kartal, 2008). By observing the applicability of the knowledge they have acquired through the teaching practice course in the classroom environment (Leikin & Levav-Waynberg, 2008), preservice teachers can have the opportunity to experience the theory in a real environment (Alkan, 2017). 
The aim of the study is to examine the experiences of preservice mathematics teachers on web-assisted teaching applications within the scope of teaching practice course. Case study design was preferred. The participants of the study consist of 7 preservice mathematics teachers who participated in web-assisted teaching applications within the scope of teaching practice course in the fall and spring semesters of the 2020-2021 academic year. An evaluation form consisting of 9 open-ended questions prepared by the researchers was used as a data collection tool.
Obtained findings were examined under the themes that were the experiences gained in web-assisted teaching applications, positive and negative situations and the contributions of the teaching practice course. Accordingly, the experiences of preservice teachers; use of smart boards over the internet (f=2), difficulty to involve the student (f=2), lecture experience (f=2), gaining a lot of information from observations (f=1), lesson plan preparation experience (f=1) etc. has been in the form. Although the expressions of the preservice teachers about positive situations were mostly as saving time (f=3) and using digital materials (f=3), the negative expressions were determined as internet problem (f=6) and lack of social interaction (f=4). 

Matematik Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Uygulaması Dersi Kapsamında Web Destekli Öğretim Uygulamalarına Yönelik Deneyimleri


Gülşah Gerez Cantimer1, Sare Şengül2
1MEB
2Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 174 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğretmen adaylığı öğretmenlik mesleğine hazır olabilmenin ön koşulu olup duygusal ve kişilerarası zor bir deneyimdir (Koemer, O’Connell-Rust ve Baumagartner, 2002). Öğretmen adayları, meslek bilgisi dersleri ile teorik bilgiler edinmekte; uygulama dersleri ile bu bilgileri hayata geçirme fırsatı bulmaktadır (Özkılıç, Bilgin ve Kartal, 2008). Öğretmen adayları öğretmenlik uygulaması dersi ile edindikleri bilginin sınıf ortamında uygulanabilirliğini gözlemleyerek (Leikin ve Levav-Waynberg, 2008) teoriyi gerçek ortamda deneyimleme fırsatı yakalayabilmektedir (Alkan, 2017). COVID-19 salgın şartları nedeniyle 2020 yılı mart ayından itibaren eğitim faaliyetleri acil uzaktan eğitim olarak yürütülmektedir. 
Çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulaması dersi kapsamında web destekli öğretim uygulamalarına yönelik deneyimlerinin incelenmesidir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni tercih edilmiştir. Çalışmanın katılımcılarını 2020-2021 eğitim-öğretim yılı güz ve bahar dönemlerinde öğretmenlik uygulaması dersi kapsamında web destekli öğretim uygulamalarına katılan 7 matematik öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan 9 açık uçlu sorudan oluşan değerlendirme formu kullanılmıştır. Çalışma kapsamında formun sadece üç sorusu içerik analizine tabi tutulmuştur.
Elde edilen bulgular; web destekli öğretim uygulamalarında edinilen deneyimler, yaşanan olumlu ve olumsuz durumlar ile öğretmenlik uygulaması dersinin katkıları temalarında incelenmiştir. Buna göre öğretmen adaylarının edindikleri deneyimler; internet üzerinden akıllı tahta kullanımı (f=2), öğrenciyi derse katma zorluğu (f=2), ders anlatma deneyimi (f=2), gözlemlerden birçok bilgi edinilmesi (f=1), ders planı hazırlama deneyimi (f=1) vb. şeklinde olmuştur. Öğretmen adaylarının olumlu durumlara yönelik ifadeleri en fazla zamandan tasarruf (f=3) ve dijital materyal kullanımı (f=3) şeklinde olmasına rağmen olumsuz ifadelerinin ise internet sorunu (f=6) ve sosyal etkileşimin olmaması (f=4) şeklinde tespit edilmiştir. Öğretmen adayları öğretmenlik uygulaması dersinin katkılarına yönelik sınıf ortamında öğretmenlik deneyimi (f=3), ders anlatımı ile güvenin artması   (f=3), öğrenci sorularını ve sorunlarını tahmin edebilme (f=2), öğrencilerin derse katılımı için yapılması gerekenlerin tespiti (f=2) vb. ifadelerde bulunmuştur.


The Investigation Of The Effect Of Applying The Modeling Based Teaching Method Supported By Augmented Reality Applications On 21st Century Skills


Aslıhan BABA1, Yusuf ZORLU2, Fulya ZORLU3
1MEB
2Kütahya Dumlupınar Üniversite
3Bülent Ecevit Üniversitesi


Abstract No: 86 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of the study was to investigate the effect of applying the modeling based teaching method supported by augmented reality applications on 21st century skills. A semi-experimental design research method with a pretest-posttest control group was used in the study. In the experimental group, the "Solar System and Eclipses" unit was applied modeling based teaching method supported by augmented reality applications, and the traditional learning method in the control group. The sample of the study consisted of 22 students who are in the 6th grade in a public secondary school affiliated with the Ministry of National Education in the Aegean Region in the 2020-2021 academic year. The study was used as data collection tool the "21st Century Skill Measurement Scale (TCSMS)". ANCOVA analysis was performed on the data obtained from the study. According to the findings of the ANCOVA analysis, there was a statistically significant difference between the 21st century skills of the students in the experimental and control groups in favor of the experimental group [F(1-22)= 12.852, p<.05]. According to the findings obtained from the factors of the TCSMS, there was no statistically significant difference between the scores of the students in the experimental and control groups in the "Sociocultural" factor [F(1-22)= 1.208, p>0.05], "Cognitive" and "Sensory" factors were found to have statistically significant differences in favor of the experimental group [Cognitive: F(1-22)= 6<618, p<0.05; Sensory: F(1-22)= 12.287, p<0.05]. According to these results, it can be said that the application of applying the modeling-based teaching method supported by augmented reality applications contributes to the development of 21st century cognitive and sensory skills of students. This study was carried out using the master's thesis work of the first author under the thesis supervisor of the second and third authors.

Artırılmış Gerçeklik Uygulamaları Destekli Modellemeye Dayalı Öğretim Yönteminin Uygulanmasının Öğrencilerin 21. Yüzyıl Becerilerine Etkisinin Incelenmesi


Aslıhan BABA1, Yusuf ZORLU2, Fulya ZORLU3
1MEB
2Kütahya Dumlupınar Üniversite
3Bülent Ecevit Üniversitesi


Bildiri No: 86 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Araştırmanın amacı artırılmış gerçeklik uygulamaları destekli modellemeye dayalı öğretim yönteminin uygulanmasının öğrencilerin 21. yüzyıl becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen araştırma yöntemi kullanılmıştır. Deney grubunda artırılmış gerçeklilik uygulamaları destekli modellemeye dayalı öğretim yöntemi, kontrol grubunda geleneksel öğrenme yöntemi kullanılarak "Güneş Sistemi ve Tutulmalar" ünitesi işlenmiştir. Araştırmanın örneklemi 2020-2021 eğitim öğretim yılında Ege Bölgesinde bulunan bir ilçede Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir ortaokulda 6. sınıfta öğrenim gören 22 öğrenciden oluşmaktadır.  Araştırmada “21. Yüzyıl Beceri Ölçme Ölçeği (YBÖÖ)” veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere ANCOVA analizi yapılmıştır. ANCOVA analizinden elde edilen bulgulara göre deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin 21. yüzyıl becerileri arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir [F(1-22)= 12.852, p<.05].  YBÖÖ’nin faktörlerinden elde edilen bulgulara göre deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin “Sosyokültürel” faktöründe aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı F(1-22)= 1.208, p>0.05], “Bilişsel” ve “Duyuşsal” faktörlerinden aldıkları puanlar arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir [Bilişsel: F(1-22)= 6.618, p<0.05; Duyuşsal: F(1-22)= 12.287, p<0.05]. Elde edilen bu sonuçlara göre artırılmış gerçeklik uygulamaları destekli modellemeye dayalı öğretim yönteminin uygulanmasının öğrencilerin 21. yüzyıl bilişsel ve duyuşsal becerilerinin gelişimine katkı sağladığı söylenebilir. Bu çalışma ikinci ve üçüncü yazarların danışmanlığında birinci yazarın yüksek lisans tez çalışmasından faydalanılarak gerçekleştirilmiştir.


Determination Of Science Teachers' Views On Concept Teaching


Yılmaz KARA1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 137 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Concepts constitute the building blocks of knowledge. Individuals realize meaningful and permanent learning thanks to concept teaching. Since the science lesson is rich in terms of concepts, concept teaching is also very important. Science teachers' opinions about concept teaching are of great importance. For this reason, the purpose of the study is to reveal how science teachers teach concepts, which concepts students have difficulty in, and how they try to correct their incomplete or incorrect concept learning. The research was conducted with a science teacher who works in the secondary schools of a city in the Eastern Anatolia Region and who participated according to the voluntary principle. Open-ended questions were asked to the teachers. According to the results of the research, most of the teachers stated that they carried out concept teaching by giving examples from daily life, using the question-answer technique, and doing experiments and activities. When the reasons for students' incomplete or incorrect concept learning were examined, they stated that lack of attention and motivation, inability to associate concepts with daily life and inability to concretize abstract concepts. It is thought that the results of the study will contribute to the literature on concept teaching.

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Kavram Öğretimine Yönelik Görüşlerinin Belirlenmesi


Yılmaz KARA1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 137 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Kavramlar bilginin yapı taşlarını oluşturur. Bir birey kavram öğretimi sayesinde anlamlı ve kalıcı öğrenme gerçekleştirir. Fen bilimleri dersi kavram bakımından zengin bir ders olduğundan kavram öğretiminin önemi de oldukça fazladır. Fen bilgisi öğretmenlerinin kavram öğretimi hakkındaki düşünceleri büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle araştırmanın amacı fen Bilimleri öğretmenlerinin kavram öğretimini nasıl gerçekleştirdiklerini, öğrencilerin hangi kavramlarda zorluk yaşadıklarını, eksik ya da yanlış kavram öğrenmelerini nasıl düzeltmeye çalıştıklarını ortaya koymaktır. Araştırma Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan bir şehrin ortaokullarında görev yapmakta olan ve gönüllülük ilkesine göre katılım sağlanan fen bilimleri öğretmeni ile yapılmıştır. Öğretmenlere açık uçlu sorular sorulmuştur. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin çoğu günlük hayattan örnekler vererek, soru-cevap tekniğini kullanarak, deney ve etkinlikler yaparak kavram öğretimini gerçekleştirdiklerini belirtmişlerdir. Öğrencileri eksik ya da yanlış kavram öğrenmelerinin nedenleri incelendiğinde ise dikkat ve motivasyon eksikliği, kavramları günlük hayatla ilişkilendirememek ve soyut kavramları somutlaştıramamak olarak belirtmişlerdir. Çalışma sonuçlarının kavram öğretimi ile ilgili alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
 


Examining The Teaching Practice Course Process Through Reflective Diaries During The Covid-19 Pandemic Period


Sibel ER NAS1, Havva YAMAN1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 146 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the process of coronavirus (COVID-19), which affected the whole world and reached a global epidemic level in December 2019, courses started to be conducted with distance education. One of the practice courses conducted with distance education is the "Teaching Practice" course. It is important for educators, researchers and practitioners to reveal the views of the pre-service teachers who conducted the teaching practice course with distance education during the COVID-19 epidemic period in order to increase the efficiency of this process. The aim of this research is to examine the teaching practice course process through the reflective diaries of pre-service science teachers. The study group consists of eight pre-service science teachers enrolled in the teaching practice course. The teaching practice course process was completed in 14 weeks. Each pre-service teacher wrote a diary at the end of the day where they practiced or observed their performance and the processes experienced that day. Within the scope of the research, the diaries were taken into account through document review. The research was carried out in accordance with the phenomenography pattern, one of the qualitative research designs. Unstructured reflective diaries were used to determine the views of pre-service science teachers about the teaching practice course process. The diaries will be analyzed by descriptive analysis. With the findings to be obtained from the diaries, it will be determined how the pre-service science teachers carried out the process during the COVID-19 epidemic, what kind of activities they carried out, what problems they faced and what kind of gains they achieved. Reflective diaries will be analyzed by two researchers separately and analyzed independently of each other. Themes and sub-themes will be created in the light of the data obtained.
 

Covid-19 Salgın Döneminde Öğretmenlik Uygulaması Dersi Sürecinin Yansıtıcı Günlükler Yoluyla Incelenmesi


Sibel ER NAS1, Havva YAMAN1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 146 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

2019 yılı Aralık ayında tüm dünyayı etkisi altına alan ve küresel bir salgın boyutuna ulaşan koronavirüs (COVID-19) sürecinde dersler uzaktan eğitim şeklinde yürütülmeye başlanmıştır. Uzaktan eğitimle yürütülen uygulama derslerinden biri de “Öğretmenlik Uygulaması” dersidir. COVID-19 salgın döneminde öğretmenlik uygulaması dersini uzaktan eğitimle yürüten adayların bu dersin sürecine ilişkin görüşlerinin ortaya çıkarılması bu sürecin verimliliğini artırabilmek adına eğitimciler, araştırmacılar ve uygulayıcılar açısından önem arz etmektedir. Bu araştırma, öğretmenlik uygulaması dersi sürecinin fen bilgisi öğretmen adaylarının yansıtıcı günlükleri aracılığıyla incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubunu öğretmenlik uygulaması dersine kayıtlı sekiz fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmenlik uygulaması dersi süreci 14 haftada tamamlanmıştır. Her öğretmen adayı uygulama veya gözlem yaptığı günün sonunda o günkü performansını ve yaşadığı süreçleri gözden geçirerek günlük yazmıştır. Çalışma kapsamında günlükler doküman incelemesi yoluyla ele alınmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden, fenomenografi desenine uygun olarak yürütülmüştür. Fen bilgisi öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulaması dersi sürecine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılandırılmamış yansıtıcı günlüklerden yararlanılmıştır. Günlükler betimsel analize tabi tutularak analiz edilecektir. Günlüklerden elde edilecek bulgularla fen bilgisi öğretmen adaylarının COVID-19 salgın döneminde süreci nasıl yürüttüklerini, ne tür etkinlikler gerçekleştirdiklerini, hangi sorunlarla yüzleştikleri ve ne tür kazanımlar elde ettikleri belirlenecektir. Yansıtıcı günlükler iki araştırmacı tarafından ayrı ayrı incelenerek, birbirinden bağımsız olarak analiz edilecektir. Elde edilen veriler ışığında tema ve alt temalar oluşturulacaktır.


The Impact Of Popular Science Journal Resources On Solving Life-based Questions


Ayşe Eren1, Sevgül Çalış1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 150 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The use of printed materials suitable for the curriculum in addition to the textbooks in the primary school education process is of great importance in terms of teaching. These materials contribute to the versatility of teaching and boost students' research and development skills. It is observed that most of the textbooks used by teachers in primary schools do not contribute enough to the academic success of students in solving life-based questions. Because of these inadequacies, in this study, the contribution of science teaching using popular science journals to succeed on life-based questions was examined. The sample of the study, in which the quasi-experimental method was used, consists of 50 sixth grade students selected from 4 different classes studying in public schools. Before the study, a preliminary test was conducted on 25 students who are in the experimental and control group. To obtain the quantitative data of the study, the academic achievement test consisting of life-based questions created by the researcher and the experts of the subject was used. The data obtained as a result of the study showed that there was a significant difference between the groups. The obtained data were analyzed using the SPSS software. In addition, it was observed that the conceptual understanding levels of the experimental group students about the solar system and beyond increased at the end of the instruction.
 

Popüler Bilim Dergisi Kaynaklarının Yaşam Temelli Soruları Çözmeye Etkisi


Ayşe Eren1, Sevgül Çalış1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 150 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İlköğretim sürecinde ders kitaplarının yanı sıra öğretim programına uygun basılı materyallerin kullanımı öğretim açısından büyük önem taşımaktadır. Bu materyaller, öğretimin çok yönlü olmasını ve ayrıca öğrencilerin araştırma geliştirme yeteneklerinin gelişimine katkı sağlamaktadır. İlköğretim okullarında öğretmenlerin kullandıkları ders kitaplarının bir çoğunun, öğrencilerin yaşam temelli soruları çözmedeki akademik başarısına yeterli katkıyı sağlayamadıkları gözlenmektedir. Bu yetersizliklerden dolayı bu çalışmada popüler bilim dergileri kullanılarak yapılan fen öğretiminin, yaşam temelli sorular üzerindeki başarıya olan katkısı incelenmiştir.
Yarı deneysel yöntemin kullanıldığı araştırmanın örneklemini devlet okulunda eğitim gören 4 farklı şubeden seçilen 50 altıncı sınıf öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma öncesinde deney ve kontrol grubunda yer alan 25’er öğrenciye ön test uygulanmıştır. 5 hafta boyunca haftada 4 saat olacak şekilde gerçekleştirilen çalışma sonunda deney ve kontrol gruplarına son test yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin elde edilmesinde araştırmacı ve konunun uzmanlarının birlikte oluşturduğu yaşam temelli sorulardan oluşan akademik başarı testi kullanılmıştır.
Çalışma sonucunda elde edilen veriler gruplar arasında anlamlı bir fark oluşturduğunu göstermiştir. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada popüler bilim dergisi destekli fen öğretiminin 6.sınıf güneş sistemi ve tutulmalar konusuna yönelik yaşam temelli sorular üzerindeki akademik başarısına olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca deney grubu öğrencilerinin öğretim sonunda güneş sistemi ve ötesi konusuna ilişkin kavramsal anlama düzeylerinin de yükseldiği görülmüştür.
 


The Evaluation Of Ecological Citizenship Levels Of Teacher Candidates With Science And Social Sciences In Terms Of Different Variables


Mustafa ÜREY1, Bahar MURADOĞLU2, Selenay YAMAÇLI2
1Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi
2Trabzon Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü


Abstract No: 158 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of the study is to compare the ecological citizenship levels of pre-service science and social science teachers in terms of different variables. In the study, field survey method (survey) was used to reveal the current situation. A total of 439 teacher candidates, 244 from science background and 195 from social sciences background, participated in the research. The 4-factor "Ecological Citizenship Scale" developed by Karatekin and Uysal (2018) was used as a data collection tool in the research. The data was collected via Google Form in the virtual environment. In the analysis of the data obtained, the SPSS 20 package program was used and two-way MANOVA was used within the framework of the research questions. At the end of the research, it was determined that both science and social sciences background teachers had a high level of ecological citizenship and no significant difference was observed between them. It was concluded that pre-service science and social science teachers did not show a significant difference in the sub-dimensions of ecological citizenship, namely "participation", "sustainability", "responsibility" and "rights and justice". While a significant difference was found in favor of men in the "participation" dimension according to the gender variable, a significant difference was found in favor of those who took environmental lessons in the "participation" and "responsibility" dimensions according to the variable of whether or not to take environmental lessons.

Fen Ve Sosyal Bilimler Kökenli Öğretmen Adaylarinin Ekolojik Vatandaşlik Düzeylerinin Farkli Değişkenler Açisindan Değerlendirilmesi


Mustafa ÜREY1, Bahar MURADOĞLU2, Selenay YAMAÇLI2
1Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi
2Trabzon Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü


Bildiri No: 158 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Yapılan çalışmanın amacı, fen bilimleri ve sosyal bilimler kökenli öğretmen adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeylerini farklı değişkenler açısından karşılaştırmaktır. Çalışmada mevcut durumu ortaya koyma adına alan taraması yöntemi (survey) kullanılmıştır. Araştırmaya fen bilimleri kökenli 244 ve sosyal bilimler kökenli 195 olmak üzere toplam 439 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Karatekin ve Uysal (2018) tarafından geliştirilen 4 faktörlü  “Ekolojik Vatandaşlık Ölçeği” kullanılmıştır. Veriler, sanal ortamda Google Form üzerinden toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, SPSS 20 paket programından faydalanılmış ve araştırma soruları çerçevesinde çift yönlü MANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonunda hem fen bilimleri hem de sosyal bilimler kökenli öğretmen adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu ve aralarında anlamlı bir farklılık gözlenmediği tespit edilmiştir. Fen ve sosyal bilimler kökenli öğretmen adaylarının ekolojik vatandaşlığın alt boyutu olan “katılım”, “sürdürülebilirlik”, “sorumluluk” ve “hak ve adalet” boyutlarında da anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet değişkenine göre “katılım” boyutunda erkekler lehinde anlamlı bir fark tespit edilirken, benzer şekilde çevre dersi alıp almama değişkenine göre “katılım” ve “sorumluluk” boyutlarında çevre dersi alanlar lehinde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.
 


The Effect Of Education Based On The 5e Model Applied With Distance Education On Scientific Process Skills Of Students


SERDAR SEVİNÇ1
1ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 171 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In our study, the effect of the traditional method and the teaching materials developed using the 5E learning model for the 5th grade Science and Technology lesson "Scattering of Light" unit in distance education in distance education was examined and a lesson suitable for the 5E model based on research and inquiry that teachers could apply in science lessons. to create the material. A total of thirty-six students in a branch studying in the 5th grade continued the study. Eighteen students were chosen as the experimental group and eighteen students were selected as the control group. In order to reduce the disadvantages of distance education and to give feedback on the activities that students will do during the study, the experimental and control groups were divided into three groups of six students each, and the lessons were continued online with each group. In the study, quasi-experimental design with pretest-posttest control group was used. In the experimental group, in accordance with the activities and plans developed by the researcher according to the 5E teaching model developed by the researcher, the lessons in the control group were taught by the researcher in accordance with the daily lesson plans in accordance with the MEB textbook. In order to collect the data, a 27-item "Scientific Process Skills Scale" was used. In the independent t-test analysis, no significant difference was found between the groups. While the difference between the PSBT pre-test and post-test mean scores of the experimental group was 4,5555, this difference was found to be 1.8332 in the control group.

Uzaktan Eğitim Ile Uygulanan 5e Modeline Dayali Öğretimin Öğrencilerin Bilimsel Süreç Becerilerine Etkisi


SERDAR SEVİNÇ1
1ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 171 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmamızda uzaktan eğitimde 5. sınıf Fen ve Teknoloji dersi “Işığın Yayılması” ünitesi için 5E öğrenme modeli kullanılarak geliştirilen öğretim materyalleri ile geleneksel yöntemin, öğrencilerin bilimsel süreç becerileri ve kalıcılığa etkisinin incelenmesi ve öğretmenler tarafından fen bilimleri derslerinde uygulayabilecekleri araştırma sorgulamaya dayalı 5E modeline uygun bir ders materyali oluşturmaktır. 5. sınıfta öğrenim gören bir şubedeki toplam otuz altı öğrenci çalışma sürdürülmüştür. Sınıf içerisinde on sekiz öğrenci deney grubu, on sekiz öğrenci kontrol grubu olarak seçilmiştir. Uzaktan eğitimin dezavantajlarını azaltmak, öğrencilerin çalışma boyunca yapacakları etkinliklere dönütler verebilmek amacıyla deney ve kontrol grupları kendi içerisinde altı öğrenciden oluşan üçer gruba ayrılmış ve her bir grupla dersler online olarak sürdürülmüştür. Yapılan çalışmada ön test – son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda, araştırmacı tarafından geliştirilen 5E öğretim modeline göre araştırmacı tarafından geliştirilen etkinliklere ve planlara uygun olarak, kontrol grubunda dersler MEB ders kitabına uygun şekilde, günlük ders planları doğrultusunda araştırmacı tarafından işlenmiştir. Verilerin toplanması için 27 maddelik “Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği” ile yapılmıştır. Yapılan bağımsız t testi analizinde gruplar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Deney grubunun BSBT ön test ve son test puan ortalaması arasındaki fark 4,5555 bulunurken, kontrol grubunda bu fark 1,8332 olarak bulunmuştur.
 


The Effect Of Activities Based On Scientific Reasoning Skills On Preservice Science Teachers’ Logical Thinking Skills


Aydın SELLİOĞ1, Hikmet SÜRMELİ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Mersin Üniversitesi


Abstract No: 196 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the 21st century, in addition to scientific content, scientific method and In addition to scientific literacy, high-level cognitive competencies gain importance. For this purpose, content that will enable students to gain advanced reasoning skills is aimed in science education programs.  In this context, logical thinking skill, which is also expressed as formal operational, is important in terms of students' problem solving, hypothesis formation and testing their hypotheses, and gaining lifelong learning skills (Kıncal & Yazgan, 2010).
The aim of this study is to determine the effects of the activities carried out within the scope of Scientific Reasoning course on the logical thinking skills of pre-service science teachers. The study was designed with a single sample pre-test post-test experimental design and was carried out with the participation of 45 preservice sciece teachers. In order to collect data in the study, the Logical Thinking test(Yüzüak & Dökme, 2015) was applied to the participants before and after the Scientific Reasoning course. During the Scientific Reasoning course, preservice science teachers performed activities based on determining and controlling variables, combinatorial thinking, probabilistic thinking, relational thinking, and proportional thinking. The data obtained from the research were analyzed using quantitative data analysis techniques, and the results are in the evaluation phase. The evaluation phase will be completed and recommendations will be presented.
 

Bilimsel Muhakeme Becerilerine Yönelik Etkinliklerin Fen Bilgisi Öğretmen Adayalarinin Mantiksal Düşünme Becerilerine Etkisi


Aydın SELLİOĞ1, Hikmet SÜRMELİ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Mersin Üniversitesi


Bildiri No: 196 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

21. yüzyılda fen eğitimi alanında bilimsel içerik, bilimsel yöntem ve bilimsel okuryazarlığın yanı sıra üst düzey bilişsel yeterlikler önem kazanmaktadır. Bu amaçla fen Bilimleri öğretim programlarında öğrencilerin ileri düzey akıl yürütme becerilerini kazanmalarını sağlayacak içerikler hedeflenmiştir. Bu bağlamda formal operasyonel olarak da ifade edilen mantıksal düşünme veya becerisi öğrencilerin problem çözme, hipotez oluşturma ve oluşturdukları hipotezi test etme ve yaşam boyu öğrenme becerilerini kazanmaları açısından önemlidir (Kıncal ve Yazgan, 2010).
Bu çalışmanın amacı Bilimsel Muhakeme dersi kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerin Fen Bilgisi öğretmen adaylarının mantıksal düşünme becerilerine etkisinin belirlenmesidir. Çalışma tek örneklem ön test son test deneysel desen ile desenlenmiş, ve 45 Fen Bilgisi Öğretmenliği öğrencisinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak amacı ile, katılımcılara Bilimsel Muhakeme dersi öncesi ve sonrası Mantıksal Düşünme Testi (Yüzüak ve Dökme, 2015) uygulanmıştır. Bilimsel Muhakeme dersi süresince öğrenciler değişkenleri belirleme ve kontrol etme, kombinasyonel düşünme, olasılıklı düşünme, ilişkisel düşünme, orantısal düşünme konularında etkinlikler gerçekleştirmişlerdir. Araştırmadan elde edilen veriler nicel veri analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiş olup, sonuçlar değerlendirilme aşamasındadır. Değerlendirme aşaması tamamlanarak öneriler sunulacaktır.
 


The Place Of Photonics And Photonic Technologies In The Turkish Science Curriculum


Hümeyra Azize Yalçın1, Salih Çepni1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 226 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Photonics is the field of science and technology that brings together optics and electronics. Studies in this field embrace producing, manipulating, perceiving photons. Quantum computers, which we have been hearing frequently in recent years, barcode readers, solar cells and panels, laser cutting devices, telecommunication networks such as fiber optic cables, all kinds of technologies containing LEDs and LASERs are considered as examples of photonic technologies. The Photonics field and technologies are increasing their importance in our lives day by day. Furthermore, it is believed that 21st century will depend on photonics as 19th Century depended on steam power and 20th century depended on electrics. Nevertheless, our awareness of this area is open to question. Raising awareness in the field of photonics is important in order to catch up with the technologies of the future and to contribute to scientific literacy. Education, especially science education, is the key component to raising awareness and developing skills in this field. For this reason, this study aims to analyze the current science curriculum implemented in our country and to analyze the subjects and objectives related to photonics in the curriculum. The current situation will be discussed in the light of the descriptive analysis.

Fen Bilimleri Öğretim Programında Fotonik Ve Fotonik Teknolojilerinin Yeri


Hümeyra Azize Yalçın1, Salih Çepni1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 226 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fotonik; optik ve elektroniği bir araya getiren bilim ve teknoloji alanıdır. Bu alanda yapılan çalışmalarda foton üretme, manipüle etme ve algılama gayreti vardır. Son yıllarda adını sıkça duymaya başladığımız kuantum bilgisayarlar, özellikle marketlerde karşılaştığımız barkod okuyucular, güneş pilleri ve panelleri, lazer kesim cihazlar, görüntüleme cihazları, fiber optik kablolar gibi telekomünikasyon ağları, içinde LED ve LAZER barındıran her türlü teknoloji fotonik teknolojilerine örnek olarak sayılmaktadır. Fotonik alanı ve teknolojileri günden güne hayatımızda daha fazla yer etmektedir. Dahası, 19. yüzyılın buhara, 20. yüzyılın elektriğe bağlı olduğu kadar 21. yüzyılın da fotoniğe bağlı olacağı düşünülmektedir. Buna karşın, bizim bu alan hakkındaki farkındalığımız sorgulamaya açık durumdadır. Fotonik alanında farkındalık kazandırılması geleceğin teknolojilerini yakalayabilmek, bilimsel okuryazarlığa katkı sağlayabilmek adına önem arz etmektedir. Eğitim, özellikle fen eğitimi, bu alanda kazandırılacak farkındalık ve becerilerin anahtar bileşenidir. Bu nedenle öncelikle ülkemizde uygulanan güncel Fen Bilgisi Öğretim Programı’nın incelenerek müfredatta var olan fotonik ile ilişkili konu ve kazanımların analiz edilmesi bu çalışmanın amacıdır.  Mevcut durum, yapılan betimsel analiz ışığında tartışılacaktır.


Technology And Intellectual Property Rights


Muhammed Halid Kafadar1, Yusuf Emre Kafadar2
1Çanakkale Baros
2Ege Üniversitesi


Abstract No: 18 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Technology and Intellectual Property rights It has the power to develop technology and contribute to the project. Some of the elements within the scope of the technology and from the point of view of international use. It is intended to provide technological convenience, to try to set out from the production and use of technology. Science will be about to have and evaluate about human rights and their education and this holiday. We aimed to discuss the laws related to what is found in these vehicles and the training methods that can be patented.
 Intellectual Property Rights Legislation consists of two parts. Educational rights trainings complement their education rights trainings. To benefit from music, beautiful products, to benefit from art, to benefit from people related to their rights and rights. Industrial products are useful models, trademarks, designs, patents, biotechnological products and products that are extremely useful to be protected in terms of maintenance. The invention consists of a technical problem. The official document shown to the person that the inventions and the place belong to is given its name. Inventions found for the first time, suitable for technology and industrial production, can be patented. However, inventions contrary to general morality and public order cannot be patented.
As a result, these laws for the future and the products to be produced will be passed by people who may have knowledge about education and will be done for the patenting of vehicles.
 

Teknoloji Ve Fikri Mülkiyet Hakları


Muhammed Halid Kafadar1, Yusuf Emre Kafadar2
1Çanakkale Baros
2Ege Üniversitesi


Bildiri No: 18 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Teknoloji toplumu ekonomik yönden siyasal ve kültürel yönden etkileme potansiyeline sahip bir güce sahiptir. Teknolojinin Toplum içindeki ve uluslararası kullanımı sonucu hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir. Teknolojik gelişmeler ilerledikçe Teknolojinin üretimi ve kullanımı esnasında ortaya çıkan sorunların çözümü için hukuki alanda da gelişmeler olmaktadır. Bilim insanlarının hakları konusunda haberdar olmaları ve bu konuda eğitim almaları sayesinde buluşlarını değerlendirme ve bu konudaki haklarını korumaları mümkün olacaktır. Biz bu yazıda ülkemizdeki yürürlükte bulunan ile ilgili kanun içeriklerini, patent alma aşamasında verilebilecek eğitim metodlarını tartışmayı amaçladık.
Fikri Mülkiyet Hakları Mevzuatı iki bölümden oluşmaktadır. Bunlardan biri telif hakları diğeri ise sınaî mülkiyet haklarına ilişkin mevzuattır. Müzik, güzel sanatlar, sinema eserlerini ve eser sahiplerinin haklarının korunması, telif hakları ve bağlantılı hakları ile ilgili düzenlemelerle sağlanmaktadır. Sınai mülkiyet hakları başlığı altında ise faydalı model, ticari marka, tasarım, patent, biyoteknolojik ürünler ile bunların koruma sertifikaları konuları yer almaktadır.
Buluş, teknik bir konuda oluşan sorunları çözülmesinde kullanılan ve teknik niteliğe sahip bulunan fikirsel ürünlerden oluşmaktadır. Buluşların ve buluşun uygulama hakkının ait olduğu kişiyi gösteren resmî belgeye patent adı verilmektedir. İlk defa bulunan, teknolojiye ve sanayide üretilmeye uygun buluşlar patentlenebilir. Ancak Genel ahlaka ve kamu düzenine aykırı buluşlar patentlenemez.
Sonuç olarak bilim ve teknolojik ürünler üreten kişilerin bu konudaki kanun, yönetmelikler hakkında eğitim almaları sayesinde kendilerine ait olan haklar konusunda kayıpların önüne geçilmesi sağlanacak ve eserlerinin patentlenmesi mümkün olacaktır.
 


Illuminative Evaluation Approach


Reha Ataş1
1MEB


Abstract No: 59 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to intruduce illuminative evaluation model which was developed in England in the early 1970s by Malcom Parlett and David Hamilton (1972), who criticized classical assessment models.model is innovative and humanistic.The purpose of evaluation is to define and interpret instead of measuring and estimating (Parlett and King, 1971; cited in Parlett and Hamilton, 1972).Three elements should be taken into account in order to interpret and define according to the illuminating model (Parlett and Dearden, 1977, p. 16). These are; The effect of the education program on the students is to investigate the opinions of the stakeholders about the program and the advantages and disadvantages of the program, to determine the basic features, to reveal the information about the implementation process of the program, and to examine all the elements of the program (Parlett & Dearden, 1977).
 The model states that the program should be evaluated under two concepts. These; teaching system (instructional system) and learning environment (learning milie) (Parlett and Hamilton, 1972). This study explain this two concepts, metodological framework, paradigm, weaknesses and strenghts of the model. 

Aydınlatıcı Program Değerlendirme Modeli


Reha Ataş1
1MEB


Bildiri No: 59 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Evrensel ve toplumsal değişimlere paralel olarak programların işlerliğini sürdürebilmesi için yenilenmesi çağa, teknolojiye uyum sağlaması değişmesi ve geliştirilmesi gereklidir. Program geliştirme değerlendirme ile iç içe kavramlardır (Varış,1988). Ertürk’ e (1988) göre program geliştirme bir süreçtir. Bu süreç hedeflerin belirlenmesi, davranışa dönüştürülmesi eğitim durumlarının tasarlanması ve hedefe ulaşma düzeylerinin belirlenmesi olarak belirtilmiştir. Değerlendirme ise program geliştirme faaliyetinin süregelen ve önemli bir koludur. Program değerlendirme birey ya da grup tarafından programdaki bir takım işlemlerin değeri hakkında karar vermedir (Posner,2004). Stufflebeam’ e (1973) göre program değerlendirme alınan kararları yargılamak amacıyla bilgiyi betimleme, elde etme sürecidir. Program değerlendiricilerin dünya görüşleri, sahip oldukları felsefi değerleri, değişen paradigmaların etkisi, bilimsel yöntem tercihlerine göre farklı değerlendirme yaklaşımları zaman içerisinde ortaya çıkmıştır.Aydınlatıcı değerlendirme modeli İngiltere’de 1970’li yılların başlangıcında klasik değerlendirme modellerini eleştiren Malcom Parlett ve David Hamilton (1972) tarafından geliştirilmiştir.  Geleneksel değerlendirme yaklaşımlarının etkililiğini sorgulayan, programda yer alan eğitsel ürünlerin ölçülmesi yerine programın bütüncül ele alınmasını savunan yaklaşımdır (Kenneth, 1991). Aydınlatıcı değerlendirme modeli İngiltere’de 1970’li yılların başlangıcında klasik değerlendirme modellerini eleştiren Malcom Parlett ve David Hamilton (1972) tarafından geliştirilmiştir.  Geleneksel değerlendirme yaklaşımlarının etkililiğini sorgulayan, programda yer alan eğitsel ürünlerin ölçülmesi yerine programın bütüncül ele alınmasını savunan yaklaşımdır (Kenneth, 1991). Değerlendirmenin amacı ölçme ve tahmin yerine tanımlama, yorumlama yapmaktır (Parlett ve King,1971; akt. Parlett ve Hamilton, 1972). Aydınlatıcı modele göre yorumlama ve tanımlama yapabilmek için üç unsuru dikkate alınmalıdır (Parlett ve Dearden,1977, s. 16). Bunlar; Eğitim programının öğrencilere etkisi, paydaşların program hakkındaki görüşleri ve   programın avantaj ve dezavantajlarının araştırılması, temel özelliklerinin belirlenmesi, programın uygulama sürecine ilişkin bilgilerin ortaya çıkarılması, programın tüm öğelerinin incelenmesidir (Parlett ve Dearden, 1977).  Model eğitim programına yönetimin, öğrencilerin ve öğretmenlerin katılım düzeylerini, materyal, araç-gereç diğer kaynakların destek düzeylerini belirlemek amaçlanmaktadır (Uşun, 2016). Araştırmada aydınlatıcı değerlendirme modelinin aşamaları, kuıramsal çerçevesi ve özellikleri tanıtılmıştır.


Use Of Web 2.0 Tools In Science Teaching And Classroom Environment


Özge Durmuş1, Özgür Özünlü2
1Gazi Üniversitesi
2Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi


Abstract No: 161 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today, as a result of rapid developments in the field of technology, the use of technology in teaching has become inevitable. Apart from the existing course materials, teachers need to see examples of how different applications are made on how to shape the course content. At this point, Web 2.0 technology tools are tools that can be useful. Web 2.0 technology, unlike Web 1.0 technology, is a new technology that allows people not only to read content, but also to organize and create digital content. In education, Web 2.0 tools are used more and more each day and offer a wide range of content from animations to digital boards, stories, concept maps, from preparing posters to educational games, from simulations to augmented reality applications. It also provides the ability to produce content in many areas from classroom management tools to slide and presentation tools.
 
The purpose of this study is to give information about Web 2.0 tools and to give science teachers and pre-service teachers some examples of Web 2.0 applications that can be used in classroom teaching. Within the scope of this study, the theoretical foundations of Web 2.0 are mentioned, and measurement-evaluation, poster preparation, survey preparation, animation preparation, barcode tools, digital drawing tools, concept mapping tools, word clouds, coding tools, online exam and quiz tools, classroom management tools, slides and presentation tools will be presented to teachers and teacher candidates in a wide perspective. Today, due to the intensive use of technology in classrooms, the adaptation of Web 2.0 tools to the classroom and learning environment will also benefit teachers and students.
 

Web 2.0 Araçlarının Fen Bilimleri Öğretiminde Ve Sınıf Ortamında Kullanımı


Özge Durmuş1, Özgür Özünlü2
1Gazi Üniversitesi
2Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi


Bildiri No: 161 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde teknoloji alanında yaşanan hızlı gelişmeler sonucu öğretimde teknoloji kullanımı kaçınılmaz olmuştur. Öğretmenlerin ders içeriklerini nasıl şekillendirecekleri konusunda var olan ders materyalleri haricinde, farklı uygulamaların nasıl yapıldığı ile ilgili örnekleri görmeye ihtiyaçları vardır. Bu noktada Web 2.0 teknolojisi araçları faydalı olabilecek araçlarıdır. Web 2.0 teknolojisi insanların Web 1.0 teknolojisinden farklı olarak yalnızca içerikleri okuyan değil dijital içerikler organize edebilmesine ve oluşturmasına da imkan tanıyan yeni bir  teknolojidir. Eğitimde ise Web 2.0 araçları ise gün geçtikçe çok daha yaygın olarak kullanılmakta ve animasyonlardan, dijital panolara, hikayelerden, kavram haritalarına, poster hazırlamadan eğitsel oyunlara, simülasyonlardan artırılmış gerçeklik uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede içerik sunduğu gibi sınıf ortamında da öğretmenler için ölçme değerlendirmeden, online sınavlara, sınıf yönetimi araçlarından slayt ve sunum araçlarına kadar birçok alanda içerikler üretebilmeyi de sağlamaktadır.
 
Bu çalışmanın amacı, Web 2.0 araçları hakkında bilgi vermek ve fen bilimleri öğretmenleri ve öğretmen adaylarına sınıflarında ders öğretiminde kullanılabilecek bazı Web 2.0 uygulama örneklerini vermektir. Bu çalışma kapsamında Web 2.0’ın kuramsal temellerinden bahsedilerek, Web 2.0’ın eğitim öğretim uygulamaları dahilinde ölçme değerlendirme, poster hazırlama, anket hazırlama, animasyon hazırlama, barkod araçları, dijital çizim araçları, kavram haritası oluşturma araçları, kelime bulutları, kodlama araçları, online sınav ve quiz araçları, sınıf yönetimi araçları, slayt ve sunum araçları geniş bir perspektifte öğretmenlere ve öğretmen adaylarına sunulacaktır. Günümüzde, teknolojinin de sınıflarda yoğun biçimde kullanılmasından dolayı Web 2.0 araçlarının da sınıf ve öğrenme ortamına uyarlanması da öğretmenlere ve öğrencilere fayda sağlayacaktır.


Investigation Of 2018 Science Course Curriculum Outcomes And Conformity Levels To 21st Century Skills


Özgür Özünlü1, Özge Durmuş2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
2Gazi Üniversitesi


Abstract No: 166 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With the changing world standards, the skills of individuals are not enough for them to be successful in their business and daily lives. These skills also change over time in accordance with the present. 21st century skills are also known as the skills that can best adapt to the present. Gaining 21st century skills to individuals from a young age makes individuals more successful in their business and social lives. One of the ways to gain 21st century skills is to revise the curriculum. Therefore, there is a need for acquisitions suitable for 21st century skills.
The aim of this study is to examine the achievements of the Science Curriculum updated in 2018 in terms of their suitability for 21st century skills. In the research, each acquisition in the curriculum was examined in terms of its suitability for 21st century skills. The data of the study were collected through document analysis. In this context, a total of 223 separate acquisitions in the curriculum were examined in terms of their suitability for each skill, and they were categorized and presented to the reader. When the 21st century skills addressed by the achievements of each grade level are examined, it is seen that these skills increase as the grade level increases.

2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı Kazanımlarının 21. Yüzyıl Becerilerine Uygunluk Düzeylerinin Incelenmesi


Özgür Özünlü1, Özge Durmuş2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
2Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 166 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Değişen dünya standartları ile  beraber bireylerin  sahip oldukları beceriler iş ve günlük yaşamlarında başarılı olmaları için yeterli olmamaktadır. Bu beceriler de zamanla günümüze uygun olarak değişim göstermektedir. 21 yüzyıl becerileri de günümüze  en iyi uyumu sağlayabilecek beceriler olarak bilinmektedir. Genç yaştan itibaren bireylere  21. yüzyıl becerilerinin kazandırılması bireyleri iş ve sosyal yaşamlarında daha başarılı kılmaktadır. 21. yüzyıl becerilerinin kazandırılmasının yollarından birisi öğretim programlarının yeniden revize edilmesidir. Bu yüzdendir ki; öğretim programlarında 21. yüzyıl becerilerine uygun kazanımlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu çalışmanın amacı, 2018 yılında güncellenen Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı  (5-8. Sınıflar) tüm kazanımlarının 21. yüzyıl becerilerine uygunluğu açısından incelenmesidir. Araştırmada öğretim programında (MEB 2018) yer alan her bir kazanım 21. yüzyıl becerilerine uygunluğu bakımından incelemeye tabi tutulmuştur. Araştırma nitel desendedir. Çalışmanın verileri doküman analizi yoluyla toplanmıştır. Buna bağlamda öğretim programındaki toplam 223 ayrı kazanım her bir beceriye uygunluğu açısından incelenmiş ve kategorize edilerek okuyucuya sunulmuştur. Her sınıf düzeyinin kazanımlarının hitap ettiği 21. yüzyıl becerileri incelendiğinde sınıf düzeyi arttıkça bu becerilerin de arttığı görülmektedir.

 


Developing A Perception Scale On Distance Education: A Validity And Reliability Study


Gökhan TAŞKIN1, Gökhan AKSOY1
1İnönü Üniversitesi


Abstract No: 87 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to create a perception scale to measure the perceptions of stakeholders (students, teachers, administrators and parents) regarding distance education. Perceptions of individuals vary according to time, place and situations. With the start of the pandemic process, the education and training process has been intensively carried out with distance education since the second semester of the 2019-2020 academic year. Developing a valid and reliable scale to measure the perceptions of stakeholders about distance education reveals the importance of the research. In the study, exploratory sequential design, one of the mixed method research designs, was used. In the study, the perception scale form related to distance education developed by the researchers was used as a data collection tool. The universe of the study is the province of Konya. The study group was formed by convenient sampling. The study was carried out with 343 participants in the spring term of the 2020-2021 academic year. At the stage of scale development, construct validity exploratory factor analysis was provided. After the Exploratory Factor Analysis, the reliability of each factor and scale was calculated. As a result of the study, a valid and reliable scale consisting of 4 factors and 18 items was developed to measure the perceptions of stakeholders regarding distance education.

Uzaktan Eğitime Ilişkin Algi Ölçeği Geliştirme: Geçerlik Ve Güvenirlik Çalişmasi


Gökhan TAŞKIN1, Gökhan AKSOY1
1İnönü Üniversitesi


Bildiri No: 87 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı uzaktan eğitime ilişkin paydaşların (öğrenci, öğretmen, yönetici ve velilerin) algılarını ölçmeye yönelik algı ölçeği oluşturmaktır Bireylerin algıları zaman, mekân ve durumlara göre değişkenlik göstermektedir. Eğitim öğretim süreci pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte 2019-2020 eğitim öğretim yılının ikinci döneminden itibaren yoğun bir şekilde uzaktan eğitimle sürdürülmektedir. Paydaşların uzaktan eğitimle ilgili algılarını ölçmeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmek araştırmanın önemini ortaya koymaktadır. Çalışmada karma yöntem araştırma desenlerinden keşfedici sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen uzaktan eğitime ilişkin algı ölçeği formu kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini Konya ili oluşturmaktadır. Çalışma grubu uygun örnekleme yoluyla oluşturulmuştur. Çalışma 2020-2021 eğitim öğretim yılı bahar döneminde 343 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Ölçek geliştirme aşmasında yapı geçerliliği açımlayıcı faktör analizi sağlanmıştır. Açımlayıcı Faktör Analizi sonrası her bir faktörün ve ölçeğin güvenirlikleri hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda uzaktan eğitime ilişkin paydaşların algılarını ölçmek için 4 faktör ve 18 maddeden oluşan geçerli ve güvenilir bir ölçek  geliştirilmiştir.


In The Pandemi Era, The Issues Based On Science Teachers’ View Points Would Be Analyzed In Kütahya Province, During Online-distance Science Education


Melahat Özkan1, Lütfullah Türkmen1
1Uşak Üniversitesi


Abstract No: 116 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this research is reveal the problems encountered online-distance science education during Covid-19 pademi era tremendously influenced the whole world according to middle school science teachers’ viewpoints as a sample of Kütahya Province.
In this study, the participants of this study were middle school science teachers who taught science courses by means of online-distance methods during Covid-19 Pandemic Era and the issues were arisen due to Pandemic Era and the ways that they have found to solve the problems are going to be shared as well as analyzed.
The case study which is one of qualitative research methods has been used in this research. The working group of this study is the middle school science teachers who are reachable and teaching science courses in 2020-2021 school year, in Kütahya Province. Data will be disclosed by the analysis and evaluation of responses given by the middle school science teachers by means of the semi-open ended questions prepared by the researcher previously.
The responses given by the middle school science teachers via semi-open ended questions prepared by the researcher will be analyzed  with thematic codes. As a result of this process, the findings will be reported with the frequency of answers as well as the tables. Later, the finding results would be discussed and evaluated. The expected results of this study would be some contributions to the research area during Covid-19 Pandemi Era and to the science teachers who were encountered to those kinds of problems. In coming months, the findings will be analyzed and presented.
 

Pandemi Döneminde Uzaktan Fen Bilimleri Öğretiminde Karşılaşılan Sorunların; Öğretmen Görüşlerine Göre Analiz Edilmesi: Kütahya Örneği


Melahat Özkan1, Lütfullah Türkmen1
1Uşak Üniversitesi


Bildiri No: 116 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

      Bu çalışmanın amacı, tüm Dünya’da etkili olduğu gibi ülkemizde de etkili olan Covid-19 salgını döneminde ortaokullarda görev yapmakta olan fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan öğretim süreci boyunca karşılaştıkları sorunları ortaya çıkarmaktır. Çalışmaya Covid-19 Pandemi sürecini yaşayan ve uzaktan öğretim süreciyle öğretimi ve dersleri devam ettiren ortaokul fen bilimleri öğretmenlerinin katılması, karşılaştıkları sorunların ortaya çıkarılması ve bu sorunların çözümü üzerine ortaya koydukları fikirler paylaşılacaktır.
       Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmaktadır. Çalışma nitel araştırma modeline göre hazırlanmaktadır. Çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Kütahya ilinde merkez ve ilçesinde görev yapan ulaşılabilir miktarda fen bilimleri öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, daha önceden araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı açık uçlu sorulara verilen yanıtların değerlendirilmesi ve analiz edilmesi sonucu ortaya çıkacaktır.
Önceden hazırlanmış yarı açık uçlu soruların kendi içerisinde tema ve kodlarına göre analiz edilmesiyle frekans yüzdeleri tablolaştırılarak  sunulacak ve daha sonra bulgular yorumlanacaktır. Araştırma sonuçların bütün dünyayı etkilen Covid-19 Pandemi sürecinde özellikle ortaokul fen bilimleri öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunlar ve buldukları çözüm önerileri açısından alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
    Gelecek ay boyunca toplamış olduğum verileri analiz edeceğim ve karşılaşılan sorunlar ile ilgili elde ettiğim sonuçlar hakkında bir sunum hazırlayacağım.

 


An Analysis Through Youtube Digital Stories Based On The Basic Value Of Honesty


Büşra Gerz1, Sinan Çınar1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi


Abstract No: 168 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With the widespread usage of instructional technologies in classrooms, the usage of digital stories has become widespread in gaining students' basic values. In particular, teachers’ usage online environments such as Youtube, Dailymation to access and share digital stories. In this context, it is very important to analyse the scenarios on the Youtube platform, which can appeal to a wide audience all over the world and in Turkey, which has a rich and up-to-date content. The lack of studies on content analysis of digital course materials or the small size of the studies makes the contribution of this research to the literature important. In this research, it is aimed to analyse Youtube digital stories based on honesty basic value in terms of content characteristics (title of digital story, year of publication of the story, type of digital story, elements of digital story, type of software usage in the creation of digital story). For this purpose, all digital stories based on honesty basic value in Youtube content were analyse and content analysis was made with the "Digital story review matrix". As a result of the research, it has been understood that although the number of digital stories based on honesty basic value on Youtube has increased in recent years, video titles do not make a high contribution to story accessibility. The fact that the digital story types are not suitable for the course outcomes, all the elements of the digital stories (point of view, interesting question, content, voiceover, music, economy and speed) are handled too little or incompletely, the software types used in the digital story creation stage are too much a small number of features or the restriction of the software's features in free usage (Powtoon, Toondo etc.) were also understood as the reason for the difference between the stories.

Dürüstlük Kök Değeri Temelli Youtube Dijital Öyküleri Üzerinden Bir Analiz


Büşra Gerz1, Sinan Çınar1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi


Bildiri No: 168 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Sınıflarda öğretim teknolojilerinin kullanılmasının yaygınlaşması ile birlikte kök değerlerin öğrencilere kazandırılmasında dijital öykülerin kullanımı yaygın hale gelmiştir. Özellikle öğretmenler dijital öykülere ulaşabilmek ve dijital öyküleri paylaşabilmek için Youtube, Dailymation gibi çevrim içi ortamları kullanmaktadır. Bu bağlamda tüm dünyada ve Türkiye’de çok geniş bir kitleye hitap edebilen, zengin ve güncel bir içeriğe sahip olan Youtube platformunda yer alan senaryoların incelenmesi oldukça önemlidir. Dijital ders materyallerinin içerik analizine yönelik çalışmalarının az olması veya çalışmaların az boyutta ele alınması yapılan bu araştırmanın alan yazına katkısını önemli kılmaktadır. Bu araştırmada dürüstlük kök değeri temelli Youtube dijital öykülerinin içerik özellikleri (dijital öykünün başlığı, öykünün yayınlandığı yıl, dijital öykünün türü, dijital öykünün ögeleri, dijital öykünün oluşturma aşamasında kullanılan yazılım türü) açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Youtube içeriğinde bulunan dürüstlük kök değeri temelli tüm dijital öyküler incelenip “Dijital öykü inceleme matrisi” ile içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, Youtube’da yer alan dürüstlük kök değeri temelli dijital öykülerin son yıllarda sayısının artmasına rağmen, video başlıklarının öykü erişilebilirliğine yüksek bir katkı sağlamadığı anlaşılmıştır. Dijital öykü türlerinin ders kazanımlarına çok az uygun olması, dijital öykülerin tüm ögelerinin (bakış açısı, ilgi çekici soru, içerik, seslendirme, müzik, ekonomi ve hız) çok az boyutta ele alınması veya eksik ele alınması, dijital öykü oluşturulma aşamasında kullanılan yazılım türlerinin çok az sayıda veya yazılımın özelliklerinin ücretsiz kullanımda kısıtlı hale getirilmesi (Powtoon, Toondo vb.) de öyküler arasındaki farklılığın nedeni olarak görülmüştür.
 


Investigation Of Teachers' Experience Of Infobesity


Kubilay TUTAR1, Esra KELEŞ2
1Trabzon Faruk Başaran Bilim ve Sanat Merkezi
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 198 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

'Infobesity', which is known as “infobezite” in Turkish, is accepted as a new concept created by the combination of the words information and obesity. its most general definition, infobesity is defined as the process of information that is presented to a person quickly. The habit of getting information from sources, without making any choice, is intense, irregular and unplanned, reaching information sources is not only for individuals, but also for individuals' learning and learning processes. For this reason, it is important to determine whether the teachers who use information and communication technologies experience infobesity, in order to prevent possible negativities. No studies were found in the national literature to determine infobesity states. In this direction, the aim of the research is to reveal the habits of use of these technologies by teachers who use information and communication technologies in the context of the concept of infobesity. Survey method was used in the research. Participants consist of 333 volunteer teachers working in schools. Appropriate sampling type was used in this study. In appropriate sampling, researchers select participants from individuals who are easy to reach, suitable for research, and volunteers. A questionnaire consisting of open and closed-ended questions was used as a data collection tool. The questionnaire was finalized after receiving feedback from two experts working in the CEIT department. An online questionnaire was shared with teachers. It took approximately 2 weeks to collect the opinions. Content analysis was used in the analysis of open-ended questions and simple statistical analysis was used in questions. As a result, this study showed that the teachers recorded the information in a planned and categorical way, did in-depth research from more than one source, did not record all the information encountered, and used the sources they thought to be reliable to reach the correct information.
 

Öğretmenlerin Infobezite Yaşama Durumlarının Incelenmesi


Kubilay TUTAR1, Esra KELEŞ2
1Trabzon Faruk Başaran Bilim ve Sanat Merkezi
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 198 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Türkçeye infobezite olarak geçen ‘infobesity’, information (bilgi) ve obesity (obezite) sözcüklerinin birleşimi ile oluşturulan yeni bir kavram olarak kabul görmektedir. İnfobezite, aşırı yemek yemeye bağlı olarak görülen obezite kavramına gönderme yapılarak bilginin aşırı tüketiminin bir takım olumsuz sonuçlara sebep olacağını anlatmaya çalışan bir kavramdır. Düzensiz, plansız ve yoğun bir şekilde, birbirinden farklı kaynaklardan, kaynak tercihi yapılmadan bilgi edinme alışkanlığı olarak nitelendirilen infobezite; sadece kişiler için değil, bireylerin öğrenme süreçlerinde yaşayacakları sorunlar sebebiyle toplum için de olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanan öğretmenlerin infobezite durumu yaşayıp yaşamadıklarına belirlemek, muhtemel olumsuzlukları engellemek adına önemlidir. Buna karşın ulusal alanyazında öğretmenlerin infobezite durumlarını belirlemeye yönelik herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanan öğretmenlerin, bu teknolojileri kullanım alışkanlıklarını infobezite kavramı bağlamında incelemektir. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda çalışan 333 gönüllü öğretmenden oluşmaktadır. Bu araştırmada uygun örnekleme türü kullanılmıştır. Uygun örneklemede, araştırmacılar katılımcıları ulaşması kolay, araştırma için uygun ve gönüllü bireylerden seçmektedir. Veri toplama aracı olarak açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan bir anket oluşturulmuş, BÖTE bölümünde görev yapan iki uzmandan dönütler alınarak ankete son şekli verilmiştir. Çevrimiçi anket hazırlanarak öğretmenlerle paylaşılmıştır. Öğretmenlerin görüşlerinin toplanması yaklaşık olarak 2 hafta sürmüştür. Açık uçlu soruların analizinde içerik analizi, kapalı uçlu sorularda ise basit istatistik analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak yapılan bu çalışma öğretmenlerin; bilgiyi planlı ve kategorize ederek kaydettiklerini, birden fazla kaynaktan derinlemesine araştırma yaptıklarını ve karşılaşılan her türlü bilgiyi kaydetmediklerini, doğru bilgiye ulaşmak için güvenilir olduğunu düşündükleri kaynakları kullandıklarını göstermiştir.
 


Hologram Design In Astronomy Teaching: Investigation Of Pre-service Science Teachers' Know-want-learn Charts


Hasan Zühtü OKULU1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 1 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Understanding the topics such as the phases of the moon, solar and lunar eclipses and the formation of the seasons in the science course curriculum requires spatial thinking skills. In particular, teaching materials based on hologram technologies are effective teaching tools that are used in astronomy teaching due to their supportive aspects for spatial thinking skills. However, the encountered problem is that teachers do not have sufficient knowledge and experience on how to develop hologram technologies and how to integrate them into the lesson. From this point of view, the study aims to investigate a hologram design activity to teaching astronomy topics for pre-service science teachers through distance education in 4 weeks (8 hours in total) via the KWL strategy. The participants of the qualitative research are 16 fourth-grade pre-service science teachers who are chosen with the convenience sampling method. The activity includes (1) the importance and support of spatial thinking skills in astronomy topics, how hologram applications can be effectively integrated into astronomy teaching, (2) content preparation for hologram design, the use of video processing technologies, and application examples (3) designing a hologram for chosen science course curriculum learning aim, and (4) presenting and revising hologram designs. The data collection tool of the research is the online Know, Ask, and Learn chart. In this context, before the activity, what do you know about the holograms and usage of holograms in astronomy teaching, and what do you want to know about the holograms and usage of holograms in astronomy teaching? questions were posed to participants. After the activity, they answered the following question: What did you learn about the holograms and usage of holograms in astronomy teaching? The obtained data were analyzed using content analysis. The main findings emerging from the analysis before the activity indicated that the pre-service teachers defined holograms as a three-dimensional display or projection system and did not know accurately how to use the holograms in astronomy teaching. In addition, the findings revealed the participants wanted to learn about that how holograms can be designed, how they can be used effectively in the lesson, and which astronomy topics are suitable to teach via holograms. After the activity, the answers are given by the pre-service teachers showed that they learned how holograms can be developed in accordance with the learning aims, how to prepare holograms practically, how to integrate holograms into the lesson, and how to ensure student interaction. In the light of these findings, it was concluded that the activity was beneficial for pre-service science teachers to develop hologram technologies in astronomy teaching and integrate them into their lessons. It is considered that pre-service teachers' experience of technology-supported applications such as holograms in the teaching of topics requiring spatial thinking skills in pre-service education would contribute to their professional development.

Astronomi Öğretiminde Hologram Tasarlama: Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Bil-Iste-Öğren Şemalarının Incelenmesi


Hasan Zühtü OKULU1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 1 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Ortaokul fen bilimleri dersi öğretim programında yer alan Ay’ın evreleri, Güneş ve Ay tutulmaları ve mevsimlerin oluşumu gibi konularının anlaşılması uzamsal düşünme becerisi gerektirir. Özellikle hologram teknolojilerine dayalı öğretim materyalleri, uzamsal düşünme becerilerini destekleyici özellikleri nedeniyle astronomi öğretiminde etkili şekilde yararlanılan araçlardır. Ancak bu süreçte karşılaşılan sorun öğretmenlerin hologram teknolojilerini nasıl geliştirebilecekleri ve ders içeriğine nasıl entegre edecekleri konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmamalarıdır. Buradan hareketle araştırmanın amacı fen bilgisi öğretmen adayları ile 4 haftalık (toplam 8 saat) bir süreçte uzaktan eğitim aracılığıyla gerçekleştirilen astronomi konularının öğretimine yönelik hologram tasarlama etkinliğinin Bil, İste ve Öğren stratejisi ile incelenmesidir. Nitel araştırma türünde tasarlanan araştırmanın katılımcıları uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 16 dördüncü sınıf fen bilgisi öğretmen adayıdır. Etkinlik, (1) astronomi konularında uzamsal düşünme becerisinin önemi ve desteklenmesi, hologram uygulamalarının astronomi öğretimine etkili şekilde nasıl entegre edilebileceği, (2) hologram tasarımına yönelik içerik oluşturma, video işleme teknolojilerinin kullanımı ve uygulama örnekleri (3) katılımcılar tarafından belirlenen ortaokul fen bilimleri dersi öğretim programında yer alan bir kazanıma yönelik hologram oluşturma ve (4) hologram tasarımlarının sunulması ve revize edilmesi aşamalarından oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı, çevrim içi olarak oluşturulan Bil, İste ve Öğren şemasıdır. Bu bağlamda etkinlik öncesinde katılımcılara, sırasıyla hologramlar ve hologramların astronomi öğretiminde kullanımı hakkında ne biliyorsunuz ve hologramlar ve hologramların astronomi öğretiminde kullanımı hakkında ne bilmek istiyorsunuz? soruları yöneltilmiştir. Etkinlik sonrasında ise katılımcılar hologramlar ve hologramların astronomi öğretiminde kullanımı hakkında ne öğrendiniz? sorusunu yanıtlamışlardır. Elde edilen veriler içerik analizinden yararlanılarak incelenmiştir. Verilerin analizinden ortaya çıkan temel bulgular, öğretmen adaylarının etkinlik öncesinde hologramları üç boyutlu görüntüleme veya yansıtma sistemi olarak tanımladıklarını ve çoğunlukla öğretmen adaylarının hologramları astronomi öğretiminde tam olarak nasıl kullanacaklarını bilmediklerine işaret etmiştir. Buna ek olarak bulgular, katılımcıların hologramlar konusunda öğrenmek istedikleri konuları da ortaya koymuştur. Bunlar; hologramların nasıl hazırlanabileceği, derste etkili şekilde nasıl kullanılabileceği ve hangi astronomi konularının öğretiminde hologramlardan yararlanılabileceği şeklindedir. Öğretmen adaylarının etkinlik sonrasında verdikleri yanıtlar ise hologramların ortaokul fen bilimleri dersi öğretim programında yer alan hangi kazanımlara uygun olarak geliştirilebileceğini, hologramların pratik şekilde nasıl hazırlanabileceğini, hologramların derse nasıl entegre edilebileceğini ve hologram kullanımında öğrenci etkileşiminin nasıl sağlanabileceğini öğrendiklerini göstermektedir. Bu bulgular ışığında araştırmada, uygulanan etkinliğin fen bilgisi öğretmen adaylarının astronomi konularında hologram teknolojilerini geliştirebilmeleri ve derslerine entegre edebilmeleri yönünde yararlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının uzamsal düşünme becerisi gerektiren konuların öğretiminde hologramlar gibi teknoloji destekli uygulamaları hizmet öncesi eğitimde deneyimlemelerinin mesleki gelişimlerine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.


The Effect Of The Collaborative Multiple Intelligence Cycle (cmic) Model On Secondary School Students' Attitudes Towards Science And Technology


Gonca KEÇECİ1, Kübra YAVAŞ2
1Fırat Üniversitesi
2Bayramyazı Ortaokulu


Abstract No: 126 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

As a result of the innovations in the world of education, countries develop various learning environment designs especially to provide environments where each student can realize their talents. It is an important problem for teachers to activate these environments. This research was conducted to present a model that teachers can use to improve students' attitudes towards science and technology and to investigate the effect of this model on secondary school students' attitudes towards science. Developed model, teachers; It is important in terms of presenting a synthesis learning model that includes both cooperative learning-based teaching and the theory of multiple intelligences. This research was designed in the form of action research, which is one of the qualitative research methods, as it aims to improve the teaching process. The research was carried out with a total of 21 students, 9 boys and 12 girls, studying in the 6th grade of Bayramyazı Secondary School in Kovancılar district of Elazığ province in the 2019-2020 academic year. In the developed model; There are student groups responsible for fulfilling different tasks under the title of presentation, question-answer, poster, riddle-puzzle, poet-musician and drama group. The groups were given 10 minutes to present their work in the classroom, one after the other. The research was implemented as a pilot for 6 weeks, covering the learning areas of the Science Curriculum, and quantitative and qualitative data were collected together from the students in the application group. Attitude scale towards science and technology was used for quantitative data, and semi-structured interview questions were used for qualitative data. Descriptive and inferential analysis of the quantitative data was made, and content analysis of the answers given to the interviews was made. As a result of the research, it was seen that there was a significant difference between the pretest and posttest scores of the 6th grade students' attitude scale towards science and technology. It is seen that the results overlap with the answers given to the semi-structured interview questions. In addition, the sub-dimensions of the scale of attitude towards science and technology were examined, it was seen that there was a significant difference in the scores of the 6th grade students' sub-dimensions of love and curiosity, and there was no significant difference in the daily life sub-dimension. The cooperative multiple intelligence cycle (CMIC) model was effective in improving the 6th grade students' attitudes towards science. It is understood that including such practices in the teaching process is important and necessary in terms of ensuring active participation of students and highlighting different intelligence areas.
 

Işbirlikli Çoklu Zekâ Döngüsü (Cmic) Modelinin Ortaokul Öğrencilerinin Fen Ve Teknolojiye Yönelik Tutumuna Etkisi


Gonca KEÇECİ1, Kübra YAVAŞ2
1Fırat Üniversitesi
2Bayramyazı Ortaokulu


Bildiri No: 126 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Eğitim dünyasında yaşanan yenilikler sonucu ülkeler, özellikle her öğrencinin yeteneğini fark edebileceği ortamlar sağlamak için çeşitli öğrenme ortamı tasarımları geliştirmektedir. Öğretmenlerin bu ortamları aktif hale getirebilmesi önemli bir problemdir. Bu araştırma öğretmenlere, öğrencilerin fen ve teknolojiye yönelik tutumunu geliştirilmesi için kullanabilecekleri bir model sunmak ve bu modelin ortaokul öğrencilerinin fene yönelik tutumu üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Geliştirilen model, öğretmenlere; hem işbirlikli öğrenmeye dayalı öğretimi hem de çoklu zekâ kuramını içeren sentez bir öğrenme modeli sunması açısından önemlidir. Bu araştırma, öğretim sürecinin geliştirilmesi amacı taşıdığı için nitel araştırma yöntemlerinden biri olan eylem araştırması biçiminde desenlenmiştir. Araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinin Kovancılar ilçesine bağlı Bayramyazı Ortaokulu’ndaki 6. Sınıfta öğrenim gören 9 erkek 12 kız olmak üzere toplam 21 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen modelde; sunum, soru-cevap, poster, bilmece-bulmaca, şair müzisyen ve drama grubu başlığı altında farklı görevleri yerine getirmekle sorumlu öğrenci grupları yer almaktadır. Gruplara 10 dakika süre verilerek art arda çalışmalarını sınıf ortamında sunmaları sağlanmıştır. Araştırma, Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı öğrenme alanlarını kapsayacak şekilde pilot olarak 6 hafta boyunca uygulanmış ve uygulama grubundaki öğrencilerden nicel ve nitel veriler birlikte toplanmıştır. Nicel veriler için fen ve teknolojiye yönelik tutum ölçeği, nitel veriler için ise yarı yapılandırılmış mülakat soruları kullanılmıştır. Nicel verilerin betimsel ve çıkarımsal analizi yapılmış, mülakatlara verilen cevapların ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, 6. Sınıf öğrencilerinin fen ve teknolojiye yönelik tutum ölçeği öntest ve sontest puanları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Sonuçların yarı yapılandırılmış mülakat sorularına verilen cevaplarla örtüştüğü görülmektedir. Ayrıca fen ve teknolojiye yönelik tutum ölçeği alt boyutları incelenmiş, 6. Sınıf öğrencilerinin sevme ve merak alt boyutları puanlarında anlamlı farklılık olduğu günlük hayat alt boyutunda anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Yapılan işbirlikli çoklu zekâ döngüsü (CMIC) modeli, 6. Sınıf öğrencilerinin fene yönelik tutumunu geliştirmede etkili olmuştur. Öğretim sürecinde bu tür uygulamalara yer verilmesinin öğrencilerin aktif katılımını sağlaması ve farklı zekâ alanlarını ön plana çıkarması açısından önemli ve gerekli olduğu anlaşılmaktadır.
 


Stem Teaching The Subject Of Pressure In Eighth Grade – A Study Of The Implementation Of The Learning Model’s Impact On Students’ Success And Entrepreneurial Skills


EZGİ TURGUTALP1, NİMET REMZİYE ERGÜL2
1YOLÇATI ŞEHİT COŞKUN ÇALI ORTA OKULU
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 243 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

This study looks into the impact of employing the STEM 5E teaching model on the academic success and entrepreneurial skills of students when teaching students the subject of “Pascal’s Principle” which is part of the Science class for eighth grade. The study takes place at a state school in the 2020-2021 education and training year in the Nilüfer district of the province of Bursa. The study was conducted with 20 students in the study group and 20 students in the experiment group, with a total of 40 students. The study focuses on the “Pressure” unit of the Eighth Grade Science class and utilizes quasi-experimental design.
The study is based on a quasi-experimental design with pre-test and post-test control groups. An Academic Success Test (AST) with a reliability co-efficient of 0.835 was specially designed and used to measure the academic success of students. In order to measure the entrepreneurial skills of students, the Science-Based Entrepreneurship Scale (SBES) which was designed by Isa Deveci and offers a reliability co-efficient of 0.76 was used. Data collected from the groups were analyzed with the SPSS 22 software. Analyses carried out revealed that tests exhibit normal distribution. Parametric tests were also conducted as part of the analysis. No significant difference was observed between the pre-tests of AST and SBES. This helped establish that the groups were homogenous at the start. Post-tests applied to AST and SBES revealed that there was a significant difference between the groups. To assess the progress made by the groups internally, AST and SBES dependent t-tests were also carried out. A comparison of AST and SBES pre and post-test data in the control group reveal that there was an increase in the scores. However, when a dependent t-test analysis was made it was observed that there was no significant difference between AST and SBES pre and post tests of the control group. In the experiment group it was observed that there was an increase in the score when the pre and post tests of AST and SBES were compared. Dependent t-test analysis further revealed that the experiment group’s AST and SBES pre and post tests exhibit a significant difference. These tests revealed that education based on the STEM 5E model improved the success and the entrepreneurial skills of students.

8. Sınıf Basınç Konusunda Stem Öğretme -Öğrenme Modelinin Uygulanmasının Öğrenci Başarısına Ve Girişimcilik Becerisine Etkisinin Araştırılması


EZGİ TURGUTALP1, NİMET REMZİYE ERGÜL2
1YOLÇATI ŞEHİT COŞKUN ÇALI ORTA OKULU
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 243 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu araştırmada; fen bilimleri dersi 8. Sınıf öğretim programında yer alan “Pascal Prensibi” konusunun STEM 5E öğretim modeli ile öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına ve girişimcilik özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma 2020 – 2021 eğitim ve öğretim yılında Bursa ili, Nilüfer ilçesindeki devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırma; 20 öğrenci çalışma grubunda, 20 öğrenci deney grubunda olmak üzere toplamda 40 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 8. sınıf fen bilimleri dersinin “Basınç” ünitesinin “Pascal Prensibi” konusunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır.  Öğrencilerin akademik başarısını ölçmek için konu ile ilgili hazırlanan ve güvenirlik katsayısı .835 olan “Akademik Başarı Testi (ABT)” uygulanmıştır. Öğrencilerin girişimcilik becerilerinin düzeyini ölçmek için ise İSA Deveci tarafından geliştirilen ve güvenirlik katsayısı .76 olan “Fen Tabanlı Girişimcilik Ölçeği(FTGÖ)” kullanılmıştır. Gruplardan toplanan veriler SPSS 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde testlerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Analizlere parametrik testlerle devam edilmiştir. ABT ve FTGÖ için gruplara uygulanan ön testlerin ve son testlerin arasında anlamlı bir fark olup olmadığını görmek için bağımsız t-testi uygulanmıştır. ABT ve FTGÖ’nin ön testlerinde gruplar arasında anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir. Bu sayede başlangıçta grupların homojen olduğu belirtilmiştir. ABT ve FTGÖ’ne uygulanan son testlerin sonucunda ise gruplar arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Grupların kendi içinde gelişimlerini görmek için ABT ve FTGÖ’e bağımlı t – testi de uygulanmıştır. Kontrol grubunda ABT ve FTGÖ için ön test ve son test verileri karşılaştırıldığında puan artışı olduğu görülmüştür. Ancak bağımlı t – testi analizi yapıldığında kontrol grubunun ABT ve FTGÖ ön test ve son testleri arasında anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür. Deney grubunda ABT ve FTGÖ için ön test ve son test verileri karşılaştırıldığında puan artışı olduğu görülmüştür. Bağımlı – t testi analizi yapıldığında deney grubunun ABT ve FTGÖ ön test ve son testleri arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bu testler sonucunda STEM 5E modeli ile yapılan eğitimin öğrencilerin akademik başarılarını ve girişimcilik özelliklerini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.


An Examination Of The Relatability Of Physics And Daily Life From A Student’s Perspective


Sevim BEZEN1, Celal BAYRAK1
1Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 15 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Scientific information taught in physics classes directly covers real-life situations taking place around us. In other words, a sound knowledge of physics is a necessity for modern life. For this reason, today, instead of memorising the information learned in physics classes, it is desired to make sense of the knowledge and processes by relating them with everyday life. It is also aimed that rather than being indifferent to the things taking place around them, students have a well-developed sense of curiosity for them so that their learning is permanent.  To this end, this study aims to examine the relatability of physics and daily life from a students’ perspective. The study employs the holistic single case pattern, which is one of the case-study patterns. The study group consists of 28 recently graduated Year 12 students at an Anatolian High School. The study group was determined by criterion sampling, one of the purposeful sampling methods. The criterion in this study is the completion of physics classes at the secondary education level. Data were collected via semi-structured interviews, and students were asked four open-ended questions. Each interview was realised online in about 20 minutes. Data were analysed by content analysis. At the end of the study, it was determined that most students could relate physics and daily life; they can explain everyday events with their physics knowledge, and they have no difficulty transferring their understanding of physics to their lives. Moreover, it was determined that students think that being able to relate physics and daily life effectively understands science and nature and increases their awareness of everyday life. In this respect, it is believed that effective and meaningful learning should be supported by adding activities to physics classes in which students can relate physics and daily life.

Fizik Ile Günlük Yaşamın Ilişkilendirilebilme Durumunun Öğrenci Bakış Açısıyla Incelenmesi


Sevim BEZEN1, Celal BAYRAK1
1Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 15 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fizik derslerinde öğrenilen bilimsel bilgilerin doğrudan çevremizde gerçekleşen durumları kapsadığı bilinmektedir. Yani, fizik bilgisinin modern hayat için bir gereklilik olduğu savunulmaktadır. Bu nedenle günümüzde fizik derslerinde öğrenilen bilgilerin ezber yapılması yerine günlük yaşamla ilişkilendirilerek bilgi ve süreçlerin anlamlandırılması istenmektedir. Aynı zamanda öğrencilerin çevrelerinde gerçekleşen olaylara da kayıtsız kalmaları yerine çevrelerindeki olaylara karşı merak duyguları gelişerek bilgilerinin kalıcı olması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada fizik ile günlük yaşamın ilişkilendirilebilme durumunun öğrenci bakış açısıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada durum çalışması desenlerinden bütüncül tek durum deseninden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Anadolu Lisesinin 12. sınıfından yeni mezun olan 28 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemeye uygun belirlenmiştir. Bu araştırmada ölçüt; öğrencilerin ortaöğretim düzeyinde fizik derslerinin öğrenimini tamamlamış olmalarıdır. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve öğrencilere dört açık uçlu soru yöneltilmiştir. Görüşmelerin her biri çevrimiçi ortamda yaklaşık 20 dakikalık bir süre içerisinde gerçekleştirilmiştir. Veriler içerik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin çoğunluğunun fizik ile günlük yaşamı ilişkilendirebildikleri, günlük yaşamda karşılaştıkları olayları fizik bilgileri ile açıklayabildikleri ve fizik bilgilerini günlük yaşama aktarmada sorun yaşamadıkları belirlenmiştir. Aynı zamanda öğrencilerin günlük yaşama yönelik farkındalıklarının artmasında, anlamlı öğrenmenin gerçekleşmesinde ve bilim ve doğayı anlamada fizik ile günlük yaşamın ilişkilendirilmesinin etkili olduğunu düşündükleri tespit edilmiştir. Bu bağlamda fizik derslerinde öğrencilerin fizik ile günlük yaşamı ilişkilendirebilecekleri faaliyetlere yer verilerek anlamlı ve etkili öğrenmenin desteklenmesi gerektiğine inanılmaktadır.


Investigation Of The Stem Education's Effect On Creative Design Skills Of Prospective Teachers


Ali Özkaya1, Sait Bulut2, Gizem Şahin3
1Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Matematik Eğitimi Ana Bilim Dalı
2Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı
3Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilgisi Eğitimi Bilim Dalı


Abstract No: 27 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is to investigate the effects of STEM education creative design skills of prospective teachers. In the 2020-2021 academic year, third-year prospective teachers in Department of Science Education and Elementary Mathematics Education constitute the sample of the research. In the research method, embedded mixed design was used. The quantitative part of the mixed design consists of the one-group pre-test-post-test design, and the qualitative part is the case study. “A Teacher Self-Efficacy Scale for STEM Practice”, “How creative are you?" scale”, “Self-Efficacy Scale of Teaching Material Utilization”, "21st Century Skills and Competences Scale Directed at Teaching Candidates" and the opinion form created by the researchers was applied. The application was carried out on creating a lesson plan for STEM activities and designing the process and doing products within the scope of the subjects determined during a course period in both departments. Considering the findings of the research; A significant difference was found in favor of posttest scores in both total and sub-dimension scores in all scales. In this direction, it was observed that the prospective teachers' self-efficacy towards STEM practiceses increased in both groups as a result of the designed application process and it was concluded that the application supports the material design process and creativity, based on the significant increases obtained in the sub-dimensions of the scale. When the qualitative data are also examined, it is seen that the codes that emerged under the themes of creative thinking and design support the change in the quantitative data. In addition, they stated that they had difficulties in obtaining materials, drawing in the drawing program, generating ideas, making decisions, making the material parts functional and determining gains during the education process and they were faced with not having enough time, lack of communication within the group, insufficient internet connection and technical problems. Outside of the difficulties of not having enough time and insufficient internet connection, it was observed that they were able to implement the solutions they found (exchange of ideas and reasoning). This work was supported by Research Fund of Akdeniz University. Project Number: SBA-2020-5097.

Stem Eğitiminin Öğretmen Adaylarında Yaratıcı Tasarım Becerilerine Etkisinin Incelenmesi


Ali Özkaya1, Sait Bulut2, Gizem Şahin3
1Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Matematik Eğitimi Ana Bilim Dalı
2Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı
3Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilgisi Eğitimi Bilim Dalı


Bildiri No: 27 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada, STEM eğitiminin öğretmen adaylarında yaratıcı tasarım becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. 2020-2021 eğitim öğretim yılında Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı ve İlköğretim Matematik Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda öğrenim görmekte olan üçüncü sınıf düzeyindeki öğretmen adayları çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmanın yönteminde karma yöntem çeşitlerinden iç-içe karma desen kullanılmış olup karma desenin nicel kısmını, tek grup ön test-son test deseni, nitel kısmını ise durum çalışması oluşturmaktadır. Araştırmada verilerinin toplanması için “STEM Uygulamaları Öğretmen Özyeterlik Ölçeği”, “Ne Kadar Yaratıcısınız Ölçeği”, “Öğretim Materyallerinden Yararlanma Öz-Yeterlilik Ölçeği”, “21. Yüzyıl Becerileri Özyeterlik Algısı Ölçeği” ve araştırmacılar tarafından oluşturulan görüş formu uygulanmıştır. Uygulama her iki ana bilim dalında da bir ders dönemi boyunca belirlenen konular kapsamında STEM etkinlikleri ve sürecin tasarlanmasına yönelik ders planı oluşturma ve ürün elde etme üzerine gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göz atıldığında; tüm ölçeklerde hem toplam hem de alt boyut puanlarında sontest puanları lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, öğretmen adaylarının tasarlanan uygulama süreci neticesinde her iki grupta da STEM uygulamalarına yönelik özyeterliklerinin arttığı gözlemlenmiş, ölçek alt boyutlarında elde edilen anlamlı artışlardan yola çıkılarak uygulamanın materyal tasarlama süreci ve yaratıcılığı desteklediği sonucuna varılmıştır. Nitel veriler de incelendiğinde yaratıcı düşünme ve tasarım temaları altında ortaya çıkan kodların nicel verilerde meydana gelen değişimi desteklediği görülmektedir. Ayrıca eğitim sürecinde malzeme temini, çizim programında çizim yapma, fikir üretme, karar verme, materyal parçalarını işlevsel hale getirme ve kazanım belirlemede zorluklar yaşadıklarını, yeterli vaktin olmaması, grup içi iletişim kopukluğu, internet bağlantısının yetersizliği ve teknik sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını belirtmişlerdir. Yeterli vaktin olmaması ve internet bağlantısının yetersizliği zorlukları haricinde buldukları çözümleri (fikir alışverişi ve fikir yürütme) uygulayabildikleri gözlemlenmiştir. Bu çalışma Akdeniz Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimince desteklenmiştir. Proje Numarası: SBA-2020-5097.


Investigation Of The Effect Of Stem Activities On Teachers’ Creative Design Skills


Ali Özkaya1, Sait Bulut2, Gizem Şahin3
1Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Matematik Eğitimi Ana Bilim Dalı
2Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı
3Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilgisi Eğitimi Bilim Dalı


Abstract No: 63 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is to investigate the effects of STEM activities on teachers' creative design skills. In the 2020-2021 academic year, the graduate students of the Department of Mathematics and Science Education constitute the sample of the research. In the research method, embedded mixed design was used. The quantitative part of the mixed design consists of the one-group pre-test-post-test design, and the qualitative part is the case study. “A Teacher Self-Efficacy Scale for STEM Practice”, “How creative are you?" scale”, “Self-Efficacy Scale of Teaching Material Utilization”, "21st Century Skills and Competences Scale Directed at Teaching Candidates" and the opinion form created by the researchers was applied. The application was carried out on designing the process of creating STEM activities and doing products in line with the selected topics for 14 weeks. When the findings of the research are examined; A significant difference was found in favor of posttest scores in both total and sub-dimension scores in all scales. As a result, the application increased self-efficacy towards STEM applications; develops the skills of benefiting from teaching materials in terms of content, usage and design; It was concluded that the significant difference in the learning and innovation skills sub-dimension could support this situation. Qualitative data also support the findings obtained when interpreted. In addition, some teachers stated that they had difficulties in drawing in the drawing program, generating ideas and determining gains during the education process, and problems related to lack of communication and insufficient time emerged. As a solution to the difficulties encountered, it was observed that they exchanged ideas, did research and ignored the details. Suggestions were made about the findings obtained. This work was supported by Research Fund of Akdeniz University. Project Number: SBA-2020-5097.

Stem Etkinliklerinin Öğretmenlerin Yaratıcı Tasarım Becerilerine Etkisinin Incelenmesi


Ali Özkaya1, Sait Bulut2, Gizem Şahin3
1Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Matematik Eğitimi Ana Bilim Dalı
2Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı
3Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilgisi Eğitimi Bilim Dalı


Bildiri No: 63 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada, STEM etkinliklerinin öğretmenlerin yaratıcı tasarım becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. 2020-2021 eğitim öğretim yılında Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda öğrenim görmekte olan Fen Bilgisi Eğitimi Bilim Dalı yüksek lisans öğrencileri çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmanın yönteminde karma yöntem çeşitlerinden iç-içe karma desen kullanılmıştır. Belirlenen karma desende nicel kısım, tek grup ön test-son test deseni ile desenlenmiş olup nitel kısmı ise durum çalışmasıdır. Araştırmada “STEM Uygulamaları Öğretmen Özyeterlik Ölçeği”, “Ne Kadar Yaratıcısınız Ölçeği”, “Öğretim Materyallerinden Yararlanma Öz-Yeterlilik Ölçeği”, “21. Yüzyıl Becerileri Özyeterlik Algısı Ölçeği” ve araştırmacılar tarafından oluşturulan görüş formu uygulanmıştır. Uygulama 14 hafta boyunca seçilen konular doğrultusunda STEM etkinlikleri oluşturma sürecinin tasarlanması ve ürün elde etme üzerine gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları incelendiğinde; tüm ölçeklerde hem toplam hem de alt boyut puanlarında sontest puanları lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak yapılan uygulamanın STEM uygulamaları özyeterliğini arttırdığı; içerik, kullanım ve tasarım yönünden öğretim materyallerinden yararlanma becerilerini geliştirdiği; yaratıcılığı arttırdığı aynı zamanda öğrenme ve yenilenme becerileri alt boyutunda meydana gelen anlamlı farklılığın bu durumu destekleyebileceği kanısına varılmıştır. Nitel veriler de yorumlandığında elde edilen bulguları destekler niteliktedir. Ayrıca bazı öğretmenler eğitim sürecinde çizim programında çizim yapma, fikir üretme ve kazanım belirlemede zorluk yaşadığını, iletişim kopukluğu ve yeterli zamanın olmamasına dair problemlerin ortaya çıktığını belirtmişlerdir. Karşılaşılan zorluklara çözüm olarak ise fikir alışverişi, araştırma yaptıkları ve ayrıntıyı göz ardı ettikleri gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışma Akdeniz Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimince desteklenmiştir. Proje Numarası: SBA-2020-5097.


Cultural Elements In Stema Education: Integration Of Science, Technology, Engineering, Mathematics And Art In Trabzonspor's Locally Patterned Products


Mustafa Çelik1
1Trabzon Faruk Başaran Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 66 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The feature of STEMA, which has a product and process-oriented approach with the integration of science, mathematics, engineering, technology and art, has laid the groundwork for the development of creative products in many areas. In an environment where this destructive and transformative power of the techno age is spreading rapidly, it has become very important for cultural memory to protect itself and adapt to innovation processes. In the intergenerational transfer of the tangible and intangible cultural values of the nations, innovative designs have taken over the role of providing cultural awareness for the new generation individual. In this study, Trabzonspor's jerseys with cultural motifs, which use local motifs in product design, were examined, and the integration of science, mathematics, engineering, technology, art disciplines in the design of these products was discussed. The resistance of football teams to external factors such as pressure, water, and light while forming the jerseys (science), The position and the area to be covered by the advertisements, numbers and names on the front and back of the jersey (mathematics), flexibility of jerseys and compatibility with body posture (engineering), ensuring that the color of the jersey does not contain any confusion with the colors of the opposing teams and is distinctive (technology), factors such as the harmony of patterns, motifs and forms used (art) are taken into consideration. In this context, Trabzonspor, which designed the jerseys of the football team using keşan in 2019 and filigree embroidery motifs in 2021, has ensured that cultural elements are brought together with art, technology, science, mathematics and engineering and it is seen that the integration of STEMA disciplines guides this whole process. It is thought that product development based on cultural elements in interdisciplinary integration processes can offer an alternative model to STEMA studies in schools.
 

Stema Eğitiminde Kültürel Öğeler: Trabzonspor'un Yöresel Motifli Ürünlerinde Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik Ve Sanat Entegrasyonu


Mustafa Çelik1
1Trabzon Faruk Başaran Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 66 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Modern sonrası yaşam pratiklerinde köklü bir yapısal dönüşüm yaşanmış ve bu dönüşüm inovasyon geliştirme süreçlerinde disiplinlerarası yönelimleri gerekli kılmıştır. Günümüz dünyasının karmaşık problemleriyle yüzleşmek durumunda olan bireylerin bu problemlerin üstesinden gelebilecek 21.yüzyıl becerileriyle donanımlı bir şekilde yetişmiş olması ise bir zorunluluk durumuma gelmiştir. Bu gereklilik ülkelerin eğitim programlarına yansımış, STEMA uygulamaları  küresel eksendeki ulusal programlarda yerini almıştır. Fen, matematik, mühendislik, teknoloji ve sanatın entegrasyonuyla ürün ve süreç odaklı bir yaklaşıma sahip olan STEMA nın yaşamın pek çok alanına hitap eden özelliği, bir çok alanda yaratıcı desen ve ürünlerin geliştirilmesine zemin hazırlamıştır. Tekno çağın bu yıkıcı ve dönüştürücü gücünün hızla yayılım gösterdiği ortamda kültürel hafızanın kendini koruyabilmesi, yenilikçilik süreçlerine adaptasyonu oldukça önemli hale gelmiştir. Ulusların somut olan ve olmayan kültürel değerlerinin kuşaklar arası aktarımında  yenilikçi tasarımlar devreye girerek yeni nesil bireyi için kültürel farkındalık sağlama rolü üstlenmiştir. Bu çalışmada ürün tasarımında yöresel motifleri kullanan Trabzonspor'un kültürel motifli formalarının incelemesi yapılmış, bu ürünlerin tasarımında fen, matematik, mühendislik, teknoloji ve sanat disiplinlerinin entegrasyon durumu ele alınmıştır. Futbol takımlarının formaları biçimlendirilirken basınç, su, ışık gibi dışsal faktörlere karşı dayanıklılığı (fen), formanın ön ve arka yüzüne gelecek olan reklam, numara ve isimlerin konumu ve kaplayacağı alan (matematik), formaların esnekliği ve beden duruşuyla uyumu (mühendislik), forma renginin rakip takımların renkleriyle karışıklık içermeyecek özellik taşıması ve ayırt ediciliğinin sağlanması (teknoloji), kullanılan desen, motif ve formların uyumu (sanat) gibi faktörler gözetilmektedir. Bu bağlamda 2019’da keşan, 2021 yılında telkari işleme motiflerini kullanarak futbol takımının formalarını dizayn eden Trabzonspor’un kültürel öğelerin sanat, teknoloji, fen, matematik ve mühendislik ile buluşturulmasını sağladığı ve tüm bu sürece STEMA disiplinlerinin entegrasyonun yön verdiği görülmektedir. Kültürel motifler içeren yenilikçi bu ürünlerin gerek farklı sektörlerdeki tasarımlara, gerekse eğitsel ortamlardaki STEMA çalışmalarına örnek teşkil edebileceği; kültürel öğelere dayalı ürün geliştirmenin disiplinlerarası entegrasyon süreçlerindeki durumu bağlamında okullardaki STEMA çalışmalarına alternatif bir model sunabileceği düşünülmektedir.
 


Determining The Opinions Of Science Teachers On Skill-based Questions


Ahmet Volkan Yüzüak1, Recep Recepkethüda1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 29 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this research, it is aimed to determine the opinions of science teachers about the skills-based questions used in the entrance exam to high schools. In the study, phenomenological (factology) pattern was used from qualitative research methods. The working group of the study consists of 15 teachers working in public schools in the 2020 – 2021 academic year, working as science teachers with at least five years of professional experience and working in different provinces. The data of the study were collected through the interview form prepared by the researcher. In the interview form prepared as semi-structured;  3 questions 13 questions for the demographics of the participants and for the purpose consist of a total of 16 questions. The interviews were conducted through the zoom program. Content analysis, which is one of the qualitative analysis methods, was used in the analysis of the data obtained from the participants. Code maps of the qualitative data obtained were obtained using the MAXQDA 20 program. When the findings are examined; skill-based questions and lectures in textbooks were found to be incompatible and the questions were in the traditional style. It turns out that science gains are the most appropriate course for creating skill-based questions. It is understood that the teaching methods to be used in the course should appeal to high-level skills. Teachers' in-service training needs related to skill-based questions have been identified. It has been proposed to reorganize textbook contents, carry out studies on high-level skills and provide in-service trainings and information to teachers.
 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Beceri Temelli Sorulara Ilişkin Görüşlerinin Belirlenmesi


Ahmet Volkan Yüzüak1, Recep Recepkethüda1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 29 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada fen bilimleri öğretmenlerinin liselere giriş sınavında kullanılan beceri temelli sorular ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma da nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik (olgubilim) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2020 – 2021 öğretim yılında devlet okullarında çalışan ve en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip fen bilimleri öğretmeni olarak görev yapan ve farklı illerde çalışan 15 öğretmenden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış olarak hazırlanan görüşme formunda;  3 soru katılımcıların demografik yapılarına yönelik ve  amaca yönelik 13 soru   toplamda  16 sorudan oluşmaktadır. Görüşmeler zoom programı üzerinden yapılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizinde , nitel analiz yöntemlerinden olan içerik analizi kullanılmıştır. Elde edilen nitel verilerin kod haritaları MAXQDA 20 programı kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde; beceri temelli sorular ile ders kitaplarındaki konu anlatımlarının uyumsuz olduğu ve soruların geleneksel tarzda olduğu tespit edilmiştir. Fen bilimleri kazanımlarının beceri temelli soru oluşturmaya en uygun ders olduğu ortaya çıkmıştır. Derste kullanılacak öğretim yöntemlerinin üst düzey becerilere hitap etmesi gerektiği anlaşılmıştır. Öğretmenlerin beceri temelli sorular ile ilgili hizmet içi eğitim ihtiyaçları saptanmıştır. Ders  kitap içeriklerinin yeniden düzenlemesi, üst düzey becerilere yönelik çalışmalar yapılması ve öğretmenlere hizmet içi eğitimler ile bilgilendirmeler yapılması önerilmiştir.
 


The Views Of Teacher Candidates About Community Service Practices Course During The Covid-19 Pandemic Process


Sibel Er Nas1, Havva Yaman1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 147 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The “Community Service Practices” course is one of the courses that include social sensitivity and responsibility in education faculties. With this course, it is aimed to contribute to the students' identification of current social problems occurring in their environment and to develop projects to solve these problems. In December 2019, courses started to be conducted with distance education during the coronavirus (COVID-19) process, which affected the whole world. Community Service Practices course is one of the applied courses conducted through distance education. The aim of this study is to reveal the attainments of science teacher candidates regarding the "Community Service Practices" course during the COVID-19 pandemic and the problems they encountered in the process. This study is a descriptive research included in qualitative studies. Descriptive methods try to reveal the existing situation quantitatively or qualitatively. The study group of this research consists of 41 teacher candidates studying at the 2nd grade level of the science teaching program, who attend the "Community Service Practices" course in the spring semester of the 2020-2021 academic year. In this study, an open-ended questionnaire developed by the researchers was used as a data collection tool. The data obtained will be evaluated by subjecting it to content analysis. It is aimed to reach the relations and concepts that can explain the data collected by content analysis. The data will be categorized by means of codes and given with frequencies by creating common themes. The reliability of the analysis of data in qualitative research depends especially on the coding process. For the reliability of the questionnaire data analysis, the data will be analyzed by two different coders. Coding reliability will be examined to determine how consistent the researchers' categories are. In terms of research ethics, prospective science teachers will be coded as F1, F2, …, F41.

Covid-19 Salgın Sürecinde Öğretmen Adaylarının Topluma Hizmet Uygulamaları Dersine Ilişkin Görüşleri


Sibel Er Nas1, Havva Yaman1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 147 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

“Topluma Hizmet Uygulamaları” dersi eğitim fakültelerinde toplumsal duyarlılık ve sorumluluk içeren derslerden biridir. Bu ders ile birlikte öğrencilerin çevrelerinde meydana gelen güncel toplumsal sorunları tespit etmeleri ve bu sorunları çözmeye yönelik projeler geliştirmelerine katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. 2019 yılı Aralık ayında tüm dünyayı etkisi altına koronavirüs (COVID-19) sürecinde dersler uzaktan eğitim şeklinde yürütülmeye başlanmıştır. Topluma Hizmet Uygulamaları dersi de uzaktan eğitimle yürütülen uygulamalı derslerinden biridir. Bu çalışmanın amacı; fen bilgisi öğretmen adaylarının COVID-19 salgın sürecinde “Topluma Hizmet Uygulamaları” dersine ilişkin kazanımlarını ve süreçte karşılaştıkları problemlerini ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma nitel çalışmalar içerisinde yer alan betimsel bir araştırmadır. Betimsel yöntemler, var olan durumu niceliksel veya niteliksel olarak ortaya çıkarmaya çalışır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında “Topluma Hizmet Uygulamaları” dersine devam eden fen bilgisi öğretmenliği programı 2. sınıf düzeyinde eğitim gören toplam 41 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Bu çalışmada araştırmacılar tarafından geliştirilen açık uçlu anket veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak değerlendirilecektir. İçerik analizi ile toplanan verileri açıklayabilecek ilişkilere ve kavramlara ulaşmak amaçlanmaktadır. Veriler kodlar aracılığı ile kategorize edilip ortak temalar oluşturularak frekanslarla verilecektir. Nitel araştırmalarda verilerin analizinin güvenirliği özellikle kodlama işlemine bağlıdır. Anket verilerinin analizinin güvenirliği için elde edilen veriler iki farklı kodlayıcı tarafından analiz edilecektir. Araştırmacıların kategorilerinin ne kadar tutarlı olduğunu belirlemek için kodlama güvenirliğine bakılacaktır. Araştırma etiği açısından fen bilgisi öğretmen adayları F1, F2, …, F41 şeklide kodlanılacaktır.


Thematic Content Analysis Of Postgraduate Theses On Investigation Of Metacognition Variable In Science Education: Turkey Context


Sevinç KAÇAR1
1Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi


Abstract No: 236 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to comprehensively examine the postgraduate theses on the research of the metacognition variable in science education in Turkey. The thematic content analysis method was used in the research. The data of the research were obtained by scanning the theses published from 1991 to 2021 with the keywords metacognitive and metacognition the theses made in the field of science education registered to the YÖK National Thesis Center. As a result of the scanning, a total of 102 theses, 65 of which were master's and 37 doctoral theses, were accessed. Theses in the study were analyzed using a matrix. The obtained data were analyzed using descriptive and content analysis methods. As a result of document analysis; it was understood that experimental studies were mostly conducted on the metacognitive variable and the effects of some methods in science teaching on improving metacognition were investigated. Moreover, it has been found that subjects such as the current state or development of metacognition in individuals are generally tried to be determined by using inventory or likert type scales, which are quantitative measurement tools. It can be said that there is a need for longitudinal or mixed research style studies on metacognition in science education, especially when attention is paid to the redefinition of the concept of competent person and the need for advanced metacognition of scientifically literate individuals. At the same time, it is thought that qualitative measurement tools are needed more than quantitative measurement tools in order to determine the difficulty of changing the existing cognitive structure of individuals and to determine how, in which direction and in which situations this change takes place.

Fen Eğitiminde Üstbiliş Değişkeninin Araştırılmasına Yönelik Lisansüstü Tezlerinin Tematik Içerik Analizi: Türkiye Bağlamı


Sevinç KAÇAR1
1Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi


Bildiri No: 236 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de Fen eğitiminde üstbiliş değişkeninin araştırılmasına yönelik yapılan lisansüstü tezlerini kapsamlı bir şekilde incelemektir. Araştırmada tematik içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri YÖK Ulusal Tez Merkezine kayıtlı fen eğitimi alanında yapılmış tezlerde üstbiliş, üstbilişsel, bilişüstü, biliş üstü, yürütücü biliş, biliş ötesi, üst-biliş, üst biliş anahtar kelimeleri ile 1991 yılından 2021 yılına kadar yayınlanan tezler taranarak elde edilmiştir. Tarama sonucunda 65 yüksek lisans ve 37 doktora tezi olmak üzere toplam 102 teze erişilmiştir. Çalışmada yer alan tezler matris kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel ve içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Doküman analizi sonucunda; çoğunlukla üstbiliş değişkene yönelik deneysel çalışmaların yapıldığı ve fen öğretimindeki bazı yöntemlerin üstbilişi geliştirmeye etkisinin araştırıldığı anlaşılmıştır. Dahası, bireylerdeki üstbiliş varlığı ya da gelişimi gibi konuların genellikle nicel ölçme araçları olan envanter ya da likert tipi ölçekler kullanılarak tespit edilmeye çalışıldığı bulgusuna ulaşılmıştır. Özellikle günümüzde yetkin insan kavramının yeniden tanımlanması ve fen okuryazarı bireylerin üstbilişlerinin gelişmiş olması gerektiği vurgusuna dikkat edildiğinde fen eğitiminde üstbilişe yönelik boylamsal ya da karma araştırma tarzı çalışmalara gereksinim duyulduğu söylenebilir. Aynı zamanda bireylerin mevcut bilişsel yapılanın değiştirilmesinin zor olması ve bu değişimin nasıl, hangi yönde ve hangi durumlarda gerçekleştiğinin belirlenebilmesi adına nicel ölçme araçları ile birlikte nitel ölçme araçlarına da daha çok ihtiyaç duyulduğu düşünülmektedir.


Evaluation Of Model Use And Modeling Process Of Science Teachers Attending Project Activities


Hakan Şevki AYVACI1, Mustafa ÜREY1, Serkan SEVİM2, Gürhan BEBEK3, Sinan BÜLBÜL1, Emine BİLGE1, Sena BEBEK 1, Selenay YAMAÇLI1, Suat YAMAK4
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ
2pamukkale üniversitesi
3TRABZON ÜNİVERSİTESİ
4Akçaabat Şehit Gökhan Uzun Fen Lisesi


Abstract No: 244 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

There are many abstract and complex concepts within the scope of the science course. In this parallel, modeling activities and modeling skills have been included in science curriculum in recent years. Therefore, it is of great importance for science teachers to make different models in their lessons and to use their modeling skills effectively, both in terms of achieving the goals in the curriculum and in terms of realizing conceptual learning in students. In line with this need, the third of a project named TÜBİTAK-4005 “Teachers Design Creative Models 3” was carried out with science teachers. In this context, in this study, it is aimed to evaluate the effect of the project process carried out with science teachers on the model use and modeling process of science teachers. 24 science teachers working in institutions affiliated to the Ministry of National Education participated in the project. Special case method was used in the research. In this context, the diary form in which the views of the teachers on the activities that the participant group did during the day and the gains they gained from these activities were taken during the project process was used. NVivo-9 package program was used in the analysis of the data obtained from the diary form. As a result of the analysis, it was concluded that science teachers had problems with the use of models and the modeling process, especially in the design of the modeling process, and that the process was beneficial in terms of developing their creativity and setting an example for classroom practices, making science teaching fun, and contributing to the understanding and permanence of concepts. opinions have been identified.

Proje Etkinliklerine Katilan Fen Bilgisi Öğretmenlerinin Model Kullaniminin Ve Modelleme Sürecinin Değerlendirilmesi


Hakan Şevki AYVACI1, Mustafa ÜREY1, Serkan SEVİM2, Gürhan BEBEK3, Sinan BÜLBÜL1, Emine BİLGE1, Sena BEBEK 1, Selenay YAMAÇLI1, Suat YAMAK4
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ
2pamukkale üniversitesi
3TRABZON ÜNİVERSİTESİ
4Akçaabat Şehit Gökhan Uzun Fen Lisesi


Bildiri No: 244 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen bilimleri dersinin kapsamında pek çok soyut ve karmaşık kavram mevcuttur. Bu nedenle soyut kavramları somutlaştırmak, öğretme ve öğrenmeyi kolaylaştırmak için zor, soyut ve karmaşık konuların öğrenilmesinde, etkili yöntemlerden biri olan ‘’modellerin’’ kullanılması önerilmektedir. Bu paralellikte son yıllarda fen bilgisi öğretim programlarında modelleme etkinlikleri ve modelleme becerileri yer almıştır. Dolayısıyla fen bilgisi öğretmenlerinin derslerinde farklı modellemeler yapması, modelleme becerilerini etkili kullanabilmesi hem öğretim programında yer alan hedeflere ulaşmak bakımından hem de öğrencilerde kavramsal boyutta öğrenme gerçekleştirebilmek adına büyük öneme sahiptir. Modelleme aşamalarını ve modelleme sürecini öğretim programları ile ilişkilendirerek derse sorunsuz dahil edebilmek adına, fen bilimleri öğretmenlerinin; 1. Modelleme döngüleri hakkında bilgilendirilmeye, 2. Modelleme sürecinde gerekli olan beceriler kazandırmaya ve 3. Modelleme sürecinde öğrencilere daha etkili bir şekilde rehberlik yapabilmeleri için bir eğitime ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç dahilinde fen bilgisi öğretmenleri ile TÜBİTAK-4005 ‘’Öğretmenler Yaratıcı Modeller Tasarlıyor 3” isimli bir projenin üçüncüsü yürütülmüştür. Bu bağlamda bu çalışmada fen bilgisi öğretmenleri ile yürütülen proje sürecinin fen bilgisi öğretmenlerinin model kullanımı ve modelleme süreci üzerindeki etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Projeye Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlarda çalışan 24 fen bilgisi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada özel durum yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda, proje sürecinde katılımcı grubun gün içerisinde yapmış olduğu etkinlikler ve bu etkinliklerden elde ettikleri kazanımlara yönelik öğretmen görüşlerinin alındığı günce formundan yararlanılmıştır. Günce formundan elde edilen verilerin analizinde NVivo-9 paket programından faydalanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, fen bilgisi öğretmenlerinin model kullanımı ve modelleme sürecine yönelik olarak modelleme sürecinin özellikle tasarımına yönelik sorunlar yaşadıkları ve sürecin yaratıcılıklarını geliştirmesi ve sınıf içi uygulamalara örnek teşkil etmesi adına faydalı olduğu, fen öğretimini eğlenceli hale getirdiği, kavramların anlaşılmasında ve kalıcı olmasında katkı sağladığı yönünde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir.
 
 


Examining The Real Life Data Collection Process Of 6th Grade Students


Serdal BALTACI1, Neslihan ÜÇGÜL1
1Ahi Evran Üniversitesi


Abstract No: 2 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, sixth grade students for the education of data processing unit; They tried to reflect the process of completing all this process in cooperation, such as collecting data, organizing and interpreting the data, with the research questions they formed according to their personal interests. The participants of the study, in which the action research method was used, consists of 12 students, 3 girls and 9 boys, who are in the class of one of the researchers. While collecting the data, one of the researchers was asked to collect real data from the students in her class for the data processing unit, and to edit and interpret this data. With these collected data, the process tried to be reflected by analyzing it with qualitative data analysis methods. As a result of the research, it was seen that students' creating research questions according to their own interests motivated them and worked like a real researcher with the project assignment, as a result of which the data and graphics were more meaningful. In addition, it was observed that the students worked by dividing the work, thus completing the process easier and faster.
 

6. Sınıf Öğrencilerinin Gerçek Hayata Yönelik Veri Toplama Sürecinin Incelenmesi


Serdal BALTACI1, Neslihan ÜÇGÜL1
1Ahi Evran Üniversitesi


Bildiri No: 2 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada veri işleme ünitesinin öğrenimine yönelik altıncı sınıf öğrencilerinin; kişisel ilgi alanlarına göre oluşturdukları araştırma soruları ile veri toplamaları, verileri düzenleyerek yorumlamaları ve sonuçları analiz etmeleri gibi tüm bu süreci iş birliği içerisinde tamamlamalarına ait süreç yansıtılmaya çalışılmıştır. Aksiyon araştırması yönteminin kullanıldığı araştırmanın katılımcılarını araştırmacıların bir tanesinin kendi sınıfında olan 3 kız 9 erkek olmak üzere toplam 12 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler toplanırken araştırmacılardan bir tanesinin kendi sınıfında bulunan öğrencilerden veri işleme ünitesine yönelik olarak gerçek veriler toplamasını ve bu verileri düzenleyerek yorumlamaları istenmiştir. Toplanan bu veriler ile birlikte süreç nitel veri analiz yöntemleri ile analiz edilerek yansıtılmaya çalışmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin kendi ilgi alanlarına göre araştırma sorusu oluşturmalarının onları motive ettiği ve başkaları tarafından önceden hazırlanan araştırmalar yerine kendi hazırladıkları proje ödevi ile birlikte gerçek bir araştırmacı gibi çalıştıkları bunun sonucunda da verilerin ve grafiklerin daha anlamlı olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin iş bölümü yaparak çalıştıkları böylece süreci daha kolay ve hızlı tamamladıkları görülmüştür.
 


Analysing Of Vocational High School Students' Problem Posing Skills


Canan BEKLEN1, Betül BARUT2
1Bozkır 15 Temmuz Şehitleri MTAL
2Anadolu Üniversitesi


Abstract No: 13 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Problem posing research area become prominent whom importance is came to attention in recent years. Problem posing that lead us to new informations has big importance in our age where information is produced rapidly in addition to problem solving. In most generally definition, problem posing is creating new problems or organizing problems again. In this research ıt was aimed to determine problem posing skills of vocational high school students. The research is important because of rarity of problem posing studies in vocational high schools. The research’s sample includes nine students whom receive education in a vocational high school in Konya. In this research which realised in 2020-2021 academic year, four of nine selected students is ninth grade students, one of them is tenth grade students and rest of them is eleventh grade students. In this research ıt was used Problem Posing Skill Test which was prepared by the researcher in the light of the literatur as data collection tool. It was used content analysis method as data analysis method. Problem Posing Skill Test evaluated by the using of evaluation rubric. When ıt was analysed of the research findings, ıt was observed that problem posing skills of the students is low grade in general. When they were problem posing it was observed that students made mistakes like giving missing datas, posing easy problems, giving unneeded datas, grammar mistakes, logic errors and being unreal.

Meslek Lisesi Öğrencilerinin Problem Kurma Becerilerinin Incelenmesi


Canan BEKLEN1, Betül BARUT2
1Bozkır 15 Temmuz Şehitleri MTAL
2Anadolu Üniversitesi


Bildiri No: 13 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Problem kurma son yıllarda önemi fark edilen bir araştırma konusu olarak öne çıkmaktadır. Bilginin hızla üretildiği çağımızda problem çözmenin yanında bizi yeni bilgilere ulaştıracak problemler kurmanın önemi büyüktür. En genel tanımıyla problem kurma; yeni problemlerin oluşturulması veya verilen problemlerin yeniden düzenlenmesi anlamına gelir. Bu araştırmada meslek lisesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin problem kurma becerilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma liselerde, özellikle de meslek liselerinde problem kurma çalışmalarının azlığı açısından önem arz etmektedir. Araştırmanın örneklemini Konya’nın bir ilçesinde bulunan bir meslek lisesindeki 9 öğrenci oluşturmaktadır. 2020-2021 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilen bu araştırmada seçilen 9 öğrenciden dördü 9.sınıf, biri 10.sınıf ve geri kalan dördü 11.sınıf öğrencisidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından literatür ışığında hazırlanan Problem Kurma Beceri Testi kullanılmıştır. Veri analiz yöntemi olarak nitel veri analiz yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Problem Kurma Beceri Testi, değerlendirme rubriği kullanılarak değerlendirilmiştir.  Araştırmanın bulguları incelendiğinde, öğrencilerin problem kurma becerilerinin genel olarak düşük olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin problem kurarken eksik veri verme, kolay problemler kurma, gereksiz veri verme, dil bilgisi hataları, mantık hataları ve gerçeğe uygun olmama gibi hatalar yaptıkları görülmüştür.


Examination Of The Role Of Experiences In Shaping The Students’ Beliefs About Problem-solvin


Sevilay Tavşan1, Alaattin Pusmaz1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 30 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

One of the many factors that affect the students’ performance in the problem-solving process is their beliefs (Jader et al., 2017). Students’ beliefs help them persevere rather than stop dealing with a problem (Carlson, 1999) and play an essential role in advancing their solutions (Furinghetti & Morselli, 2009). There are students who believe that they can solve a problem in a few minutes without understanding it, which leads them to use unsuccessful strategies in problems they have not encountered before (Schoenfeld, 1992). Some students adopt beliefs, such as “Known strategies are more reliable,” “A calculator provides time and speed,” “A problem can be solved in different ways,” and “Results are always numerical.” (Sumpter, 2009), and “Every problem has a short solution, and there is only one answer to a problem.” (Öztürk & Güven, 2016) In addition, some students have beliefs about safety, expectation, and motivation regarding the problems they have not solved before (Jader et al., 2017). Sumpter (2013), who studied reasoning and beliefs together in her study, stated that students’ beliefs about the expectation affect the reasoning process during the strategy implementation and obtaining a result. In contrast, beliefs about security are more related to the reasoning process based on using an algorithm. As can be seen, beliefs can affect students’ strategies, the solution time they deem suitable for the problem, their efforts, and reactions towards the challenges in the process, and reasoning types they use.
Some researchers examined the students’ explanations about problem-solving. Accordingly, they stated that beliefs are shaped by experiences (Pehkonen, 1998; Yackel & Cobb, 1996). In this regard, a few studies were reached. It was concluded that the short-term intervention implementations carried out in these studies positively affected the beliefs of teachers and university students (Emenaker, 1996; Stylianides & Stylianides, 2014). The purpose of this study is to examine in detail how the experiences gained in the problem-solving process affect the beliefs of 7th-grade students.      
The case study method was employed in accordance with the purpose. The study group was determined by criterion sampling. The criteria used were students’ scores on the Problem-Solving Achievement Test (PSAT) and teachers’ opinions. Accordingly, two 7th-grade students were chosen. As data collection tools, PSAT, three routine and 12 non-routine problems, and the semi-structured interview form were utilized. The data collection process consisted of three different stages, and this process lasted eight weeks. In the first stage, the students’ beliefs before the implementation were determined through the interview form. In the second stage, the implementation processes of the problems were conducted. The researcher intervened in the process where she deemed necessary. Because she aimed to help the students think about the asserted ideas, make them aware of any inconsistencies between discourses and ensure that they participate in the discussion environment (The purpose of the researcher intervention was not to qualify what the students said as true or false.) In the last stage, the questions in the interview form were directed to the students again. Thus, their beliefs after the implementation were tried to be determined.
A framework was created by using the items of the scales (Hacıömeroğlu, 2011; Kloosterman & Stage, 1992) and the findings of other studies (Robinson, 2016; Schoenfeld, 1992; Sumpter, 2013) in the literature to determine the beliefs of students in the context of problem-solving. As a result, the beliefs were analyzed under four themes: Beliefs related to the structure and understanding of the problem, the solution of the problem, the result of the problem, and beliefs in the affective context. Consequently, it was seen that if new experiences gained in the solution processes contradict the beliefs adopted by students, they either give up adopting their previous beliefs or expand the scopes of such beliefs. Thus, it was concluded that encountering with different problem situations students had not seen before and their experiences in this sense played a significant role in shaping their beliefs. In addition, it was observed that the change in students’ beliefs was mostly in the cognitive dimension, whereas the affective beliefs generally remained the same.

* This study was produced from the first author's doctoral thesis.

Öğrencilerin Problem Çözmeye Yönelik Inançlarini Şekillendirmede Deneyimlerin Rolünün Incelenmesi


Sevilay Tavşan1, Alaattin Pusmaz1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 30 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğrencilerin problem çözme sürecindeki performanslarını etkileyen faktörlerden biri benimsedikleri inançlardır (Jader vd., 2017). Öğrencilerin inançları bir problemle uğraşmayı bırakmak yerine ısrarla devam etmelerine yardımcı olmakta (Carlson, 1999) ve çözümlerini ilerletmelerinde önemli bir rol oynamaktadır (Furinghetti & Morselli, 2009). Bir problemin, problemi anlamaksızın birkaç dakika içinde çözebileceğine inanan öğrenciler mevcuttur ve bu durum öğrencilerin daha önce karşılaşmadıkları problemlerde başarısız stratejiler kullanmalarına yol açmaktadır (Schoenfeld, 1992). Bazı öğrenciler “Bilinen stratejiler daha güvenilirdir.”, “Hesap makinesi zaman ve hız sağlar.”, “Bir problem farklı yollarla çözülebilir.”, “Sonuçlar her zaman sayısaldır.” (Sumpter, 2009), “Her problem kısa bir çözüm yoluna sahiptir.”, “Her problemin tek bir cevabı vardır.” (Öztürk & Güven, 2016) vb. gibi inançları benimsemektedir. Ayrıca, bazı öğrenciler daha önce karşılaşmadıkları problemler bağlamında güvenlik, beklenti ve motivasyona dair inançlara sahiptirler (Jader vd., 2017).. Çalışmasında akıl yürütme ve inançları birlikte ele alan Sumpter (2013), beklentiye dair inançların stratejinin uygulanması ve bir sonuç elde edilmesi boyunca kullanılan akıl yürütme sürecini etkilediğini, oysa güvenliğe dair inançların bir algoritma kullanmaya dayanan akıl yürütme süreciyle daha çok ilişkili olduğunu ifade etmiştir. Görüldüğü üzere, inançlar öğrencilerin stratejilerini, çözüm için ön gördükleri süreyi, süreçte karşılaştıkları zorluklara yönelik çabalarını ve tepkilerini, kullandıkları akıl yürütme türlerini etkileyebilmektedir.
Bazı araştırmacılar öğrencilerin problem çözmeye dair açıklamalarından yola çıkarak inançların deneyimler tarafından şekillendirildiğini belirtmektedir (Pehkonen, 1998; Yackel & Cobb, 1996). Bu bağlamda birkaç araştırmaya ulaşılmış olup bu çalışmalarda gerçekleştirilen kısa süreli müdahale uygulamalarının öğretmenlerin ve üniversite öğrencilerinin inançlarını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır (Emenaker, 1996; Stylianides & Stylianides, 2014). Bu araştırmanın ise amacı, problem çözme süreçlerinde edinilen  deneyimlerin 7. sınıf öğrencilerinin inançlarını ne şekilde etkilediğini ayrıntılı bir şekilde incelemektir.
Araştırmada durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubu ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Kullanılan ölçütler öğrencilerin Problem Çözme Başarı Testi (PÇBT) puanları ve öğretmenlerin öğrencilere yönelik görüşleridir. Bu doğrultuda iki 7. sınıf öğrencisi seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak PÇBT, üç rutin, 12 rutin olmayan problem ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler üç aşamada toplanmıştır ve bu süreç sekiz hafta sürmüştür. İlk aşamada, öğrencilerin uygulama öncesinde sahip oldukları inançları görüşme formu aracılığıyla belirlenmiştir. İkinci aşamada, öğrencilerin grup halinde çalışarak problemleri çözdükleri süreç gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, öğrencilerin ortaya atılan fikirler üzerinde düşünmelerine yardımcı olabilmek, söylemler arasında tutarsızlıklar varsa bunları öğrencilere fark ettirebilmek ve tartışma ortamına katılmalarını sağlayabilmek amacıyla gerekli gördüğü yerlerde sürece müdahale etmiştir (Bir diğer deyişle, araştırmacı müdahalesinin amacı öğrencilerin söylediklerini doğru veya yanlış olarak nitelendirmek değil sürecin başarılı bir şekilde tamamlanmasını sağlamaktı). Son aşamada ise, görüşme formundaki sorular yeniden öğrencilere yöneltilerek uygulama sonrasında sahip oldukları inançlar belirlenmeye çalışılmıştır.
Öğrencilerin problem çözme bağlamında sahip oldukları inançları belirlemek için literatürde yer alan ölçek maddeleri (Hacıömeroğlu, 2011; Kloosterman & Stage, 1992) ve diğer araştırmaların bulgularından (Robinson, 2016; Schoenfeld, 1992; Sumpter, 2013) yararlanılarak bir çerçeve oluşturulmuştur. Bu doğrultuda, inançlar problemin yapısı ve anlaşılması, problemin çözümü, problemin sonucu ve duyuşsal bağlam olmak üzere dört tema altında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, çözüm süreçlerinde edindikleri yeni deneyimlerin benimsedikleri inançlara ters düşmesi durumunda öğrencilerin ya önceki inançlarını benimsemekten vazgeçtikleri ya da bu inançların kapsamını genişlettikleri görülmüştür. Dolayısıyla, öğrencilerin daha önce rastlamadıkları farklı problem durumlarıyla karşılaştırılmalarının ve bu bağlamda yaşadıkları deneyimlerin benimsedikleri inançları şekillendirmede önemli bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin en çok bilişsel boyuta sahip olan inançlarında değişme olduğu, duyuşsal boyuttaki inançların ise genellikle aynı kaldığı belirlenmiştir.

* Bu çalışma birinci yazarın doktora tezinden üretilmiştir.


Examination Of Metaphorical Perceptions Of Middle School Students Towards Face-to-face And Remote Mathematics Education During The Pandemic Period


Elif İnci1, Tuba Ada1
1Anadolu Üniversitesi


Abstract No: 42 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research aims to examine the metaphorical perceptions of middle school students towards the mathematics course with face-to-face and remote education. The study was carried out with the phenomenology (phenomenology) pattern, one of the qualitative research models. In this context, the study group consists of 300 students studying in 4 different middle schools in Gaziantep Şehitkamil district in the 2020-2021 academic year. The study group was selected by using convenient sampling method in terms of time, transportation and economy. The data collection tool consists of two questions developed by the researcher  determine the metaphorical perceptions of the students. The answers of the students were analyzed and interpreted with the content analysis method. According to the results of the analysis, 14 different categories for face-to-face mathematics education and 18 different categories for remote mathematics education were determined. Among the categories for face-to-face mathematics education, the most repeated categories by students were "entertainment" and "comfort", while the most repeated category for remote mathematics education was "challenging" and "boring". In addition, it was seen that the metaphor of "football" was used the most for face-to-face mathematics lessons and the metaphor of "bowling ball" was used most for remote mathematics lessons. As a result of the study, it was concluded that middle school students used more positive metaphors for face-to-face mathematics lessons, and more negative metaphors for remote education and mathematics lessons.
 

Pandemi Döneminde Ortaokul Öğrencilerinin Yüz Yüze Ve Uzaktan Matematik Eğitimine Yönelik Metaforik Algılarının Incelenmesi


Elif İnci1, Tuba Ada1
1Anadolu Üniversitesi


Bildiri No: 42 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin yüz yüze ve uzaktan eğitimle matematik dersine yönelik metaforik algılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma nitel araştırma modellerinden fenomenoloji (olgu bilim) deseni ile gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Gaziantep Şehitkâmil ilçesine bağlı 4 farklı ortaokulda eğitim gören 300 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma grubu zaman, ulaşım ve ekonomik olması bakımından uygun örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Veri toplama aracı öğrencilerin metaforik algılarını belirlemesi açısından  araştırmacı tarafından geliştirilen iki sorudan oluşmaktadır. Öğrencilerin cevapları içerik analizi yöntemi ile analiz edilip, yorumlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre yüz yüze matematik eğitimine yönelik 14 farklı kategori, uzaktan matematik eğitimine yönelik 18 farklı kategori belirlenmiştir. Yüz yüze matematik eğitimine yönelik oluşan kategoriler içerisinde öğrenciler tarafından en çok tekrarlanan kategorileri “eğlence” ve “rahatlık” kategorileri iken uzaktan matematik eğitimine yönelik en çok tekrarlanan kategori “zorlayıcı” ve “sıkıcı” kategorileri olmuştur. Ayrıca yüz yüze matematik dersi için en çok “futbol” metaforu, uzaktan matematik dersi için en çok“bowling topu” metaforu kullanıldığı görülmüştür. Çalışmanın sonucunda ortaokul öğrencilerinin yüz yüze matematik derslerine yönelik daha çok olumlu metaforlar, uzaktan eğitimle matematik derslerine yönelik ise daha çok olumsuz metaforlar kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır.
 


Technology And Mathematics Education: A Comparative Survey On The Use Of Geogebra In Turkey And In Albania


SABİNA SULEJMANİ1, MENEKŞE SEDEN TAPAN BROUTIN1, GÜL KALELİ YILMAZ1
1Bursa Uludag University


Abstract No: 65 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The use of digital technologies plays an important role in mathematics education, especially in Geometry and Algebra using dynamic geometry software. The aim of this study is to analyse the use of dynamic geometry software in secondary schools in Turkey and Albania. This research is structured using qualitative research methods and techniques.The research was carried out in two parts. In the first part, textbooks and official programs were analysed in relation to the place of dynamic geometry. In a second part, interviews were carried out with teachers from both countries in order to better understand the use that teachers make of dynamic geometry in their lessons. In this second part, four teachers (2 Albanian teachers and 2 Turkish teachers) participated in this research. One of the results of this research is that Turkish teachers are more likely to use dynamic geometry to structure their lessons. On the other hand, both analyses of official curricula and interviews with teachers showed gaps in technological knowledge and technological pedagogical and content knowledge. In the study, it was aimed to examine the basic geometric problems of the teachers using dynamic geometry software and to reveal their opinions about the subject and related tools. This research shows the need for both countries to improve the training of teachers in the use of dynamic geometry software especially concerning the knowledge of how to prepare teaching scenarios integrating dynamic geometry software. For the reliability of the study, the themes were created by taking into account the theoretical structure, and care was taken to give the analyze obtained in the data analysis as they were at the beginning of the study. The analysis shows that the integration of technology in mathematics education is a stuble question, that success and failure occur at levels of learning, teaching and research.
 


Teachers' Perspectives On Embedding Formative Assessment In Grade 10 Physical Sciences


Halalisani Mngomezulu1, Samantha Govender1, Taurayi Chinaka1
1University of Zululand


Abstract No: 133 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Formative assessment is intended to enhance teaching and learning. Given the importance of formative assessment in classroom practice, this study aimed to explore Grade 10 Physical Science teachers’ perspectives on embedding formative assessment in a Physical Science classroom in Inkosi Sambane Circuit Schools, with the view to promote the inclusion of best assessment practices within a science context. This study was able to explore Grade 10 Physical Science teachers’ perspectives of embedding formative assessment in their classroom practice, ascertain how they were able to accomplish this, determine their challenges that Grade 10 Physical Science teachers’ encounter during embedding formative assessment in their classroom practice and to identify the classroom support and guidance that is available to Grade 10 Physical Science teachers in embedding formative assessment in their classroom.
The study adopted a qualitative research methodology. Purposive sampling was employed to select twelve Grade 10 Physical Sciences teachers from the twelve high schools in the circuit. Semi-structured focus group interviews and non-participant’s classroom observations were used to collect data from the participants. Thematic analysis was used to analyse qualitative data that was collected through semi-structured focus group interviews and non-participant classroom observations.
The study revealed that the majority of Grade 10 Physical Sciences lack the conceptual understanding of formative assessment as a result some of them struggle to integrate it into their classroom practice. Furthermore, findings on the nature of embedding formative assessment revealed that although participants attempted to use various strategies they are faced with numerous challenges as science teachers hindering effective implementation of the process. In addition, findings indicated that although participants made use of questioning during their science lessons, the majority of the questions elicited lower-order thinking instead of advancing science learners towards higher levels of understanding. Based on the research findings mentioned above, this study recommends that adequate in-service professional development training for science teachers on the implementation and pedagogical content knowledge of formative assessment should be done often so that teachers can support learning and learner achievement. This study also recommends that science teachers should be involved in the design and development of the science curriculum; thus their involvement would improve their instructional practice.  Availability and accessibility of relevant learner teacher support material may also support and enhance formative assessment in a science classroom especially in under-resourced schools.
 


A Critical Evaluation Of The Systems Thinking In Science Education


Onurhan GÜVEN1, Haluk ÖZMEN1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 149 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

This paper briefly introduces and critically evaluates the systems thinking literature regarding science education and science education curriculum in Turkey. After giving a brief history of systems approach and systems thinking, systems thinking models and skills proposed in science education related areas will be discussed. Systems theories in chronological order are General Systems Theory, Cybernetic and Dynamic Systems Theory. While these theories linked to biology, focus and key concept of these theories were applied many topics and areas such as earth systems, environmental education, chemistry, geography or sustainability. In the late 1980s, the term systems thinking is emerged to fill the gap in the cognitive domain in dealing with the complex systems and problems. In the literature, there are several definitions of systems thinking. While there are some slight differences between those definitions, common big ideas are understanding parts, interactions between these parts and the function resulted from these interactions. Another main idea in systems thinking is that the whole is greater than the sum of its parts which emphasize the importance of understanding the wholeness, behaviour, organization and the holistic aspects of the system. Based on these key ideas of systems thinking, there are several systems thinking models that include systems thinking skills. However, these models and set of skills were developed in a specific topics or areas such as Systems Thinking Hierarchical Model in water cycle and earth systems topics, Systems Competence Model in geology, Structure-Behaviour-Function Model in biology or Systems Thinking Skills in Sustainability. Some of these models is implemented in different areas such as chemistry. Even though in many science education frameworks and curriculums such as Science for All Americans (1989; 1990), Benchmarks for Scientific Literacy (2009), Dutch Board for the Innovation of Biology Education (2010) and Next Generation Science Standards (2013), an emphasize is given to the systems and systems thinking, a unified model for science education seems missing. Not only a unified model is needed, but also physics education which is consisting of several topics strongly related to systems requires systems thinking model or skills specific to physics education. While many science education frameworks mentioning the systems thinking, the Science Education Curriculum in Turkey fails to adopt this approach. Even though the curriculum addresses to 21st skills as an important objective, it does not mention systems approach or systems thinking which is a key concept of the 21st skills, neither in general objectives nor in specific objectives. The curriculum also put great emphasize on STEM education which is highly correlated and studied with the systems and systems model framework. Moreover, rising pupils sustainably conscious is underlined in the curriculum, yet systems thinking or systems approach which is required to solve complex environmental problems is missing. In conclusion, there is an urgent need of integration of the systems approach and systems thinking in the Turkish Science Education Curriculum and a unified systems thinking model to cover the science education.


The Effect Of Engineering Design-based Stem Education On Pre-service Science Teachers' Perceptions Of Stem Education And Engineering Concepts


Emine Çil1, Durmuş Yanmaz1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 181 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aimed to determine the effect of engineering design-based STEM activities on the perceptions of pre-service science teachers towards STEM education and engineering concepts. In addition, the views of the participants about the teaching process were examined. A single group pretest posttest quasi-experimental design was used in the study. The study was carried out with fourth grade students of Science Education at a state university located in the western region of Turkey in the spring semester of the 2018-2019 academic year, and 17 pre-service teachers participated in the study. The study was carried out within the scope of the "Science, Technology, Society and Environment" elective course. The drawing test was applied as a pretest in order to determine the perceptions of the participants about STEM education and engineering concepts. In the drawing test, participants were asked to draw what comes to mind when STEM education and engineer/engineering concepts are mentioned, and then explain their drawings. Afterwards, pre-service teachers were taught about STEM education. Teaching was carried out theoretically and practically, and seven engineering design-based STEM activities (Musical Instrument, Balloon Car Race, Mine Transport System, I'm Designing My Toy, Marble, Periscope, Cardboard Chair) were carried out in the practical part. After the teaching, the drawing test was applied as a posttest. Afterwards, the opinions of the participants about the teaching process were taken with a questionnaire consisting of seven open-ended questions. The analysis of the data obtained within the scope of the study continues. Content analysis is used in the analysis of data.

Mühendislik Tasarım Temelli Stem Eğitiminin Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Stem Eğitimi Ve Mühendislik Kavramlarına Yönelik Algılarına Etkisi


Emine Çil1, Durmuş Yanmaz1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 181 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma ile mühendislik tasarım temelli STEM etkinliklerinin fen bilimleri öğretmen adaylarının STEM eğitimi ve mühendislik kavramlarına yönelik algılarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca katılımcıların öğretim süreci hakkındaki görüşleri incelenmiştir. Çalışmada tek grup öntest sontest yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma 2018-2019 eğitim öğretim yılının bahar yarıyılında Türkiye’nin batı bölgesinde yer alan bir devlet üniversitesinde Fen Bilgisi Öğretmenliği dördüncü sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiş olup, çalışmaya 17 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışma “Fen, Teknoloji, Toplum ve Çevre” seçmeli dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların STEM Eğitimi ve mühendislik kavramları ile ilgili algılarını belirleyebilmek için çizim testi öntest olarak uygulanmıştır. Çizim testinde katılımcılardan STEM eğitimi ve mühendis/mühendislik kavramları dendiğinde akıllarına gelenleri çizmeleri ve sonrasında çizimlerini açıklamaları istenmiştir. Daha sonra öğretmen adaylarına STEM eğitimi hakkında öğretim yapılmıştır. Öğretim teorik ve uygulamalı olarak yürütülmüş olup, uygulama kısmında yedi tane (Müzik Aleti, Balonlu Araba Yarışı, Maden Taşıma Sistemi, Oyuncağımı Tasarlıyorum, Bilye, Periskop, Karton Sandalye) mühendislik tasarım temelli STEM etkinliği gerçekleştirilmiştir. Öğretimden sonra çizim testi sontest olarak uygulanmıştır. Sonrasında yedi açık uçlu sorudan oluşan görüşler anketi ile katılımcıların öğretim süreci hakkındaki görüşleri alınmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen verilerin analizi devam etmektedir. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmaktadır.


Analysis Of Engineering Design Based Education Studies In Turkey: Meta-synthesis Study


Büşra Özyalçın1, Filiz Avcı1
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa


Abstract No: 195 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research aims to analyze the Engineering Design Based Education studies carried out in Turkey using the meta-synthesis method and to reveal the current situation with a general framework. Within the scope of the research, 19 articles and 24 thesis studies selected by purposeful sampling method published in 2017-2021 were analyzed. TÜBİTAK ULAKBİM and YÖK National Thesis Center databases were used in the selection of the studies. In the process, the keywords "engineering design" and "design-based" determined by the researchers were used. As a result of the scanning, studies whose method is clearly stated and which are based on the engineering design process were included in the research. Each of the studies was subjected to content analysis; purpose, method, study group, data collection tools, subject area, type of publication, distribution of publications by years and results. Obtained data were interpreted based on frequency and percentage. In the research, the majority of the studies were carried out to determine the effect of engineering design-based education on academic achievement, engineering skills and engineering perception; respectively, quantitative, qualitative and mixed methods are preferred the most; the majority of the study groups consisted of secondary school and university students; scale, opinion form and tests are used extensively; studies focused on science in secondary schools and science laboratory applications in universities; the number of articles and theses is close to each other; studies were carried out at most in 2019; In general, it was concluded that engineering design-based education studies developed skills, participants had positive opinions and increased awareness about STEM.

Türkiye’de Mühendislik Tasarım Temelli Eğitim Çalışmalarının Analizi: Meta-Sentez Çalışması


Büşra Özyalçın1, Filiz Avcı1
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa


Bildiri No: 195 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de gerçekleştirilen Mühendislik Tasarım Temelli Eğitim çalışmalarının meta-sentez yöntemi kullanılarak analiz edilmesi ve genel bir çerçeve ile mevcut durumun ortaya çıkarılmasıdır. Araştırma kapsamında 2017-2021 yılları arasında gerçekleştirilmiş olan ve amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 19 makale ve 24 tez çalışması analiz edilmiştir. Çalışmaların seçiminde TÜBİTAK ULAKBİM ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarından faydalanılmıştır. Süreçte araştırmacılar tarafından belirlenen “mühendislik tasarım” ve “tasarım temelli” anahtar kelimeleri kullanılmıştır. Yapılan tarama sonucunda yöntemi açıkça belirtilen ve mühendislik tasarım sürecini temel alan çalışmalar araştırma kapsamına alınmıştır. Çalışmaların her biri içerik analizine tabii tutularak; amacı, yöntemi, çalışma grubu, veri toplama araçları, konu alanı, yayın türü, yayınların yıllara göre dağılımı ve sonuçları bağlamında incelenmiştir. Elde edilen veriler frekans ve yüzdeye dayalı olarak yorumlanmıştır. Araştırmada, çalışmaların büyük çoğunluğunun mühendislik tasarım temelli eğitimin akademik başarı, mühendislik becerisi ve mühendislik algısı üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildiği; sırasıyla en fazla nicel, nitel ve karma yöntemlerin tercih edildiği; çalışma gruplarının büyük çoğunluğunun ortaokul ve üniversite öğrencilerinden oluştuğu; ölçme araçlarından ölçek, görüş formu ve testlerin yoğun olarak kullanıldığı; çalışmaların ortaokullarda fen bilimleri, üniversitelerde fen laboratuvar uygulamaları konu alanlarında yoğunlaştığı; makale ve tez sayısının birbirine yakın olduğu; çalışmaların en fazla 2019 yılında gerçekleştirildiği; genel olarak mühendislik tasarım temelli eğitim çalışmalarının becerileri geliştirdiği, katılımcıların olumlu görüşlere sahip olduğu ve STEM’e yönelik farkındalığı artırdığı sonuçlarına ulaşılmıştır. 


Science Teacher Candidates' Opinions About The Activities In The Maker Workshop And Stem Applications


Dilek Aktaş1, Kakamyrat KAKAYEV2, Dilek Zeren ÖZER2
1Zenginova Ortaokulu
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 205 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this research, it is aimed to determine opinions of Science teacher candidates about activities and STEM applications. Within this scope, in ULUTEK Technology Development area belonging to Uludag University, applications have been conducted with 52 candidates studying Science Teaching Department for throughout two weeks and 6 hours of total time. During the application, teacher candidates carried out STEM applications alternately in various stations. After applications, questionnaires that had been prepared by researchers were applied to candidates and the data obtained from questionnaires were analyzed using descriptive analysis method. According to the results of data analysis, it is well established that teacher candidates had a positive thinking of STEM and almost half of the group clearly identified STEM applications. It is also understood that they have faced difficulties with application guidelines in foreign language and hard separation of lego. They also mentioned that applications were beneficial for them and they could improve different skills. Furthermore, candidates stated that applications are applicable from the viewpoint of students but it would be hard from the point of school and a teacher in Turkey. According to thoughts of candidates, there are advantages as well as disadvantages and they are capable of carrying out these kind of applications in their teacher life. In addition, candidates stated that these applications are appropriate mostly for Physics topics and adaptable to almost all science topics. 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Maker Atölyesi’nde Yer Alan Etkinlikler Ve Stem Uygulamaları Hakkındaki Görüşleri


Dilek Aktaş1, Kakamyrat KAKAYEV2, Dilek Zeren ÖZER2
1Zenginova Ortaokulu
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 205 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

 Bu araştırmada, Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Maker atölyesinde Yer Alan Etkinlikler ve STEM Uygulamaları hakkındaki görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde yer alan ULUTEK Teknoloji Geliştirme bölgesinde, iki hafta boyunca toplam altı saatlik sürede Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünde öğrenim görmekte olan toplam 52 öğretmen adayı ile uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Uygulama sırasında, öğretmen adayları çeşitli istasyonlarda dönüşümlü olarak STEM etkinliklerin uygulamışlardır. Uygulama sonrasında, öğretmen adaylarına araştırmacılar tarafından hazırlanan bir anket uygulanmış ve anketten elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, öğretmen adaylarının STEM hakkında olumlu düşünceye sahip oldukları, grubun yarısına yakınının STEM etkinliklerini doğru olarak tanımladıkları, uygulama sırasında kılavuzların yabancı dilde olması ve legoların zor ayrılması gibi zorluklarla karşılaştıkları, atölyede yaptıkları uygulamaların kendilerine pek çok katkısının olduğu ve farklı becerileri geliştirebileceği anlaşılmıştır. Ayrıca, öğretmen adaylarının STEM etkinliklerinin Türkiye'de öğrenci açısından uygulanabilir fakat öğretmen ve okul açısından uygulamasının zor olacağı, avantajlarının yanı sıra dezavantajlarının da bulunduğu, öğretmenlik hayatlarında bu tür uygulamaları yapabilecek yeterliliğe sahip oldukları ve bu uygulamaların en çok fizik konularına uygun olduğu fakat neredeyse fen konularının tamamına uyarlanabileceğini düşündükleri da ortaya koyulmuştur.


Investigation Of Studies On Stem Education In Preschool Period In Turkey


Neslihan Sarı1, Aycan Buldur1
1Sivas Cumhuriyet Üniversitesi


Abstract No: 229 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the general trend of studies on STEM education in the preschool period in Turkey between the years 2010-2021. In line with this general purpose, it is aimed to examine the academic studies (articles, master's thesis and doctoral thesis) carried out within the scope of STEM education at the preschool education level in Turkey. Studies included in the research; Using the keywords "STEM", "STEM", "Science, Technology, Engineering and Mathematics" and "preschool"; It was determined by scanning the thesis databases of Google Akademik, DergiPark, and YÖK. In this study, the descriptive content analysis method, which is one of the systematic study types that provides the review of the studies on a determined subject and revealing their trends, is based on. Through the coding form developed in the study; their distribution according to publication year, publication type, sample group, research design and data collection tool variables were analyzed and analyzed, and the results of the analysis were presented through tables and graphics. According to the descriptive content analysis, it has been determined that the studies carried out in Turkey at the pre-school education level have increased in recent years and researches have been made in different publication types (article, master's thesis and doctoral thesis). On the other hand, it was determined that the studies carried out were carried out with different sample groups (preschool students, pre-service teachers and teachers) and the research approaches based on the studies varied. Thanks to descriptive content analysis studies, qualitative and quantitative studies conducted independently of each other in the relevant literature can be examined and organized, and general trends can be determined. It is thought that the study will lead the way for future studies.

Türkiye’de Okul Öncesi Dönemde Stem Eğitimi Ile Ilgili Yapılan Çalışmaların Incelenmesi


Neslihan Sarı1, Aycan Buldur1
1Sivas Cumhuriyet Üniversitesi


Bildiri No: 229 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, 2010-2021 yılları arasında Türkiye’de okul öncesi dönemde STEM eğitimi ile ilgili olarak gerçekleştirilen çalışmaların genel eğilimini belirlemektir. Bu genel amaç doğrultusunda Türkiye’de okul öncesi eğitim düzeyinde STEM eğitimi kapsamında gerçekleştirilen akademik çalışmaların (makale, yüksek lisans tezi ve doktora tezi) incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmaya dahil edilen çalışmalar; “STEM”, ‘‘FeTeMM’’, ‘‘Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik’’ ve “okul öncesi” anahtar kelimeleri kullanılarak; Google Akademik, DergiPark, ve YÖK’ün tez veri tabanlarından yapılan taramayla belirlenmiştir. Bu çalışmada belirlenmiş bir konuda ortaya konulan çalışmaların gözden geçirilip eğilimlerinin ortaya konulmasını sağlayan sistematik çalışma türlerinden birisi olan betimsel içerik analizi yöntemi esas alınmıştır. Çalışmada geliştirilen kodlama formu aracılığıyla çalışmaların; yayın yılı, yayın türü, örneklem grubu, araştırma deseni ve veri toplama aracı değişkenlerine göre dağılımları incelenerek analiz edilmiş ve analiz sonuçları tablo ve grafikler aracılığıyla sunulmuştur. Yapılan betimsel içerik analizine göre okul öncesi eğitim düzeyinde Türkiye’de gerçekleştirilen çalışmaların son yıllarda artış gösterdiği ve farklı yayın türlerinde (makale, yüksek lisans tezi ve doktora tezi) araştırmaların yapıldığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan gerçekleştirilen çalışmaların farklı örneklem gruplarıyla (okul öncesi dönem çözük, öğretmen adayı ve öğretmen) yürütüldüğü ve çalışmalarda esas alınan araştırma yaklaşımlarının (nitel, nicel ve karma) çeşitlilik gösterdiği belirlenmiştir. Betimsel içerik analizi çalışmaları sayesinde ilgili alanyazında gerçekleştirilen ve birbirinden bağımsız olarak yapılan nitel ve nicel çalışmalar incelenip düzenlenmiş genel eğilimler belirlenebilmektedir (Selçuk, Palancı, Kandemir & Dündar, 2014). Bu çalışmanın da okul öncesi dönemde STEM eğitimi ile ilgili araştırma yapmak isteyen araştırmacılara, bu konudaki genel eğilime ilişkin yol gösterici olması açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
 


Examination Of Entrepreneurship Characteristics Of Preservice Teachers And Definitions Of Entrepreneurial Teachers


Elvan İnce Aka1
1Gazi Üniversitesi


Abstract No: 130 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the entrepreneurship characteristics of preservice teachers taking the career planning and development course according to the variables of gender, class, place of residence, family income level and to reveal the definitions of entrepreneurial teachers. The research is in the scanning model, which is one of the descriptive research methods. Participants consisted of 77 preservice teachers in the 2nd, 3rd, and 4th grades who took the Career Planning and Development course at the education faculty of a state university in Ankara in the fall semester of the 2020-2021 academic year. The "Entrepreneurship Scale for Preservice Teachers" developed by Deveci and Çepni (2015) and open-ended questions prepared by the researcher were used as data collection tools. Quantitative data were analyzed with the SPSS 26.0 statistical package program, independent samples t-test and one-way ANOVA were used in the analysis of the data. Qualitative data were subjected to content analysis. It has been revealed that the entrepreneurship characteristics of the preservice teachers are at a good level, and there is no significant difference in the general scale and sub-dimensions according to the variables of gender, class, place of residence, family income level. Almost all of the candidates stated that they had heard of the concept of “entrepreneur”. Candidates used the concept of “entrepreneurial teacher” as “open to development and innovation”, “creative and productive”, “communication skills”, “equipped”, “active”, “self-confident”, “courage-determination”, “decisive”, “risk taker”, “leader”, “problem solver”, “mission and visionary”, “with goals”, “loving his profession”, “evaluating opportunities”, “forward thinking”, “not giving up”, “team work”, “observation”, “ role model”, “source of inspiration”, “persuasion ability”, “emotional intelligence”, “positive thinking”, “time management” and “responsible”. Preservice teachers can be supported to develop their entrepreneurial characteristics during their undergraduate education.

Öğretmen Adaylarının Girişimcilik Özelliklerinin Incelenmesi Ve Girişimci Öğretmen Tanımlamaları


Elvan İnce Aka1
1Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 130 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, kariyer planlama ve geliştirme dersini alan öğretmen adaylarının girişimcilik özelliklerini cinsiyet, sınıf, yaşadığı yer, aile gelir düzeyi değişkenlerine göre incelemek ve girişimci öğretmen tanımlamalarını ortaya koymaktır. Araştırma betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modelindedir. Katılımcılar 2020-2021 öğretim yılı güz döneminde Ankara’da bulunan bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde kariyer planlama ve geliştirme dersini alan  2.,3., 4. sınıf toplam 77 öğretmen adayından oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Deveci ve Çepni (2015) tarafından geliştirilen “Öğretmen Adaylarına Yönelik Girişimcilik Ölçeği” ve araştırmacının hazırladığı açık uçlu sorular kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS 26.0 istatistik paket programı ile çözümlenmiş, verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Nitel veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Öğretmen adaylarının girişimcilik özelliklerinin iyi düzeyde olduğu, ölçek geneli ve alt boyutlarında cinsiyet, sınıf, yaşadığı yer, aile gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. Adayların tamamına yakını “girişimci” kavramını duyduklarını ifade etmiştir. Adaylar, “girişimci öğretmen” kavramını “gelişime, yeniliğe açık”, “yaratıcı ve üretken”, “iletişim becerisi”, “donanımlı”, “aktif”, “özgüvenli”, “cesaret-kararlılık”, “azimli”, “risk alan”, “lider”, “problem çözen”, “misyon ve vizyon sahibi”, “hedefleri olan”, “mesleğini seven”, “fırsatları değerlendiren”, “ileri görüşlü”, “vazgeçmeyen”, “takım çalışması”, “gözlem”, “rol model”, “ilham kaynağı”, “ikna kabiliyeti”, “duygusal zeka”, “pozitif düşünen”, “zaman yönetimi” ve “sorumluluk sahibi” özellikleri ile açıklamışlardır. Öğretmen adaylarının girişimcilik özelliklerini lisans eğitimleri süresince geliştirmeleri desteklenebilir.  


Investigation Of The Entrepreneurship Characteristics And Decision-making Styles Of School Headquarters


Sinan ÇINAR1, Nurullah KERECİ2
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 177 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The most important task of school administrators is to create opportunities to create the necessary conditions to improve the current situation in the school and to design the necessary changes. In this case, it can be said that the entrepreneurial characteristics and decision-making style of the school administrators are an important factor in the school's ability to keep up with the changing conditions and move it to a higher level. In this context, it is very important to reveal the entrepreneurial characteristics and decision-making styles of school administrators. On the other hand, when the literature is examined, it is noteworthy that the studies conducted on entrepreneurship and decision-making by school administrators are quite few compared to the studies conducted with students. Considering this situation as a problem situation, it was aimed to reveal the entrepreneurial characteristics and decision-making styles of primary school administrators in this study. The field scanning method was adopted as the research method in the study. The study group consisted of 143 school administrators working in different primary schools in a district in the Eastern Black Sea region using the purposeful sampling method. Entrepreneurship Scale and Melbourne Decision Making Scale were used as data collection tools and the data were analyzed with the SPSS package program. The data obtained as a result of the research are presented in tabular form as f and %. 
It has been determined that school principals consider themselves sufficient in terms of their entrepreneurial characteristics, and their scores are highest in "Self-Confidence" and least in "Risk Taking" dimensions among entrepreneurship dimensions. It has been determined that school principals have high self-esteem levels in decision making. In this context, it is recommended to organize courses and workshops for school administrators on entrepreneurship education.

Okul Yöneticilerinin Girişimcilik Özellikleri Ile Karar Verme Stillerinin Incelenmesi


Sinan ÇINAR1, Nurullah KERECİ2
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 177 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Okul yöneticilerin en önemli görevi okuldaki mevcut durumu daha iyiye götürmek için gerekli şartların yaratılması için fırsatlar oluşturmak ve gerekli değişiklikleri tasarlamaktır. Bu durumda okul yöneticilerin sahip olduğu girişimci özellikler ve karar verme stili okulun değişen koşullara ayak uydurabilmesine ve bir üst düzeye taşınmasında önemli bir etken olduğu söylenebilir. Bu bağlamda okul yöneticilerinin girişimcilik özellikleri ve karar verme stillerinin ortaya çıkarılması oldukça önemlidir. Diğer taraftan alan yazın incelendiğinde okul yöneticilerin girişimcilik ve karar vermesi ile ilgili yürütülen çalışmaların öğrencilerle yapılan çalışmalara göre oldukça az olduğu dikkat çekmektedir. Bu durum bir problem durumu olarak görülerek bu araştırmada ilkokul yöneticilerinin girişimcilik özellikleri ile karar verme stillerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada araştırma yöntemi olarak alan taraması yöntemi benimsenmiştir.  Amaçlı örneklem yöntemi kullanılarak Doğu Karadeniz bölgesinde bir ilçede farklı ilkokullarda görev yapan 143 okul yöneticisiyle çalışma yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Girişimcilik Ölçeği ve Melbourne Karar Verme Ölçeği kullanılmış, veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucu elde edilen veriler tablo halinde f -% olarak sunulmuştur.
Elde edilen bulgulara göre; okul müdürlerinin girişimcilik özellikleri yönünden kendilerini yeterli gördükleri ayrıca girişimcilik boyutları içinde puanlarının en fazla “Kendine Güven”,  en az ise “Risk Alma” boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Hizmet süresi fazla olanlar en fazla “Fırsatları Görme” boyutunda en az ise “Yenilikçi Olma” boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Hizmet süreleri az olanlar en fazla “Risk Alma” boyutunda en az ise “Fırsatları Görme” boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Okul Müdürlerinin karar vermede özsaygı düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiş yine hizmet süresi daha az olan yöneticilerin panik karar verme stili, hizmet süresi fazla olan yöneticilerinse dikkatli karar verme stili özelliklerini yansıttığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda girişimcilik eğitimi konusunda okul yöneticilerine kurs ve çalıştaylar düzenlenmesi, okul yöneticileri yurtdışı okul ziyaretlerine gönderilmesi, Benchmarking metodu olan kıyaslama yöntemiyle girişimciliği yüksek olan okullar gezilerek örnek alınan okul modellerin diğer okullara uyarlanması şeklinde uygulamalar yapılabilir.
 


Thematic Analysis Of Studies On Risk-taking Entrepreneurial Characteristic


Durmuş Yanmaz1, Emine Çil1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 178 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Entrepreneurship is the process where an individual creates value by seeing opportunities, taking risks, putting ideas into practice. Entrepreneurship education, on the other hand, is the process of equipping students with features that will enable them to adapt to changing conditions, cope with difficulties and have a say in their own future. These characteristics are numerous in the literature, but researchers mostly emphasize and emphasize risk taking, being creative, being innovative, teamwork, seeing opportunities, self-confidence, adapting to change, being determined and persevering. Taking risks is considered a prerequisite for entrepreneurs. Entrepreneurs are constantly introducing new products, production processes, markets, methods and new organizations. Realizing these innovations requires taking significant risks. For this reason, risk taking is one of the most important entrepreneurial characteristics. The aim of this study is to examine the studies on the risk-taking entrepreneurial characteristic. Studies on risk taking (articles, theses, conference papers) will be thematically examined through content analysis. Studies will be examined under two main headings: general information and content information. In this context, firstly, it is planned to examine the publication year, number of authors and publication types of the studies. Then, it is planned to examine the aims, methods, sample size and level characteristics of the studies, data collection tools, results and suggestions. In order to reach the studies in the databases, the following keywords will be searched in Turkish and English: “risk taking” or “academic risk taking” or “intellectual risk taking” and “entrepreneurship” and “entrepreneurship education” and “entrepreneurial characteristics”. The databases are planned to be Ulakbim, ERIC, EBSCO, ScienceDirect, SSCI, ESCI, Taylor & Francis, Web of Science and YÖK Thesis Center.
 

Risk Alma Girişimcilik Özelliği Konusunda Yapılan Çalışmaların Tematik Analizi


Durmuş Yanmaz1, Emine Çil1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 178 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Girişimcilik, bireyin fırsatları görerek, riskler alarak, fikirlerini uygulamaya koyarak, değer yarattığı süreçtir. Girişimcilik eğitimi ise öğrencilerin değişen koşullara uyum sağlamalarını, zorluklarla başa çıkmalarını ve kendi geleceklerinde söz sahibi olmalarını sağlayacak özelliklerle onları donatma sürecidir. Bu özellikler alanyazında çok sayıdadır, ancak araştırmacılar en çok risk alma, yaratıcı olma, yenilikçi olma, takım çalışması, fırsatları görme, kendine güven, değişime uyum sağlama, kararlı ve azimli olmayı vurgulamakta ve ön plana çıkarmaktadır. Risk almak, girişimciler için bir ön koşul olarak kabul edilmektedir. Girişimciler sürekli olarak yeni ürünler, üretim süreçleri, pazarlar, yöntemler ve yeni organizasyonlar ortaya koymaktadırlar. Bu yenilikleri gerçekleştirmek önemli riskleri almayı gerektirir. Bu nedenle risk alma girişimciliğin önemli özelliklerinin başında görülmektedir. Bu çalışmanın amacı girişimcilik özelliklerinden risk alma hakkında yapılan çalışmaları incelemektir. Risk alma hakkındaki çalışmalar (makaleler, tezler, bildiriler) içerik analizi yoluyla tematik olarak incelenecektir. Çalışmalar genel bilgiler ve içerik bilgileri olmak üzere iki temel başlık altında incelenecektir. Bu bağlamda öncelikle çalışmaların yayın yılı, yazar sayısı ve yayın türlerinin incelemesi planlanmaktadır. Ardından çalışmaların amaçları, yöntemleri, örneklem büyüklük ve düzey özellikleri, veri toplama araçları, sonuçları ve önerilerinin incelenmesi planlanmaktadır. Veri tabanlarında yer alan çalışmalara ulaşmak için şu anahtar kelimeler Türkçe ve İngilizce olarak tarama yapılacaktır: “risk alma” veya “akademik risk alma” veya “zihinsel risk alma” ve “girişimcilik” ve “girişimcilik özellikleri” ve “girişimcilik eğitimi”. Veri tabanlarının Ulakbim, ERIC, EBSCO, ScienceDirect, SSCI, ESCI, Taylor & Francis, Web of Science ve YÖK Tez Merkezi olması planlanmaktadır.
 


Covid-19 Sürecinde Fen Bilimleri Dersi Öğretmenlerinin Bilgi Ve Iletişim Teknolojilerinin Kullanimina Yönelik Yeterlilik Algilari Ve Uzaktan Eğitime Ilişkin Görüşleri


Ali Günay BALIM1, Betül ÖZTAŞ1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 250 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Aralık 2019 Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs’ün hızla yayılması ile birlikte ülkelerin gerek sağlık ve gerekse eğitim alanında önlemler almalarını zorunlu kılmıştır. Birçok sektörde alınan önlemler eğitim sektöründe de alınarak yüz yüze eğitimden uzaktan eğitime geçilmiştir. Bu araştırmada da COVID-19 sürecinde uzaktan eğitim veren Fen Bilimleri öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımlarına yönelik yeterlilik algılarını ve uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yöntemi kullanılan bu araştırmanın örneklem grubunu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında uzaktan eğitim gerçekleştiren 128 Fen Bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) Yeterlilik Algısı Ölçeği” ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeğin Cronbach’s Alpha güvenirlik katsayısı 0,96 bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Fen Bilimleri öğretmenlerinin BİT kullanmaya yönelik yeterlilik algıları “Yeterli” olarak tespit edilmiştir. Cinsiyet, okul türü, okulların bulunduğu konum, kıdem yılları, hizmet içi eğitim alma durumları ve yaş değişkenlerine göre yapılan karşılaştırmada yaşa yönelik anlamlı bir fark görülürken cinsiyet, okul türü, okulların bulunduğu konum, kıdem yılları ve hizmet içi eğitim değişkenleri açısından BİT kullanımına yönelik yeterlilik algıları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik görüşleri incelendiğinde ise öğretmenlerin süreçte en çok teknolojik araçlar ve iletişim konusunda sorun yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmenler bu süreçte derslerini çoğunlukla evden yürütmüş ve geleneksel öğretim yöntemlerine nazaran yeni birçok öğretim materyallerini derslerinde kullandıklarını ifade etmişlerdir. Ancak öğrencilere ulaşamama ve iletişimsizliklerin onlarda kaygı oluşturduğunu belirtmişlerdir. Fen Bilimleri dersi öğretmenleri uzaktan eğitimin mesleki gelişimlerini olumlu etkilerken ve mesleki doyumlarının olumsuz etkilendiğini belirtmişlerdir. Özellikle bu süreçte eğitim teknolojilerini keşfettikleri için uzaktan eğitimi bu yönden sürecin olumlu yanı olarak ifade etmişlerdir. Bu ifade aynı zamanda BIT kullanımına yönelik algılarının yeterli düzeyinde olmasını da desteklemektedir. Mesleklerine yönelik tutumlarının ise bu süreçten olumlu etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Fen Bilimleri dersi öğretmeleri son olarak pandemi bitince öğrenciler ile psikolojik destek, grup etkinlikleri ve telafi eğitimlerine yönelik çalışmalar yapacaklarını belirtmişlerdir.

Covid-19 Sürecinde Fen Bilimleri Dersi Öğretmenlerinin Bilgi Ve Iletişim Teknolojilerinin Kullanimina Yönelik Yeterlilik Algilari Ve Uzaktan Eğitime Ilişkin Görüşleri


Ali Günay BALIM1, Betül ÖZTAŞ1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 250 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Aralık 2019 Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs’ün hızla yayılması ile birlikte ülkelerin gerek sağlık ve gerekse eğitim alanında önlemler almalarını zorunlu kılmıştır. Birçok sektörde alınan önlemler eğitim sektöründe de alınarak yüz yüze eğitimden uzaktan eğitime geçilmiştir. Bu araştırmada da COVID-19 sürecinde uzaktan eğitim veren Fen Bilimleri öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımlarına yönelik yeterlilik algılarını ve uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yöntemi kullanılan bu araştırmanın örneklem grubunu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında uzaktan eğitim gerçekleştiren 128 Fen Bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) Yeterlilik Algısı Ölçeği” ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeğin Cronbach’s Alpha güvenirlik katsayısı 0,96 bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Fen Bilimleri öğretmenlerinin BİT kullanmaya yönelik yeterlilik algıları “Yeterli” olarak tespit edilmiştir. Cinsiyet, okul türü, okulların bulunduğu konum, kıdem yılları, hizmet içi eğitim alma durumları ve yaş değişkenlerine göre yapılan karşılaştırmada yaşa yönelik anlamlı bir fark görülürken cinsiyet, okul türü, okulların bulunduğu konum, kıdem yılları ve hizmet içi eğitim değişkenleri açısından BİT kullanımına yönelik yeterlilik algıları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik görüşleri incelendiğinde ise öğretmenlerin süreçte en çok teknolojik araçlar ve iletişim konusunda sorun yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmenler bu süreçte derslerini çoğunlukla evden yürütmüş ve geleneksel öğretim yöntemlerine nazaran yeni birçok öğretim materyallerini derslerinde kullandıklarını ifade etmişlerdir. Ancak öğrencilere ulaşamama ve iletişimsizliklerin onlarda kaygı oluşturduğunu belirtmişlerdir. Fen Bilimleri dersi öğretmenleri uzaktan eğitimin mesleki gelişimlerini olumlu etkilerken ve mesleki doyumlarının olumsuz etkilendiğini belirtmişlerdir. Özellikle bu süreçte eğitim teknolojilerini keşfettikleri için uzaktan eğitimi bu yönden sürecin olumlu yanı olarak ifade etmişlerdir. Bu ifade aynı zamanda BIT kullanımına yönelik algılarının yeterli düzeyinde olmasını da desteklemektedir. Mesleklerine yönelik tutumlarının ise bu süreçten olumlu etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Fen Bilimleri dersi öğretmeleri son olarak pandemi bitince öğrenciler ile psikolojik destek, grup etkinlikleri ve telafi eğitimlerine yönelik çalışmalar yapacaklarını belirtmişlerdir.


Investigation Of High Level Thinking Skills Of Secondary School Students With Science-contained Scientific Story Activity


Hatice Cansu Özpir Mantaş1, Ceyda Balcı Çömez1, Elif Benzer1
1MARMARA ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 151 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study, it was aimed to examine how students use their high-level thinking skills in the context of the Renewed Bloom Taxonomy with a science-based scientific story activity. The study group consists of 62 students at 5th grade in private and public schools in Istanbul.  Case study was used in the research. This study, how the students answered the questions based on the scientific story, using which thinking skills, reveals the examined situation. In order to collect the data, the scientific story called “Little Fern” was prepared by the researchers on the subject of “Let's Get to Know Living Things”, questions were written to reflect the thinking skills of the students. The questions in the story are such that students can answer using their creative, critical, analytical, metacognitive and reflective thinking skills. The main application was made through distance education, students were given 40 minutes to read and understand the story and answer the questions. With the descriptive analysis made according to the revised Bloom, the answers of the students were reinterpreted considering the characteristics of creative, critical, analytical, metacognitive and reflective thinking skills. In line with the findings obtained within the scope of the research, information was given about the different high-level thinking skills used by the 5th grade students in the subject of "Let's Get to Know the Living Things". As a result, it was concluded with the science-based scientific story activity, although the students had the critical thinking skills at the evaluation level by 57.25% and the creative thinking skills at the creation level by 57.22% in the context of the Renewed Bloom Taxonomy, they had 65.3% of the analytical thinking skills at the analysis level. In conclusion, it is suggested that  science course curriculum should be organized with content that aims to develop high-level thinking skills.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Fen Içerikli Bilimsel Hikâye Etkinliği Ile Üst Düzey Düşünme Becerilerinin Incelenmesi


Hatice Cansu Özpir Mantaş1, Ceyda Balcı Çömez1, Elif Benzer1
1MARMARA ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 151 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada fen içerikli bilimsel hikaye etkinliği ile öğrencilerin Yenilenmiş Bloom Taksonomisi bağlamında üst düzey düşünme becerilerini nasıl kullandıklarını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma grubunu, İstanbul ilinde özel ve devlet okulunda 5. Sınıfta öğrenim görmekte olan 62 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışmada bilimsel hikâyeden hareketle oluşturulan sorulara öğrencilerin hangi düşünme becerilerini kullanarak nasıl cevap verdikleri, incelenen durumu ortaya koymaktadır. Verilerin toplanması amacıyla araştırmacılar tarafından Canlıları Tanıyalım konusunda “Minik Eğrelti Otu” isimli bilimsel hikaye hazırlanmış, öğrencilerin düşünme becerilerini yansıtabilecekleri sorular yazılmıştır. Hikayedeki sorular öğrencilerin yaratıcı, eleştirel, analitik, bilişüstü, yansıtıcı düşünme becerilerini kullanarak cevaplayacakları niteliktedir. Hem hikaye hem de hikaye soruları alanında uzman iki öğretim üyesine danışılarak hikayenin bilimsel içeriğinin ve soruların hikayeye ve değerlendirilmek istenen üst düzey düşünme becerisine uygunluğuna bakılmıştır. Uzmanlar tarafından yapılan değerlendirme sonucunda gerekli değişiklikler yapılmış olup bilimsel hikaye, çalışma grubunda yer almayacak olan beş tane 5. Sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Öğrencilerden gelen olumlu dönütler (hikayenin ve sorularının anlaşılırlığı, ilgi çekmesi, istekli cevaplandırmaları) sonrasında iki araştırmacı tarafından bağımsız şekilde soruların belirlenen üst düzey düşünme becerileri analiz ölçütlerine göre değerlendirmeleri yapılmış ve %95 uyum yakalanmıştır. Asıl uygulama uzaktan eğitim aracılığıyla yapılmış ve öğrencilerin hikâyeyi okuma, anlama ve soruları cevaplamaları için öğrencilere 40 dakika süre verilmiştir. “Yenilenmiş Bloom’a göre yapılan betimsel analizle birlikte öğrencilerin cevapları yaratıcı, eleştirel, analitik, bilişüstü, yansıtıcı düşünme becerilerinin özellikleri dikkate alınarak tekrar yorumlanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular doğrultusunda “Canlıları Tanıyalım” konusunda 5. Sınıf öğrencilerinin kullandıkları farklı üst düzey düşünme becerilerine ilişkin bilgiler verilmiştir. Sonuç olarak, fen içerikli bilimsel hikaye etkinliği ile öğrencilerin Yenilenmiş Bloom Taksonomisi bağlamında üst düzey düşünme becerilerinden değerlendirme basamağında eleştirel düşünme becerisine %57,25, yaratma basamağındaki yaratıcı düşünme becerilerine %57,22 oranında sahip olmalarına rağmen analiz basamağında analitik düşünme becerisine %65,3 oranında sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.  Bu bağlamda fen bilimleri dersi öğretim programı üst düzey düşünme becerilerini geliştirmeyi hedefleyen içeriklerle düzenlenmesi önerilmektedir.
 


Evaluation Of Science And Mathematics Textbooks In Context Of Digital Competency


Meral ÇELİKOĞLU1, Erol TAŞ2, Hayrunnisa AYYILDIZ2, Hacı Mehmet YEŞİLTAŞ1
1Ordu Üniversitesi
2Ordu Üniversitesi


Abstract No: 156 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In addition to the developments in science, technology and the basic dynamics of societies, technology included in teaching and learning approaches and our classrooms has also changed the skills expected to occur in individuals. Some of these skills which are defined 21st century skills can be listed as critical thinking, creativity, problem solving, cooperation, communication, ICT literacy, social/cultural competencies. All organizations and reports that indicate key skills in science and mathematics education have mentioned the importance of digital world in science and mathematics education and in 2006 the European Union stated that digital competency is one of the eight competencies determined in lifelong learning. It’s seen that digital competency is one of eight basic competencies that are aimed to be realized in 2018 Science and Mathematics curriculum. Previous studies has been evaluated the digital competence within the classification of life skills and in terms of curricula. It can be stated that there is not sufficient learning outcome in science and mathematics curriculas on digital competency. In this regard, it’s important to analyse the status of digital competency, which has importance among basic competencies specified in the curriculum in textbooks in terms of revealing the current situation on this subject. In the light of this information, the aim of this study is to evaluate the content in the secondary school 5th-8th grade science and mathematics textbooks in the context of digital competence. Textbooks published by MEB publications in the 2020-2021 academic year were used and document analysis method, one of the qualitative research methods, was preferred. For data analysis a checklist was created by using digital competence skill criteria published in MEB curriculum and taken the opinions of field experts on its suitability. The data analysis process of the research continues, results will be presented and relevant suggestions will be made.

Fen Bilimleri Ve Matematik Ders Kitaplarinin Dijital Yetkinlik Bağlaminda Değerlendirilmesi


Meral ÇELİKOĞLU1, Erol TAŞ2, Hayrunnisa AYYILDIZ2, Hacı Mehmet YEŞİLTAŞ1
1Ordu Üniversitesi
2Ordu Üniversitesi


Bildiri No: 156 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilim, teknoloji ve toplumların temel dinamiklerinde yaşanan gelişmelerin yanı sıra öğretme, öğrenme yaklaşımlarına ve sınıflarımıza dahil olan teknoloji, bireylerde gerçekleşmesi beklenen hedef davranışları da değiştirmiştir. 21. yy becerileri olarak belirtilen bu davranışlar eleştirel düşünme, yaratıcılık, problem çözme, iş birliği, iletişim, BİT okuryazarlığı, sosyal / kültürel yeterlilikler bu becerilerden bazıları olarak sıralanabilir. Fen ve Matematik eğitiminde anahtar becerilerin belirtildiği tüm organizasyonlar ve raporlar dijital dünyanın fen ve matematik eğitimindeki öneminden bahsetmekte ve Avrupa Birliği 2006 yılında yaşam boyu öğrenmede belirlediği sekiz yetkinlikten birinin dijital yetkinlik olduğunu belirtmektedir. 2018 Fen Bilimleri ve Matematik öğretim programlarında ise gerçekleşmesi hedeflenen sekiz temel yetkinlikten biri olarak dijital yetkinliğin yer aldığı görülmektedir. Konuyla ilgili yapılan çalışmalarda dijital yetkinliğin yaşam becerileri sınıflaması içerisinde ve öğretim programları açısından değerlendirildiği saptanmıştır. Çalışmaların sonuçlarına bakıldığında dijital yetkinlik konusunda fen bilimleri ve matematik öğretim programlarında yeteri derecede kazanım olmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtilebilir. Bu bağlamda öğretim programında belirtilen temel yetkinlikler içerisinde bu derece öneme sahip olan dijital yetkinliğin, ders kitaplarındaki durumunun incelenmesi bu konudaki mevcut durumun ortaya koyulması açısından önem arz etmektedir. Bu bilgiler ışığında çalışmanın amacı ortaokul 5. – 8. Sınıflar fen bilimleri ve matematik ders kitaplarında yer alan içeriğin dijital yetkinlik bağlamında değerlendirilmesidir. Çalışmada 2020-2021 eğitim öğretim yılında okutulan MEB yayınları tarafından yayınlanmış ders kitapları kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi tercih edilmiştir. Veri analizi için ise MEB öğretim programlarında yayınlanan dijital yetkinlik beceri kıstasları kullanılarak ve uygunluğu konusunda alan uzmanlarının görüşleri alınarak bir kontrol listesi oluşturulmuştur. Araştırmanın veri analiz süreci devam etmekte olup, analizler ışığında elde edilen sonuçlar sunularak ilgili önerilerde bulunulacaktır.


Opinions Of Science Teachers Attending Tubitak 4006 Science Fairs


Pınar URAL KELEŞ1, Hamza SOYUÇOK2
1Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
2MEB


Abstract No: 180 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

TÜBİTAK 4006 science fairs are one of the activities that enable students to actively participate in project studies. The aim of this study is to determine the opinions of science teachers who participated in TÜBİTAK 4006 science fairs. Case study method was used in the study. The sample of the research consists of 40 science teachers who are consulting science projects. The data of the study were collected with a questionnaire consisting of 12 questions developed by the researchers. Content analysis was used in the analysis of the data obtained from the research. Percentages and frequencies were used in the analysis of the data.  In the study, more than half of the student projects that will participate in TÜBİTAK 4006 science fairs were determined by science teachers. In addition, in the study, it was determined that a significant portion of science teachers who provided consultancy at TUBITAK 4006 science fairs had the opinion that these activities helped students to love science lessons and contributed to increasing the motivation and success of the lesson. Another result obtained from this study is that 34.7% of science teachers do not participate in science fairs voluntarily. Giving in-service to the teachers who advise the projects is among the suggestions of the study. Giving in-service seminars for the teachers who advise the projects is among the suggestions of this study.
 

Tübitak 4006 Bilim Fuarlarina Katilan Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Görüşleri


Pınar URAL KELEŞ1, Hamza SOYUÇOK2
1Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
2MEB


Bildiri No: 180 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

TÜBİTAK 4006 bilim fuarları öğrencilerin aktif olarak proje çalışmalarında yer almalarını sağlayan faaliyetlerden biridir. Bu çalışmanın amacı TÜBİTAK 4006 bilim fuarlarına katılan fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Çalışmada özel durum yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini fen projelerine danışmanlık eden 40 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 12 sorudan oluşan ve araştırmacılar tarafından geliştirilen anket formu ile toplanmıştır.  Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde ve frekanslardan yararlanılmıştır.  Çalışmada TÜBİTAK 4006 bilim fuarlarına katılacak öğrenci projelerinin yarısından fazlasının fen bilimleri dersi tarafından belirlendiği saptanmıştır. Ayrıca çalışmada TÜBİTAK 4006 bilim fuarlarında danışmanlık eden fen bilimleri öğretmenlerin önemli bir bölümünün bu etkinliklerin öğrencilerin fen bilimleri dersini sevmelerine yardımcı olduğu, derse ilişkin motivasyonun ve başarının artırılmasına katkılar sağladığı görüşüne sahip oldukları belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen başka bir sonuç ise fen bilimleri dersi öğretmenlerin 34,7%’sinin bilim fuarlarına gönüllü olarak katılmadıkları yönündedir. Projelere danışmanlık yapan öğretmenlere yönelik hizmet içi seminer çalışmalarının yapılması çalışmanın önerileri arasındadır.

*ikinci yazarın yüksek lisans tezinden üretilmiştir.
 


Student Opinions About The Science Lesson Offered Within The Scope Of Support And Training Courses


Pınar URAL KELEŞ1, Fatih ÇİNTAŞ2
1Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
2MEB


Abstract No: 182 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is to determine the opinions of students about the science lesson given within the scope of support and training courses. Scanning method which is one of quantitative research methods were used in this study. The research was carried out with schools in Erzurum, where science courses were given within the scope of support and training courses. The sample of the study was carried out with 93 students who actively participated in the science lesson given within the scope of support and training courses.  A questionnaire form developed by the researchers was used as a data collection tool in the study. Content analysis was used in the analysis of the data obtained from the research. Percentages and frequencies were used in the analysis of the data.  As a result of the research, it was determined that the students generally found the science le3sson given within the scope of support and training courses to be positive in terms of preparing for the central exams, eliminating the deficiencies in the subject, and solving questions. In the study, it was also determined that the science lesson hours given within the scope of support and training courses were insufficient and there was a lack of auxiliary resources in the courses. Increasing the number of science lesson given within the scope of these courses and providing free auxiliary resources by the Ministry are among the suggestions of the study.
 

Destekleme Ve Yetiştirme Kurslari Kapsaminda Verilen Fen Bilimleri Dersi Hakkinda Öğrenci Görüşleri


Pınar URAL KELEŞ1, Fatih ÇİNTAŞ2
1Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
2MEB


Bildiri No: 182 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı; destekleme ve yetiştirme kursları kapsamında verilen fen bilimleri dersi hakkında öğrenci görüşlerini tespit etmektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, Erzurum ilinde destekleme ve yetiştirme kursları kapsamında fen bilimleri dersleri verilen okullar ile yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini destekleme ve yetiştirme kursları kapsamında verilen fen bilimleri derslerine aktif olarak katılan 93 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen öğrenci anketi kullanılmıştır.  Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde ve frekanslardan yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin genel anlamda destekleme ve yetiştirme kursları kapsamında verilen fen bilimleri derslerini;  merkezi sınavlara hazırlanma, konu eksiklerinin kapatılması, soru çözülmesi ve pratik yapılması noktasında olumlu buldukları belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca destekleme ve yetiştirme kursları kapsamında verilen fen bilimleri derslerinin saatinin yetersiz olduğu,  derslerde yardımcı kaynak eksiğinin bulunduğu da belirlenmiştir. Bu kurslar kapsamında verilen fen bilimleri ders saatlerinin artırılması ve Bakanlık tarafından ücretsiz yardımcı kaynak sağlanması çalışmanın önerileri arasındadır.
*ikinci yazarın yüksek lisans tezinden üretilmiştir.


Death Event Prediction For Heart Failure Patients By Using Artificial Neural Network


Resul BÜTÜNER1, Muhammed Hanefi CALP2, Yusuf UZUN3
1Konya Adil Karaağaç MTAL
2Karadeniz Teknik Üniversitesi
3Necmettin Erbakan Üniversitesi


Abstract No: 38 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Artificial intelligence technology is a system designed to make machines think like humans.  21.over the century, studies with artificial intelligence technology have been increasing. This artificial intelligence technology is widely used in education, industry, environment, health, etc. taking its place in many areas, it offers convenience to working life. The first artificial intelligence applications in the field of health are specialized systems known as Internist-1, CASNET and MYCIN. These practices aim to benefit doctors and patients. These applications generally include medical decision-making, early diagnosis, medical imaging, treatment, drug development, etc. he is focused on his subjects. In this context, heart health, which is also the focus of the study, is one of the issues that should be considered. Heart disease is a problem that occurs in the heart, affects the normal functioning of the heart and covers any disorder. Heart failure is one of these conditions that seriously affects a person's life and reduces their quality of life. Heart failure is one of the most common types of diseases in the world. Because some functions of the heart are insufficient for various reasons, not pumping enough blood into the body leads to heart failure. An average of 17 million people per year die from heart failure. In Turkey, this disease is increasing. This condition proves that this disease is a very common disease. The aim of the study was to predict the death event of heart failure patients using artificial neural networks. In general, 299 samples and 13 attributes were used in this study. Random Forest and logistic regression algorithms were used to compare the results obtained from artificial neural networks technique with other methods. According to the results obtained, success rates were obtained with 91.9% by artificial neural network algorithm, 87.65% by Logistic Regression and 86.4% by Random Forest. Looking at these results, it was observed that the artificial neural network technique can be used to predict the death event of patients with heart failure, and the success rate obtained can also make a great contribution in the field of Health. In addition, with this study, it was concluded that it will reduce health expenses by a percentage and lead to an increase in average life expectancy. It is expected that this study will serve as an example of the use of artificial intelligence technologies in the field of Health.

Yapay Sinir Aği Kullanilarak Kalp Yetmezliği Hastalari Için Ölüm Olayi Tahmini


Resul BÜTÜNER1, Muhammed Hanefi CALP2, Yusuf UZUN3
1Konya Adil Karaağaç MTAL
2Karadeniz Teknik Üniversitesi
3Necmettin Erbakan Üniversitesi


Bildiri No: 38 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Yapay zekâ teknolojisi makinelerin insan gibi düşünmesi amacıyla geliştirilmiş sistemlerdir.  21.yüzyılda yapay zekâ teknolojisi ile yapılan çalışmalar giderek artmaktadır. Bu yapay zekâ teknolojisi eğitim, endüstri,  çevre, sağlık vb. birçok alanda yerini alarak, çalışma hayatına kolaylıklar sunmaktadır. Sağlık alanında ilk yapay zekâ uygulamaları Internist-1, CASNET ve MYCIN adlı olarak bilinen uzman sistemlerdir. Bu uygulamalar doktorlar ve hastalara fayda sağlamayı amaçlamaktadır. Bu uygulamalar genel olarak, tıbbı karar verme, erken tanı, tıbbı görüntüleme, tedavi, ilaç geliştirme vb. konularına odaklanmıştır. Bu bağlamda, çalışmanın da odağında yer alan kalp sağlığı oldukça dikkat edilmesi gereken hususlardan biridir. Kalp hastalığı kalpte meydana gelen, kalbin normal çalışmasını etkileyen ve herhangi bir bozukluğu kapsayan bir konudur. İnsanı ciddi bir şekilde yaşamını etkileyen ve hayat kalitesini düşüren bu rahatsızlıklardan biri de kalp yetmezliğidir. Kalp yetmezliği dünyada oldukça sık rastlanılan hastalık türlerinden birisidir. Çeşitli nedenlerden dolayı kalbin bazı fonksiyonlarını yetersiz kalması sebebiyle vücuda yeterince kan pompalanmaması kalp yetmezliğine yol açmaktadır. Yılda ortalama 17 milyon kişi kalp yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Türkiye'de bu hastalık giderek artış göstermektedir. Bu durum bu hastalığın çok yaygın bir hastalık olduğunu kanıtlar niteliktedir. Çalışmada kalp yetmezliği hastaların ölüm olayının yapay sinir ağları kullanılarak tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Genel olarak bu çalışmada 299 adet örnek ve 13 adet öznitelik kullanılmıştır. Yapay sinir ağları tekniğinden elde edilen sonuçların diğer yöntemlerle karşılaştırılması amacıyla Rastgele Orman ve Lojistik Regresyon algoritmaları kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, Yapay Sinir Ağı algoritması ile %91,9, Lojistik Regresyon ile %87.65 ve Rastgele Orman %86,4 ile başarı oranları elde edilmiştir. Bu sonuçlara bakıldığında kalp yetmezliği olan hastaların ölüm olayı tahmininde yapay sinir ağı tekniğinin kullanılabileceği ve elde edilen başarı oranının sağlık alanında da büyük bir katkı sağlanabileceği gözlemlenmiştir. Ayrıca bu çalışma ile sağlık giderlerinde yüzdelik olarak azalma sağlayacağı ve ortalama yaşam süresi artışına sebep olacağı sonucuna varılmıştır.  Bu çalışmanın sağlık alanında yapay zekâ teknolojilerinin kullanım alanlarına bir örnek teşkil etmesi beklenmektedir.
 


The Evaluation Of Preservice Science Teachers' Interactive Digital Teaching Material Development Process*


Necla DÖNMEZ-USTA1, Ümmü Gülsüm DURUKAN 1, Ebru TURAN-GÜNTEPE1
1Giresun Üniversitesi


Abstract No: 153 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The aim of this study is to evaluate the process of developing interactive digital teaching materials of preservice science teachers. The study was carried out with mixed method. The study group consists of 28 senior preservice science teachers studying at the education faculties of state universities in Turkey. The data were collected with “Digital Teaching Material Development Self-Efficacy Scale” and “Preservice Teacher Opinion Form on the Use of Interactive Digital Teaching Material in Learning Environment”. The data obtained from the scale were analyzed using the SPSS 24.00 package program. As a result of the analysis, the average of self-efficacy scores of the preservice teachers from the scale were 3.82 in the pre-application and 4.58 in the post-application. It has been revealed that there is a statistically significant difference between the average self-efficacy scores of the preservice science teachers in the pre-application and post-application. The data obtained from the opinion form were analyzed with content analysis. As a result of the content analysis, all of the preservice teachers stated that the use of interactive digital teaching materials is effective in ensuring the retention of knowledge and attracting student attention to the lesson/subject, and therefore they want to use these materials in their professional lives. However, a significant number of preservice teachers stated that by using interactive digital teaching materials in the teaching process, students' active participation in the course can be ensured (92.86% of the preservice science teachers) and their motivation for the course can be increased (89.29% of the preservice science teachers). As a result, it has been determined that preservice science teachers' self-efficacy in developing such materials by using applications that offer the opportunity to prepare digital interactive teaching materials has increased, albeit partially. Considering that preservice science teachers who feel more confident in developing interactive digital teaching materials, these applications will provide benefits and convenience in their professional lives, increasing their interaction with students and helping them to adapt to the new world order more easily; it is recommended that activities such as workshops or in-service courses similar to the projects be organized for inservice teachers or preservice teachers in different branches. In addition, as a result of the preservice teachers' experience of applications that offer the opportunity to prepare digital interactive teaching materials, it has been revealed that they have positive views on benefiting from these applications in the learning environment. In this context, preservice teachers should be offered the opportunity to experience these practices and integrate them into the learning environment before starting their professional life.

*This study was supported by TUBITAK within the scope of 2237-A Scientific Education Activities Support Program. The authors would like to thank TÜBİTAK and the entire project team for their contributions.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Etkileşimli Dijital Öğretim Materyali Geliştirme Sürecinin Değerlendirilmesi*


Necla DÖNMEZ-USTA1, Ümmü Gülsüm DURUKAN 1, Ebru TURAN-GÜNTEPE1
1Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 153 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının etkileşimli dijital öğretim materyalleri geliştirme sürecinin değerlendirilmesidir. Çalışma karma yöntem ile yürütülmüştür. Türkiye’de yer alan devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinin son sınıflarında öğrenim gören 28 fen bilgisi öğretmen adayı çalışma grubunu oluşturmaktadır. Veriler “Dijital Öğretim Materyali Geliştirme Öz Yeterlik Ölçeği” ve “Etkileşimli Dijital Öğretim Materyalinin Öğrenme Ortamında Kullanılmasına Yönelik Öğretmen Adayı Görüş Formu” ile toplanmıştır. Ölçekten elde edilen veriler SPSS 24.00 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda öğretmen adaylarının ölçekten aldıkları ortalama öz-yeterlik puanları ön uygulamada 3,82 iken, son uygulamada 4,58 bulunmuştur. Adayların ön uygulama ve son uygulamada bulunan ortalama öz-yeterlik puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkarmıştır. Görüş formundan elde edilen veriler ise, içerik analizi ile analiz edilmiştir. İçerik analizi sonucunda Öğretmen adaylarının tamamı bilgide kalıcılığın sağlanması ve derse/konuya öğrenci ilgisinin çekilmesi konularında etkileşimli dijital öğretim materyallerinin kullanımının etkili olduğunu ve bu sebeple meslek hayatlarında bu materyalleri kullanmak istediklerini ifade etmişlerdir. Bununla birlikte, öğretmen adaylarının önemli bir kısmı etkileşimli dijital öğretim materyallerinin öğretim sürecinde kullanılmasıyla öğrencilerin derse aktif katılımının sağlanabileceği (adayların %92,86’sı) ve derse yönelik motivasyonlarının artırılabileceğini (adayların %89,29’u) belirtmişlerdir. Sonuç olarak, fen bilgisi öğretmen adaylarının dijital etkileşimli öğretim materyali hazırlamaya fırsat sunan uygulamaları kullanarak bu tür materyalleri geliştirme konusunda özyeterliklerinin kısmen de olsa arttığı tespit edilmiştir. Kendilerini etkileşimli dijital öğretim materyali geliştirmede daha özgüvenli hisseden öğretmen adaylarına, bu uygulamaların meslek hayatlarında fayda ve kolaylık sağlayarak öğrenciler ile olan etkileşimlerini arttırmalarına ve yeni dünya düzenine daha kolay adapte olmalarına yardımcı olacağı düşünüldüğünde; bu tür projelere benzer çalıştay ya da hizmetiçi kurs gibi etkinliklerin farklı branşlardaki öğretmen veya öğretmen adaylarına yönelik olarak da düzenlenmesi önerilmektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının dijital etkileşimli öğretim materyali hazırlamaya fırsat sunan uygulamaları deneyimlemeleri sonucunda öğrenme ortamında bu uygulamalardan faydalanma konusunda olumlu görüşlere sahip oldukları da ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda öğretmen adaylarına, meslek hayatlarına başlamadan önce bu uygulamaları deneyimleme ve öğrenme ortamına entegre edebilme fırsatları sunulmalıdır.

 
*Bu çalışma TÜBİTAK tarafından 2237-A Bilimsel Eğitim Etkinlikleri Desteği Programı kapsamında desteklenmiştir. Yazarlar katkılarından dolayı TÜBİTAK’a ve tüm proje ekibine teşekkürlerini sunar.
 
 


Investigation Of The Relationship Between Teachers' Unethical Computer Using Behaviors And Computer Self-efficacy Perceptions (master Thesis)


Zeynep Sarıkoç1, Necmettin Teker2
1Gazi Üniversitesi / Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü
2Ankara Üniversitesi


Abstract No: 179 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The purpose of this study is to investigate the relationship between teachers' unethical computer using behaviors and computer self-efficacy perceptions. The research was conducted using the "Relational Scan Model" of descriptive research types. The research population consisted of teachers who actively worked in the primary and secondary school levels of public schools in the central districts of Ankara. Choosing the population sampling method was Stratified Sampling Method from Random Sampling Method. The study was conducted with 1317 teachers who were working in 81 schools in 8 central districts of Ankara. Three data collection tools were used in the research. Research data was gathered by a "Personal Information Form" to identify specific personal characteristics, "Unethical Computer Using Behavior Scale" which was created by Namlu and Odabaşı (2007) and "Computer-related Self-efficacy Perception Scale" was created by Aşkar and Umay(2001). "Personal Information Form" is consisting of 6 questions including demographic information such as gender, age, branch, years of service and receive training of informatics ethics. The second data collection tool, Unethical Computer Using Behavior Scale in 80 items under five factors including intellectual property, social impact, safety and quality, net integrity, information integrity used to determine preservice teachers' views on computer ethics. After factor analysis, four factors were established and scale items decreased to 64 items. The third data collection tool is the "Scale of Self-Perception of Perception on Computers" consisting of 18 items, examining teachers' computer self-efficacy perceptions. The SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) program was used to analyze the collected data. Frequency, percentaging, mean, standard deviation, independent samples t- test, LSD test, the Kruskal-Wallis H test, Mann Whitney U test, ANOVA and correlational analysis were used. According to research results; Teachers' unethical computer using behaviors do not change according to where recieved training information ethics and branch. But sex, age, years of service, and informational ethic training situations affect to unethical computer using behaviors. Female teachers are more ethical than male teachers on computer ethics. As age and years of service increase, unethical computer using behaviors increase. It has been found out that people educated about information ethics are more unethically than those who do not. Self-efficacy perceptions of teachers are affected by sex, age, branch, year of service, the situation of receiving education of information ethics and where the education. Males self-efficacy perceptions were found to higher than females. It is seen that computer technology teachers' computer self-efficacy perceptions are higher than other teachers. The computer self-efficacy perceptions decreased as age and years of service increased. it was determined that the education of information ethics is an enhancing effect on computer self-efficacy perception. Information ethics education from universities is a more positive effect in terms of Computer Self-Effıcacy Perceptions compared to other institutions. As a result of the work, it has been determined that there is no relationship between the teachers' "Unethical Computer Using Behaviors" and "Computer Self-Effıcacy Perceptions".

Öğretmenlerin Etik Olmayan Bilgisayar Kullanım Davranışları Ile Bilgisayar Öz Yeterlik Algıları Arasındaki Ilişkinin Incelenmesi (Yüksek Lisans Tezi)


Zeynep Sarıkoç1, Necmettin Teker2
1Gazi Üniversitesi / Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü
2Ankara Üniversitesi


Bildiri No: 179 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin etik olmayan bilgisayar kullanım davranışları ile bilgisayar öz-yeterlik algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Betimsel araştırma türlerinden "İlişkisel Tarama Modeli" kullanılarak gerçekleştirilen araştırmanın çalışma evrenini Ankara ili merkez ilçelerindeki devlet okullarının ilk ve ortaokul kademelerinde fiilen çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Seçkisiz örnekleme yöntemlerinden tabakalı (oranlı) örnekleme yöntemi ile çalışmanın örneklemi belirlenmiştir. Veriler, Ankara'nın 8 merkez ilçesinden seçilen 81 okulda görev yapan 1317 öğretmenden toplanmıştır. Araştırmada üç veri toplama aracı kullanılmıştır. İlki cinsiyet, yaş, branş, hizmet yılı ve bilişim etiği eğitimi alma durumları gibi demografik bilgileri içeren ve 6 sorudan oluşan "Kişisel Bilgi Formu "dur. İkinci veri toplama aracı Namlu ve Odabaşı (2007) tarafından geliştirilen, öğretmenlerin etik dışı bilgisayar kullanım davranışlarını inceleyen, ön form niteliğinde 80 maddeden ve 5 faktörden oluşan "Etik Olmayan Bilgisayar Kullanım Davranışları" ölçeğidir. Ölçek üzerinde faktör analizi yapılmış ve ölçek 64 maddeye indirilmiştir. Faktör analizi sonrasında Toplumsal Etki, Güvenlik ve Kalite, Fikri Mülkiyet ve Ağ Doğruluğu olmak üzere 4 faktör elde edilmiştir. Üçüncü veri toplama aracı Aşkar ve Umay (2001) tarafından geliştirilen, öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algılarını inceleyen ve 18 maddeden oluşan "Bilgisayara İlişkin Öz-Yeterlik Algısı Ölçeği" dir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları kâğıtlara bastırılmış ve uygulanma için okullar tek tek ziyaret edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılmıştır. Öğretmenlerin etik olmayan bilgisayar kullanım davranışları ve bilgisayar öz-yeterlilik algılarının ortaya konulmasında cinsiyet ve bilişim etiği eğitimi alma durumları için "t-Testi" kullanılmıştır. İlişkisel çözümlemelerde Varyans Analizi (ANOVA); varyans çeşitliliği ve gözlem sayısının az olduğu durumlarda ise, verilerin farklılık gösterip göstermediği Kruskal-Wallis H testi ile test edilmiştir. Kruskal-Wallis H testinin anlamlı çıktığı durumlarda farkların hangi gruplar arasında olduğunu bulmak amacıyla Mann Whitney U testi ile gruplar ikili olarak karşılaştırılarak test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Öğretmenlerin etik olmayan bilgisayar kullanım davranışları; branşa ve bilişim etiği eğitimi alınan yere göre değişmezken; cinsiyete, yaşa, hizmet yılına, bilişim etiği eğitimi alma durumuna göre değişmektedir. Kadınlar erkeklere göre daha etik bilgisayar kullanırken; yaş ve hizmet yılı arttıkça etik dışı bilgisayar kullanım davranışlarının arttığı ve bilişim etiği eğitimi alanların, eğitim almayanlara göre daha etik dışı davrandığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin bilgisayar öz yeterlik algıları; cinsiyete, yaşa, branşa, hizmet yılına,bilişim etiği eğitimi alma durumuna ve bilişim etiği eğitimi alınan yere göre değişmektedir. Erkeklerin bilgisayar öz-yeterlik algılarının kadınlardan; bilişim teknolojileri öğretmenlerinin bilgisayar öz-yeterlik algılarının da diğer öğretmenlerden yüksek olduğu görülmüştür. Yaş ve hizmet yılı arttıkça bilgisayar öz-yeterlik algıları azalırken; bilişim etiği eğitiminin bilgisayar öz-yeterlik algısına arttırıcı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Üniversitede verilen bilişim etiği eğitiminin, diğer kurumlarda verilen eğitimlere göre bilgisayar öz-yeterliği açısından daha olumlu bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın sonucunda, öğretmenlerin "Etik Olmayan Bilgisayar Kullanım Davranışları" ile "Bilgisayara İlişkin Öz-Yeterlik Algıları" arasında bir ilişkinin olmadığı belirlenmiştir.


Developing Fraction Calculation Strategies By Argumentation Method Of Primary School Fourth Grade Students


Havva Kevser YILDIRIM1, Adem Doğan2
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
2Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniveristesi


Abstract No: 148 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Argumentation is a discussion process in which an individual or individuals support a claim with data and evidence, and at the same time reveal situations where the claim is not valid. With the argumentation method, students make a scientific discussion and provide permanent and meaningful learning. By integrating the argumentation method into the calculation of fractions, students can develop different strategies for more meaningful, permanent and fraction calculations. Fraction calculation strategies can be expressed as a meaningful reasoning process planned to reach the result while operating on fractions. The aim of this study is to reveal how primary school fourth grade students develop fraction calculation strategies with argumentation-based learning method. Qualitative research method was used in the study. The research was conducted with students selected by purposive sampling, which is one of the non-random sampling methods. The research was conducted with fourth grade students in primary school in a city in the Eastern Mediterranean. First of all, students were given information about the argumentation method and sample studies were conducted. Then, during the data collection process for the calculation strategies in fractions, the curriculum of the students was observed and the data were collected at the end of the course processes accordingly. As a data collection tool, a worksheet consisting of open-ended questions prepared by the researchers was used. The collected data were analyzed by content analysis. With the argumentation method, it was observed that the students used different methods and different representation-notation types in fraction calculations and developed different fraction calculation strategies. According to this result, it can be suggested that students should be taught mathematics with the argumentation method in order to develop their operation strategies in fractions.

Ilkokul Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Argümantasyon Yöntemi Ile Kesir Hesaplama Stratejilerinin Geliştirilmesi


Havva Kevser YILDIRIM1, Adem Doğan2
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
2Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniveristesi


Bildiri No: 148 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Argümantasyon, birey ya da bireylerin bir iddiayı verilerle ve kanıtlarla destekleyerek aynı zamanda iddianın geçerli olmadığı durumları da ortaya koyarak yapmış oldukları bir tartışma sürecidir. Argümantasyon yöntemi ile öğrenciler bilimsel bir tartışma yapıp kalıcı ve anlamlı öğrenme sağlarlar. Argümantasyon yönteminin kesirlerde hesaplama konusuna entegre edilmesiyle öğrencilerin daha anlamlı, kalıcı ve kesir hesaplamaları için farklı stratejiler geliştirmeleri sağlanabilir. Kesir hesaplama stratejileri kesirlerde işlem yaparken sonuca ulaşmak için planlanan anlamlı bir akıl yürütme süreci olarak ifade edilebilir. Bu çalışmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin argümantasyon tabanlı öğrenme yöntemi ile kesir hesaplama stratejilerini nasıl geliştirdikleri ortaya çıkarmaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme ile seçilen öğrencilerle yapılmıştır. Araştırma Doğu Akdenizdeki bir şehirde ilkokuldaki dördüncü sınıf öğrencileri ile yürütülülmüştür. Öncelikle öğrencilere argümantasyon yöntemi ile ilgili bilgiler verilip örnek çalışmalar yapılmıştır. Daha sonra kesirlerde hesaplama stratejileri için veri toplama sürecinde, öğrencilerin ders programları gözetilmiş ve veriler buna  uygun olarak ders süreçleri sonunda toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan açık uçlu sorulardan oluşan çalışma kağıdı kullanılmıştır. Toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Argümantasyon yöntemi ile öğrencilerin kesir hesaplamalarında daha değişik yöntemler ile farklı temsil- gösterim türleri kullandıkları ve farklı kesir hesaplama stratejileri geliştirdikleri görülmüştür. Bu sonuca göre kesirlerde işlem stratejilerini geliştirmeleri için öğrencilere argümantasyon yöntemi ile matematik öğretimi yapılması önerilebilir.
 


Exploring The Development Processes Of The Mathematical Modelling Activities Of The Secondary School Mathematics Teachers


Cansu Çelik Özkez1, Zeynep Çakmak Gürel2
1Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi
2Erzincan Binali Yıldırım Üniveritesi


Abstract No: 152 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to explore the secondary school mathematics teachers’ mathematical modelling activities development processes. A design-based research pattern, among the qualitative research methods, was employed in the research. The research was carried out with six secondary school mathematics teachers, consisting of five female and one male teacher. To reveal teachers' prior knowledge about mathematical modelling, the semi-structured interview form was applied and the teachers were asked to develop a mathematical modelling activity. Then, a learning environment was designed according to the prior knowledge of the teachers. Firstly, an information meeting consisting of the issues what is mathematical models and modelling, what are the modelling cycles and competencies was held. Next, sample modelling activities from the literature were shared by giving the model building principles. The teachers were ensured to participate actively in four modelling activities. In this process, the teachers revised the modelling activities they had prepared considering the knowledge, skills they had acquired. The learning environment was ended when all of the teachers developed their modelling activities suitable to the principles. The data collected were subjected to descriptive analysis. According to the findings, it was observed that the secondary school mathematics teachers had a difficult time preparing a mathematical modelling activity that had a different structure beyond the traditional problems. In addition, it was determined that the modelling activities of the teachers, who had developed the modelling activities following the principles at the beginning, were not appropriate to the secondary school class levels. It was observed that the mathematical modelling activities, developed by the teachers, were appropriate to the model building principles and secondary school class levels after their participation in the learning environment. In conclusion, it was found that the conducted research contributed positively to the mathematical modelling activity development processes of the secondary school mathematics teachers.

 

Ortaokul Matematik Öğretmenlerinin Matematiksel Modelleme Etkinlikleri Hazırlama Süreçlerinin Incelenmesi


Cansu Çelik Özkez1, Zeynep Çakmak Gürel2
1Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi
2Erzincan Binali Yıldırım Üniveritesi


Bildiri No: 152 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin matematiksel modelleme etkinliği geliştirme süreçlerinin incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden tasarım tabanlı araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma beş kadın ve bir erkek olmak üzere altı ortaokul matematik öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin matematiksel modelleme ile ilgili önbilgilerini açığa çıkarmak için yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ve öğretmenlerden bir adet matematiksel modelleme etkinliği hazırlamaları istenmiştir. Öğretmenlerin hazırlamış oldukları matematiksel model oluşturma etkinlikleri model oluşturma prensipleri bağlamında değerlendirilmiştir. Ardından öğretmenlerin önbilgileri doğrultusunda öğrenme ortamı tasarlanmıştır. Öncelikle matematiksel model ve modelleme nedir, modelleme döngüleri ve yeterlilikleri nelerdir gibi bilgilendirme toplantısı gerçekleştirilmiştir. Ardından model oluşturma prensipleri verilerek, literatürden örnek modelleme etkinlikleri paylaşılmıştır. Daha sonra öğretmenlerin dört adet modelleme etkinliğine aktif katılımları sağlanmıştır. Bu süreçte öğretmenler edindikleri bilgi ve beceriler doğrultusunda hazırlamış oldukları modelleme etkinliklerini revize etmişlerdir. Tüm öğretmenler prensiplere uygun modelleme etkinliklerini ortaya koyduklarında öğrenme ortamı sonlanmıştır. Toplanan veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin başlangıçta geleneksel problemlerin ötesinde farklı bir yapıya sahip olan matematiksel modelleme etkinliği hazırlamakta oldukça zorlandıkları gözlenmiştir. Modelleme etkinliklerinin gerçek yaşam durumlarına ilişkin model oluşturmaya uygun olması ve birden fazla çözüme fırsat tanıması prensiplerinde öğretmenlerin zorluk yaşadıkları belirlenmiştir. Başlangıçta prensiplere uygun modelleme etkinliği hazırlayan öğretmenlerin ise modelleme etkinliklerinin ortaokul sınıf düzeylerine uygun olmadığı tespit edilmiştir. Öğrenme ortamına katılımın ardından öğretmenlerin hazırlamış oldukları matematiksel modelleme etkinliklerinin  model oluşturma prensiplerine ve ortaokul sınıf düzeylerine uygun olarak hazırlandıkları tespit edilmiştir. Sonuç olarak gerçekleştirilen araştırmanın ortaokul matematik öğretmenlerinin matematiksel modelleme etkinliği hazırlama süreçlerine olumlu yönde katkı sağladığı gözlenmiştir. Elde edilen tüm sonuçların, matematiksel modelleme etkinliği hazırlama çalışmalarına rehberlik edeceği düşünülmektedir. 
 


Examination Of Pre-service Teachers' Graphic Drawing Skills: The Case Of Covid -19


Mehmet İhsan YURTYAPAN1, Gül KALELİ YILMAZ2
1M.E.B.
2Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 154 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the ability of primary school mathematics teacher candidates to draw graphs for the problem situation given in the context of Covid 19, which is a socioscientific situation. The study is carried out with the case study method, one of the qualitative research methods. The case study method allows one or more cases to be investigated in depth (Çepni, 2018; Yıldırım & Şimşek, 2016). At the same time, it allows the researcher to observe the examined situation in its own flow and to determine and evaluate the meanings that the participants have constructed in their minds about the subject (Denzin & Lincoln, 1998). It is thought that the study is suitable for the special case method, since the aim of the study was to examine the graphic drawing skills of teacher candidates for the problem situation given in the context of Covid-19, which is a socio-scientific situation. The sample of the research consists of 52 primary school mathematics teacher candidates studying at a state university. Purposive sampling method was adopted while determining the study group. Within the scope of the study, a problem situation in the context of Covid 19, which is a socio-scientific situation, was presented to teacher candidates in accordance with the purpose of the research. Pre-service teachers were asked to draw graphs reflecting this problem situation. Analysis of the data continues. Suggestions will be presented within the framework of the findings and results obtained from the research.

REFERENCES:
Çepni, S. (2018). Araştırma ve proje çalışmalarına giriş. (8. Baskı). Trabzon: Celepler Matbaacılık.
Denzin, N. K. & Lincoln, Y. S. (1998). Strategies of Qualitative Inquiry. (Thousand Oaks, Sage).
Yıldırım, A. & Şimşek, H. (2016). Sosyal bilimlerde nitel araştırma yöntemleri. (10. Baskı). Ankara: Seçkin Yayınları.

Öğretmen Adaylarının Grafik Çizme Becerilerinin Incelenmesi: Covid -19 Örneği


Mehmet İhsan YURTYAPAN1, Gül KALELİ YILMAZ2
1M.E.B.
2Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 154 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının sosyobilimsel bir durum olan Covid 19 bağlamında verilen problem durumuna yönelik grafik çizme becerilerini incelemektir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden özel durum çalışması yöntemi ile yürütülmektedir. Özel durum çalışması yöntemi bir ya da birden fazla durumun derinliğine araştırılmasına olanak tanımaktadır (Çepni, 2018; Yıldırım ve Şimşek, 2016). Aynı zamanda araştırmacının incelenen durumu kendi akışında gözlemleyip, katılımcıların konuyla ilgili zihninde yapılandırdığı anlamların belirlenmesine ve değerlendirilmesine imkân verir  (Denzin & Lincoln, 1998). Yürütülen çalışmada öğretmen adaylarının sosyobilimsel bir durum olan Covid-19 bağlamında verilen problem durumuna yönelik grafik çizme becerilerinin derinlemesine incelenmesi amaçlandığından çalışmanın özel durum yöntemine uygun olduğu düşünülmektedir. Araştırmanın örneklemini bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 52 ilköğretim matematik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Çalışma grubu belirlenirken amaçlı örnekleme yöntemi benimsenmiştir. Çalışma kapsamında araştırmanın amacına uygun olarak öğretmen adaylarına sosyobilimsel durum olan Covid 19 bağlamında bir problem durumu sunulmuştur. Öğretmen adaylarından bu problem durumunu yansıtan grafikleri çizmeleri istenmiştir. Verilerin analizi devam etmektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular ve sonuçlar çerçevesinde öneriler sunulacaktır.

KAYNAKÇA:
Çepni, S. (2018). Araştırma ve proje çalışmalarına giriş. (8. Baskı). Trabzon: Celepler Matbaacılık.
Denzin, N. K. & Lincoln, Y. S. (1998). Strategies of Qualitative Inquiry. (Thousand Oaks, Sage).
Yıldırım, A. & Şimşek, H. (2016). Sosyal bilimlerde nitel araştırma yöntemleri. (10. Baskı). Ankara: Seçkin Yayınları.
 


Opportunities To Support Algebraic Thinking In Secondary School Mathematics Textbooks


Mehmet Efe1, Nur Hatice Çorumluoğlu1, Zerrin Toker1
1TED Üniversitesi


Abstract No: 157 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Even if algebraic thinking starts at a young age, in the context of the Mathematics Curriculum, the learning outcomes relevant to algebra are first discussed within the scope of the middle school mathematics. Textbooks prepared in the light of this program are expected to provide opportunities to support algebraic thinking since teachers use them in determining the scope and sequence in lesson planning, in choosing activities, examples and questions. In this study, it is aimed to reveal how algebraic thinking is reflected in middle school mathematics textbooks and to determine what opportunities are offered for the development of algebraic thinking. Algebra can be included in textbooks as a context, teaching processes or tool for the development of algebraic thinking. In this study, the framework, which includes various thinking and implementation processes such as understanding variables and studying with models, was used and how algebraic thinking was handled in middle school mathematics textbooks and especially in problems and solutions was used for the analysis. In the study conducted with document analysis for algebra units, in which the achievements of algebra at the 5th and 8th grades are directly addressed, initial and general findings show that opportunities are offered in different ways for the development of algebraic thinking at different grade levels, albeit in limited numbers. The results of the study have been tried to provide concrete examples that support algebraic thinking in the textbooks, which have roles such as giving teachers ideas about planning teaching about algebra, encouraging students' learning and presenting concrete examples for the implementation of the program. In this way, it will be able to support raising awareness in terms of how textbooks can be used to reveal the current situation and support algebraic thinking.

Ortaokul Matematik Ders Kitaplarında Cebirsel Düşünceyi Desteklemeye Yönelik Fırsatlar


Mehmet Efe1, Nur Hatice Çorumluoğlu1, Zerrin Toker1
1TED Üniversitesi


Bildiri No: 157 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Cebirsel düşünme aslında çok küçük yaşlarda başlasa da Matematik Öğretim Programı bağlamında cebir ile ilgili kazanımlar ilk olarak ortaokul matematik programı kapsamında ele alınmaktadır. Bu program ışığında hazırlanan ders kitaplarının da bu doğrultuda öğretmenlerin ders planlamalarında kapsam ve sıralamayı belirlemede, etkinlik, örnek, soru seçiminde kullandıkları ana kaynaklardan biri olarak cebirsel düşünmenin desteklenmesine yönelik fırsatlar sunması beklenmektedir. Bu çalışmada cebirsel düşünmenin ortaokul matematik ders kitaplarına nasıl yansıdığının ortaya konulması ve bu anlamda cebirsel düşünmenin gelişimine yönelik ne tür fırsatlar sunduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Cebir, içerik boyutunun yanısıra cebirsel düşünmenin gelişimi için yöntem ve araç olma boyutu ile de ders kitaplarında ve öğretim süreçlerinde yer alabilmektedir. Bu bağlamda, çalışmada analiz için cebirsel düşünme ile ilgili olarak akıl yürütme; gösterimleri kullanma ve gösterimler arasında dönüşümler yapma; değişkenleri anlama ve modellerle çalışma gibi çeşitli düşünme ve uygulama süreçlerini içeren çerçeve kullanılmış ve cebirsel düşünmenin ortaokul matematik ders kitaplarında ve özellikle problemler ve çözümlerde nasıl ele alındığı incelenmiştir. İlk ve genel bulgular 5-8. sınıf düzeyinde cebir kazanımlarının doğrudan ele alındığı cebir ünitelerine yönelik doküman analizi ile yürütülen çalışmada sınırlı sayıda da olsa farklı sınıf seviyelerinde cebirsel düşünmenin gelişimi için farklı şekillerde fırsatlar sunulduğunu göstermektedir. Çalışmanın sonuçları öğretmenlerin cebir ile ilgili öğretimi planlamaya dair fikir vermesi, öğrencilerin öğrenmelerini desteklemesi ve programın uygulanmasına yönelik somut örnekler sunması gibi roller üstlenen olan ders kitaplarında cebirsel düşünceyi destekleyen örneklerin somut olarak ortaya konulması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu yolla ders kitapların mevcut durumunu ortaya koymak ve cebirsel düşünmeyi desteklemek adına nasıl kullanılabileceği açısından farkındalık oluşturmayı destekleyebilecektir.


E E Learning In Albania During The Pandemic, Before And After It (analysis On The Situation Of Albanian Education)


Albana Deda1, Natasha Poroçani2
1University of Tirana
2University of Durrës


Abstract No: 132 - Abstract Presentation Type: Poster Paper

Abstract
 
This article aims to research the development of learning during the pandemic in the pre-university system in Albania. Given that especially this period has required as a necessity the use of online learning. In this context we have observed to what extent the digital competencies of teachers have been developed. On the other hand, we wanted to know how this kind of didactics is intertwined with traditional didactics.
The method used here is based in analyzing the data of a questionnaire in which we asked for
information on learning during the pandemic and not only, the digital competence of teachers and students, sources of information of teaching, tools and methods used in teaching, etc. To this
analytical observation has been attached interpretation of data taken even from other sources, such as international experience and Albanian as well.
In the end we have given our suggestions for new didactics not applied in Albania, but already
experimented in the world, that combines traditional teaching with E Learning even in normal
situations as an opportunity and necessity of a teaching and learning at the same time for more
efficient results.
The improvement of this situation requires an increased attention to the problems of education, both from us researchers in the field, and from the funding that the government should allocate in relation to this issue.
World practices that have already passed the phase of experimentation and are used in parallel with teaching in the auditorium in a normal teaching situation, are a ready-made model that should have already been installed in our education. This would not find us unprepared for situations such as the one that caused covid-19.
Such a situation requires a change in the principles of organizing educational policies in Albania. This also conditions a good will and predisposition of all actors and interest groups in the process.
 
 


Science Teacher Candidates’ Mental Models On Environmental Problems


Onurhan Güven1, Ebru Mazlum Güven1, Taner Altun1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 159 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

As the world is facing serious environmental problems, decision makers pointed out that environmental education is the key element of solutions. Since teacher candidates are the ones who raise and shape the thoughts of the next generation, it is important to look in teacher candidates’ minds in the first place. Therefore, this study attempts to reveal science teacher candidates’ mental models on environmental problems. The participants were 53 sophomore science teacher candidates in a public university in Turkey. Word association tests (WAT) and concept maps (CMs) were used since these are valuable tools to learn about concepts, relations, model and structure in one's mind. Participants were given six concepts (environmental pollution, climate change, global warming, greenhouse gases increase, deforestation and glacier melting) and asked to write the first five concepts that came to their mind in 3 minutes related to those concepts respectively. They were also given those six concepts to form CMs but they are told that they are free to use given concepts or add new ones. WAT was analyzed by using cut point technique and CMs were analyzed quantitatively. It was seen from the WAT results that the highest number of associations were, in descending order, environmental pollution-garbage, climate change-seasons, global warming-ozone layer, greenhouse gases-plastic waste, deforestation anoxia, glacier melting-global warming. Highest score obtained from CMs was 4.50 as the lowest one was .40 and the mean score was 1. CMs revealed that although participants had various concepts in their minds, they were unable to build cross prepositions. It is also seen that most of the students wrote the “environmental problems” in the center of CMs. According to results, science teacher candidates are aware of the concepts and basic relations between these concepts related to environmental problems. However, they failed to build complex relations and interactions.


Designing Digital Formative Assessment For Entrepreneurial Stem Education


SILA KAYA-CAPOCCI1
1AGRI IBRAHIM CECEN UNIVERSITESI


Abstract No: 234 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Digital formative assessment refers to the implementation of formative assessment through different digital tools or learning environments, and aims to support students' progress. Although there is research on digital formative assessment in higher education, the research aiming to help educators plan and implement digital formative assessment in entrepreneurial STEM education is rare. Therefore, this study aims to support educators to plan their digital formative assessment for entrepreneurial STEM topics as an integral part of the teaching and learning process. By doing so, this study contributes to STEM fields by developing and applying more timely and effective assessment of entrepreneurial STEM topics. To do so, this study firstly presents what is understood by entrepreneurial STEM education. Secondly, it introduces the formative assessment strategies and the ways of integrating technology with such strategies into the teaching and learning process. Finally, an example will be presented to utilise for the Interdisciplinary Science Education module. This example will be developed based on a framework developed as part of ATS-STEM project. Suggestions will be provided to educators for an effective digital formative assessment.


Impact Of Reflective Thinking On Pre-service Teachers’ Development Of Entrepreneurial Stem Lesson Plans


SILA KAYA CAPOCCI1, SERHAN BOZAN1
1AGRI IBRAHIM CECEN UNIVERSITESI


Abstract No: 235 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the last few decades, Entrepreneurship and STEM education have become a central concern in education across the world as it is considered fundamental for economic prosperity and social and scientific development. During the planning and implementation of entrepreneurial STEM, educators play an important role, and they need instructional, practical, and innovative teaching practices. Such practices can be developed and improved through implementing reflective thinking. Reflective thinking, one of the higher-order thinking skills, helps to evaluate learning processes. The stages of this evaluation include thinking about the process, identifying the existing problems, finding solutions to these problems, and planning the process again. Reflective thinking can be developed and used effectively in the teaching process with pre-planned activities. Through reflective thinking, pre-service teachers can become more aware of their content and pedagogical knowledge, assumptions, and experiences. Learning from these, they can become aware of their perspective behind their lesson plan design and improve their planning further. This, in turn, strengthens the implementation of entrepreneurial STEM education. Thus, this paper aims to help develop pre-service teachers’ pedagogical understanding and planning of their lessons through reflective thinking. Qualitative data will be collected in a public university in Turkey in the first semester of the 2021-2022 academic year and analyzed with content analysis. Next, the results will be discussed. This study contributes to the field by providing a suggestion on the development of lesson plans through reflective thinking and by supporting pre-service teachers to become more aware of their knowledge, assumptions, and experiences, which helps them to become better teachers.


Examination Of Secondary Students' Attitudes To Skill-based Questions


Yılmaz Kara1, Nurhan Recepkethüda1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 32 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine students' attitudes towards skill-based tests, which are new tests. Since the research is a research to determine the situation, the scanning model is used. In this context, skill-based and gain comprehension tests consisting of 20 questions were applied to the students. The data collection tool is the 6th studying in 8 different schools in Ankara, Bartin, Bursa and Istanbul. It has been applied to the students of the class. Spss (statstical package for the social sciences) 16 program was used in the analysis of the data obtained as a result of the application and the reliability value of the skill-based test of the data collection tool was found to be 0.864 and the reliability value of the gain comprehension test was found to be 0.846. In addition, all of the test items included in the tests were analyzed. As a result of the research, it was observed that the students achieved high success in the gain comprehension tests. Looking at the results of the research, the fact that the students scored highly on the gain comprehension tests and performed at a low level from the skill-based tests, which are the next generation of questions, shows us the importance of revisiting the Science Course Curriculum. In addition, it is important to organize an in-service training program for teachers who are program practitioners to prepare the next generation of skill-based tests.
 

Ortaokul Öğrencilerin Beceri Temelli Sorulara Ilişkin Tutumunun Incelenmesi


Yılmaz Kara1, Nurhan Recepkethüda1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 32 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı öğrencilerin yeni testlerden olan beceri temelli testlere karşı tutumlarının incelenmesidir. Araştırma durumu saptamaya yönelik bir araştırma olduğundan tarama modeli kullanılmıştır. Bu bağlamdan 20’şer sorudan oluşan beceri temelli ve kazanım kavrama testleri öğrencilere uygulanmıştır. Veri toplama aracı, Ankara, Bartın, Bursa ve İstanbul’da 8 farklı okulda öğrenim gören 6. Sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen verilerin analizinde SPSS (statstical package for the social sciences) 16 programı kullanılmış ve veri toplama aracının beceri temelli testin güvenirlik değeri 0,864 bulunmuş, kazanım kavrama testinin güvenirlik değeri ise 0,846 bulunmuştur. Ayrıca testlerde yer alan test maddelerinin tümünün madde analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin kazanım kavrama testlerinden yüksek başarı gösterdikleri görülmüştür. Araştırma sonuçlarına bakıldığında öğrencilerin kazanım kavrama testlerinden yüksek puan almaları ve yeni nesil sorulardan olan beceri temelli testlerden düşük düzeyde başarı göstermeleri bize Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programının yeniden gözden geçirilmesinin önemini göstermektedir. Ayrıca program uygulayıcısı olan öğretmenler için yeni nesil beceri temelli testlerin hazırlanması için hizmet içi eğitim programının düzenlenmesi önem arz etmektedir.
 


Investigation Of The Relationship Between Elementary Mathematics Teacher Candidates' Attitudes Towards Stem Education And 21st Century Skills





Abstract No: 64 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to determine the relationship between elementary mathematics teacher candidates' attitudes towards STEM (STEM) education and 21st century skills. The relational screening model, which is used to determine the relationship between two or more variables, was used from quantitative research methods. The sample of the study consists of 71 elementary mathematics teacher candidates studying in the second, third and fourth grades at a state university in the Marmara region. The data of the study were collected with two measurement tools, “STEM (Science-Technology-Engineering-Mathematics) Education Attitude Scale” and “21st Century Skills and Competences Scale Directed at Teaching Candidates”. In the study, it was investigated whether there is a significant difference in the attitudes of elementary school mathematics teacher candidates towards STEM education according to grade level and gender, whether there is a significant difference in 21st century skills proficiency perceptions according to grade level and gender, and whether there is a significant relationship between their attitudes towards STEM education and 21st century skills.
As a result of the analyses carried out, it was concluded that there was no significant difference in the attitudes of elementary school mathematics teacher candidates towards STEM education. It has been determined that there is a significant difference in 21st century skills proficiency perceptions according to grade levels. It has been revealed that there is no significant difference in both attitudes towards STEM education and perceptions of 21st century skills competence according to gender. It was concluded that there is no significant relationship between their attitudes towards STEM education and their perceptions of 21st century skills proficiency.

Ilköğretim Matematik Öğretmen Adaylarının Stem Eğitimine Yönelik Tutumları Ile 21. Yüzyıl Becerileri Arasındaki Ilişkinin Incelenmesi





Bildiri No: 64 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada ilköğretim matematik öğretmen adaylarının STEM (FeTeMM) eğitimine yönelik tutumları ile 21. yüzyıl becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden iki yada daha çok değişken arasındaki ilişkinin belirlenmesinde kullanılan ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Marmara bölgesinde bulunan bir devlet üniversitesinde iki, üç ve dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan toplam 71 ilköğretim matematik öğretmen adayından oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri “STEM (Fen-Teknoloji-Mühendislik–Matematik) Eğitimi Tutum Ölçeği” ve “Öğretmen Adaylarına Yönelik 21. yüzyıl Becerileri Yeterlilik Algıları Ölçeği” olmak üzere iki ölçme aracı ile toplanmıştır. Çalışmada ilköğretim matematik öğretmen adaylarının STEM eğitimine yönelik tutumlarının sınıf düzeyi ve cinsiyete göre anlamlı farklılığın olup olmadığı, 21.yüzyıl becerileri yeterlilik algılarının sınıf düzeyi ve cinsiyete göre farklılık olup olmadığı ve STEM eğitimine yönelik tutumları ile 21. Yüzyıl becerileri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir.
Gerçekleştirilen analizler sonucunda ilköğretim matematik öğretmen adaylarının hem STEM eğitimine yönelik tutumlarında anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 21. Yüzyıl becerileri yeterlilik algılarında ise sınıf düzeylerine göre anlamlı farklılığın bulunduğu belirlenmiştir.  Cinsiyete göre hem STEM eğitimine yönelik tutumlarda hem de 21. Yüzyıl becerileri yeterlilik algılarında anlamlı farklılığın olmadığı ortaya konulmuştur. STEM eğitimine yönelik tutumları ile 21. Yüzyıl becerileri yeterlilik algıları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.


Stem Applications With Design Thinking Approach: Example Of Etwinning Project


Zeynep Sarıkoç1, Hasan Ersoy2
1Gazi Üniversitesi / Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü
2Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü


Abstract No: 186 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main purpose of the study is to determine the opinions of the teachers involved in the eTwinning project, which is carried out to provide students with problem solving skills or to develop these skills.The study was carried out with a sample consisting of 203 students from primary school, middle school, high school level and 5 teachers working in these schools. During the study, Stanford Design Schools was studied with Design Thinking steps(empathize, define, ideate, prototype, test).In this study, which was carried out with “Design Thinking in Education” ; depending on the themes determined for each month, students were expected to identify problem situations from daily life and to find solutions to these problem situations.While identifying problem situations, they conducted interviews with relevant people or institutions, made observations, and conducted research on the internet. In this direction, qualitative research method and case study model were used depending on this method since it would be appropriate for the nature of the research.At the end of the project process, semi-structured interviews were held with teachers.In addition, the students were observed and notes were made on the subjects such as the solution suggestions they produced for their problem situations, their participation in the group work and the ability to cooperate, the responsibility to perform the tasks determined in the groups, the attendance to the classes, the attitude towards the school.Following the analysis of the data obtained, the teachers involved in the project process expressed that they developed their students' feelings and skills such as cooperation, self-confidence, environmental awareness, empathy, communication, problem solving, solidarity, and responsibility awareness with concrete examples based on their observations. In this sense, it can be said that the “design thinking approach” and STEM applications carried out together contributed to the students to develop 21st century skills.

Tasarım Odaklı Düşünme Yaklaşımıyla Stem Uygulamaları: Etwinning Projesi Örneği


Zeynep Sarıkoç1, Hasan Ersoy2
1Gazi Üniversitesi / Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü
2Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü


Bildiri No: 186 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmanın temel amacı, öğrencilere problem çözme becerisi kazandırmak ya da bu becerilerini geliştirmek üzerine yürütülen bir eTwinning projesinin sonucunda, proje sürecinde yer alan öğretmenlerin görüşlerini tespit etmektir. Proje sürecinde STEM çalışmalarının ve Tasarım odaklı düşünme (TOD) yaklaşımının uygulanabilirliği gözetilerek ilkokul, ortaokul, lise düzeyinden 203 öğrenci ve bu okullarda görev yapan 5 öğretmenden oluşan örneklem ile çalışma yürütülmüştür.Çalışma Stanford Tasarım Okulları (Standford d.Schools) çalışması olan Tasarım Odaklı Düşünme adımlarına (Empati, problemi tanımlama, fikir üretme, prototipleme, test etme) uygun planlanmıştır. “Eğitimde Tasarım Odaklı Düşünme” uygulamalarıyla gerçekleşen bu çalışmada; her ay için belirlenmiş temalara bağlı olarak öğrencilerin günlük hayattan problem durumları tespit etmeleri ve bu problem durumlarına çözüm üretmeleri beklenmiştir. Problem durumlarını tespit ederken ilgili kişi ya da kurumlarla görüşmeler gerçekleştirip, gözlemler ve internet araştırmaları yapmışlardır. Aynı zamanda empati kurmaya çalışarak o ayın temasına bağlı olarak kişilerin ne tür problemler yaşıyor olabileceğini ve nasıl hissettiklerini anlamaya çalışmışlardır.Tespit ettikleri problem durumlarına çözüm önerileri üretirken beyin fırtınası tekniğini kullanmışlardır.Ürettikleri çözüm önerileri bazen bir fikir ya da sistem tasarımı olarak kalırken bazen prototip üretimi ya da gerçek manada fiziksel bir çözüme dönüşebilmiştir.Bu doğrultuda, araştırmanın doğasına uygun olacağı için nitel araştırma yöntemi ve bu yönteme bağlı olarak da durum çalışması modeli kullanılmıştır.Proje sürecinin sonunda öğretmenler ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir.Ayrıca öğrenciler problem durumlarına ürettikleri çözüm önerileri, grup çalışmalarına gösterdikleri katılım ve iş birliği becerisi, gruplarda belirlenen görevleri yerine getirme sorumluluğu, derslere devam durumu, okula karşı tutum gibi konularda da öğretmenler tarafından gözlemlenmiş ve notlar tutulmuştur.Elde edilen verilerin analizinin ardından, proje sürecinde yer alan öğretmenler, proje faaliyetleriyle birlikte öğrencilerinin iş birliği, özgüven, çevreye duyarlılık, empati, iletişim kurma, problem çözme, yardımlaşma, sorumluluk bilinci gibi duyguları ve becerileri geliştirdiklerini, gözlemlerine dayalı somut örneklerle de destekleyerek dile getirmişlerdir.Bu anlamda “tasarım odaklı düşünme yaklaşımı” ve STEM uygulamalarının birlikte yürütülmesinin, öğrencilerin 21.yy becerileri kazanmalarına ve bu becerilerini geliştirmelerine katkı sağladığı söylenebilir.


Analysis Of The Studies On Web 2.0 Tools In Science Education In Turkey


Gülce Dilar Tuncer Koçal1, Ümmühan Ormancı1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 233 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The development of technology and the increase in its use have in evitably affected educational activities. As in many fields of education, the use of technology in science education has a very important place. One of the ways to reach technology in science education is to use web 2.0 tools appropriately and correctly. Web 2.0 tools enable students to actively participate in the learning process, complete their incomplete learning, improve their social relations with each other, provide individual learning opportunities and have a positive effect on their academic success. For this reason, it is important to examine the web 2.0 studies in the field of science education in Turkey in terms of diversifying and developing these tools and using them more efficiently and more. In our study, it is aimed to analyze the articles and theses about the use of web 2.0 tools in the field of science education. In our study, document analysis, which is one of the qualitative research methods, was used. While collecting the data, the database of YÖK National Thesis Center and the archives of journals that make scientific publications on the field were used. As a result of scanning the theses and academic articles on the subject, 14 articles and 13 theses written between 2017-2021 were reached, and these scientific studies were analyzed. The data is in the analysis phase and the findings and result will be written later.
 

Türkiye’de Fen Eğitimi Alaninda Web 2.0 Araçlarina Ilişkin Yapilan Çalişmalarin Analizi


Gülce Dilar Tuncer Koçal1, Ümmühan Ormancı1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 233 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Teknolojinin gelişmesi ve kullanımının artması kaçınılmaz olarak eğitim faaliyetlerini de etkilemiştir. Fen bilimleri eğitiminde teknoloji kullanımı oldukça önemlidir. Fen bilimleri eğitiminde teknolojiye ulaşmanın yollarından biri de web 2.0 araçlarını yerinde ve doğru kullanmaktır. Web 2.0 araçları öğrencilerin öğrenme sürecine aktif olarak katılımlarını sağlamakta, eksik öğrenmelerini tamamlamakta, birbiriyle olan sosyal ilişkilerini geliştirmekte, bireysel öğrenme imkanı sunmakta ve  akademik başarılarına olumlu etki yapmaktadır. Bu nedenle Türkiye'de fen eğitimi alanında yapılan web 2.0 çalışmalarını incelemek bu araçların çeşitlendirilip geliştirilmesi, daha verimli ve daha fazla kullanılması yönünden önem arz etmektedir. Çalışmamızda web 2.0 araçlarının fen bilimleri eğitimi alanında kullanımına yönelik  araştırma mahiyeti taşıyan makale ve tezlerin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman analizi kullanılmıştır. Veriler toplanırken YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanından ve alanla ilgili bilimsel yayım yapan dergi arşivlerinden yararlanılmıştır. Konuyla ilgili tez ve akademik makalelerin taranması sonucunda 2017-2021 yılları arasında yazılan 14 makale ve 13 teze ulaşılmış, bu bilimsel çalışmalar analize tabi tutulmuştur.


Investigation Of Lesson Plan Preparation And Implementation Processes Of Primary Education Pre-service Mathematics Teachers In Online Education Environment


Elif Çetin1, Timur Koparan2
1MEB
2Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi


Abstract No: 84 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Covid-19 global epidemic that occurred in 2019 has affected the field of education as well as every field. As a result of the process, education activities continue in the form of "distance education" in our country and in many countries. However, the problem of optimizing the resulting situation has come to light. The aim of the research, which set out to get an idea about the use of the 5E learning model in the online education environment, was determined as the examination of the lesson plans prepared by the pre-service teachers in the online education environment according to the 5E learning model. Since it is aimed to examine the lesson plans and practices in depth, the case study method, one of the qualitative research methods, was used. The research was carried out with pre-service teachers studying at the Programme of Elementary Mathematics Teaching at a university in the Western Black Sea region. In the research process, online lesson plan template, video recordings of lesson implementation, interview forms with pre-service teachers were used as data collection tools. The analysis of the data is made by the content analysis method, one of the qualitative data analysis methods. In the analysis of the lesson plans, the 5E Inquiry Lesson Plan Version 2 Rubric (5E ILPv2) developed by Goldston (2012) is used and the analysis of the data continues.

Ilköğretim Matematik Öğretmen Adaylarının Çevrimiçi Eğitim Ortamında Ders Planı Hazırlama Ve Uygulama Süreçlerinin Incelenmesi


Elif Çetin1, Timur Koparan2
1MEB
2Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi


Bildiri No: 84 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

2019 yılında meydana gelen Covid-19 küresel salgını, her alanı etkilediği gibi eğitim alanını da etkilemiştir. Sürecin getirisi olarak ülkemizde ve birçok ülkede eğitim faaliyetleri “uzaktan eğitim” şeklinde devam etmektedir. Bununla birlikte meydana gelen durumu optimize etme problemi gün yüzüne çıkmıştır. 5E öğrenme modelinin çevrimiçi eğitim ortamında kullanımına dair fikir elde etmek için yola çıkılan araştırmanın amacı öğretmen adayları tarafından çevrimiçi eğitim ortamında hazırlanan ders planlarının 5E öğrenme modeline göre incelenmesi olarak belirlenmiştir. Ders planlarının ve uygulamalarının derinlemesine incelenmesi amaçlandığı için nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma Batı Karadeniz bölgesinde bulunan bir üniversitenin İlköğretim Matematik Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan öğretmen adayları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sürecinde veri toplama aracı olarak çevrimiçi ders planı şablonu, ders uygulamasının video kayıtları, öğretmen adaylarıyla yapılan görüşme formları kullanılmıştır. Verilerin analizi nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi yöntemi ile yapılmaktadır. Ders planlarının analizinde Goldston, (2012) tarafından geliştirilen  5E Sorgulama Ders Planı Versiyon 2 Değerlendirme Ölçeği kullanılmakta ve verilerin analizi devam etmektedir.

 


Technology-aided Division In Primary School


Yeliz Ünal1, Mustafa Yeşilyurt1
1Yıldız Teknik Üniversitesi


Abstract No: 95 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the effect of technology-assisted teaching on academic achievement in Mathematics 2nd grade division process. Quantitative research model and quasi-experimental design with a control group were used in this research. The study group consists of 32 students studying in the 2nd grade of a public primary school in Tuzla, Istanbul, in the 2nd semester of the 2020-2021 academic year. The courses were taught through a technology-assisted teaching method to the students in the experimental group and through direct instruction and question-answer methods to the students in the control group for a 12-course period in which one course is 30 minutes. 10 division problems selected from the second-grade mathematics coursebook prepared by the Ministry of Education for the 2018-2019 school year were determined as the achievement test. Before applying the "achievement test" as the data collection tool, a pretest was applied in order to test whether there is a significant difference between the experimental and control groups, and a posttest was applied in order to compare the achievements after the application. In the study, statistical data analyses were performed by using SPSS Windows 25.0 and Excel programs. The significance level was accepted as p<0.05 during the evaluation of the results. Considering that the p-value of the pretest among the results of the T-test was higher than 0.05, it was observed that there is no significant difference between the students in the experimental group and control group before teaching the course. It was understood that there is a significant difference in favor of the experimental group since the p-value of the posttest was lower than 0.05.
 

Ilkokulda Teknoloji Destekli Bölme Işlemi


Yeliz Ünal1, Mustafa Yeşilyurt1
1Yıldız Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 95 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, Matematik 2. sınıf öğretim programı içerisinde yer alan “Bölme İşlemi” konusunun Teknoloji Destekli Öğretim ile Yapılandırmacı yöntemlerin kullanıldığı öğretimin, akademik başarıya etkisini ve son test puanlarının cinsiyete göre istatiksel farklılığını karşılaştırmaktır. Bu araştırmada Nicel araştırma modeli ve kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılının 2. döneminde İstanbul ili Bu çalışmanın amacı, Matematik 2. sınıf bölme işleminde teknoloji destekli öğretimin, akademik başarıya etkisini incelemektir. Bu araştırmada Nicel araştırma modeli ve kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılının 2. döneminde İstanbul ili Tuzla ilçesinde bulunan bir devlet ilkokulunda 2. sınıfta öğrenim gören 32 öğrenciden oluşmaktadır. Dersler deney grubundaki öğrencilere Teknoloji destekli öğretim yöntemi ile kontrol grubundaki öğrencilere ise düz anlatım yöntemi ve soru-cevap tekniği ile bir ders saatinin 30 dakika olduğu, 12 ders saati boyunca uygulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2018-2019 eğitim-öğretim yılı 2. sınıf matematik ders kitabından seçilen 10 soru bölme işlemi başarı testi olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olan “Başarı testi” uygulama öncesinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek için ön test, uygulama sonrası başarıları karşılaştırmak için de son test olarak uygulanmıştır. Veriler SPSS Windows 25.0 ve Excel programları kullanılarak çalışmadaki istatistiksel analizler yapılmıştır. Sonuçlar değerlendirilirken anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. T testi sonuçlarından ön teste ait p değerine bakıldığında 0,05’ten büyük olduğu için eğitim verilmeden önce deney grubu ile kontrol grubunda bulunan öğrenciler arasında anlamlı bir fark olmadığı gözlenmiştir. Son teste ait p değeri 0,05’ten küçük olduğundan deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu anlaşılmaktadır.
 


Examination Of Pre-service Mathematics Teachers' Concept Images And Concept Definitions Related To The Concept Of Infinity


Nazan Mersin1
1Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi


Abstract No: 139 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to examine the concept images and concept definitions of middle school mathematics teacher candidates related to the concept of infinity. This study, which is in accordance with the qualitative research approach and adopts the case study method, was attended by 44 middle school mathematics teacher candidates studying in the third year of primary school mathematics teaching department of a state university. A form consisting of three questions was used as a data collection tool. In the first of the questions in the form, the pre-service teachers were asked what kind of image they had about the concept of infinity, and in the second and third questions, what could be the general and mathematical definitions of the concept of infinity. The data obtained from the first question, which is the pictures drawn by the pre-service teachers about the concept of infinity, will be analyzed descriptively. The data obtained from the second and third questions will be analyzed with the content analysis method, which is one of the qualitative analysis methods. As a result of the study, the correct information and conceptual errors of pre-service mathematics teachers about the concept of infinity, which is used and basic in many subjects of mathematics and which many students have difficulty in understanding and imagining, will be determined.
 

Matematik Öğretmen Adaylarının Sonsuzluk Kavramına Ilişkin Kavram Imajları Ve Kavram Tanımlarının Incelenmesi


Nazan Mersin1
1Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi


Bildiri No: 139 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada ortaokul matematik öğretmen adaylarının sonsuzluk kavramıyla ilgili kavram imajlarının ve kavram tanımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yaklaşımına uygun olan ve durum çalışması yönteminin benimsendiği bu çalışmaya bir devlet üniversitesinin ilköğretim matematik öğretmenliği bölümü üçüncü sınıfında öğrenim gören 44 ortaokul matematik öğretmen adayı katılmıştır. Veri toplama aracı olarak üç sorudan oluşan bir form kullanılmıştır. Formdaki sorulardan ilki öğretmen adaylarının sonsuzluk kavramıyla ilgili nasıl bir imaja sahip olduklarını, ikinci ve üçüncü soruda ise sonsuzluk kavramının genel ve matematiksel anlamda tanımlarının neler olabileceği sorulmuştur. Öğretmen adaylarının adayların sonsuzluk kavramıyla ilgili çizdikleri resimler olan ilk sorudan elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilecektir. İkinci ve üçüncü sorudan elde edilen veriler ise nitel analiz yöntemlerinden biri olan içerik analizi yöntemi ile analiz edilecektir. Çalışma sonucunda, matematiğin pek çok konusunda kullanılan ve temel teşkil eden, pek çok öğrencinin anlamakta ve hayal etmekte zorlandığı sonsuzluk kavramıyla ilgili öğretmen adaylarının sahip oldukları doğru bilgiler ve kavramsal hatalar belirlenmiş olacaktır.
 


The Opinions Of The Pre-service Teachers Participating In The Mathematical Modelling Activities About Modelling


Zeynep ÇAKMAK GÜREL1
1Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 141 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to explore the opinions of the pre-service teachers, who participated in the activities related to mathematical modelling, about the mathematical model, mathematical modelling and mathematical modelling problems. 34 pre-service teachers participated in this study which was designed as a case study. The pre-service teachers participated in the modelling activities, three hours for each, for eight weeks in this study. Then, an interview form was given to the pre-service teachers. The data obtained were subjected to content analysis. According to the findings, the pre-service teachers stated that a mathematical modelling problem should be from real-life, appropriate to predicting different variables and making assumptions, encouraging to create a model that can be developed and arranged, not having a single correct answer, enabling the opportunity to develop different solutions and giving everyone the chance to develop their unique ways. It was referred that a mathematical model should include mathematical concepts such as formula, graph, equation; the model should have valid, generalisable, original, logical, understandable, usable by others, verifiable and valid grounds in real life, in the past and the future. They defined mathematical modelling in general as the process of explaining the underlying causes of a model, the process of expressing a given situation in mathematical language, a way of mathematical thinking. It was claimed that the mathematical modelling applications led individuals to multidimensional thinking, reasoning, deep thinking and creativity. Consequently, it was determined that that the applied mathematical modelling activities contributed to the formation of mathematical modelling definitions by the pre-service teachers. It is thought that all of the obtained results will guide the problem development or scale development studies related to modelling. In addition, the opinions related to the contributions of modelling to the individuals can be the topic of future studies.
 

Matematiksel Modelleme Etkinliklerine Katılan Öğretmen Adaylarının Modelleme Ile Ilgili Görüşleri


Zeynep ÇAKMAK GÜREL1
1Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 141 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı matematiksel modelleme ile ilgili etkinliklere katılmış olan öğretmen adaylarının matematiksel model, matematiksel modelleme ve matematiksel modelleme problemleri ile ilgili görüşlerini incelemektir. Durum çalışması niteliğinde olan bu çalışmaya 34 matematik öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen adayları daha önce modelleme ile ilgili herhangi bir eğitim almamışlardır. Öğretmen adayları bu çalışmada sekiz hafta boyunca üçer saatlik modelleme etkinliklerine katılmıştır. Ardından matematiksel modelleme problemlerinin, matematiksel bir modelin ve matematiksel modellemenin ne olduğu, matematiksel modellemenin ne olmadığı ve matematiksel modellemenin bireylere nasıl katkı sağladığı ile ilgili görüşme formu öğretmen adaylarına dağıtılmıştır. Toplanan veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgulara göre, öğretmen adayları bir matematiksel modelleme probleminin gerçek yaşamdan olması, farklı değişkenlerin tahmin edilmesine ve varsayımlar yapılmasına uygun olması, geliştirilebilir ve düzenlenebilir model oluşturmaya teşvik etmesi, tek bir doğru cevabının olmaması, farklı çözüm yollarına ve herkesin kendine özgü yollar geliştirmesine fırsat vermesi gerektiği ifade edilmiştir. Matematiksel bir modelin ise formül, grafik, eşitlik gibi matematiksel kavramlar içermesi, modelin gerçek hayatta, geçmişte ve gelecekte geçerli, genellenebilir, özgün, mantıklı, herkes tarafından anlaşılır, başkaları tarafından kullanılabilir, kanıtlanabilir ve geçerli dayanaklarının olması gerektiği belirtilmiştir. Matematiksel modellemeyi genel olarak, bir modelin altında yatan nedenlerini açıklama süreci, verilen durumu matematiksel bir dille ifade etme süreci, matematiksel düşünme biçimi şeklinde tanımlamışlardır. Matematiksel modelleme uygulamalarının bireylerde çok yönlü düşünme, mantık yürütme, derinlemesine düşünme ve yaratıcılığa sevk ettiği ifade edilmiştir. Matematiksel modelleme ne değildir sorusuna ise öğretmen adayları, fiziksel bir obje ya da öğretim materyali olmadığı, tek bir cevapla sonuçlanmadığı, kesin sonuçlar içermediği rastgele yapılan bir tahmin olmadığı şeklinde cevaplar vermiştir. Sonuç olarak uygulanan matematiksel modelleme etkinliklerinin öğretmen adaylarının matematiksel modelleme tanımlarını oluşturmalarına katkı sağladığı belirlenmiştir. Elde edilen tüm sonuçların, modelleme ile ilgili problem geliştirme veya ölçek geliştirme çalışmalarına rehberlik edeceği düşünülmektedir. Ayrıca modellemenin bireylere sağlayacağı katkılar hakkında görüşler gelecek çalışmaların konusu olabilir.
 


Metaphorical Perceptions Of Science Teachers On Science


Neslihan Er1
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Abstract No: 54 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Metaphors are expressions that we frequently use when we comprehend the world we live in, express ourselves in society, and establish a dialogue with others. Metaphors are expressions that are frequently used to explain the concepts in the minds of individuals with other concepts that are not related and have an individual emphasis in learning. Thus, individuals can facilitate their learning by matching the concepts they have in their minds with the concepts they have to learn from their experiences in their lives, create a schema in their minds, simplify the subject and embody abstract concepts. Based on this, in this study, it was aimed to determine the metaphorical perceptions of science teacher candidates about the concept of "Science". In this research, which was prepared according to the qualitative research model, the phenomenology design was used. The study group of this research consists of 176 teacher candidates (n=176) studying at Eskişehir Osmangazi University, Faculty of Education, Department of Science Education in the fall semester of the 2018-2019 academic year. As a data collection tool in the research, “Science is like……….. Because the forms prepared in order to determine the metaphors related to science, in which the expression ……………” is included, were used. The answers given by the pre-service teachers were analyzed with the content analysis technique. According to the findings obtained in the study, pre-service teachers produced a total of 53 metaphors related to the concept of science. When these produced metaphors were classified in terms of their similarities, 8 different conceptual categories emerged. According to the results of the research, it was seen that the metaphorical perceptions of the pre-service teachers about the concept of science focused on positive concepts.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Bilim Konusundaki Metaforik Algıları


Neslihan Er1
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Bildiri No: 54 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Metaforlar yaşadığımız dünyayı kavramamızda, kendimizi toplum içerisinde ifade etmemizde ve başkalarıyla diyalog kurmamızda sık sık başvurduğumuz ifadelerdir. Metaforlar bireylerin zihinlerinde yer alan kavramların, ilgili olmayan başka kavramlarla açıklamak için sıklıkla kullanılan ve öğrenmede bireysel vurgusu olan ifadelerdir. Böylece bireyler yaşamlarındaki tecrübelerinden zihinlerinde var olan kavramlarla yeni öğrenmek durumunda olduğu kavramı eşleştirerek öğrenmesini kolaylaştırmakta, zihinde kendine göre bir şema oluşturmakta, konuyu basitleştirmekte ve soyut kavramları somutlaştırabilmektedirler. Buradan yola çıkılarak bu araştırmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının “Bilim” kavramına ilişkin metaforik algılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma modeline göre hazırlanmış bu araştırmada, olgubilim (fenomoloji) deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 akademik yılı güz döneminde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 176 öğretmen adayı (n=176) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Bilim……….. gibidir. Çünkü ……………” ifadesinin yer aldığı, bilime ilişkin metaforlarını tespit etmek amacıyla hazırlanmış formlar kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının vermiş oldukları cevaplar içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğretmen adayları bilim kavramına ilişkin toplam 53 metafor üretmişlerdir. Üretilen bu metaforlar benzerlikleri bakımından sınıflandırıldığında 8 farklı kavramsal kategori ortaya çıkmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, öğretmen adaylarının bilim kavramına ilişkin metaforik algılarının olumlu kavramlar üzerinde yoğunlaştığı görülmüştür.
 


Investigation Of Pre-service Primary Teachers’ Opinions Related To The Genetically Modified Foods


Tülay Şenel Çoruhlu1, Murat Pehlevan2
1Trabzon Üniversitesi
2Erzurum Yakutiye Rehberlik Araştırma Merkezi


Abstract No: 83 - Abstract Presentation Type: Oral Paper



The aim of this research is to determine pre-service primary teachers’  opinions related to the genetically modified foods. The sample consists of 100 sophomore  enrolled in the department of primary teacher education, in the University at Eastern Black Sea Region. A case study method was used in the research. A conceptual understanding test and a semi-structured interview  were used in the data collection process. Pre-service primary teachers  were asked two open-ended questions in the conceptual understanding test. The first question is related to the definition of the concept of genetically modified foods, while the second question is related to the drawing of the genetically modified foods. Moreover, interviews were conducted with 9 voluntary pre-service primary teachers. “What does the concept of "Genetically Modified Food" mean to you?” asked to the pre-service teachers in  interviews. Before the pilot study, interview and conceptual understanding test questions were examined by 2 science education experts in terms of their suitability for the purpose of the study. As a result of the research; while 40% of the preservice primary teachers explained genetically modified foods as; the “genetically modified foods”, 45 % described it as "harmful food to human health". 43% of the pre-service teachers' drawings were “Fruit/vegetables larger than their actual size”, 18% “Achieving the characteristic of a different fruit/vegetable”, and it was observed that 15% of them were in the codes of "no drawing". When the pre-service teachers' responses to the conceptual understanding test and the interviews are examined together, it can be concluded that they have superficial knowledge about genetically modified foods. With the techniques used in the discussion method, pre-service teachers' awareness levels on the subject can be increased in interactive applications.
 

Sınıf Öğretmeni Adaylarının “genetiği Değiştirilmiş Besinler” Konusunda Sahip Oldukları Görüşlerinin Belirlenmesi


Tülay Şenel Çoruhlu1, Murat Pehlevan2
1Trabzon Üniversitesi
2Erzurum Yakutiye Rehberlik Araştırma Merkezi


Bildiri No: 83 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri


Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının genetiği değiştirilmiş besinler ile ilgili sahip oldukları görüşleri araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunan bir üniversitede sınıf öğretmenliği programında öğrenim gören toplam 100 ikinci sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında özel durum yönteminden yararlanılmıştır. Veri toplama aracı olarak kavramsal anlama testi ve mülakat sorularından faydalanılmıştır. Kavramsal anlama testinde adaylara iki adet soru yöneltilmiştir. Birinci soruda adaylara, “Genetiği Değiştirilmiş Besin” kavramının onlar için ne ifade ettiğini açıklamaları, ikinci soruda ise “Genetiği Değiştirilmiş Besin” denilince zihinlerinde canlanan resmi çizmeleri istenmiştir. Adaylar arasından gönüllük ilkesine bağlı olarak seçilen 9 öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış mülakatlarda adaylara “Genetiği Değiştirilmiş Besin” kavramı size ne ifade ediyor? Açıklar mısınız?” sorusu yöneltilmiştir. Pilot çalışma öncesi mülakat ve kavramsal anlama testi soruları 2 fen eğitimi uzmanına çalışma amacına uygunluk açısından inceletilmiştir. Arşatırma sonucunda; adayların %40’ı genetiği değiştirilmiş besini “genetik yapısında değişiklik yapılan besin” ile ilişkilendirerek açıklamış iken, %45’i “insan sağlığına zararlı besinler” olarak nitelendirmişlerdir. Öğretmen adayı çizimlerinin % 43’ünün “Gerçek boyutundan daha büyük meyve/sebze” , % 18’inin “Farklı bir meyve/sebzenin özelliğinin kazanılması”, %15’inin çizim yok kodlarında olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının kavramsal anlama testi ve mülakatlara vermiş oldukları yanıtlar birlikte incelendiğinde genetiği değiştirilmiş besinler konusunda yüzeysel bilgi sahibi oldukları sonucuna ulaşılabilir. Tartışma yöntemi içerisinde kullanılan tekniklerle öğretmen adaylarının konu ile ilgili farkındalık düzeyleri etkileşimli uygulamalarda artırılabilir.
 


The Effect Of Augmented Reality Technology In Science Lessons On Students Academic Achievement And Motivation For Science Learning


Faruk Arıcı1, Mehmet YILMAZ2, Rabia Meryem YILMAZ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Atatürk Üniversitesi


Abstract No: 97 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the study, the effect of Augmented Reality (AR) technology on students' academic achievement and motivation towards science learning in science lesson was examined. The study is important in terms of determining the effect of AR technology in different school types, developing AR applications for the needs of students and ensuring that the education given to students is brought to a standard level thanks to AR technology. The study was carried out in 20 class hours on "Human and Environment" in three different secondary schools in the 2020/2021 academic year. The sample of the study consisted of a total of 94 students in the 5th grade of three different schools. Half of the students in the schools were randomly determined as the experimental and half as the control group. While the lessons were conducted with the AR application, which was developed for the study in the experimental groups and contains the same content presented to the students in the control group, the lecture simulations in the Education Information Network (EBA) were used in the control group. Semi-experimental design was used in the study. Data were analyzed by mixed ANOVA. Results; showed that there was a significant difference in academic achievement scores in all experimental groups. It was observed that the motivation score for science learning was statistically significantly different in all experimental groups. In addition, due to the fact that schools are different types of schools, academic achievement and motivation scores for science learning were compared, differences were also discussed between schools, and the results were presented in detail in the discussion section. The results showed that AR technology is effective in increasing academic success and motivation towards science learning in secondary school science lessons.
 

Artırılmış Gerçeklik Teknolojisinin Fen Bilimleri Dersinde Öğrencilerinin Akademik Başarı Ve Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyonlarına Etkisi


Faruk Arıcı1, Mehmet YILMAZ2, Rabia Meryem YILMAZ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Atatürk Üniversitesi


Bildiri No: 97 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmada, Artırılmış Gerçeklik (AG) teknolojisinin fen bilimleri dersinde öğrencilerin akademik başarı ve fen öğrenmeye yönelik motivasyona etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yürütülen çalışma farklı okul türlerinde AG teknolojisinin etkisini belirleyerek öğrencilerin ihtiyaçlarına yönelik AG uygulamaları geliştirmek ve AG teknolojisi sayesinde öğrencilere verilen eğitimin standart düzeye getirilmesini sağlama bakımından önemlidir. Çalışma 2020/2021 eğitim yılında üç farklı okulda "İnsan ve Çevre" konusunda 20 ders saatinde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini üç farklı okulun 5. sınıflarında öğrenim gören toplam 94 öğrenci oluşturmuştur.  Okullardaki öğrencilerin yarısı deney yarısı kontrol grubu olarak rastgele belirlenmiştir. Deney gruplarında çalışma geliştirilen  ve kontrol grubundaki öğrencilere sunulan içeriği barındıran AG uygulaması ile dersler yürütülürken kontrol grubunda Eğitim Bilişim Ağında (EBA) yer alan ders anlatım simülasyonları kullanılmıştır. Çalışmada yarı deneysel desen kullanılmıştır.  Elde edilen veriler karma ANOVA ile analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; akademik başarı puanı tüm deney gruplarında istatistiksel olarak kontrol gruplarına göre anlamlı farklılık  göstermiştir. Fen öğrenmeye yönelik motivasyonun puanın da tüm deney gruplarında kontrol gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklı olduğu görülmüştür.  Ayrıca okulların farklı tür okullar olması nedeniyle akademik başarı ve fen öğrenmeye yönelik motivasyon puanları karşılaştırılmış olup okullar arasında da farklılıklar görülmüş ve  elde edilen sonuçlar ayrıntılı olarak tartışma bölümünde sunulmuştur. Elde edilen sonuçlar AG teknolojisinin ortaokul fen bilgisi dersinde akademik başarı ve fen öğrenmeye yönelik motivasyonu artırma bakımından etkili olduğunu göstermiştir.

 


The Effects Of Online Education On Students Acquiring Life Skills In Science Lesson


Tuncay Özsevgeç1, Sibel Göçmez2, Şeyma Saraç2
1Trabzon Üniversitesi
2-


Abstract No: 110 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to reveal how the Covid-19 epidemic affects the development of secondary school students' life skills in the online education. The study was carried out by survey method. In this study, a questionnaire was developed to determine life skills of secondary school students’ by preparing 30 propositions for 6 life skills. The subject consists of 228 students enrolled in the 6th and 8th grades in Turkey. The obtained findings were analyzed by frequency and percentage analysis and presented in tables. According to the findings, when the answers given by the 6th and 8th grade students were examined, it was concluded that there was no significant difference between them. Considering that eighth grade students have acquired life skills through face-to-face education in previous years, it is noteworthy that online education does not make a negative difference in the situation of students who met online in the 5th grade and graduated from the 6th grade in this way due to Covid-19. On the other hand, 6th grade students gave more positive answers than 8th grade students such as analytical thinking, entrepreneurship, communication, and creative thinking skills.
 

Online Eğitimin Öğrencilerin Fen Bilgisi Dersinde Yer Alan Yaşam Becerilerini Edinmede Etkisi


Tuncay Özsevgeç1, Sibel Göçmez2, Şeyma Saraç2
1Trabzon Üniversitesi
2-


Bildiri No: 110 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı Covid-19 salgınının ortaokul öğrencilerinin çevrimiçi ortamda yaşam becerilerinin gelişimine etkisinin nasıl olduğunu ortaya koymaktır. Çalışma tarama yöntemi ile yapılmıştır. Bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin yaşam becerilerini ölçmek için toplam 6 beceriye yönelik 30 önerme hazırlanarak bir anket geliştirilmiştir. Geliştirilen anket Google Formlar yoluyla online olarak uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 6. ve 8. Sınıfta okuyan 228 öğrenciden oluşmaktadır. Elde edilen bulgular frekans ve yüzde analize ile çözümlenmiş ve tablolarda sunulmuştur. Bulgulara göre 6. ve 8. sınıf öğrencilerin verdikleri cevaplar incelendiğinde aralarında önemli farklar olmadığı sonucu elde edilmiştir. Sekizinci sınıf öğrencilerinin önceki yıllarda yüz yüze eğitim yoluyla yaşam becerilerini elde etmeleri göz önünde bulundurulduğunda Covid-19 nedeniyle çevrimiçi ortamla 5. sınıfta tanışan ve 6. sınıftan bu şekilde mezun olan öğrencilerin yaşam becerilerine yönelik durumlarında düşünüldüğü gibi online eğitimin olumsuzluk yaratacak bir fark oluşturmadığı dikkat çekicidir. Bununla birlikte 6. Sınıftaki öğrencilerin analitik düşünme, girişimcilik, iletişim, karar verme, takım çalışması ve yaratıcı düşünme becerilerinde 8. sınıftaki öğrencilere göre daha fazla olumlu düzeylerde cevaplar vermişlerdir.


Activities Used By Mathematics Teachers To Gain The Skill Of Four Operations In Integers


Türkan Berrin Kağızmanlı Köse1, Gülçin Sağlam1
1Giresun Üniversitesi


Abstract No: 92 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

İntegers and operations in integers, numbers and operations are a subfield of learning. The subject of integers has a close and strong relationship with many subjects such as natural numbers, fractions, rational numbers, algebraic expressions in secondary school mathematics. It also constitutes one of the threshold points in mathematics teaching programs. Teaching the subject of integers, which is among the abstract subjects, is very important. Students who encounter negative numbers for the first time are given examples from daily life such as debt, loss and elevator for teaching these numbers. The activities and course materials that teachers will use are important for this teaching to be carried out in the best way. For this reason, this study was conducted to investigate the activities that teachers use in the lesson and to assist mathematics teachers in teaching four operation skills with integers. In this study, it is aimed to examine which activities mathematics teachers use in teaching four operation skills in integers. The case study design, one of the qualitative research methods, was used in the research. It was carried out with 12 primary school mathematics teachers working in different regions of Turkey in 2020-2021. An information form prepared by the researchers was used as a data collection tool. The data were analyzed by content analysis. According to the results obtained; It has been determined that the activities that teachers know the most are counting stamps, number line and examples from daily life. Among these activities, it was determined that the most used activity in their lessons was counting stamps. It has been determined that the teachers who apply the counting stamps in their lessons are mostly active on addition and subtraction. It was determined that they did not prefer the counting stamps in the multiplication and division process, instead they preferred the simulation activity. It was determined that the number line activity was the least preferred activity. Mathematics teachers preferred the activities they used because, they thought that they provided permanent learning and the transition from concrete to abstract. It has been determined that some teachers do operations by giving the rule of four operations in integers through plain expression. Accordingly, it can be suggested that teachers prepare and implement different activities according to students' readiness levels. Different activities can be designed for permanent learning in teaching the subject of abstract integers. In order to prevent teachers from knowing a limited number of activities and using few activities in their lessons, they need to be open to new ones and develop themselves.

Matematik Öğretmenlerinin Tam Sayılarda Dört Işlem Becerisini Kazandırmak Için Kullandıkları Etkinlikler


Türkan Berrin Kağızmanlı Köse1, Gülçin Sağlam1
1Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 92 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Tam sayılar ve tam sayılarda işlemler, sayılar ve işlemler öğrenme alanının bir alt alanıdır. Tam sayılar konusu ortaokul matematiğindeki doğal sayılar, kesirler, rasyonel sayılar, cebirsel ifadeler gibi birçok konuyla yakın ve güçlü ilişkisi vardır. Aynı zamanda matematik öğretim programlarındaki eşik noktalardan birini oluşturur. Soyut konular arasında yer alan tam sayılar konusunun öğretimi oldukça önemlidir. İlk defa negatif sayılarla karşılaşan öğrencilere bu sayıların öğretimi için günlük hayattan borç, zarar, asansör gibi örnekler verilir. Bu öğretimin en iyi şekilde gerçekleşmesi için öğretmenlerin kullanacakları etkinlikler ve ders materyalleri önem arz etmektedir. Bu sebepten dolayı öğretmenlerin derste kullandıkları etkinliklerin araştırılması ve tam sayılarda dört işlem becerisinin öğretiminde matematik öğretmenlerine yardımcı olmak için bu çalışma yapılmıştır. Bu araştırmada, matematik öğretmenlerinin tam sayılarda dört işlem becerisi öğretiminde hangi etkinlikleri kullandıklarını incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. 2020-2021 yılında Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan 12 ilköğretim matematik öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan bilgi formu kullanılmıştır. Veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; öğretmenlerin en fazla bildikleri etkinliklerin sayma pulları, sayı doğrusu ve günlük hayattan örnekler olduğu tespit edilmiştir. Bu etkinliklerden derslerinde en fazla kullandıkları etkinliğin sayma pulları olduğu belirlenmiştir. Sayma pullarını derslerinde uygulayan öğretmenlerin en çok toplama ve çıkarma işleminin üzerinde etkinlik yaptıkları tespit edilmiştir. Çarpma ve bölme işleminde sayma pullarını tercih etmedikleri bunun yerine benzetim etkinliğini kullandıkları görülmüştür. Sayı doğrusu etkinliğinin en az tercih edilen etkinlik olduğu belirlenmiştir. Matematik öğretmenleri, tercih ettikleri etkinlikleri kalıcı öğrenmeleri ve somuttan soyuta geçme aşamasını sağladığını düşündükleri için kullanmışlardır. Bazı öğretmenlerin düz anlatım yoluyla tam sayılarda dört işlemin kuralını vererek işlem yaptıkları belirlenmiştir. Buna göre öğretmenlerin öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeylerine göre farklı etkinlikler hazırlayıp uygulamaları önerilebilir. Soyut olan tam sayılar konusunun öğretiminde kalıcı öğrenmeler gerçekleşmesi için farklı etkinlikler tasarlanabilir. Öğretmenlerin sınırlı sayıda etkinlik bilmeleri ve derslerinde az sayıda etkinlik kullanmalarının önüne geçebilmek için yeniliklere açık olup kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir.
 


Comparison Of Representations Of Teachers With Different Learning Styles In Concept Teaching


Türkan Berrin Kağızmanlı Köse1, Merve Taşçı1
1Giresun Üniversitesi


Abstract No: 102 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Nowadays, with the progress of time technological developments, social needs, innovations in learning and teaching approaches have been effective in the emergence of the new theories. One of these theories, the representation theory; connects mathematical thinking skills with pictorial, graphical, verbal and mental representations. The concept of representation is used in this research includes five types of representations: table, graphic, symbol, object and verbal descriptions. People have different learning styles. For this reason, it is thought that the use of representations will difter from person to person. The difference of the teacher’s learning style can also affect the lesson environment, the way the subject is told, and the methods are used. The link between learning styles and mental representations is important. Form this point of view, it was aimed to compare the representations used by three mathematics teachers’ with different learning styles in the teaching of linear equation and slope concepts. The case study design of the qualitative research method was used in the research. The research was carried out with three primary school mathematics teachers working in public schools in the 2020-2021 academic year. Perceptual learning styles of teachers with one visual, one auditory and one kinesthetic learning style were determined by using the “Learning Style Scale”. The “Representation Test” created by the researchers was used as a data collection tool. The “Representation Test” used was prepared by examining the studies in the literature and secondary school mathematics textbooks and consists of three questions. Content analysis of the obtained data was done. The representations used by the  teachers in solving each question were determined. According to this; Algebraic representation and verbal representation were the most preferred representation types by teachers in teaching linear equation and slope concepts. Graphic representation is only used by the teacher with a visual learning style. Table and algebraic representations were the most preferred representation types by the teacher with a kinesthetic learning style. It was seen that the teacher with auditory learning style mostly used verbal and algebraic representation types. It has been observed that teachers with visual and auditory learning style focus on suitable representations for their learning styles. Preferring the same representation in each problem solution will encourage students to use only one representation and will lead to the neglect of other representations. For this reason, the use of different representations should be included more frequently in the lessons.
 

Öğrenme Stilleri Farklı Öğretmenlerin Kavram Öğretiminde Sahip Oldukları Çoklu Temsillerin Karşılaştırılması


Türkan Berrin Kağızmanlı Köse1, Merve Taşçı1
1Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 102 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Zamanın ilerlemesiyle birlikte günümüzde ortaya çıkan teknolojik gelişmeler, toplumsal ihtiyaçlar, öğrenme ve öğretme yaklaşımlarındaki yenilikler öğrenme teorilerinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu teorilerden biri olan çoklu temsil teorisi; matematiksel düşünme becerileri ile resimsel, grafiksel, sözel, zihinsel temsiller arasında bağ kurar. Bu araştırmada kullanılan çoklu temsil kavramı; tablo, grafik, sembol, nesne ve sözel tanımlamalar olmak üzere beş temsil türünü içerir. İnsanların sahip oldukları farklı öğrenme stilleri vardır. Bu sebeple çoklu temsil kullanımının da kişiden kişiye farklılık göstereceği düşünülmektedir. Öğretmenin öğrenme stilinin farklılığı ders ortamını, konunun anlatış şeklini, kullanılan yöntemleri de etkileyebilmektedir. Öğrenme stilleri ile zihinsel temsiller arasındaki bağ önem arz etmektedir. Buradan hareketle araştırmada, farklı öğrenme stiline sahip üç matematik öğretmeninin doğrusal denklem ve eğim kavramlarının öğretiminde kullandıkları çoklu temsillerin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında devlet okullarında çalışmakta olan üç ilköğretim matematik öğretmeni ile yürütülmüştür. Biri görsel, biri işitsel ve biri de kinestetik öğrenme stiline sahip öğretmenlerin algısal öğrenme stilleri “Öğrenme Stilleri Ölçeği” kullanılarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacıların oluşturduğu “Çoklu Temsil Testi” kullanılmıştır. Kullanılan “Çoklu Temsil Testi” literatürdeki çalışmalar ve ortaokul matematik ders kitapları incelenerek hazırlanmış olup üç sorudan oluşmaktadır. Elde edilen verilerin içerik analizi yapılmıştır. Öğretmenlerin her bir soru çözümünde kullandıkları temsiller belirlenmiştir. Buna göre; öğretmenlerin doğrusal denklem ve eğim kavramlarının öğretiminde en çok tercih ettikleri temsil türleri cebirsel temsil ve sözel temsil olmuştur. Grafik temsilini yalnızca görsel öğrenme stiline sahip öğretmen kullanmıştır. Kinestetik öğrenme stiline sahip öğretmenin en çok tercih ettiği temsil türleri, tablo ve cebirsel temsil olmuştur. İşitsel öğrenme stiline sahip öğretmenin ise en çok sözel ve cebirsel temsil türlerini kullandığı görülmüştür. Görsel ve işitsel öğrenme stiline sahip öğretmenlerin öğrenme stillerine uygun temsillere ağırlık verdiği belirlenmiştir. Her soru çözümünde aynı temsili tercih etmek öğrencileri de tek temsil kullanımına teşvik edecek ve diğer temsillerin ihmal edilmesine yol açacaktır.  Bu sebeple derslerde farklı temsil kullanımına daha sık yer verilmelidir.


Stem Integrated Argumentation-based Inquiry Activity Design In Science Education


Çağla Kutru1, Ömer Güner2, Funda Yeşildağ-Hasançebi1
1Giresun University
2Giresun University


Abstract No: 207 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The argumentation-based inquiry (ABI) approach is a learning method designed to help students’ structure scientific knowledge in scientific inquiry (Cavagnetto, Hand ve Norten-Meier, 2010). STEM education, is an approach that emerges as a result of the integration of Science, Technology, Engineering and Mathematics and is gaining importance all over the world (Lacey ve Wright, 2009). The use of these two approaches, which contain the requirements of the 21st century, can enable students to be educated in accordance with the 21st century. (Orpwood, Schmidt ve Jun, 2012; Eroğlu ve Bektaş, 2016; Aygen, 2018; Kuvaç, 2018). As a matter of fact, the integration of STEM education with ABI has started to stand out in current research. (Dilek, Tasdemir, Konca, & Baltaci, 2020;Yeşildağ-Hasançebi, Güner, Kutru &Hasançebi, 2021). In the literature, it has been determined that it is possible to say that both ABI and STEM approach positively affect students' academic achievement, scientific creativity and reflective thinking towards problem-solving, but the integration of the two approaches will produce more positive results (Yeşildağ-Hasançebi, et al., 2021).
This research is expected to contribute to the literature on how STEM education can be carried out with the argumentation process). In addition, it is aimed to present an example to teacher candidates, teachers and researchers with examples of activities that can be carried out for STEM supported ABI education.
Method
The research method is design-based research method. 
Design process
While determining the subject content of the activities, attention was paid to include the subjects in the science education program and to be subjects that have not been used before in STEM education. The subject contents are determined as “Light”, “Sound” and “Efficient Use of Resources” at secondary school level. While designing STEM integrated ABI activities, the argumentation process and argument components were integrated into the steps of the engineering design process. E.g; In the step of presenting solution proposals, students were asked to make claims for solution proposals and to present their claims with supporting evidence. The event design process consists of the following stages:
1. A STEM integrated ABI activity was designed in the light unit (Light Activity 1) and implemented in a secondary school class.
2. In parallel with student feedback, teacher and researcher notes, the second activity (Light 2. activity) was prepared and applied in the same classroom environment.
3. At the end of the two applications, the third (Sound) and the fourth (Saving Resources) activities were designed.
The applications were carried out with students studying in the 7th grade of a secondary school in north-east Turkey. The science teacher of the students the application was carried out with received in-service training on ABI and STEM education and is experienced in applying these methods in the class.
Result
It may be beneficial to consider the STEM approach together with ABI in order to increase or strengthen the effect it brings to the learning environment. Within the scope of this research, four different STEM supported ABI training activities were developed.
 

Fen Bilgisi Eğitiminde Fetemm Destekli Argümantasyon Tabanlı Sorgulama Etkinliği Tasarımı


Çağla Kutru1, Ömer Güner2, Funda Yeşildağ-Hasançebi1
1Giresun University
2Giresun University


Bildiri No: 207 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Argümantasyon tabanlı bilim öğrenme yaklaşımı (ATBÖ) öğrencilerin bilimsel sorgulama yapmalarına ve sorgulama yaparken bilimsel bilgiyi yapılandırmalarına yardım eden bir öğrenme yaklaşımıdır (Cavagnetto, Hand ve Norten-Meier, 2010; Hand ve Keys, 1999). FeTeMM;  fen, teknoloji, mühendislik ve matematik disiplinlerinin entegrasyonu sonucu ortaya çıkan ve tüm dünyada giderek önem kazanan bir eğitim yaklaşımıdır (Lacey ve Wright, 2009).  21.yy’ın gereklerini içerisinde barındıran bu iki yaklaşımın birlikte kullanılması öğrencilerin 21.yy’a uygun şekilde yetiştirilmesini gerçekleştirilebilir (Orpwood, Schmidt ve Jun, 2012; Eroğlu ve Bektaş, 2016; Aygen, 2018; Kuvaç, 2018; Aydın, 2013; Kardaş,2013; Çınar, 2013). Nitekim FeTeMM eğitiminin  ATBÖ ile entegre edilmesi güncel araştırmalarda göze çarpmaya başlamıştır (Dilek, Tasdemir, Konca, & Baltaci, 2020; Gülen, 2016; Yeşildağ-Hasançebi, Güner, Kutru & Hasançebi, 2021). Alan yazımda hem ATBÖ hem de FeTeMM yaklaşımının öğrencilerin akademik başarısını, bilimsel yaratıcılıklarını ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünmelerini olumlu yönde etkilediğini ancak iki yaklaşımın entegre edilmesinin daha fazla olumlu sonuçlar doğuracağı belirlenmiştir (Yeşildağ-Hasançebi, vd., 2021).
Bu araştırmanın FeTeMM eğitiminin argümantasyon süreci ile nasıl yürütülebileceği konusunda alan yazına katkı sağlaması beklenmektedir (this research is expected to contribute to the literature on how FeTeMMeducation can be carried out with the argumentation process). Ayrıca FeTeMM destekli ATBÖ eğitimine yönelik gerçekleştirilebilecek etkinlik örnekleriyle öğretmen adaylarına, öğretmenlere ve araştırmacılara örnek sunulması amaçlanmıştır.
Araştırmanın Yöntemi
Araştırmanın yöntemi tasarım- temelli araştırma yöntemidir. Tasarım temelli araştırma karmaşık bir eğitim sorununa (öğretme-öğrenme yöntemleri ve materyaller, ürünler vb.) çözüm için bir müdahalenin tasarlanması ve geliştirilmesidir (van den Akker, Bannan, Kelly, Nieveen, & Plomp, 2013). Bu yöntemin tercih edilmesinin sebebi eğitimcilerin FeTeMM destekli ATBÖ uygulamalarında etkinlik planlayabilme ve uygulayabilme sorununa çözüm bulmaktadır.
Uygulama Süreci
Etkinliklerin konu içerikleri belirlenirken konuların fen bilimleri eğitim programında yer almasına ve FeTeMMeğitiminde daha önceden kullanılmamış olan konular olmasına dikkat edilmiştir. Konu içerikleri ortaokul seviyesinde “Işık, Sesin Maddeyle Etkileşimi ve Kaynakların Tasarruflu Kullanımı” olarak belirlenmiştir.  FeTeMMdestekli ATBÖ etkinlikleri tasarlanırken mühendislik tasarım sürecinin basamaklarına argümantasyon süreci ve argüman bileşenleri entegre edilmiştir. Örneğin; çözüm önerilerini sunma basamağında öğrencilerden çözüm önerilerine yönelik iddialar oluşturmaları, iddialarını destekleyici delillerle sunmaları ve varsa karşı argüman oluşturmaları istenmiştir. Etkinlik tasarım süreci şu aşamalardan oluşmaktadır:
1. Işık ünitesinde FeTeMMdestekli ATBÖ etkinliği tasarlanmış (Işık 1. Etkinlik) ve ortaokul seviyesinde bir sınıfta uygulanmıştır.
2. Öğrenci dönütleri,  öğretmen ve araştırmacı notları paralelinde ikici etkinlik (Işık 2. etkinlik) hazırlanıp aynı sınıf ortamında uygulanmıştır.
3. İki uygulama sonunda üçüncü (Sesin madde ile etkileşimi)  ve dördüncü (Kaynakların Tasarruflu Kullanımı) etkinlikleri tasarlanmıştır.
Uygulamalar Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bulunan bir ortaokulun 7. sınıfında öğrenim gören öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Uygulamaları yapan öğretmen FeTeMM ve ATBÖ konusunda eğitimlidir ve bu yöntemleri sınıfında kullanmaktadır.
Sonuç
FeTeMMyaklaşımının öğrenme ortamına kazandırdığı etkiyi artırmak veya güçlendirmek için ATBÖ ile birlikte ele alınması faydalı olabilir. Bu araştırmada dört ayrı FeTeMM destekli ATBÖ eğitimine yönelik etkinlik geliştirilmiştir.


Technology And Privacy Of Personal Data


Meryem Fehir Kafadar1, Muhammed Halid Kafadar2
1Fırat üniversitesi
2çanakkale baros


Abstract No: 22 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Thanks to the developments in technology, personal information can be collected, processed and transferred to electronic media faster than the transactions made with the old methods. New inventions and developed methods in technology make it necessary to process personal data. However, the issue of privacy of personal data is on the agenda, increasing the importance of the protection of personal data.
The data protection law adopted in the German state of Hessen in 1970 is known as the first regulation on the protection of personal data. The Council of Europe took some decisions in 1973 and 1974 to determine the necessary standards for the protection of personal data held in electronic data banks in the private and public sector, and these decisions went down in history as the international regulation that was the source of later regulations and regulations. The "Convention on the Protection of Persons Against Automatic Processing of Personal Data", dated 1981 and numbered 108, which was accepted by the Council of Europe, has been accepted as the first comprehensive international study on the protection of personal data.
Fundamental rights and duties are regulated in the second part of the constitution, and privacy is among the fundamental rights of individuals. Article 20 of the Constitution states that “Everyone has the right to demand respect for his private and family life. The privacy of private and family life is inviolable. In addition, there are regulations on the protection of personal data in the Law on the Protection of Personal Data No. 6698 and the Turkish Penal Code No. 5237.
As a result, while the use of technology makes our lives easier, it can sometimes cause legal problems. Knowing the relevant laws and regulations and receiving training on this subject will be beneficial in preventing future problems.
 

Teknoloji Ve Kişisel Verilerin Mahremiyeti


Meryem Fehir Kafadar1, Muhammed Halid Kafadar2
1Fırat üniversitesi
2çanakkale baros


Bildiri No: 22 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Teknolojideki gelişmeler sayesinde kişilere özel bilgiler eski yöntemlerle yapılan işlemlerden daha hızlı olarak toplanabilmekte işlenebilmekte, elektronik ortamlara hızlıca aktarılmaktadır. Teknolojide yapılan yeni buluşlar ve geliştirilen yöntemler kişisel verilerin işlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Bununla birlikte kişisel verilerin mahremiyet sorunun gündeme gelmesi kişisel verilerin korunması konusunun önemini arttırmaktadır.
Sağlık sisteminde yeni teknolojiler hızla kullanıma girmesi, başarıyla kullanılması sunulan hizmetlerin kalitesini yükseltmektedir. Sağlıkta dijitalleşmeyi sağlayan teknolojik gelişmeler ile kişisel verilerin güvenliği ve korunmasının önemi daha çok artmıştır.
Gelişen teknolojiyle beraber kişisel verilerin güvenliği daha önemli hale gelmiştir. Teknolojik gelişmeler kişisel veriler üzerindeki hâkimiyeti zedelemektedir. Özellikle bu durum, hassas kişisel veri grubundan olan sağlık verileri için konunun ciddiyetini arttırmaktadır.
Kişisel verilerin korunması ve hasta haklarında mahremiyet hakkı birbiriyle bağlantılı konulardır. 1970 yılında Almanya’nın Hessen Eyaletinde kabul edilen veri koruma kanunu kişisel verilerin korunması ile ilgili ilk düzenleme olarak bilinmektedir. Avrupa Konseyi 1973 ve 1974 yıllarında, özel ve kamu kesimindeki elektronik veri bankalarında tutulan kişisel verilerin korunmasında gerekli standartları belirlemek için bazı kararlar almış ve bu kararlar daha sonra yapılan yönetmelik ve düzenlemelere kaynak olan uluslararası düzenleme olarak tarihe geçmiştir. Avrupa Konseyin de kabul edilen 1981 tarih ve 108 sayılı “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Sözleşme”, kişisel verilerin korunmasına ilişkin geniş kapsamlı ilk uluslararası çalışma olarak kabul edilmiştir.
Temel hak ve ödevler anayasanın ikinci kısmında düzenlenmiş olup özel hayatın gizliliği konusun da kişi temel hakları arasında yer almaktadır. Anayasa 20. Madde’sinde’ Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz ’denilmektedir. Ayrıca 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun’da da kişisel verilerin korunması konusunda düzenlemeler yer almaktadır.
Sonuç olarak teknolojinin kullanımı hayatımızı kolaylaştırırken bazen hukuki sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. İlgili kanun ve mevzuatların bilinmesi ve bu konuda eğitim alınması ileride oluşabilecek sorunların engellenmesinde faydalı olacaktır.
 


The Analysis Of Unit Measurement And Evaluation Studies In Secondary School Science Textbooks According To The Revised Bloom Taxonomy


Emine KAHRAMAN1, Adem KOÇ2
1Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
2Mersin Üniversitesi


Abstract No: 24 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is thought that the measurement and evaluation studies in the textbooks are important in terms of questioning the learning levels of the students. However, at the same time, the taxonomic level of these studies is as important as the inclusion of these studies. From this point of view, in this research, it is aimed to examine the unit measurement and evaluation studies in the 5th, 6th, 7th and 8th grade science textbooks accepted by the Ministry of National Education (MEB) for a period of 5 years starting from the 2019-2020 academic year, within the scope of the Renewed Bloom Taxonomy. For this purpose, unit assessment and evaluation studies in the books were analyzed within the framework of knowledge dimension (factual knowledge, conceptual knowledge, procedural knowledge and metacognitive knowledge) and cognitive process dimension (remembering, understanding, applying, analysing, evaluating and creating) of the Renewed Bloom Taxonomy. has been done. Document analysis, one of the qualitative research methods, was used in the research. Data in the research; It was obtained from the science textbooks accepted by the Ministry of National Education for a period of 5 years starting from the 2019-2020 academic year. The data collected within the scope of the research were analyzed with descriptive analysis, one of the qualitative data analysis techniques. The data were analyzed independently by two experts in the field of science education and then compared. As a result of the analysis made in the research; It has been observed that the 5th, 6th and 7th grade science textbook unit evaluation questions accumulate in the conceptual knowledge comprehension level of taxonomy. While it was seen that the unit evaluation questions of the 8th grade science textbooks accumulated in the conceptual knowledge recall step of taxonomy, it was observed that there were no questions in the creation step in the science textbooks for the 5th, 7th and 8th grades. In addition, the differences and similarities between the levels of the unit evaluation questions in the science textbooks within the framework of the knowledge dimension and cognitive process dimension of the Revised Bloom Taxonomy and the class levels of the textbooks were compared.

Ortaokul Fen Bilimleri Ders Kitaplarında Yer Alan Ünite Ölçme Ve Değerlendirme Çalışmalarının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine Göre Analiz Edilmesi


Emine KAHRAMAN1, Adem KOÇ2
1Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
2Mersin Üniversitesi


Bildiri No: 24 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ders kitaplarında yer alan ölçme ve değerlendirme çalışmalarının öğrencilerin öğrenme düzeylerini sorgulama açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Fakat aynı zamanda bu çalışmalara yer verilmesi kadar bu çalışmaların taksonomik açıdan ne düzeyde olduğu da önemlidir. Buradan hareketle bu araştırmada ortaokullarda Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2019-2020 eğitim öğretim yılından itibaren 5 yıllık süre ile kabul edilen 5, 6, 7 ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitaplarında bulunan ünite ölçme ve değerlendirme çalışmalarının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi kapsamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda kitaplarda bulunun ünite ölçme ve değerlendirme çalışmaları Yenilenmiş Bloom Taksonomisi’nin bilgi boyutu (olgusal bilgi, kavramsal bilgi, işlemsel bilgi ve üstbilişsel bilgi) ve bilişsel süreç boyutu (hatırlama, anlama, uygulama, analiz etme, değerlendirme ve yaratma) çerçevesinde analiz edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmada veriler; MEB tarafından 2019-2020 eğitim öğretim yılından itibaren 5 yıllık süre ile kabul edilen fen bilimleri ders kitaplarından elde edilmiştir. Araştırma kapsamında toplanan veriler, nitel veri analiz tekniklerinden betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Veriler fen eğitimi alanındaki iki uzman tarafından bağımsız olarak analiz edilmiş olup, daha sonra karşılaştırılmıştır. Araştırmada yapılan analiz sonucunda; 5, 6 ve 7. sınıf fen bilimleri ders kitabı ünite değerlendirme sorularının taksonominin kavramsal bilgi anlama basamağında yığılma gösterdiği görülmüştür. 8. sınıf fen bilimleri ders kitabı ünite değerlendirme sorularının ise taksonominin kavramsal bilgi hatırlama basamağında yığılma gösterdiği görülürken 5, 7 ve 8. sınıf düzeylerine ilişkin fen bilimleri ders kitaplarında yaratma basamağında herhangi bir soru yer almadığı görülmüştür. Bununla birlikte fen bilimleri ders kitaplarındaki ünite değerlendirme sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi’nin bilgi boyutu ve bilişsel süreç boyutu çerçevesinde düzeyleri ile ders kitaplarının sınıf düzeyleri arasındaki farklılıklar ve benzerlikler karşılaştırılmıştır.


Analysis Of Lgs Science Questions According To Solo Taxonomy


Adem KOÇ1, Emine KAHRAMAN2
1Mersin Üniversitesi
2Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi


Abstract No: 25 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The questions in the central common exams applied in the transition to a higher education level also affect the subjects that are emphasized in the teaching process. In this case, it is thought that the taxonomic level of the questions in the central common exams, which also affects the quality of the teaching process, is also important. From this point of view, in this study, the science questions included in the High School Transition System (LGS) questions, which were decided to be implemented by the Ministry of National Education (MEB) from the 2017-2018 academic year and held in a single session at the end of each academic year, are frequently preferred in the cognitive domain classification and it is aimed to analyze according to the SOLO taxonomy, which consists of 5 levels. For this purpose, the study was carried out according to document analysis, one of the qualitative research methods. The data in the research were obtained from the question booklets published on the official website of the Ministry of National Education after the examination sessions were completed. In this context, 80 science questions in a total of four exams, including the 2020-2021 academic year, were analyzed separately for each exam session by the researchers. The data obtained in the research were analyzed according to the descriptive analysis method and the findings were presented in tables with explanations. As a result of the research, it was seen that no questions corresponding to the one-way structure level of the SOLO taxonomy were included in the LGS exams, and the questions were generally stacked at the relational structure level. In addition, the obtained results were compared with other studies in the literature and suggestions were made.

Lgs Fen Bilimleri Sorularının Solo Taksonomisine Göre Analizi


Adem KOÇ1, Emine KAHRAMAN2
1Mersin Üniversitesi
2Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi


Bildiri No: 25 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bir üst öğrenim kademesine geçişte uygulanan merkezi ortak sınavlarda yer alan sorular öğretim sürecinde ağırlık verilen konuları da etkilemektedir. Bu durumda öğretim sürecinin niteliğini de etkileyen merkezi ortak sınavlarda yer alan soruların taksonomik açıdan hangi seviyede olduğunun da önemli olduğu düşünülmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2017-2018 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmasına karar verilen ve her eğitim öğretim yılı sonunda tek oturum şeklinde gerçekleştirilen Liselere Geçiş Sistemi (LGS) soruları içerisinde yer alan fen bilimleri sorularının bilişsel alan sınıflandırmalarında sıklıkla tercih edilen ve 5 düzeyden oluşan SOLO taksonomisine göre analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesine göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler MEB resmi internet sitesinde sınav oturumları tamamlandıktan sonra yayınlanan soru kitapçıklarından elde edilmiştir. Bu bağlamda 2020-2021 eğitim öğretim yılı dâhil erişim sağlanan toplam dört sınavda yer alan 80 fen bilimleri sorusu araştırmacılar tarafından her bir sınav oturumu için ayrı ayrı analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler betimsel analiz yöntemine göre analiz edilmiş ve bulgular tablolaştırılarak açıklamalarla birlikte sunulmuştur. Araştırma sonucunda LGS sınavlarında SOLO taksonomisinin tek yönlü yapı düzeyine karşılık gelen herhangi bir soruya yer verilmediği, soruların genellikle ilişkisel yapı düzeyinde yığıldığı görülmüştür. Ayrıca elde ulaşılan sonuçlar literatürde yer alan diğer çalışmalar ile de karşılaştırılarak önerilerde bulunulmuştur.


Analysis Of Studies Using Alternative Measurement And Evaluation Methods And Techniques In Science Education By Content Analysis Method


Ayberk Bostan Sarıoğlan1, Esra Bursa2, Fatih Gürbüz3
1Balıkesir Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
3Bayburt Üniversitesi Bayburt Eğitim Fakültesi


Abstract No: 28 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The rapid progress and change in science and technology with each passing day causes the curriculum to change at the same speed. Depending on this change in curricula, the need for continuous renewal of measurement and evaluation methods and techniques arises. Therefore, in this study, it is aimed to examine the studies in which alternative measurement and evaluation methods and techniques are used in science education between the years 2010-2020 by the method of content analysis. According to the criteria of the 2010-2020 date range, articles accessed from the ULAKBİM database were analyzed by thematic content analysis method. The studies were analyzed by considering the research approach, general objectives, sample, data collection tools, data analysis methods, teaching methods and techniques, subject areas and distribution of subjects. At the results of the research, it was concluded that the importance of measurement and evaluation methods and techniques is increasing day by day and more studies are being done every year. In the results obtained, it is seen that these studies are mostly carried out with the aim of determining the current situation. It has been determined that the studies examined are often carried out with teachers and teacher candidates. It is seen that measurement-evaluation scales are used the most as a data collection tool and statistical programs are used in data analysis. In line with the results obtained from this study, it will be possible to have an idea about the tendencies towards alternative measurement and evaluation methods in science education.
 

Fen Eğitiminde Alternatif Ölçme Ve Değerlendirme Yöntem Ve Tekniklerinin Kullanıldığı Çalışmaların Içerik Analizi Yöntemiyle Incelenmesi


Ayberk Bostan Sarıoğlan1, Esra Bursa2, Fatih Gürbüz3
1Balıkesir Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
3Bayburt Üniversitesi Bayburt Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 28 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Her geçen gün bilim ve teknolojinin hızla ilerleme ve değişim göstermesi öğretim programlarının da aynı hızda değişmesine yol açmaktadır. Öğretim programlarındaki bu değişime bağlı olarak ölçme ve değerlendirme yöntem ve tekniklerinin de sürekli yenilenme ihtiyacı doğmaktadır. Bu nedenle bu araştırmada, 2010-2020 yılları arasında fen eğitiminde alternatif ölçme ve değerlendirme yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı çalışmaların içerik analizi yöntemiyle incelenmesi amaçlanmıştır. 2010-2020 tarih aralığı kriterlerine göre, ULAKBİM veri tabanından ulaşılan makaleler tematik içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmalar araştırma yaklaşımı, genel amaçlar, örneklem, veri toplama araçları, veri analiz yöntemleri, öğretim yöntem ve teknikleri, konu alanları ve konuların dağılımları dikkate alınarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarında, ölçme ve değerlendirme yöntem ve tekniklerinin öneminin her geçen gün arttığı ve her geçen yıl daha fazla sayıda çalışma yapıldığı sonucu ile karşılaşılmıştır. Elde edilen sonuçlarda, bu çalışmaların en fazla mevcut durumun tespit edilmesi amacı ile yürütüldüğü görülmektedir. İncelenen çalışmaların sıklıkla öğretmen ve öğretmen adayları ile yürütüldüğü tespit edilmiştir. Veri toplama aracı olarak en fazla ölçme-değerlendirme ölçeği kullanıldığı ve veri analizinde istatistik programlarından yararlanıldığı görülmektedir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda fen eğitiminde alternatif ölçme ve değerlendirme yöntemlerine olan eğilimler hakkında fikir sahibi olunabilecektir.
 


The Effect Of Critical Thinking Course On Critical Thinking Skills And Disposition


Hasan TEMEL1
1Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 33 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the report published by the World Economic Forum held in 2020, it is seen that critical thinking is among the top ten skills of 2025 within the framework of evaluations for the professions of the future. In the same report, critical thinking skill comes first among the skills that will increase their importance the most according to different skill groups. In this context, the aim of the study is to examine the effect of the critical thinking course given through distance education on the critical thinking skills and disposition of university students.
In this study, the triangulation model, which is one of the mixed research methods, was adopted, which allows comparisons of the data obtained by collecting both quantitative and qualitative data. The sample of the research consists of a total of 30 senior university students, 17 of whom are pre-school pre-serve teachers, 7 of whom are Computer and Instructional Technologies Teaching pre-serve teachers, 4 of whom are mathematics pre-serve teachers and 2 are from Industrial Engineering, who are studying in the 4th grade at a state university in the Marmara region. In order to determine the critical thinking skills and dispositions of university students before the critical thinking course held through distance education in the spring term of the 2020-2021 academic year, "California Critical Thinking Disposition Scale" and open-ended questions about "What is critical thinking" and "Why critical thinking is important" were asked.
As a result of the content analysis of the university students' statements about what critical thinking is, it was determined that the themes such as "reasoning", "analysis", "different point of view" were at the forefront before the critical thinking lesson, after the critical thinking lesson, it was determined that concepts such as "different point of view", "right decision making", "questioning", "analysing", "reasoning" were expressed more.   It was concluded that there was a significant difference between the pretest and post-test in the critical thinking dispositions of the participants.

Eleştirel Düşünme Dersinin Eleştirel Düşünme Becerilerine Ve Eğilimlerine Etkisi


Hasan TEMEL1
1Balıkesir Üniversitesi


Bildiri No: 33 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

2020 yılında gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forum tarafından yayınlanan raporda geleceğin mesleklerine yönelik değerlendirmeler çerçevesinde 2025’in en iyi on becerisi arasında eleştirel düşünmenin yer aldığı görülmektedir. Yine aynı raporda farklı beceri gruplarına göre önemini en fazla artıracak olan becerilerin başında da eleştirel düşünme becerisi gelmektedir. Bu bağlamda gerçekleştirilen çalışmada uzaktan eğitim yoluyla gerçekleştirilen eleştirel düşünme dersinin üniversite öğrencilerinin eleştirel düşünme becerileri ve eğilimlerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.
Bu çalışmada hem nicel hem de nitel verilerin toplanarak elde edilen verilerin sonuçların birleştirilerek karşılaştırmaların yapılmasına imkan tanıyan karma araştırma yöntemlerinden birleştirme (çeşitleme) modeli benimsenmiştir. Araştırmanın örneklemi Marmara bölgesindeki bir devlet üniversitesinde 4. Sınıfta öğrenim görmekte olan 17 okul öncesi öğretmenliği, 7 Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, 4 matematik öğretmenliği ve 2 Endüstri Mühendisliği olmak üzere toplam 30 üniversite son sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. 2020-2021 eğitim öğretim yılı bahar döneminde uzaktan eğitim yoluyla gerçekleştirilen eleştirel düşünme dersi öncesinde üniversite öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerini ve eğilimlerini belirlemek amacıyla “California Eleştirel düşünme eğilimi ölçeği” ve “Eleştirel düşünmenin ne olduğu” ve “Eleştirel düşünmenin neden önemli olduğuna” yönelik açık uçlu sorular yöneltilmiştir.  Eleştirel düşünme dersi öncesinde ve sonrasında uygulanan “California Eleştirel düşünme eğilimi ölçeğinin” ön test ile son test arasında anlamlı farklılığın olup olmadığını belirlemek amacıyla ilişkili örneklemler için t testi analizinden yararlanılmıştır. Açık uçlu sorulardan elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilerek üniversite öğrencilerinin eleştirel düşünme dersi öncesinde ve sonrasında eleştirel düşünme becerileri hakkında düşünceleri ortaya konulmuştur.
Üniversite öğrencilerinin eleştirel düşünmenin ne olduğuna yönelik ifadelerinin içerik analizi sonucunda, eleştirel düşünme dersi öncesinde “akıl yürütme”, “analiz etme”, “farklı bakış açısı” gibi temaların ön planda olduğu, eleştirel düşünme dersi sonrasında ise “farklı bakış açısı”, “doğru karar verme”, “sorgulama”, “analiz etme”, “akıl yürütme” gibi temalara yönelik kavramların daha çok ifade edildiği belirlenmiştir. Katılımcıların eleştirel düşünme eğilimlerinde ise ön test ile son test arasında anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.


Adaptation Of The Ready-willing-able Measure Of Leadership Capacity Scale To Turkish: A Validity And Reliability Study


Pınar AYYILDIZ1, Adem YILMAZ2
1Ankara Medipol Üniversitesi
2Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 119 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Certain skills have come to the fore in recent years, which have also been adopted by the majority of the members of the society. Creative thinking skills, critical thinking and leadership skills that are considered amongst 21st century skills may constitute examples to the said skills. Leadership skills indeed stand out in relation to their very role in the facilitation and development of the aforementioned skills to the fullest extent as well as in the gaining of these skills in question. In actuality, today it has turned out to be a necessity for each individual to have gained leadership skills for both individual development and for the development of the society. To that end, this study aimed to translate and adapt the Ready-Willing-Able Measure of Leadership Capacity (RWAMLC) Scale developed by Rosch and Collins (2020) into Turkish. 893 university students, determined by the purposeful sampling method, participated in the research. Within the scope of the research, exploratory and confirmatory factor analysis was carried out. SPSS 25.0 and AMOS 25.0 programs were utilized in that sense. First off, the language validity of the scale was examined, and having seen it is suitable for Turkish, the second stage was initiated. In the second stage, construct validity was examined. In the third stage, reliability analyses were conducted, and internal consistency coefficients were calculated. As a result of the application, it was determined that the scale structure consisting of five factors and 21 questions was similar to the original scale. The results obtained show that the scale adapted to Turkish is usable, valid, and reliable.
 

Liderlik Kapasitesinin Hazır Oluş/isteklilik/yetkinlik Bakımlarından Ölçülmesi Ölçeğinin Türkçeye Uyarlanması: Geçerlik Ve Güvenirlik Çalışması


Pınar AYYILDIZ1, Adem YILMAZ2
1Ankara Medipol Üniversitesi
2Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 119 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda ön plana çıkan ve toplumda yoğun olarak kabul gören birtakım beceriler bulunmaktadır. 21. yüzyıl becerileri ile birlikte anılan yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme ve liderlik becerileri bunlara örnek verilebilir. Nitekim ilgili becerilerin tam anlamıyla gelişmesi ve istendik düzeyde kazanılması noktasında liderlik yetkinlikleri ön plana çıkmaktadır. Esasında günümüzde hem bireysel gelişim hem toplumsal gelişim için liderlik becerilerinin, her birey için yeterli düzeyde kazanılmış olması bir zorunluluk haline gelmektedir. Bu bağlamda, bu araştırmada Rosch ve Collins (2020) tarafından geliştirilen Liderlik Kapasitesinin Hazır oluş/İsteklilik/Yetkinlik Bakımlarından Ölçülmesi (LKHİYBÖ) Ölçeğinin Türkçeye çevirisi ve uyarlanması amaçlanmıştır. Araştırmaya amaçlı örnekleme metodu ile belirlenmiş 893 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma kapsamında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. SPSS 25.0 ve AMOS 25.0 programları kullanılmıştır. İlk olarak ölçeğin dil geçerliği incelenmiş ve Türkçeye uygun olması nedeniyle ikinci aşamaya geçilmiştir. İkinci aşamada yapı geçerliği incelenmiştir. Üçüncü aşamada güvenirlik analizleri yapılmış ve iç tutarlılık katsayıları hesaplanmıştır. Uygulama sonucunda beş faktörlü ve 21 sorudan oluşan ölçek yapısının özgün ölçekle benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar Türkçeye uyarlanan ölçeğin kullanılabilir, geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.  
 


Covıd-19 Salgın Döneminde Yürütülen Uzaktan Eğitim Süreci Ile Ilgili Öğretmen Ve Yöneticilerin Görüşleri


ARZU SAKA 1, CANAN ÇOLAK SEYMEN2
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ
2SÜRMENE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ


Abstract No: 136 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Toplumsal değişim, toplumun durağan özelliklerinin aktif bir gelişim sürecinde ki değişimini ifade etmektedir. Değişim kavramı, farklılaşma ve bir durumdan diğer bir duruma geçiş ile anlatılabilmektedir. Bu değişim sürecinden aile, tüketim, üretim, yönetim, insan ilişkileri, bilim, teknoloji ve eğitim-öğretim gibi alanlar etkilenmektedir. Bu günlerde tüm dünyayı etkisi altına alan ve sosyal hayatın tüm alanlarında etkisini gösteren COVID-19 salgını toplum hayatında önemli değişikliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Örgün ve yaygın eğitim süreci düşünüldüğünde salgından etkilenen en önemli kamusal alanlardan birisinin eğitim alanı olduğu söylenebilmektedir. Salgının yarattığı kriz nedeniyle okullara bir süreliğine ara verilerek ve yüz yüze eğitime alternatif bir öğrenme süreci olarak web tabanlı uzaktan eğitim süreci başlamıştır. Böylelikle tüm dünyada teknoloji ağırlıklı öğrenme süreçlerinin kullanılması temel bir gereksinim haline gelerek uzaktan eğitim çalışmalarında teknoloji kullanımı kayda değer bir şekilde artmıştır. Bu araştırma; korona virüs (COVID-19) salgını sürecinde salgın döneminde gerçekleştirilen uzaktan eğitim sürecinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma tarama deseninde tasarlanmıştır. Tarama deseninde tasarlanan çalışma kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 150 öğretmen ve 30 idareci ile yürütülmüştür Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan online anket formu kullanılmıştır. Toplanan verilerin çözümlenmesi için betimsel istatistiklerden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; paydaşların çoğunluğunun uzaktan eğitime kolaylıkla erişim sağladığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin dersleri düzenli olarak gerçekleştirdiği ve yöneticilerin öğretmenlerin derslerini sistematik olarak takip ettiği ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda yöneticilerin çoğunluğunun canlı dersler hakkında dönüt verdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte, katılımcıların çoğunluğunun, uzaktan eğitimin yüz yüze eğitim kadar verimli olmadığını düşündüğü ve salgın sürecinden sonra yüz yüze eğitim ile online eğitim sürecinin birlikte yürütülmesi yönünde görüş belirttikleri belirlenmiştir. Uzaktan eğitime erişim boyutunda erkekler kadınlara göre daha olumlu görüşe sahiptir. Katılımcıların çoğunluğu uzaktan eğitim sürecinin özgüveni artırma ve esnek bir ortam oluşturma konusunda avantaj sağladığını düşünmektedir. Araştırmada uzaktan eğitimin örgün eğitim sistemi ile bir arada yürütülmesi gerektiği ve öğretmenlerin ve öğrencilerin teknolojik alt yapılarının güçlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır

Covid-19 Salgin Döneminde Yürütülen Uzaktan Eğitim Süreci Ile Ilgili Öğretmen Ve Yöneticilerin Görüşleri


ARZU SAKA 1, CANAN ÇOLAK SEYMEN2
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ
2SÜRMENE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ


Bildiri No: 136 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Toplumsal değişim, toplumun durağan özelliklerinin aktif bir gelişim sürecinde ki değişimini ifade etmektedir.   Toplumsal  değişim sürecinden aile, tüketim, üretim, yönetim, insan ilişkileri, bilim, teknoloji ve eğitim-öğretim gibi alanlar etkilenmektedir.  Bu günlerde tüm dünyayı etkisi altına alan ve sosyal hayatın tüm alanlarında etkisini gösteren COVID-19 salgını toplum hayatında önemli değişikliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Örgün ve yaygın eğitim süreci düşünüldüğünde salgından etkilenen en önemli kamusal hizmetlerden birisinin eğitim alanı olduğu söylenebilmektedir. Salgının yarattığı kriz nedeniyle yüz yüze eğitime ara verilerek alternatif bir öğrenme süreci olarak web tabanlı uzaktan eğitim süreci başlamıştır. Böylelikle tüm dünyada teknoloji ağırlıklı öğrenme süreçlerinin kullanılması temel bir gereksinim haline gelerek uzaktan eğitim çalışmalarında teknoloji kullanımı kayda değer bir şekilde artmıştır. Bu araştırma; korona virüs (COVID-19) salgını sürecinde salgın döneminde gerçekleştirilen uzaktan eğitim sürecinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma tarama deseninde tasarlanmıştır. Tarama deseninde tasarlanan çalışma kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 150 öğretmen ve 30 idareci ile yürütülmüştür Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan ve Google forms aracılığı ile hazırlanan online anket formu kullanılmıştır. Araştırma sürecinde toplanan verilerin çözümlenmesi için betimsel istatistiklerden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; paydaşların çoğunluğunun uzaktan eğitime kolaylıkla erişim sağladığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin dersleri düzenli olarak gerçekleştirdiği ve yöneticilerin öğretmenlerin derslerini sistematik olarak takip ettiği ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda yöneticilerin çoğunluğunun canlı dersler hakkında dönüt verdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte, katılımcıların çoğunluğunun, uzaktan eğitimin yüz yüze eğitim kadar verimli olmadığını düşündüğü ve salgın sürecinden sonra yüz yüze eğitim ile online eğitim sürecinin birlikte yürütülmesi yönünde görüş belirttikleri belirlenmiştir. Uzaktan eğitime erişim boyutunda erkekler kadınlara göre daha olumlu görüşe sahiptir. Katılımcıların çoğunluğu uzaktan eğitim sürecinin özgüveni artırma ve esnek bir ortam oluşturma konusunda avantaj sağladığını düşünmektedir. Araştırmada uzaktan eğitimin örgün eğitim sistemi ile bir arada yürütülmesi gerektiği ve uzaktan eğitim sürecinin niteliğinin artırılabilmesi için öğretmenlerin ve öğrencilerin teknolojik alt yapılarının güçlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
 


Evaluation Of Expert Meeting Events At Eskisehir Science Experiment Center And Sabanci Planetarium By The Participants


Vildan BAYAR1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 209 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to evaluate by the participants the Expert Meetings Events organized for teachers, teacher candidates and higher education students in the field of education at Eskisehir Metropolitan Municipality Science Experiment Center and Sabancı Planetarium between January 2020 and June 2021. The survey method was used in the study. Participant evaluations were obtained with the online event evaluation form after the Expert Meetings Event held in 13 different sessions. The form consists of 4 questions in total, 1 multiple choice and 3 open ended. 1322 participants from 67 different provinces of Turkey attended the events and 290 participants filled out the online evaluation form sent after the event. Descriptive analysis was used in data analysis. As a result of the analysis, it has been concluded that the number of female participants is higher than the number of male participants, the science field has the highest participation, and the first 3 cities with the highest participation are Eskisehir, Istanbul and Ankara. The majority of the participants think that the events carried out in 13 different subject sessions are beneficial and instructive for their professional development and they want the events to be done more frequently.
 

Eskişehir Bilim Deney Merkezi Ve Sabanci Uzay Evi’nde Gerçekleştirilen Uzman Buluşmalari Etkinliklerinin Katilimcilar Tarafindan Değerlendirilmesi


Vildan BAYAR1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 209 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada 2020 yılı Ocak-2021 yılı Haziran Ayı döneminde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Bilim Deney Merkezi ve Sabancı Uzay Evi’nde öğretmen, öğretmen adayları ve eğitim alanındaki yükseköğretim öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen Uzman Buluşmaları Etkinliği’ nin katılımcılar tarafından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiş ve katılımcı değerlendirmeleri 13 farklı oturumda düzenlenen Uzman Buluşmaları Etkinliği sonrasında Çevrimiçi Etkinlik Değerlendirme Formu ile alınmıştır. Form 1 çoktan seçmeli, 3 açık uçlu olmak üzere toplamda 4 sorudan oluşmaktadır. Etkinliklere Türkiye’nin 67 farklı illinden 1322 katılımcı katılmış ve etkinlik sonrası gönderilen Çevrimiçi Etkinlik Değerlendirme Formu’ nu 290 katılımcı doldurmuştur. Çalışmadan elde edilen veriler betimsel analiz kullanılarak çözümlenmiştir. Analiz sonucunda kadın katılımcı sayısının erkek katılımcı sayısına göre fazla olduğu, en fazla katılımı fen bilimleri branşının oluşturduğu, en fazla katılım gösteren ilk 3 şehrin Eskişehir, İstanbul ve Ankara illerinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğu 13 farklı konuya yönelik oturumlarda gerçekleştirilen etkinliklerin mesleki gelişimlerine faydalı, öğretici olduğunu düşünmekte ve etkinliklerin daha sık yapılması istemektedir.


Investigation Of Acceptance And Use Of Online Learning Environments In Terms Of E-learning Readiness And Online Student Connectedness


Şule Betül Tosuntaş1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 251 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is to examine university students' acceptance and use of online learning environments, online readiness and online student connectedness. In this direction, the research was designed using the correlational method. The participants of the study consist of university students selected through criterion sampling. Acceptance and use of online learning environments will be determined by a 24-item scale developed under the Unified Technology Acceptance and Use Model. The E-Learning Readiness Scale consists of 6 factors and a total of 33 items. The Online Student Connectedness Scale has a 4-factor structure with 25 items. Data were collected from the participants via the online survey platform. In the analysis of the data, descriptive statistics, correlation, and difference tests were used. It is considered important to examine the level of adoption and use of online learning environments by university students in terms of their readiness and connectedness to the environments. Acceptance and use of online learning environments are discussed as an individual's performance expectation, effort expectancy, facilitating factors, social influence, behavioral intention, and usage. In addition, readiness, which is known to be effective in the use of online learning environments, consists of computer self-efficacy, internet self-efficacy, online communication self-efficacy, self-directed learning, learner control, and motivation towards e-learning. The individual's connectedness to the online learning environment is considered as comfort, community, facilitation, interaction and collaboration. Within the scope of this research, acceptance and use of online learning environments, readiness and commitment were examined together in the context of factors affecting online learning. Detailed findings and results will be reported.
 

Çevrimiçi Öğrenme Ortamlarının Kabul Ve Kullanımının Çevrimiçi Hazırbulunuşluk Ve Bağlılık Açısından Incelenmesi


Şule Betül Tosuntaş1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 251 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin çevrimiçi öğrenme ortamlarını kabul ve kullanımları, çevrimiçi hazırbulunuşluk ve çevrimiçi bağlılıklarını incelemektedir. Bu doğrultuda araştırma ilişkisel yöntem kullanılarak desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları ise ölçüt örneklem yoluyla seçilen üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Çevrimiçi öğrenme ortamlarının kabul ve kullanımı Birleştirilmiş Teknoloji Kabul ve Kullanım Modeli kapsamında geliştirilmiş 24 maddelik ölçek ile belirlenecektir. Çevrimiçi Hazırbulunuşluk Ölçeği ise 6 faktör ve toplam 33 maddeden oluşmaktadır. Çevrimiçi Öğrenci Bağlılığı Ölçeği, 25 maddelik 4 faktörlü yapıdadır. Veriler katılımcılardan çevrimiçi anket platformu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde ise betimsel istatistikler, korelasyon ve fark testleri kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin çevrimiçi öğrenme ortamlarını benimseme ve kullanım düzeylerinin ortamlara olan hazırbulunuşlukları ve bağlılıkları açısından incelenmesi önemli görülmektedir. Çevrimiçi öğrenme ortamlarının kabul ve kullanımı bireyin performans beklentisi, çaba beklentisi, kolaylaştırıcı faktörler, sosyal etki, davranışsal niyet ve kullanım olarak ele alınmaktır. Bunun yanı sıra çevrimiçi ortamlarının kullanımı üzerinde etkili olduğu bilinen hazırbulunuşluk ise bilgisayar öz-yeterliği, internet öz-yeterliği, çevrimiçi iletişim öz yeterliği, kendi kendine öğrenme, öğrenen kontrolü, e-öğrenmeye yönelik motivasyon bileşenlerinden oluşmaktadır. Bireyin çevrimiçi öğrenme ortama olan bağlılığı ise konfor, topluluk, kolaylaştırma, etkileşim ve işbirliği olarak ele alınmaktadır. Bu araştırma kapsamında çevrimiçi öğrenmeyi etkileyen faktörler bağlamında çevrimi öğrenme ortamlarını kabul ve kullanım, hazırbulunuşluk ve bağlılık birlikte incelenmiştir. Ayrıntılı bulgu ve sonuçlar raporlanacaktır. 
 


Integration Of Computational Thinking Into Environment Of Science Learning: Algorithms, Modeling And Data Applications In Teaching Cell Divisions 


Selen ŞENER KORUK1, Elif BENZER2
1Ali Haydar Ersoy Ortaokulu
2Marmara Üniversitesi


Abstract No: 162 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Having internet has provided us to reach the information easily and it has made producing information, using it, and changing it, mainly processing it, more important than being informed. Thus, computational thinking skill has been involved in 21st century thinking skills. Also, teaching it has been searched by many agencies and it has gradually been popular in the education area. Wing (2006, s.33), a scientist who made computational thinking skill popular, defined it as ‘a range of skills that help solve a big and complicated problem or ensure designing a big and complicated system.’ The aim of this study is to design a lesson plan which the skills of computational thinking is integrated into the cell division subject and to decide the effects on 7 graders’ computational thinking skills and success level by using triangulation design of mixed method. Quantitative dimension of the study was proceeded by using quasi- experimental design with experimental and control groups. As data collecting tool, Computational Thinking Skills Scale, developed by Cakir and Ozden (2015) and Cell Divisions Success Test, developed by the researcher were used. Qualitative data was obtained using structured interview. The lesson designs were formed being added data applications to 3 main applications, suggested by Peel and Friedrichsen (2018) and applied. Quantitative measurement tools were applied to 21 individuals experimental and 18 individuals control group as 2 weeks before and after the application. When the data was analyzed, it was observed that the applications did not contribute further to success; however, it developed the computational thinking skill in a significant rate. After the application, the interviews done with 8 students chosen from experimental group were analyzed using MAXQDA program. It was concluded that students found the design enjoyable and these skills were able to be integrated to other lessons and life.
 

Fen Bilgisi Öğrenme Ortamına Bilgi Işlemsel Düşünmenin Entegrasyonu: Hücre Bölünmeleri Öğretiminde Algoritmalar, Modellemeler Ve Veri Uygulamaları


Selen ŞENER KORUK1, Elif BENZER2
1Ali Haydar Ersoy Ortaokulu
2Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 162 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İnternetin hayatımıza entegre olması bilgiye kolayca erişebilmeyi sağlamış ve bu durum bilgiye sahip olmaktan ziyade bilgiyi üretmeyi, kullanmayı ve değiştirmeyi yani bilgiyi işleyebilmeyi daha önemli hale getirmiştir. Böylece bilgi işlemsel düşünme becerisi 21.yüzyıl düşünme becerilerine dahil edilmiştir; öğretimi birçok kurum ve kuruluş tarafından araştırılan, eğitim alanında gitgide popüler bir hale gelen düşünme becerisi haline gelmiştir. Bilgi işlemsel düşünme becerisinin popüler olmasında büyük bir paya sahip olan bilim insanı Wing (2006, s.33) bu beceriyi “büyük ve karmaşık bir problemin çözülmesine yardımcı olan ya da büyük ve karmaşık sistemin tasarlanmasını sağlayan bir dizi beceri” olarak tanımlamıştır. Yapılan çalışmanın amacı bilgi işlemsel düşünme becerilerinin hücre bölünmeleri konu bağlamına entegre edildiği ders tasarımının oluşturulması ve bu ders tasarımının ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerine ve başarı düzeylerine etkisini karma yöntemin çeşitleme deseni kullanılarak belirlenmesidir. Araştırmanın nicel boyutu deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür ve veri toplama aracı olarak Çakır ve Özden (2015) tarafından geliştirilen Bilgisayarca Düşünme Becerileri Ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen Hücre Bölünmeleri Başarı Testi kullanılmıştır. Nitel veriler yapılandırılmış görüşme kullanılarak elde edilmiştir. Ders tasarımları Peel ve ve Friedrichsen (2018) tarafından önerilen 3 temel uygulamaya araştırmacı tarafından veri uygulamaları eklenerek oluşturulmuştur ve uygulanmıştır. Nicel ölçme araçları uygulamadan 2 hafta önce ve sonra olarak şekilde 21 kişilik deney ve 18 kişilik kontrol grubuna uygulanmıştır ve veriler analiz edildiğinde yapılan uygulamanın başarıya ayrıca bir katkı sağlamadığı fakat bilgi işlemsel düşünme becerisini anlamlı oranda geliştirdiği belirlenmiştir. Uygulama sonrası deney grubundan ders katılımına göre belirlenen 8 öğrenciyle yapılan görüşmeler MAXQDA programı kullanılarak analiz edilmiştir ve öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerileri ile sürdürülen ders tasarımını eğlenceli bulduğu, bu becerileri diğer derslere ve günlük hayata entegre edebildiği sonucu çıkarılmıştır.
 *Selen ŞENER KORUK’un bilgi işlemsel düşünme basamaklarıyla tasarlanan hücre bölünmeleri konusunun 7.sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme, yaratıcılık ve ders başarısına etkisi adlı tezden üretilmiştir.
 


The Effect Of Argumentation-based Science Learning (absl) Approach On The Argument Making Skills Of Secondary School Students


Gülşen Koçak1, Sabriye Seven1
1Atatürk Üniversitesi KKEF


Abstract No: 167 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study; It is aimed to determine the effect of Argument-Based Science Learning (ABSL) approach on students' argument formation skills in the 6th grade Science course "Reproduction, Growth and Development in Plants and Animals", "Matter and Heat" and "Transmission of Electricity" units. The study consists of a total of 37 students studying in two different 6th grade branches of a secondary school in a city center in the north-east of Turkey. In the first of the branches (Implementation Group 1 - UG1=18), the ABSL approach was implemented, supported by the making of brochures and in the second (Implementation Group 2 - UG2=19) report writing. After the application, written brochures and reports were evaluated to determine the argumentation skills of the students. Correlation analysis was performed for all units in order to understand whether there is a relationship between academic achievement and argument formation skills in both experimental groups. According to the findings obtained from the study; It was observed that argument creation skills increased over time in both practice groups, and there was no relationship between argument creation skills and academic success in both practice groups. As a result, it is seen that ABSL supports argument formation skills.
 

Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme (Atbö) Yaklaşımının Ortaokul Öğrencilerinin Argüman Oluşturma Becerileri Üzerine Etkisi


Gülşen Koçak1, Sabriye Seven1
1Atatürk Üniversitesi KKEF


Bildiri No: 167 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada; 6. sınıf Fen Bilimleri dersi “Bitki ve Hayvanlarda Üreme, Büyüme ve Gelişme”, “Madde ve Isı” ve “Elektriğin İletimi” ünitelerinde Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme (ATBÖ) yaklaşımının öğrencilerin argüman oluşturma becerilerine etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Türkiye’nin kuzey doğusundaki bir il merkezindeki ortaokulun iki farklı 6. sınıf şubesinde öğrenim gören toplam 37 öğrenciden oluşmaktadır. Şubelerden birincisinde (Uygulama Grubu 1 - UG1=18) broşür yapımı ile ikincisinde (Uygulama Grubu 2 - UG2=19) rapor yazımı ile desteklenen ATBÖ yaklaşımı uygulanmıştır. Uygulamadan sonra öğrencilerin argüman oluşturma becerilerini tespit etmek için yazılı broşür ve raporlar değerlendirilmiştir. Tüm üniteler için her iki deney grubunda akademik başarı ile argüman oluşturma becerisi arasında ilişki olup olmadığını anlamak için korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; argüman oluşturma becerilerinin her iki uygulama grubunda da zamanla artış gösterdiği, yine her iki uygulama grubunun da argüman oluşturma becerisi ile akademik başarı arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak ATBÖ’nün argüman oluşturma becerilerini desteklediği görülmektedir.
 


Investigation Of Science Education Undergraduate And Master Students' Understandings Of The Concept Of Disaster


Tülay KURAK1, Emine ÇİL1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 183 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The consequences of technology, nature and human-induced events that negatively affect the lives of living things and that a person cannot overcome alone are called disasters. Disaster education is also needed along with taking the necessary measures to minimize the loss of life and property as a result of disasters. The aim of this study is to examine the understanding of science education undergraduate and master students about the concept of disaster. Within the scope of the study, the concept of general disaster and disaster types (nuclear accidents, insect invasion, terrorist attacks, migration and epidemic) are focused. Qualitative research approach was adopted in the study and it was conducted with a case study pattern. The study was carried out in a state university located in the western region of Turkey in the fall semester of the 2019-2020 academic year. Six students at undergraduate level and six students at master level participated in the study. A semi-structured interview form consisting of seven open-ended questions was used as a data collection tool. The interview form was developed by the researchers. Its validity was ensured by taking the opinions of two domain experts, and its reliability was ensured by making a pilot application with two students. Content analysis was used in the analysis of qualitative data. Based on the findings obtained from the study, it can be said that both undergraduate and master students generally often incomplete or misunderstood the concept of disaster.  It was determined that the participants did not define insect invasion, epidemics and migrations as disasters because they are not natural disasters. It has been suggested to carry out educational activities about disasters and especially non-natural disasters for undergraduate and master students in science education.
 

Fen Bilgisi Eğitimi Lisans Ve Yüksek Lisans Öğrencilerinin Afet Kavramına Yönelik Anlamalarının Incelenmesi


Tülay KURAK1, Emine ÇİL1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 183 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Canlıların hayatını olumsuz yönde etkileyen, kişinin tek başına üstesinden gelemeyeceği teknoloji, doğa ve insan kaynaklı olayların sonuçlarına afet denir.  Afetler sonucunda yaşanan can ve mal kayıplarını en aza indirgemek için gerekli tedbirlerin alınmasıyla birlikte afet eğitimine de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı Fen Bilgisi Eğitimi lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin afet kavramına yönelik anlamalarını incelemektir. Çalışma kapsamında genel afet kavramı ile afet türlerine (nükleer kazalar, böcek istilası, terör saldırıları, göç ve salgın) odaklanılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir ve durum çalışması deseni ile yürütülmüştür. Çalışma 2019-2020 eğitim-öğretim yılının güz yarıyılında Türkiye’nin batı bölgesinde yer alan bir devlet üniversitesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya Fen bilgisi eğitimi lisans düzeyinde altı, yüksek lisans düzeyinde altı öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak yedi açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu araştırmacılar tarafından geliştirilmiştir. Geçerliliği iki alan uzmanından görüş alınarak, güvenirliği iki öğrenci ile pilot uygulama yapılarak sağlanmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara dayalı olarak hem lisans hem de yüksek lisans öğrencilerinin afet kavramını genellikle eksik veya yanlış anladıkları söylenebilir. Katılımcıların verilen afet türlerinden böcek istilasını, salgınları ve göçleri doğal kaynaklı afet olmadığı için afet olarak tanımlamadıkları tespit edilmiştir. Fen bilgisi eğitimi lisans ve yüksek lisans öğrencilerine yönelik olarak afet ve özellikle de doğa kaynaklı olmayan afetler hakkında öğretimsel faaliyetlerin yapılması önerilmiştir.
 


A Descriptive Content Analysis Of Digital Literacy Studies In Turkey


Hacı Mehmet YEŞİLTAŞ1, Erol TAŞ1, Meral ÇELİKOĞLU1
1Ordu Üniversitesi


Abstract No: 190 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The concept of digital literacy was first used by Gilster in 1997.  Rather than presenting a list of relevant skills, Gilster described it quite generally as the ability to understand and use information from a variety of digital sources, and saw it as literacy in the digital age (Bawden, 2008). The term “literacy in the digital age” encompasses many skills under its auspices. Eshet-Alkalai (2004) stated in his study that digital literacy is more than just the ability to use software or operate a digital device; It states that it includes a wide range of complex cognitive, motor, sociological and emotional skills that users need to work effectively in digital environments.  The descriptive content analysis method includes the in-depth examination and arrangement of studies carried out independently of each other on a particular subject or field. Thus, general trends in the relevant field and subject are determined. It is expected that the results obtained with this method will guide future studies on the targeted issues. It has been chosen as the model of the research because it is a systematic study that includes the evaluation of the studies on a particular subject and the evaluation of the trends and research results in a descriptive dimension (Jayarajah, Saat & Rauf, 2014; Lin, Lin & Tsai, 2014). The data of this research, in addition to the master's and doctoral theses in the YÖK thesis center published in the field of education in Turkey until 2021, as well as the studies that can be accessed in full text on the web; was obtained with the digital literacy keyword. The purpose of this study covers the examination of master's, doctoral theses, and other studies conducted in our country in the context of digital literacy The data analysis process of the study continues.
 

Türkiye’ Deki Dijital Okuryazarlık Araştırmalarının Betimsel Içerik Analizi


Hacı Mehmet YEŞİLTAŞ1, Erol TAŞ1, Meral ÇELİKOĞLU1
1Ordu Üniversitesi


Bildiri No: 190 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Dijital okuryazarlık kavramı ilk olarak 1997 yılında Gilster tarafından kullanılmıştır. Gilster konuyla ilgili bir beceriler listesi sunmaktan ziyade, bunu oldukça genel bir şekilde, çeşitli dijital kaynaklardan gelen bilgileri anlama ve kullanma yeteneği olarak açıklamış ve dijital çağdaki okuryazarlık olarak görmüştür (Bawden, 2008). “Dijital çağdaki okuryazarlık” terimi ise anlaşılacağı üzere birçok beceriyi içerisinde barındırmaktadır. Eshet-Alkalai (2004) çalışmasında dijital okuryazarlığın yalnızca yazılımı kullanma veya bir dijital cihazı çalıştırma becerisinden daha fazlası olduğunu; kullanıcıların dijital ortamlarda etkili bir şekilde çalışması için ihtiyaç duydukları çok çeşitli karmaşık bilişsel, motor, sosyolojik ve duygusal becerileri içerdiğini belirtmektedir.
  Betimsel içerik analizi yöntemi, belirli bir konuda ya da alanda birbirinden bağımsız olarak yapılan çalışmaların derinlemesine incelenmesini ve düzenlenmesini kapsamaktadır. Böylelikle ilgili alanda ve konuda genel eğilimler belirlenmektedir. Bu yöntem ile elde edilen sonuçların, hedeflenen konulara yönelik olarak gelecekte planlanan çalışmalara yön göstermesi beklenmektedir. Belirli bir konu üzerinde yapılan çalışmaların ele alınıp eğilimlerinin ve araştırma sonuçlarının tanımlayıcı bir boyutta değerlendirilmesini içeren sistematik çalışma olduğundan (Jayarajah, Saat & Rauf, 2014; Lin, Lin & Tsai, 2014) araştırmanın modeli olarak seçilmiştir.   Bu araştırmanın verileri, 2021 yılına kadar Türkiye’ de eğitim alanın da yayımlanmış olan YÖK tez merkezinde yer alan yüksek lisans ve doktora tezlerin yanı sıra Web ortamında tam metin olarak ulaşılabilen çalışmalardan; dijital okuryazarlık anahtar kelimesi ile elde edilmiştir.  Bu çalışmanın temel amacı, ülkemizde yapılan yüksek lisans, doktora tezleri ve diğer çalışmaların dijital okuryazarlık bağlamında incelenmesini kapsamaktadır. Çalışmanın veri analiz süreci devam etmektedir.
 


The Effect Of Distance Chemistry Laboratory Applications On University Students’ Attitudes And Motivations Towards Chemistry


Handan Ürek1
1Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 11 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

COVID-19 Pandemics caused major influences on human life all over the World. One of those influences have been observed to be on education. Universites similar to other education institutions have rapidly shifted to conduct online teaching to avoid health issues among society. Hence, face to face courses were left and replaced with distance and online courses instead. This shift required to make new plans for the teaching stuff to conduct the courses. This paper aims to present the structure prepared for Chemistry Laboratory Course which was conducted with online applications during 2020-2021 spring term for the first year biology teaching students. In addition, the paper intends to summarize the effects of the course on students’ chemistry attitudes and motivations. For this reason, a weak experimental study was conducted with the attendance of 21 first year biology teaching students who were studying in one of the governmental universities located in the west part of Turkey. The study lasted for 16 weeks. Data were collected with the help of two scales with pre and post-test applications in addition to an open-ended question which examined the opinions of the participants concerning teaching activities in the end of the study. Data obtained from the scales were analysed with quantitative methods. IBM SPSS 20 was utilized to make comparisons between students’ pre and post attitudes and motivations towards chemistry. The findings of the study showed that distance chemistry laboratory applications caused a statistically significant increase in students’ motivations towards chemistry. However, students’ attitudes were determined not to rise in a significant level though there was an increase in their post-scores as a result of the implementations. In the light of the findings of the present study, the outline designed for this course can be recommended to be used for such online applications.


Extended Reality In Chemistry Education Research


Aybüke PABUÇCU AKIŞ1, Sibel ERDURAN2
1Dokuz Eylül Üniversitesi
2University of Oxford


Abstract No: 120 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Extended reality (XR) encompassing augmented reality (AR) and virtual reality (VR) has been a rising topic in chemistry education lately. XR is helpful to address educational problems in teaching chemistry online. AR, for instance, could help students overcome the barriers presented by traditional ball and stick modelling methods. VR can be used to provide  a student experience of environments and instrumentation that may be found high-price or gradually dangerous to encounter in real life. Our study sought to identify current uses of these XR technologies in chemistry education research, how these uses are currently impacting teaching and learning environments in chemistry education, and what this information can tell us about prospective uses for these promising technologies in chemistry courses. This rapid systematic review in this paper synthesises chemistry education research within a ten years period, published in ERIC databases, by leaning on two keywords, AR and VR, respectively with the word Chemistry. We have been particularly interested in the trends since the emergence of the pandemic and observed that CER papers including the application of AR and VR have significantly increased in recent two years. There were 11 AR papers identified for the timeframe 2012-2019, and 14 published in the 2020-2021 timeframe, the latter accounting for 56% were published since the onset of the pandemic. Similarly, 67% of VR papers in a decade have been published since 2020. The majority of XR studies were conducted in higher education contexts and most of them focused on organic chemistry. Researchers have observed that XR technologies facilitate the learning capacity of the students and support them in improving 3D-visualization.

Extended Reality in Chemistry Education Research


Aybüke PABUÇCU AKIŞ1, Sibel ERDURAN2
1Dokuz Eylül Üniversitesi
2University of Oxford


Bildiri No: 120 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Extended reality (XR) encompassing augmented reality (AR) and virtual reality (VR) has been a rising topic in chemistry education lately. XR is helpful to address educational problems in teaching chemistry online. AR, for instance, could help students overcome the barriers presented by traditional ball and stick modelling methods. VR can be used to provide  a student experience of environments and instrumentation that may be found high-price or gradually dangerous to encounter in real life. Our study sought to identify current uses of these XR technologies in chemistry education research, how these uses are currently impacting teaching and learning environments in chemistry education, and what this information can tell us about prospective uses for these promising technologies in chemistry courses. This rapid systematic review in this paper synthesises chemistry education research within a ten years period, published in ERIC databases, by leaning on two keywords, AR and VR, respectively with the word Chemistry. We have been particularly interested in the trends since the emergence of the pandemic and observed that CER papers including the application of AR and VR have significantly increased in recent two years. There were 11 AR papers identified for the timeframe 2012-2019, and 14 published in the 2020-2021 timeframe, the latter accounting for 56% were published since the onset of the pandemic. Similarly, 67% of VR papers in a decade have been published since 2020. The majority of XR studies were conducted in higher education contexts, most of them focused on organic chemistry. Researchers have observed that XR technologies facilitate the learning capacity of students  and support students in improving 3D-visualization.


Pre-service Teachers’ Experiences On The Use Of Digital Storytelling In Chemistry Education


Aybüke PABUÇCU AKIŞ1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 160 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The present study aimed to provide a digital story development experience for pre-service chemistry teachers in the “Material Development in Chemistry Teaching” course and to determine their experiences about digital storytelling. Activities in the course include, such as exploring tools that can help chemistry teaching, sharing experiences about the use of Web 2.0 tools (e.g., Powtoon, Scratch, Code, Movie Maker, Moovly, Toontastic, Voki, iMovie) and developing a digital story for the final course project. Participation in the research was entirely voluntary. The data were collected from 12 pre-service chemistry teachers’ written responses about their experiences on creating digital stories. A questionnaire form consisting of open-ended questions developed by the researcher. Research findings revealed that all pre-service chemistry teachers had positive opinions about digital storytelling, and they would use digital storytelling in their lessons when they become a teacher. They considered digital storytelling as advantageous since it provided meaningful and permanent learning, was fun and interesting. However, it also had disadvantages since creating digital stories was time-consuming. Also, some pre-service teachers stated that if they are not preparing carefully, digital stories can lead misconceptions or become a distraction for students. Another finding says that pre-service teachers encountered some problems while preparing digital stories. They experienced certain difficulties in scriptwriting, finding starting idea and suitable app for their stories. Most of them (66%) preferred using Powtoon app for their final project because they found this app useful, fun, and easy to learn to use.
 


Measuring Students’ Scientific Habits Of Mind Through Socio-scientific Issues


Antuni Wiyarsi1
1Yogyakarta State University


Abstract No: 211 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research aimed to measure students’ scientific habits of mind (SHOM) through socio-scientific issues (SSIs). A survey method was applied. The samples were 360 high school students taken from science program that take by random sampling. A scale of SHOM was used to get the data covers seven aspects i.e mistrust of arguments, scepticism, open-mindedness, curiosity, objectivity, suspension of belief, and rationality. A grup of expert looked at the scale to ensure it content validity. A scale consist of 20 items that were valid and had good reliability based on alpha cronbach calculation. The result showed that the level of student’ SHOM was in sufficient category. Students had good rationality and objectivity toward SSIs such as global warming, alternative medical treatment and research framework. However, students still had low curiosity as one of important aspect of SHOM. This study suggests that the use of SSIs as context in science (including chemistry) learning is important to improve students’ SHOM.


The Effectiveness Of A Stem+a Professional Development Experiment On Preschool Teachers’ Perceptions Of Science, Technology And Scientist


Emine ÇİL1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 105 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This paper presents some of the findings obtained from the project entitled with the number 218B539 “Domain Experts and Pre-School Teachers Experience Applied STEM+A Instruction” supported by the TÜBİTAK.   This project examined how this professional development experience changed teachers’ perceptions of science, technology, engineering, scientist, STEM education. In this study, only the findings obtained for science, technology and scientist perceptions are presented. The project activities began with experiencing of each discipline included in STEM  under the leadership of domain expert. The project activities continued with STEM+A approach application models in preschool classes. Engineering design-based STEM education, robotics in STEM, utilizing out-of-school learning environments in STEM education, mother tongue activities in STEM education were taught practically. The instruction was completed with the participants designing their own STEM+A activities and including  them in their daily activity stream. Instruction lasted seven days in the project. 30 preschool teachers participated in the project. Two or three teachers from 12 regions included in level 1 of The Territorial Units for Statistics classification for Turkey  participated in the project. The data of this study were obtained by drawing test and participant journals. In the drawing test, the participants were requested to make drawings about science, technology, and scientists and to explain these drawings. During the teaching process, the participants kept a journal. The participants had the opportunity to reflect on the gains, opinions, feelings, and thoughts that they freely obtained about their daily lives in their journal. Content analysis was carried out on the obtained qualitative data. Then, frequencies and percentages were calculated for emerging categories. The analysis of scientist drawings was based on Farland's (2003) categories. Categories were created by the researcher in the analysis of other  data. It was revealed that professional development experience had a positive effect on science, technology, and scientist perceptions.
 

Stem+a Eğitimi Profesyonel Gelişim Deneyiminin Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen, Teknoloji Ve Bilim Insanı Algısı Üzerine Etkileri


Emine ÇİL1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 105 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEM+A eğitimi son yıllarda bütün dünyada en popüler öğretim stratejilerinden biridir. Çoğu ülke çeşitli gerekçeler ile bu stratejiyi okul öncesi dönemden zorunlu eğitimin sonuna kadar hemen her öğretim kademesinde uygulayabilmek için yoğun çaba sarf etmektedir. Bu çalışmada 218B539 numaralı Alan Uzmanları İle Okul Öncesi Öğretmenleri Uygulamalı STEM+A Eğitimini tecrübe Ediyor isimli TÜBİTAK 4005 projesi kapsamında elde edilen bulguların bir bölümü sunulmuştur. Projede profesyonel gelişim deneyiminin katılımcıların fen, teknoloji, mühendislik, bilim insanı, STEM eğitimi hakkındaki algılarını nasıl değiştirdiği incelenmiştir. Bu çalışmada sadece fen, teknoloji ve bilim insanı algıları için elde edilen bulgular sunulmuştur. Proje etkinlikleri STEM kısaltması içindeki disiplinlerin (fen, mühendislik, teknoloji) her birinin alan uzmanları önderliğinde deneyimlenmesi ile başlamıştır. Proje etkinlikleri okul öncesi sınıflarında STEM+A yaklaşımını uygulama modelleri ile devam etmiştir. Mühendislik tasarım temelli STEM, robotik uygulamalar ile STEM, STEM eğitiminde okul dışı öğrenme ortamlarından yararlanma, ana dil etkinliklerinden yararlanma uygulamalı olarak öğretilmiştir. Katılımcıların kendi STEM+A etkinliklerini tasarlaması ve onu günlük etkinlik akışı içerisine yerleştirmeleri ile öğretim tamamlanmıştır. Projede öğretim yedi gün sürmüştür. Projeye 30 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması düzey bir de yer alan 12 bölgenin her birinden ikişer veya üçer öğretmen projeye katılmıştır. Veriler çizim testi ve katılımcı günlükleri ile toplanmıştır. Çizim testinde fen, teknoloji ve bilim insanı hakkında çizimler yapılması ve yapılan çizimlerin açıklanması istenmiştir. Öğretim süreci boyunca katılımcılar günlük tutmuşlardır. Katılımcılar günlüklerinde her gün yaşadıkları hakkında serbest olarak elde ettikleri kazanımlar, görüş, duygu, düşüncelerini yansıtma fırsatı elde etmişlerdir.  Elde edilen nitel veriler içerik analizine tabi tutulmuş, ortaya çıkan kategoriler için frekans ve yüzde hesaplanmıştır.  Bilim insanı çizimlerinin analizinde Farland (2003)’ün kriterleri ve kategorileri temel alınmıştır. Diğer çizimlerin ve günlük verilerinin analizinde kategoriler araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Profesyonel gelişim deneyiminin fen, teknoloji ve bilim insanı algılarının olumlu etkilediği tespit edilmiştir.
 


Determining The Views Of Science Teachers On The Engineering Discipline In The Stem Approach


Hasan Bakırcı1, Pınar Demir1, Murat Cancan1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Abstract No: 117 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The rapid progress of science and technology has revealed the differences in the needs of the society. This situation has increased the need for qualified manpower. The STEM approach has an important role in raising qualified individuals. It is aimed to develop the technology, mathematics and engineering skills of individuals through activities based on the STEM approach. It is thought that especially these activities will contribute to the development of design skills in individuals. Therefore, the aim of this research is to determine the views of science teachers about the engineering dimension in the STEM approach. Case study, one of the qualitative research methods, was used in the study. The research was carried out with 7 science teachers working in public schools in the city center of Van. In the study, data were collected by semi-structured interview. Content and descriptive analysis were used in the analysis of the data. Science teachers’ activities developed according to the STEM approach; They stated that they used it by integrating with science, technology, mathematics and engineering disciplines. The teachers who participated in the study stated that the engineering dimension in the STEM approach is related to producing a product. In addition, Science teachers stated that they had many problems while applying STEM activities. These problems; They explained the cost as the readiness of the students and the lack of time. Depending on the results of the research, it has been suggested that in-service training should be given to science teachers about the STEM approach. Regarding the cost and lack of materials experienced in STEM activities, it is recommended that teachers include activities that can be carried out with simple and inexpensive materials.
 

Fetemm Yaklaşımında Mühendislik Disiplinine Ilişkin Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Görüşlerinin Belirlenmesi


Hasan Bakırcı1, Pınar Demir1, Murat Cancan1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Bildiri No: 117 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilim ve teknolojinin hızla ilerlemesi toplumun ihtiyaçlarındaki farklılıkları ortaya çıkarmıştır. Bu durum nitelikli insan gücüne olan ihtiyacı artırmıştır. Nitelikli bireylerin yetişmesinde FeTeMM yaklaşımının önemli rolü bulunmaktadır. FeTeMM yaklaşımına dayalı etkinlikler aracılığıyla bireylerin, teknoloji, matematik ve mühendislik becerilerinin gelişmesi hedeflenmektedir. Özellikle bu etkinliklerin bireylerde tasarım yapma becerisinin gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı, Fen Bilimleri öğretmenlerinin, FeTeMM yaklaşımında yer alan mühendislik boyutuna ilişkin görüşlerini belirlemektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma, Van il merkezinde bulunan devlet okullarında görev yapmakta olan 7 Fen Bilimleri öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik ve betimsel analizinden faydalanılmıştır. Fen Bilimleri öğretmenleri FeTeMM yaklaşımına göre geliştirilen etkinlikleri; fen, teknoloji, matematik ve mühendislik disiplinlerine entegre edilerek kullandıkları belirtmişlerdir. Çalışmaya katılan öğretmenler FeTeMM yaklaşımında bulunan mühendislik boyutunun ürün ortaya koymakla ilişkili olduğunu dile getirmişlerdir. Ayrıca Fen Bilimleri öğretmenleri, FeTeMM etkinliklerini uygularken birçok sorun yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Bu sorunları; maliyet, öğrencilerin hazır bulunuşlukları ve zaman yetersizliği olarak açıklamışlardır. Araştırmanın sonuçlarına bağlı olarak Fen Bilimleri öğretmenlerine FeTeMM yaklaşımı ile ilgili hizmet içi eğitim verilmesi gerektiği önerilmiştir. FeTeMM etkinliklerde yaşanılan maliyet ve malzeme yetersizliği ile ilgili öğretmenlere basit ve ucuz malzemelerle gerçekleştirilebilecek etkinliklere yer vermeleri tavsiye edilmektedir.
 


Opinions And Suggestions Of Science Teachers Who Integrate Stem+a Activities Into Their Lessons Regarding The Process


Özgür Özünlü1, Salih Çepni2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 165 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to reveal the views of science teachers about STEM+A and STEM+A based course activities. The study was carried out with the phenomenology pattern, one of the qualitative research methods. The study consists of six science teachers working in five different public schools in Ankara in 2020-2021. While choosing the teachers in the sample, the researcher created a criterion according to whether they had received STEM+A training or not, and reached 6 teachers who had knowledge and knowledge about STEM+A and used it by integrating it into their lessons, and conducted online interviews. Four of the participants are female and the other two are male teachers. Semi-structured interviews were used in the research. The collected data were analyzed by content analysis.
In the interviews, it was aimed to reveal the advantages/disadvantages of STEM+A activities, the tricks of preparing a STEM+A lesson plan, and their views on the analysis of STEM+A dimensions. Teachers said that they found STEM+A based activities suitable for physics subjects, but they had difficulties in biology subjects. They said that they had difficulties in integrating the art dimension into the process. They stated that students' interest in STEM+A activities has increased, and that prejudiced students against science lessons are also broken and they like the lesson. In addition, they said that they wanted to apply STEM+A-based courses in classroom activities, but they had difficulties in terms of time and materials. According to the results of the meeting; The number of trainings given to teachers on STEM+A-based course activities should be increased and the content of the training should be expanded. In addition, they made suggestions that they should stay in touch with the teachers after the training and be supported by taking the negativities and suggestions they experienced during the process.

Stem+a Etkinliklerini Derslerine Entegre Eden Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Sürece Yönelik Görüş Ve Önerileri


Özgür Özünlü1, Salih Çepni2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 165 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ortaokul fen bilimleri öğretmenlerinin STEM+A ve STEM+A temelli ders etkinliklerine yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma 2020-2021 yılında, Ankara ilinde bulunan beş farklı devlet okulunda görev yapan altı fen bilimleri öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmacı örneklemdeki öğretmenleri seçerken STEM+A ile ilgili bir eğitim/kurs/seminer alıp almamalarına göre bir kriter oluşturmuş ve STEM+A ile ilgili ve bilgisi olan ve derslerine bunu entegre ederek kullanan 6 öğretmene ulaşmış ve online görüşmeler gerçekleştirmiştir. Katılımcılardan dördü kadın diğer ikisi erkek öğretmenlerdir. Araştırmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analiziyle analiz edilmiştir.
Yapılan görüşmelerde öğretmenlere STEM+A etkinliklerinin avantajları/dezavantajları, STEM+A ders planı hazırlamanın püf noktaları, STEM+A boyutlarının analizlerine dair görüşleri ortaya çıkarılmayı hedeflenmiştir. Öğretmenler STEM+A temelli etkinlikleri fizik konularına daha çok uygun gördükleri ama biyoloji konu alanında zorlandıklarını söylemişlerdir Ayrıca sanat boyutunu da sürece entegre etmede zorluk yaşadıklarını söylemişlerdir. Sınıflarındaki öğrencilerden STEM+A etkinliklerine karşı olan ilgilerinin artmış olduğu ve fen bilimleri dersine karşı olan ön yargılı öğrencilerin de ön yargılarının kırıldığı ve dersi sevmeye yönelik girişimler içinde bulunduklarını dile getirmişlerdir. Ayrıca, STEM+A temelli dersleri sınıf içi etkinliklerde uygulamak istedikleri fakat zaman ve malzeme sıkıntısı açısından zorlandıklarını söylemişlerdir. Görüşme sonuçlarına göre; STEM+A temelli ders etkinlikleri ile ilgili eğitimcilere verilen eğitimlerin sayısı arttırılmalı ve eğitimlerin içeriği/kapsamı genişletilmelidir. Ayrıca eğitim sonrasında da öğretmenlerle iletişimde kalınmalı, zaman zaman dönütleri alınmalı ve süreç içerisinde yaşadıkları olumsuzluklar ve önerileri de alınarak destek olunmalı şeklinde önerilerde bulunmuşlardır.
 


Steam Eğitimi Ile Ilgili Çalışmaların Incelenmesi


Ahmet Burak ŞENÖZ1, Elif ATABEK YİĞİT1
1Sakarya Üniversitesi


Abstract No: 175 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

AMAÇ
STEAM anlayışı 2006 yılında Georgette Yakman tarafından; fen, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematiğin entegre bir müfredatta yapılandırılabilmesi için geleneksel akademik konular arasındaki sınırların kaldırılmasına yönelik bir model olarak geliştirilmiştir.Son yıllarda STEAM yaklaşımı ile ilgili bilimsel yayınların sayısının hızla artmasıyla birlikte STEAM yaklaşımı araştırmalarındaki durum ve eğilimlerin uluslararası düzeyde gözden geçirilmesi bu alanın gelişimini destekleyecektir.Bu bağlamda mevcut araştırma kapsamında, STEAM yaklaşımına yönelik Web of Science veri tabanında taranan dergilerde yayınlanan çalışmaların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır.Öte yandan, çalışmalarda STEAM yaklaşımının içerdiği disiplinler arasındaki bağlantıları ve entegrasyonu tanımlamak amacıyla disiplinlerin doğası interdisipliner, transdisipliner ve multidisipliner şeklinde üç kategori altında incelenmiştir.
 
YÖNTEM
STEAM etkinliklerine yönelik yayınlanan çalışmaların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanan bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemde, basılı ve elektronik materyalleri incelemek veya değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen sistematik bir prosedür mevcuttur.Araştırma kapsamına dahil edilen çalışmaların belirlenmesindeki literatür tarama akışı;
  • Çalışmanın başlığında veya özet bölümünde “STEAM EDUCATION” YA DA “SCIENCE, TECHNOLOGY, ENGINEERING, ARTS AND MATHEMATICS” araması yapıldı (247),
  • Yayın türü “Makale, Erken Erişim ve Derleme Makale” seçilerek arama tekrarlandı (132),
  • Yazım dili “İngilizce ve Türkçe” seçilerek arama tekrarlandı (127),
  • Özet kısmında “STEAM Education” anahtar kelimesi geçmesine rağmen, konu olarak STEAM yaklaşımı ile alakalı olmayan yayınlar araştırma kapsamından çıkarıldı (115),
şeklindedir. Böylelikle toplam 115 çalışmanın araştırma kapsamında analize dahil olmasına karar verilmiştir.
Araştırmada, veri toplama yöntemi olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Makale İnceleme Formu kullanılmıştır. Geliştirilen bu formla çalışmalar;
  • Yayınlanma yılı,
  • Katılımcı profili,
  • Veri toplama aracı,
  • Araştırma türü,
  • Yayınlandığı derginin indeksi,
  • Yazarların ülke/bölge dağılımı
değişkenlerine göre incelenmiştir.
Çalışmada elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılacak ve sonuçlar betimsel istatistik yöntemlerinden yüzde ve frekans kullanılarak sunulacaktır. Betimsel analizde veriler daha önceden belirlenen temalara göre özetlenerek, elde edilen bulgular düzenlenmiş ve yorumlanmış bir biçimde sunulur.
 
BULGULAR/SONUÇ
Veri analizi devam etmektedir.Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılacaktır.

Steam Eğitimi Ile Ilgili Çalışmaların Incelenmesi


Ahmet Burak ŞENÖZ1, Elif ATABEK YİĞİT1
1Sakarya Üniversitesi


Bildiri No: 175 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

AMAÇ
STEAM anlayışı 2006 yılında Georgette Yakman tarafından; fen, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematiğin entegre bir müfredatta yapılandırılabilmesi için geleneksel akademik konular arasındaki sınırların kaldırılmasına yönelik bir model olarak geliştirilmiştir.Son yıllarda STEAM yaklaşımı ile ilgili bilimsel yayınların sayısının hızla artmasıyla birlikte STEAM yaklaşımı araştırmalarındaki durum ve eğilimlerin uluslararası düzeyde gözden geçirilmesi bu alanın gelişimini destekleyecektir.Bu bağlamda mevcut araştırma kapsamında, STEAM yaklaşımına yönelik Web of Science veri tabanında taranan dergilerde yayınlanan çalışmaların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Öte yandan, çalışmalarda STEAM yaklaşımının içerdiği disiplinler arasındaki bağlantıları ve entegrasyonu tanımlamak amacıyla disiplinlerin doğası interdisipliner, transdisipliner ve multidisipliner şeklinde üç kategori altında incelenmiştir.
 
YÖNTEM
STEAM etkinliklerine yönelik yayınlanan çalışmaların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanan bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemde, basılı ve elektronik materyalleri incelemek veya değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen sistematik bir prosedür mevcuttur.
Araştırma kapsamına dahil edilen çalışmaların belirlenmesindeki literatür tarama akışı;
  • Çalışmanın başlığında veya özet bölümünde “STEAM EDUCATION” YA DA “SCIENCE, TECHNOLOGY, ENGINEERING, ARTS AND MATHEMATICS” araması yapıldı (247),
  • Yayın türü “Makale, Erken Erişim ve Derleme Makale” seçilerek arama tekrarlandı (132),
  • Yazım dili “İngilizce ve Türkçe” seçilerek arama tekrarlandı (127),
  • Özet kısmında “STEAM Education” anahtar kelimesi geçmesine rağmen, konu olarak STEAM yaklaşımı ile alakalı olmayan yayınlar araştırma kapsamından çıkarıldı (115),
şeklindedir.Böylelikle toplam 115 çalışmanın araştırma kapsamında analize dahil olmasına karar verilmiştir.Araştırmada, veri toplama yöntemi olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Makale İnceleme Formu kullanılmıştır.Geliştirilen bu formla çalışmalar;
  • Yayınlanma yılı,
  • Katılımcı profili,
  • Veri toplama aracı,
  • Araştırma türü,
  • Yayınlandığı derginin indeksi,
  • Yazarların ülke/bölge dağılımı
değişkenlerine göre incelenmiştir.
Çalışmada elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılacak ve sonuçlar betimsel istatistik yöntemlerinden yüzde ve frekans kullanılarak sunulacaktır. Betimsel analizde veriler daha önceden belirlenen temalara göre özetlenerek, elde edilen bulgular düzenlenmiş ve yorumlanmış bir biçimde sunulur.
 
BULGULAR/SONUÇ
Veri analizi devam etmektedir. Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılacaktır.
 


Views Of Civil And Mechanical Engineers On Mathematics In Their Professional Life


Damla SÖNMEZ1, Gül KALELİ YILMAZ2
1Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 53 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Mathematics is the most widely used course in engineering. It is important to determine how engineers use mathematics in their professional lives and their views on mathematics. For these reasons, the aim of the study is to determine the views of civil and mechanical engineers who have entered their professional life about mathematics. For the purpose of the study, the case study method was used. Participants were selected by purposive sampling method. In order to determine the views of the participants, the sentence “Mathematics in my professional life is ...... Because ........ for me” was given to civil and mechanical engineers and they were asked to fill in according to their own thoughts. In the research, views were taken from civil and mechanical engineers, 57 engineers in total. The reason for choosing these two types of engineering is that they use mathematics more in their professional lives. The data obtained from the research were analyzed with the help of content analysis method, which is one of the qualitative data analysis methods. As a result of the findings obtained from the study, it was observed that the civil and mechanical engineers who entered their professional life better grasp the importance of mathematics. In addition to these, it is noteworthy that they emphasize that it is too important to be abandoned. In line with the results obtained, the study was completed by making various suggestions to the researchers who will conduct research on this subject.

Inşaat Ve Makine Mühendislerinin Meslek Hayatlarındaki Matematikle Ilgili Görüşleri


Damla SÖNMEZ1, Gül KALELİ YILMAZ2
1Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 53 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik mühendislikte en fazla kullanım alanı bulunan derstir. Mühendislerin meslek hayatlarında matematiği nasıl kullandıklarının ve matematikle ilgili görüşlerinin belirlenebilmesi önem taşımaktadır. Bu sebeplerden dolayı çalışmanın amacı meslek hayatına girmiş olan inşaat ve makine mühendislerinin matematikle ilgili görüşlerinin belirlenmesidir. Çalışmanın amacı doğrultusunda durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Katılımcıların görüşlerinin belirlenmesi için inşaat ve makine mühendislerine “Meslek hayatımdaki matematik benim için ...... Çünkü ........dır” cümlesi verilmiş ve kendi düşünceleri doğrultusunda doldurmaları istenmiştir. Araştırmada inşaat ve makine mühendislerinden, toplamda 57 adet mühendis olmak üzere, görüş alınmıştır. Bu iki mühendislik türünün seçilmesinin sebebi ise matematiği meslek hayatlarında daha fazla kullanmalarıdır. Araştırmadan elde edilen veriler nitel veri analizi yöntemlerinden biri olan içerik analizi yöntemi yardımıyla analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulguların sonucunda meslek hayatına girmiş olan inşaat ve makine mühendislerinin matematiğin önemini daha iyi kavradığı gözlemlenmiştir. Bunların yanı sıra vazgeçilemeyecek kadar önemli olduğunu vurgulamaları dikkat çekmektedir.  Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bu konuda araştırma yapacak olan araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunularak çalışma tamamlanmıştır.


The Perceptions On Multiple Meaning Science Words By Seventh Grade Students


Zeynep KIRYAK1, Haluk Özmen1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 129 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to examine how students perceive, use and interpret the multiple meaning science words in three subjects in the seventh grade science curriculum. This qualitative case study was conducted with 12 seventh grade students. The words in the focus of Cell and Divisions, Force and Energy, and Pure Substances and Mixtures subjects were determined by examining both the curriculum and textbooks. The words tissue, nucleus, weight, work, pure and density, which have multiple meanings and are used in different lessons, subjects or daily life, were determined among these words. Semi-structured interview and scientific vocabulary-meaning test were used as data collection tools. At the beginning of each subject, interviews were conducted with the students individually, and then the scientific vocabulary-meaning test was applied to all students. The interview data were analyzed in two ways according to the question structure. Content analysis was used in questions that various answers were revealed, such as the learning sources the words, and codes and categories were presented with frequencies. Sentences were categorized with a two-stage analysis process in order to determine the level of usage that includes the scientific meaning and the meaning that the students attribute to the words. Sentences with scientific meaning are classified at the levels of sound understanding, partial understanding, superficial understanding and alternative conceptions. The test were also examined in line with these levels. The findings showed students had difficulty in using the scientific meaning and they tended to prefer the usages in daily language when they were asked to explain the meaning of the word or to construct sentences that included the meaning. While they were largely successful in distinguishing the meanings in the test, the explanations for the scientific meaning of the words took place at low rates in high levels.

Çoklu Anlama Sahip Bilim Sözcüklerinin Yedinci Sınıf Öğrencileri Tarafından Algılanma Biçimleri


Zeynep KIRYAK1, Haluk Özmen1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 129 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı yedinci sınıf fen bilimleri öğretim programında yer alan üç farklı ünitedeki çoklu anlama sahip bilim sözcüklerinin öğrenciler tarafından nasıl algılandığının, kullanıldığının ve yorumlandığının incelenmesidir. Özel durum çalışması yöntemiyle yürütülen bu nitel çalışmaya 12 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Hücre ve Bölünmeler, Kuvvet ve Enerji, Saf Madde ve Karışımlar ünitelerinin odağında bulunan sözcükler hem öğretim programı hem de ders kitapları incelenerek belirlenmiştir. Bu sözcüklerin içinden çoklu anlama sahip olan ve farklı derslerde, konularda ya da günlük yaşamda kullanılan doku, çekirdek, ağırlık, iş, saf ve yoğunluk bilim sözcükleri tespit edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış mülakat ve bilim sözcükleri anlam testi kullanılmıştır. Her ünitenin başında öğrencilerle bireysel mülakatlar yürütülmüş ardından bilim sözcükleri anlam testi uygulanmıştır. Mülakatlardan elde edilen veriler soru yapısına göre iki biçimde incelenmiştir. Sözcüğün öğrenildiği kaynak gibi çeşitli cevapların açığa çıktığı sorularda içerik analizi kullanılıp kod ve kategoriler frekanslarla sunulmuştur. Öğrencilerin sözcüğe yükledikleri anlamın ve bilimsel anlamı içeren kullanımların düzeyinin belirlenmesinde ise iki aşamalı bir analiz süreciyle kurulan cümleler kategorize edilmiştir. Bilimsel anlama yönelik cümleler tam anlama, kısmi anlama, yüzeysel anlama ve alternatif kavrama düzeylerinde sınıflandırılmıştır. Testten elde edilen veriler de bu kategoriler doğrultusunda incelenmiştir. Çalışma sonucunda, öğrencilerden sözcüğün anlamını açıklamaları ya da anlamı kapsayan cümle kumaları istendiğinde bilimsel anlamı kullanmakta zorlandıkları ve daha çok günlük dildeki kullanımları tercih etme eğiliminde oldukları belirlenmiştir. Anlam testinde verilen cümlelerdeki anlamları ayırt etme konusunda büyük ölçüde başarılı oldukları görülmüştür. Bununla birlikte, bu testte sözcüklerin bilimsel anlamına yönelik yaptıkları açıklamaların düşük oranlarda tam anlama ve kısmi anlama düzeylerinde yer aldığı tespit edilmiştir.


Classification Situations Of Prospective Mathematics Teachers In Terms Of Creativity Of Mathematical Problems


Çiğdem Arslan1, Havva Yaldız1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 218 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Teachers who will shape the future have an important role in the development of students' creativity. It is emphasized in the literature that creativity emerges more prominently during problem solving. It is considered important to include mathematical problems that will bring creativity to the fore in students' being creative individuals. In this respect, the aim of the study is to reveal the awareness of prospective mathematics teachers on creativity and the components of creativity in problem solving. It was investigated which mathematical problems the prospective teachers thought had the characteristics of creativity and their reasons. Since the study did not include any training or intervention, the survey method was used to reveal the existing situation. The study group of the research consists of first and second grade mathematics teacher candidates who volunteered to participate in the study. The prospective teachers who did not have any training on creativity were first asked to present or to create their own two mathematical problems that they thought would improve creativity. They were asked to solve these problems and explain which skills of the students were contributed at which stage in the solution process, and why they classified the problems as creative. The pre-service teachers shared their problems and explanations in written form with the researchers online. The analysis of the study is handled under the themes of fluency, flexibility and originality, which are the components of creativity, and the analysis continues.
 

Ilköğretim Matematik Öğretmeni Adaylarının Matematiksel Problemleri Yaratıcılık Açısından Sınıflandırma Durumları


Çiğdem Arslan1, Havva Yaldız1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 218 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Geleceği şekillendirecek olan öğretmenler öğrencilerin yaratıcılıklarının gelişmesinde önemli paya sahiptirler. Alan yazında yaratıcılığın problem çözme esnasında daha belirgin olarak ortaya çıktığı vurgulanmaktadır. Öğrencilerin yaratıcı bireyler olmalarında yaratıcılığı ön plana çıkaracak matematiksel problemlere derslerde yer verilmesi önemli görülmektedir. Bu açıdan çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının problem çözmede yaratıcılık ve yaratıcılığın bileşenlerinin farkındalığını ortaya çıkarmaktır. Öğretmen adaylarının hangi matematiksel problemlerin yaratıcılık özelliklerini taşıdığını düşündükleri ve gerekçeleri araştırılmıştır. Çalışma herhangi bir eğitim veya müdahale içermediğinden var olan durumu ortaya çıkarmak amacıyla tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu çalışmaya katılmak için gönüllü olan birinci ve ikinci sınıf matematik öğretmen adayları oluşturmaktadır. Yaratıcılık üzerine herhangi bir eğitim almamış öğretmen adaylarından ilk olarak yaratıcılığı geliştireceğini düşündükleri iki matematiksel problem sunmaları veya kendilerinin oluşturması istenmiştir. Bu problemleri çözmeleri ve çözüm sürecinde öğrencilerin hangi aşamada hangi becerilerine katkı sağlandığını açıklamaları, problemleri neden yaratıcı olarak sınıflandırdıklarını belirtmeleri istenmiştir. Öğretmen adayları oluşturdukları problemleri ve açıklamalarını yazılı olarak online ortamda araştırmacılar ile paylaşmışlardır. Çalışmanın analizi yaratıcılığın bileşenleri olan akıcılık, esneklik, orijinallik temaları altında ele alınmakta olup analizleri devam etmektedir.


Determining The Criteria Of Mathematical Literacy Questions And Questions Requiring Mathematical Reasoning


Zeynep Özaydın1, Çiğdem Arslan1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 219 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to reveal the prospective mathematics teachers' ability to identify the criteria of the questions while distinguishing the mathematical literacy questions and questions that require mathematical reasoning from other question types. To be able to determine the criteria of these questions, which have an important place in mathematics education; it is important that these questions can be used in a more effective and targeted way in mathematics teaching. The aforementioned criteria were set forth separately for both types of questions (mathematics literacy questions,questions requiring mathematical reasoning) by scanning the relevant literature. The sample of the study consists of prospective mathematics teachers. The study was conducted by adopting the case study, one of the qualitative research approaches. The questions to be examined in the context of the criteria are; included in 2018 Mathematics Curriculum “They will be able to develop their mathematical literacy skills and use them effectively. They will be able to easily express their own thoughts and reasoning in the problem solving process, and will be able to see the deficiencies or gaps in the mathematical reasoning of others.” it was selected by taking expert opinion from  mathematics textbooks, which were prepared by targeting the objectives of the study. The selected questions were given to the teacher candidates in 2 groups. For the 1st group questions, “Is this question a mathematical literacy question? Support your opinion by giving reasons.” For the 2nd group questions, “Please explain whether this question is a reasoning question or not, on the basis of its justification. Explain whether there is a mathematical literacy question or not, on the basis of its justification.” questions were posed. The data of the study has been collected and the analysis processes of the data are continuing. Findings will be included during the presentation.

Matematik Okuryazarlığı Sorularının Ve Matematiksel Muhakeme Etme Gerektiren Soruların Taşıdıkları Kriterlerin Tespit Edilmesi


Zeynep Özaydın1, Çiğdem Arslan1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 219 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, matematik öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı sorularını ve matematiksel muhakeme etme gerektiren soruları diğer soru tiplerinden ayırt ederken soruların sahip oldukları kriterleri tespit edebilme durumlarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Matematik eğitiminde önemli bir yer tutan bu soruların barındırdığı kriterleri tespit edebilmek; bu soruların matematik öğretiminde amacına uygun, hedefe yönelik yani daha etkin bir şekilde kullanılabilmesi açısından önemlidir. Bahsi geçen kriterler ilgili literatür taranarak, her iki soru tipi (matematik okuryazarlığı soruları ve matematiksel muhakeme etme gerektiren sorular) için ayrı ayrı ortaya konmuştur.  Çalışmanın örneklemini matematik öğretmen adayları oluşturmaktadır. Çalışma nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması benimsenerek yapılmıştır.  Kriterler bağlamında incelenecek olan sorular; 2018 Matematik Dersi Öğretim Programı’nda bulunan “Matematik okuryazarlığı becerilerini geliştirebilecek ve etkin bir şekilde kullanabilecektir. Problem çözme sürecinde kendi düşünce ve muhakeme etmelerini rahatlıkla ifade edebilecek, başkalarının matematiksel muhakeme etmelerindeki eksiklikleri veya boşlukları görebilecektir.” amaçlarını hedef alarak hazırlanan matematik ders kitaplarından uzman görüşü alınarak seçilmiştir. Seçilen sorular 2 grup halinde öğretmen adaylarına verilmiştir. 1.grup sorular için “Bu soru matematik okuryazarlığı sorusu mudur? Düşüncenizi sebep sunarak destekleyiniz.” 2.grup sorular için “Bu sorunun muhakeme sorusu olup olmadığını gerekçesine dayandırarak açıklayınız. Matematik okuryazarlığı sorusu olup olmadığını gerekçesine dayandırarak açıklayınız.” soruları yöneltilmiştir. Çalışmanın verileri toplanmış olup, verilerin analiz süreçleri devam etmektedir. Bulgulara sunum sırasında yer verilecektir.
 


Reasons For Students To Participate In Videos Of Secondary School Math Lecture Channels On The Video Sharing Platform


HASAN ÜNAL1, ZEYNEP ARSLAN1, ALİ CUMALİ1
1YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 51 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Purpose of this study is to examine the reasons for participation in video lessons produced by different math education channels offered for The High School Entrance Exam (LGS) to high schools on the Video sharing platform in a cognitive and motivational dimensions. The focus of this research is on the comments that students make to the videos and the analysis of comments made by the tutorials along with other users. This study is a document analysis of qualitative research methods, and the data consists of 134 video courses, of which 31 are from Channel A, 25 are from Channel B, and 78 are from Channel C. The data was analyzed jointly by the researchers and themes and categories were formed. As a results, there were four dimensions in video lessons. This designment were; Understanding dimension, Be Happy/Feel Good dimension, Request/Feedback dimension, Socialization dimension in videos. Differences in the way of expression of LGS preparation videos are the main reason that pushes students to choose between channels. In conclusion; The reasons for participating in the videos, following the channels and thus creating a viewing order among the channels are as follows:  For the comprehension dimension, it can be counted among the reasons that it is aimed at exams, using time effectively, having the opportunity to watch it again and being suitable for the speed of the student. Our main reasons for second dimension, is to increase the motivation of the learner, encouraged him to study and strengthen his belief that he will succeed. For the request/return dimension, the fact that the channel meets the audience's demands is among the reasons. Finally, for the Socialization dimension, we can count among the main reasons that it brings interpersonal communication to the online environment and enables socializing online regardless of time and place.
 

 
 
 

Öğrencilerin Video Paylaşım Platformunda Ortaokul Matematik Ders Anlatım Kanallarının Videolarına Katılım Gösterme Nedenleri


HASAN ÜNAL1, ZEYNEP ARSLAN1, ALİ CUMALİ1
1YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 51 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı Video Paylaşım Platformu’nda Liselere Geçiş Sınavı’na (LGS) yönelik sunulmuş farklı matematik eğitim kanalları tarafından üretilmiş video derslere (milyondan fazla görüntüleme) katılım gösterme nedenlerinin bilişsel ve motivasyonel boyutta incelenmesidir. Bu araştırmanın odak noktasını öğrencilerin videolara yapmış oldukları yorumlar ve bu yorumlara diğer kullanıcılarla ile birlikte öğreticiler tarafından yapılan yorumların analiz edilmesi oluşturmaktadır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi olup, veriler toplamda 134 video ders incelenmiş, bunlardan 31 tanesi A kanalından, 25 tanesi B kanalından, 78 tanesi C kanalından oluşmaktadır. Veriler araştırmacılar tarafından ortaklaşa analiz edilmiş olup temalar ve kategoriler oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuçlarında, öğrencilerin video derslere katılım göstermelerinin başında dört boyut gelmektedir. Farklı kanallar tarafından üretilmiş derslerin içeriklerinden; anlama, mutlu olma/iyi hissetme, talep/dönüt ve sosyalleşme boyutları açığa çıkmıştır. İncelenmeye konu alan kanalların, takipçi kitlesi bir milyonun üzerindedir ve kanalların kendi içlerinde sınıf bazında farklı alt kanalları bulunmaktadır. LGS hazırlık videolarının konu içerikleri hemen hemen aynı olmakla birlikte ders anlatım şekillerinde farklılıklar bulunmaktadır ve bu farklılıklar, öğrencileri bu üç kanal içerisinde seçim yapmaya iten asıl nedendir. Sonuç olarak; videolara katılım gösterilmesinin, kanalların takip edilmesinin ve bu yolla kanallar arasında izlenme sıralaması oluşturulmasının başlıca sebeplerini şu şekilde özetleyebiliriz: Dört boyuttan ilki olan Anlama boyutu için; sınavlara yönelik olması, zamanı etkin kullanma, tekrar izleme fırsatına sahip olma ve öğrencinin hızına uygun olma nedenler arasında sayılabilir. İkincisi olan Mutlu Olma/İyi Hissetme boyutu için başlıca sebeplerimiz öğrenenin motivasyonunu arttırarak ders çalışmaya teşvik etmesi ve başaracağına olan inancını güçlendirmesidir. Üçüncüsü olan Talep/Dönüt boyutu için ise kanalın izleyici taleplerini karşılanması durumu sebepler arasındadır. Ve son olarak Sosyalleşme boyutu için kişiler arası iletişimi çevrim içi ortama taşımasını ve online olarak zaman ve mekân gözetmeksizin sosyalleşebilmeyi sağlamasını başlıca sebepler arasında sayabiliriz.
 


Analyzing Middle School Geometry Curriculum Of East Asian Countries


Hayriye Seda SEZGİN1
1MEB


Abstract No: 68 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

East Asian countries represent high-performing counties having outstanding mathematics achievements in the PISA. The purpose of this study is to investigate the middle school geometry curriculum of East Asian countries including China, Singapore, Korea, and Japan to comprehend how these curriculums help to develop middle school students' geometric reasoning. For this purpose, in this study, a qualitative research method was employed by using the document analysis technique. The middle school geometry curriculum of East Asian countries was analyzed within the context of this technique. The results of the study indicated that real-world problem-solving, proving, modeling, spatial reasoning, and using dynamic geometry software (DGS) in geometry courses have central importance in the middle school geometry curriculum of all these countries. The middle school geometry curriculum of these countries has interiorized solving geometric problems in real-world contexts using modeling applications and has given importance to comprehend the transition from simple proof to deductive geometric proof gradually. For instance, one of the objectives of the China (Taipei) middle school mathematics curriculum is that “Starting from actual operating scenarios and migrating to deductive geometric scenarios, the ultimate goal is to comprehend deductive geometric proof. Contents will start from basic geometry concepts and proceed into advanced geometric deductive proofs” (Ministry of Education Taipei, 2012, p. 90-91). Moreover, the middle school geometry curriculum of all these countries involves the transition from geometry to algebra and in this period the improvement of both geometric and algebraic reasoning requires to use of problem-solving skills, proving, modeling, geometric and algebraic skills effectively. Therefore, this study results indicated that the middle school mathematics curriculum of East Asian countries is effective and strong with respect to developing geometric reasoning.

Reference
Ministry of Education Taipei (2012). Grade 1- 9 mathematics curriculum. Taipei, Taiwan.
 

Uzak Doğu Ülkelerinin Ortaokul Geometri Öğretim Programlarının Incelenmesi


Hayriye Seda SEZGİN1
1MEB


Bildiri No: 68 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Uzak Doğu ülkeleri PISA’da olağanüstü matematik başarısına sahip yüksek performanslı ülkeleri temsil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Çin, Singapur, Kore ve Japonya’da dahil olmak üzere Doğu Asya ülkelerinin ortaokul geometri öğretim programını incelemek ve bu öğretim programının ortaokul öğrencilerinin geometrik muhakemelerini geliştirmeye nasıl yardımcı olduğunu anlamaktır. Bu amaçla, bu çalışmada, dokuman analizi tekniği ele alınarak nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Uzak Doğu ülkelerinin ortaokul geometri öğretim programları bu teknik bağlamında analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, gerçek yaşam problemlerini çözme, kanıtlama, modelleme, uzamsal muhakeme ve geometri derslerinde dinamik geometri yazılımlarını (DGY) kullanmanın, tüm bu ülkelerin ortaokul geometri öğretim programlarında merkezi bir öneme sahip olduğunu göstermiştir. Bu ülkelerin ortaokul geometri öğretim programları, modelleme uygulamalarını kullanarak gerçek yaşam bağlamlarında geometrik problemleri çözmeyi içselleştirmiş ve basit kanıttan  tümdengelimsel geometrik kanıtlara geçişi kademeli olarak kavramaya önem vermiştir. Örneğin, Çin (Tayvan) ortaokul matematik öğretim programının amaçlarından biri, “gerçek yaşam senaryolarından başlayarak ve tümdengelimsel geometrik senaryolara geçerek, nihai hedef tümdengelimsel geometrik kanıtları anlamaktır. İçerik temel geometri kavramlarından başlayacak ve ileri geometrik tümdengelimsel kanıtlara geçecektir” (Ministry of Education Taipei, 2012, s. 90-91). Ayrıca, tüm bu ülkelerin ortaokul geometri öğretim programları da geometriden cebire geçişi içermekte ve bu dönemde hem geometrik hem de cebirsel muhakemenin geliştirilmesi, problem çözme becerilerinin, kanıtlamanın, modellemenin, geometrik ve cebirsel becerilerin etkili bir şekilde kullanılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, bu çalışmanın sonuçları, Uzak Doğu Ülkelerinin ortaokul matematik öğretim programlarının geometrik muhakemenin gelişimi açısından etkili ve güçlü olduğunu göstermiştir.

Kaynakça
Ministry of Education Taipei (2012). Grade 1- 9 mathematics curriculum. Taipei, Taiwan.
 
 


Examination Of Figural Concepts Theory According To The Geometric Habits Of Mind Of Students


Sevinç Taş1, Ayşe Yavuz2
1Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Matematik Eğitimi Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi
2Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Matematik Eğitimi Anabilim Dalı


Abstract No: 89 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Geometry; appears in various forms in nature. In this context, it is not possible to abstract geometry from the living space. Geometry, which exists in daily life, is given in different concepts and shapes in the classroom environment. Individuals can benefit from geometry theories while solving geometry problems based on geometric concepts. Geometry theories, help individuals to show solution approaches while making sense of geometry issues and solving problems. In this study, the formal concept theory of the 7th grade students according to the Geometric Habits of Mind was examined according to the geometry sub-learning field. In this context, the aim of the study is to examine the relationship between students’ knowledge and use of Figural Concepts Theory according to the Geometric Habits of Mind components. For this reason, mixed research design was used in the study to investigate how 7th grade students use geometric shape concept knowledge and geometric habits of mind. In line with the research, three data collection tools were developed. For the Figural Concepts Theory, a scale consisting of seven open-ended questions in which the concept and shape are given together, and seven open-ended questions where only the concept is given and the shape is used. A scale consisting of five open-ended questions was used to determine the components of the Geometric Habits of Mind. The answers given by the students to the shaped and amorphous questions were examined comparatively. The questions in the test of Geometric Habits of Mind were read by grading according to the components. When the results were compared according to both theories, it was stated that students’ conceptual understanding is important and that students’ geometry reasoning should be developed in order to make inferences on shapes.
 

Öğrencilerin Zihnin Geometrik Alışkanlıklarına Göre Şekilsel Kavram Teorisinin Incelenmesi


Sevinç Taş1, Ayşe Yavuz2
1Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Matematik Eğitimi Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi
2Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Matematik Eğitimi Anabilim Dalı


Bildiri No: 89 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Geometri; yaşadığımız doğada çeşitli şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda geometriyi bulunduğumuz ortamdan soyutlamak mümkün değildir. Günlük hayatın içinde var olan geometri, sınıf ortamında farklı kavramlar ve şekiller içerisinde verilmektedir. Bireyler geometrik kavramlara dayanarak geometri problemlerini çözerken geometri kuramlarından yararlanabilmektedir. Geometri kuramları, bireylerin geometri konularını anlamlandırırken ve problemleri çözerken çözüm yaklaşımları göstermelerine yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada, geometri alt öğrenme alanına göre 7.sınıf öğrencilerinin Zihnin Geometrik Alışkanlıklarına göre şekilsel kavram teorisi incelenmiştir. Bu kapsamda öğrencilerin Zihnin Geometrik Alışkanlıkları bileşenlerine göre Şekilsel Kavram Teorisi bilgileri ve kullanmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi çalışmanın amacıdır. Bu sebeple çalışmada 7.sınıf öğrencilerin geometrik şekil kavram bilgilerini ve zihnin geometrik alışkanlıklarını nasıl kullandıklarını araştırmak için karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma doğrultusunda üç veri toplama aracı geliştirilmiştir. Şekilsel kavram teorisi için, kavram ve şeklin beraber verildiği yedi açık uçlu sorudan ve sadece kavramın verilip şeklin verilmediği yedi açık uçlu sorudan oluşan ölçek kullanılmıştır. Zihnin geometrik alışkanlıklarının bileşenlerini belirlemek için beş açık uçlu sorudan oluşan ölçek kullanılmıştır. Öğrencilerin şekilli ve şekilsiz sorulara verdikleri yanıtlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Zihnin geometrik alışkanlıkları testindeki sorular bileşenlere göre dereceleme puanlama yapılarak okunmuştur. Her iki kurama göre sonuçlar karşılaştırıldığında öğrencilerin kavramsal anlamasının önemli olduğu, şekiller üzerinde çıkarımlar yapabilmeleri için öğrencilerin geometri muhakemelerinin gelişmesi gerektiği belirtilmiştir.
 


Examination Of Pre-service Mathematics Teachers' Ability To Make Connections Between Quadrilaterals Through Concept Maps


Nazan Mersin1
1Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi


Abstract No: 134 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to examine the ability of secondary school mathematics teacher candidates to make associations between quadrilaterals. In this study, case study, one of the qualitative research methods, was used. This research was carried out with 39 pre-service teachers studying in the third year of primary education mathematics teaching department of a state university. The data were collected by having the pre-service teachers draw concept maps showing the relationship between quadrilaterals, after the subject of association between concepts, which was discussed within the context of the association lesson in mathematics teaching. The quadrilaterals that teacher candidates are asked to draw a concept map are in the form of trapezoid, trapezoidal, deltoid, rectangle, square, parallelogram, rhombus. The similarity index, which is one of the concept map scoring methods, was used in the analysis of the data. The similarity criterion is obtained by dividing the total number of common connections in the concept map to be compared with the reference concept map by the total number of connections in the two concept maps. As a result of the analysis, the similarity criterion score obtained for each pre-service teacher will be determined as low, medium and high levels. Thus, it will be determined how close the candidates draw to the concept map taken as a reference for the quadrilaterals, and therefore their ability to make connections between the quadrilaterals. In addition, the mistakes made by teacher candidates in associating between quadrilaterals will be examined descriptively. As a result of the study, it is predicted that most of the pre-service teachers will have the ability to make connections at a moderate level, but as a result of the analysis, clear information will be reached.
 

Matematik Öğretmen Adaylarının Dörtgenler Arasında Ilişkilendirme Yapabilme Becerilerinin Kavram Haritaları Yoluyla Incelenmesi


Nazan Mersin1
1Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi


Bildiri No: 134 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada ortaokul matematik öğretmen adaylarının dörtgenler arasında ilişkilendirme yapabilme becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının kullanıldığı bu araştırma bir devlet üniversitesinin ilköğretim matematik öğretmenliği bölümü üçüncü sınıfında öğrenim gören 39 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler matematik öğretiminde ilişkilendirme dersi kapsamında ele alınan kavramlar arası ilişkilendirme konusu sonrasında öğretmen adaylarına dörtgenler arası ilişkiyi gösteren kavram haritaları çizdirme yoluyla toplanmıştır. Öğretmen adaylarından kavram haritası çizmesi istenen dörtgenler ise yamuk, ikizkenar yamuk, deltoit, dikdörtgen, kare, paralelkenar ve eşkenar dörtgen şeklindedir. Verilerin analizinde kavram haritası puanlama yöntemlerinden biri olan benzerlik ölçütü kullanılmıştır. Benzerlik ölçütü, referans olarak alınan kavram haritası ile karşılaştırılacak kavram haritasındaki ortak bağlantı toplamının iki kavram haritasındaki bağlantı sayısına oranlanmasıyla elde edilmektedir. Analiz sonucunda her bir öğretmen adayı için elde edilen benzerlik ölçütü puanı düşük, orta ve yüksek seviye olarak belirlenecektir. Böylece adayların dörtgenlere yönelik referans olarak alınan kavram haritasına ne kadar yakın çizim yaptıkları dolayısıyla dörtgenler arası ilişkilendirme yapabilme becerileri belirlenmiş olacaktır. Ayrıca öğretmen adaylarının dörtgenler arası ilişkilendirmede yaptıkları hatalar betimsel olarak incelenecektir. Çalışmanın sonucunda öğretmen adaylarının çoğunluğunun orta düzeyde ilişkilendirme yapma becerisine sahip olacağı öngörülmektedir ancak analiz sonucunda net bir bilgiye ulaşılacaktır.
 


Gender Recognition By Voice Using Deep Learning


Resul BÜTÜNER1, Muhammed Hanefi CALP2, Yusuf UZUN3
1Konya Adil Karaağaç MTAL
2Karadeniz Teknik Üniversitesi
3Necmettin Erbakan Üniversitesi


Abstract No: 37 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In recent years, studies in the field of artificial intelligence technology have shown a huge increase. Because of this, many researchers and technology companies have developed different types of artificial intelligence software. In addition, many of these software are open source for other people's use. Health, communication, industry, etc.using artificial intelligence technologies major steps are being taken in such areas, and meaningful conclusions are being drawn for the classification problem in many research areas. Today, automated systems appear in many areas. Thanks to these systems, it makes it easy to use by providing special facilities for users. It has greatly reduced the Labor spent on operating these systems. There are many improvements in Automatic Identification and verification processes with human measurable, unique physiological measures. The most needed area of these developments is voice recognition technology. Voice recognition applications are generally developed using the Hidden Markov model structure. The library of the language model used at the design stage occupies a very important place, as it is based on the probability of consecutive words in systems prepared with the Hidden Markov Model.decipherment It is obtained as data by converting it to electricity using a microphone with sound waves that contain human sound characteristics. After this process, the audio signal is processed by signal processing methods and various mathematical methods and turned into numerical data. For example, there are several applications in voice recognition that determine gender and categorize it with human-machine interaction. Voice recognition technology is known as the field that involves different fields such as linguistics, computer science and electronics that detect natural speech by microphone, simultaneously convert it into text data and study these systems.  In this study, gender identification was made by taking acoustic sound data and using 3 different artificial intelligence algorithms. A model has been created for each algorithm used. The main parameter in evaluating a problem of an algorithm used is its performance.  Looking at the performance of the study, a success rate of 97.4% was achieved with deep learning, 96.1% with Decision Tree, and 89% with Naive Bayes, and these data were compared. According to the results, The Deep Learning algorithm showed the best success performance.  It is expected that this study will serve as an example of the use of artificial intelligence technologies.

Derin Öğrenme Kullanılarak Ses Ile Cinsiyet Tanıma


Resul BÜTÜNER1, Muhammed Hanefi CALP2, Yusuf UZUN3
1Konya Adil Karaağaç MTAL
2Karadeniz Teknik Üniversitesi
3Necmettin Erbakan Üniversitesi


Bildiri No: 37 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Son yıllarda yapay zekâ teknolojisi alanında yapılan çalışmalar çok büyük artış göstermektedir. Bundan dolayı birçok araştırmacı ve teknoloji şirketi farklı türde yapay zekâ yazılımları geliştirmişlerdir. Ayrıca bu yazılımların birçoğu açık kaynak olarak diğer insanların kullanımlarına da sunulmuştur. Yapay zekâ teknolojileri kullanılarak sağlık, iletişim, sanayi vb. gibi alanlarda büyük adımlar atılmakta ve birçok araştırma alanında sınıflandırma problemi için anlamlı sonuçlar çıkarılmaktadır. Günümüzde otomatik sistemler birçok alanda karşımıza çıkmaktadır. Bu sistemler sayesinde kullanıcılar için özel imkânlar sunarak kullanımı kolaylaştırmaktadır. Bu sistemleri çalıştırmak amacıyla harcanan işgücünü büyük ölçüde azaltmıştır. İnsana ait ölçülebilen, eşsiz fizyolojik ölçüler ile otomatik olarak tanımlama ve doğrulama işlemleri birçok gelişme bulunmaktadır. Bu gelişmelerden en çok ihtiyaç duyulan alan ise ses tanıma teknolojisidir. Ses tanıma uygulamaları genelde Gizli Markov Modeli yapısı kullanılmasıyla geliştirilmektedir. Gizli Markov Modeli ile hazırlanan sistemlerde kelimelerin ard arda gelme olasılıklarını temel alındığı için tasarım aşamasında kullanılan dil modeli kütüphanesi çok önemli bir yer tutar. İnsana ait ses özelliklerini barındıran ses dalgaları ile mikrofon kullanılarak elektriğe çevrilmesiyle veri olarak elde edilmektedir. Bu işlemden sonra ses sinyali sinyal işleme yöntemleri ve çeşitli matematiksel yöntemler ile işlenerek sayısal veri haline getirilmektedir. Örneğin, ses tanımada cinsiyet belirleyen ve insan-makine etkileşimi ile kategorize eden çeşitli uygulamalar bulunmaktadır. Ses tanıma teknolojisi, doğal konuşmayı mikrofon ile algılayan, aynı anda metin verisine dönüştüren ve bu sistemleri inceleyen dilbilim, bilgisayar bilimi ve elektronik gibi farklı alanları içeren alan olarak bilinmektedir.  Bu çalışmada, akustik ses verileri alınarak 3 farklı yapay zekâ algoritması ile cinsiyet tanımlama yapılmıştır. Kullanılan her bir algoritma için bir model oluşturulmuştur. Kullanılan bir algoritmanın bir problemi değerlendirilmesinde ana parametre performansıdır.  Çalışmanın performansına bakıldığında, Derin Öğrenme ile %97.4, Karar Ağacı ile %96.1, ve Naive Bayes ile %89 başarı oranı elde edilmiş ve bu veriler karşılaştırılmıştır. Sonuçlara göre, en iyi başarı performansını Derin Öğrenme algoritması göstermiştir.  Bu çalışmanın yapay zekâ teknolojilerinin kullanım alanlarına bir örnek teşkil etmesi beklenmektedir.


Evaluation Of Science, Biology And Physics Curriculum In Terms Of Technology Literacy Standards


Sümeyra Zeynep Et1, Mehmet Nuri Gömleksiz2
1Kastamonu Üniversitesi
2Fırat Üniveristesi


Abstract No: 79 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Changes and advances in different fields such as science and technology have led to the updating of existing information, which has required individuals to have some skills. These skills are called 21st Century skills. In order to support the versatile development of the individual, these skills consist of different dimensions. Being technology literate, which includes technology-related competencies, is one of these skills. Technology literacy, which is included in the scope of skills expected from today's individuals, necessitated the integration of technology into the learning process. The integration of technology into learning environments is only possible through disciplines such as mathematics, science and social studies. This situation necessitated the consideration of some elements of technology in the curriculum of these disciplines. From this point of view, the evaluation of science curriculum in terms of Technological Literacy Standards (ITEA, 2007) put forward by the International Technology Education Board constitutes the purpose of this study. Technology literacy standards are designed to determine the content knowledge and abilities of individuals regarding what they need to know and be able to do to be technology literate. Nature of technology, technology and society, design, abilities for a technological world and the designed world the content of these standards. The purpose of this study is to investigation in terms of technology literacy standards in science (primary and secondary schools 3rd, 4th, 5th, 6th, 7th and 8th grades) biology and physics curriculum (9th, 10th, 11th and 12th grades). The method of this study is qualitative research.. Science (Primary and Secondary Schools 3rd, 4th, 5th, 6th, 7th and 8th Grades) biology and physics (9th, 10th, 11th and 12th Grade) curriculum were used as the data sources. The findings obtained within the scope of the research are as follows; It has been determined that 20 learning attainments in the science curriculum, 12 learning attainments in the biology curriculum, 19 learning attainments in the chemistry curriculum, and finally 18 learning attainments in the physics curriculum are related to the content areas in the Technology Literacy Standards. Based on all these results, it is possible to say that the achievements in the curriculum are related to the different content dimensions of technology literacy standards.
 

Fen Bilimleri, Biyoloji, Fizik Ve Kimya Dersi Öğretim Programının Teknoloji Okuryazarlığı Standartları Açısından Değerlendirilmesi


Sümeyra Zeynep Et1, Mehmet Nuri Gömleksiz2
1Kastamonu Üniversitesi
2Fırat Üniveristesi


Bildiri No: 79 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bilim ve teknoloji gibi farklı alanlarda meydana gelen değişim ve ilerlemeler var olan bilgilerin güncellenmesine neden olmuş, bu ise bireylerin bir takım becerilere sahip olmasını gerektirmiştir. Bu beceriler 21. Yüzyıl becerileri olarak isimlendirilmiştir. Bireyin çok yönlü gelişimini desteklemek için ise bu beceriler farklı boyutlardan oluşmaktadır. Teknolojiye ilişkin yeterlilikleri kapsayan teknoloji okuryazarı olma bu becerilerden birisidir. Günümüz bireylerinden beklenen beceriler kapsamına dâhil edilen teknoloji okuryazarlığı, öğrenme sürecine teknolojinin entegresini gerekli kılmıştır. Teknolojinin öğrenme or­tamlarına entegresi ise ancak matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler gibi disiplinler aracılığı ile mümkün olmaktadır. Bu durum ise söz konusu disiplinlerin öğretim programlarında teknolojiye dair bir takım unsurların dikkate alınmasını gerekli kılmıştır. Fen öğretim programı ise bu öğretim programlarından birisidir. Bu noktadan hareketle fen öğretim programlarının Uluslararası Teknoloji Eğitimi Kurulu tarafından ortaya konulan Teknolojik Okuryazarlık Standartları (ITEA, 2007) açısından değerlendirilmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Teknoloji okuryazarlığı standartları bireylerin teknoloji okuryazarı olmak için neleri bilmeleri ve neleri yapabilmeleri gerektiğine ilişkin içerik bilgisi ve yeteneklerini belirlemek üzere tasarlanmıştır. Tasarım, teknoloji ve toplum, teknolojik bir dünya için yetenekler, tasarlanmış dünya ve teknolojinin doğası bu standartların içeriğini oluşturmaktadır. Tüm bu bilgilerden yola çıkılarak araştırmanın amacını fen bilimleri dersi öğretim programı (İlkokul ve Ortaokul 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. Sınıflar) ortaöğretim biyoloji, fizik ve kimya dersi (9, 10, 11 ve 12. Sınıflar) öğretim programları teknoloji okuryazarlığı standartları açısından değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nitel yöntem benimsenmiştir. Araştırma verileri doküman incelemesi yoluyla elde edilmiştir. Fen bilimleri dersi öğretim programı (İlkokul ve Ortaokul 3., 4., 5., 6., 7. ve 8. Sınıflar), ortaöğretim biyoloji, fizik ve kimya dersi (9., 10., 11. ve 12. Sınıflar) öğretim programları veri kaynakları olarak kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular ise şu şekildedir; fen bilimleri dersi öğretim programında 20 kazanımın, biyoloji dersi öğretim programında 12 kazanımın, kimya dersi öğretim programında 19 kazanımın ve son olarak fizik dersi öğretim programında yer alan 18 kazanımın Teknoloji Okuryazarlığı Standartlarında yer alan içerik alanlarıyla ilgili olduğu belirlenmiştir. Tüm bu sonuçlardan yola çıkılarak öğretim programlarında yer alan kazanımların teknoloji okuryazarlığı standartlarının farklı içerik boyutlarıyla ilişkili olduğunu söylemek mümkündür.
 


Examining The Suitability Of The Activities Designed By Pre-service Science Teachers On Concept Teaching


Arzu Kirman Bilgin1, Tufan İnaltekin1
1Kafkas Üniversitesi


Abstract No: 187 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The aim of this research is to examine the professional suitability of the activities designed by
second-year pre-service science teachers on concept teaching. The candidates have participated as teams in the research carried out by case study method. The teams that have voluntarily participated in the research have selected their team members in line with their own wishes. The data are obtained from 6 teams (N= 28 candidates), including 2 teams consisting of four candidates and 4 teams consisting of five candidates. The candidates are asked to design two different activities based on Piaget’s learning theory and based on the steps of concept teaching activity. These activities designed by the candidates are used as a data collection tool. The teams have held these two events at two different times. While designing the activities, the different science concepts are given so that the teams are not affected by each other. Piaget’s concept teaching based on learning theory consists of three stages: 1-review and data collection, 2- concept introduction, 3- concept application. Each team is presented with a worksheet in which the titles of these stages are written and the concept they will address is specified. The candidates have designed an activity suitable for the concept given in teams. Secondly, other worksheets with the concept of science and tips on the suitability of teaching concepts are given. The candidates are required to follow the concept tips in this worksheet and specify the teaching path and concept map related to concept teaching. It takes between 27-39 minutes for the teams to perform these activities. The candidates have designed the events without using any resources. Two different evaluation scales are used to analyze the activities of the candidates. An evaluation scale consisting of eight items is designed to evaluate Piaget’s concept teaching activities based on learning theory and four items for concept teaching activities. The activities were evaluated and scored under the categories of sufficient (2 points) – insufficient (1 point) – not specified (0 points) within the framework of these items. A team can score at least 0 and a maximum of 24 points on two events. The scores obtained are classified as professional knowledge should be improved between 0-7 points, professional knowledge is moderately developed between 8-12 points and professional knowledge is well developed between 16-24 points. The data analysis is conducted separately by two researchers and the results are compared. Non mutual scoring has been discussed and agreed upon it. As a result of the research, it is determined that 2 teams have moderately developed professional knowledge and 4 teams have well developed professional knowledge.None of the teams has left the students alone with the problem situation in the activities they have designed based on Piaget’s learning theory. In addition, it is revealed that all teams do not include a feature in the concept teaching activity to find the distinguishing features on the examples that are not included in the concept and to prevent wrong generalization.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Kavram Öğretimi Üzerine Tasarladıkları Etkinliklerin Uygunluklarının Incelenmesi


Arzu Kirman Bilgin1, Tufan İnaltekin1
1Kafkas Üniversitesi


Bildiri No: 187 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu araştırmanın amacı ikinci sınıf fen bilgisi öğretmen adaylarının kavram öğretimi üzerine tasarladıkları etkinliklerin mesleki açıdan uygunluklarının incelenmesidir. Özel durum yöntemi ile yürütülen araştırmaya adaylar takımlar halinde katılmışlardır. İkinci sınıf fen bilgisi öğretmen adaylarının öğretim ilke ve yöntemleri dersini aldıktan sonra araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci sınıf fen bilgisi öğretmen adayları ile ilgili ders sonrası yürütülmesinin sebebi adayların karşılaştıkları ilk meslek bilgisi dersi sonrası tasarladıkları etkinliklerdeki eksikliklerin tespit edilmesidir. İstekli olarak araştırmaya katılan takımlar, kendi istekleri doğrultusunda takım üyelerini seçmişlerdir. Dört adaydan oluşan 2 takım, beş adaydan oluşan 4 takım olmak üzere toplam 6 takımdan (N=28 aday) veriler elde edilmiştir. Adaylardan Piaget’in öğrenme kuramına dayalı ve kavram öğretme etkinliği adımlarına göre iki farklı etkinlik tasarlamaları istenmiştir. Adayların tasarladıkları bu etkinlikler veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Takımlar bu iki etkinliği farklı iki zamanda gerçekleştirmişlerdir. Etkinlikleri tasarlarken takımların birbirlerinden etkilenmemeleri adına farklı fen kavramları verilmiştir. Piaget’in öğrenme kuramına dayalı kavram öğretimi; 1-inceleme ve veri toplama, 2- kavram tanıtımı, 3- kavram uygulama olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Her bir takıma bu aşamaların başlıklarının yazıldığı ve ele alacakları kavramın belirtildiği bir çalışma kağıdı sunulmuştur. Adaylar takımlar halinde verilen kavrama uygun bir etkinlik tasarlamışlardır. İkinci olarak yine fen kavramının sunulduğu ve kavram öğretme etkinliğinin ip uçlarının yer aldığı diğer çalışma kağıdı verilmiştir. Adaylar bu çalışma kağıdında kavramla ilgili ipuçlarını takip ederek kavram öğretimi ile ilgili öğretim yolunu ve kavram haritasını belirtmeleri gerekmektedir. Takımların bu etkinlikleri gerçekleştirmeleri 27-39 dakika aralığında sürmüştür. Adaylar etkinlikleri herhangi bir kaynaktan yararlanmadan tasarlamışlardır. Adayların tasarladıkları etkinlikleri analiz etmek için iki farklı değerlendirme ölçeğinden yararlanılmıştır. Piaget’in öğrenme kuramına dayalı kavram öğretimi etkinliklerini değerlendirmek için sekiz,  kavram öğretme etkinlikleri ise dört maddeden oluşan değerlendirme ölçeği tasarlanmıştır. Etkinlikler bu maddeler çerçevesinde yeterli (2 puan) – yetersiz (1 puan) – belirtmemiş (0 puan) kategorileri üzerinden değerlendirilmiş ve puanlandırılmıştır. Bir takım iki etkinlik üzerinden en az 0, en çok 24 puan alabilmektedir. Alınan puanlar 0-7 puan arası meslek bilgisi geliştirilmeli, 8-12 arası meslek bilgisi orta düzeyde gelişmiş, 16-24 meslek bilgisi iyi düzeyde gelişmiş olarak sınıflandırılmıştır. Veri analizi iki araştırmacı tarafından ayrı ayrı yürütülmüş olup sonuçlar karşılaştırılmıştır. Ortak olmayan puanlamalar üzerinde tartışılmış ve ortak karara varılmıştır. Araştırma sonucunda, 2 takımın orta düzeyde meslek bilgisinin geliştiği, 4 takımın ise iyi düzeyde gelişmiş olduğu tespit edilmiştir. Takımların hiç biri Piaget’in öğrenme kuramına dayalı tasarladıkları etkinliklerde öğrencileri problem durumu ile baş başa bırakmamışlardır.  Ayrıca tüm takımların kavram öğretme etkinliğinde, kavrama dahil olmayan örnekler üzerinde ayırt edici nitelikleri bulma ve yanlış genellemeyi önlemeye yönelik bir özelliğe yer vermedikleri ortaya çıkmıştır. Fen eğitimcilerinin yürüttükleri meslek bilgisi derslerinde adayların kavram öğretimine yönelik eksiklerini göz önüne alarak öğrenme ortamları tasarlamaları önerilmektedir.
 


Thematic Analysis Of Researches In The Field Of Science Education In The Preschool Period Between 2000-2021


Senem Ceren GÜNEŞ GALİ1, Ali Yiğit KUTLUCA1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Abstract No: 46 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study analyzes national studies in the field of science education in pre-school education between 2000-2021 thematically, to determine common findings on the studies planned to be done in the field. This study was carried out with thematic analysis method, electronic databases such as Google Scholar, YÖK thesis and Dergi Park were scanned and a total of 136 national studies were reached since 2000.  These studies are examined in terms of analysis type; 48 quantitative, 68 qualitative, and 20 mixed methods studies. According to data obtained within the scope of the study group; The study was conducted with 54 teachers, 32 prospective teachers, and 24 children who received pre-school education. There were 5 studies conducted with teachers and teacher candidates. 19 studies have been identified that deal with preschool education programs, materials, education models and field surveys. Teachers made up the majority of the study group and 2 done with parents. In recent years, emphasis has been made to work with teacher candidates. Considering the family cooperation and the basic gains from the family in the pre-school period, it can be thought that more studies should be done to make the role/importance of families effective. Looking at distribution by years, its determined that 5 studies between 2000-2005, 14 studies between 2006-2010, 26 studies between 2011-2015, and 76 studies were conducted from 2016 to present day. Studies were mostly carried out in the context of active use of science corners in preschool classes, teachers' pedagogical content knowledge/approaches in science education, frequency of teachers' involvement in science activities, effects of science activities on preschool children's thinking skills. Alternative approaches such as STEM and GEMS have been frequently included in studies in the field of science education. Based on teachers' approaches, its emphasized that science courses taken by pre-service teachers should standardized.

2000-2021 Yılları Arasında Okul Öncesi Dönemde Fen Eğitimi Alanında Yapılan Araştırmaların Tematik Analizi


Senem Ceren GÜNEŞ GALİ1, Ali Yiğit KUTLUCA1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Bildiri No: 46 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı; 2000-2021 yılları arasında okul öncesi eğitimde fen eğitimi alanında yapılan ulusal çalışmaları tematik açıdan analiz ederek ortak olan bulguları belirlemek ve alanda yapılması planlanan çalışmalara ışık tutmaktır. Tematik analiz yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmada Google Akademik, YÖK tez ve Dergi Park gibi elektronik veri tabanları taranmış 2000 yılından bu yana toplam 136 ulusal çalışmaya ulaşılmıştır. Söz konusu çalışmalar analiz türü bakımından incelendiğinde; nicel araştırmalar 48, nitel araştırmalar 68, karma yöntemden yararlanılarak yapılan çalışmaların ise 20 tane olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma grubu kapsamına elde  edilen verilere göre; 54 tane öğretmen ile, 32 tane öğretmen adayları ile çalışma yapılmış, 24 tane okul öncesi eğitimi alan çocuklar ile çalışılmıştır. Öğretmen ve öğretmen adayları ile yapılan 5 adet araştırma bulunmuştur. Okul öncesi eğitim programları, materyaller, eğitim modelleri ve alan taramalarının ele alındığı 19 çalışma belirlenmiştir. Öğretmenler, çalışma grubunun büyük bölümünü oluşturmuştur ve son yıllarda öğretmen adayları ile çalışmalara ağırlık verildiği görülmektedir. Yalnızca ebeveynler ile 2 çalışma yapılmıştır. Okul öncesi dönemde aile iş birliği ve aileden edinilen temel kazanımları göz önünde bulunduracak olursak ailelerin rolü ve önemini etkin kılacak daha fazla çalışma yapılması gerektiği düşünülebilir. Yıllara göre dağılıma bakıldığında ise 2000-2005 yılları arasında 5, 2006-2010 yılları arasında 14, 2011-2015 yılları arasında 26, 2016 yılından günümüze kadar ise 76 çalışma yapıldığı saptanmıştır. Çalışmalar daha çok okul öncesi sınıflarında yer alan fen köşelerinin aktif kullanım durumları, öğretmenlerin fen eğitimi alanında pedagojik alan bilgileri ve yaklaşımları, öğretmenlerin fen etkinliklerine yer verme sıklıkları, fen etkinliklerinin okul öncesi dönem çocuklarının düşnme becerilerine etkileri bağlamlarında yapılmıştır. Ayrıca son yıllarda STEM, GEMS gibi alternatif yaklaşımlara da fen eğitimi alanında yapılan çalışmalarda sıklıkla yer verilmiştir. Öğretmenlerin yaklaşımlarından hareketle öğretmen adaylarının aldıkları fen eğitimi derslerinin de standardize edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. 


Engineering Designin Reverse Classes :practical Challenges And Solution Suggestions


Sevde ERDOĞAN1, Sinan ÇINAR1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi


Abstract No: 192 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

When teachers examined stem teaching in classrooms, it was generally seen that they experienced negativity such as knowledge, materials, lack of time and incomplete  readiness of students about STEM education, and that they either did not practice STEM practices at all  or applied them more as out-of-school activities (Cinar and  Kereci, 2020; Eroglu,  and Bektas, 2016; Siew, Amir  and  Chong, 2015; Moore  and  Roehrigin2012;Hacioglu, Yamak and Poplar,  2016). In this context, STEM education based on the Inverted Classroom model, an approach that combines face-to-face education in the classroom with learning activity that the student carries out with online tools outside the classroom, where he can adjust his/her time, place and speed according to his needs, may be the teaching approach that can eliminate these negativity. This situation was seen as a problem situation for this study and it was tried to reveal the positive or negative situations encountered when performing engineering design applications in the reverse class. This study was carried out in the fall semester of 2020-2021.   is executed in the class. In the study, the exception was used in the direction ofresearch. Engineering design activities developed in the study were applied to 15 elementary school studentsin their class by the second researcher for four weeks in the life knowledge course.   In the study,  the data were collected from the researcher's journal and the non-formal interview technique carried out by the students. The findings were  analyzed.   According to the findings,  not all students attended online classes regularly for various reasons, and the majority of students were incomplete in understanding the problem and being ready for the classroom to come up with solutions. Due to such glitches, activities were moved out of the course and other courses had to be carried out.
 

Ters Yüz Sınıflarda Mühendislik Tasarım: Uygulamada Karşılaşılan Zorluklar Ve Çözüm Önerileri


Sevde ERDOĞAN1, Sinan ÇINAR1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi


Bildiri No: 192 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğretmenlerin sınıflardaki STEM öğretimi ilgili alanyazın incelediğinde genel olarak STEM eğitimi konusunda bilgi, malzeme, zaman eksikliği ve öğrencilerin eksik hazırbulunuşluğu gibi olumsuzlukları yaşadıklarını ve STEM uygulamalarını ya hiç uygulamadıklarını yada daha çok okul dışı etkinlik olarak uyguladıkları görülmüştür (Çınar ve Kereci, 2020; Eroğlu, ve Bektaş, 2016; Siew, Amir ve Chong, 2015; Moore ve Roehrig, 2012; Hacıoğlu, Yamak ve Kavak, 2016). Bu bağlamda öğrencinin sınıf dışında çevrimiçi araçlarla yürüttüğü, zamanını, yerini ve hızını kendi ihtiyaçlarına göre ayarlayabildiği öğrenme faaliyeti ile sınıf içindeki yüzyüze eğitimin birleştirildiği bir yaklaşım olan Tersyüz Sınıf modeline dayalı STEM eğitimi bu olumsuzlukları ortadan kaldırabilecek öğretim yaklaşımı olabilir. Bu durum bu çalışma için bir problem durumu olarak görülmüş ve ters yüz sınıfta mühendislik tasarım uygulamaları yaparken karşılaşılan olumlu veya olumsuz durumlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma 2020-2021 güz eğitim-öğretim döneminde bir ilkokul 2. sınıfta yürütülmüştür. Çalışmada özel durum araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada geliştirilen mühendislik tasarım etkinlikler hayat bilgisi dersinde dört hafta boyunca ikinci araştırmacı tarafından kendi sınıfında 15 ilkokul öğrencisine uygulanmıştır. Uygulamada öğrencilere konu ile ilgili teorik bilgiler ve mühendislik problemi çevrim içi olarak sunulurken mühendislik tasarım uygulamaları grup şeklinde sınıfta yürütülmüştür. Araştırmada veriler araştırmacı günlüğü ve öğrencileri yürütülen formal-olmayan mülakat tekniği toplanmıştır. Elde edilen bulgular betimsel analiz yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; tüm öğrenciler çevrim içi derslere çeşitli nedenlerden dolayı düzenli olarak katılmamıştır, öğrencilerin çoğunluğu problemi anlamada ve çözüm üretmede sınıfa hazır bulunuş olarak eksik gelmiştir. Sınıfta problem senaryoları tekrar ele alınmış ve çözüm üretmeleri için rehberlik yapılmıştır. Bu tür aksaklıklardan dolayı etkinlikler ders dışına taşmış başka dersler de yürütülmek zorunda kalınmıştır. Diğer taraftan son haftada öğrencilerin problemlere ürettiği çözüm yollarında bir artış olmuştur. Bu bağlamda sınıfta yapılan derslerde öğrencilerin hazırbulunuşluğunu artırmak için küçük bir sınav veya ödül verilerek artırılabilinir. Ayrıca etkinlik uygulama sürecinin tüm döneme yayılmasının öğrencilerin motivasyonunu artıracağı ve olumsuzlukların büyük çoğunluğunu gidereceği düşünülmektedir.
 


A Thematic Descriptive Analysis Of Graduate Theses Made On Gifted And Talented Students In Turkey Between 2018-2021 Years


Vildan BAYAR1, Salih ÇEPNİ2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 216 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to examine the theses written about gifted and talented studentsin the national field between 2018-2021 years by using thematic descriptive analysis method. For this purpose, master's and doctoral theses related to gifted and talented students registered in the CoHE National Thesis Center database from 2018 to August 2021were scanned and analysis. As a key word in CoHE National Thesis Center search were used the concepts of "gifted and talented students". As a result of the scanning performed by using keyword, a total of 164 theses were reached, but the theses other than "education" were not included in the study, and a total of 138 theses, 110masters’ and 28 doctoral theses, were analysis. Master's and doctoral theses were examined by considering the following parameters; the university, year of publication, keywords, research method, sample group, sample size and data collection tool. These theses were analyzed by using the matrix method. The data obtained from the study was analyzed by using descriptive  analysis method. Analysis process of these theses is still continuing.

Türkiye’de Üstün Yetenekli Öğrencilere Yönelik Yapilan Lisansüstü Tezlerin Tematik Betimsel Analizi


Vildan BAYAR1, Salih ÇEPNİ2
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 216 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada 2018-2021 yılları aralığında ulusal alanda üstün yetenekli öğrencilere yönelik çalışılan tezlerin tematik betimsel analiz yöntemiyle incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi (YÖKTEZ) veri tabanına kayıtlı, 2018 yılı itibari ile 2021 yılı Ağustos Ayı’na kadar olan üstün yetenekli öğrencilere ilişkin yüksek lisans ve doktora tezleri taranarak incelenmiştir. YÖKTEZ taramasında anahtar kelime olarak; “üstün yetenekli”, “özel yetenekli” ve “üstün zekalı” kavramları kullanılmıştır. Anahtar kelimelerin kullanılarak gerçekleştirilen tarama sonucunda toplamda 164 teze ulaşılmış fakat “eğitim-öğretim” konusu dışındaki tezler çalışmaya dâhil edilmemiş olup, bu çalışmada 110 yüksek lisans ve 28 doktora tezi olmak üzere toplamda 139 tez çalışmanın sınırlılıkları çerçevesinde değerlendirmeye alınmıştır. Yüksek lisans ve doktora tezleri; üniversite, yayın yılı, anahtar kelime, araştırma yöntemi/deseni, örneklem grubu, örneklem büyüklüğü, veri toplama araçları parametreleri dikkate alınarak incelenmiştir. Çalışmada yer alan lisansüstü tezler matris kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler basit istatistiksel yöntem ve içerik analizi kullanarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları analiz aşamasındadır.


Opinions Of Gifted Secondary School Students On The Subject Of


Osman - Elmas1, Nermin Bulunuz2
1Köprühisar Atatürk Ortaokulu
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 232 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Education Programs for Talented Students (EPTS) Curriculum Model was established as a program at Eskişehir Anadolu University in 2007 and became an application and research center in 2014. The aim was to identify gifted students, to teach and evaluate them with their program. The EPTS aims to accelerate and enrich the teaching of the curriculum in addition to providing after-school education to students. The study aimed to determine the views of students on the units on "Matter and Nature" that have been enriched and accelerated using the EPTS Curriculum Model. The data was collected from four gifted 6th grade students in the 2018-2019 Spring semester. Semi-structured interviews and diaries were used and the data were analyzed thematically. Findings showed that gifted students had positive thoughts about the unit. They stated that the lessons were taught with modeling, experimentation, computer-assisted simulation, so they enjoyed learning these lessons. The students stated that they did not like the traditional education system in formal education, but they found the lessons taught in this context interesting. As a result, it can be said that the use of EPTS skills enables gifted students to participate actively in the science lesson, therefore, the interest and motivation of the students towards the lessons increases and thus the learning processes of the students are positively affected. In the study, the fact that the students found the science courses created using this model effective and enjoyable; it shows that the stakeholders who provide education to students can teach science concepts more effectively and permanently by using this model. It is recommended that teachers of gifted students should definitely use the EPTS curriculum model in their lessons, and researchers should also carry out studies in which they can adapt the curriculum model to other units in the long term.
 

Üstün Yetenekli Ortaokul Öğrencilerinin Üyep Müfredat Modeli Kullanılarak Zenginleştirilen Ve Hızlandırılan “madde Ve Doğası” Konusu Hakkındaki Görüşleri


Osman - Elmas1, Nermin Bulunuz2
1Köprühisar Atatürk Ortaokulu
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 232 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Üstün yetenekliler eğitim programı (ÜYEP) müfredat modeli 2007 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde bir program olarak kurulmuş, 2014 yılında uygulama ve araştırma merkezi olarak faaliyete geçmiştir. Kurumun amacı, üstün yetenekli öğrencileri tanılamak, oluşturdukları program ile öğretim vermek ve değerlendirmektir.  Üstün Yetenekliler Eğitim Programı (ÜYEP) üstün yetenekli öğrencilere okul sonrası eğitim vermesine ek olarak, öğretim programlarının öğretimini hızlandırmayı ve zenginleştirmeyi hedeflemektedir. Üstün Yetenekliler Eğitim Programı tanılama, müfredat, program biçimi, öğretim, değerlendirme ve öğretmen eğitimini içeren bileşenlerden oluşmakta, ÜYEP Müfredat Modeli ise hızlandırma ve zenginleştirme karışımı bir farklılaştırma önermektedir. Çalışmanın amacı, üstün yetenekli altıncı sınıf öğrencilerinin, ÜYEP Müfredat Modeli kullanılarak zenginleştirilmiş ve hızlandırılmış “Madde ve Doğası” konulu ünitelere ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Araştırma 2018-2019 Bahar döneminde, PÜYED’e kayıt olan dört üstün yetenekli 6. sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşmeler ve günlükler kullanılmış, toplanan veriler tematik olarak analiz edilmiştir.
Bulgular üstün yetenekli öğrencilerin ÜYEP ünitesi hakkındaki düşüncelerinin olumlu olduğunu göstermiştir. Öğrenciler, derslerin uygulamaların modelleme, deney yapma, bilgisayar yardımıyla simülasyon gibi farklı öğretim yöntemleriyle işlendiğini, bu nedenle dersleri severek öğrendiklerini, öğretici bulduklarını ifade etmişlerdir. ÜYEP müfredat programı ile zenginleştirilmiş ve hızlandırılmış fen öğretim uygulamasını örgün eğitimle karşılaştırmaları sonucunda; örgün eğitimdeki geleneksel eğitim sisteminden hoşlanmadıklarını, fakat bu kapsamda işlenmiş dersleri ilgi çekici ve öğretici bulduklarını ifade etmişlerdir. Araştırmanın sonucunda ÜYEP Becerileri kullanımının üstün yetenekli öğrencilerin Fen Bilimleri dersine aktif olarak katılmasını sağladığı, bu nedenle öğrencilerin derslere karşı ilgi ve motivasyonlarının arttığı ve böylece öğrencilerin öğrenme süreçlerinin olumlu yönde etkilendiği söylenebilir. Çalışmada öğrencilerin ÜYEP Müfredat Modeli kullanılarak oluşturulmuş Fen Bilimleri derslerini etkili ve eğlenceli bulmuş olmaları, öğrencilere eğitim veren paydaşların farklı kurumlarda bu modeli kullanarak fen kavramlarını daha etkili ve kalıcı olarak öğretebileceklerini göstermektedir.  Bulgulardan hareketle üstün yetenekli öğrencilerin öğretmenlerine ÜYEP Müfredat Modeli’ni derslerinde kullanmaları, aynı alanda çalışan araştırmacılara ise uzun vadede müfredat modelini başka ünitelere uyarlayabilecekleri çalışmalar yapmaları önerilmektedir.


Conversation Writings On Reflective Thinking Skills


Ufuk Töman1
1Bayburt Üniversitesi


Abstract No: 17 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Reflective thinking, one of the higher-order thinking skills, is extremely important in determining the strengths and weaknesses of individuals by enabling them to think consciously, willingly and consistently on their actions. Especially in the pre-service period, reflection activities should be carried out in order to identify and eliminate the deficiencies of pre-service teachers regarding their teaching skills. Therefore, the participation of pre-service teachers in reflection activities is effective in training qualified teachers. The aim of this study is to examine the reflective thinking skills of pre-service science teachers according to their expressions in the conversational writings used in the special teaching methods course. The participants of this study are 10 pre-service science teachers. In the research, conversational writings written by pre-service science teachers in special teaching methods course were examined by document analysis method. In this study, teaching-learning dialogue writings, which are a type of conversational writings, were used. The expressions in the teaching-learning dialogue articles were analyzed descriptively. When the expressions of the pre-service teachers were examined, it was determined that their first writings were generally at the level of reflection in the technical field. It has been revealed that reflective thinking skills have improved with the feedback given to the pre-service teachers' writings and the micro-teaching technique used.
 

Yansıtıcı Düşünme Becerisinde Karşılıklı Konuşma Yazıları


Ufuk Töman1
1Bayburt Üniversitesi


Bildiri No: 17 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bireylerin eylemleri üzerinde bilinçli, istendik ve tutarlı bir şekilde düşünmesini sağlayarak güçlü ve zayıf noktalarını belirlemede, üst düzey düşünme becerilerinden olan yansıtıcı düşünme son derece önemlidir. Özellikle hizmet öncesi dönemde öğretmen adaylarının öğretim becerileriyle ilgili eksik yönlerini belirleme ve giderme açısından yansıtma etkinliklerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bundan dolayı nitelikli öğretmen yetişmesinde öğretmen adaylarının yansıtma etkinliklerine katılımı etkilidir. Bu çalışmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının yansıtıcı düşünme becerilerini, özel öğretim yöntemleri dersinde kullanılan karşılıklı konuşma yazılarındaki ifadelerine göre incelemektir. Bu çalışmanın katılımcılarını 10 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada fen bilgisi öğretmen adaylarının özel öğretim yöntemleri dersinde yazdıkları karşılıklı konuşma yazıları doküman inceleme yöntemiyle incelenmiştir. Bu çalışmada karşılıklı konuşma yazılarının bir çeşidi olan öğretme-öğrenme diyaloğu yazıları kullanılmıştır. Öğretme-öğrenme diyaloğu yazılarındaki ifadeler betimsel olarak analiz edilmiştir. Öğretmen adaylarının ifadeleri incelendiğinde ilk yazılarının genellikle teknik alanda yansıtma düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının yazılarına verilen dönütler ve kullanılan mikro-öğretim tekniğiyle beraber yansıtıcı düşünme becerilerinin geliştiği ortaya çıkmıştır Çalışma, öğretmen adaylarının yansıtıcı düşünme düzeylerinin geliştirilmesine yönelik öneriler ile tamamlanmıştır.
 


Being A Double Major Student In Mathematics Teaching Program As A Preservice Biology Teacher


Meltem Sarı Uzun1
1Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 122 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With the prominence of interdisciplinary studies in the field of education, it has become more important for teachers to train themselves not only in their branches but also in different fields and to have the necessary knowledge and skills to take part in interdisciplinary studies. In particular, basic sciences such as mathematics, physics, chemistry and biology are mutually supportive, developing and related fields. In the structuring of education faculties in our country, teacher training programs in these four fields are under the Department of Mathematics and Science Education. Students studying in these programs are offered minor and double major opportunities in other branches in some universities. Students who complete the double major program have the right to teach in both branches.
In this study, it is aimed to determine the feelings and thoughts of two students studying in biology teaching and doing a double major in the mathematics teaching program and to reveal their experiences. Students have completed their first year in the double major program. This study covers the results obtained in the first phase of a long-term research that is planned to be carried out until the students complete their studies.
The research is a phenomenological study conducted with a qualitative approach and designed based on students' descriptions of their experiences and situation. Data were collected through individual interviews. In the interviews, questions were asked to reveal how they decided to become a double major program student, why they chose to do a double major in mathematics teaching, their perceptions about the fields of biology and mathematics and how they related these two fields, and their experiences as a double major program student. It is expected that the results of the study will contribute to the development of double major programs in education faculties.
 

Biyoloji Öğretmen Adayı Olarak Matematik Öğretmenliği Programında Çift Ana Dal Öğrencisi Olmak


Meltem Sarı Uzun1
1Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 122 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim alanında disiplinler arası çalışmaların ön plana çıkması ile birlikte öğretmenlerin sadece branşlarında değil farklı alanlarda da kendilerini yetiştirmeleri ve disiplinler arası çalışmalarda yer almak için gerekli bilgi ve becerilere sahip olmaları daha önemli hale gelmiştir. Özellikle matematik, fizik, kimya ve biyoloji gibi temel bilimler birbirini destekleyici, geliştirici ve ilişkili alanlardır. Ülkemizdeki eğitim fakültelerinin yapılanmasında bu dört alandaki öğretmen yetiştirme programları, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümleri altında yer almaktadır. Bu programlarda öğrenim gören öğrencilere bazı üniversitelerde, diğer branşlarda yan dal ve çift ana dal olanağı sunulmaktadır. Çift ana dal programını tamamlayan öğrenciler her iki branşta öğretmenlik yapma hakkına sahip olmaktadırlar.
Bu çalışmada, biyoloji öğretmenliğinde öğrenim gören ve matematik öğretmenliği programında çift ana dal yapmakta olan iki öğrencinin, duygu ve düşüncelerini belirlemek, hem biyoloji öğretmenliği hem matematik öğretmenliği diploması almak üzere çıktıkları yoldaki deneyimlerini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Öğrenciler çift ana dal programındaki ilk yıllarını tamamlamışlardır. Bu çalışma, öğrenciler öğrenimlerini tamamlayana kadar yürütülmesi planlanan uzun süreli bir araştırmanın ilk aşamasında elde edilen sonuçları kapsamaktadır.
Araştırma nitel yaklaşımla yapılan, öğrencilerin deneyimlerini ve içinde bulundukları durumu betimlemelerine dayalı olarak tasarlanmış olan fenomenolojik bir çalışmadır. Fenomenolojik araştırmalar, insanların belli bir durumu nasıl deneyimlediklerini, bu durumla ilgili duygu, düşünce ve algılarını tanımlamak amacıyla kullanılan nitel bir araştırma yöntemi olduğundan bu çalışmanın yöntemi olarak belirlenmiştir. Veriler, bireysel olarak yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmış ve görüşmelerin ses kaydı alınarak çözümlemesi yapılmıştır. Görüşmelerde, çift ana dal programı öğrencisi olmaya nasıl karar verdiklerini, neden matematik öğretmenliğinde çift ana dal yapmayı tercih ettiklerini, biyoloji ve matematik alanlarına yönelik algılarını ve bu iki alanı nasıl ilişkilendirdiklerini, çift ana dal programı öğrencisi olarak deneyimlerini ortaya çıkarmaya yönelik sorular sorulmuştur. Çalışmadan elde edilecek sonuçların, eğitim fakültelerinde uygulanmakta olan çift ana dal ve yan dal programlarının geliştirilmesine ve öğretmen yetiştirme alanında yapılacak güncelleme çalışmalarına katkıda bulunması beklenmektedir.
 


A New Approach In Science Education: Engineering Design Based Learning


Özgür Özünlü1, Salih Çepni2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 164 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is an indisputable fact that the increase in the number of individuals with a good education will carry the development level of countries to higher levels. Achieving this is possible by applying current and new generation education approaches in the education system. STEM education approach, which is one of these approaches and has become much more popular in recent years; It aims to contribute to scientific and technological developments with individuals who produce solutions to problems by developing an interdisciplinary perspective. For this reason, many countries have included STEM education in their school curricula. As in other countries, STEM education has been prioritized in our country and has taken its place in the curriculum. The Science and Technology Curriculum, which was prepared in 2005 with an emphasis on the constructivist learning theory, was revised in 2013, but the STEM approach appeared for the first time in the revised program in 2018. In this new and current latest Science Curriculum, Science and Engineering Applications and Engineering and Design skills learning areas have been added and STEM education has been brought to the fore with more emphasis.
 
In this study, the data obtained through the literature review with the document analysis method is presented to the readers in the theoretical dimension. The main features of the Engineering Design Based Science Teaching approach will be defined, its nature will be explained, its advantages and disadvantages, its place in the literature will be mentioned.
 

Fen Eğitiminde Yeni Bir Yaklaşım: Mühendislik Tasarım Temelli Öğrenme


Özgür Özünlü1, Salih Çepni2
1Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 164 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İyi bir eğitim almış birey sayısının artmasının, ülkelerin gelişmişlik düzeyini yukarı seviyelere taşıyacağı tartışılmaz bir gerçektir. Bunu başarmak ise eğitim sisteminde güncel ve yeni nesil eğitim yaklaşımlarını uygulayarak mümkün olabilmektedir. Bu yaklaşımlardan biri olan ve son yıllarda çok daha popüler hale gelen STEM eğitim yaklaşımı; disiplinler arası bakış açısı geliştirerek, problemlere çözüm üreten bireyler ile bilimsel ve teknolojik gelişmelere katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu sebeple, bir çok ülke okul müfredatlarına STEM eğitimini dahil etmiştir. Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de, STEM eğitimi öncelikli hale getirilmiş ve ders programları içerisinde yerini almıştır. 2005 yılında yapılandırmacı öğrenme kuramına vurgu yapılarak hazırlanmış olan Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programı 2013 yılında yeniden gözden geçirilmiş fakat  STEM yaklaşımı ilk kez 2018 yılında revize edilen programda ilk kez karşımıza çıkmıştır. Bu yeni ve güncel son Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı’nda Fen ve Mühendislik Uygulamaları ile Mühendislik ve Tasarım becerileri öğrenme alanları eklenerek STEM eğitimine daha çok vurgu yapılarak ön plana çıkarılmıştır.
 
Bu çalışmada doküman analizi yöntemi ile literatür taraması yoluyla elde edilen veriler teorik boyutta okuyuculara sunulmaktadır. Mühendislik Tasarım Temelli Fen Öğretimi yaklaşımının temel özellikleri tanımlanarak, doğası anlatılacak, avantajları dezavantajlarından, literatürdeki yerinden bahsedilecek ve fen bilimleri öğretmenlerine ve öğretmen adaylarına da rehber olabilmesi açısından örnek bir ders planı yapılandırılarak sunulacak ve önerilerde bulunulacaktır.
 


Descriptive Content Analysis Of Research Published In The Field Of The Assure Instructional Design Model In Turkey


Buket ÇATAR1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 200 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With the year 2020, all countries of the world had to change in many fields of activity such as education, economy and tourism, especially health, due to the COVID 19 pandemic (Evren Yapıcıoğlu, 2020). Especially in the field of education, the transition to the distance education process due to the pandemic has created obligations such as good planning of the lesson and integration of the lessons with technology. Considering today's conditions, it is extremely important to create learning environments supported by technology. There are many instructional design models that use technology for instructional activities. Among these instructional design models, the ASSURE model, which provides all the necessary processes for the effective use of instructional technologies, stands out (Özdilek, 2018). The aim of this study is to determine the general trend of research published on the ASSURE instructional design model between 2015 and 2021 in Turkey. For this purpose, 9 articles published in Turkey and 4 thesis studies conducted in 4 different universities were examined. In order to evaluate the relevant publications, the publication classification form, which was developed by using the literature, was revised and used. The form contains the identifier of the relevant study, field of study, research method, data collection tools, sample, content and result of the study. Analyzes made according to these categories were presented using descriptive statistical techniques such as frequency and percentage. It is thought that the results obtained from the study will be useful in terms of seeing the strengths and deficiencies of the studies carried out in the field, and can be used as a determining source in guiding future studies.
 

Türkiye’de Assure Öğretim Tasarimi Modeli Alaninda Yayinlanan Araştirmalarin Betimsel Içerik Analizi


Buket ÇATAR1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 200 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

2020 yılı ile birlikte tüm dünya ülkeleri COVID 19 pandemisi nedeniyle sağlık başta olmak üzere eğitim, ekonomi ve turizm gibi birçok faaliyet alanında, değişime gitmek zorunda kalmıştır (Evren Yapıcıoğlu, 2020). Özellikle eğitim alanında pandemi nedeniyle uzaktan eğitim sürecine geçilmiş olması dersin iyi şekilde planlanması ve derslerin teknolojiyle  entegre olması gibi zorunluluklar oluşturmuştur. Günümüz şartları düşünüldüğünde teknolojiyle desteklenmiş öğrenme ortamlarının oluşturulması son derece önemlidir. Öğretim faaliyetleri için teknoloji kullanan birçok öğretim tasarım modeli bulunmaktadır. Bu öğretim tasarım modelleri içinde öğretim teknolojilerinin etkin bir şekilde kullanılması için gerekli tüm süreçleri sağlayan ASSURE modeli ön plana çıkmaktadır (Özdilek, 2018). Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de 2015- 2021 yılları arasında ASSURE öğretim tasarımı modeli üzerine yayınlanan araştırmaların genel eğilimini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’de yayınlanan 9 makale ve 4 farklı üniversitede yürütülen 4 tez çalışması incelenmiştir. İlgili yayınları değerlendirmek için literatürden yararlanılarak geliştirilen yayın sınıflandırma formu revize edilerek kullanılmıştır. Formda ilgili çalışmanın künyesi, çalışma alanı, araştırma yöntemi, veri toplama araçları, örneklemi, çalışmanın içeriği ve sonucu alanları bulunmaktadır. Bu kategorilere göre yapılan analizler frekans ve yüzde gibi betimsel istatistik teknikleri kullanılarak sunulmuştur. Çalışmadan elde edilen sonuçların alanda gerçekleştirilen çalışmaların güçlü ve eksik yönlerini görme açısından yararlı olacağı, gelecek çalışmalara yön vermede belirleyici bir kaynak olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.


Metacognition And Metacognition Based Practices In Developing Reading Skills In Science Teaching: Pq4r Strategy


Merve Doğru1, Salih Çepni2
1MEB
2Uludağ Üniversitesi, Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Anabilim Dalı, Türkiye


Abstract No: 103 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the national and international exams held in recent years, it is seen that students in Turkey have serious difficulties in reading and reading comprehension skills. The reading skills of secondary school students are generally at a low level in the PISA and PIRLS exams, which are internationally valid and reliable. On the national scale, assessment and evaluation approaches have begun to change on a context-based basis and the importance of reading skills has emerged once again. When we look at the literature, one of the important factors affecting reading comprehension is metacognitive thinking skills. It has been stated that students with good metacognition can manage their own learning processes, question information and think critically while solving problems. Metacognitive thinking skills can be developed by applying the appropriate learning strategy. In this study, information is given about what metacognition and metacognitive teaching is, and the contribution and importance of the PQ4R reading strategy, which is widely used and recommended in developing metacognitive thinking skills, to the development of students' metacognitive thinking skills. Studies in the literature related to the PQ4R strategy have been examined, and examples from the applications in Turkey and the world have been given. The model of the study is the theoretical analytical research model for the determination and analysis of the current situation. In this study, document analysis, one of the qualitative data collection methods, was carried out. As a result of the research, an analysis of metacognitive-based teaching and PQ4R metacognitive learning strategy was made, and it was seen that students increased their metacognitive skills, improved their reading comprehension skills and regulated their own learning. Through this study, the researchers who want to use this strategy has been presented the opportunity to review the PQ4R method as a whole.

Fen Öğretiminde Okuma Becerilerini Geliştirmede Üstbiliş Ve Üstbilişe Dayalı Uygulamalar: Pq4r Stratejisi


Merve Doğru1, Salih Çepni2
1MEB
2Uludağ Üniversitesi, Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Anabilim Dalı, Türkiye


Bildiri No: 103 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda yapılan ulusal ve uluslararası sınavlarda Türkiye’deki öğrencilerin okuma ve okuduğunu doğru anlama becerilerinde ciddi sıkıntılar yaşadıkları görülmektedir. Uluslararası yapılan, geçerlilik ve güvenilirliği yüksek PISA ve PIRLS sınavlarında ülkemizdeki ortaokul öğrencilerinin okuma becerileri genel olarak düşük düzeydedir. Bununla birlikte 2007 yılından beri gündemde olan ve Türkçe ’ye Bağlam Temelli Öğrenme ismiyle geçen modelle tüm derslerin ölçme değerlendirme yaklaşımları da bu yöne kaymış ve okuma becerilerinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Okumak ve okuduğunu doğru anlamak bir öğrenme sürecidir ve tüm derslerde başarının ön kabulü sayılabilecek bir beceridir. Literatüre bakıldığında okuduğunu doğru anlamayı etkileyen faktörlerden önemli bir tanesi üstbilişsel düşünme becerileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstbiliş en genel tanımıyla düşündüğünü düşünmek anlamına gelir. Üstbilişi iyi olan öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerini yönetebildikleri, bilgiyi sorguladıkları ve problem çözerken kritik düşünebildikleri belirtilmiştir. Üstbilişsel düşünme becerileri uygun öğrenme stratejisinin uygulanmasıyla geliştirilebilir. Bu çalışmada, üstbiliş ve üstbilişe dayalı öğretimin ne olduğu, üstbilişsel düşünme becerilerini geliştirmede yaygın kullanılan ve önerilen PQ4R okuma stratejisinin, öğrencilerin üstbilişsel düşünme becerilerinin gelişimine katkısı ve önemi hakkında bilgi verilmiştir. PQ4R stratejisi ile ilgili literatürdeki çalışmalar incelenmiş, Türkiye ve dünyadaki uygulamalardan örnekler verilmiştir. Çalışmanın modeli mevcut durumun belirlenmesi ve analizine yönelik kuramsal analitik araştırma modelidir. Araştırmada nitel veri toplama yöntemlerinden doküman incelemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda üstbilişe dayalı öğretime ve PQ4R üstbiliş öğrenme stratejisine yönelik analiz yapılmış, öğrencilerin üstbilişsel becerilerini artırdığı, okuduğunu anlama becerilerini geliştirdiği ve kendi öğrenmelerini düzenlediği görülmüştür. Araştırmacılara fen öğretiminde, öğrencilerin okuma becerilerini ve fen başarılarını artırabilmek için PQ4R stratejisi önerilmiştir. Aynı zamanda bu çalışma sayesinde, PQ4R stratejisini kullanmak isteyen araştırmacılara bu stratejiyi bir bütün halinde inceleme fırsatı sunulmuştur.


Examination Of The Change Of Science Teaching Programs In Terms Of Thinking Skills Over The Years: 6th Grade Example


Özge KÖNGÜL1, Hatice Merve KORKUT1, Elif BENZER1
1MARMARA ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 169 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Towards the end of the 20th century, it has been demonstrated by various studies that thinking can be taught, and in the last 20-25 years, studies on how to develop thinking have increasingly gained momentum.Although the studies on teaching thinking vary, the most common opinion is; that the teaching of thinking in a context provides more successful development of thinking.This study aims to examine the content of the four science curriculums published in 26 years, from the 1992 science curriculum to the 2018 science curriculum today, based on both general objectives and objectives.For this purpose, 6th-grade achievements were examined by considering three of the thinking skills, critical thinking, analytical thinking, and creative thinking skills.In the study, the document analysis method, one of the qualitative research methods, was used. In the research, the key concepts for analytical, creative, and critical thinking were determined and the achievements were examined.In the study, the data obtained were analyzed with descriptive analysis.The basic features of each type of thinking were scanned from various sources and the key concepts that would provide clues to the finding of these skills in the acquisitions were extracted.An evaluation was made by taking into account the key concepts and the context of the achievements. The evaluation process was carried out independently by three researchers.Later, a faculty member who was not involved in the study and who was an expert on thinking skills compared all the analyzes.As a result of the comparison, the percentage of agreement was calculated for the thinking skill of the researchers in the learning outcomes.As a result of the research; When all the programs were examined, it was concluded that the majority of the achievements for each program belonged to analytical thinking skills, and creative and critical thinking skills were given less place. 
 

Fen Öğretim Programlari Kazanimlarinin Düşünme Becerileri Açisindan Yillar Içerisindeki Değişiminin Incelenmesi: 6. Sinif Örneği


Özge KÖNGÜL1, Hatice Merve KORKUT1, Elif BENZER1
1MARMARA ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 169 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

20.yüzyılın sonlarına doğru düşünmenin öğretilebilir olduğu çeşitli çalışmalarla ortaya konmuş ve son 20-25 yılda da düşünmenin nasıl geliştirileceğine yönelik çalışmalar artarak hız kazanmıştır. Düşünmenin öğretimine yönelik yapılan çalışmalar farklılık göstermekle birlikte en yaygın kanı; bir bağlam içerisinde düşünme öğretiminin gerçekleşmesinin daha başarılı bir düşünme gelişimini sağladığıdır. Bilimin doğası ve bilimsel yöntemi içeren fen bilimlerinde düşünme becerilerinin kullanımının da daha iyi bir fen öğretimini desteklediği ortadadır. Çift yönlü olan bu olumlu etki bağlamında, fen programlarında farklı düşünme becerileri genel ve özel amaçlar içerisinde yer almıştır. Bu çalışma 1992 yılı fen bilgisi öğretim programından günümüz 2018 fen bilimleri programına değin 26 yılda yayınlanan dört fen öğretim programının hem genel amaçlar hem de kazanımlar bazında düşünme becerilerini nasıl yansıttığının incelenmesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda düşünme becerilerinden üçü olan eleştirel düşünme, analitik düşünme ve yaratıcı düşünme becerileri ele alınarak programlarda bulunun 6. Sınıf kazanımları incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada analitik, yaratıcı ve eleştirel düşünmeye yönelik anahtar kavramlar belirlenerek kazanımlar incelenmiştir. Çalışmada, elde edilen veriler betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Her bir düşünme çeşidinin temel özellikleri çeşitli kaynaklardan taranarak kazanımlarda bu becerilerin bulunmasına ipucu sağlayacak anahtar kavramlar çıkarılmıştır. Anahtar kavramlar ve kazanımların bağlamı da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmıştır. Değerlendirme işlemi üç araştırmacı tarafından bağımsız şekilde yapılmıştır. Daha sonra çalışmada yer almayan ve düşünme becerileri ile ilgili uzman olan bir öğretim üyesi tüm yapılan analizleri karşılaştırmıştır. Karşılaştırma neticesinde araştırmacıların kazanımlarda bulunan düşünme becerisi için uyuşum yüzdesi hesaplanmıştır. Araştırmanın sonucunda; tüm programlar incelendiğinde her bir program için kazanımların büyük bir çoğunluğunun analitik düşünme becerisine ait olduğu, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerine ise daha az yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır. Fen öğretim programında eleştirel ve yaratıcı düşünmeye yönelik kazanımların daha çok yer alması önerilmektedir.


The Effect Of Middle School Students' Science Experiences In Informal Environments On Their Curiosity For Science Subjects


Büşra Bakioğlu1
1Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi


Abstract No: 176 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to examine the effects of secondary school students' science experiences in informal environments on their curiosity in science subjects. Relational survey model, one of the quantitative research methods, was used in the research. The research was carried out with a total of 123 students, 70 females and 53 males, continuing their education in a public secondary school. The data were collected in June of the 2nd semester of the 2020-2021 academic year. As data collection tools, questions containing demographic information, “Science Experience Scale in Informal Environments” and “Interest Scale for Science Subjects” were applied to the students. Pearson Product Moments Correlation was used in the analysis of the data. At the end of the research, it was found that there was a positive and significant relationship between the secondary school students' science experiences in informal environments and their interest level scores for science subjects (r=.399, p<.01). It can be concluded that as students' science experiences increase in informal environments, their level of curiosity in science subjects will also increase. According to the results of the research, suggestions were made such as providing training to parents in order to increase the science experience of students in informal environments, and creating environments where children can experience science-related activities in a naturally from a young age.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Informal Ortamlarda Fen Deneyimlerinin Fen Konularına Yönelik Ilgi Düzeylerine Etkisi


Büşra Bakioğlu1
1Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi


Bildiri No: 176 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin informal ortamlarda fen deneyimlerinin fen konularına yönelik ilgi düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.  Araştırma bir devlet ortaokulunda öğrenimlerine devam eden 70’i kız, 53’ü erkek olmak üzere toplam 123 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılı 2. dönemi haziran ayında toplanmıştır. Öğrencilere veri toplama aracı olarak demografik bilgileri içeren sorular, “İnformal Ortamlarda Fen Deneyim Ölçeği” ve “Fene Konularına Yönelik İlgi Ölçeği” uygulanmıştır. Verilerin analizinde basit korelasyon analizi (Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu) kullanılmıştır. Araştırma sonunda ortaokul öğrencilerinin informal ortamlarda fen deneyimleri fen konularına yönelik ilgi düzeyleri puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (r=.399, p<.01). Öğrencilerin informal ortamlarda fen deneyimleri arttıkça fen konularına yönelik ilgi düzeylerinin de artacağı sonucu çıkarılabilmektedir. Araştırma sonuçlarına yönelik öğrencilerin informal ortamlarda fen deneyimlerinin artırılması için velilere eğitimlerin verilmesi, çocukların küçük yaşlardan itibaren fene yönelik etkinlikleri doğal yollarla kendilerinin deneyimleyebileceği ortamların oluşturulması gibi öneriler sunulmuştur.


The Effect Of Using Face-to-face And Online Activities Prepared According To Incremental Self-theory In Science Lesson On Mindsets Of 7th Grade Students


Sema İrem ORHAN1, Abdullah AYDIN2
1Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Öğrencisi, Kastamonu
2Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Kastamonu


Abstract No: 224 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Individuals who believe in the entity theory, which argues that intelligence and abilities are innate and cannot be developed, are defined as individuals with a fixed mindset, while individuals who believe in the incremental self-theory, which argues that abilities and intelligence can be developed with effort, are defined as individuals with a growth mindset (Dweck, 2006, 2015). In the research, it was aimed to investigate the effects of face-to-face and online application of the teaching which’s designed in line with the incremental self-theory within the scope of the 7th grade science lesson cell and divisions unit on the mindset levels of the students. The research was conducted face-to-face in the first semester of the 2019-2020 academic year, and online in the first semester of the 2020-2021 academic year. In the study, the Mindset Scale (DTÖ), which’s developed by De Castella and Byrne (2015) to determine the level of an individual's growth mindset, was used. This scale was adapted to Turkish by the researchers and applied as a pre-test and post-test in both face-to-face and online education. In the study, it was determined that the face-to-face or online application of activities and materials designed for students to develop a growth mindset did not have a statistically significant effect on their mindset levels. However, it has been observed that the instruction designed in line with the incremental self-theory has an effect on increasing students' growth mindset levels regardless of the type of application.

Gelişim Öz-Teorisine Göre Hazırlanan Etkinliklerin Yüz Yüze Ve Online Olarak Fen Bilimleri Dersinde Kullanılmasının 7. Sınıf Öğrencilerinin Düşünce Tarzları Üzerindeki Etkisi


Sema İrem ORHAN1, Abdullah AYDIN2
1Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Öğrencisi, Kastamonu
2Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Kastamonu


Bildiri No: 224 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Zekâ ve yeteneklerin doğuştan geldiği ve geliştirilemeyeceği görüşünü savunan varlık öz-teorisine inanan bireyler sabit düşünce tarzına sahip bireyler olarak tanımlanırken, yeteneklerin ve zekânın çaba ile geliştirilebileceğini savunan gelişim öz-teorisine inanan bireyler ise gelişime açık düşünce tarzına sahip bireyler olarak tanımlanmaktadırlar (Dweck, 2006, 2015). Araştırmada, 7. sınıf fen bilimleri dersi hücre ve bölünmeler ünitesi kapsamında gelişim öz-teorisi doğrultusunda tasarlanan öğretimin yüz yüze ve online olarak uygulanmasının öğrencilerin düşünce tarzı düzeylerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı birinci yarıyılında yüz yüze, 2020-2021 eğitim-öğretim yılı birinci yarıyılında ise online olarak yapılmıştır. Araştırmada, De Castella ve Byrne (2015)’ın bireyin gelişime açık düşünce tarzı düzeyini belirlemek için geliştirdikleri Düşünce Tarzı Ölçeği (DTÖ) kullanılmıştır. Bu ölçeğin araştırmacılar tarafından Türkçeye uyarlaması yapılmış ve hem yüz yüze hem de online eğitimde ön-test son-test olarak uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin gelişime açık düşünce tarzı geliştirmelerine yönelik olarak tasarlanan etkinlik ve materyallerin, yüz yüze ya da online uygulanmasının düşünce tarzı puanları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. Ancak, gelişim öz-teorisi doğrultusunda tasarlanan öğretimin uygulama türüne bağlı olmaksızın öğrencilerin düşünce tarzı düzeylerini artırıcı yönde etki ettiği görülmüştür.


Student Opinions On Supporting Stem Activities With Fairy Scenarios In Science Education


Gözde Endam1
1Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi


Abstract No: 9 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

STEM, which comes from the initials of the words "Science", "Technology", "Engineering" and "Mathematics", which is one of the most frequently heard studies in the field of education in recent years, includes activities in which more than one discipline are applied together. Although STEM education has an essential place in terms of the future progress goals of the countries, it is implemented in schools as a lifestyle, not as a model, especially in countries with a high level of development. The main reason for this approach is to make students successful in practice by removing the information from the memorization system, the applicability of the information in real life, the development of problem-solving techniques, and highlighting the features of curiosity, research, and creativity. It is a teaching model in which students learn by doing and experiencing, producing and making the learned information usable by concretizing. In our country, it is noticed that various STEM activities have been carried out in different education levels in recent years. This study is aimed to support STEM activities with fairy tale scenarios and to implement them with a different approach, based on research on STEM education. Within the scope of the study, the educational functions of fairy tales were given importance, and was emphasized that feeding children with fairy tales would be beneficial for their development. In this direction, activities were held for 8 weeks with students for the implementation of STEM activities with fairy tales, and their opinions were taken at the end of the process. The study was carried out with the phenomenology pattern, one of the qualitative research methods. 8 students from 4 different secondary schools in Izmir participated in the study. Two of the participants are boys and the others are girls. In the research, data were collected using semi-structured interviews and analyzed with content analysis. As a result of the research, it was observed that during the implementation of STEM activities with fairy tales, the students were more interested and willing to the lessons and they understood the activities better. Most of the students stated that STEM activities were more fun with fairy tales, they were motivated, their thinking skills improved and the retention of the learned information increased. In addition, students stated that they mostly had problems with group work. Based on the results obtained; It has been concluded that supporting STEM activities with fairy tale scenarios in science education provides benefits to students in many ways and should be applied in different lessons.

Fen Eğitiminde Stem Etkinliklerinin Masal Senaryolariyla Desteklenmesine Yönelik Öğrenci Görüşleri


Gözde Endam1
1Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi


Bildiri No: 9 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Son yıllarda eğitim alanında en sık duyduğumuz çalışmalardan birisi olan “Science”, “technology”, “engineering” ve “mathematics” kelimelerinin baş harflerinden oluşturulan STEM birden fazla disiplinin bir arada kullanılarak uygulandığı etkinlikleri içermektedir. Ülkelerin gelecekteki ilerleme hedefleri açısından STEM eğitimi önemli bir yere sahip olmakla beraber özellikle gelişmişlik düzeyi yüksek ülkelerde bir model olarak değil bir yaşam tarzı olarak okullarda uygulanmaktadır. Bu yaklaşımın temel nedeni bilgiyi ezber sisteminden çıkarıp, bilgilerin gerçek yaşamda uygulanabilirliği ve problem çözme tekniklerinin geliştirilmesi, merak, araştırma ve yaratıcılık özelliklerinin öne çıkartılması hedef alınarak öğrencileri uygulamada başarılı hale getirmektir. Öğrencilerin yaparak ve yaşayarak öğrendiği, üretim yaptığı ve öğrenilen bilgileri somutlaştırarak kullanılabilir hale getirdiği bir öğretim modelidir. Ülkemizde de son yıllarda farklı eğitim kademelerinde çeşitli STEM etkinliklerinin yürütüldüğü görülmektedir. Bu çalışmada STEM eğitimi ile ilgili yapılan araştırmalardan yola çıkılarak STEM etkinliklerini masal senaryolarıyla desteklemek, farklı bir yaklaşımla uygulamak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında masalların eğitimsel işlevleri önemsenmiş ve özellikle çocukların masalla beslenmesinin onların gelişimi açısından yarar sağlayacağı vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, STEM etkinliklerinin masallarla uygulanmasına yönelik öğrencilerle 8 hafta boyunca etkinlikler yapılmış ve sürecin sonunda görüşleri alınmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya İzmir ilinde bulunan 4 farklı ortaokuldan 8 öğrenci katılmıştır. Katılımcıların 2’si erkek, diğerleri kız öğrencilerdir.  Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme kullanılarak toplanmış, içerik analiziyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda STEM etkinliklerinin masallarla uygulanması sürecinde öğrencilerin derslere daha ilgili ve istekli oldukları, etkinlikleri daha iyi anladıkları gözlenmiştir. Öğrencilerin çoğu STEM etkinliklerinin masallarla daha eğlenceli geçtiğini, motive olduklarını, düşünme becerilerinin geliştiğini ve öğrenilen bilgilerin akılda kalıcılığının arttığını ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrenciler en çok grup çalışması konusunda sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Elde edilen sonuçlardan yola çıkılarak; fen eğitiminde STEM etkinliklerinin masal senaryolarıyla desteklenmesinin öğrencilere birçok açıdan yararlar sağladığı ve farklı derslerde de uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.


Investigation Of Stem-based Education Teacher Candidates' Attitudes Towards Renewable Energy Sources And Their Stem Products


Emrah HİĞDE1
1Aydın Adnan Menderes Üniversitesi


Abstract No: 210 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The aim of this study is to examine the attitudes of prospective science teachers towards renewable energy sources and their group work performances with STEM products. In the research, one-group pre-test-post-test experimental design, which is one of the quantitative research methods, was used. The study group consists of 40 second-year teacher candidates studying in the science education department. Pre-service teachers worked in groups of four while designing STEM products. As a data collection tool, the Renewable Energy Sources Attitude Scale for Science Teacher Candidates and STEM product-performance observation form were collected. The dependent sample t-test was used in the analysis of quantitative data and descriptive analysis was used in the analysis of qualitative data. As a result of the research, as a result of the STEM integrated alternative energy resources course, the application desire of the teacher candidates to ensure the use and dissemination of renewable energy resources, their attitudes towards the use of renewable energy resources and their attitudes towards education in the correct use of energy, their attitudes towards the benefits of renewable energy use to the country, and the dissemination of renewable energy. It is seen that the attitudes towards the environmental impact of investments and renewable energy use have increased statistically significantly compared to the pre-application. Based on the observation data findings, it is seen that the performance of the STEM products prepared by the teacher candidates for the teaching of renewable energy sources to the students and the product preparation performance have improved. It was determined that most of the pre-service teachers developed themselves in terms of working as a group, using the design process effectively, and processing science and engineering. It has been determined that they give importance to planning during the design phase of the product and frequently test and change their products. However, it was determined that a small number of pre-service teachers produced designs similar to the ones they planned, paid attention to materials and building construction, and paid attention to measurements. In addition, while designing STEM products, it was seen that a small number of participant groups paid attention to designing the functional product in a timely and original manner. When the STEM products produced by the pre-service teachers are examined, it is seen that the majority of them made designs related to hydroelectric energy, solar energy and wind energy, while a small number of pre-service teachers designed STEM products related to biomass energy and energy generation by vibration.

Stem Temelli Eğitim Alan Öğretmen Adaylarının Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Yönelik Tutumlarının Ve Ortaya Koydukları Stem Ürünlerin Incelenmesi


Emrah HİĞDE1
1Aydın Adnan Menderes Üniversitesi


Bildiri No: 210 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmanın amacı STEM entegre edilmiş alternatif enerji kaynakları dersine katılan fen bilimleri öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik tutumlarının ve STEM ürünleri ile grup çalışması performanslarının incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ön test-son test deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubu, fen bilimleri eğitimi ana bilim dalında öğretim gören 40 ikinci sınıf öğretmen adayından oluşmaktadır. Öğretmen adayları STEM ürünlerini tasarlarken dörder kişilik gruplar halinde çalışmışlardır. Veri toplama aracı olarak Fen Öğretmeni Adaylarına Yönelik Yenilenebilir Enerji Kaynakları Tutum Ölçeği ve STEM ürün-performans gözlem formu ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımlı örneklem t-testi ve nitel verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, STEM entegre edilmiş alternatif enerji kaynakları dersi sonucunda öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve kullanımının yaygınlaştırılmasını sağlamaya yönelik uygulama isteğinin, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve enerjinin doğru kullanımında eğitime önem verme tutumlarının, yenilenebilir enerji kullanımının ülkeye sağladığı faydaya yönelik tutumlarının, yenilebilir enerjinin yaygınlaştırılması için yapılan yatırımlar ve yenilenebilir enerji kullanımının çevreye olan etkisine yönelik tutumlarının uygulama öncesine göre istatiksel olarak anlamlı şekilde arttığı görülmektedir. Gözlem verileri bulgularına dayanarak öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji kaynaklarının öğrencilere öğretimine yönelik hazırladıkları STEM ürünlerinin ve ürün hazırlama performanslarının geliştiği görülmektedir. Öğretmen adaylarının çoğunun grup olarak çalışma, tasarımı sürecini etkili kullanma ve bilim ve mühendisliği işleme açısından kendilerini geliştirdiği belirlenmiştir. Ürünü tasarlama aşamasında planlamaya önem verdikleri ve sık sık ürünlerini test ederek değiştirdikleri belirlenmiştir. Ancak, az sayıda öğretmen adayının planladığı tasarıma benzer tasarımlar ortaya koyduğu, malzemelere ve yapı inşasına özen gösterdiği ve ölçümlere özen gösterdiği belirlenmiştir. Ek olarak, öğretmen adaylarının STEM ürünleri tasarlarken az sayıda katılımcı grubun işlevsel ürünü zamanında ve özgün olarak tasarlamaya dikkat ettiği görülmüştür. Öğretmen adaylarının ortaya çıkardıkları STEM ürünleri incelendiğinde çoğunluğun hidroelektrik enerji, güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi ile ilgili tasarımlar gerçekleştirdiği, az sayıda öğretmen adayının ise biyokütle enerjisi ve titreşim ile enerji elde etme ile ilgili STEM ürünleri tasarladıkları görülmektedir.


Doğal Felaketlerin Günah Keçisi Iklim Değişikliği Mi? Önlem Almayan Insanın Rolü Ile Fen Ve Ekosistem Okur Yazarlığın Öne


İbrahim Ortaş1
1Çukurova Üniversitesi


Abstract No: 245 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Üzerinde yaşadığımız yerküre canlı ve cansız bileşenleri ile bir bütünlük içinde büyük bir mekanizma halindeki işleyişini sürdürmektedir. Doğal ekosistem olarak adlandırılan bu büyük sistem birçok bileşenden oluşmaktadır. İklim, jeoloji, coğrafya, biotik, abiotik ve edephtik faktörlerin tümü çevre ekosisteminin yapısını ve işleyişini belirlemektedir. İnsanın avcı toplayıcı rolü ve sonradan geliştirdiği tarım devrimi ile doğanın kontrolünü yer yer küçük ölçekte etkilediği biliniyordu. Ancak Rönesans ve sanayi devrimi sonrası doğa üzerindeki müdahalesinin doğanın işleyiş mekanizmasını ciddi derecede etkilediği görülmektedir.
Yer yüzeyinin oluşumundan sanayi devriminin başlangıcına kadar atmosferdeki karbondioksit (CO2) konsantrasyonu 280 mg CO2 L-1 iken 2021 yılı itibari ile 417 mg CO2 L-1 düzeyine kadar çıkmış bulunmaktadır. Sanayi devriminin en önemli aracı olan traktör, bütün ormanı ve meralı alanları işleyerek tarım alanlarına dönüştürmesi sonrasında milyonlarca yılda yer yüzeyinde biriken organik maddenin parçalanması ile atmosfere CO2 gazını salmaktadır. Son 50 yılda atmosfere salınan yüksek CO2 akışının birçok insan faaliyeti sonucunda gerçekleştiği ancak temelde nüfus artışına bağlı olarak artan gıda ve diğer yaşam gereksinimlerinin üretiminde kullanılan enerjinin üretimi için binlerce yılda yeraltı katmanlarında oluşmuş olan fosil kaynakların yakılmasının yanında toprak işleme sonucu milyonlarca yılda birikmiş olan organik maddenin ayrışması ile bağlantılıdır. Atmosferde artan sera gazları, başta CO2 olmak üzere güneşten yer yüzeyine gelen ışınları absorbe edip kimyasal enerjiye dönüştürerek atmosferin ısınmasına neden olmaktadır. Atmosferdeki oranı artan sera gazlarının neden olduğu küresel ısınma beraberinde iklim değişimleri, hava kirliliği ve doğal afetler gibi bir dizi çevresel sorunun oluşmasına neden olmaktadır. Bugün yaşanan çevresel sorunların nedeni doğal ve insan faktörü olarak ikiye ayrılmaktadır.
  1. Doğal olarak gelişen çevresel olayların olduğu gibi kabul edilmesi ve ona karşı bilimsel yöntemler ekseninde önlemlerin alınması konusunda çok ciddi yöntem ve teknikler geliştirdi. Yağışların nasıl oluştuğunu ne zaman ne oranda yağışın oluşacağını artık saniye farkı ile biliyoruz. Yağışın zamanı ve şiddetine göre önlem almayı düşünüp planlamalar yapıyoruz. İklim verilerine göre bitkisel ve hayvansal üretim potansiyelinin planlanması ve organizasyonunu yapıyoruz. Taşkınlara karşın barajlar ve göletler yapmanın yanında taşkınlardan kaçınmak daha güvenli ortamlara yerleşim yerleri kurmaktayız. Depremlerinin nerelerde olacağı artık fay hatlarının yerleri ve derinliklerinin ölçülmesi ile bilinmekte ve ona göre önlemlerin alınmasına önayak olmaktadır. Mümkün olduğunca fay hatlarına yakın yerlerde yerleşim yerleri yapmayarak ve depreme dayanıklı inşaat mekaniğini geliştirerek yeni binalar inşa ediyoruz. Yangınların nasıl ve hangi etkiler ile oluştuğu kimyası ve biyolojik mekanizmaları ile biliniyor. Fizik yasaları kullanılarak nasıl önleneceği bilimsel olarak tanımlanabiliyor. Hasatlık ve zararlılar artık mikroskop ve tıbbi analiz yöntemleri yardımı ile biliniyor ve gerekli aşı, ilaç ve tedavi yönetimleri hızlıca geliştirilebiliyor. Bilimsel olarak her olay ve olgunun bir sebep sonuç ilişkisi içinde olduğu gerçeği ile her konu bilimsel yöntem yaklaşımı ile inceleniyor, analiz ediliyor ve çözüm önerileri geliştiriliyor.
  2. İkinci faktör ise İNSAN faktörü ki yaklaşık son 100 yılda bilimsel bilgi ve veriler sonucu oluşturduğu ve insanın fiziki olarak ulaşmadığı birçok alana geliştirdiği teknikler ile ulaşabilmesi ve bu alanlara müdahalesinin sonucunda gelişen çevresel felaketlere yol açmaktadır. Kimya biliminin gelişmesi ile üretilen milyonlarca kimyasal Bileşenin yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış dozda kullanılması sonucu biyolojik varlıklara ne yazık ki zararlar verilmekte. Örnek olarak 1939 yılında bulunan DDT (dikloro difenil trikloroetan) dünyada en yaygın biçimde kullanılan çok zehirli böcek öldürücü ilacının kullanımı sonrası yalnız böceklerin değil, havadaki kuşların, denizdeki balıkların ve diğer canlıların yıkımına yol açtığı belirlendi. İnsanın bilimsel bilgiyi kullanarak bulduğu ve 30 yıl gibi kısa bir süre sonra insan, hayvan, börtü böceklerin ölümüne neden olması sonucu yasaklandı.
Atmosferde CO2 gazının içeriğinin artması, ozon tabakasının delinmesi doğanın işleyişinin olumsuz etkilenmesine neden olmuştur. Diğer tarafta topraklar besin elementi içeriği yönünden zayıfladı, erozyon hızlandı ve gıda güvencesi sorunu baş göstermeye başladı. İnsan faaliyetlerine bağlı olarak gelişen etkilerin yaratığı tahribatın büyüklüğü artık maddi değerler ile ölçülemeyecek hale gelmiştir. ABD’de yaşanan Ida Kasırgası, ülkemizde de Kastamonu-Bozkut yöresinde bilebile dere yatağına başta kamu binaları olmak üzere yerleşim açılması, Akdeniz ve Ege’de beklenen orman yangınlarına karşı önceden gerekli söndürme araç, gereç ve planlanmasının yapılamamış olmasının ardından yaşanan çok sayıda can kayıpları ve büyük hasarlar ekosistem bilgisinin yeterince oluşmadığını göstermiştir. Covid-19 salgınına neden olan korona virüsünün bir canlı olduğu ve yaşam alanı daraldığı için insan vücudu üzerinden yaşam alanı arayışında olduğunu halen kavrayamadığımız için gerekli önlemleri ve tedavi yöntemlerini geliştiremiyoruz. Ancak analitik düşünme ve bilimsel yöntem yolu ile her sorunu çözebilecek mekanizmaların geliştirildiği gerçeği ile er veya geç soruna çözülecektir.Dünyanın hemen her yerinde iklim, hastalıklar ve kötü ekonomik koşullar altında, birçok insanın yetersiz alt yapı, yetersiz beslenme, sağlık, ulaşım ve iletişim sorunu yaşadığı bilinmektedir. Ancak eğitim düzeyi yüksek, farkındalığı gelişmiş toplumların ise önceden önlem aldığı ve yaşam standartlarını da iyileştirdiği bilinmektedir. Ekosistem ve onun işleyişinin başta eğitim kurumlarında çok erken dönemlerde yaşamın içinden pratikler ile doğa ve doğanın yasaları ile tanıştırılmasının önemi ortaya çıkmıştır. İnsanın, doğanın temel yasalarını bilmesi ve ona göre iş ve işleyişlerinde, planlamasında gerekli önlemleri alması gerekmektedir. Bütün bu gelişmeler eğitimin özellikle de fen-okur yazarlığının, ekoloji okuryazarlığının önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

Doğal Felaketlerin Günah Keçisi Iklim Değişikliği Mi? Önlem Almayan Insanın Rolü Ile Fen Ve Ekosistem Okur Yazarlığın Öne


İbrahim Ortaş1
1Çukurova Üniversitesi


Bildiri No: 245 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Üzerinde yaşadığımız yerküre canlı ve cansız bileşenleri ile bir bütünlük içinde büyük bir mekanizma halindeki işleyişini sürdürmektedir. Doğal ekosistem olarak adlandırılan bu büyük sistem birçok bileşenden oluşmaktadır. İklim, jeoloji, coğrafya, biotik, abiotik ve edephtik faktörlerin tümü çevre ekosisteminin yapısını ve işleyişini belirlemektedir. İnsanın avcı toplayıcı rolü ve sonradan geliştirdiği tarım devrimi ile doğanın kontrolünü yer yer küçük ölçekte etkilediği biliniyordu. Ancak Rönesans ve sanayi devrimi sonrası doğa üzerindeki müdahalesinin doğanın işleyiş mekanizmasını ciddi derecede etkilediği görülmektedir.
Yer yüzeyinin oluşumundan sanayi devriminin başlangıcına kadar atmosferdeki karbondioksit (CO2) konsantrasyonu 280 mg CO2 L-1 iken 2021 yılı itibari ile 417 mg CO2 L-1 düzeyine kadar çıkmış bulunmaktadır. Sanayi devriminin en önemli aracı olan traktör, bütün ormanı ve meralı alanları işleyerek tarım alanlarına dönüştürmesi sonrasında milyonlarca yılda yer yüzeyinde biriken organik maddenin parçalanması ile atmosfere CO2 gazını salmaktadır. Son 50 yılda atmosfere salınan yüksek CO2 akışının birçok insan faaliyeti sonucunda gerçekleştiği ancak temelde nüfus artışına bağlı olarak artan gıda ve diğer yaşam gereksinimlerinin üretiminde kullanılan enerjinin üretimi için binlerce yılda yeraltı katmanlarında oluşmuş olan fosil kaynakların yakılmasının yanında toprak işleme sonucu milyonlarca yılda birikmiş olan organik maddenin ayrışması ile bağlantılıdır. Atmosferde artan sera gazları, başta CO2 olmak üzere güneşten yer yüzeyine gelen ışınları absorbe edip kimyasal enerjiye dönüştürerek atmosferin ısınmasına neden olmaktadır. Atmosferdeki oranı artan sera gazlarının neden olduğu küresel ısınma beraberinde iklim değişimleri, hava kirliliği ve doğal afetler gibi bir dizi çevresel sorunun oluşmasına neden olmaktadır. Bugün yaşanan çevresel sorunların nedeni doğal ve insan faktörü olarak ikiye ayrılmaktadır.
  1. Doğal olarak gelişen çevresel olayların olduğu gibi kabul edilmesi ve ona karşı bilimsel yöntemler ekseninde önlemlerin alınması konusunda çok ciddi yöntem ve teknikler geliştirdi. Yağışların nasıl oluştuğunu ne zaman ne oranda yağışın oluşacağını artık saniye farkı ile biliyoruz. Yağışın zamanı ve şiddetine göre önlem almayı düşünüp planlamalar yapıyoruz. İklim verilerine göre bitkisel ve hayvansal üretim potansiyelinin planlanması ve organizasyonunu yapıyoruz. Taşkınlara karşın barajlar ve göletler yapmanın yanında taşkınlardan kaçınmak daha güvenli ortamlara yerleşim yerleri kurmaktayız. Depremlerinin nerelerde olacağı artık fay hatlarının yerleri ve derinliklerinin ölçülmesi ile bilinmekte ve ona göre önlemlerin alınmasına önayak olmaktadır. Mümkün olduğunca fay hatlarına yakın yerlerde yerleşim yerleri yapmayarak ve depreme dayanıklı inşaat mekaniğini geliştirerek yeni binalar inşa ediyoruz. Yangınların nasıl ve hangi etkiler ile oluştuğu kimyası ve biyolojik mekanizmaları ile biliniyor. Fizik yasaları kullanılarak nasıl önleneceği bilimsel olarak tanımlanabiliyor. Hasatlık ve zararlılar artık mikroskop ve tıbbi analiz yöntemleri yardımı ile biliniyor ve gerekli aşı, ilaç ve tedavi yönetimleri hızlıca geliştirilebiliyor. Bilimsel olarak her olay ve olgunun bir sebep sonuç ilişkisi içinde olduğu gerçeği ile her konu bilimsel yöntem yaklaşımı ile inceleniyor, analiz ediliyor ve çözüm önerileri geliştiriliyor.
  2. İkinci faktör ise İNSAN faktörü ki yaklaşık son 100 yılda bilimsel bilgi ve veriler sonucu oluşturduğu ve insanın fiziki olarak ulaşmadığı birçok alana geliştirdiği teknikler ile ulaşabilmesi ve bu alanlara müdahalesinin sonucunda gelişen çevresel felaketlere yol açmaktadır. Kimya biliminin gelişmesi ile üretilen milyonlarca kimyasal Bileşenin yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış dozda kullanılması sonucu biyolojik varlıklara ne yazık ki zararlar verilmekte. Örnek olarak 1939 yılında bulunan DDT (dikloro difenil trikloroetan) dünyada en yaygın biçimde kullanılan çok zehirli böcek öldürücü ilacının kullanımı sonrası yalnız böceklerin değil, havadaki kuşların, denizdeki balıkların ve diğer canlıların yıkımına yol açtığı belirlendi. İnsanın bilimsel bilgiyi kullanarak bulduğu ve 30 yıl gibi kısa bir süre sonra insan, hayvan, börtü böceklerin ölümüne neden olması sonucu yasaklandı.
Atmosferde CO2 gazının içeriğinin artması, ozon tabakasının delinmesi doğanın işleyişinin olumsuz etkilenmesine neden olmuştur. Diğer tarafta topraklar besin elementi içeriği yönünden zayıfladı, erozyon hızlandı ve gıda güvencesi sorunu baş göstermeye başladı. İnsan faaliyetlerine bağlı olarak gelişen etkilerin yaratığı tahribatın büyüklüğü artık maddi değerler ile ölçülemeyecek hale gelmiştir. ABD’de yaşanan Ida Kasırgası, ülkemizde de Kastamonu-Bozkut yöresinde bilebile dere yatağına başta kamu binaları olmak üzere yerleşim açılması, Akdeniz ve Ege’de beklenen orman yangınlarına karşı önceden gerekli söndürme araç, gereç ve planlanmasının yapılamamış olmasının ardından yaşanan çok sayıda can kayıpları ve büyük hasarlar ekosistem bilgisinin yeterince oluşmadığını göstermiştir. Covid-19 salgınına neden olan korona virüsünün bir canlı olduğu ve yaşam alanı daraldığı için insan vücudu üzerinden yaşam alanı arayışında olduğunu halen kavrayamadığımız için gerekli önlemleri ve tedavi yöntemlerini geliştiremiyoruz. Ancak analitik düşünme ve bilimsel yöntem yolu ile her sorunu çözebilecek mekanizmaların geliştirildiği gerçeği ile er veya geç soruna çözülecektir.Dünyanın hemen her yerinde iklim, hastalıklar ve kötü ekonomik koşullar altında, birçok insanın yetersiz alt yapı, yetersiz beslenme, sağlık, ulaşım ve iletişim sorunu yaşadığı bilinmektedir. Ancak eğitim düzeyi yüksek, farkındalığı gelişmiş toplumların ise önceden önlem aldığı ve yaşam standartlarını da iyileştirdiği bilinmektedir. Ekosistem ve onun işleyişinin başta eğitim kurumlarında çok erken dönemlerde yaşamın içinden pratikler ile doğa ve doğanın yasaları ile tanıştırılmasının önemi ortaya çıkmıştır. İnsanın, doğanın temel yasalarını bilmesi ve ona göre iş ve işleyişlerinde, planlamasında gerekli önlemleri alması gerekmektedir. Bütün bu gelişmeler eğitimin özellikle de fen-okur yazarlığının, ekoloji okuryazarlığının önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır.


Evaluation Of Studies In Our Country On Detection And Elimination Of Misconceptions In Physics Education


Gizem Cingöz1, Burak Kağan Temiz1
1Gazi Üniversitesi


Abstract No: 3 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

 If the studies on this subject are analyzed and categorized under appropriate titles, it is possible to look at this subject from the general picture. Thus, we will reveal the strengths and weaknesses in the relevant literature. The aim of this study is to examine the misconceptions studies in science and physics education in our country in the last 20 years. In this context, 51 studies conducted in our country between the years 2000-2021 were examined by content analysis method, one of the qualitative research methods. Research data were collected according to the descriptive survey model. The universe of the research consists of studies on the detection and elimination of misconceptions in Turkey, and the sample consists of studies on the detection and elimination of misconceptions in science and physics education published in the National Thesis Center and Google Scholar. In this study; The analyzes were made by dividing into categories such as keywords, year, subject studied, sample, study purpose, data collection tool, study type. According to these analyzes, it has been determined that the most studied group is undergraduate students, and the most frequently targeted problem situation is the determination of misconceptions. It has been observed that the data collection approaches used in research have been gradually changing and developing. The most frequently studied concepts are; It has been determined that force, motion, Newton's laws and energy are the subjects. Although it is seen that paper-and-pencil tests are preferred as a data collection tool, the interview technique has also been encountered from time to time. 
 

Fizik Eğitiminde Kavram Yanılgılarını Saptama Ve Giderme Ile Ilgili Ülkemizde Yapılan Çalışmaların Değerlendirilmesi


Gizem Cingöz1, Burak Kağan Temiz1
1Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 3 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

  • Kavram yanılgılarının tespit edilmesi ve giderilmesi için literatürde birçok çalışma yer almaktadır fakat bu çalışmaların çoğu da içerik olarak eksik veya bu konuda çalışılmış literatür ile uyuşmamaktadır. Zaman içerisinde kavramsal değişim için yapılan çalışmalar içerik olarak değişime uğramış mıdır? ya da nasıl bir süreç geçirilerek hazırlanmıştır? zaman içerisinde bu konuya olan önem azalmış mıdır artmış mıdır? Kavramsal değişim konusunda hangi içeriklerde daha çok durulmuştur? Ya da müfredatta yer alan kavramlar ile bu konularda yapılan çalışmalarda yer alan kavramlar uyum içerisinde midir? Kısacası bu kadar önemli bir konu ile ilgili yapılan çalışmaların bir araya getirilip kategorize edilmesi bu konuda çalışacak çalışmacılar ve alan yazın açısından önemlidir. Bu konuda yapılan çalışmalar uygun başlıklar halinde analiz edilip kategorize edilirse bu konuya genel resimden bakmak mümkün olur. Böylece ilgili literatürdeki güçlü ve zayıf yönleri ortaya çıkarmış oluruz.Bu çalışmanın amacı, son 20 yılda ülkemizde yapılan fen ve fizik eğitiminde kavram yanılgıları çalışmalarını incelemektir. Bu bağlamda 2000-2021 yılları arasında ülkemizde yapılan 51 çalışma nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırma verileri Betimsel tarama modeline göre toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye’de yapılan kavram yanılgılarının tespiti ve giderilmesi ile ilgili çalışmalar, örneklemini ise Ulusal Tez Merkezi ve Google Akademikte yayınlanan fen ve fizik eğitimindeki kavram yanılgılarının tespiti ve giderilmesi çalışmaları oluşturmaktadır. Bu çalışmada; anahtar kelimeler, yıl, çalışılan konu, örneklem, çalışma amacı,veri toplama aracı, çalışma türü gibi kategorilere ayrılarak analizler yapılmıştır. Bu analizlere göre, en çok çalışılan grubun lisans öğrencileri olduğu, en sık amaçlanan problem durumunun ise kavram yanılgılarının belirlenmesi olduğu tespit edilmiştir. Araştırmalarda kullanılan veri toplama yaklaşımlarının giderek değiştiği ve geliştiği gözlemlenmiştir. En sık çalışılan kavramların; kuvvet hareket, Newton yasaları ve enerji konuları olduğu tespit edilmiştir. Veri toplama aracı olarak kâğıt kalem testlerinin yoğun olarak tercih edildiği görülmekle birlikte, yer yer mülakat tekniğine de rastlanılmıştır.


Online Courses From The Perspective Of Science Teachers In The Covid-19 Pandemic Process


Sümeyra Yılmaz1, Bülent Aydoğdu1
1Afyon Kocatepe Üniversitesi


Abstract No: 41 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Covid-19 pandemic has brought with it sudden changes in the field of education, as in many areas, and the introduction of the best plan suitable for the process. Emergency remote education has been put into effect in order to prevent the problems that are experienced or likely to be experienced in education. It is thought that the opinions of science teachers who are in this process are important. The purpose of this research is to examine the views of Science teachers about online courses during the Covid-19 pandemic. In this research, in which the phenomenology design, which is one of the qualitative research methods, was used; The study group consists of a total of 15 Science teachers, 4 male and 11 female. Maximum variation sampling was used while selecting the study group to reveal all opinions about the problem. Semi-structured interviews lasting 30-40 minutes were conducted with the participants. Codes were determined from the findings obtained at the end of the interviews, and categories were determined based on the codes. Under the theme of "Science Online Courses in the Covid-19 Pandemic", "Tools Used", "Teaching Methods and Techniques", "Science Experiments", "Benefits", "Problems", "Assessment and Evaluation", "Suggestions" A total of seven categories emerged. Science teachers said that frequently use EBA in online lessons, use lecture method more frequently in online lessons, they often include individual experiments while performing demonstration experiments, they find online lessons useful for the integration of technology and education but they have difficulties in certain unit titles. In online courses, teachers said that they use complementary assessment less and prefer traditional methods instead. Emphasizing the importance of in-service and pre-service training, they emphasized the need for training on distance and online courses. In the study, the views of the participants were frequently included and the findings were interpreted.
 

Covid-19 Pandemi Sürecinde Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Perspektifinden Çevrim Içi Dersler


Sümeyra Yılmaz1, Bülent Aydoğdu1
1Afyon Kocatepe Üniversitesi


Bildiri No: 41 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Covid-19 pandemisi birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da ani değişiklikler yapılmasına ve sürece uygun en iyi planının devreye girmesi durumunu beraberinde getirmiştir. Eğitimde yaşanan ve yaşanması muhtemel aksaklıkların önüne geçilebilmesi için acil uzaktan eğitim devreye girmiştir. Bu sürecin içinde olan Fen Bilimleri öğretmenlerinin görüşlerinin önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı Fen Bilimleri öğretmenlerinin Covid-19 pandemisi sürecinde çevrim içi dersler hakkındaki görüşlerini incelemektir. Fen Bilimleri öğretmenlerinin bu süreçte izlediği yollar, karşılaştıkları sorunlar ve çevrimiçi dersin yararlarını derinlemesine incelenmesi ve öğretmenlerin çevrim içi derslerle ilgili önerilerinin belirlenmesi önemlidir. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji desenin kullanıldığı bu araştırmada; çalışma grubunu 4 erkek, 11 kadın olmak üzere toplam 15 Fen Bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Problem ile ilgili bütün görüşleri ortaya çıkarmak için çalışma grubu seçilirken maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Katılımcılar ile 30-40 dakika süren yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonunda elde edilen bulgulardan kodlar, kodlardan yolara çıkarak kategoriler belirlenmiştir. “Covid-19 Pandemisinde Fen Bilimleri Çevrim İçi Dersleri” teması altında, “Kullanılan Araçlar”, “Öğretim Yöntem ve Teknikleri”, “Fen Deneyleri”, “Yararlar”, “Sorunlar”, “Ölçme ve Değerlendirme” ve “Öneriler” olmak üzere toplam yedi kategori ortaya çıkmıştır. Fen Bilimleri öğretmenleri çevrim içi derslerde EBA’yı sıklıkla kullandıklarını, çevrim içi derslerde öğretmenlerin daha sık olarak düz anlatım yöntemini kullandığını, fen deneylerini genellikle gösteri deneyi yaparken bireysel deneylere de yer verdiklerini, çevrim içi derslerin teknolojiyle eğitimin bütünleşmesi konusunda yararlı bulurken belirli ünite başlıklarında zorlandıklarını, materyal eksikliğinin olduğunu ifade ettiler. Çevrim içi derslerde öğretmenler tamamlayıcı değerlendirmeyi daha az kullandıklarını bunun yerine geleneksel yöntemleri tercih ettiklerini söylemişlerdir. Hizmet içi- hizmet öncesi eğitimin önemini vurgulayarak uzaktan ve çevrim içi dersler hakkında eğitime ihtiyaç olduğunu vurgulamışlardır. Çalışmada katılımcıların görüşlerine sıklıkla yer verilmiş ve elde edilen bulgular yorumlanmıştır.
 


Examining Moral Judgments On Bioethics


Ufuk Töman1
1Bayburt Üniversitesi


Abstract No: 61 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today, many of the contemporary societies have recently brought up the negative effects of biotechnology research on the protection of biodiversity and the environment. Parallel to the negative effects on the agenda, the importance of studies on the concept of bioethics has increased even more. With the reflection of biotechnological developments on society, the concept of bioethics has been intertwined with many disciplines from sociology to philosophy. Bioethics education, on the other hand, is effective in increasing the awareness of individuals in current discussions about science and biology, informing them, and developing their own decision-making skills within the framework of scientific and ethical principles. The aim of this study is to examine the moral judgments of pre-service science teachers about bioethics in terms of some variables. The method of the research is case study. The study group of the research consists of 15 pre-service science teachers. The data in the study were collected with open-ended questionnaire questions. Content and descriptive analysis were used in the analysis of the data. Frequency (f), percentage (%) and cross tables were used in the analysis of quantitative data. As a result of the research, it was revealed that the majority of pre-service science teachers can recognize moral judgments and show a tendency towards moral judgment. In order to further increase their awareness of moral judgment, learning content such as philosophy of biology and bioethical values can be given to pre-service science teachers.
 

Biyoetik Konusuyla Ilgili Ahlaki Yargıların Incelenmesi


Ufuk Töman1
1Bayburt Üniversitesi


Bildiri No: 61 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde çağdaş toplumların pek çoğu, son zamanlarda biyoteknoloji araştırmalarının biyolojik çeşitliliğin ve çevrenin korunmasına yönelik olumsuz etkilerini gündeme getirmektedir. Gündeme gelen olumsuz etkilere paralel olarak araştırmacıların biyoetik kavramı üzerine yapacakları çalışmaların önemi daha da artmıştır. Biyoteknolojik gelişmelerin topluma daha fazla yansıması ile birlikte biyoetik kavramı sosyolojiden felsefeye kadar pek çok disiplinle iç içe geçmiştir. Biyoetik öğrenimi ise fen ve biyoloji ile ilgili güncel olan tartışmalarda bireylerin farkındalığını arttırmak, bilgilendirmek, bilimsel ve etik ilkeler çerçevesinde kendi karar verme becerilerini geliştirmede etkilidir. Bu araştırmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının biyoetik konusuyla ilgili ahlaki yargılarını bazı değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın yöntemi durum çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu 15 fen bilgisi öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmada veriler, açık uçlu anket soruları ile toplanmıştır. Verilerin analizinde ise içerik ve betimsel analiz kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde frekans (f), yüzde (%) ve çapraz tablolar kullanılmıştır. Araştırma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının çoğunluğun ahlaki yargıları fark edebildiği ve ahlaki yargı eğilimi gösterdiği ortaya çıkmıştır. Ahlaki yargı farkındalıklarını daha fazla arttırmak için fen bilgisi öğretmen adaylarına biyoloji felsefesi ve biyoetik değerler gibi öğrenme içerikleri verilebilir.
 


The Effect Of Periscope Making With Scamper Technique On The Creative Thinking And Inquiry Skills Of Secondary School 7th Grade Students At Mirrors Subject


Adem YILMAZ1
1Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 94 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today, science and technology are advancing very rapidly. This progress brings with it many innovations and different skills. Creative thinking, inquiry, critical thinking and multidimensional decision making, which are called 21st-century skills, are among the skills that individuals want to gain. These skills are the ones that can be acquired within the scope of science education. Due to the multidisciplinary nature of science education and the high level of interdisciplinary interaction, students can acquire many skills in the same environment. For this purpose, the creative thinking and inquiry skills of secondary school 7th-grade students were examined in this study. A total of 62 7th grade students, determined by appropriate sampling, participated in the research. Students were divided into experimental and control groups in equal numbers. In the control group, the subject of mirrors was carried out with the traditional teaching method. In the experimental group, the subject of mirrors was carried out with the SCAMPER technique. Qualitative and quantitative data collection tools were used together in the study, in which Periscope was made with the SCAMPER technique on mirrors. A creative thinking test was used as a quantitative data collection tool. Observation form, interview form for inquiry skills and worksheets were used as qualitative data collection tools. When the application results were examined, it was seen that Periscope making with the SCAMPER technique contributed positively to the creative thinking and inquiry skills of the students in favour of the experimental group.
 

Aynalar Konusunda Scamper Tekniği Ile Periskop Yapımının Ortaokul 7.sınıf Öğrencilerinin Yaratıcı Düşünme Ve Sorgulama Becerilerine Etkisi


Adem YILMAZ1
1Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 94 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde bilim ve teknoloji çok hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Bu ilerleme beraberinde birçok yeniliği ve farklı becerileride getirmektedir. 21.yüzyıl becerileri olarak adlandırılan yaratıcı düşünme, sorgulama yapabilme, eleştirel düşünme ve çok boyutlu karar verme bireylerde kazandırılması istenilen beceriler arasında gösterilmektedir. Bu beceriler fen bilimleri eğitimi kapsamında kazandırılması mümkün olan becerilerdir. Fen bilimleri eğitiminin çok disiplinli bir yapısının bulunması ve disiplinlerarası etkileşimin yüksek olması nedeniyle öğrenciler birçok beceriyi aynı ortamda kazanabilmektedir. Bu amaçla araştırmada ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin yaratıcı düşünme ve sorgulama yapabilme becerileri incelenmiştir. Araştırmaya uygun örnekleme ile belirlenmiş toplam 62 7.sınıf öğrencisi katılım sağlamıştır. Öğrenciler eşit sayıda olacak şekilde deney ve kontrol gruplarına ayrılmıştır. Kontrol grubunda aynalar konusu geleneksel öğretim yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda aynalar konusu SCAMPER tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Aynalar konusunda SCAMPER tekniği ile Periskop yapımı gerçekleştirilen çalışmada nitel ve nicel veri toplama araçları birlikte kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak yaratıcı düşünme testi kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak gözlem formu, sorgulama becerilerine yönelik görüşme formu ve çalışma yaprakları kullanılmıştır. Uygulama sonuçları incelendiğinde, SCAMPER tekniği ile periskop yapımının öğrencilerin yaratıcı düşünme ve sorgulama becerilerine deney grubu lehine olumlu yönde katkı yaptığı görülmüştür.       


Examining The Triangle Inequality Formation Process Of A Seventh Grade Student


Esra Akarsu Yakar1, Süha Yılmaz2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 185 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The achievements of the Triangle Inequality are among the eighth grade achievements in the mathematics curriculum. The achievements about the concept of inequality and triangle inequality are not among the seventh grade achievements. However, knowledge structures for triangles and algebraic expressions necessary to create the concept of triangle inequality are included in the seventh grade learning achievements. In this study, the process of forming the triangle inequality of a seventh grade student who did not receive education on triangle inequality was examined. Three worlds of mathematics developed by Tall (2007) were discussed as a theoretical framework. In this theoretical framework, mathematical thinking takes place in three stages: the conceptual embodied world, the proceptual symbolic world and the axiomatic formal world. Since the triangle inequality is a geometric structure with algebraic structures in it, it is a suitable structure for dealing with symbolic thinking processes. In the research, it was examined which knowledge structures the student had in order to create the triangle inequality and how she built new knowledge on these knowledge structures. The research was planned as a case study. While determining the student participating in the study, the criterion sampling method, one of the purposive sampling methods, was used. The criterion here was that the student had not received training on triangle inequality. A semi-structured interview was conducted with the determined seventh grade student. The student was expected to form the triangle inequality in the given real-life situation. The data of the interview were analyzed by descriptive analysis method. As a result of the research, the seventh grade student was able to form the triangle inequality within the thinking processes of the three worlds of mathematics. She was also able to express inequality symbolically.
 

Bir Yedinci Sınıf Öğrencisinin Üçgen Eşitsizliği'ni Oluşturma Sürecinin Incelenmesi


Esra Akarsu Yakar1, Süha Yılmaz2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 185 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Üçgen Eşitsizliği'ne dair kazanımlar matematik öğretim programı içerisinde sekizinci sınıf kazanımları arasında yer almaktadır. Eşitsizlik kavramı ve üçgen eşitsizliğine dair kazanımlar yedinci sınıf kazanımları arasında bulunmamaktadır. Ancak, üçgen eşitsizliği kavramını oluşturabilmek için gerekli üçgen ve cebirsel ifadelere yönelik bilgi yapıları yedinci sınıf kazanımlarında yer almaktadır. Bu araştırmada üçgen eşitsizliğine dair eğitim almamış bir yedinci sınıf  öğrencisinin üçgen eşitsizliğini oluşturma süreci incelenmiştir. Kuramsal çerçeve olarak Tall (2007) tarafından geliştirilen matematiğin üç dünyası ele alınmıştır. Bu kuramsal çerçevede matematiksel düşünme kavramsal somut dünya, nesnel süreçsel sembolik dünya ve aksiyomatik formal dünya olmak üzere üç aşamada gerçekleşir. Üçgen eşitsizliği de içerisinde cebirsel yapılar bulunan geometrik bir yapı olduğu için sembolik düşünme süreçlerini ele almada uygun bir yapıdır. Araştırmada öğrencinin üçgen eşitsizliğini oluşturması için hangi bilgi yapılarına sahip olduğu ve bu bilgi yapıları üzerine yeni bilgiyi nasıl inşa ettiği incelenmiştir. Araştırma durum çalışması olarak planlanmıştır. Çalışmaya katılan öğrenci belirlenirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme metodu kullanılmıştır. Buradaki ölçüt öğrencinin üçgen eşitsizliğine dair eğitim almamış olmasıdır. Belirlenen yedinci sınıf öğrencisi ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Öğrencinin verilen gerçek yaşam durumu içerisinde üçgen eşitsizliğini oluşturması beklenmiştir. Yapılan görüşmeye ait veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda yedinci sınıf öğrencisi matematiğin üç dünyasına ait düşünme süreçleri içerisinde üçgen eşitsizliğini oluşturabilmiştir. Ayrıca eşitsizliği sembolik olarak ifade edebilmiştir.
 


Analysis Of Postgraduate Theses On Mathematics Literacy In The Field Of Mathematics Education In Turkey


Çiğdem Arslan1, Burcu Karaduman1, Zeynep Özaydın1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 217 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The concept of mathematical literacy, which has entered the literature with PISA (Program for International Student Assessment), focuses on the use of learned mathematics in our lives. It is defined as students using their knowledge in daily life, making logical inferences, interpreting problems related to various situations and making inferences from what they have learned to solve them. The aim of this study is to reveal the characteristics of the postgraduate thesis studies on the subject of mathematical literacy in Turkey between the years 2003-2020 according to various criteria. Within the framework of the stated purpose, the research problem was answered as "What are the orientations of the postgraduate theses on the subject of mathematical literacy?" . In the postgraduate theses on mathematical literacy in the research, the criteria examined in line with the purpose of the study; The type and publication year of the postgraduate thesis, the university in which it was made, its subject, key concepts, sample type and number of samples, research method and research design, data collection tools, main results and main suggestions were determined. Document analysis, one of the qualitative research approaches, was used in the study. The sample of the research consists of 74 postgraduate theses on mathematical literacy in the field of education registered on the official website of the National Thesis Center of the Council of Higher Education. This study differs from other articles and theses on the examination of postgraduate theses on mathematical literacy in terms of the quality and variety of the criteria discussed. It will provide guiding data to researchers who will work on this subject.
 

Türkiye’de Matematik Eğitimi Alanında Yapılmış Matematik Okuryazarlığı Ile Ilgili Lisansüstü Tezlerin Analizi


Çiğdem Arslan1, Burcu Karaduman1, Zeynep Özaydın1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 217 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Uluslararası öğrenci değerlendirme programı PISA (Program for International Student Assesment) ile literatüre girmiş olan matematik okuryazarlığı kavramı öğrenilen matematiğin hayatımızda kullanılmasına odaklanmaktadır. Öğrencilerin bilgilerini günlük yaşamda kullanması, mantıksal çıkarımlar yapması, çeşitli durumlarla ilgili problemleri yorumlaması ve çözmek için öğrendiklerinden çıkarımlar yapması şeklinde tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de 2003-2020 yılları arasında matematik okuryazarlığı konusu üzerine yapılan lisansüstü tez çalışmalarının çeşitli kriterlere göre özelliklerini ortaya koymaktır. Belirtilen amaç çerçevesinde araştırma problemini “Matematik okuryazarlığı konusu üzerine çalışılan lisansüstü tezlerin yönelimleri nelerdir?” sorusu oluşturmaktadır. Araştırmada matematik okuryazarlığını konu edinen lisansüstü tezlerde, çalışmanın amacı doğrultusunda incelenen kriterler; lisansüstü tezin türü ve yayın yılı, yapıldığı üniversite, konusu, anahtar kavramları, örneklem türü ve örneklem sayısı, araştırma yöntemi ve araştırma deseni, veri toplama araçları, başlıca sonuçları, başlıca önerileri olarak belirlenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımlarından doküman analiz kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Ulusal Tez Merkezi resmî sitesinde kayıtlı olan eğitim alanında matematik okuryazarlığı üzerine yapılan 74 lisansüstü tez oluşturmaktadır. Bu çalışma Matematik okuryazarlığını konu edinen lisansüstü tezlerin incelenmesi üzerine yapılan diğer makalelerden ve tezlerden, ele alınan kriterlerin niteliği ve çeşitliliği bakımından farklılık göstermektedir. Bu konuda çalışacak araştırmacılara yol gösterici nitelikte veriler sunacaktır.
 


The Views Of Prospective Mathematics Teachers To Mathematical Modeling Questions


Burcu KARADUMAN1, Çiğdem ARSLAN1
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Eğitimi


Abstract No: 220 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Mathematical literacy ranks first in the objectives of the 2018 Mathematics Lesson Curriculum. The aim of this study, which focuses on the mathematical modeling competency, which is in the top three of the mathematical literacy competencies, is to determine how pre-service mathematics teachers evaluate the questions in the mathematics textbooks in the context of mathematical modeling, one of the mathematical literacy competencies. Samples selected from the questions in the mathematics textbooks were presented to the pre-service teachers and they were asked to explain whether the questions met the criteria for mathematical modeling proficiency. The criteria examined in the mathematical literacy questions, which are about mathematical modeling in the research; “Is the vital situation behaving stable or partially stable, there is using mathematics to bring order to life events, mathematics is done, the structures created in the mind of the student about real life situations can be expressed using representations such as pictures, drawings and verbal expressions, by identifying the variables and relations in the real problem situation, the situation expressed as a mathematical equation, graph, or formulary”. Case study was used as a model in the study, and content analysis was used in data analysis. The study group of the research consists of pre-service mathematics teachers who participated in the mathematics textbook review course and voluntarily participated in the study. Analysis of the data continues.

Matematik Öğretmenliği Öğretmen Adaylarının Matematiksel Modelleme Sorularına Bakışları


Burcu KARADUMAN1, Çiğdem ARSLAN1
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Eğitimi


Bildiri No: 220 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik okuryazarlığı 2018 Matematik Dersi Öğretim Programı amaçlarında ilk sırada yer almaktadır. Matematik okuryazarlığı yeterliklerinde ilk üç sırada yer alan matematiksel modelleme yeterliğine odaklanan bu çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının matematik ders kitaplarında yer alan soruları matematik okuryazarlığı yeterliklerinden matematiksel modelleme bağlamında nasıl değerlendirdiklerini belirlemektir. Öğretmen adaylarına matematik ders kitaplarında yer alan sorulardan seçilen örnekler sunulmuş soruların matematiksel modelleme yeterliliğine ait kriterleri sağlayıp sağlamadığını açıklamaları istenmiştir. Araştırmada matematiksel modellemeyi konu edinen, matematik okuryazarlığı sorularında incelenen kriterler; “Yaşamsal durum kararlı veya kısmi kararlı mı davranıyor, yaşamsal olaylara düzen getirmede matematiği kullanma var, matematik yapma gerçekleşiyor, gerçek hayat durumlarıyla ilgili öğrencinin zihninde oluşturduğu yapıları resim, çizim ve sözel ifadeler gibi temsilleri kullanarak ifade edilebiliyor, gerçek problem durumundaki değişkenleri ve ilişkileri belirleyerek durumu matematiksel denklem, grafik veya formülerle ifade ediliyor” olarak belirlenmiştir. Çalışmada model olarak durum çalışması, veri analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, matematik ders kitabı inceleme dersine katılan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan matematik öğretmen adayları oluşturmaktadır. Verilerin analizi devam etmektedir.


A New Model In Teaching Mathematics: A Dual Focus Teaching Model


Murat ALTUN1, Tuğçe KOZAKLI ÜLGER1, Işıl BOZKURT2, Recai AKKAYA3, Çiğdem ARSLAN1, Furkan DEMİR4, Zeynep ÖZAYDIN1, Burcu KARADUMAN1, Burcu Nur BAŞTÜRK ŞAHİN1
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Harran Üniversitesi
3Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi
4Dumlupınar Üniversitesi


Abstract No: 246 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Bridging the gap between school mathematics and real-life remains the main problem of mathematics teaching. This need has led to the conceptualization of the term "mathematical literacy (ML)," which means understanding the role of mathematics in real life and using mathematics to solve problems encountered. ML has become a reference for improvements in mathematics education in many countries. This study aims to introduce a new teaching model proposed to improve ML in teaching.
The basis of the design of this teaching model, called the Dual-Focused Teaching Model (COM), is to develop ML in mathematics teaching and is designed for teaching all mathematics subjects. In this respect, it will meet the need to develop ML and eliminate disruptions in practice. The model put forward is based on the Realistic Mathematics Education and Constructivist Approach and is shaped in the light of these two theories and the current perception of mathematics. The teaching of a subject in COM is shaped around two focal points. The first focus is on acquiring the concept and/or generalization, and the second focus is on the realistic applications of the taught knowledge. During both focus studies, opportunities are created to emerge competencies.
In this study, which deals with a part of a project supported by TÜBİTAK, (i) what is the proposed dual-focused teaching model for acquiring competencies and raising mathematically literate individuals? (ii) What are its principles? (iii) Does it meet the need? questions are discussed. The reflection of the model in a lesson is shown on a sample lesson plan. Whether this model is necessary, its potential to achieve its goals, and its sustainability have been discussed in the light of the literature. It has been concluded that it can increase the success of ML.

Matematik Öğretiminde Yeni Bir Model: Çift Odaklı Öğretim


Murat ALTUN1, Tuğçe KOZAKLI ÜLGER1, Işıl BOZKURT2, Recai AKKAYA3, Çiğdem ARSLAN1, Furkan DEMİR4, Zeynep ÖZAYDIN1, Burcu KARADUMAN1, Burcu Nur BAŞTÜRK ŞAHİN1
1Bursa Uludağ Üniversitesi
2Harran Üniversitesi
3Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi
4Dumlupınar Üniversitesi


Bildiri No: 246 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Okul matematiği ve gerçek yaşam arasındaki kopukluğun giderilmesi, matematik öğretiminin temel sorunu olmaya devam etmektedir. Bu ihtiyaç, matematiğin gerçek yaşamdaki rolünü anlama ve karşılaşılan sorunların çözümünde matematiği kullanabilme anlamına gelen “matematik okuryazarlığı” deyiminin kavramsallaşmasına yol açmıştır. Matematik okuryazarlığı birçok ülkenin matematik eğitiminde yapılması istenen iyileştirmeler için referans kaynağı haline gelmiştir. Bu çalışma ise matematik okuryazarlığını öğretim içinde geliştirmek için önerilen yeni bir öğretim modelini tanıtmayı amaçlamaktadır.
Çift Odaklı Öğretim Modeli (ÇOM) adı verilen bu öğretim modelinin tasarlanmasının temelinde matematik okuryazarlığını matematik öğretiminin akışı içinde geliştirmek vardır. Dolayısı ile bu model tüm matematik konularının öğretimi için geçerli bir “öğretim modeli” olarak tasarlanmıştır. Bu yönüyle bu model MO’yu geliştirme ihtiyacını karşılamasının yanı sıra uygulamada görülen diğer aksamaları da giderebilecektir. Ortaya konulan model Gerçekçi Matematik Eğitimi ve Yapılandırmacı Yaklaşıma dayanmakta olup, bu iki kuramın ve güncel matematik algısının ışığında şekillenmektedir. ÇOM’da bir konunun öğretimi iki odak nokta etrafında şekillenmektedir. Birinci odak kavramın ve/veya genellemenin kazandırılması, ikinci odakta öğretilen bilginin yaşamsal uygulamalarına yer verilmektedir. Her iki odak çalışmalar sırasında yeterliklerin ortaya çıkması için fırsatlar yaratılmaktadır.
TÜBİTAK tarafından desteklenen bir projenin bir bölümünün ele alındığı bu araştırmada, (i) yeterliklerin kazanılması ve matematik okuryazarı bireylerin yetişmesi için önerilen çift odaklı öğretim modeli nedir? (ii) İlkeleri nelerdir? (iii) İhtiyacı karşılamakta mıdır? soruları tartışılmıştır. Modelin bir derse yansıması örnek bir ders planı üzerinde gösterilmiştir. Bu modelin bir ihtiyaç olup olmadığı, amaçlarını gerçekleştirme potansiyeli ve sürdürülebilirliği literatür ışığında tartışılmış matematik okuryazarlığı başarısını artırabileceği sonucuna ulaşılmıştır.


Determining The Mindsets Of Pre-service Teachers


Sema İrem ORHAN1, Abdullah AYDIN2
1Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Öğrencisi, Kastamonu
2Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Kastamonu


Abstract No: 225 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Individuals who believe in the incremental self-theory, which argues that intelligence and abilities can be developed with effort, are defined as individuals who have a growth mindset. Researches provide evidence that individuals' thinking styles affect individuals who’re in their social environment. In this context, the results of the researches which are conducted in the field of education also show that the teachers’ mindsets are effective on the students’ mindsets. In this study, it was aimed to determine the mindset levels of pre-service teachers who’re studying at the Faculty of Education of a university according to the type of program they are studying. In the study, the Mindset Scale (DTÖ), developed by De Castella and Byrne (2015) to determine the level of an individual's growth mindset, was used. This scale was adapted to Turkish by the researchers and in the spring term of the 2020-2021 academic year applied to the pre-service teachers who’re studying in Computer and Instructional Technologies Teaching, Science Teaching, Primary Education Mathematics Teaching, Music Teaching, Preschool Teaching, Guidance and Psychological Counseling, Art Teaching, Primary School Teaching, Social Studies Teaching and Turkish Language Teaching programs. It was applied to a total of 534 pre-service teachers, 415 of whom were female and 119 were male. The research was conducted on the basis of the quantitative research approach and is a descriptive study using the screening model. As a result of the research, it was statistically determined that the growth mindset levels of pre-service teachers’ did not change according to the program they studied. However, when the mean rank is taken into consideration, it has been determined that the highest level of growth mindset is among the pre-service teachers in the Art Teaching program, and the lowest is in the pre-service teachers studying in the Guidance and Psychological Counseling program.

Öğretmen Adaylarının Düşünce Tarzlarının Belirlenmesi


Sema İrem ORHAN1, Abdullah AYDIN2
1Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Öğrencisi, Kastamonu
2Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Kastamonu


Bildiri No: 225 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Zekâ ve yeteneklerin çaba ile geliştirilebileceğini savunan gelişim öz-teorisine inanan bireyler gelişime açık düşünce tarzına sahip bireyler olarak tanımlanmaktadır. Yapılan araştırmalar bireylerin sahip oldukları düşünce tarzlarının sosyal çevrelerinde yer alan bireyleri etkilediğine dair kanıtlar sunmaktadır. Bu kapsamda eğitim alanında yürütülen araştırma sonuçları da öğretmenlerin sahip oldukları düşünce tarzlarının, öğrencilerin düşünce tarzları üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Bu araştırmada, bir üniversitenin Eğitim Fakültesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının okudukları program türüne göre düşünce tarzı düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, De Castella ve Byrne (2015)’ın bireyin gelişime açık düşünce tarzı düzeyini belirlemek için geliştirdikleri Düşünce Tarzı Ölçeği (DTÖ) kullanılmıştır. Bu ölçeğin araştırmacılar tarafından Türkçeye uyarlaması yapılmış ve 2020-2021 akademik yılı bahar döneminde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, Fen Bilgisi Öğretmenliği, İlköğretim Matematik Öğretmenliği, Müzik Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Resim İş Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ve Türkçe Öğretmenliği programlarında öğrenim gören 415’i kadın, 119’u erkek olmak üzere toplam 534 öğretmen adayına uygulanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yaklaşımı temelinde yürütülmüştür ve tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın sonucunda, öğretmen adaylarının düşünce tarzı düzeylerinin öğrenim gördükleri programa göre değişmediği istatistiksel olarak tespit edilmiştir. Ancak sıra ortalamaları dikkate alındığında, en yüksek gelişime açık düşünce tarzı düzeyinin Resim-İş Öğretmenliği programındaki öğretmen adaylarında olduğu, en düşük ise Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık programında öğrenim gören öğretmen adaylarında olduğu tespit edilmiştir.


Secondary School Students' Views On Argumentation-based Science Learning (absl) Approach


Gülşen Koçak1, Sabriye Seven1
1Atatürk Üniversitesi KKEF


Abstract No: 237 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the opinions of the students about the 'ABSL' (Argumentation-Based Science Learning) method. ABSL approach was applied in the teaching of three different units of science course, namely biology, chemistry and physics; Among these students, semi-structured interviews were conducted with 12 students on a voluntary basis. In the research, "maximum diversity sampling", one of the "purposive sampling" forms, was used in conducting the interviews. From this point of view, the students selected for the semi-structured interview within the scope of the research; Attention was paid to the different levels of age, gender, academic achievement and science achievement. In this study, in which a semi-structured interview form was used, individual interviews were conducted with the students. The interviews were recorded with the permission of the students. Case study method was used in the study. Descriptive analysis method was used in the analysis of the data. As a result of the study, it was seen that the students had very positive opinions about the 'ABSL' method. The vast majority of students; They stated that with the ABSL application, the lessons were fun, the participation in the lesson increased, and the learning provided permanence. In addition, the students stated that in addition to the many advantages of the 'ABSL' method, there are also disadvantages such as the disagreements within the group, the boringness of the lesson when there is no production, and the different work performance of the students in the group.
 

Ortaokul Düzeyindeki Öğrencilerin Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme (Atbö) Yaklaşımına Ilişkin Görüşleri


Gülşen Koçak1, Sabriye Seven1
1Atatürk Üniversitesi KKEF


Bildiri No: 237 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ‘ATBÖ’ (Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme) yöntemine ilişkin öğrencilerin görüşlerini belirlemektir. Fen bilimleri dersinin biyoloji, kimya, fizik olmak üzere üç farklı ünitenin öğretiminde ATBÖ yaklaşımı uygulanmış; bu öğrenciler arasında gönüllülük esasına göre 12 öğrenci ile yönteme ilişkin yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada, görüşmelerin yapılmasında “amaçlı örnekleme” biçimlerinden “maksimum çeşitlilik örneklemesi” kullanılmıştır. Buradan hareketle araştırma kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme için seçilen öğrencilerin; yaş, cinsiyet, akademik başarı ve fen başarısı gibi farklı seviyelerden olmasına dikkat edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formunun kullanıldığı bu çalışmada öğrenciler ile bireysel görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler öğrencilerden izin alınarak kayıt altına alınmıştır.  Çalışmada durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yönteminden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin ‘ATBÖ’ yöntemine ilişkin oldukça olumlu görüşler içerisinde oldukları görülmüştür. Öğrencilerin büyük çoğunluğu; ATBÖ uygulaması ile derslerin eğlenceli geçtiğini, derse katılımın arttığını, öğrenmenin kalıcılığını sağladığını ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrenciler ‘ATBÖ’ yönteminin birçok avantajının yanı sıra grup içi anlaşmazlıkların olması, üretim yapılmadığı zaman dersin sıkıcı olması, grup içinde öğrencilerin çalışma performansının farklı olması gibi dezavantajlarının da bulunduğunu belirtmişlerdir.
 


Examination Of The 2021 High School Transition Exam Science Questions In Terms Of Scientific Process Skills


Gökhan Yıldız1, Mehmet Emir Ar1, Bulut Demir1, Serhan Sarıoğlu1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 239 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The new high school entrance examination system, which has been implemented since 2018, aims to measure students' conversion to skills rather than their level of remembering the information they have learned. The science curriculum published in 2018 also deals with science-specific skills under the headings of the scientific process, life, and engineering design skills. This study aimed to reveal the relationship between the science questions asked in the high school entrance exam in 2021 and the scientific process skills in the curriculum. For this purpose, 2021 high school entrance exam science questions (booklet A) were examined by four academicians who are experts in the field of scientific process skills and six science teachers, with the focus group document analysis method, and the skills contained in the questions were represented via descriptive methods. As a result of the research, it was concluded that the exam questions mostly focused on the skills of "interpreting the data", "drawing conclusions" and "determining the variables". In addition, the document analysis revealed that the science process skills of "measurement", "establishing number and space relations", and "using data and creating a model" are not sufficiently included in the 2021 science test questions. It is thought that the multiple-choice questions and the limited number of questions may be effective in obtaining these results. As a result of the research, it is recommended to draw attention to the content validity of the exam questions in terms of the scientific process skills specified in the 2018 curriculum, and to measure these skills as much as possible in the prepared exams, with the thought that it would have a positive effect on the development of these skills of the students.
 

2021 Lgs Fen Bilimleri Sorularının Içerdiği Bilimsel Süreç Becerileri Bakımından Incelenmesi


Gökhan Yıldız1, Mehmet Emir Ar1, Bulut Demir1, Serhan Sarıoğlu1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 239 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

2018 yılından bu yana uygulanmakta olan LGS sınav sistemi, öğrencilerin öğrendikleri bilgileri hatırlama düzeylerinden ziyade beceriye dönüştürme durumlarını ölçmeyi hedeflemektedir. 2018 yılında yayımlanan fen bilimleri öğretim programı da fen alanına özgü becerileri bilimsel süreç, yaşam ve mühendislik tasarım becerileri başlıkları altında ele almaktadır. Bu çalışmada 2021 yılında LGS sınavında sorulan fen bilimleri sorularının öğretim programında yer alan bilimsel süreç becerileriyle ilişkilerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu amaçla 2021 LGS sınav soruları (A kitapçığı) odak grup doküman incelemesi yöntemiyle bilimsel süreç becerileri konusunda çalışmaları bulunan alan uzmanı dört akademisyen ve altı fen bilimleri öğretmeni tarafından incelenmiş ve soruların içerdiği beceriler betimsel yöntemlerle ifade edilmiştir. Araştırma sonucunda 2021 LGS sorularının en çok “verileri yorumlama”, “sonuç çıkarma” ve “değişkenleri belirleme” becerileri üzerinde yoğunlaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında, doküman incelemesi sonucunda 2021 LGS fen bilimleri sorularında “ölçme”, “sayı ve uzay ilişkileri kurma”, ve “verileri kullanma ve model oluşturma” bilimsel süreç becerilerine yeterince yer verilmediği ortaya çıkmıştır. Bu sonuçların elde edilmesinde soruların çoktan seçmeli olmasının ve soru sayısının sınırlılığının etkin olabileceği düşünülmektedir. Araştırma sonucunda LGS sorularının 2018 öğretim programında belirtilen bilimsel süreç becerileri bakımından kapsam geçerliliğine dikkat çekilmesi, hazırlanan sınavlarda bu becerilerin mümkün olduğunca ölçülmesinin öğrencilerin de bu becerilerinin gelişimine olumlu etki edebileceği düşüncesiyle önerilmektedir.


Development And Evaluation Of Robotics And Coding Supported Activities For Science Course


Suna Karlıdağ1, Nevin Kozcu Çakır1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 240 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

 Today, there are many teaching methods, techniques and applications aimed at educating science literacy individuals in science courses, facilitating learning and enabling them to learn with fun, to question the environment in which individuals are located and to solve problems. With the development of technology, these applications have made the integration of technology into education mandatory and the use of technology has become increasingly common. Robotic coding is a technology that allows the operation of the machine created thanks to the help of electronic circuits and software codes, the easy interpretation of the data obtained through various sensors as a result of the study, and the creation of mechanisms related to science subjects. From here, the purpose of this study is; it is determined as the development, implementation and evaluation of robotics and coding-supported activities for the science course. Situation study from qualitative research patterns was used in the research. Semi-structured interview form and observation form were also used as data collection tools in the research. The semi-structured interview questions to be used in the interviews were prepared by the researchers. As a result of the study; In the courses before the interview questions applied to the students before the event, it was concluded that the students did not do arduino-assisted robotic coding activities and did not know about robotics and coding except for one person. In the interview questions asked to the teacher, it was seen that the teacher supported robotics and coding education and that this education made learning easier in the courses and stated that it should be given in schools under the name of informatic, STEM or any other field. It has been observed that the opinions of the students change positively after the activities.
 

Fen Bilimleri Dersine Yönelik Robotik Ve Kodlama Destekli Etkinliklerin Geliştirilmesi Ve Değerlendirilmesi


Suna Karlıdağ1, Nevin Kozcu Çakır1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 240 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen bilimleri eğitimi ve öğretiminin temel amacı, fen programında da belirtildiği gibi fen okuryazarı bireyler yetiştirmektir. Günümüzde fen bilimleri derslerinde fen okuryazarı bireyler yetiştirmeyi amaçlayan, öğrenmeyi kolaylaştıran ve eğlenerek öğrenmeyi,  bireylerin içinde bulunduğu ortamı sorgulamasını ve problem çözmesini sağlayan birçok öğretim yöntemi, tekniği ve uygulamaları mevcuttur. Bu uygulamalar teknolojinin gelişimi ile birlikte eğitime teknolojinin entegrasyonunu zorunlu hale getirmiştir ve teknoloji kullanımı giderek yaygınlaşmıştır. Bu eğitim teknolojilerinden biride, özellikle fen bilimleri dersleri için çokça kullanılan robotik kodlama etkinlikleridir. Robotik kodlama elektronik devreler yardımı ve yazılım kodları sayesinde oluşturulan makinenin çalışmasını, çalışma sonucunda çeşitli sensörler sayesinde elde edilen verilerin kolayca kullanılarak yorumlanmasını ve fen bilimleri konuları ile ilgili düzeneklerin oluşturulmasını olanak sağlayan bir teknolojidir. Bu teknolojinin öğrenciler üzerindeki etkisi incelendiğinde; öğrencilerin problem çözme, kodlama, analitik düşünme, yaşam, bilimsel süreç, mühendislik ve tasarım, yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, girişimcilik gibi becerilerini geliştirdiğini gösteren çalışmaların bulunması fen bilimleri dersi için robotik kodlama etkinliklerinin önemli olduğunu göstermektedir. Buradan hareketle bu çalışmanın amacı; fen bilimleri dersine yönelik robotik ve kodlama destekli etkinliklerin geliştirilmesi, derste uygulanması ve değerlendirilmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu ise, Muğla ili Menteşe ilçesinde bir ortaokulda 7. sınıfta öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak da yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formu kullanılmıştır. Görüşmelerde kullanılacak olan yarı yapılandırılmış görüşme soruları araştırmacılar tarafından hazırlanmıştır. Çalışmanın sonucunda; etkinlikten önce öğrencilere uygulanan görüşme sorularından önceki derslerde  öğrencilerin arduino destekli robotik kodlama etkinlikleri yapmadıkları ve bir kişi hariç robotik ve kodlama hakkında bilgi sahibi olmadıkları sonucuna varılmıştır. Öğretmene sorulan görüşme sorularında ise, öğretmenin robotik ve kodlama eğitimini desteklediği ve bu eğitimin derslerde öğrenmeyi kolaylaştırdığı düşüncesinde olduğu ve bilişim, STEM ya da başka bir alan adı altında okullarda verilmesi gerektiğini şeklinde düşüncesini belirtiği görülmüştür. Etkinlikler sonrası öğrencilerin görüşlerinin olumlu yönde değiştiği gözlemlenmiştir.


Science Teachers' Laboratory Practices Determination Of Competencies For  


Halil AKDAĞ1
1Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi


Abstract No: 7 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Science Teachers' Laboratory Practices Determination of Competencies for
 
One of the methods used in science teaching today should be the activity done in the laboratory. This study aims to determine the competencies of science teachers, who undertake the biggest task during laboratory practice, for the use of laboratories. In this descriptive study, which was carried out with the survey model, which is one of the quantitative research methods, the self-efficacy determination scale developed by Büyük et al. (2010) was used as a data collection tool. The obtained data were analyzed with the SPSS 22.0 package program. It was stated that 40 (72.8%) of 55 science teachers participating in the research did not participate in in-service training activities, and 48 (87.3%) stated that they wanted to participate in in-service training activities to be opened. It is understood that 50 (90.9%) of the science teachers who participated in the survey wanted the in-service training to be given in the form of applied training.It was determined that 41 (74.5%) of the in-service training places wanted to be opened locally. Science teachers; "Using all the tools and equipment in the science laboratory" (52.8%), "having basic maintenance and repair knowledge about the tools in the laboratory" (63.6%) and "simple tools for laboratory applications" Teachers see themselves as "Inadequate" and "Partially Sufficient" in the subjects of "having the ability to develop materials" (52.8%). When the average of the proficiency scores in these three items were compared, it was seen that there was a significant difference in favor of male teachers. In other items, it was found that the opinions of female and male teachers supported each other.When the results of the analysis of the data are examined, the number of in-service training activities for laboratory practices opened to science teachers should be increased.

 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Laboratuvar Uygulamalarına Yönelik Yeterliklerinin Belirlenmesi


Halil AKDAĞ1
1Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi


Bildiri No: 7 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Laboratuvar Uygulamalarına
Yönelik Yeterliklerinin Belirlenmesi
Günümüzde  hızlı değişim ve gelişimi yakından takip etmek ve öğrenilen fen bilgileri gerçek dünya ile ilişkilendirmek için uygulanacak en etkili yöntemlerden biri de laboratuvarda yapılan etkinlik ve deney uygulamalarıdır. Bu çalışma laboratuvar etkinliklerinin uygulaması ve yönetimi sırasında en büyük görevi üstlenen fen bilimleri öğretmenlerinin laboratuvar kullanımına yönelik yeterliliklerini belirlemeye amaçlayan bir çalışmadır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile gerçekleştirilmiş betimsel bir çalışmadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Büyük ve arkadaşları(2010) tarafından geliştirilen, alfa iç tutarlılık katsayısı 0.92 olan öz-yeterlik belirleme ölçeği  kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programıyla analiz edilmiştir.
Araştırmaya katılan 55 fen bilimleri öğretmeninin 40’ının (%72.8) laboratuvar uygulamalarına yönelik hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılmadığı, 48’inin (%87.3) açılacak olan laboratuvar uygulamalarına yönelik hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılmak istediklerini belirtmişlerdir. Yine ankete katılan fen bilimleri öğretmenlerinin 50’sinin (%90.9) açılacak olan hizmet içi eğitim faaliyetlerinin uygulamalı eğitim şeklinde verilmesini istedikleri anlaşılmaktadır. Hizmet içi eğitim faaliyetlerinin verilme yerinin neresi olmalıdır sorusuna verilen cevapları incelediğimizde; 41’i (%74,5) yerelde açılmasını istedikleri tespit edilmiştir.
Fen bilimleri öğretmenleri;‘’Fen laboratuarındaki tüm araç-gereçleri tanıma ve kullanabilme’’ (%52,8),  ‘’laboratuvardaki araç gereçlerle ilgili basit bakım onarım bilgi ve becerisine sahip olma’’ (%63,6)  ve ‘’laboratuvar uygulamaları için basit araç gereçler geliştirme ve kullanma becerisine sahip olma’’ (%52,8) konularında öğretmenler kendilerini oldukça yüksek oranda ‘’Yetersiz’’ ve ‘’Kısmen Yeterli’’ görmektedirler. Bu açıklamalarda ki  yeterlilik puanların ortalaması karşılaştırıldığında, erkek öğretmenlerin lehine anlamlı bir farlılığın olduğu tespit edilmiştir. Diğer maddelerde kadın ve erkek öğretmenlerin laboratuvar uygulamalarına yönelik yeterlilik görüşleri birbirini destekler nitelikte olduğu bulunmuştur.
Verilerin analiz sonucu incelendiğinde, fen bilimleri öğretmenlerine açılan laboratuvar uygulamalarına yönelik hizmet içi eğitim faaliyetleri sayısı arttırılmalı ve sürekli hale getirilmelidir. Hizmet içi eğitim faaliyetlerinin verilme şeklinin teorik bilgi sunumundan çıkarılıp uygulamalı eğitim haline dönüştürülmeli ve açılacak olan laboratuvar uygulamalarına yönelik hizmet içi eğitim faaliyetleri yerelde açılmalıdır.
 


Teaching The Topic Of Particulate Nature Of Matter With Critical Thinking Strategies


Bahar CANDAŞ1, Haluk ÖZMEN2
1Trabzon Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi


Abstract No: 118 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the study, it was aimed to teach the subject of the particulate nature of matter (PNoM)in the seventh grade with critical thinking strategies and to determine students' conceptual understanding levels. 22 seventh grade students participated in the study conducted according to the case study. Lesson plans that include critical thinking strategies were designed in line with the requirements of mixed approach (general approach with infusion approach). Teaching the topic of PNoM enriched with critical thinking strategies lasted for 8 lesson hours. In the study, four of the 26 cognitive strategies developed by Paul, Binker, Douglas, Jensen & Kreklau (1990), which were compatible with the objectives of the PNoM in the science curriculum, were used. Teaching materials developed based on strategies, observation data and a two-tie conceptual understanding test consisting of three questions at the end of the teaching were used as data collection tools. Data analysis was carried out with content and descriptive analyzes in accordance with the nature of the data. It was determined that the students were at a high level in clarifying and analyzing the meanings of words or phrases and noting significant similarities and differences; and they were successful in creating correct and significant models, especially by comparing the units of analysis obtained with analyzing words or phrases. It was observed that the students were partially sufficient in developing one's perspective and exploring implications and consequences. It was determined that some students had difficulties in expressing why they think that way and the foundation on which their opinions were based during the process of developing one's perspective. Therewithal, it was specified that the students' conceptual understandings levels towards the topic was at high level. Accordingly, it can be stated that critical thinking strategies are effective in teaching the topic of the PNoM.

Maddenin Tanecikli Yapısı Konusunun Eleştirel Düşünme Stratejileri Ile Öğretilmesi


Bahar CANDAŞ1, Haluk ÖZMEN2
1Trabzon Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 118 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmada, yedinci sınıf maddenin tanecikli yapısı konusunun eleştirel düşünme stratejileri ile öğretilmesi ve öğrencilerin kavrama düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Durum çalışmasına göre yürütülen çalışmaya 22 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Eleştirel düşünme stratejilerini içeren ders planları, eleştirel düşünme öğretim yaklaşımlarından karma yaklaşımın (genel yaklaşım ve konuya entegre yaklaşım) gereklilikleri doğrultusunda tasarlanmıştır. Bu yaklaşım, öğrencinin konu alanı dışında farkında olmadan kullandığı stratejileri bilinçli olarak konuyla ilişkilendirerek kullanabilmesine dayanmaktadır. Eleştirel düşünme stratejileri ile zenginleştirilmiş maddenin tanecikli yapısı konusunun öğretimi 8 ders saati sürmüştür. Çalışmada, Paul, Binker, Douglas, Jensen & Kreklau (1990) tarafından geliştirilen 26 bilişsel stratejinden maddenin tanecikli yapısının kazanımlarıyla uyumlu olan dört tanesi kullanılmıştır (S12. Görüş geliştirme; S14. Söz öbeklerinin analizi ve açık hale getirilmesi; S29. Önemli benzerlikleri ve farklılıkları ayırt etme; S35. Değişime sebep olan faktörlerle sonuçları arasında sebep sonuç ilişkisi kurma). Stratejilere dayalı olarak geliştirilen öğretim materyalleri, gözlem verileri ve öğretimin sonunda üç sorudan oluşan iki aşamalı kavramsal anlama testi veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin doğasına uygun olarak içerik ve betimsel analizlerle veri analizi yürütülmüştür. Öğrencilerin söz öbeklerini analiz etme ile benzerlikleri ve farklılıkları belirlemede iyi düzeyde; özellikle söz öbeklerini analiz ederek elde ettikleri analiz birimlerini karşılaştırarak doğru ve anlamlı modeller oluşturmada başarılı oldukları belirlenmiştir. Görüş geliştirme ve sebep sonuç ilişkisi kurmada ise öğrencilerin kısmen yeterli durumda oldukları görülmüştür. Bazı öğrencilerin görüş geliştirme sürecinde neden o şekilde düşündüklerini, görüşlerinin dayandığı durumları ifade etmede sıkıntı yaşadıkları tespit edilmiştir. Bununla beraber öğrencilerin konuya yönelik kavrama düzeylerinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda, maddenin tanecikli yapısı konusunun öğretilmesinde eleştirel düşünme stratejilerinin etkili olduğu ifade edilebilir.


Evaluating 8th-grade Students Skills In Solving New Generation Questions Related To Determining Variables


Rukiye ALTAŞ1, Şirin İLKÖRÜCÜ2
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ FEN BİLGİSİ EĞİTİMİ


Abstract No: 248 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

21st century in order to make a logical inference in critical thinking, skills; It is essential to define the variables required by the problem, determine the hypotheses and predictions, and reach the result by considering the information about the subject. Some studies in the eighth-grade science program, none of the acquisitions for the skill of “determining variables”; It has been stated that there are no examples of activities related to the skill of "conducting science experiments" in the coursebook. This study aims to understand the situations that affect students' problem-solving skills related to dependent-independent and control variables. The research aims to understand how 8th-grade students solve the questions to determine the variables in the new generation science questions in the high school entrance exam (LGS).  The research was designed as a holistic single case study, one of the qualitative research methods. The research was carried out with 18 students studying in a public school. The fact that the first researcher spent more time with the students provided more detailed and reliable data from the participants. The data of the research were obtained from documents, questionnaires and interviews. The questions asked about science in the LGS exam between the years 2018-2020 constituted the source of the documents. In order to understand the students' strategies for reading new generation questions, a reading strategies meta-awareness inventory was applied. A total of 25 questions aiming to determine the science variables in LGS were selected and applied as a test. Among these questions, the least answered questions were selected and 6 volunteer students were interviewed in order to describe the situation in detail. According to findings, a total of 25 questions were determined in 4 categories, 8 in 2020, 9 in 2019 and 8 in 2018. These categories are concrete and abstract thinking, conduct an experiment and making inferences from the experimental design. When the questions with the least correct answers from these questions were asked to the students, it was understood that the students' used strategies based on deep and surface sub-themes when they first encountered and solved the questions. It was understood that students' reading strategies meta-awareness and lower levels (general reading, problem-solving, supporting reading strategies x̄=103 ( x̄= 43.44 x̄ =34.11 x̄ =25.11) were above the medium level. However, when the inventory items were evaluated," It was noticed that they gave low scores to the items containing the phrases; write summaries to reflect on key ideas, take notes while reading, summarizing, using typographical aids to identify key information.

8. Sinif Öğrencilerinin Bilimsel Süreç Becerilerinden Değişken Belirleme Temelli Yeni Nesil Sorulari Çözme Durumlarinin Değerlendirilmesi


Rukiye ALTAŞ1, Şirin İLKÖRÜCÜ2
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ FEN BİLGİSİ EĞİTİMİ


Bildiri No: 248 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

21. yy. becerilerinden olan eleştirel düşünmede mantıksal bir çıkarımda bulunabilmek için; problem ile gerekli olan değişkenleri tanımlamak, hipotezleri ve tahminleri belirlemek, konu ile ilgili bilgileri dikkate alarak sonuca ulaşmak önemlidir Yapılan çalışmalarda, 8. Sınıf programında “değişkenleri belirleme” becerisine yönelik kazanıma ve ders kitabında “deney yapma” becerisine yönelik etkinlik örneği olmadığı belirtilmektedir. Bu çalışma ile öğrencilerin fen bilimleri ile ilgili yeni nesil sorularında, bilimsel süreç becerilerinden bağımlı-bağımsız ve kontrol değişkenlerine ilişkin soruları çözebilmelerini etkileyen durumlarının anlaşılması hedeflenmektedir. Bu amaçla liselere giriş sınavında (LGS) çıkmış fen bilgisi yeni nesil değişkenleri belirleme soruları nasıl çözdükleri sorusuna cevap aranmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden, bütüncül tek durum çalışması olarak desenlemiştir. Araştırma devlet okulunda eğitim gören 18 öğrenci ile yürütülmüştür. Birinci araştırmacının öğrenciler ile fazla zaman geçirmesi, katılımcılardan daha ayrıntılı ve güvenilir veri sağlamıştır. Araştırmanın verileri dokümanlardan, anket ve görüşmelerden sağlanmıştır. 2018-2020 yılları arasında LGS sınavında fen bilgisi ile ilgili sorulan sorular dokümanların kaynağını oluşturmuştur.  Öğrencilerin yeni nesil soruları okuma stratejilerini anlamak amacıyla okuma stratejileri üst farkındalık envanteri uygulanmıştır. LGS’de çıkan fen bilgisi değişkenleri belirlemeyi hedefleyen toplam 25 soru seçilerek test olarak uygulanmıştır. Bu sorulardan en az cevaplanan sorular seçilerek durumun ayrıntılı olarak betimlenmesi amacıyla gönüllü 6 öğrenci ile görüşme yapılmıştır.  Bulgular değerlendirildiğinde 2020 yılında 8, 2019 yılında 9 ve 2018 yılında 8 olmak üzere somut düşünme ve soyut düşünmeyi gerektiren ve deney düzeneği kurmayı ve deney düzeneğinden çıkarımı temel alan 4 kategoride toplam 25 soru tespit edilmiştir. Bu sorulardan en az doğru yanıtlanan sorular öğrencilere sorulduğunda, öğrencilerin sorularla ilk karşılaştıklarında ve soruları çözerken, derin ve yüzeysel alt temalarını temel alan stratejilerden yararlandıkları anlaşılmıştır. Öğrencilerin okuma stratejileri üst farkındalık ve alt düzeylerinin (genel okuma, problem çözme, okuma stratejilerini destekleme x̄=103 ( x̄= 43,44 x̄ =34,11 x̄ =25,11) orta düzeyin üstünde olduğu anlaşılmıştır. Ancak envanter maddeleri değerlendirildiğinde, okurken okuduğumu anlamak için not alırım, ana bilgiyi belirlemek için yazımsal yardımlar alırım, metindeki önemli noktalar üzerinde düşünmek için okuduğumu özetlerim maddelerine düşük puan verdikleri fark edilmiştir.


Türkiye Ile Kanada Fen Öğretim Programlarinin Çevre Eğitimi Açisindan Karşilaştirmasi


Ali Günay BALIM1, Ece ALTAY1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 249 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

İnsanlar yüzyıllar boyunca içerisinde bulunduğu çevreden hem etkilenmekte hem de içerisinde bulunduğu çevreyi etkilemektedir. Çevre sorunlarının temeline inildiğinde insanların çevre eğitimi konusunda yetersiz oldukları göz önüne alındığında aslında çevre eğitiminin ne kadar büyük bir role sahip olduğu açıkça görülmektedir. Bu açıdan ülkelerin eğitim sistemi içerisinde, çevre eğitimine ne kadar yer verdiklerinin araştırılması gerekmektedir. Çalışmanın amacı, OECD ve PISA raporlarına göre Fen Bilimleri akademik başarısında dünya çapında oldukça iyi bir yere sahip olan Kanada ile Türkiye’nin, ortaokul öğrencilerine uygulamakta oldukları Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programının çevre eğitimi açısından karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın yanıt aradığı sorular yazılı olan materyallerin içerik ve kapsamına yönelik olduğu için döküman incelemesi kullanılmıştır. Analizler yapılırken Türkiye’de hali hazırda uygulanmakta olan 2018 yılı Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı seçilirken, Kanada’da 2007 yılında revize edilen The Ontario Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programı dokümanları incelenmiştir. Çalışma sonucunda, The Ontairo programında her ünitede çevre konuları üzerine en az bir kazanım bulunmakta iken MEB programında her ünitede çevre konuları üzerine kazanım bulunmamaktadır. Ayrıca MEB programında çevre konuları üzerine ayrı üniteler bulunmakta iken The Ontario programında çevre konuları üzerine ayrı bir ünite yer almamaktadır. Kazanım sayıları karşılaştırıldığında 5, 6 ve 7. Sınıflarda The Ontario programında kazanım sayıları fazla iken 8. Sınıfta MEB 2018 programında yer alan kazanım sayısı daha fazladır. Bunlara ek olarak, çevre eğitimi konusunda ülkemizde uygulanan Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programının niteliğinin artırılması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca bu ülkelerin yaygın eğitim boyutunda da çevre konularının incelenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Türkiye Ile Kanada Fen Öğretim Programlarinin Çevre Eğitimi Açisindan Karşilaştirmasi


Ali Günay BALIM1, Ece ALTAY1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 249 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İnsanlar yüzyıllar boyunca içerisinde bulunduğu çevreden hem etkilenmekte hem de içerisinde bulunduğu çevreyi etkilemektedir. Çevre sorunlarının temeline inildiğinde insanların çevre eğitimi konusunda yetersiz oldukları göz önüne alındığında aslında çevre eğitiminin ne kadar büyük bir role sahip olduğu açıkça görülmektedir. Bu açıdan ülkelerin eğitim sistemi içerisinde, çevre eğitimine ne kadar yer verdiklerinin araştırılması gerekmektedir. Çalışmanın amacı, OECD ve PISA raporlarına göre Fen Bilimleri akademik başarısında dünya çapında oldukça iyi bir yere sahip olan Kanada ile Türkiye’nin, ortaokul öğrencilerine uygulamakta oldukları Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programının çevre eğitimi açısından karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın yanıt aradığı sorular yazılı olan materyallerin içerik ve kapsamına yönelik olduğu için döküman incelemesi kullanılmıştır. Analizler yapılırken Türkiye’de hali hazırda uygulanmakta olan 2018 yılı Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı seçilirken, Kanada’da 2007 yılında revize edilen The Ontario Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programı dokümanları incelenmiştir. Çalışma sonucunda, The Ontairo programında her ünitede çevre konuları üzerine en az bir kazanım bulunmakta iken MEB programında her ünitede çevre konuları üzerine kazanım bulunmamaktadır. Ayrıca MEB programında çevre konuları üzerine ayrı üniteler bulunmakta iken The Ontario programında çevre konuları üzerine ayrı bir ünite yer almamaktadır. Kazanım sayıları karşılaştırıldığında 5, 6 ve 7. Sınıflarda The Ontario programında kazanım sayıları fazla iken 8. Sınıfta MEB 2018 programında yer alan kazanım sayısı daha fazladır. Bunlara ek olarak, çevre eğitimi konusunda ülkemizde uygulanan Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programının niteliğinin artırılması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca bu ülkelerin yaygın eğitim boyutunda da çevre konularının incelenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.